hepinizden nefret ediyorum ama tek başımayken de canım sıkılıyor.

t:özlenen yazardan çok büyük itiraf.
devamını gör...

samimiyeti kuran da, bozan da cumleler degil niyettir.
devamını gör...

"sizin ne düşündüğünüzü bilmiyorum, ama bence uygar ülke, kimsenin politika ile zaman harcama gereksinimi hissetmediği yerdir."
salamina askerleri - javier cercas
devamını gör...

ingilizcesi " the elephant in the room" olan deyim aslında herkesin bildiği ama gerek toplumsal tabular gerek de başka konular yüzünden kimsenin konuşmaya yanaşmadığı, çekindiği şeyler için kullanılır. örnek verecek olursak seks türk milletinin tabusudur özellikle muhafazakar ailelerde. çocuk yapan bir çiftle konuşurken nasıl seviştiklerini soramazsınız, çocuk yapmak için sevişmiş olmaları gerektiğini bilirsiniz ama bu bir tabu yani odadaki fil olmuştur herkesin toplumun belirlediği ahlak çerçevesinde görmezden gelip yok saydığı şeylerden biri.
devamını gör...

daha en sevdiği insanı toprağa vermemiş insandır.
devamını gör...

kökeninin hindistan'da gördüğümüz chaupar ve pachisi adıyla oynanan oyunlara çok benzeyen 2 veya 4 kişiyle oynanan hem strateji hem de şans oyunu. bizde antep, kilis, malatya ve maraş'ta yaygındır ama farklı yerlerde farklı isimlerdeki varyasyonları dünyanın hemen her yerinde oynanır. ispanya'da parchís, kolombiya'da parqués hintçede peçisi, batıda parcheesi olarak adlandırılır.

antik hindistan'da çok oynanan, 4. yüzyıl civarında icat edilmiş oyunun adı “mahabharata” adında sanskritçe bir destanda geçer ve hintçe 25 demek olan pachis kelimesinden gelir. oyun kumaştan yapılmış bir zeminde deniz kabukları ile oynanır. 25 bir atılışında gelebilecek en yüksek sayıdır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
oyun çarpı işareti şeklinde kumaştan bir zeminde oynanır. her bir kolda 3 kutu çarpı ile işaretlenmiştir. bu oraya gelen piyonun korunması, rakip tarafından oyun dışına atılamaması anlamına gelir. piyonlar taş, tahta veya boncuk gibi küçük nesnelerden seçielebilir, zar yerine kullanılmak üzere 6 adet deniz kabuğu gerekir. oyun zemininin ortasındaki boşluğa ev denir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

rivayet odur ki; "sundhree ve mundhreee" adında 2 eğitimli faresi olan hsuwheb kralı, rakibinin dikkatini laf kalabalığıyla, hikayelerle ve masallarla dağıtır, daha sonra gelişigüzel bir şekilde sundhree ve mundhree'ye seslenir, fareler rakip fark etmeden gelip taşları hareket ettirirdi.

kaynak
kaynak
devamını gör...

ben genel olarak karikatür çiziyorum. çizimlerimi gören çoğu kişi ilk önce "beni de çizsene" diyor. karakalem ya da portre çizemediğimi söyleyince de "hmmmm" diyorlar. o hmm'da "yeteneksiz" demek.
devamını gör...

bazen de işe yarar, tuhaf gelse de. kumandalarda özellikle.
devamını gör...

kendimi sevmeyi öğrenmem yıllarımı aldı, başka birini aynı şeye ikna etmeye ayıracak zamanım yok.
devamını gör...

20 ekim 1990 tarihinde aydın'da doğmuştur. üniversite eğitimini hindistan'da tamamlayıp, 2011 yılında tekrar türkiye'ye gelmiştir. türkiye'ye geldikten sonra youtube platformu için video üretmeye başlamıştır. bilgilendirici, eğitici ve öğretici türlerinde videolar çekmektedir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

diz ağrısı çekmek ve üşümek.

çocukken voleybol oynadığımız saha betondu.tabii bu benim gibi hırslı bir oyuncuyu hiç durduramadı.topu kurtarmak için dizliksiz beton zemine atardım kendimi.dizlerin bazı yerleri şişer ve kızarırdı.şimdi zorlayınca ağrı yapıyor.canın kıymetini bilmek gerekiyormuş.

annem bizi büyütürken çok sıcağa alıştırdı çünkü kendisi de sıcağı seviyordu.bazı zamanlar bunalıp kombiyi kısardık ama 4 kişi sevgili annecim ile başa çıkamadık.şimdi merkezi sistem ile ısıtmalı bir evde oturuyoruz.dışarısının sıcaklığı 13 dereceye düşmeden kaloriferler yanmıyor.üstüne bir de kronik anemik bir insan olunca evde kat kat oturmak zorunda kalıyorum.geceleri de yatarken -eski türk filmlerinde uzun entariler giyip, üstüne de başlık takan yaşlılar gibi- başıma yemeni bağlayıp öyle yatıyorum.onu bağlamadan yatsam sabah başım ağrıyor.*eskiden böyle değildim ben sonradan bozuldum.
devamını gör...

almanya'daki gurbetçileri dolandıran suçtan kurtulmak için deli raporu alan kurduğu şirketle hacca götürdüğü insanların parasını alıp mekke'de bırakıp gelen savaşta ölen askerin yüzüstü düşeni "kafir" diye nitelendiren hz. hüseyin’in katlinde yezid’in hiçbir kabahati yoktur diyerek küfrettiği almanyaya ingiltereye giden birisi anlaşılmayan ruh değil apaçık delidir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

"ey aşık, hani özlem çekiyorsun ya sevgiliye! bil ki sevgilidendir özlemin özü. odur asıl sana özlem duyan. çünkü o tutuşturmayınca alevi, kimsede olmaz ateş. ve aşk ateşi önce sevilene ondan sonra sevene düşer... "
-mevlana celaleddin-i rumi
devamını gör...

eyaletin adı, sioux kızılderili dilinde "bulut renkli ırmak" anlamındaki mnisota kelimesinden geliyor.
devamını gör...

gerçekliğin mizahı yapılsa en fazla böyle bir şey ortaya çıkardı sanırım.

kefernahum yani nahum'un köyü diye geçiyor. başka bir deyime göre ise , atılmış eşyaların yığıldığı çöplük anlamına geliyor. incil’de hastaların isa’dan iyileşmek için mucize yaratmasını istediği kutsal şehrin adı... kefernahum, aslında tanrının lanetlediği sodom kadar cehennemlik bir yer, bir deyim haline gelmiş. filmin geçtiği o kaos ortamını anlatmak için isabetli bir seçim olmuş.
karakterimiz zain yaklaşık 12 yaşında ( yaklaşık diyorum çünkü beyrut' da mülteci oldukları için hiçbir belgesi olmayan, hor görülen bir ailenin çocugu zain ) bir cinayetten tutuklanıyor. açılış sahnesi zain'in " anne ve babama dava açmak istiyorum. beni dünyaya getirdikleri için" demesiyle geçmişe dönerek ilerliyor. zain çok iyi yazılmış bir karakter, onun öfkesi, merhameti, zekası her şeyiyle çok iyi yansıtılmış. zain'in zekasını özellikle yonas'ı beslemek için gösterdiği mücadele sırasındaki pratik çözümlerinden anlıyoruz. bilhassa ilaçları toz haline getirip suyla karıştırarak insanlara "yudumluk" diye satmasından.
film lübnan daki yerel halkın yanı sıra göçmen çeşitlemisini de sergiliyor beraberinde, etiyopyalısından (karakter) 'hamam böceği' ne kadar.

genel olarak zain'in gözünden baktığımız filmde, zain'in suçladığı gibi anne ve babasını da tümüyle yargılamıyor yönetmen. her karakterin kendi içindeki çaresizliği yansıtılmış.

filmin aldığı kötü eleştirilerin sebebi gerçekliğin dozunun çok fazla olmasından kaynaklı olsa gerek. nitekim filmin yalnızca gözyaşı döktüren, duygu sömürüsü yapan bir ucuzluğu yok, tüm duyguları çok derinden hissettiriyor.

izlemenizi tavsiye ederim.
devamını gör...

vatandaşı olmasan aslında eğlenceli ülke.
devamını gör...

daha önce de sözlük radyosunda falan çalmıştı arkadaşlar, duyan duymuştur ama duymayan varsa kulakları kanasın:

vocaroo.com/146fG2KNl3IK
devamını gör...

rıza, rıza, rıza, rıza, rıza, rıza, rıza, rıza, rıza, rıza. bunu ayırt etmek niye bu kadar zor?
devamını gör...

bir edebiyatçı olarak kabul edilmiyor ama ülkemizdeki edebiyat eleştirisinin öncüsü kabul ediliyor. fransızca, almanca, ingilizce gibi üç dile de ana dili gibi hakim. edebiyatta hayalciliğe karşı çıkmış, memleketin ilk realisti olmuştur.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim