futbolla ilgilenen kadın görünce hemen ofsaytı soran tipler
soruyu sordukları kadının hakem olma ihtimali de olabilir aman dikkat etsinler, yoksa sonu nikah masasında bitebiliyor.
...ya da sorun sorun belki hayatınızın aşkını bile bulabilirsiniz. hatta ofsaytta bile hanımcılık kazanabiliyor bu örnekteki gibi.
...ya da sorun sorun belki hayatınızın aşkını bile bulabilirsiniz. hatta ofsaytta bile hanımcılık kazanabiliyor bu örnekteki gibi.
devamını gör...
nickaltı girilsin diye sözlüğü terk eden yazar
aynı zamanda "beni neden sevmediniz" diyen yazardır. yalnız üzgün biçare hissetmiştir. montunu alıp gitmiştir.
devamını gör...
hayattaki küçük mutluluklar
çok sevdiğim birine uzun uzun sarılmak .
devamını gör...
rock hudson
önce kısaca anlatalım sonra da türkiye ile olan alakasına bakalım:
1925-1985 tarihleri arasında yaşamış, yakışıklılığı sebebiyle tüm kadınların sevgilisi olmuş bir aktördür. sinemada doris day ile iyi bir ikili olmuşlardır. ancak tüm kadınların hayran olduğu rock hudson eşcinseldir ve bunu uzun bir süre saklamak zorunda kalmıştır, başından eşcinselliğini gizlemek için bir evlilik dahi geçmiş ama kısa sürmüştür.
daha sonra aids e yakalanmış, bunun üzerine eşcinsel olduğunu açıklamak zorunda kalınca tüm dünyanın ağzı açık kalmıştır .2 ekim 1985 de öldüğünde filmlerde birlikte oynadığı rol arkadaşı doris day başucundadır ve son görüşmelerini şöyle anlatır: "çok zayıflamıştı. hatta erimişti. eşcinsel olduğuna hala inanamıyordum. ustaca saklamıştı bizlerden. ellerini omuzuma koydu ‘özür dilerim doris. ama ölüyorum işte’ dedi."
gençlik fotoğrafı ve aidse yakalandıktan sonraki hali şöyle.
geldik türkiye ile olan ilişkisine yani "rock hudson'a benziyorsun" cinayetine:
yaşı yetenler belki olayı hatırlayacaktır. 9 ocak 1995 de 3 arkadaşın oturduğu içki masasından 2 ceset çıkmıştır. konu ile ilgili video :
not: homofobik değilim, tanımdan yanlış manalar çıkartılmasın lütfen.
1925-1985 tarihleri arasında yaşamış, yakışıklılığı sebebiyle tüm kadınların sevgilisi olmuş bir aktördür. sinemada doris day ile iyi bir ikili olmuşlardır. ancak tüm kadınların hayran olduğu rock hudson eşcinseldir ve bunu uzun bir süre saklamak zorunda kalmıştır, başından eşcinselliğini gizlemek için bir evlilik dahi geçmiş ama kısa sürmüştür.
daha sonra aids e yakalanmış, bunun üzerine eşcinsel olduğunu açıklamak zorunda kalınca tüm dünyanın ağzı açık kalmıştır .2 ekim 1985 de öldüğünde filmlerde birlikte oynadığı rol arkadaşı doris day başucundadır ve son görüşmelerini şöyle anlatır: "çok zayıflamıştı. hatta erimişti. eşcinsel olduğuna hala inanamıyordum. ustaca saklamıştı bizlerden. ellerini omuzuma koydu ‘özür dilerim doris. ama ölüyorum işte’ dedi."
gençlik fotoğrafı ve aidse yakalandıktan sonraki hali şöyle.
geldik türkiye ile olan ilişkisine yani "rock hudson'a benziyorsun" cinayetine:
yaşı yetenler belki olayı hatırlayacaktır. 9 ocak 1995 de 3 arkadaşın oturduğu içki masasından 2 ceset çıkmıştır. konu ile ilgili video :
not: homofobik değilim, tanımdan yanlış manalar çıkartılmasın lütfen.
devamını gör...
vietnam savaşı
cehennem gibi sıcak, ıslak, sık ve nemli ormanda bocalayan abd askerinin, orda doğup büyümüş milislere karşı kesin bir galibiyet sağlayamadığı bir savaş olarak kayıtlara geçmiştir.
o kadar ağır ve ıslak bir arazide full gear giden abd askerinin karşısında, elinde sadece ak-47, yedek 2-3 sarjör ve su matarası olan, ağaç tepesinde ya da bataklık içinde saatlerce, günlerce bekleyen, kumaş kıyafetli bir düşmanın olmasının farkını anlatmama gerek yok zaten.
abd her savaşın 2. dünya savaşı gibi "cephe savaşı" olmadığını vietnam'da acı bir şekilde anlamıştır.
adamlar ormanla bütünleşmişler. her taraf tuzak dolu. bir adım atıyorsun, kazıklarla dolu çukura düşüyorsun, bir anda 20 kişi korkunç bir şekilde ölüyor. bir noktaya basıyorsun, kafana 200 kiloluk kaya düşüyor. yürürken bir ipe takılıyorsun, el bombası patlıyor. ve bunlar her yerde.
sen ormanda 1 saatte 50 metre ilerleyemezken adamlar zaten ormanı sarmışlar, ağaç tepelerinde ilerliyorlar. sen onları ararken onlar zaten 10 dakikadır seni izliyorlar.
bir anda nereden geldiğini bilmediğin bir sniper mermisi kafanı parçalıyor.
sana sağdan ateş ediyorlar, sola doğru ateş ederek geri çekileyim diyorsun, istedikleri pusunun tam ortasına düşüyorsun.
psikoloji bitmiş. ordunun yarısı uyuşturucu bağımlısı olmuş. hatta ordu içinde eroin satılmaya başlanmış.
teknolojin hiçbir işe yaramıyor. orman, bataklık gibi yerlerde vur-kaç savaşı yapan düşmana yukarıdan napalm atıyorsun, 20 kişi öldürüyorsun. adamlar senin birliğine gece baskını yapıyor, 100 kişi öldürüyor, kafalarını kesip tüfeklerinin üzerindeki süngülere takıyor ve destek gelmeden kaçıp ormana karışıyor.
yakaladıkları esirlere canavar gibi davranıyorlar.
bu nedenle abd vietnam savaşını kazanamamıştır.
"kazandık yeaaa, koyduk işte" diyerek ülkeden çıkmış, ancak savaş, vietkong lehine bir beraberlik ile sonuçlanmıştır.
o kadar ağır ve ıslak bir arazide full gear giden abd askerinin karşısında, elinde sadece ak-47, yedek 2-3 sarjör ve su matarası olan, ağaç tepesinde ya da bataklık içinde saatlerce, günlerce bekleyen, kumaş kıyafetli bir düşmanın olmasının farkını anlatmama gerek yok zaten.
abd her savaşın 2. dünya savaşı gibi "cephe savaşı" olmadığını vietnam'da acı bir şekilde anlamıştır.
adamlar ormanla bütünleşmişler. her taraf tuzak dolu. bir adım atıyorsun, kazıklarla dolu çukura düşüyorsun, bir anda 20 kişi korkunç bir şekilde ölüyor. bir noktaya basıyorsun, kafana 200 kiloluk kaya düşüyor. yürürken bir ipe takılıyorsun, el bombası patlıyor. ve bunlar her yerde.
sen ormanda 1 saatte 50 metre ilerleyemezken adamlar zaten ormanı sarmışlar, ağaç tepelerinde ilerliyorlar. sen onları ararken onlar zaten 10 dakikadır seni izliyorlar.
bir anda nereden geldiğini bilmediğin bir sniper mermisi kafanı parçalıyor.
sana sağdan ateş ediyorlar, sola doğru ateş ederek geri çekileyim diyorsun, istedikleri pusunun tam ortasına düşüyorsun.
psikoloji bitmiş. ordunun yarısı uyuşturucu bağımlısı olmuş. hatta ordu içinde eroin satılmaya başlanmış.
teknolojin hiçbir işe yaramıyor. orman, bataklık gibi yerlerde vur-kaç savaşı yapan düşmana yukarıdan napalm atıyorsun, 20 kişi öldürüyorsun. adamlar senin birliğine gece baskını yapıyor, 100 kişi öldürüyor, kafalarını kesip tüfeklerinin üzerindeki süngülere takıyor ve destek gelmeden kaçıp ormana karışıyor.
yakaladıkları esirlere canavar gibi davranıyorlar.
bu nedenle abd vietnam savaşını kazanamamıştır.
"kazandık yeaaa, koyduk işte" diyerek ülkeden çıkmış, ancak savaş, vietkong lehine bir beraberlik ile sonuçlanmıştır.
devamını gör...
aynada kendine 3 dakika bakan insanın kendine anlamsız gelmeye başlaması
belki de anlamsızızdır dediğim başlık.
devamını gör...
gazi mahmut yaşargil
uyumayı konferansına gitmeye tercih ettiğim*, belki de böylesi büyük bi insanı görme fırsatını bir daha asla bulamayacağım hekim.
(bkz: otomatik leyla ekartörü)
(bkz: yaşargil anevrizma klipsi)
(bkz: otomatik leyla ekartörü)
(bkz: yaşargil anevrizma klipsi)
devamını gör...
rehineleri arabalara kalkan olarak bağlayan banka soyguncusu
çok zekice.
edep, haya ve ar gibi enfes özellikleri bünyesinde zevkle taşıyan bir insan olarak asla yapmak istemeyeceğim şeylerden biri suçu ve suçluyu övmektir. valla başkaları neler neler yapıyor ama ben çoğu şeyden korkuyorum. şimdiye kadar avukat arkadaşlara midilli çalmak, araba çalmak, ölümsüz adamı mariana çukuruna atmak, dayıları evlilik vaadi ile dolandırmak, uzaylı ameliyat etmek, insan ve hayvanları pembe yapmak ve bu gibi suçlar ile ilgili sorular sordum, hepsinin cezası varmış. bunu çok değerli hanim arkadaşlarım için yazıyorum sanırım cezaevine makyaj malzemesi götürmek yasakmış. ayna yok diyorlar. midilli çalsam ne olur diyorsun, büyükbaş hırsızlığı diye dosyaya geçer diyorlar. sahiden çok riskli şeyler bunlar.
bu nedenle bu tür bir soygun hakkında çok fazla şey demek istemiyorum. yemiyür. ancak hakkatan adamlar yaptiklari işe saygı duymuş, demeden edemiyorum. her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünmüşler. araçlara bağlanan rehineler, yürürken rehinelerden kendilerine kalkan yapmalar, acil servisin isini zorlaştırmak için o yol üzerinde araçları ateşe vermeler ve patlayıcılar ile kendilerini donatmış olmaları çok ince düşünülmüş şeyler. gerilimi artırıp şakamız yok diyip havaya ateş açıyorlar, çatışmanın nerede biteceğini biliyorlar falan. çok ince hesaplamalar yapılmış.
bi de bizimkilere bak. kafasına çorap geçiren bankaya girip kendini vurdurup sedye ile çıkıyor oradan. bu ülke çok yoruyor beni. cekip gideceğim artık. yether.
edep, haya ve ar gibi enfes özellikleri bünyesinde zevkle taşıyan bir insan olarak asla yapmak istemeyeceğim şeylerden biri suçu ve suçluyu övmektir. valla başkaları neler neler yapıyor ama ben çoğu şeyden korkuyorum. şimdiye kadar avukat arkadaşlara midilli çalmak, araba çalmak, ölümsüz adamı mariana çukuruna atmak, dayıları evlilik vaadi ile dolandırmak, uzaylı ameliyat etmek, insan ve hayvanları pembe yapmak ve bu gibi suçlar ile ilgili sorular sordum, hepsinin cezası varmış. bunu çok değerli hanim arkadaşlarım için yazıyorum sanırım cezaevine makyaj malzemesi götürmek yasakmış. ayna yok diyorlar. midilli çalsam ne olur diyorsun, büyükbaş hırsızlığı diye dosyaya geçer diyorlar. sahiden çok riskli şeyler bunlar.
bu nedenle bu tür bir soygun hakkında çok fazla şey demek istemiyorum. yemiyür. ancak hakkatan adamlar yaptiklari işe saygı duymuş, demeden edemiyorum. her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünmüşler. araçlara bağlanan rehineler, yürürken rehinelerden kendilerine kalkan yapmalar, acil servisin isini zorlaştırmak için o yol üzerinde araçları ateşe vermeler ve patlayıcılar ile kendilerini donatmış olmaları çok ince düşünülmüş şeyler. gerilimi artırıp şakamız yok diyip havaya ateş açıyorlar, çatışmanın nerede biteceğini biliyorlar falan. çok ince hesaplamalar yapılmış.
bi de bizimkilere bak. kafasına çorap geçiren bankaya girip kendini vurdurup sedye ile çıkıyor oradan. bu ülke çok yoruyor beni. cekip gideceğim artık. yether.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
oy, sevmişem ben seni!
-------------------------------------
uy havar / ahmet arif
/ içerenköy, 3'lü koltuk, 2015
-------------------------------------
uy havar / ahmet arif
/ içerenköy, 3'lü koltuk, 2015
devamını gör...
resim yapan insanların dertleri
yapamamak.*
şaka bir yana; malzemelerin aşırı pahalı olması. malzeme kalitesinin de resim üzerinde çok belirleyici olması. maalesef o kadar kalitesiz tuvaller, fırçalar, boyalar kullandım ki birkaç lira pahalısına bile geçince resim inanılmaz değişiyor.
şaka bir yana; malzemelerin aşırı pahalı olması. malzeme kalitesinin de resim üzerinde çok belirleyici olması. maalesef o kadar kalitesiz tuvaller, fırçalar, boyalar kullandım ki birkaç lira pahalısına bile geçince resim inanılmaz değişiyor.
devamını gör...
dudak yemekten kurtulamamak
dudakları mahveden eylem. pudra şekeri bağımlıları gibi ben de dudak yeme bağımlısıyım.*
devamını gör...
31 yaşındaki yazarlardan genç kardeşlerine tavsiyeler
bari bir yaş aralığı vereydin biz de 36 yaş olarak nasiplenseydik tavsiye verseydik kardeş diyerek sitem ettiğim tavsiyelerdir.
devamını gör...
sahillerde yakışıklı kaslı erkek görememek
türkiye de ki sahillerde olusunuzdandir.. otobüsü yanlış durakta beklemek bu olsa gerek..
devamını gör...
orhan veli dizeleri
ah aydınlıklardan uzaktayım
kafamda dağılmayan sükûn.
ölmedim lâkin, yaşamaktayım
dinle bak vurmada nabzı ruhun.
t: güneş şiirinden bir dize.
devamını gör...
yabancılarla girilen komik diyaloglar
yaklaşık 2 sene önce bir yaz tatilinde otelin yabancı çalışanlarından biriyle kavga etmiştim havuzun ortasında*.ilginç bir hikaye geliyooorr.
yaklaşık 7-8 kişi bir grup olarak gitmiştik ve yüzme bilmeyenler de vardı aramızda o yüzden havuz makarnası ya da daha bilinen adıyla yüzme için kullanılan sosis köpüklerden götürmüştük yanımızda. otelin ekibinden bir kadın rica etti bizden, bir etkinlik yapmaları için gerekliymiş ve ödünç aldı birkaç tanesini. daha sonra etkinlik bitti, biz de o sırada denize gideceğimiz için yüzme bilmeyenlere lazımdı onlar, gidip işleri bittiyse eğer zaten bize ait olan şeyleri geri almak için rica ettim kendisinden. onca zaman ingilizce konuştuk zaten dediğim gibi yabancıydı kendisi. daha sonra bana onların kendisine ait olduğunu ve vermeyeceğini söyledi. öyle böyle derken biz kavga etmeye başladık çünkü bizim olan bir şeyi ödünç almak istedi, verdik ama bize geri vermiyor asla. etraftan insanlar sormaya merak etmeye başladılar birileri daha yardımcı olmaya çalıştı hatta dil farkından dolayı bir yanlış anlaşılma varsa diye ama olay aynen anlattığım gibiymiş, hemfikir olduk herkesle bu konuda. havuzun ortasında kavga ettiğimizi gören canım türk haklı ve özellikle hanımları bana türkçe bi şekilde destek vermeye başladılar. kendilerine açıkladım büyük bir sorun ya da yardım edebilcekleri bir şey olmadığını ama onlar yine de kadına bağırdılar, üstüne gittiler kızdılar falan. neyse ki en sonunda ben tekrardan görevliyle görüşüp aldım malzemelerimizi.
asla unutamıyorum bu olayı ya, resmen havuzun ortasında kavga etmek zorunda kaldım kadınla*.
yaklaşık 7-8 kişi bir grup olarak gitmiştik ve yüzme bilmeyenler de vardı aramızda o yüzden havuz makarnası ya da daha bilinen adıyla yüzme için kullanılan sosis köpüklerden götürmüştük yanımızda. otelin ekibinden bir kadın rica etti bizden, bir etkinlik yapmaları için gerekliymiş ve ödünç aldı birkaç tanesini. daha sonra etkinlik bitti, biz de o sırada denize gideceğimiz için yüzme bilmeyenlere lazımdı onlar, gidip işleri bittiyse eğer zaten bize ait olan şeyleri geri almak için rica ettim kendisinden. onca zaman ingilizce konuştuk zaten dediğim gibi yabancıydı kendisi. daha sonra bana onların kendisine ait olduğunu ve vermeyeceğini söyledi. öyle böyle derken biz kavga etmeye başladık çünkü bizim olan bir şeyi ödünç almak istedi, verdik ama bize geri vermiyor asla. etraftan insanlar sormaya merak etmeye başladılar birileri daha yardımcı olmaya çalıştı hatta dil farkından dolayı bir yanlış anlaşılma varsa diye ama olay aynen anlattığım gibiymiş, hemfikir olduk herkesle bu konuda. havuzun ortasında kavga ettiğimizi gören canım türk haklı ve özellikle hanımları bana türkçe bi şekilde destek vermeye başladılar. kendilerine açıkladım büyük bir sorun ya da yardım edebilcekleri bir şey olmadığını ama onlar yine de kadına bağırdılar, üstüne gittiler kızdılar falan. neyse ki en sonunda ben tekrardan görevliyle görüşüp aldım malzemelerimizi.
asla unutamıyorum bu olayı ya, resmen havuzun ortasında kavga etmek zorunda kaldım kadınla*.
devamını gör...
ücretli öğretmenlik
kadrolu öğretmen tatil olsun ister o istemez. her tatil ücret almamak demek.
devamını gör...
sanalika
2008 yılında yayınlanan sanal oyundur. karakter yaratma, çeşitli görevler yapıp para kazanma (balık tutma, gazete dağıtma, çöp toplama vb.), günlük aktiviteleri yapabilme (ev sahibi olmak, kuaför, sinema, cafe, alışveriş merkezi gibi yerlere gitme, ev eşyası alabilme vb.) özelliklerine sahiptir. mevsimlere göre oyunun teması da değişir. kışın kar birikir mesela caddelere.
oyunun yanılmıyorsam ilk çıktığı zamanlarda para birimi ''sanil''di. fakat daha sonrasında ''diamond'' da eklendi. normalde görevleri yapıp sanil kazanabilirken diamond kazanabilmek için para vermeniz gerekmekte.
benim bu oyunla tanışmam 9 yaşında, oyun çıktıktan bir yıl sonra olmuştu. hatırlıyorum da, balık tutup çöp toplayarak sanil kazanırdık. o zamanlar oyun çok cimriydi, o kadar caddeleri dolaşarak topladığımız çöplerin karşılığı nasıl 25 sanil olabilirdi insafsızlar... bir yoyo alabilmek için günlerce görev yapmanız gerekirdi, hele bir de ışıklı toplar ve kılıçlar vardı ki onlar için rahat bir ay görev peşinde koşulmalıydı.
yine de çocukluğumu hatırlattığından mıdır bilinmez, güzeldi. tabii ''sew olalım'' muhabbetine hiç girmiyorum bile. o neydi öyle her önüne gelen isim sormadan bu soruyu sorardı. her muhabbetin dönüyor olması çocuklar için gerçekten tehlikeliydi. zaten bir ara oyuna erişim yasağı gelmişti. o erişim yasağının da sebebi çocukları cinsel istismardan korumakmış. küçükken nedenini bilmiyordum elbette. erişim yasağından sonra küfürlü kelimelerin kullanımı yasaklandı* (sohbet argo içerirse mesajı gönderemiyordunuz) ve 18 yaş altı kullanıcılar için aile onayı sistemi geldi.
geçenlerde aklıma geldi bir bakayım dedim, her şey değişmiş, birçok yenilik hatta kolaylık gelmiş fakat eskiden daha anlamlıydı.
oyunun yanılmıyorsam ilk çıktığı zamanlarda para birimi ''sanil''di. fakat daha sonrasında ''diamond'' da eklendi. normalde görevleri yapıp sanil kazanabilirken diamond kazanabilmek için para vermeniz gerekmekte.
benim bu oyunla tanışmam 9 yaşında, oyun çıktıktan bir yıl sonra olmuştu. hatırlıyorum da, balık tutup çöp toplayarak sanil kazanırdık. o zamanlar oyun çok cimriydi, o kadar caddeleri dolaşarak topladığımız çöplerin karşılığı nasıl 25 sanil olabilirdi insafsızlar... bir yoyo alabilmek için günlerce görev yapmanız gerekirdi, hele bir de ışıklı toplar ve kılıçlar vardı ki onlar için rahat bir ay görev peşinde koşulmalıydı.
yine de çocukluğumu hatırlattığından mıdır bilinmez, güzeldi. tabii ''sew olalım'' muhabbetine hiç girmiyorum bile. o neydi öyle her önüne gelen isim sormadan bu soruyu sorardı. her muhabbetin dönüyor olması çocuklar için gerçekten tehlikeliydi. zaten bir ara oyuna erişim yasağı gelmişti. o erişim yasağının da sebebi çocukları cinsel istismardan korumakmış. küçükken nedenini bilmiyordum elbette. erişim yasağından sonra küfürlü kelimelerin kullanımı yasaklandı* (sohbet argo içerirse mesajı gönderemiyordunuz) ve 18 yaş altı kullanıcılar için aile onayı sistemi geldi.
geçenlerde aklıma geldi bir bakayım dedim, her şey değişmiş, birçok yenilik hatta kolaylık gelmiş fakat eskiden daha anlamlıydı.
devamını gör...
yazarların 2021 hedefleri
bosanabilmek.. lutfen bari bu olsun dedigim hedeftir..
devamını gör...

