istanbul sözleşmesi
karşı çıkan kadın düşmanlarının sözleşmede itiraz ettikleri asıl nokta temelini istanbul sözleşmesi’nden alan 6284 sayılı “ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanundur.
6284 ile şiddet uygulayana, taciz edene uzaklaştırma kararı aldırılıyor ve soruşturma başlatılıyor. bu sadece dosyanın açılması için gerekli. kimse kadın beyanı ile tutuklanmıyor.
sözleşme cinsiyet eşitliğinin sağlanması için türkiye' nin de imzacısı olduğu bir sözleşmedir. sadece şiddete uğrayan kadınlar değil lgbti +, çocuk ve cinsel şiddet yaşayan erkekler de sözleşme maddelerine istinaden şiddetten korunmaktadırlar.
uygulanması ile kadın cinayetleri azalacaktır. ama uygulamamaktadır. hatta geri ideolojilerin halkı galeyana getirmek için kullandığı siyasi bir malzemeye dönüşmüştür.
kırmızı çizgimizdir tartışmaya bile açılamaz.
not; bizzat kendim bir taciz sonrası 6284 ile taciz eden kişiye uzaklaştırma kararı aldırdım. ısrarlı takip ve suç devamlılığı olmadığı için kişi ceza almadı. taciz eden veya kadın katili olan erkeklerin korunmasını değil insanı koruyan gerçek adaleti istiyoruz.
6284 ile şiddet uygulayana, taciz edene uzaklaştırma kararı aldırılıyor ve soruşturma başlatılıyor. bu sadece dosyanın açılması için gerekli. kimse kadın beyanı ile tutuklanmıyor.
sözleşme cinsiyet eşitliğinin sağlanması için türkiye' nin de imzacısı olduğu bir sözleşmedir. sadece şiddete uğrayan kadınlar değil lgbti +, çocuk ve cinsel şiddet yaşayan erkekler de sözleşme maddelerine istinaden şiddetten korunmaktadırlar.
uygulanması ile kadın cinayetleri azalacaktır. ama uygulamamaktadır. hatta geri ideolojilerin halkı galeyana getirmek için kullandığı siyasi bir malzemeye dönüşmüştür.
kırmızı çizgimizdir tartışmaya bile açılamaz.
not; bizzat kendim bir taciz sonrası 6284 ile taciz eden kişiye uzaklaştırma kararı aldırdım. ısrarlı takip ve suç devamlılığı olmadığı için kişi ceza almadı. taciz eden veya kadın katili olan erkeklerin korunmasını değil insanı koruyan gerçek adaleti istiyoruz.
devamını gör...
binlerce iyi yazar varken zweig kafka ve sabahattin ali diye tutturmak
sadece kitap-kahve ikilisinin fotoğrafını çekmek için satışı artan kitaplar var bu ülkede.
devamını gör...
bal yerine reçel yapan arı (yazar)
tanımlarını severek okuduğum, çok tatlı yazar.
devamını gör...
narsist kişilerle baş etme yolları
komplekslerini tespit edip hedefi buradan vurmaktır.
her şey karşıtıyla birlikte varolur. büyüklük kompleksine (narsisizm) sahip olan her insanda aynı zamanda bu denli absürt bir kibrin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan bir aşağılık kompleksi bulunur genellikle.
bütün bu narsisistik sanrılar da bu kompleksi gizlemek için onun üzerine bir savunma mekanizması olarak inşa edilir. sevgili dostlarımız uzaktan bakıldığında baş edilmez gibi görünseler de özenle sakladıkları ya da daha doğrusu saklayabildiklerini zannettikleri bu nokta onların en zayıf yönüdür.*
ve bu zaaf, onların zannettiğinin aksine aslında gülünç derecede belirgindir.
(saçma sapan bir örnek: bilmem ne derneğine gidip bir bira istersiniz ve size koca bira bardağını çekirdek külahı gibi boktan bir kese kağıdına sarıp verirler ya hani; dışardan belli olmasın diye... hah işte bu da öyle bir şey tam olarak. tam da gizlenmek istediğiniz noktadan bir işaret fişeği ateşlemeye benzer. ben buradayım ama n'olur beni görmeyin dercesine.)
bu noktada yapmanız gereken tek şey, temeli oluşturan taşı yerinden çekip alarak kulenin yıkılışını izlemektir.*
swh.
her şey karşıtıyla birlikte varolur. büyüklük kompleksine (narsisizm) sahip olan her insanda aynı zamanda bu denli absürt bir kibrin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan bir aşağılık kompleksi bulunur genellikle.
bütün bu narsisistik sanrılar da bu kompleksi gizlemek için onun üzerine bir savunma mekanizması olarak inşa edilir. sevgili dostlarımız uzaktan bakıldığında baş edilmez gibi görünseler de özenle sakladıkları ya da daha doğrusu saklayabildiklerini zannettikleri bu nokta onların en zayıf yönüdür.*
ve bu zaaf, onların zannettiğinin aksine aslında gülünç derecede belirgindir.
(saçma sapan bir örnek: bilmem ne derneğine gidip bir bira istersiniz ve size koca bira bardağını çekirdek külahı gibi boktan bir kese kağıdına sarıp verirler ya hani; dışardan belli olmasın diye... hah işte bu da öyle bir şey tam olarak. tam da gizlenmek istediğiniz noktadan bir işaret fişeği ateşlemeye benzer. ben buradayım ama n'olur beni görmeyin dercesine.)
bu noktada yapmanız gereken tek şey, temeli oluşturan taşı yerinden çekip alarak kulenin yıkılışını izlemektir.*
swh.
devamını gör...
nefret edilen kelimeler
tatlım.
devamını gör...
şapkalı a
pc'de yapmak için shift, a ve 3(^) tuşuna aynı anda basmak yeterli olacaktır.
kullanımı:
- sesi inceltmek için kullanılır. ''kâğıt'' gibi.
- eğer harfin uzun okunması gerekiyorsa kullanılır. ''fâni'' gibi.
kullanımı:
- sesi inceltmek için kullanılır. ''kâğıt'' gibi.
- eğer harfin uzun okunması gerekiyorsa kullanılır. ''fâni'' gibi.
devamını gör...
milli yalanlarımız
iyiyim.
devamını gör...
sahiplenilen kedinin ölmesi
ilk önce ne olduğunu anlamazsınız.
ilk hafta içmece yapılır hiç düşünmemek için.
çok güzel yaşadı diye eşe dosta anlatırsın kendini kandırmak için.
sevdiğin fotoğrafını asarsın sağa sola.
hafiften hayatına devam edersin.
sonra eve geldiğin bir gün yokluğunu anlarsın.
haftalar sonra anlarsın kedinin öldüğünü.
gün içinde 1 saat gördüğün kedi sanki hayatının her anıymış gibi çöker üstüne.
depresyon yorganını aldın mı üstüne?
millet koşar etraftan yeni kedi alırız diye *
kilolar verilir. para kaybedilir. sosyal bitiklik.
arkadaşların biraz abartmıyor musun bakışları*
kaç yıldır yalnız yaşıyorum diyenler kedisini kaybedince anlıyor yalnızlığı.
etrafta yaptığın tıkırtı ne çok şeymiş bee
tırmıkladığın o koltukların, kırdığın tabak çanakların, senin yüzünden gidemediğim tatillerin *mına koyayım.
allahım bana izlettin ya o kedinin acı dolu çığlıklarını. bende içtim sıçtım kendimi kaybettim ya.
olurda beni affetmezsen. bende seni affetmiyorum.
ben bi kötü oldum bugün.
ilk hafta içmece yapılır hiç düşünmemek için.
çok güzel yaşadı diye eşe dosta anlatırsın kendini kandırmak için.
sevdiğin fotoğrafını asarsın sağa sola.
hafiften hayatına devam edersin.
sonra eve geldiğin bir gün yokluğunu anlarsın.
haftalar sonra anlarsın kedinin öldüğünü.
gün içinde 1 saat gördüğün kedi sanki hayatının her anıymış gibi çöker üstüne.
depresyon yorganını aldın mı üstüne?
millet koşar etraftan yeni kedi alırız diye *
kilolar verilir. para kaybedilir. sosyal bitiklik.
arkadaşların biraz abartmıyor musun bakışları*
kaç yıldır yalnız yaşıyorum diyenler kedisini kaybedince anlıyor yalnızlığı.
etrafta yaptığın tıkırtı ne çok şeymiş bee
tırmıkladığın o koltukların, kırdığın tabak çanakların, senin yüzünden gidemediğim tatillerin *mına koyayım.
allahım bana izlettin ya o kedinin acı dolu çığlıklarını. bende içtim sıçtım kendimi kaybettim ya.
olurda beni affetmezsen. bende seni affetmiyorum.
ben bi kötü oldum bugün.
devamını gör...
ağlanılan en ilginç yer
bulasiklari yikarken gelip gidiyor arada dert etmeler :)
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sevgili dostlar, bakıyorum sözlük yorgun düşmüş.zaten dün uyumadan sol tarafından kalitesinden belliydi!(bkz: sısısısı) haziranın ikinci gününün ilk günaydın mesajını şuracığa bırakmaktan kıvanç duyuyorum. işe gitmek zorunda olmayan dostlarım! evet sen, sen, ve de sen! kalkınca güzel bir kahvaltı hazırlayın da neşeniz yerine gelsin. bir yumurtalı patates olur,efenime söyleyeyim bir yumurtalı ekmek veya pişi veyahut keçi ayağı hamur kızartması, olmadı bol salçalı karışık bir tost! diyetçi kardeşim sen de koy bugün diyetin alüminyumuna! evet hayat kısa,kahvaltılar azalıyor.. herkesin günü güzel geçsin.
devamını gör...
mordor
tek yüzük'ün yok edildiği hüküm dağı'nın, diğer adıyla orodruin'in, bulunduğu yerdir.
havası, suyu bi' değişik; ork ve uruk-hai mekanıdır.
havası, suyu bi' değişik; ork ve uruk-hai mekanıdır.
devamını gör...
15 ülkeden gelen turistlere pcr testi uygulanmayacak olması
kafayı yiyeceğim artık.
yirmi yaşımdayım, hayatimin en güzel dönemleri dört duvar arasında, sevdiklerim ve kendim için hem maddi hem manevi yönden kaygılanmakla geçti ve geçiyor. kredim gelir gelmez faturalara gidiyor. hem okuyor hem de evden calisiyor eve iki kurus fazla gelsin diye didiniyorum. psikoloji, huzur, refah mefah hiçbir şey kalmadı. bahar gelsin iki gün çayır çimen görelim yürüyelim dedik, o bile mümkün değil. ne uğruna? ne uğruna ya! kinden nefretten doldum taşıyorum. benden pozitif insanı zor bulursunuz normalde ama bu yaşta çöktüm, asla küfür veya şiddet yanlısı değilken şu an zor duruyorum yerimde. damarlarımda hissediyorum siniri, nefreti. amacınız ne, enayi miyiz biz, sabrımızı mı sınıyorsunuz ? yeter artık.
yirmi yaşımdayım, hayatimin en güzel dönemleri dört duvar arasında, sevdiklerim ve kendim için hem maddi hem manevi yönden kaygılanmakla geçti ve geçiyor. kredim gelir gelmez faturalara gidiyor. hem okuyor hem de evden calisiyor eve iki kurus fazla gelsin diye didiniyorum. psikoloji, huzur, refah mefah hiçbir şey kalmadı. bahar gelsin iki gün çayır çimen görelim yürüyelim dedik, o bile mümkün değil. ne uğruna? ne uğruna ya! kinden nefretten doldum taşıyorum. benden pozitif insanı zor bulursunuz normalde ama bu yaşta çöktüm, asla küfür veya şiddet yanlısı değilken şu an zor duruyorum yerimde. damarlarımda hissediyorum siniri, nefreti. amacınız ne, enayi miyiz biz, sabrımızı mı sınıyorsunuz ? yeter artık.
devamını gör...
atatürk'e hakaretten ceza alan akademisyenin bunu şeref madalyası olarak görmesi
şeref kelimesinin telaffuzunun dahi sıfatına yakışmadığı bir provakatörün mide bulandırıcı şovu.
son zamanlarda bu moda oldu.ülkenin kurucu liderine ve düşüncesine düşman bir aile ve cemiyette yetişip iki satır bir şey okuduğunda kendini kanaat önderi sanan bu tenekeler, işine geldiğinde ifade özgürlüğü kavramını kalkan gibi kullanıp, çapına , cürmüne, zekasına bakmadan tüm yaşamı savaş ve mücadele ile geçmiş, entelektüel seviyesi yüksek, yaptığı siyasi ve askeri her hamle buram buram zeka kokan, başarıdan başarıya koşmuş, çağının çok ötesinde bir düşünce ve bakış açısına sahip, devrimci ve kurucu bir lidere çamur atabileceğini, eleştirebileceğini zannetmekteler.
faydalı bir eleştiri için yüksek bilgi birikimi,eleştiri kültürü ve iyi niyet gerekir.bu küflü peynirlerin ekşimiş ağızlarından eleştiri çıkabilir mi? temelsiz ,içi boş ve ahlaksızca tükürdükleri iftira ve hakaretle, milletinin gönlünde ölümsüzleşmiş bir devrimcinin ,bir fikir insanının klasını sarsabilirler mi?
gazi mustafa kemal atatürk öyle bir figür ,öyle kuvvetli bir düşüncedir ki; bir platformda ismi geçtiği an bir tarafa milleti,geleceği ve tüm insanlığın faydası adına çalışıp öğrenmeyi,sorgulamayı felsefe edinmiş vatanperverleri ;diğer tarafa da bölücüleri ,yalaka marjinal liboşları , modern mandacıları,çapsız arapçıları toplar.
son zamanlarda bu moda oldu.ülkenin kurucu liderine ve düşüncesine düşman bir aile ve cemiyette yetişip iki satır bir şey okuduğunda kendini kanaat önderi sanan bu tenekeler, işine geldiğinde ifade özgürlüğü kavramını kalkan gibi kullanıp, çapına , cürmüne, zekasına bakmadan tüm yaşamı savaş ve mücadele ile geçmiş, entelektüel seviyesi yüksek, yaptığı siyasi ve askeri her hamle buram buram zeka kokan, başarıdan başarıya koşmuş, çağının çok ötesinde bir düşünce ve bakış açısına sahip, devrimci ve kurucu bir lidere çamur atabileceğini, eleştirebileceğini zannetmekteler.
faydalı bir eleştiri için yüksek bilgi birikimi,eleştiri kültürü ve iyi niyet gerekir.bu küflü peynirlerin ekşimiş ağızlarından eleştiri çıkabilir mi? temelsiz ,içi boş ve ahlaksızca tükürdükleri iftira ve hakaretle, milletinin gönlünde ölümsüzleşmiş bir devrimcinin ,bir fikir insanının klasını sarsabilirler mi?
gazi mustafa kemal atatürk öyle bir figür ,öyle kuvvetli bir düşüncedir ki; bir platformda ismi geçtiği an bir tarafa milleti,geleceği ve tüm insanlığın faydası adına çalışıp öğrenmeyi,sorgulamayı felsefe edinmiş vatanperverleri ;diğer tarafa da bölücüleri ,yalaka marjinal liboşları , modern mandacıları,çapsız arapçıları toplar.
devamını gör...
köy enstitüleri
kurucuları, ağzından salyalar akarak kendi kokuşmuş inanç ve siyasi görüşleri uğruna bir devrimi yiyenlerin, heykelle ve müzikle medeniyyet mi olur diyenlerin tırnağı olamayacağı eğitim devrimcileridir. evet medeniyyet çıplak heykel, müzik, felsefe, edebiyat ve kız erkek birlikte oynanan tiyatro oyunlarıdır.
medeniyet devrimcisi olabilmek ise bunları bu ülkenin istanbul'da doğmuş elit kesimine değil, diyarbakır'da sivas'da kastamonu'da doğmuş çiftçi çocuğuna, imam torununa dahi götürebilmektir. yok öyle batı'nın teknolojisini alalım kendi ahlakımız bize yeter geyikleri. o teknolojiyi üreten sosyal bilinç olmadan o teknoloji bir halta yaramaz. medeniyet yunan(yani batıdır) fakat o artık öyle bir hale gelmiştir ki bütün dünya için çağdaş bir ortak kültürdür. demişti ahmet arslan.
ama bazılarımız bunu anlayamayacak kadar cahil ve kötü. ismail hakkı tonguç'un hasan ali yücel'in açtığı güzel yerleşkeleri kapatıp anadolu halkını fetoş ve türevlerinin kucağına attınız,(bkz: 15 temmuz 2016 darbe girişimi) memlekette bilim ve sanat bırkmadınız. hala utanmadan bu kurumlara sallıyorsunuz.
medeniyet devrimcisi olabilmek ise bunları bu ülkenin istanbul'da doğmuş elit kesimine değil, diyarbakır'da sivas'da kastamonu'da doğmuş çiftçi çocuğuna, imam torununa dahi götürebilmektir. yok öyle batı'nın teknolojisini alalım kendi ahlakımız bize yeter geyikleri. o teknolojiyi üreten sosyal bilinç olmadan o teknoloji bir halta yaramaz. medeniyet yunan(yani batıdır) fakat o artık öyle bir hale gelmiştir ki bütün dünya için çağdaş bir ortak kültürdür. demişti ahmet arslan.
ama bazılarımız bunu anlayamayacak kadar cahil ve kötü. ismail hakkı tonguç'un hasan ali yücel'in açtığı güzel yerleşkeleri kapatıp anadolu halkını fetoş ve türevlerinin kucağına attınız,(bkz: 15 temmuz 2016 darbe girişimi) memlekette bilim ve sanat bırkmadınız. hala utanmadan bu kurumlara sallıyorsunuz.
devamını gör...
sadakatsiz
son bölüm asıl “mesele” volkan-derin-asya ve melekleri değil, selçuk!
vefasız bir anne tarafından terkedilen selçuk, kendini yetiştirememiş, empati yoksunu ve insanlara şiddet uygulayan, tehditler savuran bir karakterdi. yaptığı bütün iğrençliklerini izlerken, bir yandan sevdiği kadın tarafından bir kaç kez kandırılmasına, yalnızlıkla sınanıp, büyümesine bir gram üzülmedim. yarası var diyemedim.
son bölüme kadar!
hazır annesi geri dönmüş, yeni yeni bir anne - oğul ilişkisi kurmaya çalışacakken, annesi hastalığı nedeniyle öldü. tedaviyi reddetmesine de kızdım. neden oğlun için hiç bir emek vermedin be kadın? neden onu hakkını vere vere yetiştirmedin de son anda öleceğini bildiğin halde çıkageldin ve bir daha yıktın onu? tam da aralarında bir bağ oluşacakken, selçuk tam da iyi bir birey olma yolunda kendince adım atarken, tüm umutlarının bir anda elinden alınması, beni çok üzdü. gözlerim doldu onu öyle yaşadığı şok ile elinde simitlerle, bahçede ki bankta kalakalmasını izlerken.
gerçek hayatta da insanı yıkan, umutlarının elinden alınması değil midir?
vefasız bir anne tarafından terkedilen selçuk, kendini yetiştirememiş, empati yoksunu ve insanlara şiddet uygulayan, tehditler savuran bir karakterdi. yaptığı bütün iğrençliklerini izlerken, bir yandan sevdiği kadın tarafından bir kaç kez kandırılmasına, yalnızlıkla sınanıp, büyümesine bir gram üzülmedim. yarası var diyemedim.
son bölüme kadar!
hazır annesi geri dönmüş, yeni yeni bir anne - oğul ilişkisi kurmaya çalışacakken, annesi hastalığı nedeniyle öldü. tedaviyi reddetmesine de kızdım. neden oğlun için hiç bir emek vermedin be kadın? neden onu hakkını vere vere yetiştirmedin de son anda öleceğini bildiğin halde çıkageldin ve bir daha yıktın onu? tam da aralarında bir bağ oluşacakken, selçuk tam da iyi bir birey olma yolunda kendince adım atarken, tüm umutlarının bir anda elinden alınması, beni çok üzdü. gözlerim doldu onu öyle yaşadığı şok ile elinde simitlerle, bahçede ki bankta kalakalmasını izlerken.
gerçek hayatta da insanı yıkan, umutlarının elinden alınması değil midir?
devamını gör...
varoluşçuluk
egzistansiyalizm
var oluş özden önce gelir ilkesine dayanır. varoluşculuk akımında filozoflar dindar ateist ve deist olmak üzere kendi içlerinde ayrılırlar. bu durum bu akımı yorumlama da farklı sonuçlar ortaya çıkarır.
bu görüşe göre tüm değerler ve erdemler insan baz alınarak oluşturulmalıdır.
insan yer yüzüne fırlatılır ve insan yer yüzünde yalnızdır bu yüzdendir ki insan yabacılaşarak yaşar.
varoluşçulukta sorulan soru şudur?
insanın varoluşunun bir amacı var mıdır?
dinler bu soruya tanrı'ya sığınmak ve onun istediği şekilde yaşamak olduğunu belirtir.
varoluşçu filozoflar ise şöyle bakarlar; insanın varoluş amacını seçimleri belirler. bu felsefe sizi özgür kılar. fakat kararlarınızı yanlış vermeniz sizi korkulara sürükler. bunun en güzel örneği (bkz: dostoyevski)'nin suç ve ceza adlı kitabıdır. işlenilen cinayeti kendi için olması gerektiğine inanan ve sonrasında vicdanını tartan genci anlatmıştır. cinayeti işlemek özgür kararıydı peki ya sonrası verdiği karar'ın vicdan azabıydı... özgürlük vardır bizim için ama her yaptığımız işin sorumluluğunu üstlenmek de zorundayız.
dostoyevski'nin varoluş felsefesine katkıda bulunduğu doğrudur. dindar biri olduğunu belirteyim.
gelelim en önemli temsilcisine:
(bkz: jean paul sartre)
var olan her şey, nedensiz ortaya çıkar, zavallılığı yüzünden varoluşunu sürdürür ve rasgele ölür.
sartre varoluşçuluğu, insan önce varolur ortaya çıkar, sahnede görünür ve ancak ondan sonra kendisini tanımlar diye anlatır.
insan belirli bir bütünlüğün içine doğmuştur, burada belirli bağımlılıkları vardır ve yaşamı boyunca bu bağımlılıklar içinde bazı kararlar vermek zorundadır. işte yine başta bahsettiğimiz özgürlük vurgusu.
bununla birlikte hümanizm'i işin içine katar. her türlü bulantı'ya karamsarlığa rağmen.
bulantı: dünyanın kendinde varlığı, insana bulantı duygusu verir; çünkü gerçeklik, yani varlıklar ne iseler o olarak orada öylece ve anlamsız bir şekilde dururlar. meşhur bulantı kitabında altını çizeceğimiz bir cümle.*
friedrich nietzsche'yi burada da yine görüyoruz. bir ateist görüşü olarak değerlendirebiliriz. varoluşçulukla ilgili en belirgin yazısı böyle buyurdu zerdüşt adlı kitabındadır.
evet, insanın kendini taşıması güçtür! bunun nedeni kendi omuzlarında birçok yabancı şey taşımasıdır. o, bir deve gibi çöker ve sırtına bolca yük yüklenir. hele güçlü dayanıklı ve saygılı olursa. o zaman pek çok yabancı sözler ve yabancı değerler yüklenir ve hayatı bir çöl olarak düşünür.
albert camus da “tanrıtanımaz varoluşçuluk” ekolüne mensuptur.
ona göre tanrı fikri insanı sadece tembelliğe ve kaderciliğe alıştırır. oysa insan dünyada sahip olduğu özü, varoluşa kendi seçimleriyle çevirebilir. kendi seçimin
toplum içindeki yalnızlığa, ötekileştirilmene neden olabilir.
her birini birbirinden ayıramıyorum.
buraya kadar gelip okuduysanız hele bir de sıktıysam affola.*
var oluş özden önce gelir ilkesine dayanır. varoluşculuk akımında filozoflar dindar ateist ve deist olmak üzere kendi içlerinde ayrılırlar. bu durum bu akımı yorumlama da farklı sonuçlar ortaya çıkarır.
bu görüşe göre tüm değerler ve erdemler insan baz alınarak oluşturulmalıdır.
insan yer yüzüne fırlatılır ve insan yer yüzünde yalnızdır bu yüzdendir ki insan yabacılaşarak yaşar.
varoluşçulukta sorulan soru şudur?
insanın varoluşunun bir amacı var mıdır?
dinler bu soruya tanrı'ya sığınmak ve onun istediği şekilde yaşamak olduğunu belirtir.
varoluşçu filozoflar ise şöyle bakarlar; insanın varoluş amacını seçimleri belirler. bu felsefe sizi özgür kılar. fakat kararlarınızı yanlış vermeniz sizi korkulara sürükler. bunun en güzel örneği (bkz: dostoyevski)'nin suç ve ceza adlı kitabıdır. işlenilen cinayeti kendi için olması gerektiğine inanan ve sonrasında vicdanını tartan genci anlatmıştır. cinayeti işlemek özgür kararıydı peki ya sonrası verdiği karar'ın vicdan azabıydı... özgürlük vardır bizim için ama her yaptığımız işin sorumluluğunu üstlenmek de zorundayız.
dostoyevski'nin varoluş felsefesine katkıda bulunduğu doğrudur. dindar biri olduğunu belirteyim.
gelelim en önemli temsilcisine:
(bkz: jean paul sartre)
var olan her şey, nedensiz ortaya çıkar, zavallılığı yüzünden varoluşunu sürdürür ve rasgele ölür.
sartre varoluşçuluğu, insan önce varolur ortaya çıkar, sahnede görünür ve ancak ondan sonra kendisini tanımlar diye anlatır.
insan belirli bir bütünlüğün içine doğmuştur, burada belirli bağımlılıkları vardır ve yaşamı boyunca bu bağımlılıklar içinde bazı kararlar vermek zorundadır. işte yine başta bahsettiğimiz özgürlük vurgusu.
bununla birlikte hümanizm'i işin içine katar. her türlü bulantı'ya karamsarlığa rağmen.
bulantı: dünyanın kendinde varlığı, insana bulantı duygusu verir; çünkü gerçeklik, yani varlıklar ne iseler o olarak orada öylece ve anlamsız bir şekilde dururlar. meşhur bulantı kitabında altını çizeceğimiz bir cümle.*
friedrich nietzsche'yi burada da yine görüyoruz. bir ateist görüşü olarak değerlendirebiliriz. varoluşçulukla ilgili en belirgin yazısı böyle buyurdu zerdüşt adlı kitabındadır.
evet, insanın kendini taşıması güçtür! bunun nedeni kendi omuzlarında birçok yabancı şey taşımasıdır. o, bir deve gibi çöker ve sırtına bolca yük yüklenir. hele güçlü dayanıklı ve saygılı olursa. o zaman pek çok yabancı sözler ve yabancı değerler yüklenir ve hayatı bir çöl olarak düşünür.
albert camus da “tanrıtanımaz varoluşçuluk” ekolüne mensuptur.
ona göre tanrı fikri insanı sadece tembelliğe ve kaderciliğe alıştırır. oysa insan dünyada sahip olduğu özü, varoluşa kendi seçimleriyle çevirebilir. kendi seçimin
toplum içindeki yalnızlığa, ötekileştirilmene neden olabilir.
her birini birbirinden ayıramıyorum.
buraya kadar gelip okuduysanız hele bir de sıktıysam affola.*
devamını gör...
hayat kalitesini yükselten alışkanlıklar
yaratıcı ve üretken olmayı gerektiren bütün faaliyetlerdir.
devamını gör...
en sevilen balık
3 ayda bir, çok aç olduğum bir zaman, kılçığı az herhangi bir balık.o da sırf besin değeri için. üstüne muhakkak bir porsiyon tatlı ve çay. balık yediğimi hemen unutmam lazım.
devamını gör...
pazar günü erken kalkmak için bir sebep
yks sınavına hazırlandığım için ders çalışmak niyetiyle erken kalktım.
tanım: pazar günü erken kalkmak için sebepler paylaştığımız başlıktır.
tanım: pazar günü erken kalkmak için sebepler paylaştığımız başlıktır.
devamını gör...