kelebek etkisi
ortaya çıkışını sinan canan'ın kimsenin bilemeyeceği şeyler kitabından öğrendiğim olgudur. kısaca özetlemek gerekirse 1971 yılında lorenz adlı bir meteoroloji uzmanının, hava tahmini yaparken bilgisayara girdiği verilerle keşfettiği şeydir.
lorenz bilgisayarda yaptığı bir analizde analizi bir kere de ortadan başlatmaya karar vermiş ve bilgisayarın verdiği çıktıların bir önceki ile alakasının olmadığını fark etmiş. başlangıç değerleri neredeyse aynı olmasına rağmen bu kadar farklı olması lorenz'i bayağı şaşırtmış ve bilgisayarda sorun olduğunu düşündürtmüş. fakat bir süre sonra ondalık yazımda virgülden sonraki 6 basamağı kısaltıp 3 basamak girdiğini fark etmiş. bu ondalık farklılık da hava olaylarında bir kelebeğin kanat çırpışına eş olduğu için adı kelebek etkisi olmuş.
lorenz bilgisayarda yaptığı bir analizde analizi bir kere de ortadan başlatmaya karar vermiş ve bilgisayarın verdiği çıktıların bir önceki ile alakasının olmadığını fark etmiş. başlangıç değerleri neredeyse aynı olmasına rağmen bu kadar farklı olması lorenz'i bayağı şaşırtmış ve bilgisayarda sorun olduğunu düşündürtmüş. fakat bir süre sonra ondalık yazımda virgülden sonraki 6 basamağı kısaltıp 3 basamak girdiğini fark etmiş. bu ondalık farklılık da hava olaylarında bir kelebeğin kanat çırpışına eş olduğu için adı kelebek etkisi olmuş.
devamını gör...
uzun soyadlı olmak
optik form doldururken çok fazla vakit kaybettirebilecek olan durumdur.
devamını gör...
sözlükte hiçbir kadın yazara yürümemiş yazar
ben yürümedim koştum, sayılır mı?
devamını gör...
türkçe
ural - altay dil ailesinin altay koluna bağlı, türk dillerinin türkiye lehçesidir. bir kesimin arapça - farsça çoğunluklu, bir kesiminse ingilizce - fransızca çoğunluklu sözcükler kullanarak konuştuğundan ötürü yoksul olarak görülen ve antik bir dil olmasına karşın gerektiği değeri görmeyen ancak kanımca en akıcı, en mantıklı, en düzenli ve en hoş fonetikli (sesçilli) dillerden biridir. neredeyse öz türkçe olan eski türkçenin ardından halkın müslüman olmasıyla dilin binlerce arapça ve farsça (islam'dan önce de fars dillerinden sözcükler vardı) sözcükler almasıyla, cumhuriyet dönemindeyse fransızca kökenli sözcüklerin çoğalmasıyla dilde sadeleşmeye gidilmesi (yabancı sözcükler aza indirgenirken eski türkçe sözcükler canlandırılmış ya da türkçe kurallarına göre sözcükler türetilmiştir) ve dil devrimi yapılmasının ardından günümüzde sıkça kullandığımız birçok kavram doğmuştur: uçak - tayyare, tümce - cümle, belge - dosya, tutsak - hapis, üçgen - müselles, bölünebilme - kabiliyet-i taksim, bellek - zihin, seçkin - elit, günaydın - hayırlı sabahlar, çözümleme - tahlil. ayrıca çoğu dilde karşılığı olmayan "-mış, -miş, -muş, -müş" ekleriyle sağlanan duyulan geçmiş zamanla, ingilizcede "when ı saw you" dendiğinde "seni görünce, seni gördüğümde, seni gördüğüm zaman, ne zaman ki seni gördüm, seni gördüm müydü" gibi birçok anlam olanağı sağlamasıyla ve devrik tümce yapısıyla nadide, zor ve bilmeseydim mutlaka öğrenmek istiyor olacağıma inandığım dildir.
dil devriminin maksadı; türk dilinin kısırlaştırması değil, genişletilmesidir.
başka dile uymaz annenin sesi
her sözün ararsan vardır türkçesi
dil devriminin maksadı; türk dilinin kısırlaştırması değil, genişletilmesidir.
başka dile uymaz annenin sesi
her sözün ararsan vardır türkçesi
devamını gör...
kendine uygun müzik aletini bulmak
erkenden bulunursa müziğe daha da bağlanmayı sağlayacak hadise. saz ve gitar denedikten sonra bu aletleri çalmak istemediğimi anladım. klasik türk müziği dinlemeyi çok seven biri olarak klarnet çalmak aklıma geldi bu sonradan flüte* evrildi. iyi ki evrilmiş.
devamını gör...
kibir
arapçadan dilimize geçmiş bir kelimedir. üstünlük taslama, kendini başkalarından büyük görme, tepeden bakma, burnun büyüklüğü olarak tanımlanır.
devamını gör...
behiç erkin
milli mücadele kahramanlarından birisi olan behiç erkin aynı zamanda mustafa kemal'in yakın arkadaşlarından bir tanesidir.
ama onu öne çıkaran en önemli özelliklerinden birisi 2. dünya savaşı sırasında nazi zulmünden kurtardığı hayatlardır.
fransa, nazi işgali altındayken, behiç erkin türkiye cumhuriyeti'nin fransa büyükelçiliği görevini icra etmekteydi. nazilerin fransa'daki yahudileri, toplama kamplarına gönderme kararı almasından sonra büyük bir cesaret örneği göstererek, takriben 20 bine yakın yahudi'nin kuvvetle muhtemel gaz odalarında son bulacak, acı macerasının önüne geçmiştir.
kurtarılan yahudilerin bir kısmı türkiye vatandaşıdır, fransa'ya yerleşmiş ve orada yaşamaya başlamışlardır. bu ilk grubu kurtarması diğerlerine göre daha kolay olmuştur zira ''türkiye cumhuriyeti devleti''nin savaşta tarafsız olduğunu belirtmiş ve türk yahudilerine kimsenin dokunamayacağını, alman işgal güçlerine açıkça deklare etmiştir. serüven de böyle başlamıştır. bu olayı duyan daha önce türkiye'de yaşamış ama vatandaşlıkları düşmüş olan yahudi kökenli eski vatandaşlarımızda behiç erkin'e sığınmış ve ondan bir hal çare bulmasını istemiştir. bu ikinci gruba ise peyderpey türk vatandaşlık belgesi dağıtarak, fransa'dan güvenli bir şekilde çıkmalarını sağlamıştır.
üçüncü grubu ise türkiye ile hiç bir bağı olmayan yahudiler oluşturur. bunlara şüpheleri üzerlerine çekmemeleri için kendilerini ifade edebilecek kadar türkçe öğretilmiş ve sonrasında türk vatandaşlık belgesi verilerek, hayatları garanti altına alınmıştır.
anlatılanlara göre; behiç erkin'in vatandaşlık belgesi verdiği bir yahudi, alman askerlerince autcwitz toplama kampına götürülür. durumdan bir şekilde haberdar olan behiç erkin olayın peşini bırakmaz ve söz konusu şahsın kamptan çıkarılmasını sağlar. bu tarz sıkıntıların yaşanabildiğini/yaşanabileceğini gördüğü içinde daha kapsamlı bir araştırma başlatır. bu durumda olan yüzden fazla vatandaşımız vardır. gerekli diplomatik girişimlerde bulunarak vatandaşlarımızı, kamplardan çıkarır ve türkiye'den gönderilen bir tren ile ülkeye geri dönmelerini sağlar.
tabi burada şu nokta önem arz ediyor; pierre lazereff'in yazdığı, fransa'da basın rezaletleri adlı kitapta -türkçe çevirisini şevket rado yapmıştır- dönem fransasında yaşanan jurnalciliği çok güzel anlatılır; yahudilerin; gazeteler, vatandaşlar ve devlet organlarınca nasıl nazilere ihbar edildiği örnekleri ile işlenir.
fransa basını, toplumu ve devlet aygıtları kendi vatandaşlarının kellesini nazilere altın tepside sunarken, behiç erkin ve dolayısı ile türk devleti onlara böyle bir ortamda kucak açmış ve onları nazi mezaliminden kurtarmıştır.
böyle bir durumda ise insanı üzen şey ne yazık ki şu oluyor; oscar shindler saygı duyulacak bir insan, elbette yaptıkları yadsınamaz lakin onun yaptıkları üzerinden çekilen film sayesinde tüm dünya bu şahsı tanıyor. tanınırlığı türkiye'de bile behiç erkin'den daha fazladır. kendi değerlerimizi unutmakta ve unutturmakta üzerimize yok. bu pek çok alanda başarı ile icra ettiğimiz bir gaflet hali. şöyle bir hikaye eloğlunda olacak, bundan neler neler çıkarırlardı. yazık ki çok yazık...
bu konu ile ilgili emir kıvırcık'ın yazdığı ''büyükelçi'' adlı bir kitap var. behiç erkin'in hayatının özellikle o dönemine ilişkin ayrıntıları ele alıyor. kendisinin adını daha önce duymamış olan arkadaşların şayet merak ediyorlarsa, meraklarını gidermeleri açısından bu kitabı okumaları iyi olur diye düşünürüm. şimdiden iyi okumalar.
ama onu öne çıkaran en önemli özelliklerinden birisi 2. dünya savaşı sırasında nazi zulmünden kurtardığı hayatlardır.
fransa, nazi işgali altındayken, behiç erkin türkiye cumhuriyeti'nin fransa büyükelçiliği görevini icra etmekteydi. nazilerin fransa'daki yahudileri, toplama kamplarına gönderme kararı almasından sonra büyük bir cesaret örneği göstererek, takriben 20 bine yakın yahudi'nin kuvvetle muhtemel gaz odalarında son bulacak, acı macerasının önüne geçmiştir.
kurtarılan yahudilerin bir kısmı türkiye vatandaşıdır, fransa'ya yerleşmiş ve orada yaşamaya başlamışlardır. bu ilk grubu kurtarması diğerlerine göre daha kolay olmuştur zira ''türkiye cumhuriyeti devleti''nin savaşta tarafsız olduğunu belirtmiş ve türk yahudilerine kimsenin dokunamayacağını, alman işgal güçlerine açıkça deklare etmiştir. serüven de böyle başlamıştır. bu olayı duyan daha önce türkiye'de yaşamış ama vatandaşlıkları düşmüş olan yahudi kökenli eski vatandaşlarımızda behiç erkin'e sığınmış ve ondan bir hal çare bulmasını istemiştir. bu ikinci gruba ise peyderpey türk vatandaşlık belgesi dağıtarak, fransa'dan güvenli bir şekilde çıkmalarını sağlamıştır.
üçüncü grubu ise türkiye ile hiç bir bağı olmayan yahudiler oluşturur. bunlara şüpheleri üzerlerine çekmemeleri için kendilerini ifade edebilecek kadar türkçe öğretilmiş ve sonrasında türk vatandaşlık belgesi verilerek, hayatları garanti altına alınmıştır.
anlatılanlara göre; behiç erkin'in vatandaşlık belgesi verdiği bir yahudi, alman askerlerince autcwitz toplama kampına götürülür. durumdan bir şekilde haberdar olan behiç erkin olayın peşini bırakmaz ve söz konusu şahsın kamptan çıkarılmasını sağlar. bu tarz sıkıntıların yaşanabildiğini/yaşanabileceğini gördüğü içinde daha kapsamlı bir araştırma başlatır. bu durumda olan yüzden fazla vatandaşımız vardır. gerekli diplomatik girişimlerde bulunarak vatandaşlarımızı, kamplardan çıkarır ve türkiye'den gönderilen bir tren ile ülkeye geri dönmelerini sağlar.
tabi burada şu nokta önem arz ediyor; pierre lazereff'in yazdığı, fransa'da basın rezaletleri adlı kitapta -türkçe çevirisini şevket rado yapmıştır- dönem fransasında yaşanan jurnalciliği çok güzel anlatılır; yahudilerin; gazeteler, vatandaşlar ve devlet organlarınca nasıl nazilere ihbar edildiği örnekleri ile işlenir.
fransa basını, toplumu ve devlet aygıtları kendi vatandaşlarının kellesini nazilere altın tepside sunarken, behiç erkin ve dolayısı ile türk devleti onlara böyle bir ortamda kucak açmış ve onları nazi mezaliminden kurtarmıştır.
böyle bir durumda ise insanı üzen şey ne yazık ki şu oluyor; oscar shindler saygı duyulacak bir insan, elbette yaptıkları yadsınamaz lakin onun yaptıkları üzerinden çekilen film sayesinde tüm dünya bu şahsı tanıyor. tanınırlığı türkiye'de bile behiç erkin'den daha fazladır. kendi değerlerimizi unutmakta ve unutturmakta üzerimize yok. bu pek çok alanda başarı ile icra ettiğimiz bir gaflet hali. şöyle bir hikaye eloğlunda olacak, bundan neler neler çıkarırlardı. yazık ki çok yazık...
bu konu ile ilgili emir kıvırcık'ın yazdığı ''büyükelçi'' adlı bir kitap var. behiç erkin'in hayatının özellikle o dönemine ilişkin ayrıntıları ele alıyor. kendisinin adını daha önce duymamış olan arkadaşların şayet merak ediyorlarsa, meraklarını gidermeleri açısından bu kitabı okumaları iyi olur diye düşünürüm. şimdiden iyi okumalar.
