takip etmenin ne işe yaradığını çözememek
ben tanımlarını okumayı sevdiğim , ne yazdıklarını merak ettiğim yazarları takibe alıyorum ve bu sayede takip kısmından bulmak ve bakmak daha kolay oluyo doğrusu o yüzden de tanımlarını beğendiğim herkesi takibe alıyorum aslında .
devamını gör...
a haber
mensubu olan herhangi bir bireyin yalan makinesine kısa devre yaptırmasının garanti olduğu tv kanalı.
devamını gör...
sonradan asyalı olunabilir mi sorunsalı
tabii ki iki estetik ameliyata bakar, anan baban tanıyamaz valla! sen paradan haber ver dediğim sorunsal.
devamını gör...
top down processing
bilişsel psikolojide, yeni bir bilgiyi algılayıp yorumlayabilmemiz için önceden sahip olduğumuz bilgileri kullandığımızı belirten bir süreç. yukarıdan aşağıya işleme anlamına gelir.
kişinin bilgisi, deneyimleri, beklentileri, kültürel faktörler ve hafızası gibi unsurların bilgi işlemedeki önemini belirtir. önceden edindiğimiz bu bilgi ve birikimleri; baktığımız, duyduğumuz veya herhangi bir algısal olayda o şeyin ne olduğunu anlayabilmek için kullanırız.
örneğin: ispanyolca bilmemenize rağmen o dildeki bir beyzbol oyununu izliyorsunuz. oyuncuların isimlerini veya beyzbol ile ilgili söylenen terimleri anlayabiliyorsunuz. işte bunun nedeni daha önceki bilgilerinizi kullanarak algılamanızdan yani top down processing gerçekleştirmenizden kaynaklanıyor.
dünyayı algılayabilmemiz ve her yeni şeye yabancıymış gibi bakıp kalmamamız için bu işleme önemlidir.
yaygın bilinen örneklerinden biri stroop etkisi'dir. şimdi aşağıdaki görselde önce yazılan kelimeleri okuyun, sonrasında ise o kelimelerin yazıldığı renkleri söylemeye çalışın bakalım. iki deneyimin de süresi sizce aynı mıydı yoksa birinde daha çok mu zorlandınız? eğer cevabınız evet ise, yukarıdan aşağıya işleme/ top down processing deneyimlediniz demektir. zıttı için (bkz: bottom up processing).

görsel kaynak
kişinin bilgisi, deneyimleri, beklentileri, kültürel faktörler ve hafızası gibi unsurların bilgi işlemedeki önemini belirtir. önceden edindiğimiz bu bilgi ve birikimleri; baktığımız, duyduğumuz veya herhangi bir algısal olayda o şeyin ne olduğunu anlayabilmek için kullanırız.
örneğin: ispanyolca bilmemenize rağmen o dildeki bir beyzbol oyununu izliyorsunuz. oyuncuların isimlerini veya beyzbol ile ilgili söylenen terimleri anlayabiliyorsunuz. işte bunun nedeni daha önceki bilgilerinizi kullanarak algılamanızdan yani top down processing gerçekleştirmenizden kaynaklanıyor.
dünyayı algılayabilmemiz ve her yeni şeye yabancıymış gibi bakıp kalmamamız için bu işleme önemlidir.
yaygın bilinen örneklerinden biri stroop etkisi'dir. şimdi aşağıdaki görselde önce yazılan kelimeleri okuyun, sonrasında ise o kelimelerin yazıldığı renkleri söylemeye çalışın bakalım. iki deneyimin de süresi sizce aynı mıydı yoksa birinde daha çok mu zorlandınız? eğer cevabınız evet ise, yukarıdan aşağıya işleme/ top down processing deneyimlediniz demektir. zıttı için (bkz: bottom up processing).

görsel kaynak
devamını gör...
fareler ve insanlar
john steinbeck romanıdır.
