online kişi sayısının 300'ün altında kalması
bu daha da düşer. ekşi sözlükte ki tartışma ortamı yok burada .
acilen aynı başlığa bir kere yazma kuralının kaldırması lazım.
edit: verin bu kardeşinize yetkiyi görün bakın nasıl uğraşılıyor bu online lobisiyle verin yetkiyi görün etkiyi
acilen aynı başlığa bir kere yazma kuralının kaldırması lazım.
edit: verin bu kardeşinize yetkiyi görün bakın nasıl uğraşılıyor bu online lobisiyle verin yetkiyi görün etkiyi
devamını gör...
dolapdereli sabri abi
ümit besen çalınca dayanamaz, değiştirin ulan şu kasedi diye bağırır.
başına gelen bütün işleri tayfun açmıştır, oysa o ne güzel umreye gidecektir.
başına gelen bütün işleri tayfun açmıştır, oysa o ne güzel umreye gidecektir.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
kafa radyonun nerde olduğunu dün gördüm.
oda bir moderatör sayesinde.
dünden beri kendime gülüyorum.
oda bir moderatör sayesinde.
dünden beri kendime gülüyorum.
devamını gör...
nefret
kalbimde pek tutamadığım, kişiye zarar veren duygudur.
devamını gör...
estetik ameliyatı olana geçmiş olsuna gidilmeli mi sorunsalı
daha çok hayırlı olsuna gidilir bence. ama estetik ameliyatların sadece keyfi yapılmadığını unutmamak lazım. kazalarda yüzü zarar görmüş insanlarada estetik operasyon yapılır. ve gerçekten de hayat kurtarıcıdır. bu gibi durumlar da gecmis olsuna gidilir tabi.
devamını gör...
kapitalizmi anlatan en iyi söz
kapitalizm dindir. bankalar kilise, bankacılar rahip, zenginlik cennet, fakirlik cehennem, zenginler aziz, fakirler günahkar, mülkiyet kutsaldır, para ise tanrıdır! - miguel d. lewis
devamını gör...
beğeni almayıp sürekli yazan yazar
beğeni almak için değil yazmak istediği için yazıyordur. onlarca hiç beğeni olmayan tanımım var ama neden yazdım diye hiç düşünmedim bile..
devamını gör...
şükrü erbaş
"ayrılık ne biliyor musun? ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte... insanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık. ipi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine. ardında dünyalar ışıyan camlar dururken duvarlara dalıp dalıp gitmesi. türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık. ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde kendi sesiyle silinmek. birdenbire büyümesi, gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun. insanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi. bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde. saçına rüzgar, sesine ışık düşürememek kimsenin. parmaklarını sözüne pınar edememek. uzaklarda bir adamın üşümesi, bir kadın dağlara daldıkça. ışıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan. çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun. evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması... ayrılık o küçük ölüm, usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan"
ayrılık gerçekten de buymuş, okuyunca iliklerime kadar hissettim.
ayrılık gerçekten de buymuş, okuyunca iliklerime kadar hissettim.
devamını gör...
ilkokul aşkı
hala görüşüyoruz kendisiyle. ellerimle evlendirdim hatta. umarım çok mutlu olur.
devamını gör...
yazarların yemek sonrası tekrar acıkma süresi
öğlen yemeği sırasında akşam ne yiyeceğimi düşünüyorum .
devamını gör...
kişide kaçma isteği uyandıran muhabbetler
süreli borsa, maç ve etraftaki kadınları kesip onlar hakkında fikir yürüten insan gibi görünen bireyler. özellikle borsa konusu çok sinir bozucu. biz de borsada işlem yaptık tamam, bana ne kadar bildiğini göstermeye gerek yok tamam anladım sen bu işin pirisin tamam.
devamını gör...
çaya şeker atan zevksiz
bir bitmediniz!
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ruh halleri
öncelikle günaydın, sonra güzel, sonra fena değil, sonra mis!
şuradayım ben, bekliyoruz. çıkıp çıkıp gelin.
dan dan dan daaannnn
edit : bu ruh halinde ürün yerleştirme vardır, kırmızı tuborg içerir ahahaah
2. edit : wertheimer allah belayı vermeye, hiç durmadan bunu dinliyorum, sen sardın başıma ahahahhahaha
şuradayım ben, bekliyoruz. çıkıp çıkıp gelin.
dan dan dan daaannnn
edit : bu ruh halinde ürün yerleştirme vardır, kırmızı tuborg içerir ahahaah
2. edit : wertheimer allah belayı vermeye, hiç durmadan bunu dinliyorum, sen sardın başıma ahahahhahaha
devamını gör...
sahtesi olmayan duygu
bir arkadaşımın doğum hikayesini anlatırken duyduğu mutluluk ve gözlerindeki ışıltı. evlat sevgisi bu olsa gerek. o kadar acı çekmesine rağmen, büyük bir mutlulukla anlatması sahte olamaz sanırım.
devamını gör...
normal sözlük'te türkçe öğretmeni aramak
virgül yanlış, üstten ayraç olmalı mı, de ,da yı bitişik yazmışsın diyen biiir sürü öğretmen var burda, neden bu kadar zorlandınız bulmakta acaba ?
devamını gör...
bilinmeyen bir kadının mektubu
lise sondayken edebiyat hocamız sayesinde tanışıp resmen aşığı olduğum zweig'in, mükemmel eserlerinin şahı olan kitabı.
şöyle oldu; sanki serin bir akşam üstüydü, kaldırıma çökmüş yorgun bir kadın gördüm ve yanına oturdum. nedensizce kadının donuk gözlerle etrafı seyrettiği şeklinde canlanır gözümde. sonra bu kadın bunu bekliyormuş gibi başından geçenleri tek tek anlatmaya başladı.
çocukluk ila gençlik arasındaki dönemine henüz adım atmıştı. annesiyle birlikte oldukça bir yaşam sürerken karşılarındaki daireye taşınan ve ondan yaşça büyük olup kendi halindeki yaşayan o adama aşık olmuştu. aşkın büyüsüdür ya; sıradan hayatı renklenmiş, ömrünü heba edebileceği bir amaç bulmuştu. değil mi ki zaten bizi amaçlarımız tüketir? kadın da amacının peşinden giderken yaralar almıştı.
adamın karşısına "(i: kapıyı açtığı için teşekkür ettiği küçük kız" diye çıkamadığından, şahsın yolda gördüğü rastgele bir kadın olarak çıkmıştı. henüz on sekiz yaşındayken yalnızca bedeninin değil, ruhunun da bekaretini teslim etmişti. adam ise bunların hiçbirinin farkında değildi. kadın ağlıyordu anlatırken, ağladığının farkında değildi ama. gözyaşı dökmeye alışkın olduğundan herhalde.
neyse, bu adam kadınla yeniden bir araya geldiklerinde dahi onu tanımamıştı. yeniden karşılaştığı bu beden hiç tanıdık gelmemişti ona, üstelik birlikte geçirdikleri gecenin sabahında kadına hediye olarak çantasına koyduğu paraları bırakmıştı, bir de zeki bakışlı oğlunu. her şeye rağmen ne öfkelenmişti ne kırılmıştı ne de aşkından vazgeçmişti ismini sormayı unuttuğum hanımefendi. oğlu ölmüştü, o da kendini iyi hissetmiyordu ve olup biteni hayatını öylece yaşayıp giden o herife anlatmak için kağıda dökecekti. usulca izin isteyip kalktı, bir daha da görmedim. bir sonraki gün öldüğünü öğrendim.
zweig böyledir işte. karakteriyle sizi dost eder. ölseler bile unutmazsınız. bu kadın bana hiç yabancı gelmedi. benzeri bir aşk yaşadığımdan değil, duygusal boşluğundan, içinin ölmeye yüz tutmuş olmasından tanıdım.
anlatım gayet sade, duyguları harekete geçirme ultra büyük ve çaresizliği hissettirme olağanüstüydü.
acaba intihar etmeseydi daha neler yazardı bu adam, diye düşünmeden edemiyor insan.
ayh, duygulandım yine. alıntı cümle bırakıp kaçayım;
-"insanlar arasında yalnız kalmaktan daha korkunç bir şey yoktur."
şöyle oldu; sanki serin bir akşam üstüydü, kaldırıma çökmüş yorgun bir kadın gördüm ve yanına oturdum. nedensizce kadının donuk gözlerle etrafı seyrettiği şeklinde canlanır gözümde. sonra bu kadın bunu bekliyormuş gibi başından geçenleri tek tek anlatmaya başladı.
çocukluk ila gençlik arasındaki dönemine henüz adım atmıştı. annesiyle birlikte oldukça bir yaşam sürerken karşılarındaki daireye taşınan ve ondan yaşça büyük olup kendi halindeki yaşayan o adama aşık olmuştu. aşkın büyüsüdür ya; sıradan hayatı renklenmiş, ömrünü heba edebileceği bir amaç bulmuştu. değil mi ki zaten bizi amaçlarımız tüketir? kadın da amacının peşinden giderken yaralar almıştı.
adamın karşısına "(i: kapıyı açtığı için teşekkür ettiği küçük kız" diye çıkamadığından, şahsın yolda gördüğü rastgele bir kadın olarak çıkmıştı. henüz on sekiz yaşındayken yalnızca bedeninin değil, ruhunun da bekaretini teslim etmişti. adam ise bunların hiçbirinin farkında değildi. kadın ağlıyordu anlatırken, ağladığının farkında değildi ama. gözyaşı dökmeye alışkın olduğundan herhalde.
neyse, bu adam kadınla yeniden bir araya geldiklerinde dahi onu tanımamıştı. yeniden karşılaştığı bu beden hiç tanıdık gelmemişti ona, üstelik birlikte geçirdikleri gecenin sabahında kadına hediye olarak çantasına koyduğu paraları bırakmıştı, bir de zeki bakışlı oğlunu. her şeye rağmen ne öfkelenmişti ne kırılmıştı ne de aşkından vazgeçmişti ismini sormayı unuttuğum hanımefendi. oğlu ölmüştü, o da kendini iyi hissetmiyordu ve olup biteni hayatını öylece yaşayıp giden o herife anlatmak için kağıda dökecekti. usulca izin isteyip kalktı, bir daha da görmedim. bir sonraki gün öldüğünü öğrendim.
zweig böyledir işte. karakteriyle sizi dost eder. ölseler bile unutmazsınız. bu kadın bana hiç yabancı gelmedi. benzeri bir aşk yaşadığımdan değil, duygusal boşluğundan, içinin ölmeye yüz tutmuş olmasından tanıdım.
anlatım gayet sade, duyguları harekete geçirme ultra büyük ve çaresizliği hissettirme olağanüstüydü.
acaba intihar etmeseydi daha neler yazardı bu adam, diye düşünmeden edemiyor insan.
ayh, duygulandım yine. alıntı cümle bırakıp kaçayım;
-"insanlar arasında yalnız kalmaktan daha korkunç bir şey yoktur."
devamını gör...
kişinin aşık olduğunu anladığı an
okuduklarımdan sonra hiç aşık olmadığımı tekrardan fark ettim. bu güzel duygularınıza sahip çıkın dostlarım, güzel şeyler bunlar.
devamını gör...
türkiye'de ciddi ciddi rock'un bitmesi
biten r.o.k.'tur, rock olsa bilirdik.
devamını gör...
kaplan
soyu tükenmek tehlikesi ile karşı karşıya olan bir çok hayvan ırkından sadece biri.
tükenmesinin başlıca sebebi de insanoğlu ne yazık ki.
tükenmesinin başlıca sebebi de insanoğlu ne yazık ki.
devamını gör...
sevgilini mi tercih edersin arkadaşını mı sorunsalı
bir tercih konusu olmayandır.
beni tercih yapmak durumunda bırakan birileri varsa, onlardan başka her şeyi tercih edebilirim.
beni tercih yapmak durumunda bırakan birileri varsa, onlardan başka her şeyi tercih edebilirim.
devamını gör...