claviceps purpurea
1951 yılında fransanın grad bölgesinde küçük bir köy olan pont-saint espritte 'lanetli ekmek olayı' meydana gelmiştir..
işinde gücünde olan bu insanlar ,birden bire delirmeye başladılar...beyinlerini etkileyen kimyasal bir maddeden dolayı gerçeklik algılarını yitirdiler. halüsinasyonlar görmeye başladılar... gıda zehirlenmesinin belirtilerini (kusma, düşük kan basıncı, halsizlik vb.) en şiddetli şekilde göstermeye başladılar.
derilerinin yandığını düşünerek kendilerini pencerelerden aşağı atanları mı istersin , peşinde insan yiyen bir kaplan olduğunu söyleyen bilinçsizce etrafta koşturanı mı ararsın... beyninin kırmızı yılanlar tarafından ele geçirileceğini düşünerek iki bacağı kırık olmasına rağmen sürünerek kaçmaya çalışanlarımı izlersin....
tam olarak 50 kişi kontrol edilemediğinden hastaneye yatırılmıştır...
7 kişi öldü...
300 den fazla kişide çeşitli hastalıklar gelişti!!!!
inanılmaz ama köpekler bile, taşları yemeye çalışırken dişleri kırıyor , ama taşları yemeye devam ediyordu....ördekler penguen gibi yürüyerek penguen sesleri çıkarıyordu!!!!
bazı insanlar ilahi sesleri duyduklarını tanrıyla yakınlaştıklarını söylüyordu....
yav kuzum allah aşkına neler oluyordu.....
tüm işaretler köy fırınını gösteriyordu..yapılan araştırmalar sonucunda ; claviceps purpurea- çavdar mahmuzu adı verilen ,çavdar veya benzeri tahıllarda yaşayan parazit bir mantar türünün bu deliryum ya da sanrılara hatta ve hatta ölümlere yol açabildiği sonucuna varmıştır...
bu çavdar mahmuzu çavdardan dolayı bir şekilde ekmeğe bulaşmış...bu ekmeği yiyen herkes ,köpekler ,kuşlar kim varsa delirmiştir...
olayın üzerinden iki yıl geçmiş olmasına rağmen halaa intiharlar devam etmiştir...
allah muhafaza böyle bir şeydir... bak
işinde gücünde olan bu insanlar ,birden bire delirmeye başladılar...beyinlerini etkileyen kimyasal bir maddeden dolayı gerçeklik algılarını yitirdiler. halüsinasyonlar görmeye başladılar... gıda zehirlenmesinin belirtilerini (kusma, düşük kan basıncı, halsizlik vb.) en şiddetli şekilde göstermeye başladılar.
derilerinin yandığını düşünerek kendilerini pencerelerden aşağı atanları mı istersin , peşinde insan yiyen bir kaplan olduğunu söyleyen bilinçsizce etrafta koşturanı mı ararsın... beyninin kırmızı yılanlar tarafından ele geçirileceğini düşünerek iki bacağı kırık olmasına rağmen sürünerek kaçmaya çalışanlarımı izlersin....
tam olarak 50 kişi kontrol edilemediğinden hastaneye yatırılmıştır...
7 kişi öldü...
300 den fazla kişide çeşitli hastalıklar gelişti!!!!
inanılmaz ama köpekler bile, taşları yemeye çalışırken dişleri kırıyor , ama taşları yemeye devam ediyordu....ördekler penguen gibi yürüyerek penguen sesleri çıkarıyordu!!!!
bazı insanlar ilahi sesleri duyduklarını tanrıyla yakınlaştıklarını söylüyordu....
yav kuzum allah aşkına neler oluyordu.....
tüm işaretler köy fırınını gösteriyordu..yapılan araştırmalar sonucunda ; claviceps purpurea- çavdar mahmuzu adı verilen ,çavdar veya benzeri tahıllarda yaşayan parazit bir mantar türünün bu deliryum ya da sanrılara hatta ve hatta ölümlere yol açabildiği sonucuna varmıştır...
bu çavdar mahmuzu çavdardan dolayı bir şekilde ekmeğe bulaşmış...bu ekmeği yiyen herkes ,köpekler ,kuşlar kim varsa delirmiştir...
olayın üzerinden iki yıl geçmiş olmasına rağmen halaa intiharlar devam etmiştir...
allah muhafaza böyle bir şeydir... bak
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bazı zamanlar evden çıkarken evin kapısını çekip apartman boşluğunda karanlıkta oturup hayatı sorguluyorum. dakikalarca öyle oturuyorum. bir gün komşunun biriyle denk gelirsek nasil açıklanır bilmiyorum.
devamını gör...
descartes
cogito ergo sum. descartes böyle demiş. lakin burada sadece insanların düşündükleri için farklı olduğu ve varoluşlarını gerçekleştirdiklerini anlattığını sanmıyorum. çünkü , descartes "mükemmel" kavramı üstünden tanrıyı kanıtladığını düşünmüştür. bu fikre göre ; mükemmellik kavramını göremese ve deneyimleyemese bile , bunu düşünebildiği için mükemmelin gerçek olduğunu ve bunun sadece tanrı da olabileceğini dolayısıyla tanrının olduğunu ve mükemmel olduğunu söylemiştir. yüzeysel düşününce mantıklı. demek ki descartes düşünülebilen şeylerin gerçekten var olduğunu anlatıyor. tanrı , zaman vb. olgular düşünülebiliyorsa vardır. ancak bu olgular sadece düşünülebilen ama görülemeyen ve dünya hayatında hiç bir zaman deneyimlenemeyen şeyler olmalıdır bence. peki o zaman ya dinler ? dinleri görüyoruz , içlerine girip deneyimleyebiliriz. bu düşünceye göre demek ki dinler sadece bu dünya için geçerli olmalıdır. tanrı katında hükmü bulunmamalıdır.
devamını gör...
ağlanılan en ilginç yer
bulaşık makinesindeki bulaşıkları boşaltırken ağlarım bazen. tutamam kendimi.
devamını gör...
a 101'den kitap almak
kitap alırken yayınevine dikkat ettiğim için tercih etmediğim durumdur fakat yayınevine fazla dikkat etmeyen kişiler daha uygun fiyata a101, şok gibi marketlerden kitap alabilirler.
yine de ekleme ihtiyacı duyuyorum: çeviri çok önemli, yazara ve üslubuna haksızlık yapmamak için iyi bir çeviriden okumak gerekiyor.
yine de ekleme ihtiyacı duyuyorum: çeviri çok önemli, yazara ve üslubuna haksızlık yapmamak için iyi bir çeviriden okumak gerekiyor.
devamını gör...
varoluşsal kaygılar
bireyin varoluşunun getirdiği endişelerdir. irvin d. yalom'a göre temel olarak 4 varoluşsal kaygı vardır ve bunlar; ölüm, özgürlük, yalıtım(varoluşsal izolasyon) ve anlamsızlıktır.
ölüm (death): yaşayan her canlı bir gün ölümle yüzleşir. yaşam da ölüm de hayatın bir parçasıdır. hayatın bir gün biteceğinin farkında olmak ve zaman zaman (belki de ortalamadan fazla) hayatın bu gerçeği için endişelenmek, ölüm kaygısıdır. bir gün öleceğimizi bilsek de bu gerçeği göz ardı etmeye ya da unutmaya çalışırız. hiç yaşlanmayacak ve ölüm zamanımızın gelmeyeceğine inanırız veya inanmak isteriz. bu savunmalarımızın yanında, ölüm düşüncesi hayatın ertelenmemesi gerektiğini hatırlatır bize. iyi bir insan olabilmek ve hatırlanmak için bir şeyler, gerçek manasıyla bir şeyler yapma isteği uyandırır. iz bırakmak isteriz. ardımızda, bizi unutturmayacak izler... belki ölüm düşüncesi çoğu zaman acıtır insanın içini, fakat tamamıyla yıpratıcı demek de yanlış olacaktır.
özgürlük (freedom): hayatta seçemeyeceğimiz, elimizde olmayan durumlar vardır. ailemizi, doğduğumuz ülkeyi, yetiştirilme tarzımızı vb. seçemeyiz. fakat aynı zamanda kararlarımızı, yaşam tarzımızı, ideallerimizi seçebiliriz, hayallerimiz bize aittir. bunların hepsi bizim sorumluluğumuzdadır. ''sorumluluğun farkında olmak, kişinin kendi benliğini, kaderini, hayattaki durumunu, duygularını, acı çekişini kendisinin yarattığının farkında olması demektir.'' (dicle rojda tasman, varoluşsal kaygılar, 2018). kişi bu farkındalıkla birlikte yaptığı şeyde özgür olduğu için insana aynı zamanda boşluk hissi yaratır. özgürlük kaygısı, ölüm kaygısı gibi kişinin kolayca farkına varabileceği bir kaygı değildir. kişi genelde hayatıyla ilgili çok önemli ve geri dönüşü olmayacağını düşündüğü bir karar alırken özgürlük kaygısını deneyimler.
yalıtım (existential isolation): yalıtım yani izolasyonun ilk anlamı, tahmin edilebileceği üzere diğer insanlardan uzak durma, kendini soyutlama durumudur. fakat aynı zamanda kişinin kendi içindeki yalıtımı (duygularını, arzularını bastırmak) da vardır. yalıtım'ın üzerinde durduğu düşünce ''bu dünyaya tek başımıza geldik, tek başımıza gideceğiz''dir. bu düşünceden tam olarak kurtulmak bence imkansıza yakındır. önemli olan kurtulmaya çalışmaktansa bu gerçeği kabullenip onunla birlikte yaşamaktır. evet dünyaya yalnız geliriz hatta yalnız gideriz fakat içinde bulunduğumuz zamanı yalnız geçirmek zorunda değiliz, güzel ilişkiler kurup güzel anılar biriktirebiliriz.
anlamsızlık (meaningless): ''hayatın anlamı ne?'' sorusuna odaklanır. neden buradayım, ne için ve neden yaşıyorum gibi soruları beraberinde getirir. bu soruların cevabını daha doğrusu anlamsızlığın anlamını kendimiz bulmalı ve yaratmalıyız. eğer bu yarattığımız anlam yeterli gelmezse anlamsızlık kaygısı yaşamış oluruz. anlamsızlık kaygısı kesinlikle hafife alınacak bir kaygı değildir çünkü kişinin yaşamına son vermesine neden olabilir. ben, anlamsızlık kaygısının kişinin kendiyle daha fazla vakit geçirdiğinde çıkma olasılığının fazla olduğunu düşünüyorum. özellikle pandemi ile birlikte içe dönüş yaşadık ve kendimize birçok konuda varoluşsal sorular sormaya başladık. çoğu kişi için (ben de dahil) bu kaygı anlık olabilir ve kişi sonrasında günlük yaşantısına devam eder. bu kaygıyla baş etmenin en iyi yolu bence kişinin kendi içiyle zaman geçirmeye biraz ara verip kendisini meşgul edecek başka şeyler bulmasıdır.
dipnot: tanımım, derste gördüğüm bilgiler ışığında oluşturulmuş ve kendi cümlelerimdir. yukarıdaki alıntıda da belirttiğim gibi tırnak içindeki alıntı dicle rojda tasman'ın yazmış olduğu ''varoluşsal kaygılar'' makalesinden alınmıştır. (pivolka, temmuz 2018, cilt: 8, sayı: 28).
ölüm (death): yaşayan her canlı bir gün ölümle yüzleşir. yaşam da ölüm de hayatın bir parçasıdır. hayatın bir gün biteceğinin farkında olmak ve zaman zaman (belki de ortalamadan fazla) hayatın bu gerçeği için endişelenmek, ölüm kaygısıdır. bir gün öleceğimizi bilsek de bu gerçeği göz ardı etmeye ya da unutmaya çalışırız. hiç yaşlanmayacak ve ölüm zamanımızın gelmeyeceğine inanırız veya inanmak isteriz. bu savunmalarımızın yanında, ölüm düşüncesi hayatın ertelenmemesi gerektiğini hatırlatır bize. iyi bir insan olabilmek ve hatırlanmak için bir şeyler, gerçek manasıyla bir şeyler yapma isteği uyandırır. iz bırakmak isteriz. ardımızda, bizi unutturmayacak izler... belki ölüm düşüncesi çoğu zaman acıtır insanın içini, fakat tamamıyla yıpratıcı demek de yanlış olacaktır.
özgürlük (freedom): hayatta seçemeyeceğimiz, elimizde olmayan durumlar vardır. ailemizi, doğduğumuz ülkeyi, yetiştirilme tarzımızı vb. seçemeyiz. fakat aynı zamanda kararlarımızı, yaşam tarzımızı, ideallerimizi seçebiliriz, hayallerimiz bize aittir. bunların hepsi bizim sorumluluğumuzdadır. ''sorumluluğun farkında olmak, kişinin kendi benliğini, kaderini, hayattaki durumunu, duygularını, acı çekişini kendisinin yarattığının farkında olması demektir.'' (dicle rojda tasman, varoluşsal kaygılar, 2018). kişi bu farkındalıkla birlikte yaptığı şeyde özgür olduğu için insana aynı zamanda boşluk hissi yaratır. özgürlük kaygısı, ölüm kaygısı gibi kişinin kolayca farkına varabileceği bir kaygı değildir. kişi genelde hayatıyla ilgili çok önemli ve geri dönüşü olmayacağını düşündüğü bir karar alırken özgürlük kaygısını deneyimler.
yalıtım (existential isolation): yalıtım yani izolasyonun ilk anlamı, tahmin edilebileceği üzere diğer insanlardan uzak durma, kendini soyutlama durumudur. fakat aynı zamanda kişinin kendi içindeki yalıtımı (duygularını, arzularını bastırmak) da vardır. yalıtım'ın üzerinde durduğu düşünce ''bu dünyaya tek başımıza geldik, tek başımıza gideceğiz''dir. bu düşünceden tam olarak kurtulmak bence imkansıza yakındır. önemli olan kurtulmaya çalışmaktansa bu gerçeği kabullenip onunla birlikte yaşamaktır. evet dünyaya yalnız geliriz hatta yalnız gideriz fakat içinde bulunduğumuz zamanı yalnız geçirmek zorunda değiliz, güzel ilişkiler kurup güzel anılar biriktirebiliriz.
anlamsızlık (meaningless): ''hayatın anlamı ne?'' sorusuna odaklanır. neden buradayım, ne için ve neden yaşıyorum gibi soruları beraberinde getirir. bu soruların cevabını daha doğrusu anlamsızlığın anlamını kendimiz bulmalı ve yaratmalıyız. eğer bu yarattığımız anlam yeterli gelmezse anlamsızlık kaygısı yaşamış oluruz. anlamsızlık kaygısı kesinlikle hafife alınacak bir kaygı değildir çünkü kişinin yaşamına son vermesine neden olabilir. ben, anlamsızlık kaygısının kişinin kendiyle daha fazla vakit geçirdiğinde çıkma olasılığının fazla olduğunu düşünüyorum. özellikle pandemi ile birlikte içe dönüş yaşadık ve kendimize birçok konuda varoluşsal sorular sormaya başladık. çoğu kişi için (ben de dahil) bu kaygı anlık olabilir ve kişi sonrasında günlük yaşantısına devam eder. bu kaygıyla baş etmenin en iyi yolu bence kişinin kendi içiyle zaman geçirmeye biraz ara verip kendisini meşgul edecek başka şeyler bulmasıdır.
dipnot: tanımım, derste gördüğüm bilgiler ışığında oluşturulmuş ve kendi cümlelerimdir. yukarıdaki alıntıda da belirttiğim gibi tırnak içindeki alıntı dicle rojda tasman'ın yazmış olduğu ''varoluşsal kaygılar'' makalesinden alınmıştır. (pivolka, temmuz 2018, cilt: 8, sayı: 28).
devamını gör...
geceye bir not bırak
uykumdan uyandıran gece, alacağın olsun.
devamını gör...
mahlassızım
sözlüğün kalitesini artıran, çok kaliteli tanımları olan saygıdeğer yazar büyüğümdür.
tanımlarını tek tek okumanızı tavsiye ederim, mutlaka bilgi birikiminizi artıracak tanımlar yazar kendileri.
ayrıca beğenilerini de eksik etmezler.
oldukça kibar bir insandır kendileri.
ellerine, emeklerine sağlık diyorum.
tanımlarını tek tek okumanızı tavsiye ederim, mutlaka bilgi birikiminizi artıracak tanımlar yazar kendileri.
ayrıca beğenilerini de eksik etmezler.
oldukça kibar bir insandır kendileri.
ellerine, emeklerine sağlık diyorum.
devamını gör...
14 yaşındaki çocuğun doğum yapması
cinsel egitimsizlikten kaynaklanan, 3 tane çocuğun hayatının kaydıği haberdir.
kaydı çünkü; 14 yaşındaki çocuk nasıl anne olacak? 17 yaşındaki çocuk nasıl baba olacak? o bebek bu iki çocuğun arasında nasıl büyüyecek?
hayata başlamamış bile olan bu iki çocuk, ömür boyu o bebeğin ağırlığı altında ezilecek. yazık hepsine.
14 yaşında ben ne yapıyordum diye düşündürdü bir de bu haber. çocuktuk. çocukluk yapıyorduk.
bazıları hayatı yaşamak için fazla acele ediyor.
cinsel eğitime de gelecek olursak, eskiden ayıp mayıp diye konuşmazlardı bizim zamanımızda annelerimiz ama artık devir değişti. ınternetin hayatımıza bu denli hızlı girmesiyle, 10 yaşındaki çocukların bile bu konulardan haberi var. anneler babalar da, uygun bir şekilde anlatmalı bazı şeyleri. en azından 14 yaşın çocuk yapmak için erken bir yaş olduğunu. en azından çocuk istemeyince korunma yöntemlerinin olduğunu.
zor görünüyor belki ama, cevapları dışarıda aramak yerine, ucundan kıyısından aileden duymuş olunca, böyle bir şey vardı ya derler. ve sonra okullarda bu ailelere göre daha teknik anlatılması kolay olur.
biz toplum olarak ne kadar üstünü kapatsak bu konunun, o kadar bu konunun içine batıyoruz.
kaydı çünkü; 14 yaşındaki çocuk nasıl anne olacak? 17 yaşındaki çocuk nasıl baba olacak? o bebek bu iki çocuğun arasında nasıl büyüyecek?
hayata başlamamış bile olan bu iki çocuk, ömür boyu o bebeğin ağırlığı altında ezilecek. yazık hepsine.
14 yaşında ben ne yapıyordum diye düşündürdü bir de bu haber. çocuktuk. çocukluk yapıyorduk.
bazıları hayatı yaşamak için fazla acele ediyor.
cinsel eğitime de gelecek olursak, eskiden ayıp mayıp diye konuşmazlardı bizim zamanımızda annelerimiz ama artık devir değişti. ınternetin hayatımıza bu denli hızlı girmesiyle, 10 yaşındaki çocukların bile bu konulardan haberi var. anneler babalar da, uygun bir şekilde anlatmalı bazı şeyleri. en azından 14 yaşın çocuk yapmak için erken bir yaş olduğunu. en azından çocuk istemeyince korunma yöntemlerinin olduğunu.
zor görünüyor belki ama, cevapları dışarıda aramak yerine, ucundan kıyısından aileden duymuş olunca, böyle bir şey vardı ya derler. ve sonra okullarda bu ailelere göre daha teknik anlatılması kolay olur.
biz toplum olarak ne kadar üstünü kapatsak bu konunun, o kadar bu konunun içine batıyoruz.
devamını gör...
beğenileriyle mutlu eden yazar
beğenin arkadaşlar beğenin. insanları mutlu etmekten zarar gelmez.
devamını gör...
geleceğe umutla bakamayan insan
çevresinde azıcık umutlu insan varsa onun da hevesini kırıyordur muhtemelen.
aynı coğrafyada yaşıyoruz, kimsenin hayatı kolay değil. kurban olayım umutsuzsan da çevrene yansıtma güzel kardeşim.
ben bir yolunu bulup, içimdeki savaşa son verip geleceğime umutla bakabiliyorum. ilişme bana.
aynı coğrafyada yaşıyoruz, kimsenin hayatı kolay değil. kurban olayım umutsuzsan da çevrene yansıtma güzel kardeşim.
ben bir yolunu bulup, içimdeki savaşa son verip geleceğime umutla bakabiliyorum. ilişme bana.
devamını gör...
düğün fotoğrafçılığı
geçmişte bir adet düğün kıyafetleri ile anı olarak çekilen fotoğraftan başlayarak düğünlerde fotoğraf çekmesi ile yaygınlaşmış, günümüzde dış mekan çekimler, hikaye, kurgusal çekimler ve stüdyo çekimlerini de kapsayan bir fotoğrafçılık dalıdır. ticari amaçla ürün elde etmek amacıyla yapılan bu fotoğrafçılık türünde püf noktalar, yaratıcılık ( hikaye, konsept ve çekim), mekan zenginliği ve güçlü sunumlar ile başarıyı yakalamak kalıcı olarak sektörde var olmak için gerekli argümanlardır. özellikle dış mekan çekimlerinde çiftleri rahatlatmak, gerginliğin karelere yansımasını engellemek, aynı anda 3 ekipman ile ( geniş açı, zoom, tak gez lens ile donatılmış) farklı açılardan bol kareler elde etmek, kendine has mekanlara sahip olarak herkesten farklı mekansal kareler üretmek, teknoloji yanında albenisi olan lüks araba vb. detaylar kullanmak, son ürünleri çarpıcı olarak hazırlayarak ışıklı odanın tüm zenginliklerini kullanmak önemli detaylardır. her kamerayı eline alanın fotoğraftan para kazanmak amacıyla girdiği veya girmeye çalıştığı bu sektörde son kullanıcı için bazı ürünler hayal kırıklığı olabilmektedir. öncelikle bu sektöre girmeden birilerinin yanında zanaatkar olarak çalışmak en doğru yollardan biridir. yurtışında olan ülkemize de geleceği şüphesiz bir üst seviyesi ile balayı fotoğrafçılığı dır.
devamını gör...
havalar soğur soğumaz hasta olmak
dayanıksız bir bünyeniz olduğunuzun kanıtıdır. sözde 26000 antikorum var ama bir işe yaramıyor. kafamı komple kesebilir misiniz *
devamını gör...
sıdıka
samim: kız bana bak, aklıma bir fikir geldi.
sıdıka: ne? fikir mi? senin? abi çişin falan gelmiş olmasın? karıştırıyorsundur.
kültürlü ev kızıdır sıdıka.uzaylıların gelip onu kurtarmasını ister. hem bilim insanı hemde kır dizini otur evinde dayatmasına uyan yurdumun insanıdır.
sıdıka: ne? fikir mi? senin? abi çişin falan gelmiş olmasın? karıştırıyorsundur.
kültürlü ev kızıdır sıdıka.uzaylıların gelip onu kurtarmasını ister. hem bilim insanı hemde kır dizini otur evinde dayatmasına uyan yurdumun insanıdır.
devamını gör...
wikiloc
az biraz ücreti olan, trekking yollarında daha önceden oradan geçenlerin notlar bıraktığı, önünüzdeki yolun coğrafi özelliklerini söyleyen*, hayat kurtaran bir telefon uygulamasıdır.
devamını gör...
akinetopsia
hareket körlüğü ya da akinetopsi. nörofizyolojik bir hastalıktır. beyinde ilgili bölgenin hasarlanmasından ötürü söz konusu kişide hareketler algılanamaz. kişi nesneleri görür fakat hareketlerini algılayamaz.
hayatın bir çok alanında sıkıntı yaşayan akinetopsia hastaları trafikte karşıdan karşıya geçemezler. çünkü araçları görür fakat hareketlerini algılayamazlar. daha basiti sürahiden bardağa su dahi dolduramazlar. suyu, sürahiyi, bardağı görür, sürahiyi bardağa doğru eğer, fakat suyun hareketini algılayamazlar. suyu bardakla sürahi arasında bir kütle gibi görür, bardağa akıp bardaktan taştığını hissedemezler.
tedavisi olmayan bir hastalıktır.
hayatın bir çok alanında sıkıntı yaşayan akinetopsia hastaları trafikte karşıdan karşıya geçemezler. çünkü araçları görür fakat hareketlerini algılayamazlar. daha basiti sürahiden bardağa su dahi dolduramazlar. suyu, sürahiyi, bardağı görür, sürahiyi bardağa doğru eğer, fakat suyun hareketini algılayamazlar. suyu bardakla sürahi arasında bir kütle gibi görür, bardağa akıp bardaktan taştığını hissedemezler.
tedavisi olmayan bir hastalıktır.
devamını gör...
çok kolay tersleyen insan
bu durum aileiçi, iş hayatı yada diğer sosyal ortamlardaki ilişkilerinde normal bir tepki hâline gelmişse, ofke kontrol bozukluğu olan insandır. farkına varıp çözüm bulmadığı taktirde özellikle yakın çevresi ile olan ilişkileri yıkıma uğrar.
devamını gör...
herkes hoşlandığı sözlük yazarını itiraf etsin etkinliği
yazayım diyorum ama kimse göremez çünkü kafa sözlük yazarları çaylak tanımlarını okumaz ve maalesef ben artık bir çaylağım.*
devamını gör...
yazarların koleksiyonunu yaptığı şeyler
eskici gibiyim ben, eski ne bulursam saklar biriktiririm. bu da olur mu?
devamını gör...
