yazarından daha ünlü olan kitap kahramanları
bu kesinlikle (bkz: sherlock holmes) kaç kişi biliyor sir arthur conan doyle'u?
devamını gör...
hachiko
saf bir sevgi , saf bir vefanın hikayesi.
richard gere ve joan allen'in başrol olarak yer aldığı 2009 çıkışlı filmdir. kurgu olsa da japonya'da yaşanmış bir hikayeyi izleyicilere aktarmıştır.
izlemeden önce hikayeyi hiç bilmeden izlemiştim. filmin sonunda yaşanmış bir hikaye olduğunun anlatılıp hachikonun gerçek fotoğraflarının da gösterilmesi beni çok etkilemişti.
bu köpeğe insanların çoğundan daha fazla saygı gösteririm ben. japonlar da öyle yapmış.
hachiko'nun son yolculuğu
richard gere ve joan allen'in başrol olarak yer aldığı 2009 çıkışlı filmdir. kurgu olsa da japonya'da yaşanmış bir hikayeyi izleyicilere aktarmıştır.
izlemeden önce hikayeyi hiç bilmeden izlemiştim. filmin sonunda yaşanmış bir hikaye olduğunun anlatılıp hachikonun gerçek fotoğraflarının da gösterilmesi beni çok etkilemişti.
bu köpeğe insanların çoğundan daha fazla saygı gösteririm ben. japonlar da öyle yapmış.
hachiko'nun son yolculuğu
devamını gör...
atatürk laikliği anlatırken paşam ben anlamadım diyen vekil
atamın üşenmeyip tekrar detaylı bir şekilde anlatmasına ve meclis oturumunun bir miktar uzamasına neden olacak milletvekilidir. nitekim bambaşka bir görüş neticede...
devamını gör...
cemil meriç
edebiyatçı hakkında salah birsel şöyle demiş :
" fransızca'nın en elenikasını bilir. gece gündüz okur. bu yüzden gözlerinin gücünü her gün biraz daha yitirmiştir. ne var ki, o buna hiç aldırmaz. odasında masasının üstüne sandalyeyi koyar, kendi de sandalyeye çıkarak kitabını, ampule otuz santim uzaklıkta okur. bunu elektrik ampulunu aşağıya değin iletecek kordona verecek parası olmadığı için yapar. bunca parasız oluşunun nedeni ise eline geçen paranın tümünü kitaba yatırmasıdır. "
" fransızca'nın en elenikasını bilir. gece gündüz okur. bu yüzden gözlerinin gücünü her gün biraz daha yitirmiştir. ne var ki, o buna hiç aldırmaz. odasında masasının üstüne sandalyeyi koyar, kendi de sandalyeye çıkarak kitabını, ampule otuz santim uzaklıkta okur. bunu elektrik ampulunu aşağıya değin iletecek kordona verecek parası olmadığı için yapar. bunca parasız oluşunun nedeni ise eline geçen paranın tümünü kitaba yatırmasıdır. "
devamını gör...
forumsal başlıkların bilgi içerikli başlıklardan daha çok tanım alma sebebi
bilgi içerikli açılan birçok başlıkların, başlığı açan kişinin girdiği tanıma göre, tanım alır. başlığı açan kişi yeterli bilgi verdiyse ondan sonra tanım girecek diğer yazarlar yazacak tanım bulamayabilir ya da girilen tanımlar 3 aşağı 5 yukarı bellidir. üst üste aynı şeyleri yazip flood yapmaktansa dozunda bırakılması daha iyidir. gelelim forumsal başlıklara, en az bir tanım şartıyla forumsal başlıklar açılabilir. forumsal içerikli başlıkların sınırı yoktur. daha geniş kapsamlıdır. bir konu üzerinden bir sürü farklı görüş yazılabilir. böylelikle bilgi içerikli başlık 5 tanım alıyorsa, forumsal içerikli başlık 20 tanım ve üstü alabilir, normaldir. o yüzden açılacak başlığın iyi seçilmesi gerekir.
devamını gör...
günaydın sözlük
dolu dolu günaydın diyemiyorum artık. her gün aynıymış gibi geliyor, sadece bir rutin haline geldiği için uyanıyorum.
fakat yine de günümüz hep aydın olsun.
fakat yine de günümüz hep aydın olsun.
devamını gör...
kadınlar bu havada nasıl tayt giyiyor sorunsalı
efendim önce sağ ayağımızı kaldırıp taytın sağ tarafındaki delikten içeri sokuyoruz. tayt güzelce bacağı kaplayınca aynısını sol için de uyguluyoruz. en son iyice yukarı çekip içte kalan atleti donu falan düzeltiyoruz.
tayt nasıl giyilir ders 1
tayt nasıl giyilir ders 1
devamını gör...
günaydın sözlük
güzel vakit geçireceğimiz bir gün olması dileğiyle, herkese günaydın...
(bu arada usul usul yağmur yağıyor ve biraz hüzünlü bir hava var)
(bu arada usul usul yağmur yağıyor ve biraz hüzünlü bir hava var)
devamını gör...
midnight mass
netflix yapımı mini korku gerilim dizisi.
bir adada yaşayan insanlar her zaman gittiği kilisedeki pederin hastalandığını ve yerine yeni birinin geldiğini görür ama adamda sıkıntılar var. bölümler ilerledikçe bazı korku ögeleri baş göstermeye başlıyor. hastalar iyileşmeye başlıyor hatta yakın gözlük takan teyzelerimiz gözlükleri atıyor.
vay be pedere bakın diyorlar. bana da dua et bana da dua et diyorlar. ee tabii körü körüne inandığın her ne varsa sana misliyle dönüyor dizinin sonunda.
özellikle adadaki şerifin müslüman olması ve adadaki diğerlerinin hristiyan olması üzerinden ince ince din dokundurmaları var hoşuma gitti. dizide öyle diyaloglar var ki bu nasıl korku filmi diyor insan. hele pederin yanında yardımcı bir teyzemiz neredeyse dizi boyunca susmadı. tamam teyze en çok inanan sensin, en dindar sensin biraz sus ya!
kısacası gerilim türünde konusu ve değindiği konular itibariyle beğendiğim bir dizi olmuş. iyi insan olmanın dine körü körüne inanmak olmadığını ve hoşgörünün ne kadar önemli bir mesele olduğunu anlatmış bize. hem de korku dizisinde...
bir adada yaşayan insanlar her zaman gittiği kilisedeki pederin hastalandığını ve yerine yeni birinin geldiğini görür ama adamda sıkıntılar var. bölümler ilerledikçe bazı korku ögeleri baş göstermeye başlıyor. hastalar iyileşmeye başlıyor hatta yakın gözlük takan teyzelerimiz gözlükleri atıyor.
vay be pedere bakın diyorlar. bana da dua et bana da dua et diyorlar. ee tabii körü körüne inandığın her ne varsa sana misliyle dönüyor dizinin sonunda.
özellikle adadaki şerifin müslüman olması ve adadaki diğerlerinin hristiyan olması üzerinden ince ince din dokundurmaları var hoşuma gitti. dizide öyle diyaloglar var ki bu nasıl korku filmi diyor insan. hele pederin yanında yardımcı bir teyzemiz neredeyse dizi boyunca susmadı. tamam teyze en çok inanan sensin, en dindar sensin biraz sus ya!
kısacası gerilim türünde konusu ve değindiği konular itibariyle beğendiğim bir dizi olmuş. iyi insan olmanın dine körü körüne inanmak olmadığını ve hoşgörünün ne kadar önemli bir mesele olduğunu anlatmış bize. hem de korku dizisinde...
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
müziği hayatımda öyle bir noktaya konumlandırdım ki- beni gerçek müzik bağımlıları anlar- uzun zamandır kulaklığım olmadan dışarı çıkmıyordum. tesadüfen unuttum ve öyle çıkmış bulundum. gerçek dünyanın sesleri bana çok uzak geldi,. kuşlar böyle mi cıvıldıyor, ya şu iş makinesi böyle mi ses çıkarıyordu? derken buldum kendimi. gerçek dünyadan gitgide uzaklaşıyor olmak beni çok korkuttu sözlük. siz siz olun, arada bir doğanın ve insanlığın sesinden kendinizi mahrum bırakmayın, sonra sudan çıkmış balığa dönüyorsunuz.
devamını gör...
11 kere üst üste fake hesap açan yazar
bu yazar, adını vermeyeceğim sözlükte daha kötü halde, yaptığı her şeyi troll zannediyor. trollüğün ince çizgisini de bilmiyor. düşmüş bir bataklığa, orada çırpınıp duruyor.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
en çok da yağmur yağdığında seviyorum bu şehri.
herkesin yüzü ıslak, başı öne eğik. sanki herkes suçunu kabullenmiş gibi.
herkesin yüzü ıslak, başı öne eğik. sanki herkes suçunu kabullenmiş gibi.
devamını gör...
carl sagan
tam adıyla carl edward sagan. yahudi kökenli amerikan gökbilimci.
cosmos belgeseli ile ünlenmiş bilim insanı.
astrobiyolog.
setı projesinde çok büyük desteği vardır.
bilime aşık bir insan.
kemik iliği hastalığından 62 yaşında hayata veda etmiştir. 20 aralık 1996 - seattle, washington, usa
"bir yerlerde inanılmaz bir şey keşfedilmeyi bekliyor." carl sagan
cosmos belgeseli ile ünlenmiş bilim insanı.
astrobiyolog.
setı projesinde çok büyük desteği vardır.
bilime aşık bir insan.
kemik iliği hastalığından 62 yaşında hayata veda etmiştir. 20 aralık 1996 - seattle, washington, usa
"bir yerlerde inanılmaz bir şey keşfedilmeyi bekliyor." carl sagan
devamını gör...
erkeklerin zeki kadın sevmemesi
insanın zeki, çevik ve akıllısını severim.
devamını gör...
normal people
30 dakikalık 12 bölümden oluşan aynı adlı romandan uyarlanan mini dizi. dizideki connell karakterini casey affleck'in manchester by the sea'de canlandırdığı lee chandler karakterine benzettim. tavırları konuşmaları falan baya benziyor.
dizi görsel açıdan çok güzeldi cidden. dizinin akıcı olmasının sebebi sadece kurgusunun iyi olması değil görsel olarakta çok özenli hazırlanmış olmasaydı.
kurguya gelecek olursak özünde aslında öyle çok kompleks, ahım şahım olmayan bir hikayeyi detaylarda ve duygusal anlamda o kadar iyi işlemişler ki dizi a plus bir seviyeye çıkmış. tabi kitabı okumadığım için bunda kitabın yazarının mı dizinin senaristlerinin mi daha çok payı var bilmiyorum.
dizinin duygusal olarak müthiş olmasında en önemli pay başroldeki ikiliye ait. aslında bana göre birbirlerini fiziksel açıdan aşırı iyi tamamlayan bir çift değillerdi ama mental açıdan o kadar uyumluydular ki dizi boyunca aralarında geçen diyalogları zevkle izledim.
dizi ilk 6 bölümden sonra biraz kendini tekrar etmeye başladığını hissettim ama sonra baş karakterlerin psikolojik bunalımlarını tahlil eden iki enfes bölümü izleyince fikri. değişti. (9 ve 10. bölümler sanırım). o diziye bir puanlama yapacak olsam 10 üzerinden 8.8 falan veririm. baya sağlam bir iş olmuş.
bu arada connell karakteri ile ilgili bir iki kelam edeceğim. yoksa içimde kalır valla.
ulan connell sen ne gelgitleri bitmez ne dengesiz ne zibidi bir adamsın la. kızla sevgili olurken aman arkadaşlarıma söylemiyelim beni dışlarlar sonra dedin. kız gıkını çıkarmadan kabul etti. senin yanında kıza hem sözlü hem fiziksel tacizde bulundular. arkadaşların ilişkini anlayacak diye hiçbir müdahalede bulunmadın. kız buna da gıkını çıkarmadı.
sonra gittin birde üstüne üstlük kıza mezuniyet balosuna seni değil başkasını davet ediyorum dedin.
sen nasıl bir angutsun lan cidden? anan bile az daha seni doğuracağıma taş doğursaydım ne biçim adamsın la sen diyecekti. neyse aradan zaman geçti kız yine seni affetti (ben kızın, bu angut connell'ı affettiği sahneyi izlerken hayretler içinde kaldım. bu kız ya mal ya da melek ortası yok dedim.) sonra bunlar tam bir araya geldiler. bu connel hıyarı evinden çıkmak zorunda kaldı. kıza adam gibi bir süre sende kalabilir miyim diyemedi. saçma sapan şeyler söyledi. o kadar anlamsızca şeyler söyledi ki kız connel'ın kendinden ayrılmak istediğini sandı. bu şekilde ayrıldılar. hayatımda gördüğüm en saçma ayrılık sebeplerinden biriydi. neyse connel hıyarı sonlara doğru biraz duruldu da sinirim geçti. yoksa daha sövecektim.
dizi görsel açıdan çok güzeldi cidden. dizinin akıcı olmasının sebebi sadece kurgusunun iyi olması değil görsel olarakta çok özenli hazırlanmış olmasaydı.
kurguya gelecek olursak özünde aslında öyle çok kompleks, ahım şahım olmayan bir hikayeyi detaylarda ve duygusal anlamda o kadar iyi işlemişler ki dizi a plus bir seviyeye çıkmış. tabi kitabı okumadığım için bunda kitabın yazarının mı dizinin senaristlerinin mi daha çok payı var bilmiyorum.
dizinin duygusal olarak müthiş olmasında en önemli pay başroldeki ikiliye ait. aslında bana göre birbirlerini fiziksel açıdan aşırı iyi tamamlayan bir çift değillerdi ama mental açıdan o kadar uyumluydular ki dizi boyunca aralarında geçen diyalogları zevkle izledim.
dizi ilk 6 bölümden sonra biraz kendini tekrar etmeye başladığını hissettim ama sonra baş karakterlerin psikolojik bunalımlarını tahlil eden iki enfes bölümü izleyince fikri. değişti. (9 ve 10. bölümler sanırım). o diziye bir puanlama yapacak olsam 10 üzerinden 8.8 falan veririm. baya sağlam bir iş olmuş.
bu arada connell karakteri ile ilgili bir iki kelam edeceğim. yoksa içimde kalır valla.
ulan connell sen ne gelgitleri bitmez ne dengesiz ne zibidi bir adamsın la. kızla sevgili olurken aman arkadaşlarıma söylemiyelim beni dışlarlar sonra dedin. kız gıkını çıkarmadan kabul etti. senin yanında kıza hem sözlü hem fiziksel tacizde bulundular. arkadaşların ilişkini anlayacak diye hiçbir müdahalede bulunmadın. kız buna da gıkını çıkarmadı.
sonra gittin birde üstüne üstlük kıza mezuniyet balosuna seni değil başkasını davet ediyorum dedin.
sen nasıl bir angutsun lan cidden? anan bile az daha seni doğuracağıma taş doğursaydım ne biçim adamsın la sen diyecekti. neyse aradan zaman geçti kız yine seni affetti (ben kızın, bu angut connell'ı affettiği sahneyi izlerken hayretler içinde kaldım. bu kız ya mal ya da melek ortası yok dedim.) sonra bunlar tam bir araya geldiler. bu connel hıyarı evinden çıkmak zorunda kaldı. kıza adam gibi bir süre sende kalabilir miyim diyemedi. saçma sapan şeyler söyledi. o kadar anlamsızca şeyler söyledi ki kız connel'ın kendinden ayrılmak istediğini sandı. bu şekilde ayrıldılar. hayatımda gördüğüm en saçma ayrılık sebeplerinden biriydi. neyse connel hıyarı sonlara doğru biraz duruldu da sinirim geçti. yoksa daha sövecektim.
devamını gör...
güzel kadın isimleri
-mine
-melisa
-buket
-hande
-dilara
-aylin
-simge
-nilay
-hazal
-melisa
-buket
-hande
-dilara
-aylin
-simge
-nilay
-hazal
devamını gör...
eski sevgilinizi bir şeye benzetin
akp'li vekiller gibiydi, vadettiği tonla şey vardı ve tabii ki hiçbirini gerçekleştirmedi
devamını gör...
ezberlenen en saçma şey
benim bir arkadaşım vapurda sanırım hani eskiden bir şeyler satan işportacılar vardı, onun söylediklerini ezberlemiş zamanında, o geldi aklıma. her bu taklidi yaptığında çok gülerdim. bir de sesini, konuşmasını da taklit ederdi...*
"vatandaş! çakı çakmak, ayna tarak, ustura bıçak, çek sündür don lastiği bi milyoon..."
"vatandaş! çakı çakmak, ayna tarak, ustura bıçak, çek sündür don lastiği bi milyoon..."
devamını gör...

