andımızın kaldırılma sebebi
tamamen türküm doğruyum dediği için ırkçı söylem olarak değerlendirilip kaldırılmıştır. daha önceki bi yazımda da değindim buradaki türküm ırktan çok vatandaşı simgeler, ona atıfta bulunur diye. amerikan derler ama öyle bir ırk yok, buradaki amerikan nasıl vatandaş manasında ise oradaki türkte vatandaş manasınadır. anlatamadım, anlamadılar bir türlü.
devamını gör...
kafa izninde
gitmeyin lütfen.. mesela ice.. sizle guzeliz..
devamını gör...
fethiye
sadece iki kere gidebildiğim ama beynimde huzur kavramıyla eşleşen muğla'nın güzel ilçesi. kendimi en kısa zamanda ölüdeniz'de, sırtüstü yatıp masmavi gökyüzüne bakarken bulmak istiyorum.
devamını gör...
nagehan alçı'nın öğretmenler rahata alıştı demesi
nagehan muharrem'den sonra toparlanamadı.kimin rahat olduğunu çok iyi biliyoruz biz.
devamını gör...
(tematik)
evrensel niceleyiciler
''her'' niceleyicisine evrensel niceleyici denir.
''''tüm'' anlamına gelir.
''''tüm'' anlamına gelir.
devamını gör...
harry potter and the philosopher’s stone
hbo max, live-action harry potter dizisi için hazırlıklara başlamış.
ne kadar gerekli olduğu tartışılır ama baya merak uyandıran ve gündeme oturacak bir konu.
ne kadar gerekli olduğu tartışılır ama baya merak uyandıran ve gündeme oturacak bir konu.
devamını gör...
sözlük yazarlarının evdeki konumu
en yüksek mertebe, en tepe , en zirve.
ben olmadan hiçbir şey yapamayacak gibiler. üstüme zimmetli 3 kişi var. anam,babam ve üvey sis.
ebeveyn olmak, her şeye koşuşturmak çok zor. beni sadece en büyük evlatlar anlayabilir.
neyse whis kaçar daha annemin çayını serçe parmağımla karıştırıp şeker oranını ayarlayacağım.
ben olmadan hiçbir şey yapamayacak gibiler. üstüme zimmetli 3 kişi var. anam,babam ve üvey sis.
ebeveyn olmak, her şeye koşuşturmak çok zor. beni sadece en büyük evlatlar anlayabilir.
neyse whis kaçar daha annemin çayını serçe parmağımla karıştırıp şeker oranını ayarlayacağım.
devamını gör...
utilitaryanizm
yararcılık nasıl davranmamız gerektiği hakkında bir kuramdır. yararcılara göre, dünyada ne en fazla toplam hazzı üretirse her zaman onu yapmalıyız. yararcılık, ilk önce ingiliz ekonomist ve filozof (bkz: jeremy bentham) tarafından ileri sürüldü ve sonraları (bkz: john stuart mill)tarafından detaylandırıldı.
çağdaş filozoflar, yararcılığı ‘sonuççuluk’un bir formu olarak düşünürler. sonuççuluk, şu soruya verilen bir cevaptır: hangi eylemler uygulanmak için ahlaken doğrudur? sonuççuluğun cevabı ise, hangi eylem en iyi sonucu verirse. olmuştur. bu genel görünüş, hangi dünya halinin nesnel olarak diğerlerinden daha iyi olduğunu bilmemizi gerektirir. bazı filozoflar, bunun mümkün olmadığını iddia ederler.
yararcılar, neyin iyi olduğuna dair hazcı bir fikre sahip sonuççulardır. tek nesnel iyinin ‘haz’ olduğunu düşünürler. diğer sonuççular, iyinin sadece hazzı değil, aynı zamanda saygı ve eşitlik gibi şeyleri de içerdiğine inanırlar.
bazı yararcılar, hazzın farklı türlerini sıralarlar. bentham, “önyargı kenara bırakılırsa çocukların oynadığı bir oyun, müzik ve şiirin sanat ve bilimi ile eşit değerdedir.” görüşünü öne sürdü. hazzın niteliksel değil niceliksel olarak ölçülmesi gerektiğine inandı. aksine mill, entelektüel arzuların tatmininin sırf duyusal arzuların tatmininden daha iyi olduğuna inandı. “tatmin olmamış bir sokrates olmak, tatmin olmuş bir domuz olmaktan daha iyidir” diye yazmıştır.
çağdaş filozoflar, yararcılığı ‘sonuççuluk’un bir formu olarak düşünürler. sonuççuluk, şu soruya verilen bir cevaptır: hangi eylemler uygulanmak için ahlaken doğrudur? sonuççuluğun cevabı ise, hangi eylem en iyi sonucu verirse. olmuştur. bu genel görünüş, hangi dünya halinin nesnel olarak diğerlerinden daha iyi olduğunu bilmemizi gerektirir. bazı filozoflar, bunun mümkün olmadığını iddia ederler.
yararcılar, neyin iyi olduğuna dair hazcı bir fikre sahip sonuççulardır. tek nesnel iyinin ‘haz’ olduğunu düşünürler. diğer sonuççular, iyinin sadece hazzı değil, aynı zamanda saygı ve eşitlik gibi şeyleri de içerdiğine inanırlar.
bazı yararcılar, hazzın farklı türlerini sıralarlar. bentham, “önyargı kenara bırakılırsa çocukların oynadığı bir oyun, müzik ve şiirin sanat ve bilimi ile eşit değerdedir.” görüşünü öne sürdü. hazzın niteliksel değil niceliksel olarak ölçülmesi gerektiğine inandı. aksine mill, entelektüel arzuların tatmininin sırf duyusal arzuların tatmininden daha iyi olduğuna inandı. “tatmin olmamış bir sokrates olmak, tatmin olmuş bir domuz olmaktan daha iyidir” diye yazmıştır.
devamını gör...
fotofobi
gözlerin ışığa karşı aşırı duyarlı olma durumu, ışık hassasiyetidir. hafif durumlarda kişi parlak ışıklı bir ortamda gözlerini kısar. daha ileri boyutlarda ise hemen hemen her tip ışık kişiyi rahatsız eder, acı verir. ileri boyutlarda ayrıca baş ağrısı, bulantı ve kusma da görülebilir.
fotofobi bir göz hastalığı değildir. ancak gözlerde oluşmuş enfeksiyon veya iltihaplanma gibi önemli sorunların belirtisi olabilir. fotofobi nedenleri arasında, kornea aşınması, üveit, retina dekolmanı,kontakt lens tahrişleri, güneş yanığı ve refraktif cerrahi sayılabilir. ayrıca açık göz rengine sahip kişiler daha fazla ışık hassasiyeti yaşayabilirler.
fotofobi bir göz hastalığı değildir. ancak gözlerde oluşmuş enfeksiyon veya iltihaplanma gibi önemli sorunların belirtisi olabilir. fotofobi nedenleri arasında, kornea aşınması, üveit, retina dekolmanı,kontakt lens tahrişleri, güneş yanığı ve refraktif cerrahi sayılabilir. ayrıca açık göz rengine sahip kişiler daha fazla ışık hassasiyeti yaşayabilirler.
devamını gör...
dicle elektrik’in elektrik duasına katılan urfalı köylüler hakkında suç duyurusunda bulunması
aziz nesin olsa yazacağı hikayeyi bırakıp bu haberi hikayelerinin arasına koyardı. levent kırca bu haberin görüntülerini sanırım skeçlerinin arasına katardı. biz böyle renkli bir ülkeyiz..
devamını gör...
ataol behramoğlu
"uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın"
bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın"
devamını gör...
vişneizm
sanki tam kelimesi yok gibi... hem uzak hem yakın gibi... hem ciddi hem değil gibi... biraz ekşi, çoğunlukla tatlı gibi... konuşsanız doyamayacak, konuşmasanız aklınız kalacak gibi... hem saygılı hem seviyeli...
onu bilmem de yansıttığı enerjiye kocaman bir alkış bıraktığım tatlı yazar kişisi :) yazılarını okurken dinleniyor insan. neşesine değsin.
onu bilmem de yansıttığı enerjiye kocaman bir alkış bıraktığım tatlı yazar kişisi :) yazılarını okurken dinleniyor insan. neşesine değsin.
devamını gör...
fuzuli kantatası
eğer herhangi bir müziğin kulak pası silme gibi bir etkisi varsa o müzik bu müziktir. kantat, "şarkı söylemek" anlamına gelir, italyanca cantare kelimesinin dilimize geçmiş hali olan kantat, bölüm bölüm olan ve bir ezgi eşliğinde söylenen sözlü bestelerdir.
#1421826 sevgili yazarın bahsettiği üzre güllü muradova'nın performansı akıllara zarardır, dinlenmesi şiddetle tavsiye edilir.
#1421826 sevgili yazarın bahsettiği üzre güllü muradova'nın performansı akıllara zarardır, dinlenmesi şiddetle tavsiye edilir.
devamını gör...
tanım girilen başlığa tekrar tanım girmek
bazen başlıkları tekrar sol tarafta görünce unutup gerçekleştirdiğim durumdur. tanım giriyorum sonra farkediyorum ki zaten tanım girmişim. ayrıca açtığım başlıktan utandım. tanım girdiğin başlığa tekrar tanım girmek olacaktı. başlığımı düzeltmişler sağolsunlar melek gibi moderasyon sağolsun.
devamını gör...
posta kutusundaki mızıka
üniversiteye hazırlık döneminde arkadaşımın ödünç vermesiyle tanıştım kitap.
ne kadar doğru bilmiyorum ama kitapla ilgili duyduğum bir hikaye beni okumaya teşvik etmişti. yazar iyi bir arkadaşından aldığı mektubu okumadan cebine atıyor ve daha sonrasında arkadaşının intihar ettiğini öğreniyor. bu olaydan sonra mektubun varlığını hatırlayıp o mektubu okuduğunda arkadaşının artık yorulduğunu yaşamak istemediğini paylaştığını görüyor ve bir pişmanlık duyuyor. belki o mektubu zamanında açıp okusaydı arkadaşına mani olabilirdi.
sonrasında da bu gönderilmeyen mektupları oluşturuyor ve bir kitap haline getiriyor ki zaten son mektupta da unutulan mektubun kefareti şeklinde bir ifadesi mevcut.
okuyan herkes sevmek zorunda değil tabii ki her kitap herkese hitap etmez ama nedense bu kitabı her okuduğumda benim için farklı bir anlam ifade ediyor ve bazen rastgele bir mektubu açıp okurum ve çok ilginç bir şekilde o anki ruh halime ifade eden yazıları bulurum.
bana hissettirdikleri ve arkasındaki hikayeden kaynaklı beni her zaman etkileyen bir kitap.
“seni seçtiğime pişman değilim. sen de pişman olmayacağın seçimler yap.”
“bana bencilce hareket ettiğimi söyleme sakın. insanlara güvenimi kaybettim.”
ne kadar doğru bilmiyorum ama kitapla ilgili duyduğum bir hikaye beni okumaya teşvik etmişti. yazar iyi bir arkadaşından aldığı mektubu okumadan cebine atıyor ve daha sonrasında arkadaşının intihar ettiğini öğreniyor. bu olaydan sonra mektubun varlığını hatırlayıp o mektubu okuduğunda arkadaşının artık yorulduğunu yaşamak istemediğini paylaştığını görüyor ve bir pişmanlık duyuyor. belki o mektubu zamanında açıp okusaydı arkadaşına mani olabilirdi.
sonrasında da bu gönderilmeyen mektupları oluşturuyor ve bir kitap haline getiriyor ki zaten son mektupta da unutulan mektubun kefareti şeklinde bir ifadesi mevcut.
okuyan herkes sevmek zorunda değil tabii ki her kitap herkese hitap etmez ama nedense bu kitabı her okuduğumda benim için farklı bir anlam ifade ediyor ve bazen rastgele bir mektubu açıp okurum ve çok ilginç bir şekilde o anki ruh halime ifade eden yazıları bulurum.
bana hissettirdikleri ve arkasındaki hikayeden kaynaklı beni her zaman etkileyen bir kitap.
“seni seçtiğime pişman değilim. sen de pişman olmayacağın seçimler yap.”
“bana bencilce hareket ettiğimi söyleme sakın. insanlara güvenimi kaybettim.”
devamını gör...
ansızın kendinizi idam sehpasında bulsanız son isteğiniz ne olur sorunsalı
pudra şekeri.
devamını gör...
bir yazarda olması gereken özellikler
yazım kurallarına uymalı.
devamını gör...


