2 şubat 2021 yök'ün yüz yüze eğitim talebi
çat diye örgün egitime geçtik deyip öğrencileri velileri yurt arayışına sokarlar bir sürü insan otobüs uçak bileti satın alır, emlakçılardan ev kiralarlar, akademisyenlerden hademelere kadar herkes görev yerine koşturur. bir hafta sonra ağam der ki vay ben vazgeçtim herkes evine geri dönsün. muhtemel süreç bu şekilde olacak.
x2 ekonomik masraf x2 zaman israfı x2 bulaş.
x2 ekonomik masraf x2 zaman israfı x2 bulaş.
devamını gör...
müjdat gezen'in iktidarın saflarını sıklaştırması
müjdat gezen'in akıllara ziyan "mehter marşı'yla gidecekler, biz de "izmir marşı'yla geleceğiz" açıklaması sonrası yandaş medyanın satılmış kalemleri hep birden uzun zamandır bekledikleri top ayaklarına gelmişcesine sağa sola şut çekmeye başlamalarına vesile olan garip durumdur. velev ki izmir marşı'yla geleceksin müjdat gezen, iktidarın uçan kuşu dahi mağduriyetler üzerinden sağdığı bir ülkede bu açıklama akıllı bir adamın ağzına yakışır mı? bu yüzden akp'nin bir on yıl daha iktidarda kalması için elinden geleni yapan müjdat gezen'e şükran borçluyuz. evet akp ülkenin altını üstüne getirmiştir ve bu yolda en büyük destekçisi ana muhalefet partisi ve kendisini muhalif olarak tanımlayanlardır.
buradan
buradan
devamını gör...
çayönü
türkiye’de ve güneydoğu avrupa’da yeni taş çağında kurulan ilk “köy” yerleşim yeridir. diyarbakır’da yer alır.
(kaynak: tarih defterim.)
(kaynak: tarih defterim.)
devamını gör...
sözlük radyosunun yayına başlaması
üst edit: müzik zevkimiz cok yakın ya.
arka planda çalarken insana, sözlükte duygusal tanım girdiren olay.
-örnek-
sevmek: sevgi ve bağlılık duymak.
me: beni niye sevmedin? *
arka planda çalarken insana, sözlükte duygusal tanım girdiren olay.
-örnek-
sevmek: sevgi ve bağlılık duymak.
me: beni niye sevmedin? *
devamını gör...
yoldaş bakkal rozet önerileri
ramiz dayı ve ezel olsa fena olmazdı dediğim başlıktır.
devamını gör...
26 kasım 2020 normal sözlük moderasyonunun sansürcü bir zihniyete sahip olduğunu kabul etmesi
o kadar çok seks ve cinsellik üzerine başlık açıyorsun ki bana samimi gelmiyorsun.
tanım: olması gerekendir. çünkü yazarın tanımlarına baktığınızda attığı her tanımın ve açtığı her başlığın cinsellik üzerine kurulu olduğunu görebilirsiniz.
tanım: olması gerekendir. çünkü yazarın tanımlarına baktığınızda attığı her tanımın ve açtığı her başlığın cinsellik üzerine kurulu olduğunu görebilirsiniz.
devamını gör...
dijital sanat
dijital teknolojiler kullanarak oluşturulan sanat türü.
sanatın teknolojiyle buluşması aslında. her türden teknolojik ürünlerin kullanılmasıyla üretilen sanat eserleri, dijital sanatın kapsamına giriyor.
yakın zamanda gerçekleşen, refik anadol'un ''machine memoirs: space''* sergisi buna güzel bir örnek. teleskopların kaydettiği veriler, iki milyondan fazla görüntü yapay zeka sayesinde sanat eserlerine dönüştürülmüş.

yine bizden bir örnek, ''parallel universe'' sergisi. 4 ana temadan oluşan sergide yapay zeka kullanılarak van gogh ve osman hamdi bey'in eserleri dijitale aktarılmış.

yine van gogh alive sergisi de örnek verilebilir. hızlanan çağa ayak artık sanat da ayak uydurmaya başladı, bu sebeple dijital sanat örneklerinin günümüzde arttığını görmek güzel.
machine memoirs: space sergisiyle ilgili bilgi ve görsel için kaynak
parallel universe sergisiyle ilgili bilgi edinmek için kaynak
van gogh alive sergisiyle ilgili bilgi için kaynak
sanatın teknolojiyle buluşması aslında. her türden teknolojik ürünlerin kullanılmasıyla üretilen sanat eserleri, dijital sanatın kapsamına giriyor.
yakın zamanda gerçekleşen, refik anadol'un ''machine memoirs: space''* sergisi buna güzel bir örnek. teleskopların kaydettiği veriler, iki milyondan fazla görüntü yapay zeka sayesinde sanat eserlerine dönüştürülmüş.

yine bizden bir örnek, ''parallel universe'' sergisi. 4 ana temadan oluşan sergide yapay zeka kullanılarak van gogh ve osman hamdi bey'in eserleri dijitale aktarılmış.

yine van gogh alive sergisi de örnek verilebilir. hızlanan çağa ayak artık sanat da ayak uydurmaya başladı, bu sebeple dijital sanat örneklerinin günümüzde arttığını görmek güzel.
machine memoirs: space sergisiyle ilgili bilgi ve görsel için kaynak
parallel universe sergisiyle ilgili bilgi edinmek için kaynak
van gogh alive sergisiyle ilgili bilgi için kaynak
devamını gör...
dinlemekten bıkmayacağınız şarkılar
bıkmıyorum, her gün dinliyorum...
devamını gör...
evliliğin yalnızlıktan kurtarması
aksine! evlilik bir insanın yalnizliginin şiddetini arttirabilir bile. ama bu kadar şeye rağmen neden evleniriz? yüzyıllardır -sokrates'ten beri- bu evlilik ısrarını neden devam ettiriyoruz? ( hala evlenmeyi tercih ediyoruz?)
cevabı basit: evlilik en temelde geleceğe yönelik -psikolojik- belirsizlikleri ortadan kaldırır.
yapay da olsa yaşamla bir bağ kurar ve zorunlu da olsa insana bir yaşam amacı sunar.
cevabı basit: evlilik en temelde geleceğe yönelik -psikolojik- belirsizlikleri ortadan kaldırır.
yapay da olsa yaşamla bir bağ kurar ve zorunlu da olsa insana bir yaşam amacı sunar.
devamını gör...
puslu kıtalar atlası
ben bu kitabı iki defa okudum.
ilki çok yıllar önceydi. diğeri de normal sözlük kitap edebiyat kulübüsayesinde.
ikinci okuduğumu da hatırlamıyorum şu an çünkü üzerinden bir hafta geçti.
ihsan oktay anar, birikimini kitaplara çok güzel yansıtabilen bir yazar.
yani keşke daha çok bilsem de, aslında daha kimbilir neleri kastettiğini anlayabilsem kitaplarında.
en güzel kısmı da, karakterlere verdiği derinlikleri onları benimsetmesi. kötü denebilecek bir karakteri öyle bir anlatıyor ki "tamam bu adam kötü ama neden kötü bak anlattım sana artık onu da sev" diyor.
sadece karakterler değil bilimi ve doğaüstü olanı, felsefeyi de eritip yediriyor kitaba ve her ihsan oktay anar okuduğumda diğer kitaplarını da okuma tutkusu doğuyor içimde.
fakat üst üste okumayı da bu nazik ve aciz dimağ kaldıramaz bence.
ilki çok yıllar önceydi. diğeri de normal sözlük kitap edebiyat kulübüsayesinde.
ikinci okuduğumu da hatırlamıyorum şu an çünkü üzerinden bir hafta geçti.
ihsan oktay anar, birikimini kitaplara çok güzel yansıtabilen bir yazar.
yani keşke daha çok bilsem de, aslında daha kimbilir neleri kastettiğini anlayabilsem kitaplarında.
en güzel kısmı da, karakterlere verdiği derinlikleri onları benimsetmesi. kötü denebilecek bir karakteri öyle bir anlatıyor ki "tamam bu adam kötü ama neden kötü bak anlattım sana artık onu da sev" diyor.
sadece karakterler değil bilimi ve doğaüstü olanı, felsefeyi de eritip yediriyor kitaba ve her ihsan oktay anar okuduğumda diğer kitaplarını da okuma tutkusu doğuyor içimde.
fakat üst üste okumayı da bu nazik ve aciz dimağ kaldıramaz bence.
devamını gör...
yazarların kursa gitmeden kendi kendilerine öğrendiği şeyler
3d modelleme öğrenmiştim kendi kendime. sonra 7 sene ekmek yedim bu işten.
devamını gör...
engelli biriyle evlenmemek
çocukluğumda aksini düşündüğüm eylemidir.
adı burcu'ydu. annesi oturduğumuz sitenin çocuk parkına getirir salıncakta sallardı. zihinsel engelliydi ve çok farklı bir enerjisi vardı. burcu ve annesiyle karşılaştığımda sokakta top oynuyorsam eğer soluklanma bahanesine durup onu seyrederdim. evdeysem, kimi zaman camdan sarkıp kimi zaman da gizliden gizliye perdenin kenarından onu izlerdim.
çok güzeldi, zihinsel engelini kavrayacak yaştaydım ama sallanırken savrulan saçları, öylesine saf kahkahaları ve inci gibi parlayan dişleriyle büyüsüne kapılıp giderdim. adını öğrendiğim gibi zamanla oturduğu apartmanı bile buldum. tesadüfen de olsa ona sitenin sınırları dışında denk gelmek beni çok sevindirmişti. çünkü her hafta annemle çıktığım pazartesi pazarının kurulduğu cadde üzerinde oturuyorlardı.
annesinin elinden tutup bizim parka sallanmaya geldiğinde, çok sefer deli divane olduğum topun peşinde koşmayı bıraktığımı hatırlıyorum. çünkü onun salıncakta sallanırken mutluluğunu görmek beni herşeyden alıkoyuyordu. balkondan annem seslense ve sevdiğim yemeği pişirdiğini söyleyip beni eve girmem için ikna etmeye çalışsa bile dönüp bakmazdım. güzel yüzlü burcu ve en büyük eğlencesi olan salıncakta sallanmasını izleyip onun mutluluğuna ortak olmak, herkesten gizlediğim tutkum haline gelmişti.
o zamanlar aklım evlilik mevzularına çok etmese de onunla bir hayat kurduğumu hayal ederdim. hayalimde hep mutluydu, gülüyordu ve ben de onun güzel yüzünü görüp huzurla doluyordum. çocuk aklımla bile acaba onu hayatım boyunca böyle güldürebilir miyim diye düşündüğüm, kendimce hayallere daldığım çok olurdu.
aradan çok uzun zaman geçti. aynı muhitte oturmama rağmen çocukluğuma dair unutmadığım bir karakter olan burcu'yu yıllar sonra tekrar gördüm. o ana kadar hiçbir şekilde karşıma çıkmamıştı. onu gördüğüm zaman bir koşu yanına gidip sarılmak istedim ama onun için yabancının tekiydim, hatta yanındaki annesi için de. içimden geldiği gibi ona asla sarılamayacağımı bilmek canımı çok yakmıştı.
askere gitmeden önce, birliğime katılmama 15, 20 gün varken zaman geçsin diye oturduğumuz yere yakın bir kafede garsonluk yaptım. burcu ve annesini en son orada gördüm. sanki onları ilk defa görüyorumuşcasına karşıladım, siparişlerini aldım ve servislerini açtım. annesi pizza istedi. ben de pizzayı çok severim.
belki de 15 yıl geçmişti anne ve kızı ilk gördüğüm günden beri. zaman onu değiştirmişti sanki. çocukluğumda göründüğünden daha durgun, belki biraz daha tedirgin ve huzursuz gibiydi. ya ben? ben de çocukluğumdaki gibi hayat dolu görünüyor muydum acaba dışarıdan? birazdan çok severek yiyeceği pizzasını ona götürürken hissiz gibi olduğumu hatırlıyorum. buz gibi.
ah be burcu. seni son gördüğümde ne hissedeceğimi bilemesem de bir zamanlar seni çok sevdiğimi söylemek isterdim. çocuk aklı mı derler yoksa çocuk kalbi mi bilmem. salıncakta sallanırkenki mutluluğunu her zaman olmasa da hep hatırlayacağım. bir sonraki yaşamda beraber sallanacağımızdan o kadar eminim ki. hem de en güneşli günlerde yine bizim sitenin parkında. umarım hayat senin için hep mutlu olduğun şekilde, annen için de biraz daha kolay geçmiştir.
adı burcu'ydu. annesi oturduğumuz sitenin çocuk parkına getirir salıncakta sallardı. zihinsel engelliydi ve çok farklı bir enerjisi vardı. burcu ve annesiyle karşılaştığımda sokakta top oynuyorsam eğer soluklanma bahanesine durup onu seyrederdim. evdeysem, kimi zaman camdan sarkıp kimi zaman da gizliden gizliye perdenin kenarından onu izlerdim.
çok güzeldi, zihinsel engelini kavrayacak yaştaydım ama sallanırken savrulan saçları, öylesine saf kahkahaları ve inci gibi parlayan dişleriyle büyüsüne kapılıp giderdim. adını öğrendiğim gibi zamanla oturduğu apartmanı bile buldum. tesadüfen de olsa ona sitenin sınırları dışında denk gelmek beni çok sevindirmişti. çünkü her hafta annemle çıktığım pazartesi pazarının kurulduğu cadde üzerinde oturuyorlardı.
annesinin elinden tutup bizim parka sallanmaya geldiğinde, çok sefer deli divane olduğum topun peşinde koşmayı bıraktığımı hatırlıyorum. çünkü onun salıncakta sallanırken mutluluğunu görmek beni herşeyden alıkoyuyordu. balkondan annem seslense ve sevdiğim yemeği pişirdiğini söyleyip beni eve girmem için ikna etmeye çalışsa bile dönüp bakmazdım. güzel yüzlü burcu ve en büyük eğlencesi olan salıncakta sallanmasını izleyip onun mutluluğuna ortak olmak, herkesten gizlediğim tutkum haline gelmişti.
o zamanlar aklım evlilik mevzularına çok etmese de onunla bir hayat kurduğumu hayal ederdim. hayalimde hep mutluydu, gülüyordu ve ben de onun güzel yüzünü görüp huzurla doluyordum. çocuk aklımla bile acaba onu hayatım boyunca böyle güldürebilir miyim diye düşündüğüm, kendimce hayallere daldığım çok olurdu.
aradan çok uzun zaman geçti. aynı muhitte oturmama rağmen çocukluğuma dair unutmadığım bir karakter olan burcu'yu yıllar sonra tekrar gördüm. o ana kadar hiçbir şekilde karşıma çıkmamıştı. onu gördüğüm zaman bir koşu yanına gidip sarılmak istedim ama onun için yabancının tekiydim, hatta yanındaki annesi için de. içimden geldiği gibi ona asla sarılamayacağımı bilmek canımı çok yakmıştı.
askere gitmeden önce, birliğime katılmama 15, 20 gün varken zaman geçsin diye oturduğumuz yere yakın bir kafede garsonluk yaptım. burcu ve annesini en son orada gördüm. sanki onları ilk defa görüyorumuşcasına karşıladım, siparişlerini aldım ve servislerini açtım. annesi pizza istedi. ben de pizzayı çok severim.
belki de 15 yıl geçmişti anne ve kızı ilk gördüğüm günden beri. zaman onu değiştirmişti sanki. çocukluğumda göründüğünden daha durgun, belki biraz daha tedirgin ve huzursuz gibiydi. ya ben? ben de çocukluğumdaki gibi hayat dolu görünüyor muydum acaba dışarıdan? birazdan çok severek yiyeceği pizzasını ona götürürken hissiz gibi olduğumu hatırlıyorum. buz gibi.
ah be burcu. seni son gördüğümde ne hissedeceğimi bilemesem de bir zamanlar seni çok sevdiğimi söylemek isterdim. çocuk aklı mı derler yoksa çocuk kalbi mi bilmem. salıncakta sallanırkenki mutluluğunu her zaman olmasa da hep hatırlayacağım. bir sonraki yaşamda beraber sallanacağımızdan o kadar eminim ki. hem de en güneşli günlerde yine bizim sitenin parkında. umarım hayat senin için hep mutlu olduğun şekilde, annen için de biraz daha kolay geçmiştir.
devamını gör...
armysuzy
zaman zaman bilgi veren zaman zaman da fikirlerini beyan eden tanımlarıyla insanı ekrana kilitleyen yazardır. yazdıklarını okumayı gerçekten çok seviyorum.* devamını bekliyorum!*
devamını gör...
nadejde
aslı: nădejde.
hayatımızda olan birine hiç şüphe etmeden güven duyup inanmak, varlığından güç almak anlamına gelen rumence sözcük.
hayatımızda olan birine hiç şüphe etmeden güven duyup inanmak, varlığından güç almak anlamına gelen rumence sözcük.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının burçları
ne demek öküz burcu diye bir burç yok. ama ben tam bir öküz erkeğiyim.
devamını gör...
takipçisi azalmasın diye gerçek fikirlerini yazmayan yazar
benim yapacağım eylem tarzlarından değildir. sabahtan beri belki bir polemik çıkar, belki bir linç yerim diye sivri sivri yazıyorum. yok.
allahını seven üzerime polemik atsın. çok canım sıkılıyor. ayda bir kaç kez ağız tadıyla sosyal medya linci yemeyeceksek sabah yataktan neden kalkıyoruz ki?
allahını seven üzerime polemik atsın. çok canım sıkılıyor. ayda bir kaç kez ağız tadıyla sosyal medya linci yemeyeceksek sabah yataktan neden kalkıyoruz ki?
devamını gör...



