bir insan nasıl bu kadar süzme mal olabilir bunun kanıtı olan olay. olayı kayda alıp bu enayi dümbeleğini ifşalayan da arkada oturan hanım kızımız* burun paylarını dağıtırken bir anlaşmazlık olmuş sanırım, o an girdiği triple salmış videoyu sosyal medyaya, helal olsun.*

şimdi sayın bakan süleyman soylu* üç maymunu oynayacak. o muhteşem polislerine, o arka çıktığı yeni nesil burnu havada polislerine bir talimat verebilecek mi? göreceğiz. garibanın kolunu bacağını kırın falan diye saçmalamak kolay tabi.
devamını gör...

devamını gör...

lucifer'in kavgası sadece inatçı sütyenle olur.

edit: sanırım buraya uludan baya bi yazar gelmiş. ama keşke kalitelileri geleymiş.
devamını gör...

avrupa'daki normalleşme görüntülerinden sonra yere çöküp ağlayarak okuduğum genelge. buradan

genelgeye göre, 17 mayıs pazartesi saat 05.00'ten 1 haziran salı günü saat 05.00'e kadar kademeli normalleşme dönemi tedbirleri uygulanacak.

kademeli normalleşme döneminde hafta içi 21.00-05.00, hafta sonları ise cuma 21.00'den pazartesi 05.00'e kadar sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacak.

kademeli normalleşme döneminde, 65 yaş ve üzeri vatandaşlardan iki doz kovid-19 aşısını yaptırmış olanlar ile 18 yaş altındakiler için sokağa çıkma kısıtlaması olmayacak.

hafta içi günlerde 07.00-20.00 saatleri arasında gel-al ve paket servis, 20.00-24.00 saatleri arasında ise sadece paket servis, hafta sonlarında ise 07.00-24.00 saatleri arasında sadece paket servis şeklinde faaliyet gösterebileceklerdir

genelgenin tam metni
devamını gör...

kafası güzel yazar söylemi.
devamını gör...

(bkz: ilber ortaylı)
devamını gör...

öncelikle şeyma subaşı hakkında bir tanım gireceğim için utanıyorum.

neyse zannedilenin aksine çok zeki bir kadın kendisi. bakın hep söylerim bir kadın salağa yatıyorsa ve bunu gerçekten beceriyorsa zekidir. bu kadın da bu taktiği uyguluyor. ne olursa ne yaşarsa yaşasın sürekli pozitif mutlu ayaklarında. çok güzel değil eğitimli kültürlü de değil sadece karşısındaki erkeğin ne istediğini bilip ona göre davranıyor ve sonunda da istediği şeyi alıyor.şaka gibi ama salağa yata yata miami sosyetesine girdi.
devamını gör...

kendini imha etmiş listedir.

söylediklerinizi okuduktan sonra kendimi savunmak yerine düşündüm. gerçekten amacım kimseyi aşağılamak değildi ancak bunun bir önemi yok; dışarıdan öyle algılanıyorsa belki de tavırlarım birilerini bilip istemeden aşağılıyor. belki çuvaldızı kendime batırmalıyım.

ben yaklaşık 10 senedir, kendimi bildim bileli sözlüklere ara ara girip yazarım. hobi ile guilty pleasure arasında bir şey bu. burayı gördüğüm anda kendim de kaydoldum, sevgilime de kaydolmasını telkin ettim. onun için sözlük olayı yabancı ve saçma bir şeydi, burayla birlikte o da sevdi. bunu telkin etmemin sebebi buradaki düzey ve popülasyonu ilk başta çok beğenmemdi. demem o ki aslında daha dün gelip size burnumun ucuyla bakmıyorum. sadece de burada da tüm sözlüklerin başına gelen birtakım şeyler gözlemledim, hepsi bu.

arkadaşlar insanlar beyanat konusunda gelişigüzelleştikçe dışarıdan gelen için de, siteyi yeni açan kişi için de bu can sıkıcı olabiliyor. ben bu siteyi bilim irfan şölenine dönüştürecek ulvi bir misyon edinmedim; sadece eti cangamı yerken pırt yapmam gibi tuhaf başlıkları gördükçe, herhangi bir şey hakkında kafa patlatıp yorum yaptığımda(bu liste vs muhabbetini tenzih ediyorum; ancak onun sebebi de potansiyel drama içermesi) bir allahın kulu bana iyi kötü dönütte bulunmayıp x’in(sözlükten) burnu capsli başlığına alınan reaksiyonları gördükçe ben de bu duruma tepkiselleştim sanırım. böyle bir şey yapmayı karar verdim, çünkü belki bu yolla insanlar (tam da sizin dediğiniz gibi kendi halinde yazıyorken) üzerlerine gelen bir eleştiride (ki bu eleştirinin şahsi değil, son derece yazarlığı ile sınırlı olmasına dikkat ettim) tıpkı benim şu an yaptığım gibi çuvaldızı batıracak ve diyecek ki “evet, yazdıklarımı bir dışarıdan okuyayım. bir başkası bunları okusa beğenir miydi ve bunlar gerçekten güzel mi?”. burada şuna değinmek isterim: burada hiçbirimiz atomu bölmüyoruz. güzel şeyler yazmak için ortalama bir zeka bile gerekmiyor. sadece özen gerekiyor. beklentim insanlarda “sözlüğümüzü temiz kullanalım ve insanlar için her anlamda faydalı bir yer haline gelsin” bilincini oluşturmaktan ibaretti.

ama başa dönecek olursak, haklısınız. kimseyi mimlemek doğru değil. burayı istediğim yere dönüştürmek için de birilerini ibret diye göstermektense kendim olunması gereken örnek yazara yakın davranmaya ve bu konuda istikrar göstermeye çalışmalıyım. dönütleriniz için ayrıca teşekkür ediyorum; yine de hakaret savurmak çok çirkin bir şey. davranışa, düşünceye hakim olmak gibi dile de hakim olmak gerek diye düşünüyorum. yoksa altımıza kaçırdığımız gibi, tecavüz ettiğimiz gibi, cinayet işlediğimiz gibi, aldattığımız gibi, küfür de ederiz. şuursuzluk aynı şuursuzluk.

nota bene: bu başlığı “up”lamak, insanların “görmesini sağlamak” gibi bir niyetim de olmadığı için bu başlığa ikinci bir tanım girmek yerine editlemeyi seçmiştim. yine aynısını yapacağım. belki buraya bir şeyler yazdınız ve 1 milisaniye sonra unuttunuz. bir ötekiniz de merak etti, önemsedi de baktı. bunu yapanın yine yapacağını ve hatta bu yazının da aslında yine onu alakadar ettiğini söyleyebilirim. buraya kadar okuyup bana ve tüm “tamamen beni ilgilendiren” düşüncelerime vakit ayıran birisi varsa, kendisine ayrıca teşekkür ediyorum.

iyi sözlükler arkadaşlar.
devamını gör...

çökmüş, köhnemiş, yozlaşmış fransa krallığı'nı ayağa kaldıran ideolojidir. milliyetçiliğin avantajı ülkenin yetenek havuzunu ve kaynak tabanını neredeyse maliyetsiz bir şekilde genişletmesidir. açalım;

modern devletin temelini ordu ve bu orduyu besleyecek vergi ve toprak rejimini sürdüren bürokrasi oluşturur. monarşilerde bu mekanizmaların yönetimi bir avuç aristokrat ve din adamının elindedir. örneğin ordu komutanlıkları ve subaylar aristokratlara ihale edilir, kilisenin elinde bol miktarda toprak vardır vs... halk bunun neresinde diye soracak olursanız, halkı ikiye ayırmak lazım. biri binlerce yıldır ezilen, sıfır siyasal hakka sahip yarı serf statüsündeki köylü, öbürü ise artık değişen teknoloji ve ticaret ile zenginleşen fakat yine de siyasi hakları olmayan burjuvazi. fransız devrimi dediğimiz şey aslında bir burjuva devrimidir. burjuva bu devrimi yapabilmek için halkı yanına çekmiş adına da halk devrimi demiştir. milliyetçilik bu dönemde doğmuştur.

ideolojinin ülke açısından yararı şudur: artık meşruiyeti sorgulanır durumda olan monarşi ve kilisenin yerini daha meşru bir yönetim yani cumhuriyet almıştır. meşruiyet toplumun hak ve sınıfları kendiliğinden kabullenmesi ve itiraz etmemesi demektir. artık kral için savaşmak istemeyen, kiliseye para vermek istemeyen tebaa, cumhuriyet sayesinde vatanları için vergi ödeyen, askerlik yapan yurttaşlara dönüştürülmüştür. bu öylesine büyük bir sinerji yaratmıştı ki, normalde asker bulmakta zorlanan dönem ordularına kıyasla napolyon savaşları döneminde fransa'da yaklaşık 2 milyon kişi askere alınmıştı. yani modern devletin en büyük eksiği olan para ve insan kaynağı sorunu giderilmişti. bu dönemde fransız yurttaşları coşkuyla askere yazılırken, ingilizler sağdan soldan topladıkları çapulcuları, suçluları zorla askere kaydettiriyor, ruslar köylerden topladıkları askerleri zincire vurarak götürüyordu.

ideolojinin ikinci yararı yetenek havuzunun genişlemesidir. eskiden komutan ve subay pozisyonları yeteneklerine bakılmaksızın aristokratların hakimiyetindeyken artık tamamen liyakatle dağıtılır hale gelmiştir. yani kendini kanıtlayan herkes sınırsız bir şekilde basamakları atlayabiliyordu. bunun en büyük örneği napolyon olsa da onunla sınırlı değildir. avrupa'nın bin yıllık tarihinde görülmemiş sayıda yetenekli komutan bu 15 yıllık kısacık dönemde fransa'dan çıkmıştır. sonuç: bütün avrupa'nın işgali.

ideoloji zamanla geri kalmış ulusların gelişmiş uluslarla arayı kapatmak için başvurdukları bir yöntem haline gelmiştir. fin, macar, balkan ve son olarak türk milliyetçiliği hep bu model üzerine kurulmuştur. toplumda büyük bir sinerji yaratan bu girişimle cehaletin kökü kazınmış, dogmacılıkla mücadele edilmiş , eğitim ve sağlık reformları hızla yapılabilir olmuştur. mesela taşra taşra gezen idealist öğretmen figürü bu dönemde ortaya çıkmıştır. alın size düşük maliyetle kalkınma.

ikinci dünya savaşından sonra kalkınmaya dayanan pozitif milliyetçilik yerini reaksiyoner milliyetçiliğe bırakmıştır. kısaca buna popülizm diyoruz. bütün sorunları "ulusun doğal düşmanları"nda gören, soyutlayıcı bir anlayış. günümüzde neredeyse bütün dünya gittikçe kangren haline gelen bu tür bir milliyetçiliğin pençesi altında.
devamını gör...

çengel bulmaca çözenlerin çok iyi bildiği eski mısır tanrısı.
devamını gör...

içi oyulmuş ideoloji.
devamını gör...

(bkz: petroselinicum crispum)

ayrıca maydanozun tohum yağında mevcut olan petroselinik asit, oleik asidin bir pozisyon izomeridir.*
devamını gör...

ablacım geç oldu yat artık istersen.
devamını gör...

olasılık dalgalarını ve bu dalgaların dış etkiler tarafından nasıl değiştirildiğini anlamamızı sağlayan, erwin schrödinger tarafından tanımlanmış denklem.

newton' un hareket yasaları önem bakımından klasik fizik için neyse, kuantum sistemlerinin davranışını inceleyen schrödinger denklemi de kuantum mekaniği için odur.

diferansiyel denklemlerin bir çeşidi olan bu eşitlikte bulunan ve adına hamiltonian operatörü ya da hamilton işlemcisi denen faktör, sistemi etkileyen tüm olası etkileşimleri, yani bir anlamda sistemin toplam enerjisini tanımlar. denklem, dinamik bir sistemin gelecekteki olası durumlarının dağılımını verir.

doğada, evrendeki tüm parçacıklarda bulunan bu "olasılıksal" durum, denklemi ilk kez tanımlayan schrödinger başta olmak üzere, birçok fizikçiyi rahatsız etti. hatta schrödinger'in kedisi adlı düşünce deneyi, biraz da schrödinger'in bu rahatsızlığından doğmuş ve deneyi tasarlayan kişi olarak bizzat schrödinger, sonucu oldukça "saçma" olarak yorumlamıştı.
devamını gör...

ben hiç hissetmiyorum. kimse benimle gurup olmamış galiba..üzdü..
devamını gör...

eğer boyunuz (erkek) ortalamanın üstündeyse şehirlerarası otobüs kullanmak örnek verilebilir.
devamını gör...

always sahnesiyle yürekleri dağlayan öğretmen .
devamını gör...

istanbulda güngören ile bahçelievler arasında kalan ve tekstil ile ön plana çıkan bir semt. 500 bin metrekarelik bir bölgeyi kapsar ve yaklaşık 3700 adet irili ufaklı firmayı bünyesinde barındırır. merter'in komşuları: güneyinde zeytinburnu, kuzeyinde keresteciler sitesi ve güngören, doğusunda topkapı, batısında bahçelievler'dir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel kaynak
devamını gör...

misafirliğe gidilir herkes oturur ev sahibi ikramlık hazırlamak için mutfağa yönelir ve anne bakışlarının kaldırma kuvveti ile kızı kaldırıp peşinden yollar.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim