atatürk ne yaptıysa doğrudur ve asla sorgulanamaz
mesele atatürk'ün sorgulanması, yaptıklarının tartışılması hiç olmadı. nerede bir yobaz veya bölücü varsa tek amaçları atanın şahsiyetine ve en büyük eseri cumhuriyete saldırmak olmuştur. demokrat parti döneminde atatürk ve atatürk dönemi çok da güzel sorgulanmış ve tartışılmıştır -günümüzden de fazla-. durum yoğun cahilliğin ve bir kaç gerici piçin "hilafeti kaldırdılar!", "din elden gidiya!" gibi söylemleri ile öyle bir hale gelmişti ki sadece atatürk değil devletin şekli tartışılır hale gelmişti, küfür kıyameti saymıyorum. sonra tabii demokrat parti 5816 sayılı kanunu* çıkartmak zorunda kalmıştır. bugün bile arabımsıların en ıslak hayali bu kanunun kalkmasıdır. yani atatürk bugün bu ülkede bir kişiden çok daha fazla tartışılabiliniyor, onu hiç dert etmeyin. ha, kamâlizmi adeta din olarak görmüş ve gören kimseler de olmuştur, yoktur demek yanlış olur. bu kişiler de aslında ona ve düşüncelerine kastetmeden zarar vermişlerdir.
bu arada türk gencinin atasının hatırasını kanunla koruması gayet yüz kızartıcı bir durumdur. çağdaş bir medeniyete atacağımız ilk adımda böyle bir kanunun hiçbir kitabımızda yeri olmaz, olmamalıdır. ancak o güne değin hâkime değil kanuna güveneceğim.
bu arada türk gencinin atasının hatırasını kanunla koruması gayet yüz kızartıcı bir durumdur. çağdaş bir medeniyete atacağımız ilk adımda böyle bir kanunun hiçbir kitabımızda yeri olmaz, olmamalıdır. ancak o güne değin hâkime değil kanuna güveneceğim.
devamını gör...
filtre kahve
''tanrı suyu yarattı, insanoğlu filtre kahveyi''
devamını gör...
4 mart 2021 bitlis'te askeri helikopter kazası
son dakika haberi: bingöl'den tatvan'a gitmek üzere bugün saat 13.55’te kalkış yapan kara kuvvetleri komutanlığı'na ait cougar tipi bir helikopter düştü. kazada 9 asker şehit oldu, 4 asker de yaralandı.
allah rahmet eylesin şehitlerimize, yaralılara şifa versin.
haber linki
allah rahmet eylesin şehitlerimize, yaralılara şifa versin.
haber linki
devamını gör...
askerliğin kadınlara da zorunlu olması gerekliliği
madem eşitlik.. her yerde, her alanda eşitlik olsun.
devamını gör...
yazarların kendini tanımlama şekli
amazon kolilerinin içindeki geri dönüşümlü kağıttan yapılan destek elemanıyım işe yararım ama bi yere kadar sonra git bidaha dönüş falan.
devamını gör...
en iyi arkadaşlıkların dayandığı temel
o yapıyorsa vardır bir bildiği diyecek kadar güvenmek
devamını gör...
öğrencisi derse girmeyen öğretmenin ücretinin kesilmesi
o zaman hastası olmayan doktorun, suçlusu olmayan polisin, bekçinin de ücretini vermesin. böyle mantık mı olur? öğretmen en nihayetinde vaktini ayırmış, planını programını ona göre yapmış, bilgisayarın başına geçmiş. peki öğretmenin kaybolan zamanını kim geri getirecek? en azından ücreti verilmeli ki öğretmen kaybolan zamanının karşılığına bedel bir şeyler elde etmiş olsun. bugün bu haksızlığa ses çıkarmaz sevinirsen yarın sen veya senin çocuğun da devlette iş sahibi olunca aynı şeylerle karşılaşırsın. unutma, bugün ona yarın sana.
devamını gör...
sözlük yazarlarının tecrübe ettiği en ilginç karışımlar
pekmez ve makarna.
devamını gör...
like a stone
audioslave grubu ve chris cornell'in en iyi şarkısı.
kimilerine göre ölümü bekleyen yaşlı bir adamı anlatır. bu adamın, tüm arkadaşları ve ailesi ondan önce bu dünyadan göçmüş ve evinde artık kendi ölümünü bekler hale gelmiştir. tek beklentisi kendi ölümü sonucunda onlarla yeniden bir araya gelmesidir. sözlerdeki şu kısım başka neyi çağrıştırabilir olabilir?
in your house i long to be
room by room patiently
i'll wait for you there
like a stone
i'll wait for you there
alone
hayatının büyük kısmını depresyonda geçiren chris cornell belki de kendi hayatını anlatmış bu şarkıda?
kimilerine göre ölümü bekleyen yaşlı bir adamı anlatır. bu adamın, tüm arkadaşları ve ailesi ondan önce bu dünyadan göçmüş ve evinde artık kendi ölümünü bekler hale gelmiştir. tek beklentisi kendi ölümü sonucunda onlarla yeniden bir araya gelmesidir. sözlerdeki şu kısım başka neyi çağrıştırabilir olabilir?
in your house i long to be
room by room patiently
i'll wait for you there
like a stone
i'll wait for you there
alone
hayatının büyük kısmını depresyonda geçiren chris cornell belki de kendi hayatını anlatmış bu şarkıda?
devamını gör...
kırgınlık ve kızgınlık arasındaki fark
kızgınlıkta intikam vardır. kırgınlıkta ise sadece suskunluk.
devamını gör...
uçmak
insan için şu ana kadar mümkün olmayan bir eylemdir. üzerinde çalışmalar yapan çokça bilim insanı vardır.
devamını gör...
17 şubat 2021 cumhurbaşkanımızın kabine toplantısı sonrası açıklamaları
uzun zamandır bu kadar komik bir stand-up izlememiştim.
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
hiç kimse izlemiyormuş gibi dans et. hiç incinmemiş gibi sev. hiç kimse dinlemiyormuş gibi şarkı söyle. ve dünya cennetmiş gibi yaşa.
~mark twain
~mark twain
devamını gör...
nazende sevgilim
figen genç yorumunu pek beğendiğim güzel bir şarkıdır.
devamını gör...
#gülegülemorhalka
mümine bacımız hesabını korumaya almış. en son gördüğümde yaşasın şeriat kanunları diye çığırtkanlık yapıyordu. bir de meyve soydum eşime verdim eşim bana soydu verdi falan filan gibi bir şey yazmıştı ve dibine de iliştirmiş, benim evimde şeriat var, eşim evimin direği diye. şeriatı meyve soymak başucuna koymak gibi bir şey sandı sanırım. ne diyeyim allah akıl fikir versin. bir gün, sana da bir şey olursa, senin için de koşarız, hakkını savunuruz bacım diyeceğim ama diyemiyorum çünkü şeriat kanunların seni korur.
t: bir adet müminelerin müminesi.
t: bir adet müminelerin müminesi.
devamını gör...
bir başkadır
netflix türkiye'nin 2020 yılı orjinal yapımı dizisi. bu zamana kadar netflix türkiye'nin hemen hemen en iyi yapımı bence. yönetmen berkun oya'nın mükemmel sosyolojik analizlerini bir kez daha görmemizi sağlayan bir dizi. toplumun her kesiminden insanın her türlü problemini ve de yaşam tarzını bize aktarmaya çalışıyor.
burdan sonrası spoiler içerir.
dizi istanbul'un kenar mahallesinde abisi, yengesi ve yeğenleriyle yaşayan meryem'in etrafında dönüyor. meryem daha dizinin ilk sahnesinde sonradan histerik konversiyon olduğunu öğrendiğimiz bir bayılma yaşıyor. (bir çeşit anksiyete bozukluğu aslında) ve akabinde bir psikiyatriste gidiyor. ve dizi böylece başlıyor. psikiyatrist seküler, elit ve kemalist bir aileden geliyor. ve onun da bastırdığı bazı duygular var. türbanlı ve dindar insanlara karşı geliştirdiği bir yargı var ve dizi boyunca bundan rahatsızlığını görüyoruz. nasıl görüyoruz başka bir psikiyatriste süpervizyona gidiyor. ve bir karakter daha ekleniyor diziye: gülbin. gülbin de bir psikiyatrist, kürt ve toplulukçu kültürde büyümüş bir bireyci kültür bireyi. engelli bir kardeşi var ve akp zengini müteahit karısı kapalı bir siyasal islamcı ablası var. dizi boyunca bu çekişmeyi de tüm açıklığıyla izliyoruz. gülbinin sevgilisi ve meryem'in evine temizliğe gittiği sinan karakteri var. tam bir fucker. plazada oturan sevgi yoksunu kadınlarla sadece cinsel ilişki kuran bir tip. dizi boyunca görüyoruz ki annesi tarafından görülmeyen sevgi yoksunu bir tip. gelelim meryem'in mahallesine bir imamımız var hoca efendi. mahallenin üzerinde önemli etkisi olan biri. bir de kızı var. ailesinin zoruyla kapanmış eşcinsel eğilimleri olan bir tip. dizinin sonunda özgürlüğünü istiyor ve alıyor. meryem'in yengesi. dizi boyunca ağır depresyonu olduğunu görüyoruz. ne yapsalar olmuyor falan. sonunda görüyoruz ki bir tecavüz kurbanı ve tabi ki bir yüzleşme sonucu çözülme yaşıyor ve iyileşiyor. kaçırdığım karakterler de vardır. ancak biraz meryem'den bahsetmek istiyorum.
meryem duygularını bastırmak zorunda kalmış bir karakter. ortalama bütün türk kadınları gibi. cinselliğini bastırmış bir kadın. ne zaman evlilik, düğün, nişan, isteme gibi şeyler duysa veya görse bayılıyor. dizinin bize meryem özelinde ve genelde vermek istediği duygularınızı bastırmayın yaşamanız gereken ne varsa yaşayın. duygularınızı bastırırsanız psikolojik sorunlar yaşarsınız.
burdan sonrası spoiler içerir.
dizi istanbul'un kenar mahallesinde abisi, yengesi ve yeğenleriyle yaşayan meryem'in etrafında dönüyor. meryem daha dizinin ilk sahnesinde sonradan histerik konversiyon olduğunu öğrendiğimiz bir bayılma yaşıyor. (bir çeşit anksiyete bozukluğu aslında) ve akabinde bir psikiyatriste gidiyor. ve dizi böylece başlıyor. psikiyatrist seküler, elit ve kemalist bir aileden geliyor. ve onun da bastırdığı bazı duygular var. türbanlı ve dindar insanlara karşı geliştirdiği bir yargı var ve dizi boyunca bundan rahatsızlığını görüyoruz. nasıl görüyoruz başka bir psikiyatriste süpervizyona gidiyor. ve bir karakter daha ekleniyor diziye: gülbin. gülbin de bir psikiyatrist, kürt ve toplulukçu kültürde büyümüş bir bireyci kültür bireyi. engelli bir kardeşi var ve akp zengini müteahit karısı kapalı bir siyasal islamcı ablası var. dizi boyunca bu çekişmeyi de tüm açıklığıyla izliyoruz. gülbinin sevgilisi ve meryem'in evine temizliğe gittiği sinan karakteri var. tam bir fucker. plazada oturan sevgi yoksunu kadınlarla sadece cinsel ilişki kuran bir tip. dizi boyunca görüyoruz ki annesi tarafından görülmeyen sevgi yoksunu bir tip. gelelim meryem'in mahallesine bir imamımız var hoca efendi. mahallenin üzerinde önemli etkisi olan biri. bir de kızı var. ailesinin zoruyla kapanmış eşcinsel eğilimleri olan bir tip. dizinin sonunda özgürlüğünü istiyor ve alıyor. meryem'in yengesi. dizi boyunca ağır depresyonu olduğunu görüyoruz. ne yapsalar olmuyor falan. sonunda görüyoruz ki bir tecavüz kurbanı ve tabi ki bir yüzleşme sonucu çözülme yaşıyor ve iyileşiyor. kaçırdığım karakterler de vardır. ancak biraz meryem'den bahsetmek istiyorum.
meryem duygularını bastırmak zorunda kalmış bir karakter. ortalama bütün türk kadınları gibi. cinselliğini bastırmış bir kadın. ne zaman evlilik, düğün, nişan, isteme gibi şeyler duysa veya görse bayılıyor. dizinin bize meryem özelinde ve genelde vermek istediği duygularınızı bastırmayın yaşamanız gereken ne varsa yaşayın. duygularınızı bastırırsanız psikolojik sorunlar yaşarsınız.
devamını gör...
mandariinid
2013 yapımı olmasına rağmen henüz izleme fırsatı bulduğum ve gürcü yönetmen zaza urushadze tarafından yazılıp yönetilen, estonya -gürcistan ortak yapımı bir sinema filmi.
film bir ev, bir marangozhane ve bir mandalina bahçesinde dört kişi arasında geçiyor. margus, ivo, ahmed ve nika. sade oyunculuklar, yalın diyaloglar eşliğinde ilerliyor. konu itibariyle savaş filmi olmasına rağmen patlayan bombalar veya silahlar yok. birbirini öldürmek isterken başaramayan iki düşmanın yani çeçen ahmed ve gürcü nika'nın, savaşa rağmen topraklarını terk etmeyen ve tek dertleri mandalinalarını toplamak olan margus ve ivo ile yollarının kesişmesinin ve aynı çatı altında yaşamak zorunda kalmalarının hikayesi. müziği ise tam tabiriyle can yakıcı. izlerken her duyduğunuzda sanki bir bıçak boğazınıza küçük küçük kesikler atıyor.
filmin tarihsel anlamda bazı yanlış anlatımlar içerdiği yazılıp çizilse de, bir sanat filmi olarak çekildiği düşünülünce ve vermek istediği mesaja odaklanınca benim için bunun pek bir önemi kalmıyor. ki film esas mesajını da en son sahnede ivo'nun çeçen ahmed'le girdiği diyalog ile veriyor.
öleni, öldüreni, birbirini hiç tanımadığı halde düşman olup birbiriyle savaşmak zorunda kalan insanları değil, savaşın kendisini ve bu savaşları çıkaran karanlığı sorgula!
ah ivo. keşke bu dünya senin gibi insanlarla dolu olsa.
film bir ev, bir marangozhane ve bir mandalina bahçesinde dört kişi arasında geçiyor. margus, ivo, ahmed ve nika. sade oyunculuklar, yalın diyaloglar eşliğinde ilerliyor. konu itibariyle savaş filmi olmasına rağmen patlayan bombalar veya silahlar yok. birbirini öldürmek isterken başaramayan iki düşmanın yani çeçen ahmed ve gürcü nika'nın, savaşa rağmen topraklarını terk etmeyen ve tek dertleri mandalinalarını toplamak olan margus ve ivo ile yollarının kesişmesinin ve aynı çatı altında yaşamak zorunda kalmalarının hikayesi. müziği ise tam tabiriyle can yakıcı. izlerken her duyduğunuzda sanki bir bıçak boğazınıza küçük küçük kesikler atıyor.
filmin tarihsel anlamda bazı yanlış anlatımlar içerdiği yazılıp çizilse de, bir sanat filmi olarak çekildiği düşünülünce ve vermek istediği mesaja odaklanınca benim için bunun pek bir önemi kalmıyor. ki film esas mesajını da en son sahnede ivo'nun çeçen ahmed'le girdiği diyalog ile veriyor.
öleni, öldüreni, birbirini hiç tanımadığı halde düşman olup birbiriyle savaşmak zorunda kalan insanları değil, savaşın kendisini ve bu savaşları çıkaran karanlığı sorgula!
ah ivo. keşke bu dünya senin gibi insanlarla dolu olsa.
devamını gör...


