zaman yönetimi
yaşamda "iş hayatı", "sosyal hayat", "aile" gibi kavramları etkin bir şekilde dengeleyebilmek için yapılması, planlanması ya da üstesinden gelinmesi gereken olgu, durum.
ne var ki çoğu zaman, pandemi öncesinde de, evdeki hesabın çarşıya uymaması sonucu şevk kırması ile de ünlü olandır.
ne var ki çoğu zaman, pandemi öncesinde de, evdeki hesabın çarşıya uymaması sonucu şevk kırması ile de ünlü olandır.
devamını gör...
yazarların kendilerini teselli etmek için kullandığı cümleler
daha en kötü ne olabilir ki veya elbet bir gün senin de yüzün gülecek diye kendimi teselli ederim bir de aynaya karşı (bkz: dobarla bıragma gendini).
devamını gör...
bir öğrencinin gece 12'de öğretmenine soru sorması
bu konunun tartışılması gerçekten utanç verici. çok net çünkü her şey. "bir insanı kafana göre öyle her saatte rahatsız edemezsin" çok basit. eğer bu saygısızlığı yapıyorsan her şeyi duymayı göze almış olmaz lazım. eğer şımarık bir veletsen buda harika bir ders olur.
bu arada başlık tam bir yazar turnusolü. gece 12 geç bir saat değil diye çırpınan var ya* ballı süt içmişmişte yatmişmiş. ya bu kafalara göre herkes köle zaten. herkes her saat bunların isteğine göre çalışmak zorunda. leş gibi bir bencillik.
bu arada başlık tam bir yazar turnusolü. gece 12 geç bir saat değil diye çırpınan var ya* ballı süt içmişmişte yatmişmiş. ya bu kafalara göre herkes köle zaten. herkes her saat bunların isteğine göre çalışmak zorunda. leş gibi bir bencillik.
devamını gör...
mustafa kemal atatürk
sarı saçlı, mavi gözlü, türk’ün çıkardığı son kahraman. asker olmasının yanı sıra önemli bir entelektüel, tarihçi, bilim adamı... saymakla bitmez ama soyadı onu en iyi tanımlayan.
devamını gör...
bae suzy
güney koreli idol- oyuncu. saf güzelliğinden ötürü ''ulusun ilk aşkı'' unvanının da sahibi ayrıca.
ilk çıkışını daha 16 yaşındayken miss a adlı müzik grubunda 2010 yılında gerçekleştirdi. grup, kore'nin en iyi ve başarılı kız grupları arasında yer alıyordu. suzy, idollüğün yanında oyunculuğa da atıldı ve çeşitli film ve dizilerde oynadı. 2017 yılında içinde bulunduğu miss a grubu dağılınca tamamıyla oyunculuğa yöneldi fakat yakın bir zamanda verdiği konseriyle, idollüğü bırakmadığını da göstermiş oldu. konser için tık tık.
gu family book, while you were sleeping, uncontrollably fond, vagabond, start up gibi başarılı dizilerde başrol olduğundan, parasite (film)'da oynayan park so-dam ile birlikte, sony pictures'ın marvel serisi ''silk'' ana karakteri cindy moon'u oynamaya aday oldu.
tüm bu başarılarının yanında, ülkenin en çok bağış yapan ünlüleri arasında her zaman en üst sıralarda olmayı başarmış kadın ünlüdür kendisi. daha 26 yaşında olduğunu düşününce, önünde çok daha başarılı bir kariyer varmış gibi duruyor. vagabond'un 2. sezonunu büyük bir sabırsızlık ve umutla bekliyorum.
ilk çıkışını daha 16 yaşındayken miss a adlı müzik grubunda 2010 yılında gerçekleştirdi. grup, kore'nin en iyi ve başarılı kız grupları arasında yer alıyordu. suzy, idollüğün yanında oyunculuğa da atıldı ve çeşitli film ve dizilerde oynadı. 2017 yılında içinde bulunduğu miss a grubu dağılınca tamamıyla oyunculuğa yöneldi fakat yakın bir zamanda verdiği konseriyle, idollüğü bırakmadığını da göstermiş oldu. konser için tık tık.
gu family book, while you were sleeping, uncontrollably fond, vagabond, start up gibi başarılı dizilerde başrol olduğundan, parasite (film)'da oynayan park so-dam ile birlikte, sony pictures'ın marvel serisi ''silk'' ana karakteri cindy moon'u oynamaya aday oldu.
tüm bu başarılarının yanında, ülkenin en çok bağış yapan ünlüleri arasında her zaman en üst sıralarda olmayı başarmış kadın ünlüdür kendisi. daha 26 yaşında olduğunu düşününce, önünde çok daha başarılı bir kariyer varmış gibi duruyor. vagabond'un 2. sezonunu büyük bir sabırsızlık ve umutla bekliyorum.
devamını gör...
seyit rıza
türkiye cumhuriyeti’ne karşı ayaklanmış feodal aşiret reisidir. yöre halkına karşı bozgunculuk yaptığı, aşiret sisteminin ilkelliğinin ardına sığınıp halka zulm ettiği için defalarca tunceli halkı tarafından devlete şikayet edilmiştir. 1937 yılında dersim isyanı’nı başlatıp ingiliz ve fransızlardan yardım talebinde bulunmuştur. bugün seyit rıza’dan bir alevi kanaat önderi, bir devrimci kahraman olarak bahsetmek tarih bilmemektir, aymazlıktır.
ingiltere dışişlerine yazdığı mektup londra ulusal arşivinde fo371/20864/e5529 numarası ile kayıtlıdır.

“ekselansları,
yıllardır, türk hükümeti kürt halkını asimile etmeye çalışıyor ve bu amaçla halkı eziyor, kürtçe yayınları ve gazeteleri yasaklıyor. türk hükümeti son olarak, hükümetle yapılan anlaşma gereği, bu işkencelerin dışında tutulan dersim’e de girmeye çalıştı. bu olay karşısında kürtler, uzak sürgün yollarında yok olmaktansa, 1930’da ağrı dağında, zilan vadisinde ve beyazıt’ta yaptıkları gibi, kendilerini savunmak üzere silaha sarıldılar. üç aydan beri ülkemi, acımasız bir savaş kırıp geçiriyor. ben ve arkadaşlarım türk ordusunu başarısızlığa uğrattık. benim sesimle ekselanslarınızdan maruz bulunduğu zulüm ve adaletsizliğe son vermek için, kürt halkı hükümetinizin yüksek ahlakî etkisinden yararlandırmanızı diliyor. sayın bakan, en derin saygılarımızı sunmaktan onur duyarım.
seyit rıza.”
aynı zamanda yöre halkını ayaklandırmak için yazdırdığı propaganda metni şöyledir;
“ey dersimliler! nasıl oluyor da sizler üç yüz seneden beri kimseye teslim olmadığınız halde askersiz, leşkersiz sakin hüseyin abdullah paşa’ya teslim oluyorsunuz. hükümetin elinde asker yoktur. hem hükümet buraya asker sevk etmeye kalkışırsa ingiliz ve fransızlar derhal ilanı harp edecekler ve bizi kurtaracaklar. araplar da bizimle beraberdir.’”
ingiltere dışişlerine yazdığı mektup londra ulusal arşivinde fo371/20864/e5529 numarası ile kayıtlıdır.

“ekselansları,
yıllardır, türk hükümeti kürt halkını asimile etmeye çalışıyor ve bu amaçla halkı eziyor, kürtçe yayınları ve gazeteleri yasaklıyor. türk hükümeti son olarak, hükümetle yapılan anlaşma gereği, bu işkencelerin dışında tutulan dersim’e de girmeye çalıştı. bu olay karşısında kürtler, uzak sürgün yollarında yok olmaktansa, 1930’da ağrı dağında, zilan vadisinde ve beyazıt’ta yaptıkları gibi, kendilerini savunmak üzere silaha sarıldılar. üç aydan beri ülkemi, acımasız bir savaş kırıp geçiriyor. ben ve arkadaşlarım türk ordusunu başarısızlığa uğrattık. benim sesimle ekselanslarınızdan maruz bulunduğu zulüm ve adaletsizliğe son vermek için, kürt halkı hükümetinizin yüksek ahlakî etkisinden yararlandırmanızı diliyor. sayın bakan, en derin saygılarımızı sunmaktan onur duyarım.
seyit rıza.”
aynı zamanda yöre halkını ayaklandırmak için yazdırdığı propaganda metni şöyledir;
“ey dersimliler! nasıl oluyor da sizler üç yüz seneden beri kimseye teslim olmadığınız halde askersiz, leşkersiz sakin hüseyin abdullah paşa’ya teslim oluyorsunuz. hükümetin elinde asker yoktur. hem hükümet buraya asker sevk etmeye kalkışırsa ingiliz ve fransızlar derhal ilanı harp edecekler ve bizi kurtaracaklar. araplar da bizimle beraberdir.’”
devamını gör...
misvak'ın mehmet ceyhan karikatürü
cehaletin övüldüğü bir toplumda az bile. sen bunlara bakma hocam. senin arkanda binlerce yetiştirdiğin bilim insanı var. onların arkasında yedikleri haram lokmaları, haksız kazançları, emeksiz makamları var ve tutuşmaya başladılar. bizim hep aklımız hür, vicdanımız hür, irfanımız hür olacak.
devamını gör...
çocukken yapılan salaklıklar
7 tane kertenkele öldürünce cennete gideceğimi sanıp avına çıkardım.
dayatılan dogmalar sağ olsun. umarım züppeli ahmet hoca da fark eder yanlışı.
dayatılan dogmalar sağ olsun. umarım züppeli ahmet hoca da fark eder yanlışı.
devamını gör...
beyin yakan filmler
ingilizce adıyla: mind bending. bu türde oldukça fazla içerik tüketmeme rağmen hala bıkmadığım ender film türlerinden biri.
-fight club
-exam
-forgotten
-el cuerpo
-ıdentity (kesinlikle izleyin)
-donnie darko
-memento
-the sixth sense (çok tutuldu amma velakin filmi 5.dakikasında anlamıştım ben)
-1403
-orphan
-gone girl
-the uninvited
-basic instinct
-sliver
-şah mat
- girdap (twisted 2004)
-mystic river
-the others
-vanilla sky
-ex machina
-upgrade
evet, hepsini izledim.
-fight club
-exam
-forgotten
-el cuerpo
-ıdentity (kesinlikle izleyin)
-donnie darko
-memento
-the sixth sense (çok tutuldu amma velakin filmi 5.dakikasında anlamıştım ben)
-1403
-orphan
-gone girl
-the uninvited
-basic instinct
-sliver
-şah mat
- girdap (twisted 2004)
-mystic river
-the others
-vanilla sky
-ex machina
-upgrade
evet, hepsini izledim.
devamını gör...
beni hatırla
sözleri nazan öncel'e ait olan ayşegül aldinç'in harika söylediği şarkıdır.
resimlere bak
mektubumla avun
şarkılar tut
kendinden vazgeç
yastığına sarıl
korkular tut
dağılsın kalbin
öl hatta orda
lanetler yağdır
beni hatırla
her telefona sen çık
her kapıya sen koş
beni hatırla
sen bir yerlerde
ben bir şehirde
akşam olunca
beni hatırla
mektupları yak
şarkılara küs
hasretler giy
kendinden vazgeç
yastığına sarıl
korkular tut
dağılsın kalbin
öl hatta orda
lanetler yağdır
beni hatırla
her telefona sen çık
her kapıya…
resimlere bak
mektubumla avun
şarkılar tut
kendinden vazgeç
yastığına sarıl
korkular tut
dağılsın kalbin
öl hatta orda
lanetler yağdır
beni hatırla
her telefona sen çık
her kapıya sen koş
beni hatırla
sen bir yerlerde
ben bir şehirde
akşam olunca
beni hatırla
mektupları yak
şarkılara küs
hasretler giy
kendinden vazgeç
yastığına sarıl
korkular tut
dağılsın kalbin
öl hatta orda
lanetler yağdır
beni hatırla
her telefona sen çık
her kapıya…
devamını gör...
pandeminin tek kelimelik özeti
distopya.
öyle ki, bir romana konu olabilecek zamanlardan geçiyoruz. insanlar delirmenin eşiğinde, evlerimizden çıkamıyoruz, devletler desek... daha fazla yazmak istemiyorum çünkü zaten durumu yeteri kadar özetleyen bir kelime, daha fazlası büyüsünü bozacak.
öyle ki, bir romana konu olabilecek zamanlardan geçiyoruz. insanlar delirmenin eşiğinde, evlerimizden çıkamıyoruz, devletler desek... daha fazla yazmak istemiyorum çünkü zaten durumu yeteri kadar özetleyen bir kelime, daha fazlası büyüsünü bozacak.
devamını gör...
hayatında hiç kimseyle tartışmayan insan
cımbızla olmak suretiyle tek tek sinirlerini aldırmış, minnoş insandır. hayatın tadına varamamıştır. kaos, kavga, gürültü, tartışma insan fıtratında olduğundan mütevellit, bir yanı eksik kalmıştır.
devamını gör...
saman sarısı
çocukluğumuzun yaz mevsimleri böyle tarif edilebilir. o zamanlar yaz mevsimi saman sarısı yaz gibiydi, öğle uykumuz ayrı bir tatlıydı. şimdi o tür uykular çok nadir, uykuyu bulduğum anda da o saman sarısı yaz havası canlanır zihnimde.
devamını gör...
kedi fetişizminin artık bayması
1 başlıkta engellenecek 2 yazar. thanks.
devamını gör...
orgeneral
ankara'dan kara kuvvetleri komutanlığı denetlemesi için gelen korgeneralin kudretine şahit olmuş biri olarak orgenerali düşünemiyorum.batarya komutanı üsteğmenin tekmili gök gürültüsü gibiydi.
devamını gör...
bir insanın kendisine yapabileceği en büyük iyilik
ikinci bir dil öğrenmek olabilir. ne olduğu mühim değil çok. yine de genel kabul gören dillerden biri olursa işine daha çok yarar sanırım.
kitap okumayı veya spor yapmayı rutin hâline getirmek olabilir.
eğitimini ilerletmek de seçenekler arasında tabii ki.
kitap okumayı veya spor yapmayı rutin hâline getirmek olabilir.
eğitimini ilerletmek de seçenekler arasında tabii ki.
devamını gör...
take me to church
hozier'in çok sevdiğim, eşcinsellerin gördükleri baskıyı konu alan bir şarkısıdır.
cinsellik ve cinsel yönelim ne olursa olsun doğaldır. cinsel eylemler en insani davranışlardır. ancak kilise gibi bir organizasyon cinsel yönelimle ilgili utanç duymayı başarılı bir şekilde öğreterek insanlığın ayağını kaydırır,günah der. tanrıya hakarettir der. bu şarkı kendini buna karşı savunmak, insanlığını aşkla ehlilleştirmekle ilgidir diyor hozier.
aynı zamanda inanca saldırmadığını da belirtiyor.
hozier bu parçayı ilk aşkına ithafen yazmış. "ı was born sick but ı love it. command me to be well" - "hasta doğdum ama bunu seviyorum. iyi olmamı emret" sözlerini bir şiirden esinlenmiş.
bu şahane şarkıyı birde sofia carlberg'den dinleyin. şarkının en sevdiğim coverlarından biri :
şarkının orijinali :
insanları cinsel yönelimine, dinine, dış görünüşüne, statüsüne ve daha bir çok şeye bağlı kalarak yargılamadığımız, insanları yalnızca iyi insan ve kötü insan olarak ayırdığımız, huzurlu ve barışçıl bir dünyada yaşamak dileğiyle...
cinsellik ve cinsel yönelim ne olursa olsun doğaldır. cinsel eylemler en insani davranışlardır. ancak kilise gibi bir organizasyon cinsel yönelimle ilgili utanç duymayı başarılı bir şekilde öğreterek insanlığın ayağını kaydırır,günah der. tanrıya hakarettir der. bu şarkı kendini buna karşı savunmak, insanlığını aşkla ehlilleştirmekle ilgidir diyor hozier.
aynı zamanda inanca saldırmadığını da belirtiyor.
hozier bu parçayı ilk aşkına ithafen yazmış. "ı was born sick but ı love it. command me to be well" - "hasta doğdum ama bunu seviyorum. iyi olmamı emret" sözlerini bir şiirden esinlenmiş.
bu şahane şarkıyı birde sofia carlberg'den dinleyin. şarkının en sevdiğim coverlarından biri :
şarkının orijinali :
insanları cinsel yönelimine, dinine, dış görünüşüne, statüsüne ve daha bir çok şeye bağlı kalarak yargılamadığımız, insanları yalnızca iyi insan ve kötü insan olarak ayırdığımız, huzurlu ve barışçıl bir dünyada yaşamak dileğiyle...
devamını gör...
normal sözlük - yedikule hayvan barınağı yardım kampanyası
böyle güzel insanlar gördükçe iyi ki diyorum, iyi ki varsınız. bu güzel kampanyaya destek olan, yardım eden herkese teşekkürler.
devamını gör...
genç w.'nin yeni acıları
alman yazar ulrich plenzdorf tarafından yazılmış olan eser. dilimize genç w.'nin yeni acıları olarak çevrilmiş olsa bile orada bulunan w kısaltması sanılanın aksine werther değil wibeau'dur fakat eserin isim seçimi de yalnızca pazarlama mantığından ileri gelmez. die neuen leiden des jungen w.'nin temeli johann wolfgang von goethe tarafından alman edebiyatına kazandırılmış die leiden des jungen werthers isimli bilindik eseri üzerine kurulduğu gibi aynı zamanda eser içerisinde de kitabın ismine ve alıntılara yer verilmiş hatta benzer bir konu üzerinden sunulmuştur. ek olarak jerome david salinger'in ünlü der fanger im roggen'ı ve daniel defou'nun robinson crusoe isimli eseri de kitaba ilham veren eserlerin başında yer alır ve yine kitapta sıklıkla söz edilir. genç werther'in acıları ile benzerlik gösterse bile yine de bu benzerliğin kitabın ana karakteri üzerinden belirgin bir biçimde verilmediğinin altını çizmek gerek. kitabın ana karakteri olan edgar pek çok açıdan werther ile benzerlik gösterse bile aslında sürekli werther'i seçimlerinden dolayı eleştiren ve ciddi derecede belirgin farklılıklar gösteren bir figürdür. eser benzerliği derinlemesine vermeyi tercih eder, bu durumu 1991 yılında yazmış olduğu bir yazıda -ki bu yazı kitabın önsözüdür aynı zamanda- doç. dr. nuran özyer şu şekilde açıklamıştır:
yazar eserinde, 18. yüzyılda belirli kurallar ve baskılar altında ezilen genç için, 20. yüzyılda da değişen bir şey olmadığını vurgulamaktadır. birey yine aynı kısıtlamalar ve baskılar altında dış gerçeklerden kaçıp, kendi iç dünyasına sığınmaktadır. üstelik plenzdorf'un sunduğu insan ilişkileri ve toplum eleştirisi salt doğu almanya'ya özgü de değildir. 18. yüzyıl feodal toplum düzeninde (werther), 20. yüzyılda doğu almanya'da (edgar), amerika'da (holden) yaşayan insan, toplumsal baskılar altında aynı bireyleşme çabası vermekte, aynı iletişim bozukluğu içinde çırpınmaktadır.
gerek goethe'nin werther'i gerekse plenzdorf'un wibeau'u ve salinger'in holden'i insan nerede, nasıl, ne zaman ve hangi şartlar altında yaşarsa yaşasın, toplumdan soyutlanmışlığın, toplum baskısının, içine düştüğü yalnızlık ve huzursuzluğun en güzel kanıtlarıdır. böylece eser tek bir gencin ya da tek bir toplum düzeninin değil, tüm insanlığın eleştirisidir.
ek olarak; oldukça kısa olan bu eserin yazarı tarafından ilk önce oyun olmak üzere yazıldığını belirtmekte fayda var. daha sonra yeniden düzenlenerek günümüzdeki versiyonuna dönüştürülmüştür.
yazar eserinde, 18. yüzyılda belirli kurallar ve baskılar altında ezilen genç için, 20. yüzyılda da değişen bir şey olmadığını vurgulamaktadır. birey yine aynı kısıtlamalar ve baskılar altında dış gerçeklerden kaçıp, kendi iç dünyasına sığınmaktadır. üstelik plenzdorf'un sunduğu insan ilişkileri ve toplum eleştirisi salt doğu almanya'ya özgü de değildir. 18. yüzyıl feodal toplum düzeninde (werther), 20. yüzyılda doğu almanya'da (edgar), amerika'da (holden) yaşayan insan, toplumsal baskılar altında aynı bireyleşme çabası vermekte, aynı iletişim bozukluğu içinde çırpınmaktadır.
gerek goethe'nin werther'i gerekse plenzdorf'un wibeau'u ve salinger'in holden'i insan nerede, nasıl, ne zaman ve hangi şartlar altında yaşarsa yaşasın, toplumdan soyutlanmışlığın, toplum baskısının, içine düştüğü yalnızlık ve huzursuzluğun en güzel kanıtlarıdır. böylece eser tek bir gencin ya da tek bir toplum düzeninin değil, tüm insanlığın eleştirisidir.
ek olarak; oldukça kısa olan bu eserin yazarı tarafından ilk önce oyun olmak üzere yazıldığını belirtmekte fayda var. daha sonra yeniden düzenlenerek günümüzdeki versiyonuna dönüştürülmüştür.
devamını gör...
yazarlar ilkokulda olsa açılacak başlıklar
ağlayarak şiir okuyan kızın asıl amacı
devamını gör...