“but mouse, you are not alone,
ın proving foresight may be vain:
the best laid schemes of mice and men
go often askew,
and leaves us nothing but grief and pain,
for promised joy!”
robert burns’ün “to a mouse” adlı şiirinden ve bu şiir john steinbeck’in çok dokunaklı eseri “fareler ve insanlar”a isim babalığı yapmıştır.
john steinbeck’in romanı iki arkadaş hakkındadır. george milton ve lennie small. george vi lennie birlikte çalışan, birlikte yolculuk eden birbirine taban tabana zıt iki çiftlik işçisidir. george oldukça zeki ve akıllı bir adamken lennie büyümeyi bir türlü beceremeyen, bedenen oldukça güçlü olmasına rağmen, zihnen george olmadan hayatta kalmayı beceremeyecek kadar zayıftır.
george ve lennie’nin büyük bir hayalleri vardır. bir çiftlik açmak; içinde tavşanlar olan bir çiftlik. lennie en çok tavşanlara sahip olmak ister. çünkü lennie’nin yumuşak ve tüylü şeylere zaafı vardır. akli dengesi tam olarak yerinde olmayan lennie george son vardıkları çiftlikte. curley’nin karısının saçlarını okşamak isterken onun ölümüne neden olur. john steinbeck romanda curley’nin karısına bir isim vermemiştir, zira bu çiftlikte çalışan işçilerin hikayesidir ve kadın burda bir “kişi” olarak değil “curley’nin karısı” olarak bulunur.
bu cinayetten sonra george lennie’yi linç edilmekten kurtarmak için ensesinden vurarak öldürmek zorunda kalır.
john steinseck romanında amerikan rüyası diye yutturulmaya çalışılanın asıl yüzünü gözler önüne serer. herkes yalnızdır hikayede, sadece george ve lennie birbirlerine sahiptir ancak bu bile onların rüyalarını gerçekleştirmeliri için yeterli olmaz. john stenibeck bu roman için şöyle söyler bir röportajında:
“ben kendim de bayağı uzun bir süre göçmen işçiydim. öykünün geçtiği yerlerde çalıştım. karakterler bir yere kadar, çeşitli insanların karışımıyla ortaya çıktı. lennie ise gerçek biriydi. şu anda kaliforniya’daki bir akıl hastanesinde. onunla haftalar boyunca yan yana çalıştım. gerçek lennie bir kızı değil, bir ustabaşını öldürdü. kızgındı, çünkü patron arkadaşını işten çıkarmıştı, lennie de karnına saplayıverdi. bunu arka arkaya defalarca yapışını izlediğimi anlatmaktan nefret ediyorum. onu, çok geç olmadan durdurmayı başaramadık.”
kitap 1992 yılında gary sinise tarafından sinemaya taşınmıştır. başrollerde ise john malkovich ve yönetmen gary sinise oynamışlardır. film cannes film festivalinde altın palmiye adayı olmuştur. john steinbeck ise 1940’da pulitzer, 1967’de de nobel edebiyat ödülünü kazanmıştır. roman her haliyle büyük bir başarıdır ve okunurken hakkı verilmelidir.
“but mouse, you are not alone,
ın proving foresight may be vain:
the best laid schemes of mice and men
go often askew,
and leaves us nothing but grief and pain,
for promised joy!”
robert burns’ün “to a mouse” adlı şiirinden ve bu şiir john steinbeck’in çok dokunaklı eseri “fareler ve insanlar”a isim babalığı yapmıştır.
john steinbeck’in romanı iki arkadaş hakkındadır. george milton ve lennie small. george vi lennie birlikte çalışan, birlikte yolculuk eden birbirine taban tabana zıt iki çiftlik işçisidir. george oldukça zeki ve akıllı bir adamken lennie büyümeyi bir türlü beceremeyen, bedenen oldukça güçlü olmasına rağmen, zihnen george olmadan hayatta kalmayı beceremeyecek kadar zayıftır.
george ve lennie’nin büyük bir hayalleri vardır. bir çiftlik açmak; içinde tavşanlar olan bir çiftlik. lennie en çok tavşanlara sahip olmak ister. çünkü lennie’nin yumuşak ve tüylü şeylere zaafı vardır. akli dengesi tam olarak yerinde olmayan lennie george son vardıkları çiftlikte. curley’nin karısının saçlarını okşamak isterken onun ölümüne neden olur. john steinbeck romanda curley’nin karısına bir isim vermemiştir, zira bu çiftlikte çalışan işçilerin hikayesidir ve kadın burda bir “kişi” olarak değil “curley’nin karısı” olarak bulunur.
bu cinayetten sonra george lennie’yi linç edilmekten kurtarmak için ensesinden vurarak öldürmek zorunda kalır.
john steinseck romanında amerikan rüyası diye yutturulmaya çalışılanın asıl yüzünü gözler önüne serer. herkes yalnızdır hikayede, sadece george ve lennie birbirlerine sahiptir ancak bu bile onların rüyalarını gerçekleştirmeliri için yeterli olmaz. john stenibeck bu roman için şöyle söyler bir röportajında:
“ben kendim de bayağı uzun bir süre göçmen işçiydim. öykünün geçtiği yerlerde çalıştım. karakterler bir yere kadar, çeşitli insanların karışımıyla ortaya çıktı. lennie ise gerçek biriydi. şu anda kaliforniya’daki bir akıl hastanesinde. onunla haftalar boyunca yan yana çalıştım. gerçek lennie bir kızı değil, bir ustabaşını öldürdü. kızgındı, çünkü patron arkadaşını işten çıkarmıştı, lennie de karnına saplayıverdi. bunu arka arkaya defalarca yapışını izlediğimi anlatmaktan nefret ediyorum. onu, çok geç olmadan durdurmayı başaramadık.”
kitap 1992 yılında gary sinise tarafından sinemaya taşınmıştır. başrollerde ise john malkovich ve yönetmen gary sinise oynamışlardır. film cannes film festivalinde altın palmiye adayı olmuştur. john steinbeck ise 1940’da pulitzer, 1967’de de nobel edebiyat ödülünü kazanmıştır. roman her haliyle büyük bir başarıdır ve okunurken hakkı verilmelidir.
devamını gör...
evde en çok küfredilen eşyalar
net bir şekilde sehpanın ayağıdır.
serçe parmak oraya çarptığı an hissedilen acı, cehennem azabından hallicedir.
serçe parmak oraya çarptığı an hissedilen acı, cehennem azabından hallicedir.
devamını gör...
kısa şiirler
kim o deme boşuna benim ben
öyle bir ben ki gelen kapına
baştan başa sen.
öyle bir ben ki gelen kapına
baştan başa sen.
devamını gör...
hiç büyük kadın yazar olmaması
kadınların erkek gölgesinde bırakılmaya çabalanmasından olabilir mi acaba?
yoksa ;
jane austen. ...
j. k. rowling. ...
ursula k. ...
agatha christie. ...
harper lee. ...
emily bronte. ...
mary shelley.
virginia woolf
tezer özlü
tomris uyar
mina urgan
yoksa ;
jane austen. ...
j. k. rowling. ...
ursula k. ...
agatha christie. ...
harper lee. ...
emily bronte. ...
mary shelley.
virginia woolf
tezer özlü
tomris uyar
mina urgan
devamını gör...
uzak mesafe ilişkisi yaşayanlara tavsiyeler
mesafeler sizin için gerçekten bir sorun olmayacaksa ilişkiye başlayın.
3 yıl uzak mesafe ilişkisi yaşayıp daha sonra " ben yapamıyorum yiaa" triplerine girmeyin.
sevgi, anlayış ve güven ister. o kişinin başka bir şehirde, ülkede yaşaması sizin ekstradan anlayışli olmanızı ve karşı tarafa güven duymanızı gerektirecektir. ama zaten uzak mesafe ilişkisine başlayınca bunları göze almış olmuyor musunuz?
uzak mesafe ilişkisi diger ilişkilere oranla daha zordur. önemli olan ise mesafeleri kapatacak, yolların önünü açacak şekilde ilişkiyi yaşamaktır.
ama siz yine de yakin mesafe ilişkisine bi bakın derim, en azından çok yazmıyor.
3 yıl uzak mesafe ilişkisi yaşayıp daha sonra " ben yapamıyorum yiaa" triplerine girmeyin.
sevgi, anlayış ve güven ister. o kişinin başka bir şehirde, ülkede yaşaması sizin ekstradan anlayışli olmanızı ve karşı tarafa güven duymanızı gerektirecektir. ama zaten uzak mesafe ilişkisine başlayınca bunları göze almış olmuyor musunuz?
uzak mesafe ilişkisi diger ilişkilere oranla daha zordur. önemli olan ise mesafeleri kapatacak, yolların önünü açacak şekilde ilişkiyi yaşamaktır.
ama siz yine de yakin mesafe ilişkisine bi bakın derim, en azından çok yazmıyor.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
verdiğin her kederin yüreğimde yeri var,
hangi kitabı açtıysam seni okudum yıllardır,
hangi aynaya baktıysam seni gördüm.
gel desen gelemem.
git desen gidemem.
öl desen kanım akmaz.
anladım artık seni sevmek yüce bir şey;
anladım seni sevmek tanrı'ya yaklaşmak gibi.
ümit yaşar oğuzcan
hangi kitabı açtıysam seni okudum yıllardır,
hangi aynaya baktıysam seni gördüm.
gel desen gelemem.
git desen gidemem.
öl desen kanım akmaz.
anladım artık seni sevmek yüce bir şey;
anladım seni sevmek tanrı'ya yaklaşmak gibi.
ümit yaşar oğuzcan
devamını gör...
mansplaining
erkek bireylerin, kadınlara aynı konuda dahi olsa; üstünlük taslarcasına yanıt vermekten öte bilgiçlik taslamasıdır!
hadsizliktir canım, lamı cimi yok!
örneğin;
''bak kızım, ben anlatayım sana nedir mansplaining!''
gayet açık olmuştur, değil mi?
hadsizliktir canım, lamı cimi yok!
örneğin;
''bak kızım, ben anlatayım sana nedir mansplaining!''
gayet açık olmuştur, değil mi?
devamını gör...
topuz saç gözlük göbekte bağlanmış gömlek ve mini etek
devamını gör...
anın fotoğrafı
devamını gör...
dünyadaki zekat potansiyeli 10 trilyon dolar
laik bir devlette, bütçe sıralamasında 1.6 milyar dolarlık bütçesiyle ikinci olan diyanet işleri başkanlığının başındaki aç gözlü zevatın, gözünü diktiği rakam/saçmalama.
devamını gör...
girift radyo yayını
21.00 da konulu ve konuklu yayınımıza bekleriz diyip göndersem tanımı, ne yapabilirsiniz ki?
neyse azcık bahsedeyim.
acıyla başa çıkma yöntemlerimizi -varsa sizin bi yönteminiz dinleriz de-
psikolojik şiddeti
ve vakit kalırsa biraz da mavi dolunayı konuşalım diyorum, ne dersiniz?
konuğumuz sirinprof ve aykut ve ben falan
duyurmaya üşendiğim yayın, akşam için hayırlısı be gülüm diyorum.
neyse azcık bahsedeyim.
acıyla başa çıkma yöntemlerimizi -varsa sizin bi yönteminiz dinleriz de-
psikolojik şiddeti
ve vakit kalırsa biraz da mavi dolunayı konuşalım diyorum, ne dersiniz?
konuğumuz sirinprof ve aykut ve ben falan
duyurmaya üşendiğim yayın, akşam için hayırlısı be gülüm diyorum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
ne mutluyum ne mutsuz
ne uykulu ne uykusuz
hep bir arada kalmışlık
hep bir belirsizlik hissi
ilk başlarda sevmesem de şimdi iyi ki böyleyim diyorum.
hani derler ya hayat otobüsün sol camından etrafı izlerken, sağ camından kaçırdıklarımızdan ibarettir. diye.
işte ben yine ortadayım. şoför koltuğunun yanındaki koltuktayım. muavinim ben.
hayatımın şoförü olmak istiyorum.
ne uykulu ne uykusuz
hep bir arada kalmışlık
hep bir belirsizlik hissi
ilk başlarda sevmesem de şimdi iyi ki böyleyim diyorum.
hani derler ya hayat otobüsün sol camından etrafı izlerken, sağ camından kaçırdıklarımızdan ibarettir. diye.
işte ben yine ortadayım. şoför koltuğunun yanındaki koltuktayım. muavinim ben.
hayatımın şoförü olmak istiyorum.
devamını gör...
tıp fakültesinde okumak
yakmayin gencliginizi, kendinizi yok yere.
devamını gör...
dağın öte yüzü
serinin ilk kitabı orta direk de hikâyenin ana karakterlerinden ziyade benim aklımda kalan karakter taşbaşoğlu mehmet karakteridir. bu hikâyede yaşar kemal'in vermek istediği tüm mesajlar onun üzerinden verilir. taşbaşoğlu sömürü çarkının karşısındaki adamdır. doğru, dürüst ve mert bir adamdır. muhtar'dan ve ağalardan çekinmez. köylünün hakkını çatır çatır savunur. ama her zamanki hikâye tekrarlanır. halk kendini düşüneni değil, kendisini sömüreni dinler. kendisi için kellesini tehlikeye atanı değil, onun üzerinden geçineni adam beller. böylece gerçekte olan şey yaşar kemal'in hikâyesinde de vuku bulur. anadolu insanı kendisini düşünenin değil, korktuğu, çekindiği zevatın peşinden gider. ona yaltaklanır. bu yüzden de ne yazık ki, burnu boktan çıkmaz. çünkü kılavuzu kargadır. kâh karga akıllı ve duygusal hayvan lakin ata sözü kalıplarına da, atalara saygı babında riayet etmekte fayda var. böyle insanların değeri hep sonradan anlaşılır. iş işten geçer. ahlar vahlar eşliğinde sonrasında arkasından güzellemeler düzülür. işin komik tarafı da bu yapılırken bile işin içine kutsiyet atfedilmeye çalışılmasıdır ki, taşbaşoğlu'nun başına da bu gelmiştir. evliya ilan edilmesine ramak kalmıştır * ortamız yok ki bizim. ya gömeriz, ya uçururuz.
işte efsanenin doğuşu da bu uçurma ritüeli ile başlar. yer demir gök bakır bu noktaya temas eder. taşbaşoğlu köylüye postayı koymuştur. yeniden köye döndüğünde köylü onun için artık yok hükmündedir. öfkelidir köylüye lakin yine de vicdanı onların yediği herzelerin sebebini bilmesi sebebiyle bir yandan hep kendisini dürter. köylüye söylenir durur. onlara yaptıklarının yanlış olduğunu en yüksek perdeden ve anlayacakları dilden yani kabaca dile getirir. bu sertlik enteresan şekilde köylüde biraz olsun reaksiyon yaratır. zaten bizde efendi insan, hak hukuk gözeten insan pek itibar görmez. vuracaksın masaya ki, değerin olsun. yazık ki böyle işte. taşbaşoğlu içinde de süreçler bu şekilde ilerliyor. korku ile karışık bir saygı yaratıyor köylünün üzerinde. insani yönüyle doğuramadığı etkiyi, yaptıkları şeyden ötürü her fırsatta köylüyü aşağılayarak, onlara kızarak doğuruyor. çok fazla ipucu olmaması açısından olay örgüsüne pek değinmeyeceğim ama sonrası tam bir şeyh uçmaz mürit uçurur hikâyesi. ama taşbaşoğlu karakterini ve onun üzerinden yaşar kemal üstadın verdiği mesaj ve kullandığı simgeleri takip ederseniz türk ve anadolu mitolojisinin enteresan dehlizlerinde kaybolma garantisini kapmışsınız demektir. taşbaşoğlu bir yığın efsanenin ortasında yer alan karmaşık bir karakter. ve yine söylüyorum bu hikâyeler bütünündeki en sağlam karakter.
ölmez otu içinse şunu söyleyebilirim. taşbaşoğlular ölmez. ama muhtarlar ölür! bu coğrafyanın genetiğinde bu vardır. her ne kadar egemenin borazanı devrinde daim olsa da, gün gelir yitip giderler! tıpkı muhtar gibi. adları bile anılmaz olur. ama taşbaşoğlu bir şekilde bu coğrafya da hep anlatılagelir, söylenegelir. tıpkı bedreddinler, pir sultanlar, dadaloğlular ve niceleri gibi. o yüzden kapanış muazzamdır. bu coğrafyanın genetiğinde ölmez otu vardır. onu öldürmek isteyenlere inat! binlerce kez deneseler de, ölmez otunun kökünü söküp atamadılar bu coğrafyadan. daha ne olsun!
işte efsanenin doğuşu da bu uçurma ritüeli ile başlar. yer demir gök bakır bu noktaya temas eder. taşbaşoğlu köylüye postayı koymuştur. yeniden köye döndüğünde köylü onun için artık yok hükmündedir. öfkelidir köylüye lakin yine de vicdanı onların yediği herzelerin sebebini bilmesi sebebiyle bir yandan hep kendisini dürter. köylüye söylenir durur. onlara yaptıklarının yanlış olduğunu en yüksek perdeden ve anlayacakları dilden yani kabaca dile getirir. bu sertlik enteresan şekilde köylüde biraz olsun reaksiyon yaratır. zaten bizde efendi insan, hak hukuk gözeten insan pek itibar görmez. vuracaksın masaya ki, değerin olsun. yazık ki böyle işte. taşbaşoğlu içinde de süreçler bu şekilde ilerliyor. korku ile karışık bir saygı yaratıyor köylünün üzerinde. insani yönüyle doğuramadığı etkiyi, yaptıkları şeyden ötürü her fırsatta köylüyü aşağılayarak, onlara kızarak doğuruyor. çok fazla ipucu olmaması açısından olay örgüsüne pek değinmeyeceğim ama sonrası tam bir şeyh uçmaz mürit uçurur hikâyesi. ama taşbaşoğlu karakterini ve onun üzerinden yaşar kemal üstadın verdiği mesaj ve kullandığı simgeleri takip ederseniz türk ve anadolu mitolojisinin enteresan dehlizlerinde kaybolma garantisini kapmışsınız demektir. taşbaşoğlu bir yığın efsanenin ortasında yer alan karmaşık bir karakter. ve yine söylüyorum bu hikâyeler bütünündeki en sağlam karakter.
ölmez otu içinse şunu söyleyebilirim. taşbaşoğlular ölmez. ama muhtarlar ölür! bu coğrafyanın genetiğinde bu vardır. her ne kadar egemenin borazanı devrinde daim olsa da, gün gelir yitip giderler! tıpkı muhtar gibi. adları bile anılmaz olur. ama taşbaşoğlu bir şekilde bu coğrafya da hep anlatılagelir, söylenegelir. tıpkı bedreddinler, pir sultanlar, dadaloğlular ve niceleri gibi. o yüzden kapanış muazzamdır. bu coğrafyanın genetiğinde ölmez otu vardır. onu öldürmek isteyenlere inat! binlerce kez deneseler de, ölmez otunun kökünü söküp atamadılar bu coğrafyadan. daha ne olsun!
devamını gör...
10 gündür el altından aşı olan akp'liler
chp ankara milletvekili murat emir, çin’le sözleşmesi yapılan covid-19 aşısının türkiye’ye geldiğini ve 10 gündür akp’li siyasilerle yakınlarına aşı yapılmaya başlandığı iddiasında bulundu.
çin’le yapılan aşı anlaşmasına ilişkin geçtiğimiz hafta tbmm’ ye yazılı soru önergesi sunarak, sözleşmenin detaylarını soran chp ankara milletvekili murat emir, konuyla ilgili yazılı bir açıklama yaptı.
chp'li emir, çin aşısının, dün aşı programını başlatan ingiltere’den önce türkiye’ye getirildiğini öne sürerek, şunları belirtti:
“çin aşısı 10 gündür türkiye’de. aşıyı getiren firma da her zamanki gibi yine keymen ilaç oldu. aşı 10 gündür el altından akp’li siyasilere, aile dostlarına, nüfuzlu kişilere ve tanıdıklara yapılmaya başlanmış bile.
günlerdir aşının nasıl geleceğini, sözleşmenin detaylarını, aşının fiyatını soruyorduk. bakanlık da toplumu bilgilendiriyor gibi yapıp aslında hiçbir bilgi vermiyor ve süreci kapalı bir şekilde yürütmeye devam ediyordu. şimdi, bakanlığın süreci neden kapalı bir şekilde götürdüğü ortaya çıkmış oldu.”
çin’le yapılan aşı anlaşmasına ilişkin geçtiğimiz hafta tbmm’ ye yazılı soru önergesi sunarak, sözleşmenin detaylarını soran chp ankara milletvekili murat emir, konuyla ilgili yazılı bir açıklama yaptı.
chp'li emir, çin aşısının, dün aşı programını başlatan ingiltere’den önce türkiye’ye getirildiğini öne sürerek, şunları belirtti:
“çin aşısı 10 gündür türkiye’de. aşıyı getiren firma da her zamanki gibi yine keymen ilaç oldu. aşı 10 gündür el altından akp’li siyasilere, aile dostlarına, nüfuzlu kişilere ve tanıdıklara yapılmaya başlanmış bile.
günlerdir aşının nasıl geleceğini, sözleşmenin detaylarını, aşının fiyatını soruyorduk. bakanlık da toplumu bilgilendiriyor gibi yapıp aslında hiçbir bilgi vermiyor ve süreci kapalı bir şekilde yürütmeye devam ediyordu. şimdi, bakanlığın süreci neden kapalı bir şekilde götürdüğü ortaya çıkmış oldu.”
devamını gör...

