sözlüğün sürprizlerle dolu olduğunu öğreten yazar.

her şey bir fotoğrafla başladı. sonra mevzu çok başka yerlere gitti. "ara bul whis, hadi" dedi.
"tamam imp!! o iş bende" dedim.

başladım yola koyulmaya. sherlock kesildim birden. dıdısının dıdısına sordum. dağları deldim tek başıma falan.
"fazla azimli çıktın sen, önüne engel koyacağım" dedi. arada güzel de trolledi. sonra "çok yaklaştın bana ha gayret" dedi.

tabi whis'ten kaçar mi bunlar? bi uçan bi kaçan zaten. elimle koymuş gibi buldum kendisini.

fotoğrafın sırrı çözüldü sonra. bazen gözümüzün önündeki şeyleri göremeyiz ya. bu olayda tam o türdendi.
hayatta ne fırsatları, güzellikleri kaçıyoruz bi bilseniz zaten.
kısacası gözünün önünde işte yeter ki bakmasını bil.

kafa iznine çıkmış imp! üstelik sifreli bir mesajla.
yeni bi çözülmesi gereken olay diye atıyorum hemen müge anli'ya. "beni çıldırtmak mi istiyorsun sen ? iki kaşık badem sütü kreması al, kokusunu takip et bulursun diyor. "
" arama kurtarma köpeği paşa mıyım ben müge,kapat telefonu" diyorum. kapatıyor yüzüme çekik gözlüm.

anlayacaginiz bana bana yine tozlu raflar göründü. dereler,tepeler de göründü ayneenn. bekle beni imp seni bulacağım!

ya sen dönersin ya da ben yine sherlock kesilir bulurum seni imp!
gizli mesaj

*çok gerekli bilgi: kafa iznine sadece whis çıkabilir diye rozet istiyorum. tüm üyelere 0 karma puanla satılsın.
devamını gör...

ekşi sözlük'te en sevdiğim başlıklardandı. bir de burada deneyelim bakalım.
#3887

edit: numarayı parantez içine almanız gerekiyor.
örnek: (#numara)
devamını gör...

düşüncelerin, duyguların, bilginin paylaşıldığı bir sosyal mecra.
ne zaman farklılıkların olduğu bir ortam da bulunsam aklıma (bkz: ercan kesal)'ın (bkz: hükümet kadın) filminde canladırdığı
aziz veysel karakterinin şu repliği gelir:
“bu dünya, senden olmayanlarla hoştur. onların sana verdiği ilimlerle, kıymetlerle, gönüllerle hoştur. sadece senin gibiler değil, senden olmayan da çok yaşasın ki, sen de yaşa. hele bir de onun gözüyle gör şu fani dünyayı. herkes beyaz olsa, o zaman beyazı fark edemezsin ki. değil mi? veyahut da siyah. beyaz en güzel siyahta belli eder kendini. beni ben yapan yegane şey, benden olmayandır. o yoksa, sen de yoksun. ne anlamın kalır, ne rengin belli olur, ne de tadın…”
devamını gör...

tartı aleti.
son yıllarda doğru tartanı yok, hep fazla tartıyor.hergün kavga.
"tartılar değil insanlar yalan söyler"
devamını gör...

bir radyo, bir sözlük her duyguyu aynı anda yaşatabilir mi ya. çok güzel herkes. benim bu sözlükte, çocuğu okuma bayramında şiir okuyan ebeveyn mutluluğu, gururu, hüznü, duygusallığı yaşamam normal mi ki?
gerçekten hepinizle aynı yolculuğa çıkmış gibiyim. güzelmiş.
*
devamını gör...

her yıl paskalya nedeniyle kuzey amerika ve avrupa'da pek çok insan tavşan sahiplenir ya da alır. bu tavşanların büyük bölümü sonunda barınağa getirilir. pek çok kişi tavşan sahiplenmeden ya da almadan önce araştırma yapmaz.
1- tavşanlar sosyal hayvanlardır. tavşanlar tek olarak sahiplenilmez ya da alınmaz. eğer tavşanınızın sağlıklı davranışlara sahip olmasını istiyorsanız en az iki tane tavşan sahiplenmelisiniz. eğer tavşanların biri dişi bir erkek olursa mutlaka kısırlaştırılmalıdır.
2-tavşanlara tuvalet eğitimi verilebilir. tıpkı yavru köpek eğitiminde olduğu gibi bu zaman alır. tavşanlar günde yaklaşık 2-8 kere çiş yapar , 100-200 tane ufak hediye toplarından bırakır, aynı zamanda bir kaç defa yumuşak kaka yapar. bu yetişkin tavşan için geçerli. yavru tavşan için bu rakam çok daha fazla. tuvalet sıklığı kontrolü zorlaştırdığı için eğitim vermek istiyorsanız, tavşan sahiplendiğiniz dönemde daha yeni doğmuş bir bebekle ilgileniyormuş gibi her an takip etmeniz lazımdır. genelde bu yapılmadığından tuvalet eğitimi daha uzun sürer.
tavşanın evde kalacağı güvenli alan, özellikle yavru tavşanın tuvalet eğitimi için crate olmalıdır. tavşanlar için kedi kumu ya da silikon kristallerden kullanılmaz. tavşanların tuvaletini yapması için doğal buğday otu, yulaftan, kağıt peletleri ya da fırında kurutulmuş talaş peletlerinden yapılmış litter kullanılır. litteri koymak içinse kullanılacak plastik bitter kutusunun tavşanın boyuna uygun olması gerekir.
tavşanın idrarı kokar. bu nedenle iyi kalite litter kullanılmalı ve sürekli temizlenmelidir.
3-3-tavşanlar glisemik indeksi yüksek kök meyveleri ve kök sebzeleri yememelidir. havuç, marul gibi yiyecekleri yiyebilirler ancak bu daha ziyade arada bir ödül olarak olabilir. temel beslenmelerine yüksek glisemik seviyeye sahip yiyeceklerden oluşturmak sağlık sorunlarına neden olur. hay grass ( saman - farklı türlerde olanları vardır ) dişlerinin törpülenmesini sağlar ve aynı zamanda temel besin kaynakları arasındadır.  tavşanlar lifli otlar ve yapraklarla beslenirler. piyasada satılan müsli tarzındaki tavşan yemleri oldukça sağlıksızdır. 
4-tavşanınızla aktif olarak ilgilenemediğiniz zamanlarda onun için ayrılan güvenli alana onu koymalısınız.
5- burada tüm sokakların arkası yeşil alan olduğu için bahçesi olmayan biri bile rahatça tavşanlarını gövde tasmasıyla dışarı çıkarabiliyor. türkiye'de yaşıyorsanız bu mümkün olmayacağı için ( trafik, sokak köpekleri, kalabalık vb nedenlerden ) tercihen bahçeli evinizin olması gereklidir.
6-tavşanın erken dönemde sosyalleşmesi çok önemlidir.
7-tavşanınızı süreki olarak dışarı çıkartamayacağınız için onun çevresini oyuncaklar, tüpler vb. ile zenginleştirmek gerekir.
8- montreal'de tavşan konusunda uzman veterinerler bulunmakla birlikte sayı sınırlıdır. türkiye'deyseniz mecburen daha çok kedi ve köpeklerle çalışan veterinere götürmeniz gerekecektir.
9- tavşanlar 8-12 yıl yaşar. eğer uzun dönem sorumluluk alamayacaksanız sahiplenmeyin. sahiplendiğiniz tavşan tekrar doğaya geri dönemez. tavşan sahiplendirmekse oldukça zordur.
10-daha önce benzer bir hayvana bakmadıysanız hamster, fare gibi hayvanları beslemek daha mantıklıdır. deneyim olur. hem eğitim anlamında hem de bakım anlamında . üstelik hamster ve fare eğitimi son derece eğlencelidir.
konuyla ilgili daha fazla bilgi isterseniz edinburgh üniversitesinin bu konuda hazırladığı mooca bakabilirsiniz ya da bana mesaj atabilirsiniz. benim kişisel görüşüm çok az insan gerçekten bir tavşana evcil hayvan düzgün bir şekilde bakabilir. tavşan sahiplerinin %99'u aslında hayvana eziyet ediyorlar, doğasından uzaklaştırıyorlar ve fiziksel ve zihinsel ihtiyaçlarını karşılamıyorlar. kedi sahiplerini genelde eleştiririm ancak evde bakılan ve eziyet edilen hayvanlar listesinde tavşanlar, sürüngenler ve papağanlar kesinlikle ilk sıradadır. kedilerin durumu bunlara göre güllük gülistanlık bile sayılabilir.
devamını gör...

böyle başa böyle tarak.
devamını gör...

daha önce okuduğum ve paylaşmak istediğim bir deneyi aklıma getiren ve doğruluğuna da inandığım bir sözdür.

harvard üniversitesin'de yapılmış pek de hoş olmayan bir deneyde suda ne kadar kalabileceklerini anlamak için fareleri su dolu kaplara bırakmışlar. deneyin sonunda farelerin 15 dakikayı aşmayan sürelerde pes edip boğularak öldükleri görülmüş.

deneyin ikinci safhasında ölmek üzere olan fareleri dinlenmeleri için sudan çıkarıp çıkarıp bir kaç dakika sonra tekrar suya bırakıyorlarmış.

sudan hiç çıkarılmayan fareler 15 dakikada pes edip boğulurken, çıkarılıp dinlendirilen fareler inanılmaz şekilde 60 saate kadar suyun üzerinde dayanabiliyorlarmış.

deneyin ikinci safhası göstermiş ki sudan kurtulmanın aslında imkansız olmadığını anlayıp kurtulabileceklerine inanan fareler imkansız sandıkları hallerinden daha yüksek motivasyon ile sınırlarını zorlayabilmişler.

kısacası belki başarmanın yarısı değildir ancak gerçekten inanmak sizi başarıya ulaştırmada en temel güdüdür.
devamını gör...

hani derler ya resimle, müzikle, şiirle falan uğraşanların en güzel eserleri çekilen çileler sonucu ortaya çıkmış eserlerdir diye, işte bunun bir ispatı da nazım hikmet'in "ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkında" şiiridir.
buyrun şiirin hikayesi.
nazım hikmet gülhane parkındaki bir ceviz ağacının altında sevgilisi ile buluşmak üzere randevulaşır. buluşacakları gün gülhane parkına gider ve ceviz ağacının altında beklemeye başlar. tam bu sırada polisler de orada devriyeye çıkmıştır. o dönemlerde nazım hikmet arananlar listesinde olduğu için polislerden gizlenmek durumunda kalır ve bu ceviz ağacına çıkar. ağacın tepesindeyken sevdiceği gelip her şeyden habersiz ceviz ağacının altında beklemeye baslar. polislerden dolayı aşağıya seslenemez ve çaresizce çıkarır kalemi kağıdı ceviz ağacının tepesinde bu şiiri yazar; “ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkında. ne sen bunun farkındasın, ne de polis farkında.

edit: imla
devamını gör...

çeşitli sebeplerden dolayı istenildiği halde kitap okunamaması durumu.

ocak ayında 13 kitap okuyabilmiş biri olarak şubat ayında henüz tek bir kitabı bile okuyamamış olmam durumu. 3 kitaba başlamış bulunuyorum birbirinden farklı tarzlarda ama tek satır okumaya fırsatım olmuyor.

en büyük etken vakit olmaması.* günler 27 saat olsaydı o zaman 3 saat okumayla geçebilirdi.
devamını gör...

reis,başkan,kral,karı,kahpe…
devamını gör...

çok değişik bir durumun içindeydim.
hayattan zevk almıyordum, gülmeyi severim gülmüyordum, konuşmuyordum, uyuyordum genelde.
günümün çoğunu yarı ölü şeklinde geçiriyordum.
bana bir" umut"gerekliydi. o yüzden "umut için" yaşamak istedim.
valide hanım "umutsuz yaşanmaz." demişti. çok haklı.
umut, benim nezlimde çok güçlü bir kıvılcımdır.
yaşamak olunca işin içinde umudu aldım hayatımın merkezine ve şimdilik iyi gidiyor.
devamını gör...

şimdi anlatacağım yanlış anlaşılan bir şeyden çok, yanlış anlatılan olsa da yazmak istiyorum.
yaklaşık 7 yıl önce sanayide bir yerde bir kaç ay çalışmıştım. çalıştığım yer de bir tekstil fabrikası. bilen bilir bu sektörde sonradan görme zenginler çok var, çoğunun da tripleri çekilecek gibi değildir. yaşça büyük erkeklerin ağzından da "yeğenim" lafı eksik olmaz.
bir gün yine bu sonradan görmelerden biri geldi, patron dükkanda yok. ben de yeni olduğumdan ayak işlerine bakıyor, çalışanlara ya da müşterilere bazen de çay-kahve götürüyorum. bu abi geldi "yiğenim, ahmet abin yohmu" dedi. (soru edatını bilerek bitişik yazdım, adam nasıl beceriyorsa konuşurken bitişik yazıyordu). "yok abi" dedim, "oturun, birazdan gelir". bu geçti kapının önünde oturdu, patronu beklemeye koyuldu. ben de yanına gidip "abi, çay-kahve, bir şey içer misiniz?" diye sordum. abiyi de ilk defa gördüğümü belirtmeliyim, oysa ki dükkanın müdavimlerindenmiş. bazı çalışanlar ve patronla aralarında yeni bir jargon oluşturmuşlar, her seferinde de bu şaçma şeylere gülüyorlar. bu sigarasını yaktı, yavaş yavaş bana döndü. dumanıyla beraber şu söyleri çıkardı ağzından. "bana tiribiradada getir yeğenim" dedi, üstüne de güldü. ben anlamadım tabi. her halde bilinen bir şeydir, içerden birine sorar; öğrenirim, getiririm dedim. gittim ablanın birine sordum. "abla" dedim " şu abi tirimiri bir şey istiyor, o da ne ki?" diye sordum. o da bilmiyormuş. neyse, bir daha abiye sorayım dedim, gittim sordum. "abi, sen bir şey istedin de, ben onu anlamadım. tam olarak ne istediniz?" dememle buna bir gülme tuttu, anlatamam. gülerken eliyle üç yapıyor bu. ağzında sigara, elinde kaldırılmış üç parmakla güle güle bi daha söyledi. "tiri yeğenim tiri, yani üç. tiribirarada, üçü bir arada oluyo" dedi. be burada yazamayacağım bir sürü şeyin evladı. ben senin tirine de başlarım, biraradana da başlarım diye içimden söylene söylene gittim getirdim neskafesini. karıştırırken de diyor ki, " şimdi tiribiradanın ne olduğunu anladın mı?" anladım bana ban yedirtecek sözlerin hepsi, anladım.
devamını gör...

tüik verilerine göre şubat 2021 de yıllık bazda % 15.61 açıklanmıştır. çalışanların zam oranları genelde buna göre şekillenir, zam dönemlerinde nasıl yapıyorlarsa genelde düşer.
ülkemizde hissedilen enflasyon oranı şuan % 40, %50 nin üzerindedir.
enflasyonunun olmadığı bir dönem yaşanmış, bizler malesef görememişiz ama öyle bir dönem varmış merak edenler için paylaşmak isterim.


cumhuriyet tarihimizde "0" enflasyonlu yılların sadece atatürk döneminde yaşandığını biliyor muydunuz?

".....öyle ki, enflasyonsuz para politikası cumhuriyet tarihinde sadece atatürk zamanında uygulanabilmiştir. ismet inönü'nün şu sözleri çok enteresandır:

"hükümet olarak yılda iki kez ödeme yapamayacak duruma düştüğümüz olurdu. gider konuşurdum. birkaç milyon liralık emisyonun bizi ferahlatacağını anlatmaya çalışırdım. bir defa bile "evet" dedirtemedim".

türkiye cumhuriyeti'nde enflasyon problemi atatürk'ün vefatıyla başlamış ve bir daha da durdurulamamıştır.

sonuç olarak türkiye cumhuriyeti'nin kuruluşunda enflasyonun yeri olmamıştır. atatürk her zaman para değerinin istikrarına büyük önem vermiş, istiklal savaşı'nın en zor günlerinde bile tedavüle yeni para çıkarmamıştır.

atatürk'ün sıkı para politikası anlayışı cumhuriyetin kurulmasından sonra da devam etmiş, atatürk döneminde türkiye cumhuriyeti'nde karşılıksız para basılmamıştır. ...

(atatürk'ün ekonomi politikası- doç. dr. hasan sabır)

#atatürk #mustafakemal
devamını gör...

benim entryi okuyan ve kısaltma isteyen arkadaş cenk galiba. dövüşçü diyebilirsiniz kısaca.
devamını gör...

ilk olduğumda gün boyu ağlamıştım. boyum uzamayacak diye düşünüyordum. uzamadı. doğru düşünmüşüm.
devamını gör...

moğollar'ın harika şarkısı. cem karaca'nın yorumu da muhteşemdir.

moğollar:



şimdi size sunacağımız parçaya, ben cem karaca olarak akrabalık bağları açısından özel bir ilgi ve de sevgi duymaktayım. evet parçamızın adı alageyik, bilmem anlatabildim mi? ben karaca, o da alageyik, kendisi uzaktan yeğenim olur biraz.

cem karaca & moğollar:

devamını gör...

fas çayı olarak ta anılan nane çayı, çay ve naneden oluşan fas kökenli sıcak içilen bir içecektir. mağrip bölgesinde, orta ve batı afrika’da oldukça popülerdir. bu bölgelerde bulunan ülkelerin önemli bir kısmı eski fransız sömürgesi olmasından dolayı günümüzde fransa’da da çokça tüketilen bir lezzettir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

tarihçesine gelecek olursak, 9.yy’da bir tüccar olan süleyman isimli bir mağriplinin çin’e yaptığı seyahatlerini not aldığı yazılarında, çayın çinliler için neredeyse kutsal görüldüğünü ve sosyal hayatın çok önemli bir parçası olduğunu aktarmaktadır. çay hakkında, çin’de bulunanlar dışında günümüze ulaşan en eski bilgidir. çayın pakistan, iran, arap yarımadası ve türkiye’den sonra mısır’a 16.yy’da ulaştığı tahmin ediliyor ancak libya çölünün ötesine geçmiyor.

çin’in yeşil çayı ancak 17.yy. sonlarında mağrip ülkelerine ulaşmaya başlıyor. 18.yy.’da ingilizlerin hindistan’da ürettikleri çayları fas’ta bulunan limanlara ulaştırmaya başlamasıyla bölgede çay yavaş yavaş sosyal hayatta yerini bulmaya başlıyor. hindistan’da ingilizlerin, hindiçin’de fransızların, endonezya’da ise hollandalıların çay yetiştiriciliğini büyük ölçüde geliştirmesiyle çay artık nadir bulunan bir bitki olmaktan çıkıyor ve dünyanın birçok bölgesinde tüketimi artıyor.

o döneme kadar mağrip ülkelerinde nanenin demlenmesiyle elde edilen bir içecek günlük hayatta çokça tüketiliyordu, çayın bölgeye ulaşması ve her eve girmeye başlamasıyla nane ve yeşil çayın demlenmesiyle elde edilen yeni bir içecek ortaya çıktı ve kısa sürede bölge halkının çokça tükettiği bir tat halini aldı. bu yeni lezzet zaman içinde yavaş yavaş ta olsa kültürel bir gelenek ve ulusal bir içecek halini almaya başladı. bölgenin göçebe halkları sayesinde nane çayı tüm mağrib’e, sonrasında orta ve batı afrika’ya kadar yayıldı.

kaynak

aynı zamanda benim bir faslı'nın elinden içme şansını bulduğum çaydır. nanesi sert değildir, çok hoş bir aroma katar. eğer fırsatını bulursanız muhakkak denemeniz gereken bir lezzettir.
devamını gör...

bu sefer olmamış.. içim darlandi..
devamını gör...

yaşamak istediğim mutluluktur.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim