herkesin birbirine benzemesine, bir yenisinin daha eklenmesi hadisesidir.

o dudaklar,
o burun,
o kaşlar,
o ten,
o doku...

kimsenin bir diğerinden, hiçbir farkı yok artık. güya işleri için, yeni iş almak için, güney kore sonrası, türk ünlüler de kendilerini buna mecbur hisseder olmuş olmalı...

tabi ki özelinde, psikolojisini bilemem. ama olduğu haliyle güzeldi. her kadın güzeldir. yeni trendlere aldırmadan, olduğu gibi kalmalıydı, kalınmalıydı. o da diğerleri de.

sanırım ünlü olduktan sonra psikolojilerini koruyamıyorlar ki, sürekli ya yeni bir hadiseyle ya da estetik ameliyatlarla gündem oluşturuyorlar. halk ne severse, ne isterse ya da kendi camiaları.
kuklalık bu, başka bir şey değil.
devamını gör...

"ey türk istikbalinin evladı! işte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur."

1919 ruhuyla kalın.
devamını gör...

her canlının onurlu yaşam hakkına saygı duyan, kişi hak ve özgürlüklerine saygılı, sosyal sorumluluk ve çevre bilinci olan kişidir. açık fikirlidir, empati kurar, öğrenir ve yaratır.
devamını gör...

çünkü suskun kalmayacağım
devamını gör...

ne rodos'u? ne alevisi? demeyin! yüce osmanlı empayırımızın rodos'a sürdüğü alevilerdir.

ayıplarım gönül seni,
hal bilmeze hal sorarsın.
yanında bülbül dururken,
kargalardan gül sorarsın.

hudey hudey hudey
hudey hudey hudey

nerden düştüm gizli derde?
aşkın gözümüzde perde.
nalbant olmayan şehirde,
aşk atına nal sorarsın.

hudey hudey hudey
hudey hudey hudey

hak nazar eylemiş göze,
odur yol gösteren bize.
kulağı sağır dilsize,
iklim iklim yol sorarsın.

hudey hudey hudey
hudey hudey hudey

pir dede'yi beğenmezsin.
ne söylüyor dinlemezsin.
kendi kusurun görmezsin,
elin eksiğin ararsın.

hudey hudey hudey
hudey hudey hudey


devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dünyanın en güzel kekidir hatta biraz da çikolatalı sos dökülmesi tadını katlar.
devamını gör...

#1008387 yazı bir çok kişinin hislerine tercüman oldu. ilmek ilmek anlatmış tüm süreci tebrik ederim. bunun bir üst aşaması herkesi bir bir silmek oluyor. çevrendeki boş boğazlı insanlardan uzaklaşmak kurtulmakta diyebiliriz.
neden iş bulamıyorsun?
çalışmak istemiyor musun?
herkes buluyor vallaha sen hiç başvuru yapmıyor musun? ciddiye alıp savaşıyorsun bunlarla sinirli bir insan olup çıkıyorsun.ilk başlarda kendini eksik hissediyorsun onlar konuştuğunda gözlerin doluyor sonra lafların altında kalmak istemiyorsun onların yaptığı gibi kalp kırmaya başlıyorsun. bir keresinde ben çalışmamayı tercih ediyorum dediğimde benim trollediğimi anlamayacak saflıktaki kişi'nin salak bir yüz ifadesiyle karşılaşmıştım.o an ki sorgulamam da bu gerizekalı iş bulmuş çalışıyor sen nasıl bulamıyorsun şeklinde oluyor genelde. meraklı değiliz işsiz kalmaya. bu süreci hepimiz çok rahat bir şekilde atlatmıyoruz. sadece off her gün çok eğleniyoruz, rahatımıza düşkünüz baba parası yiyiyoruz şeklinde algılanmasını saçma buluyorum.
aslında en iyisini yapıyorsun keşke bende çalışmasam diyeni bile duydu bu kulaklar. geleceğini sağlama alamama ve önünü görememe kaygısı işsizlik. işsiz kalma sürecini bilmeyen yardımcı olamıyorsa kişiye hiç konuşmasın daha iyi.
devamını gör...

olmak ve sürmek zorunda sanılan çıkara dayalı gereksiz akrabalık ilişkileri.
devamını gör...

o kadar da önemli değildir
bırakıp gitmeler
arkalarında doldurulması mümkün olmayan
boşluklar bırakılmasaydı eğer
utanılacak bir şey değildir ağlamak
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer
belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla
öylesine derince bakmasalardı eğer.
can yücel.
devamını gör...

insandan insana ilk başarılı kalp naklini yapan hekimdir.

christiaan barnard, 1967’de ilk kalp naklini gerçekleştirdiğinde papazlar şu soruyu tartışmışlar: “kalbin nakledildiği kişi yeni kalple kendi karısını sevmeye devam eder mi yoksa kalbin eski sahibinin çok sevdiği, dul karısını mı sevmeye başlar?”
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

aspiratörlerin yaygınlaşmasıyla hayatımıza giren sarı ışık* amerikan oyunu
gece geç saatte uykunuz kaçtıysa mutfağa geçip ışığında cuaranızı tüttürürken sıradan bir eve yuva efekti katar. hüzün ve duygu yükler.
bir de üzerinde çorba kaynarken karanlıkta bir görüntüsü vardır ki ciğerleri dağlar*
devamını gör...

bi insanı tüm ayrıntılarıyla sevebilmek değil mi aslında mevzu bahis. en azından benim fikrim bu. yap boz gibi düşünmek lazım aslında tek bi parçanın yokluğu eksik bırakır insanı. hatta bütün canlıları... böyle giderse sözlüğün humanisti ben olacağım galiba şu hale bak.
devamını gör...

benim de söyleyeceklerim var. * on bir sene önce yaşadığım böbrek sancısını hala dün gibi hatırlarım.

sabah erkenden 6:00-6:30 gibi seyahate hazırlık için ofise gelmiştim. saat 11:00'de uçağımız kalkacaktı. mideme aniden bir kramp girdi ve midem bulandı. kusmak için lavaboya koştum ama henüz hiçbir şey yemediğim için midem boştu. buna rağmen boğazlarım yanarak mide özsuyu kustum. ne oluyor demeden sol böbreğime mike tyson yumruğu yedim. boğazımdaki yanık artık sivrisinek ısırığı gibiydi. sendeleyerek masama yanaştım. sanki birisiyle çılgınlar gibi sevişecekmişçesine, masanın üzerinde ne varsa tek el süpürme hareketiyle yere fırlattım. masanın üzerine kıvrılarak, ortadan ikiye bölünmüş bir solucan gibi kıvrım kıvrım kıvranmaya başladım. arkadaşımı aradım ve çok net bir şekilde "ölüyom beni kurtar" dedim. 10-15 dakikaya geldi ve beni hastaneye götürdü. tabi ki bizim uçak biletleri yandı ve seyahat iptal oldu.

bu öyle bir sancı ki, taht oyunları'ndaki lyanna mormont'u sıkarak öldüren devin beni bir limon gibi sıkmasını, tabi önce yerden yere vurmasını isterdim. eğer bu başıma uçak kalktıktan sonra gelseydi and olsun ki o uçağı atina'ya indirttirdim. * canı kıymetli, abartıyor diye düşünmeyin. tabi ki hepimizin canı kıymetli, ama iğnesiz kanal tedavisi olan, ayak tırnağının çekilişini seyreden, ayak bileğinin çıkıntı kemiğinin üzerinden geçen o kalın damardaki derin kesiğin sebep olduğu kanama durdurulana kadar bir saat oluk oluk kan akışını izleyen, pütürlü beton saçaklı bir heykel zemininin altından kaykayla geçerken 2 metre boyunca sırtını o pütürlü zemine sürten, sandalyeden sandalyeye atlarken ayağı boşluğa düşüp gırtlağını diğer sandalyenin üst demirine vurup soluğu kesilen, boğularak hayatı kısa film gibi gözünün önünden geçen, * yetmedi mi, çocukken dere boyunda işerken pipisi arı tarafından sokulan birisiyim. * ama, böylesini görmedim!

beş defa böbrek taşı düşürdüm. zamanla böbrek sancısı artık benim için daha katlanılabilir bir hal aldı. acı eşiği bakımından yavaş yavaş oldboy'daki dayı kıvamına gelmiştim. iki sene önce rutin kontrollerimi yaptırdığımda altıncı taşın yolda olduğunu görmüştüm. biraz daha büyüdükten sonra kırdırma fikri ile hastaneden ayrılsam da, pandemiden dolayı bu fikri ertelemiştim. iki ay önce tekrar kontrole gittiğimde ortada taş falan yoktu artık. sanırım beşinci round sonunda kazanan bendim. *

hadi böbrek taşı bir şekilde yok olmuştur neyse de; 0.50 miyop, 1.00 astigmat birisi olarak, bir ay önceki kontrollerimde miyopun tamamen kaybolduğu, astigmatın da 0.75'e gerilediğini görünce , "ne oluyor yahu" dedim şaşırarak ve sevinerek. hatta iki defa yaptırdım tetkikleri emin olabilmek için. çektiğim onca çile ve ızdırabın ödülü olmalıydı bu. hem benden de neden bir "nicholai rosicky'nin garip hikayesi" çıkmasın ki? * kırkından sonra her şeyin tekrar geri sarmasına hayır demezdim...

edit: "pütürlü beton saçaklı heykel zemini" betimlemesini bir görselle aydınlatma ihtiyacı hissettim.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

üst edit: sanırım bu entrynin sinirle girildiği gibi bir izlenim oluşmuş. hayır arkadaşlar bu entrydeki her bir kelime dikkatlice seçildi emin olun. dezavantajlı insanların boğazıma kadar haksızlığa battığı bir toplumda sesinizi çıkardığınız zaman yaşadıklarınızı anlamayan insanlar tarafından anormal olarak görülürsünüz; bu çok doğal. sonra da niye insanlardan uzaklaşıyorsun olur ve bu kısır döngü sonsuza kadar devam eder. insan doğasının gereği bu sanırım; yapacak bir şey yok.

psikolojik bir rahatsızlığı bulunan, zor durumdaki insanlara toplum tarafından "mal" dendiğini öğrendiğimiz başlık.

sosyal fobi = havalı görünme çabası
depresyon = şımarıklık
bipolar bozukluk desen, zaten bu insanlara edilmeyen hakaret kalmadı.
şizofreni kelimesinin kendisi bir hakaret olarak kullanılıyor zaten...

yakında sıra engellilere gelecek yemin ederim; ondan korkuyorum... a pardon, dalga geçtiğiniz insanlara özürlü diyordunuz zaten kısaca di mi? bu ne kepazelik lan? alın toplumumuz sizin olsun mq. sanki herkes toplumsal yaşamı sevmek zorundaymış gibi. yemin ederim insan çekilecek varlık değil de işte... az sayıdaki iyi ve güzel insanların hatırına katlanıyoruz be gülüm; nabarsın...

ee o zaman sevgili elliott'tan gelsin:

fuck society.
devamını gör...

bir pencere düşün, kubik formda olsun ve her an gökyüzüne bakıp iyi hissettirsin.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1-2 yaşında çocuğun bütün ikili ilişkilerinde öne çıkan tutumdur. sadece kendileri varmış ve tüm dünya onların dediklerini yapmak zorundaymış şeklinde bir tavırları vardır.
devamını gör...

rahatsız ukdesi efendim.
madem bu gece sözlükçe bunalımdayız,o zaman buyurun.

yatağa sığ(a)mamak.

her ne kadar bedenler yatakta her zamanki gibi normal duruyor olsa da,beyin doluluğundan dolayı değil yatağa odaya dahi sığamadığımız zamanlar oluyor.


peki tahmini ne zaman normale döneriz?
devamını gör...

cümleten hayırlı sabahlar ey cemaat!*

afillibirbey'den sonra yazmak ne kadar mantıklı bir davranış bilmiyorum ama bu başlığa yazınca kaç gün ise gitmişim hesaplaması daha kolay oluyormuş,yeni farkettim.*

havalar esiyorken hani 'kar yağsa da ortalık bir durulsa' diyen ve sonrasında da milletin mabadının donduğu ve söyleyene sövdüğü bir kitle vardı ya, onu anıyorum şimdi.
çok soğuk.*

sıkı giyinin guzum,tarzan gibi giyinip de hasta olman.

hayra karşı.*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim