kötü insanlara hayvan diyerek hakaret edilmesi
kötü insanlara değil, prefrontal korteksini kullanmayan insanlara "hayvan" diyerek hakaret edilir.
insanı hayvandan ayıran en önemli özelliği aklını kullanabilmesidir,kullanmayıp iç güdüleriyle hareket ettiğinde hayvan ithamına maruz kalınabilir.
örnek: kırmızı ışıkta geçen bir trafik magandası. hayvanların ışığı anlamayıp geçmesi beklenir, kaldı ki bazı hayvanlar eğitilerek ışıkları da öğrenebilirken bu tarz insanlar için hiç umut ışığı bulunmamaktadır.
insanı hayvandan ayıran en önemli özelliği aklını kullanabilmesidir,kullanmayıp iç güdüleriyle hareket ettiğinde hayvan ithamına maruz kalınabilir.
örnek: kırmızı ışıkta geçen bir trafik magandası. hayvanların ışığı anlamayıp geçmesi beklenir, kaldı ki bazı hayvanlar eğitilerek ışıkları da öğrenebilirken bu tarz insanlar için hiç umut ışığı bulunmamaktadır.
devamını gör...
sözlükte hiçbir kadın yazara yürümemiş yazar
benim. hatta birçok kadın yazar. evet espriydi. evet çok düşünülmedi.
devamını gör...
dumb waiter
nobel edebiyat ödülü sahibi dahi yazar harold pinter’ın tek perdelik muhteşem oyunudur.
dumb waiter, servis asansörü anlamına gelen ingilizce bir sözdür. otellerde yukarı aşağı gidip gelen ve yiyecek ve içecek siparişlerini odalara ulaştıran ilkel mekanik bir sistemdir.
oyun iki kişilik bir oyundur ve defalarca sahnelenmiştir. türkiye’de farklı zamanlarda farklı tiyatrolar tarafından sahneye koyulan oyun içinde gerçekçi öğeler barındırsa da absürd tiyatronun da en iyi örneklerinden biridir bence.
bir otelin bodrumdan bozma odasında aldıkları işi bitirmek için bekleyen iki tetikçi olan ben ve gus’ın hikayesidir anlatılan. bir de tabii ki servis asansörünün.
oyun boyunca ben çoğunlukla gazete okurken gus saçmalık dozu git gide artan sorular sorar ancak ikilinin asıl odak noktası öldürecekleri adam ve bunu yaparken uygulayacakları plandır. ikili planın üzerinden geçerken asansör de sürekli siparişler yazılı kağıtlar taşır ikiliye.
kafalarında dönüp duran öldürme planı, servis asansöründen elen karşılayamayacakları siparişler, öldürecekleri kişinin kimliğinin belirsizliği… her şey ikiliyi o beklenmedik sona götürürken kafa karışıklıklarına da neden olur.
okuduğum en iyi diyaloglara sahip tiyatro oyunlarından biri olabilir ve nedense bana her zaman godot’yu beklerken’i hatırlatır.
dumb waiter, servis asansörü anlamına gelen ingilizce bir sözdür. otellerde yukarı aşağı gidip gelen ve yiyecek ve içecek siparişlerini odalara ulaştıran ilkel mekanik bir sistemdir.
oyun iki kişilik bir oyundur ve defalarca sahnelenmiştir. türkiye’de farklı zamanlarda farklı tiyatrolar tarafından sahneye koyulan oyun içinde gerçekçi öğeler barındırsa da absürd tiyatronun da en iyi örneklerinden biridir bence.
bir otelin bodrumdan bozma odasında aldıkları işi bitirmek için bekleyen iki tetikçi olan ben ve gus’ın hikayesidir anlatılan. bir de tabii ki servis asansörünün.
oyun boyunca ben çoğunlukla gazete okurken gus saçmalık dozu git gide artan sorular sorar ancak ikilinin asıl odak noktası öldürecekleri adam ve bunu yaparken uygulayacakları plandır. ikili planın üzerinden geçerken asansör de sürekli siparişler yazılı kağıtlar taşır ikiliye.
kafalarında dönüp duran öldürme planı, servis asansöründen elen karşılayamayacakları siparişler, öldürecekleri kişinin kimliğinin belirsizliği… her şey ikiliyi o beklenmedik sona götürürken kafa karışıklıklarına da neden olur.
okuduğum en iyi diyaloglara sahip tiyatro oyunlarından biri olabilir ve nedense bana her zaman godot’yu beklerken’i hatırlatır.
devamını gör...
aşı karşıtlığı
aşı karşıtlığı bu süreç öncesinde otizm ile bağlantılıydı. aşıların otizme neden olduğunu düşünen aileler çocuklarının aşı olmasını istemiyordu.
çok uzun zaman geçmedi, otizmli olduğu için öğrenciler veliler tarafından yuhalandı. otizmli öğrencilerin kendi çocukları ile aynı okulda olmasını istemeyen ve kendine anne diyen, kendini sırf bu sebeple kutsal gören kadınlar tarafından yapıldı bu. bir şekilde eğitimine devam edecek kadar uyumlu çocukları empati yapamıyor, kendine özgü davranışları var diye hasta zanneden gerçek hastalar tarafından uygulanan bu psikolojik şiddeti sergileyen tüm annelere sorun, çok iddia ediyorum, aşı karşıtıdır.
aşı karşıtlığı ile ilgili gördüğüm en ilginç örnek ise şuydu. otizmli olan ve baş edemedigi çocuğunu defalarca banyo yaptırma adı altında kaynar su ile yakan, çocuğunun tırnaklarını dibine kadar kanatmaya özen göstererek kesen, aç bırakan, çocuğunu vahşi hayvan gibi sürekli karanlık banyoya kilitleyen ve çocuğunun kendi çabası ile aldığı otizm teşhisini, yaptığı şeyleri otizmli bir çocuğa yapmış olacağı için kabullenmeyen bir kadın, insanlara aşı üzerine ders veriyordu. otizme neden olur diyip anneleri vazgecirmeye çalışıyordu. karıncaları öldürmemek için tek tek parmağının ucuyla alıp kapının önüne bırakan otizmli çocuğu olan bu kadın ve otizmi korkunç bir şey olarak gören tüm anneler ve babalar, kendilerini sağlıklı zannediyordu.
bunun yanında toplumları şekillendiren ve daha medeni olmasını sağlayan onca otizmli varken, kişisel tarihî boyunca tek bir başarısı, toplum adına yararlı hiçbir çalışması olmayan insanların, sanki kendisi bir fayda sağlıyormuş ve boşuna oksijen tüketmiyormuşcasına otizmden korkması, bu nedenle aşı karşıtlığı yapması tartışılması gereken bir meseledir.
bizim ülkenin insanı çoğunluk olarak kendini mükemmel görüyor. adamın ailesinde genetik olarak böbrek, kalp, tansiyon, psikolojik hastalıklar, zeka geriliği falan ne ararsan var, çekinmeden çocuk yapabiliyor ama çocuğuna aşı yaptırmak istemiyor. kafalara bak.
çok yoruyor bu ülke beni.
çok uzun zaman geçmedi, otizmli olduğu için öğrenciler veliler tarafından yuhalandı. otizmli öğrencilerin kendi çocukları ile aynı okulda olmasını istemeyen ve kendine anne diyen, kendini sırf bu sebeple kutsal gören kadınlar tarafından yapıldı bu. bir şekilde eğitimine devam edecek kadar uyumlu çocukları empati yapamıyor, kendine özgü davranışları var diye hasta zanneden gerçek hastalar tarafından uygulanan bu psikolojik şiddeti sergileyen tüm annelere sorun, çok iddia ediyorum, aşı karşıtıdır.
aşı karşıtlığı ile ilgili gördüğüm en ilginç örnek ise şuydu. otizmli olan ve baş edemedigi çocuğunu defalarca banyo yaptırma adı altında kaynar su ile yakan, çocuğunun tırnaklarını dibine kadar kanatmaya özen göstererek kesen, aç bırakan, çocuğunu vahşi hayvan gibi sürekli karanlık banyoya kilitleyen ve çocuğunun kendi çabası ile aldığı otizm teşhisini, yaptığı şeyleri otizmli bir çocuğa yapmış olacağı için kabullenmeyen bir kadın, insanlara aşı üzerine ders veriyordu. otizme neden olur diyip anneleri vazgecirmeye çalışıyordu. karıncaları öldürmemek için tek tek parmağının ucuyla alıp kapının önüne bırakan otizmli çocuğu olan bu kadın ve otizmi korkunç bir şey olarak gören tüm anneler ve babalar, kendilerini sağlıklı zannediyordu.
bunun yanında toplumları şekillendiren ve daha medeni olmasını sağlayan onca otizmli varken, kişisel tarihî boyunca tek bir başarısı, toplum adına yararlı hiçbir çalışması olmayan insanların, sanki kendisi bir fayda sağlıyormuş ve boşuna oksijen tüketmiyormuşcasına otizmden korkması, bu nedenle aşı karşıtlığı yapması tartışılması gereken bir meseledir.
bizim ülkenin insanı çoğunluk olarak kendini mükemmel görüyor. adamın ailesinde genetik olarak böbrek, kalp, tansiyon, psikolojik hastalıklar, zeka geriliği falan ne ararsan var, çekinmeden çocuk yapabiliyor ama çocuğuna aşı yaptırmak istemiyor. kafalara bak.
çok yoruyor bu ülke beni.
devamını gör...
ölmesi gereken türk gelenekleri
gerdek gecesi ve ritüelleri
kız almak vermek
kız almak vermek
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
sözde senden kaçıyorum, dolu dizgin atlarla
devamını gör...
30 yaşından sonra enstrüman çalmayı öğrenmek
bazı insanlar ne yazık ki çocukken hobi edinecek lükse sahip olmayabiliyorlar. enstrüman, resim, bale, basketbol vesaire kurslara gidip hobi edinerek, en masum yaşlarını güzelliklerle dolu dolu geçirmek yerine akla hayale gelmeyecek şeyler yaşıyorlar.
bu nedenledir ki kaç yaşında olursa olsun ve ne yapıyorsa yapsın bir insanı aa yaşına bak bir de yaptığına bak şeklinde yargılamamalıyız. enstrüman öğrenmenin yaşı olmaz. çünkü kaç yaşına gelirseniz gelin enstrümanla vakit geçirdikçe ruhunuzu dinlendirici bir etkisi var. fakat belirli bir yaştan sonra öğrenmek gittikçe zorlaştığı ve sorumluluklar epeyi arttığı için 30 yaşından sonra enstrüman çalmayı öğrenen insanı koskocaman tebrik etmek gerektiğini düşünüyor ve tebriklerimi iletiyorum. *
bu nedenledir ki kaç yaşında olursa olsun ve ne yapıyorsa yapsın bir insanı aa yaşına bak bir de yaptığına bak şeklinde yargılamamalıyız. enstrüman öğrenmenin yaşı olmaz. çünkü kaç yaşına gelirseniz gelin enstrümanla vakit geçirdikçe ruhunuzu dinlendirici bir etkisi var. fakat belirli bir yaştan sonra öğrenmek gittikçe zorlaştığı ve sorumluluklar epeyi arttığı için 30 yaşından sonra enstrüman çalmayı öğrenen insanı koskocaman tebrik etmek gerektiğini düşünüyor ve tebriklerimi iletiyorum. *
devamını gör...
insanlar ikiye ayrılır
1-kırılınca belli edenler
2-kırılınca belli etmeyenler.
2-kırılınca belli etmeyenler.
devamını gör...
didem madak sözleri
yapıştırsam da parçalarını hayatımın, su sızdırıyordu çatlaklarından.
devamını gör...
ikiz
çok merak ettiğim bir duygu. çok özel bir durum olduğunu düşünüyorum. ikizim olmasını çok isterdim açıkçası.
devamını gör...
8 kasım 2021 mansur yavaş'ın pkk açıklamaları
bu adam zamanında ülkücüydü şimdi de öyle bana göre ama ülkücülerin arasında tek sevdiğim siyasetçi mansur başkan galiba. saksıya fesleğen gibi oturtmuş resmen. adamsın başkanım, helal olsun sana. konuş anasını satıyım.
devamını gör...
kahve
içmesini de yapmasını da çok sevdiğim, ilk hali çekirdek biçiminde olan daha sonra çeşitli biçimlerde öğütülerek ve kavrularak toz haline veya başka kıvamlara getirilen, içeceği ile meşhur olan bitkidir.
benim en çok sevdiğim kahve çeşidi türk kahvesi ve filtre kahvedir.
daha önceki türk kahvesi tanımımda yazmıştım ama yine de yazmak istiyorum tekrardan: türk kahvesi yapılış tarzından dolayı "türk kahvesi" adını almıştır, türkiye'de yetiştiğinden dolayı değil.
dünyada sıcak ülkelerin bazılarında yetişen, yetiştirilmesi hiç de kolay olmayan bir bitkidir kahve.
hatta kahvenin ekiminde, toplanmasında çalışan insanların çoğu köle gibi çalıştırılırlar. kahvenin ekiminde, toplanmasında görev alan birçok insan kahvenin tadını bile bilmez...
etiyopya, ekvador, brezilya, kenya gibi ülkeler dünyada başlıca kahve yetiştirilen ülkelerdir.
türk kahvesinin hangi çekirdekten yapıldığını bilmiyorum, belki de farklı farklı çekirdekler kullanılıyordur...
filtre kahve için konuşmam gerekirse şu ana kadar etiyopya filtre kahve, brezilya filtre kahve ve kolombiya filtre kahve içtim.
bu üçünden en sevdiğim ise brezilya filtre kahvesi oldu.
türk kahvesi olarak ise yine birkaç alternatif denedim ama en sevdiğim artuk bey'in türk kahvesi oldu.
tabii ki her yiyecek ve içecek gibi kahve de damak tadına göre seçilmeli.
ben o kahveyi severim başkası başka bir kahveyi sever, mühim olan kendi damak tadımıza uygun olanı bulmak.
benim en çok sevdiğim kahve çeşidi türk kahvesi ve filtre kahvedir.
daha önceki türk kahvesi tanımımda yazmıştım ama yine de yazmak istiyorum tekrardan: türk kahvesi yapılış tarzından dolayı "türk kahvesi" adını almıştır, türkiye'de yetiştiğinden dolayı değil.
dünyada sıcak ülkelerin bazılarında yetişen, yetiştirilmesi hiç de kolay olmayan bir bitkidir kahve.
hatta kahvenin ekiminde, toplanmasında çalışan insanların çoğu köle gibi çalıştırılırlar. kahvenin ekiminde, toplanmasında görev alan birçok insan kahvenin tadını bile bilmez...
etiyopya, ekvador, brezilya, kenya gibi ülkeler dünyada başlıca kahve yetiştirilen ülkelerdir.
türk kahvesinin hangi çekirdekten yapıldığını bilmiyorum, belki de farklı farklı çekirdekler kullanılıyordur...
filtre kahve için konuşmam gerekirse şu ana kadar etiyopya filtre kahve, brezilya filtre kahve ve kolombiya filtre kahve içtim.
bu üçünden en sevdiğim ise brezilya filtre kahvesi oldu.
türk kahvesi olarak ise yine birkaç alternatif denedim ama en sevdiğim artuk bey'in türk kahvesi oldu.
tabii ki her yiyecek ve içecek gibi kahve de damak tadına göre seçilmeli.
ben o kahveyi severim başkası başka bir kahveyi sever, mühim olan kendi damak tadımıza uygun olanı bulmak.
devamını gör...
ikinci eş olmayı reddeden kızı vuran adam
bu törrre nomis bir tek kadına var. tecavüzcüyü davul zurna, halayla karşılarlar.
lanet olsun sizin törenize!
lanet olsun size!
lanet olsun sizin törenize!
lanet olsun size!
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının dizi önerileri
brooklyn nine-nine, komedi arayanlara önerebileceğim, en başarılı bulduğum yapımlardan birisidir. uzun zaman sonra izlediğim bir şeye kahkahalarla güldüm. kesinlikle tavsiye ederim.
devamını gör...
uzat sarı saçlarını rapunzel
sözlüğe ilk üye olduğum günlerde takip etmeye başladığım, özellikle edebiyat alanındaki tanımlarıyla gönlümde taht kurmuş yazar. kalemi hep böyle sıcak olsun, tanımlarıyla gönüllerimizi ısıtmaya devam etsin.
devamını gör...
ağlayamamak
galiba ağlamanın hayatım boyunca güçsüzlük ve utanç verici bir şey olduğunu düşündüm. hatırlıyorum da ben küçük yaşlardayken ailecek izlediğimiz duygusal filmler olurdu. filmi izlerken aile fertlerinin hepsi ağlardı ya da gözleri dolardı.ben ise tek tek onlara bakıp ,gözümden süzülmeye çalışan göz yaşlarını çaktırmadan silerdim.daha sonra da ağlamamış gibi yapıp yüzlerine gülerdim.şimdilerdeyse yine ağlayamıyorum fakat bazen çok acayip bir şey oluyor .evde yalnız başına çok komik bir film izlerken esprilere katıla katıla gülme esnasında bir anda hıçkırarak ağlamaya başlıyorum. tabi sonra hemen geçiyor ve sadece yine bunu ben biliyorum.
devamını gör...




