çocukken varlığına inandığımız bazı şeyler
ezanı allah okuyor sanıyordum.
sonradan aklıma geldi ek yapmak istedim. ortaokulda bir arkadaşım arabayla ilerlerken yol kenarındaki ağaçların da arabayla birlikte hareket ettiğini sanıyordu.
sonradan aklıma geldi ek yapmak istedim. ortaokulda bir arkadaşım arabayla ilerlerken yol kenarındaki ağaçların da arabayla birlikte hareket ettiğini sanıyordu.
devamını gör...
ses
ses bir nesneden yükselen hareketin eşit aralıklı ve periyodik titreşim sonunda hava akımı yoluyla kulağımıza kadar gelen ses dalgalarına denir. işittiğimiz her seste yükseklik, gürlük, ve tını nitelikleri vardır.
- sesin ince (tiz) veya kalın (pes) oluşu yüksekliği,
- sesin hafif veya kuvvetli oluşu gürlüğü,
-seslerin birbirinden farklı bir renk taşımalarına da ses rengi yani tını adı verilmektedir.
kadın sesleri
-soprano (ince)
-mezzosoprano (orta)
-alto (kalın)
erkek sesleri
-tenor (ince)
-bariton (orta)
-bas (kalın)
- sesin ince (tiz) veya kalın (pes) oluşu yüksekliği,
- sesin hafif veya kuvvetli oluşu gürlüğü,
-seslerin birbirinden farklı bir renk taşımalarına da ses rengi yani tını adı verilmektedir.
kadın sesleri
-soprano (ince)
-mezzosoprano (orta)
-alto (kalın)
erkek sesleri
-tenor (ince)
-bariton (orta)
-bas (kalın)
devamını gör...
elm radyo'da (sözlük radyosu mini dizisi)
bu yaşıma kadar** hiç korku filmi izlemedim. ama sözlük radyosu dizisi sağ olsun; 17 dakikadır, büütüüüün korku filmlerindeki can alıcı korku sahneleriyle en ince ayrıntısına kadar dalga geçmiş ve bundan sonra korku filmi izlememi de gereksiz kılmıştır.
ayrıca unutmayın, scooby doo’da öğrendiğimiz her şey yalanmış ve üst kat asla tercih edilmemeliymiş. hani bi gün başınıza bi iş gelirse ya da gelecek gibi olursa kullanın bunu*.
ayrıca unutmayın, scooby doo’da öğrendiğimiz her şey yalanmış ve üst kat asla tercih edilmemeliymiş. hani bi gün başınıza bi iş gelirse ya da gelecek gibi olursa kullanın bunu*.
devamını gör...
milyarlarca sperm içinden galip gelmek
şans mı değil mi asla anlayamıyorsun. neden ben? diye sormaktan yorulmuşsun. herkes kadar şaşkın, yaşamın karşısında.
devamını gör...
java vs c#
java ile c# aynı markete hitap etse de dilin tasarımındaki mantık arasında oldukça net farklılıklar vardır.
java da her zaman öntanımlı bir davranış var ve bunun dışına çıkılamaz iken c#'da her zaman bu konuda serbest bırakır. örn olarak javada tüm functionların öntanımlı olarak virtual olması gibi. bu bakış açısı diğer dil ve hatta kütüphane tasarımını bile etkilemekte.(başka çok fazla örnek bulunabilir.)
teknik olarak da oldukça farklılıklar olmakla beraber en önemli kısımları bence jeneriklerde javanın tür silme (type erasure )kullanırken c#da reified(somutlaştırma) kullanılmasıdır. bunun biri diğerine üstün demek biraz zor, ikisi de mantıklı ve arkaplanında seçilmesinin bir nedeni var. java tür silme sayesinde generic olmadan ki collection sınıflarına desteğini sürdürebilmek gibi çok büyük bir artısı varken c#da da reified olmasının performans kazanımları olmakta.
bu iki dil birbirini aşırı derece de birbirini hala etkilemektedir. ikisinin de dil tasarımı açık olarak sürdürülürken bu çok net bir şekilde gözükmekte. çünkü bu kadar birbirine benzeyen dillerde daha önce benzer bir dile eklenmiş bir referansın bulunması dil tasarımı açısından çok büyük bir önem arz ediyor. örnek olarak csharpda default ınterface özelliğinin eklenmesi, javada da var type inference'in eklenmesi gibi.
ide gibi olanaklarla karşılaştırılması bir dil için mantıklı değil. ancak teknoloji için mantıklı. ama ide için diyeceğim bir şey var. visual studio ve intellij idea da kullanmış biri olarak söylüyorum. dünyada intellij idea'dan daha iyi bir ide uzun süre var olamayacak. visual studionun da intellij ideanında community sürümü bulunmakta. csharp için intellij idea tabanlı rider var ama ne yazıkki ücretsiz sürümü bulunmuyor.
dediklerimden ayrıca ilginç bir durum var. c# tasarımındaki mantığından dolayı çok fazla özelliği olan çok büyük ve karışık bir dil. dilin bu kadar büyümesi bence çok iyi bir şey değil. dilin bu kadar büyüyeceğine java kadar boilerplate olması daha iyi olabilir. çünkü bir özellik eklendiğinde başka bir özelliğin eklenmesi daha zorlaşıyor karmaşıklığı üstel olarak artıyor. bu yüzden bence csharp daha zor bil dil. ve daha çok teknik bilgi isteyen bir dil. ancak türkiyede ve dünyada muhtemelen microsoft'un dili bir teknoloji değilde bir ürün gibi satmaya çalışmasından kaynaklı csharp bilen insanların teknik bilgileri saçma düzeyde düşük. abartı düzeyde. bu javaya da android programlama ve android programlama da bir sıra güncel jdk kullanılamaması ile de oluşmaya başladı. javanın zirve zamanındaki community büyüklüğü ve elitliğinin java dahil bir daha hiç bir programlama dilin başına gelemeyeceği aşikar.
java da her zaman öntanımlı bir davranış var ve bunun dışına çıkılamaz iken c#'da her zaman bu konuda serbest bırakır. örn olarak javada tüm functionların öntanımlı olarak virtual olması gibi. bu bakış açısı diğer dil ve hatta kütüphane tasarımını bile etkilemekte.(başka çok fazla örnek bulunabilir.)
teknik olarak da oldukça farklılıklar olmakla beraber en önemli kısımları bence jeneriklerde javanın tür silme (type erasure )kullanırken c#da reified(somutlaştırma) kullanılmasıdır. bunun biri diğerine üstün demek biraz zor, ikisi de mantıklı ve arkaplanında seçilmesinin bir nedeni var. java tür silme sayesinde generic olmadan ki collection sınıflarına desteğini sürdürebilmek gibi çok büyük bir artısı varken c#da da reified olmasının performans kazanımları olmakta.
bu iki dil birbirini aşırı derece de birbirini hala etkilemektedir. ikisinin de dil tasarımı açık olarak sürdürülürken bu çok net bir şekilde gözükmekte. çünkü bu kadar birbirine benzeyen dillerde daha önce benzer bir dile eklenmiş bir referansın bulunması dil tasarımı açısından çok büyük bir önem arz ediyor. örnek olarak csharpda default ınterface özelliğinin eklenmesi, javada da var type inference'in eklenmesi gibi.
ide gibi olanaklarla karşılaştırılması bir dil için mantıklı değil. ancak teknoloji için mantıklı. ama ide için diyeceğim bir şey var. visual studio ve intellij idea da kullanmış biri olarak söylüyorum. dünyada intellij idea'dan daha iyi bir ide uzun süre var olamayacak. visual studionun da intellij ideanında community sürümü bulunmakta. csharp için intellij idea tabanlı rider var ama ne yazıkki ücretsiz sürümü bulunmuyor.
dediklerimden ayrıca ilginç bir durum var. c# tasarımındaki mantığından dolayı çok fazla özelliği olan çok büyük ve karışık bir dil. dilin bu kadar büyümesi bence çok iyi bir şey değil. dilin bu kadar büyüyeceğine java kadar boilerplate olması daha iyi olabilir. çünkü bir özellik eklendiğinde başka bir özelliğin eklenmesi daha zorlaşıyor karmaşıklığı üstel olarak artıyor. bu yüzden bence csharp daha zor bil dil. ve daha çok teknik bilgi isteyen bir dil. ancak türkiyede ve dünyada muhtemelen microsoft'un dili bir teknoloji değilde bir ürün gibi satmaya çalışmasından kaynaklı csharp bilen insanların teknik bilgileri saçma düzeyde düşük. abartı düzeyde. bu javaya da android programlama ve android programlama da bir sıra güncel jdk kullanılamaması ile de oluşmaya başladı. javanın zirve zamanındaki community büyüklüğü ve elitliğinin java dahil bir daha hiç bir programlama dilin başına gelemeyeceği aşikar.
devamını gör...
kızlık zarı dikimi
kızlık zarı dikimi insanın kendisine yaptığı bir saygısızlık. evlenmeden önce ilişki yaşamayı normal gören kızların evlenirken neden kızlık zarını önemseyen birisini seçtiklerini anlamıyorum. mesele sırf kızlık zarı değil, o kişiyle birçok konuda uyuşamayacaksın. onun hayata bakışı farklı seninki farklı.
kendimi zorlayıp düşününce bazı uç örnekler geliyor aklıma. tutucu bir çevrede yaşayıp, tecavüze uğramış ve duyulması halinde yuva kuramayacak bir kız mesela. ama bu bile ona haksızlık. sanki tecavüz kendi suçuymuş gibi. psikolojik olarak zor bir durum, gizleyip örtmesi. kendim yazarken utandım.
kendimi zorlayıp düşününce bazı uç örnekler geliyor aklıma. tutucu bir çevrede yaşayıp, tecavüze uğramış ve duyulması halinde yuva kuramayacak bir kız mesela. ama bu bile ona haksızlık. sanki tecavüz kendi suçuymuş gibi. psikolojik olarak zor bir durum, gizleyip örtmesi. kendim yazarken utandım.
devamını gör...
evi yanmayanlar keşke bizim de evimiz yansa diyecek
bir teselli cümlesi sanırım?
yere düşen dizleri kanayan çocuğa ağlarsan şeker almam demek gibi bir şey mi bu?
ah şu iletişememek ah şu uslüp bilmezlik ah şu ben makam sahibiyim istediğimi söylerimcilik ve ah şu bizim tepki bile veremeyişimiz.
her sabah uyandığımda diyorum ki acaba şuara sadece düşünerek hangi vatan hainliğini yaptım. sonra bakıyorum haznemde 3, 5 tık. çok şükür bugünde boş geçilmemiş diyorum.
nasıl oluyor da konuşanlar değil daha doğrusu neyse işte ben söylemeyeyim siz anlayın... biz konuşmayanlar, konuşamayanlar, sadece düşünebilenler ki sanıyorum yakında bununda bir karşılığı olacak yiyor bu yaftayı?
artık benim aklım almıyor. bir boşluğun içindeyim. sosyal medya kullanmıyor, tv izlemiyorum bu girdapta daha fazla can çekişmemek için. ama içim çekiliyor.
bu memelekti bu hale getirenlere ne denebilir? heh elinize sağlık(!)
yere düşen dizleri kanayan çocuğa ağlarsan şeker almam demek gibi bir şey mi bu?
ah şu iletişememek ah şu uslüp bilmezlik ah şu ben makam sahibiyim istediğimi söylerimcilik ve ah şu bizim tepki bile veremeyişimiz.
her sabah uyandığımda diyorum ki acaba şuara sadece düşünerek hangi vatan hainliğini yaptım. sonra bakıyorum haznemde 3, 5 tık. çok şükür bugünde boş geçilmemiş diyorum.
nasıl oluyor da konuşanlar değil daha doğrusu neyse işte ben söylemeyeyim siz anlayın... biz konuşmayanlar, konuşamayanlar, sadece düşünebilenler ki sanıyorum yakında bununda bir karşılığı olacak yiyor bu yaftayı?
artık benim aklım almıyor. bir boşluğun içindeyim. sosyal medya kullanmıyor, tv izlemiyorum bu girdapta daha fazla can çekişmemek için. ama içim çekiliyor.
bu memelekti bu hale getirenlere ne denebilir? heh elinize sağlık(!)
devamını gör...
yazarların en sevdiği şiir
... yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
yitirmiş öpücükleri,
payı yok, apansız inen akşamlardan,
bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
seni anlatabilsem seni.
yokluğun, cehennemin öbür adıdır
üşüyorum, kapama gözlerini.
ahmed arif - hasretinden prangalar eskittim.
devamını gör...
zıkkımın kökü
bir muzaffer izgü eseridir. ilk olarak 1988 yılında yayımlanmıştır.
otobiyografik bir kitap olan zıkkımın kökü daha ilk sayfalarda samimiyetiyle içine çekiyor, kâh güldürüyor kâh insanın yüreğine bir hüzün çökmesine neden oluyor.
eserinde fakir insanların hayata tutunma çabası gözler önüne serilmiş, muzaffer izgü ve çevresinin yani. o zamanlar tam yokluk yılları, tahmin etmekten ötesine geçemeyeceğimiz zamanlar.. yine de çocukların çocukluklarını doyasıya yaşadığı zamanlar, yine sadece hayal etmekten öteye geçemiyoruz. muzo ve ailesi daha doğrusu o zamanın insanı yokluk içinde hayat mücadelesi verdiği için üzülsem de çocukluğumuzu yaşayamayıp birçok şeyin değerini tam manasıyla bilemediğimizi düşününce asıl üzülmem gereken bizlermişiz gibi hissettim.
fakat değinmeden edemeyeceğim, kitapta kısa bir yerde de olsa çocuk istismarı vakası anlatılmış. tabii o zamanlarda çocuk erkek olunca ve yapan kadın olunca (yapan dediysem, yanlış hatırlamıyorsam çocuğun kendisine dokunmasını istiyordu) o kadar üzerinde durulmuyordu belki de fakat çok rahatsız ediciydi. tabii muzaffer izgü bunu överek anlatmıyor aman yanlış anlaşılmasın.
bu noktaya da değindikten sonra, genel olarak kitaba ve anlatılanlara bakınca ne güzel bir edebiyatımızın ve ne değerli yazarlarımızın olduğunu bize hatırlatan roman diyebilirim. sadece işte bir kısımda olaydan dolayı canım sıkılmadı değil.
otobiyografik bir kitap olan zıkkımın kökü daha ilk sayfalarda samimiyetiyle içine çekiyor, kâh güldürüyor kâh insanın yüreğine bir hüzün çökmesine neden oluyor.
eserinde fakir insanların hayata tutunma çabası gözler önüne serilmiş, muzaffer izgü ve çevresinin yani. o zamanlar tam yokluk yılları, tahmin etmekten ötesine geçemeyeceğimiz zamanlar.. yine de çocukların çocukluklarını doyasıya yaşadığı zamanlar, yine sadece hayal etmekten öteye geçemiyoruz. muzo ve ailesi daha doğrusu o zamanın insanı yokluk içinde hayat mücadelesi verdiği için üzülsem de çocukluğumuzu yaşayamayıp birçok şeyin değerini tam manasıyla bilemediğimizi düşününce asıl üzülmem gereken bizlermişiz gibi hissettim.
fakat değinmeden edemeyeceğim, kitapta kısa bir yerde de olsa çocuk istismarı vakası anlatılmış. tabii o zamanlarda çocuk erkek olunca ve yapan kadın olunca (yapan dediysem, yanlış hatırlamıyorsam çocuğun kendisine dokunmasını istiyordu) o kadar üzerinde durulmuyordu belki de fakat çok rahatsız ediciydi. tabii muzaffer izgü bunu överek anlatmıyor aman yanlış anlaşılmasın.
bu noktaya da değindikten sonra, genel olarak kitaba ve anlatılanlara bakınca ne güzel bir edebiyatımızın ve ne değerli yazarlarımızın olduğunu bize hatırlatan roman diyebilirim. sadece işte bir kısımda olaydan dolayı canım sıkılmadı değil.
devamını gör...
normal sözlük yılbaşı tebrikleşmesi
dünyanın dönüşünü tamamladı bizim de dönüşümüz muhteşem olacak. hayırlı cumalar, mutlu yıllar. ?
devamını gör...
orkide kurtarma yöntemi
ölmek üzere olan orkideyi hayata döndürmektir.
en etkili yöntem bana göre sera etkisidir. yaprakları yumuşamış, bozulmuş; kökleri de çürümüş orkideyi tekrar canlandırmak elbette sabır istiyor. bu kurtarma yöntemi ise oldukça basit.
bozulmuş, çürümüş yaprak ve kökleri dezenfekte edilmiş bir makas yardımıyla güzelce temizliyoruz. makası dezenfekte etmek için bir pamuk ya da peçeteye sıktığınız limon ile silebilirsiniz. şeffaf içerisini rahat görebileceğiniz temiz cam bir kavanoz içerisine (plastik kavanoz ya da kesilmiş bir pet şişe de olabilir ama çok sıcak havalarda cam kullanmak daha iyi) yerleştirmek üzere de yine temiz hatta dezenfekte edilmiş bir bez parçası alıyoruz. ıslatıp sıktığımız bezi kavanozun dibine yerleştirdikten sonra orkidemizi de kavanozumuzun içine yerleştiriyoruz. şeffaf bir poşet ya da streç film ile kavanozumuza hava almayacak şekilde kapak yapıyoruz.
artık seramız hazır. doğrudan güneş alan değil ama güneş ışığının bol girdiği bir yere koyup artık kök vermesini bekliyoruz. sadece kök değil yeni yaprak da veriyor orkidemiz. birkaç kök verip kökler de en az 5-6 santim olduktan sonra orkide toprağına dikebiliriz.
benim yaptığım orkide çürümek üzereydi ve 2 yaprak vermiş durumda şu an, kökleri de büyüyor. yaklaşık bir buçuk ayda toparladı kendini. o yüzden sabırlı olmakta fayda var. arada bakarak takip edebilirsiniz. dikime kadar kesinlikle yapmış olduğunuz kapağını açmayın.
daha sonra görsel de yükleyeceğim. bol şans!
en etkili yöntem bana göre sera etkisidir. yaprakları yumuşamış, bozulmuş; kökleri de çürümüş orkideyi tekrar canlandırmak elbette sabır istiyor. bu kurtarma yöntemi ise oldukça basit.
bozulmuş, çürümüş yaprak ve kökleri dezenfekte edilmiş bir makas yardımıyla güzelce temizliyoruz. makası dezenfekte etmek için bir pamuk ya da peçeteye sıktığınız limon ile silebilirsiniz. şeffaf içerisini rahat görebileceğiniz temiz cam bir kavanoz içerisine (plastik kavanoz ya da kesilmiş bir pet şişe de olabilir ama çok sıcak havalarda cam kullanmak daha iyi) yerleştirmek üzere de yine temiz hatta dezenfekte edilmiş bir bez parçası alıyoruz. ıslatıp sıktığımız bezi kavanozun dibine yerleştirdikten sonra orkidemizi de kavanozumuzun içine yerleştiriyoruz. şeffaf bir poşet ya da streç film ile kavanozumuza hava almayacak şekilde kapak yapıyoruz.
artık seramız hazır. doğrudan güneş alan değil ama güneş ışığının bol girdiği bir yere koyup artık kök vermesini bekliyoruz. sadece kök değil yeni yaprak da veriyor orkidemiz. birkaç kök verip kökler de en az 5-6 santim olduktan sonra orkide toprağına dikebiliriz.
benim yaptığım orkide çürümek üzereydi ve 2 yaprak vermiş durumda şu an, kökleri de büyüyor. yaklaşık bir buçuk ayda toparladı kendini. o yüzden sabırlı olmakta fayda var. arada bakarak takip edebilirsiniz. dikime kadar kesinlikle yapmış olduğunuz kapağını açmayın.
daha sonra görsel de yükleyeceğim. bol şans!
devamını gör...
zengin yazarlar
ne bakımdan zengin.şimdi onu bi belirtmek lazım. ben mesela para, kültür, mizah ve tip olarak afrikalıyım. daha nasıl anlatayım.
devamını gör...
ümitcan uygun'un abisinin herkesi tehdit etmesi
profiline yazmış zaten devlet hiçbir şey değil diye. bu saatten sonra devletin muz cumhuriyeti olmadığını göstermesi kaldı böyle insanlara.
devamını gör...
viski taşı
viski taşı çelik, plastik viski taşı, granit viski taşı, mermer viski taşı gibi farklı şekillerde kullanıma sunulurlar. genel itibariyle küp şeklinde imal edilip kullanıma sunulurlar. viski taşının en büyük özelliği ise buz gibi tükenmemesidir. uzun süreli kullanımlara, tekrar tekrar içki keyfinize eşlik edecek bir yapıda üretilmiştir.
devamını gör...
yazarların sahip olduğu prensipler
prensip olarak evli, sözlü, beşik kertmeli kadınlar ile beraber olmam. geriye kalanların beni tercih etmemeleri kendi prensipleridir.
devamını gör...
sözlüğe 90'lardan bir şarkı bırak
doktor mehmet mutaf'ın unutulmaz klasiği.
devamını gör...
çeviri
edebiyatta yeri çok ayrıdır. yabancı yazarların eserlerini kendi dilinizde hakkıyla okuyabilmek, yazarın vermek istediklerini yakalayabilmek için iyi bir çeviriden dolayısıyla iyi bir çevirmenden okumak çok çok önemlidir. ayrıca yazıldığı dilden yapılan çeviriler her zaman daha makbuldür. kısacası o kitabı dilinizde vezir de rezil de edebilecek kişi çevirmendir.
devamını gör...
yazarların çektiği kedi fotoğrafları

apartmanımıza sığınan anne kedinin bebeklerinden biri. komşularımızdan biri ramazan ayında annelerini bir caminin önüne attı. geri dönmeye çalışırken araba çarpmış kuzuma.* hayatımda gördüğüm en güzel kedilerden biriydi, herkese kendini sevdirirdi. anne kediyi atan komşularımız bebekleri 10 gün içinde sahiplendirmezsek hepsini atacaklarını söylemişti. biz sözümüzü tuttuk ama onlar tutmadı ve dolaylı yoldan da olsa bir canın ölümüne sebep oldular.
fotoğraftaki bebek ise çok güzel bir yuvada. geçen aylarda bir yaşına girdi. diğer kardeşleri de farklı yuvalarda ve mutlular.
devamını gör...
bağlaç olan te
peki te bunu biliyor mu?
devamını gör...
bir ailenin çocuğuna yapacağı en büyük kötülük
her istediğini verip, sorumluluk bilinci olmayan bir çocuk yetiştirmek.
devamını gör...