kardeş kardeşinin ondan daha iyi yere gelmesini istemez onu kıskanır ama ölmesini de istemez ona kıyamaz anlamında atasözü.
devamını gör...

oha dedirten olaydır. büyükşehire işi düşüp gelse gördüğü sevgilisi ile el ele yürüyen kadını ahlaksızlıkla suçlayacak tipler bunlar. küçük yavrumuz müslüme ahlaksızlıklarının kurbanı olmuş belli ki.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

baby boomerların biri.
devamını gör...

bu güzellik kavramını kim nasıl belirliyor. neye göre güzel, kime göre güzel.
çok makyaj yapan mı güzeldir, hiç yapmayan mı. renkli gözlü mü olması gerekir sizin bir kadına güzel demeniz için. etine dolgun kadınlar mı güzeldir yoksa oklava gibi incecik olanlar mı. bıyığın bir kadına yakışmadığına kim karar vermiş.
devamını gör...

"seni seviyorum, çünkü..."
"hiçbir şey söyleme, insan sevdiği için sever. aşk'ın hiçbir gerekçesi yoktur."

simyacı, paulo coelho
devamını gör...

sanırım aktifleştirmeyeceğim, sözlüğün yeni butonlarından olan birini anlatan başlık.

dün gece saatlerinde üzerinize afiyet 39 takipçim vardı. hatta kendimce geyiğini yapmıştım "sen tek sayılı sayılara mahkumsun son feci mars" diye. ancak beni kaale alıp takip eden minnoş yazar tanelerimden biri -muhtemelen kim olduğunu bilmediğim için takip etmemişim- gücenmiş ve takipten çıkmış. üzüntüm bir kişi eksilmiş olmak değil, bir kişinin gücenmesine sebebiyet vermiş olmaktır bu arada, yanlış anlaşılmasın.

böyle şeylere sebebiyet verilmemesi için aktif edilmemelidir.
buraya kadar okuduysanız, tebrik ediyorum. *
devamını gör...

oya&bora ismiyle bilinen grup denk’in 1987 yılında çıkardıkları seninle beraberim albümünün 12. şarkısıdır.

oya küçümen ve bora ebeoğlu’ndan oluşan grup denk bu şarkı ile ünlenmiş ve ödüller kazanmıştır. şarkının sözlerini grubun erkek solisti bora ebeoğlu yazmıştır.

şarkının günümüze şarkılarından en büyük farkı sözlerinin tam bir edebiyat eseri ayarında olmasıdır. içinde bulunduğumuz çağda şarkılar tamamen müzikal altyapıya indirgenmiş olduğu içindir ki sözlerin artık hiçbir anlamı kalmadı. artık şarkılar dinlenirken kimse sözlerine önem vermemeye başladı, sadece ritime uyarak iyi zaman geçirmeye yönelik bir sanat dalına dönüşen müzik etkileyici ve uzun soluklu olma potansiyelini de gittikçe yitirmeye başladı.

birine şöyle bir şarkı var çok güzelmiş denildiğinde o şarkının eskidiği çünkü piyasaya çıkalı iki ay olduğunu cevabına almak oldukça olağan bir durum. iki ayda eskiyen şarkıların yanında kendini 35 yıldır dinletmeye devam eden tasvir-i şikayet gibi şarkıların varlığı yine de umut verici.

benim için şarkının en vurucu cümlesi “ bir iki tatlı söz çeler başındaki darağacını”dır. bir bibliyofil olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki sadece bu söz bile şarkıyı edebi bir esere dönüştürmek için yeterlidir.
tasvir-i şikayet
devamını gör...

tıpkı karnıyarıkta olduğu gibi, yapanın el becerisine bağlı olarak, yağ çekme oranı 0'a kadar indirgenebilen hamur işi...
devamını gör...

yaşam ve ölümü, hakikati ve yalanı, iyiyi ve kötüyü, aydınlığı ve karanlığı hem birleştiği hem de aşıldığı var olma gücü, unutulmuş yüce tanrı.

mısırlı bir gnostik olan basilides'in ürettiği abraxas ismi, kadimlerin yedi yaratıcı gücü veya yedi gezegensel meleğini gösteren yedi harften oluşan sembol bir kelimedir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
abraxas, gnostik tanrılar bütünlüğünü ifade eden bileşik bir imgedir.
abraxas çoğunlukla bir insan bedenine ve bir horozun başına sahip, her bir bacağının sonu bir yılanla sembolize edilmiştir.
insan bedeninden çıkan iki yılan; iç duyular ve hızlı kavrayışı sembolize eden nous (akıl) ve logos'u (kelam) ortaya çıkartır. horoz başı ise uyanıklığın ve öngörünün sembolü phronesis'i (aklı başındalık) temsil eder. iki kolu sophia(bilgelik) ve dynamis (güç), bilgelik kalkanı ve güç kırbacını tutar.


"kuş yumurtadan çıkmak için savaş veriyor. yumurta dünyadır. kuş uçup tanrı'ya geliyor. tanrı abraxas'tır."


"... tanrımızın adı abraxas'tır, hem tanrıdır hem de şeytandır o, hem aydınlık hem de karanlıktır dünyayı barındırır. abraxas'ın sizin düşüncelerinizden hiçbirine itirazı yoktur. bunu asla aklınızdan çıkarmayın. ama siz kusursuz, normal biri aşamasına yüceldiğinizde, o sizi terk eder ve düşüncelerini pişirip kotaracağı yeni bir kap arar kendine."
(bkz: hermann hesse) (bkz: demian)

carl gustav jung, ölülere yedi vaaz'da abraxas'ı şöyle tanımlar.

"güneş tanrı tarafından konuşulan hayattır; şeytan tarafından konuşulansa ölüm. ama abraxas, aynı anda yaşam ve ölüm olan, hem saygıdeğer hem de lanetlenmiş olan sözü söyler. abraxas aynı sözle ve aynı eylemle hakikati ve yalanı, iyiyi ve kötüyü, aydınlığı ve karanlığı meydana getirir. bu yüzden abraxas gerçekten korkunç olandır. (...) tanrı güneşin ardında yaşar; şeytan ise gecenin ardında. tanrının aydınlıktan meydana getirdiği, şeytanın geceye sürüklediğidir. ama abraxas kozmostur; onun başlangıcı ve sonu. güneş tanrı'nın her hediyesine şeytan kendi bedduasını iliştirir. güneş tanrı'dan dilediğiniz her şey, şeytanın eylemini meydana getirir. güneş tanrı sayesinde elde ettiğiniz her şey şeytanın fiili kudretine eklenir. işte korkunç abraxas da böyledir. (...) insan onun yüzü karşısında felce uğrar. onun karşısında ne soru ne de yanıt vardır."

"o, kendini boşlukla birleştiren tamlıktır.
o, kutsal düğündür;
o, aşktır ve aşkın katlidir;
mukaddes olandır ve ona ihanet edendir.
günün en parlak ışığı, deliliğin en derin gecesidir.
o'nu görmek körlük demektir;
o'nu bilmek hastalık;
o'na tapınmak ölümdür;
ondan korkmak bilgelik;
o'na karşı durmamak özgürlük demektir."
(bkz: septem sermones ad mortuos/@aeonial) (bkz: pleroma/@aeonial)
devamını gör...

sol baştan say yow, dediğim kampanya.
devamını gör...

dünyada güçte gece ve gündüz gibi birilerinin ellerine dönüp dolaşır, biz zirveye çıktık, zirve rehavet verdi düştük. şimdide onlar zirvede.

coğrafi keşiflere gelirsek:



onlar giderken biz dönüyorduk, yerli kaynak sevmeyebilirsiniz diye yapıcı bir video'yu kaynak olarak veriyorum birazcık araştırırsanız kimin nereleri ilk bulduğunu anlarsınız, kompleksleriniz var ise ayrı.

neden keşfettiği yerlere koloni kurmamış sorusu daha doğru olur, ve tartışılabilir videoda ona karşı bir görüş sunmuş.
devamını gör...

hallerin ilmidir.
dünya hayatının islama uygun yaşanabilmesi için kuran ve sünnet ışığında alimlerin verdiği bilgilerin olduğu kitaptır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"bilim kurgunun babası" olarak adlandırılır. eserlerinde ayrıntılarıyla tarif ettiği buluşlar ve makinelerin o sıralarda gelişmekte olan avrupa sanayisi ve teknolojisine ilham kaynağı olduğu düşünülür.
eserleri 148 farklı dile çevrildi. birçok icadı önceden tahmin ettiği için ''bilim falcısı'' olarak anıldı.

8 şubat 1828’de fransa'nın nantes şehrinde doğdu. varlıklı bir avukat olan pierre verne ile eşi sophie henriette allotte de la fuye’nin beş çocuğundan en büyüğüdür. kış aylarında yoğun trafikli bir liman şehri olan nantes’da; yaz aylarında ise loire nehri kıyısında yelkenlileri ve gemileri izleyerek geçirdiği çocukluğu, seyahat ve macera üstüne hayallerini ateşledi. 12 yaşında iken tayfalık yapmak üzere bir gemiye binip evden kaçmaya yeltenen jules verne’in, babası tarafından yakalanıp gemiden indirildiğinde “bundan sonra yalnız hayal dünyasında seyahat edeceğine“ dair ailesine söz verdiği rivayet edilir. bu hikayenin gerçekliği hakkında şüpheler vardır. jules verne'nin deniz ve macera tutkusunu kardeşi paul de paylaşıyordu; paul, sonunda bir deniz mühendisi oldu. jules verne ise kısa hikayeler ve şiirler yazmaya başladığı yatılı okul döneminin ardından 1846'da babasının işini devam ettirebilmek için hukuk öğrenimi görmek üzere paris’e gitti.

jules verne, paris'e gittikten sonra kısa sürede hukuk diplomasını aldı ancak bu süre içinde edebiyat hevesinin hukuka ilgisinden daha büyük olduğunu fark etti. amcası aracılığıyla paris edebiyat çevresi ile tanıştı şahsen tanıdığı victor hugo, alexandre dumas gibi yazarların etkisinde tiyatro oyunları kaleme aldı; bohem bir hayat sürdürdü. baba-mesleğini devam ettirmek yerine tiyatro ve edebiyata yönelmesine kızan babası maddi desteğini kesince geçimini yazarak karşılamak zorunda kaldı.

yazarlığa, arkadaşı müzisyen jean louis aristide hignard ile birlikte tiyatro oyunları yazarak başladı. ilk tiyatro eseri 12 haziran 1850'de sahnelendi. 1852-1855’te bir paris tiyatrosunda sekreterlik yaptı; komediler, operetler yazdı; kısa hikâyeler kaleme alıp dergilerde yayınlatmaya başladı. çoğu paris’te çıkan “musée des familles” adlı dergide yayınlandı. amerikalı yazar edgar allan poe'nın eserlerini okuduktan sonra onun büyük bir hayranı olan verne, poe etkisinde yazılar üretmeye başladı.

bir gemi ile dünyayı dolaşmış olan fransız seyyah jacques arago ile dost oldu. bu dostluk ona, paris’ten daha geniş ve ilginç dünyalar hakkında yazılar yazması için ilham verdi; fransa dışına hiç çıkmamış olsa da hayal gücünü kullanarak başka dünyaları anlattı
1886’da evine döndükten sonra akıl hastası olan yeğeni tarafından vuruldu ve bu nedenle hayatının geri kalanında baston kullanmak zorunda kaldı; tedavi için sürekli uğraştı. 1887’de yayıncısı hetzel’in ve ardından annesinin ölümü üzerine hayatının karamsar bir dönemine girdi.
1888’de siyasete atılan jules verne, amiens belediye meclisinde görev aldı. tiyatrolar, okullar ve şehircilik gibi kültürel sorunlarla ilgilendi. 1889’da belediye sirkini kurdu. 1892, 1896 ve 1900 dönemlerinde de meclis üyeliğine yeniden seçildi.
ilerleyen şeker hastalığı sonucu 1902’de kısmen görme yeteneğini kaybeden yazar, 24 mart 1905’te amiens’teki evinde hayatını kaybetti. amiens’te la madeleine mezarlığı’na defnedilmiştir.
ölümünden iki yıl sonra mezarının başına bir heykeli dikildi. heykelde verne, mezarında doğrulmuş, bir elini yıldızlara uzatır biçimde betimlenir.

devamını gör...

tabi ki de kısa zamanda çok anı biriktirdik ama yine de biraz erken olmadı mı bu gidiş ?
devamını gör...

benim burada ölen bedenimdir, ki zaten ölümlüydü. ama fikirlerim... şaka şaka abiler kıymayın bana diye ağlardım.
devamını gör...

????:????:

''asla şüphem yoktur ki, türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile, âtinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.'' -atatürk-

(*

"türük oguz begleri budun eşiding. üze tengri basmasar, asra yir telinmeser türük budun ilingin törüngin kim artatı udaç erti." -bilge kağan-
devamını gör...

rezalettir insan söyleyecek laf bulamiyor.
devamını gör...

daha saçmasını görene kadar benim için en saçma başlık budur.
devamını gör...

aslında hizmet sektöründe yer almak isterdim,hani şu garson olanlardan. deneyimlemek isterdim,tamam evine gelen insana hizmet etmeyi sevmeyip bunu istemek garip ama öyle işte.

bir diğeri spiker ya da öykü okumak,anlatmak. tonlamalara bayılıyorum.* bu gidişle içimde kalmayacak bir şey,diksiyon öğretmeninin gazıyla bir gün internette şiir okuduğum bir hesap olacak diye de korkmuyor değilim.*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim