sözlüğün en sevilen yazarı
(bkz: kimseyi sevecek kadar tanımamam rezaleti)
(bkz: kimsenin beni sevecek kadar tanımaması rezaleti)
(bkz: kimsenin beni sevecek kadar tanımaması rezaleti)
devamını gör...
geceye bir 90'lar şarkısı bırak
gündoğarken -ellerimde çiçekler.
devamını gör...
aşı olanlar yarı maymun yarı insan doğurabilir
benim doğurmama bile gerek kalmadı. üçüncü bir göz çıktı alnımdan. hangi türe evrildim aceba. üstelik 2. dozumu olmadım henüz. 2. dozdan sonra daha fazla göz, kol, bacak vs çıkabilir, çok korkuyorum.
devamını gör...
sözlük kulüpleri
felsefe kulübü açılacaksa ilk üyesi olmak istiyorum.
devamını gör...
felsefecilerin araba arkası yazıları
kötülük ölümden daha hızlı koşar.
platon, hop yavaşla!
ekmeksiz yaşarım, hürriyetsiz yaşayamam.
benim adım said nursi çekilin yoldan.
ben ışık olmaya, gecelerin susuzluğunu çekmeye ve yalnız olmaya mecburum.
nietzsche felsefe'nin babası , korku ahlakın anasıdır.
hayatı komedi sananlar son espriyi iyi düşünsünler.
seneca çek sağa. resmen racon kesmiş.
senin felsefe yapmaktan kafan yansın gelsin vişne'nin biri yazsın sözünü araba'nın arkasına. ama güzel fikir yalan değil.*
şiiit... arabam şekil önümden çekil!
platon, hop yavaşla!
ekmeksiz yaşarım, hürriyetsiz yaşayamam.
benim adım said nursi çekilin yoldan.
ben ışık olmaya, gecelerin susuzluğunu çekmeye ve yalnız olmaya mecburum.
nietzsche felsefe'nin babası , korku ahlakın anasıdır.
hayatı komedi sananlar son espriyi iyi düşünsünler.
seneca çek sağa. resmen racon kesmiş.
senin felsefe yapmaktan kafan yansın gelsin vişne'nin biri yazsın sözünü araba'nın arkasına. ama güzel fikir yalan değil.*
şiiit... arabam şekil önümden çekil!
devamını gör...
düşün ki adolf hitler normal sözlük'te yazılanları okuyor
çay var içersen, ben var seversen, auf var wiedersehen.
devamını gör...
disco elysium
2019 da çıkarılmış rpg dedektiflik kategorisinde izometrik kamera açısına sahip indie bir oyundur disco elysium. yıl içerisinde bünyesine pek çok ödül kazanmış 2019 un en iyi rpg oyunu seçilmiştir.
rpg kültürüm olmamasına ve dedektiflik konseptini pek sevmememe rağmen oyunun bağımsız firma tarafından yapılmış olması ve benim bağımsız firma oyunlarına aşık olmamdan dahi oyunun ciddi olarak ilgi çekici özellikleri olmasından sebep steamden indiriyorum. bakalım gerçekten de etkileyecek seviyede bir oyun mu..
rpg kültürüm olmamasına ve dedektiflik konseptini pek sevmememe rağmen oyunun bağımsız firma tarafından yapılmış olması ve benim bağımsız firma oyunlarına aşık olmamdan dahi oyunun ciddi olarak ilgi çekici özellikleri olmasından sebep steamden indiriyorum. bakalım gerçekten de etkileyecek seviyede bir oyun mu..
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
(bkz: ankara beni bulsun)
devamını gör...
eski sevgiliye normal sözlük'te denk gelmek
işler karışır. çekirdek alıp geleyim diyeceğim başlık.
devamını gör...
uğur mumcu
o günü asla unutmam. televizyonun sesi evi ele geçirmiş gibiydi. annemi ve babamı o güne kadar hiç öyle görmemiştim. sanki başka bir boyuttaydılar.
alışık olmadığım kadar ilgisizler bana. etraflarında dolaşıyorum ama sanki beni görmüyorlar bile. televizyonda sürekli görüntüler dönüyor. işin aslında çok fazla bir şey anlamıyorum. sadece birinin öldüğünün farkındaydım.
babamın ve annemin durumunu düşününce, her halde bir yakınımız öldü diyorum içimden. babam anneme bir şeyler söylüyor. fısıldar gibi. gürdür aslında babamın sesi. alışık değilim o kadar boğuk çıkmasına.
''kıydılar sonunda adama'' diyor.
annem sessizce başını sallıyor.
kendimi göstermem lazım. annemin yanına sokuluyorum. nazikçe kavrıyor beni, sarılıyor. ama alışık olduğum sevgi sözlerini duyamıyorum. ikisi de televizyona kilitlenmiş durumdalar. ne yapsam ilgilerini çekemiyorum.
bir ara babamın sesi yeniden gürleşiyor. ''görüyor musun süpürüyorlar! '' neyi süpürüyorlar, niye süpürüyorlar bilmiyorum. sormaya da çekiniyorum. sonra öğreniyoruz tabi neyin süpürüldüğünü...
babamın gözleri dolmuş, yaşlar hafifçe yanaklarına doğru süzülüyor. babalar öyle çok ağlamaz. ağlasalar da pek görmezsiniz. onların gözüne sadece çöp batar.
aniden fırlıyor yerinden, balkona doğru gidiyor. sigara yakıyor. fırsat bu fırsat diyorum.
anneme soruyorum; '' tanıdığımız biri mi öldü anne ?'' ''evet oğlum, diyor.'' ses tonu devamını getirme der gibi. mesajı alıyorum. bende onlar gibi sessizleşiyorum.
ertesi gün oluyor. uyandığımda babam evde yok. benim uyanmamdan biraz sonra eve geliyor. elinde bir gazete var. mutfağa giriyor. yüzü yine asık. yüzünün asık olmasına da pek alışkın değilim. gazeteyi masaya koyuyor. gazetenin üzerinde kocaman puntolarla ''susturamayacaklar'' yazılmış. altında ton ton yanaklı bir amcanın resmi var. ölen akrabamız bu herhalde diyorum.
sonrasında yine annemle babamın konuşmaları. pek çoğu hayal meyal kafamın içerisinde. ''saat kaçta?'' ''ne zaman gideceğiz?'' gibi konuşmalar...
aradan yanılmıyorsam bir iki gün geçiyor. çok net hatırlamıyorum o kısımları. güzelce giyinip çıkıyoruz evden. cenazeye gittiğimizi biliyorum. annem en güzel kıyafetlerimi, çıkarmış hazırlamış.
sonra hayatımda gördüğüm en büyük insan kalabalığının içerisinde buluyorum kendimi. mahşeri bir kalabalık var. annemin elini sıkı sıkı tutuyorum. korkuyorum bir nebze. bir sürü insanın elinde, babamın bir kaç gün önce eve getirdiği gazete var. havaya kaldırmışlar. o görüntüyü de hiç unutmam. asıl unutmadığımsa babamın o gür sesinin onca insan arasından sıyrılıp, yükselmesi. yumruğunu büyük bir hınçla sıkıp, sürekli havaya kaldırması. öfkeli sanki babam. daha önce onu bu kadar öfkeli de görmemiştim...
neyse çok uzatmayacağım, ben uğur mumcu ile babamın bir kaç damla gözyaşı ve haykırışları, annemin o derin suskunluğu ile tanıştım. akrabamız değildi, yakınımız değildi ama ölümü/öldürülüşü evimizde böyle bir etki doğurmuştu. türkiye'nin aydınlık yarınlarına inanan pek çok insanın evinde de, haberin bu şekilde karşılandığını düşünüyorum.
bu hazin tanışma sonrası, ilerleyen süreçte, uğur mumcu'nun tüm köşe yazılarını, kitaplarını okudum. babamın ve annemin verdiği tepkileri yerli yerine oturtmak ondan sonra kolay oldu. yıllar sonra babam da, ceketini alıp gitti bu haksızlıklarla dolu dünyadan. o gazete halen bende. ikisinin de yadigarıdır.
uğurlar olsun... devirleri daim olsun...
alışık olmadığım kadar ilgisizler bana. etraflarında dolaşıyorum ama sanki beni görmüyorlar bile. televizyonda sürekli görüntüler dönüyor. işin aslında çok fazla bir şey anlamıyorum. sadece birinin öldüğünün farkındaydım.
babamın ve annemin durumunu düşününce, her halde bir yakınımız öldü diyorum içimden. babam anneme bir şeyler söylüyor. fısıldar gibi. gürdür aslında babamın sesi. alışık değilim o kadar boğuk çıkmasına.
''kıydılar sonunda adama'' diyor.
annem sessizce başını sallıyor.
kendimi göstermem lazım. annemin yanına sokuluyorum. nazikçe kavrıyor beni, sarılıyor. ama alışık olduğum sevgi sözlerini duyamıyorum. ikisi de televizyona kilitlenmiş durumdalar. ne yapsam ilgilerini çekemiyorum.
bir ara babamın sesi yeniden gürleşiyor. ''görüyor musun süpürüyorlar! '' neyi süpürüyorlar, niye süpürüyorlar bilmiyorum. sormaya da çekiniyorum. sonra öğreniyoruz tabi neyin süpürüldüğünü...
babamın gözleri dolmuş, yaşlar hafifçe yanaklarına doğru süzülüyor. babalar öyle çok ağlamaz. ağlasalar da pek görmezsiniz. onların gözüne sadece çöp batar.
aniden fırlıyor yerinden, balkona doğru gidiyor. sigara yakıyor. fırsat bu fırsat diyorum.
anneme soruyorum; '' tanıdığımız biri mi öldü anne ?'' ''evet oğlum, diyor.'' ses tonu devamını getirme der gibi. mesajı alıyorum. bende onlar gibi sessizleşiyorum.
ertesi gün oluyor. uyandığımda babam evde yok. benim uyanmamdan biraz sonra eve geliyor. elinde bir gazete var. mutfağa giriyor. yüzü yine asık. yüzünün asık olmasına da pek alışkın değilim. gazeteyi masaya koyuyor. gazetenin üzerinde kocaman puntolarla ''susturamayacaklar'' yazılmış. altında ton ton yanaklı bir amcanın resmi var. ölen akrabamız bu herhalde diyorum.
sonrasında yine annemle babamın konuşmaları. pek çoğu hayal meyal kafamın içerisinde. ''saat kaçta?'' ''ne zaman gideceğiz?'' gibi konuşmalar...
aradan yanılmıyorsam bir iki gün geçiyor. çok net hatırlamıyorum o kısımları. güzelce giyinip çıkıyoruz evden. cenazeye gittiğimizi biliyorum. annem en güzel kıyafetlerimi, çıkarmış hazırlamış.
sonra hayatımda gördüğüm en büyük insan kalabalığının içerisinde buluyorum kendimi. mahşeri bir kalabalık var. annemin elini sıkı sıkı tutuyorum. korkuyorum bir nebze. bir sürü insanın elinde, babamın bir kaç gün önce eve getirdiği gazete var. havaya kaldırmışlar. o görüntüyü de hiç unutmam. asıl unutmadığımsa babamın o gür sesinin onca insan arasından sıyrılıp, yükselmesi. yumruğunu büyük bir hınçla sıkıp, sürekli havaya kaldırması. öfkeli sanki babam. daha önce onu bu kadar öfkeli de görmemiştim...
neyse çok uzatmayacağım, ben uğur mumcu ile babamın bir kaç damla gözyaşı ve haykırışları, annemin o derin suskunluğu ile tanıştım. akrabamız değildi, yakınımız değildi ama ölümü/öldürülüşü evimizde böyle bir etki doğurmuştu. türkiye'nin aydınlık yarınlarına inanan pek çok insanın evinde de, haberin bu şekilde karşılandığını düşünüyorum.
bu hazin tanışma sonrası, ilerleyen süreçte, uğur mumcu'nun tüm köşe yazılarını, kitaplarını okudum. babamın ve annemin verdiği tepkileri yerli yerine oturtmak ondan sonra kolay oldu. yıllar sonra babam da, ceketini alıp gitti bu haksızlıklarla dolu dünyadan. o gazete halen bende. ikisinin de yadigarıdır.
uğurlar olsun... devirleri daim olsun...
devamını gör...
vuraç
vur ve aç manasında bir kelime değil, bitişik olarak yazılıyor ve o şekilde okunuyor. türk dil kurumu sözlüğüne göre raket demek. beynelminel bir kelime olan raket yerine kim vuraç kelimesini kullanır ve kim bu kelimeyi duyduğu zaman anlar, orası muamma.
devamını gör...
yazarların kendilerini teselli etmek için kullandığı cümleler
tanrı sana kendiyle başbaşa kalabilen biri olma lüksünü bahşettiği için ona ne kadar şükretsen azdır.
devamını gör...
mesleğinizi söyleyince aldığınız tepkiler
aaa ne güzel sessiz sakin böyle, bütün gün kitap okuyosundur sen, masrafı da yok.
devamını gör...
bernoulli ilkesi
akışkanlar dinamiğinde bernoulli prensibi, sürtünmesiz bir akış boyunca, akışkanın hızında da gerçekleşen artışın aynı anda ya basınçta ya da akışkanın potansiyel enerjisinde azalmaya neden olduğunu ifade eder. yani hız ve basınç ters orantılıdır.
adını bu prensibi bulan isviçreli* (bazı yerlerde hollanda-isviçre kırması olarak geçer) bilim adamı daniel bernoulli' den alır. prensibin en kolay anlatımı uçağın nasıl uçtuğunu açıklamak olabilir.
uçaklarda bulunan kanatların altı nispeten düz, üst tarafı ise eğimli olacak şekilde yapılır. uçak kalkış için hızlandığında kanadın üst tarafının eğimli yapısından dolayı buradaki hava hızı, alt tarafından daha fazla olur. basınç hız ile ters orantılı olduğu için kanat üstünde ki basınç, altındakine göre daha azalır, hız arttıkça bu basınç farkı daha da artar ve belirli bir seviyeye gelince oluşan kaldırma kuvveti ile uçağımız uçar.
uçak kanadına etki eden kuvvetlerin daha iyi anlaşılması için bir de şekil bırakalım.
özellikle yarış arabalarında arka tarafta bulunan kanatlar ise arabanın havalanmasını önlemek için uçak kanadının ters çevrilmiş şekli olarak tasarlanır. bu sefer alçak basınç kanadın altındadır, bu şekilde yukarıdan araba yere doğru bastırılır.
adını bu prensibi bulan isviçreli* (bazı yerlerde hollanda-isviçre kırması olarak geçer) bilim adamı daniel bernoulli' den alır. prensibin en kolay anlatımı uçağın nasıl uçtuğunu açıklamak olabilir.
uçaklarda bulunan kanatların altı nispeten düz, üst tarafı ise eğimli olacak şekilde yapılır. uçak kalkış için hızlandığında kanadın üst tarafının eğimli yapısından dolayı buradaki hava hızı, alt tarafından daha fazla olur. basınç hız ile ters orantılı olduğu için kanat üstünde ki basınç, altındakine göre daha azalır, hız arttıkça bu basınç farkı daha da artar ve belirli bir seviyeye gelince oluşan kaldırma kuvveti ile uçağımız uçar.
uçak kanadına etki eden kuvvetlerin daha iyi anlaşılması için bir de şekil bırakalım.
özellikle yarış arabalarında arka tarafta bulunan kanatlar ise arabanın havalanmasını önlemek için uçak kanadının ters çevrilmiş şekli olarak tasarlanır. bu sefer alçak basınç kanadın altındadır, bu şekilde yukarıdan araba yere doğru bastırılır.
devamını gör...
karşı cinste hayran olunan özellik
efendilik.
devamını gör...
ders seçimini onaylamayan danışman hoca
benim bir hocam vardi düşman başına. koskoca prof. beni kadeye almıyordu. doçente yolluyor diyor ki "onla yapin ders secimi o benim ogrencim" ulan sen niye benim danismanimsin o yapacaksa.dellendim gene.biraktim gaziye geçtim. ne ego be.
yer:ankara universitesi boktan bi prof.
yer:ankara universitesi boktan bi prof.
devamını gör...
türkiye'nin ilk vegan kasabı
yanlış anlaşılmasın fikir güzel, vegan olan arkadaşlara da büyük saygı duyuyorum. yalnız bu kasap ismi pr çalışması gibi duruyor.
gelin kasap kelimesinin kelime anlamına bir bakalım ne diyor; kasap:"etinin yenilmesi için sığır, koyun gibi hayvanları kesen kimse,
ve bu amaçla kesilmiş hayvanların etini dükkânında perakende olarak satan kimse."
fikir güzel ama kasap olmamış.
gelin kasap kelimesinin kelime anlamına bir bakalım ne diyor; kasap:"etinin yenilmesi için sığır, koyun gibi hayvanları kesen kimse,
ve bu amaçla kesilmiş hayvanların etini dükkânında perakende olarak satan kimse."
fikir güzel ama kasap olmamış.
devamını gör...
günün sözü
devamını gör...