devamını gör...
dünyanın en büyük derdini aşk acısı sanmak
dünya üzerinde ölüm gibi bir dert varken bir miktar acımtrak biçimde insanı gülümsetir.
devamını gör...
düğün
sabahın 5'inde kalkıp kendi düğün hazırlığına giden kız arkadaşım vardı şok olmuştum. ''beni vur beni onlara verme'' diye ağlardım sanırım müstakbel eşim bireye. kusura bakmayın da en özel günlerimizden birinde uykumuzu almış olalım, keyfine bakalım eziyetine değil. halay çekmek için çılgın atan teyzeler sebebiyle uykumu feda edemem.
hayatınızda belki de hiç görmediğiniz ve gelip burun bükecek akrabalarınız için o strese, yorgunluğa, zaman kaybına neden katlandığınızı anlayamadığım aktivite. bir de üstüne para veriyorsunuz şu rezalet organizasyonlar için. pandemiye rağmen düğün yapmakta ısrar edenler ise incelenmesi gereken özel vakalar. "biz istimiyiriz dı ıililir ısrır idiyır" lafının tamamen yalan olduğunu da pandemi ile öğrenmiş olduk. milletimiz düğün vb her aktivite için ölüyor ölüyor.
not: şu an için evliliğe yakın olmadığımdan mütevellit rahatça eleştiriyorum. he yıllar sonra beni düğünümde görürseniz lütfen evlenmeme izin vermeyin, büyük ihtimalle tehdit ediliyor ve orada zorla tutuluyorumdur. tam o malum anda "itirazım varrrr memur bey" diye atlayıp beni kurtarmayan bizden değildir. hadi bakalım.
not 2: bütün bu tantanayı sırf uykum bölünmesin diye çıkarmış olmam. * uyku önemli çocuklar.
hayatınızda belki de hiç görmediğiniz ve gelip burun bükecek akrabalarınız için o strese, yorgunluğa, zaman kaybına neden katlandığınızı anlayamadığım aktivite. bir de üstüne para veriyorsunuz şu rezalet organizasyonlar için. pandemiye rağmen düğün yapmakta ısrar edenler ise incelenmesi gereken özel vakalar. "biz istimiyiriz dı ıililir ısrır idiyır" lafının tamamen yalan olduğunu da pandemi ile öğrenmiş olduk. milletimiz düğün vb her aktivite için ölüyor ölüyor.
not: şu an için evliliğe yakın olmadığımdan mütevellit rahatça eleştiriyorum. he yıllar sonra beni düğünümde görürseniz lütfen evlenmeme izin vermeyin, büyük ihtimalle tehdit ediliyor ve orada zorla tutuluyorumdur. tam o malum anda "itirazım varrrr memur bey" diye atlayıp beni kurtarmayan bizden değildir. hadi bakalım.
not 2: bütün bu tantanayı sırf uykum bölünmesin diye çıkarmış olmam. * uyku önemli çocuklar.
devamını gör...
panik atak
ne zaman geleceği belli olmayan, geldi mi insanda ölücekmiş hissi uyandıran , bitince de acaba tekrar yaşar mıyım kaygısıyla insanı kanser eden rahatsızlık. küçük yaştan beri anksiyete bozukluğuyla uğraştığım gibi kendisiyle de iki senedir uğraşıyorum. ilk başlardaki gibi bayılacak gibi olmuyorum artık geldiğinde kendimi telkin ederek kontrol altına alabiliyorum. ama sadece atak sırası değil benim için öncesi ve sonrası da çok sıkıntılı bir süreç. ayrıca meditasyon yapmak ataklarımı baya azalttı.
devamını gör...
modern kölelik
asgari ücret+ yol+ yemek+sgk
devamını gör...
savcı
memleketçilik yapan, dıdısının dıdısını tanıdığı için senin o kişiden şikayetçi olamayacağını düşünen ve memleketlisini korumak için açık açık tehdit eden insanların olduğu ortamda "savcı" ile başlayan bir cümle kurduğunuz zaman memleketçilik biter, tehditler hiç edilmemiş gibi sevgi ortamı oluşur. herkes resmen çiçek olur. adamlar komşusunun uzak akrabasını korumak için karşına dikilirken afedersiniz kendi anasını savunamayacak hale gelir savcı denildiği an.
bu anlamda oldukça saygı duyarım. savcılar kalp siz ben ve bizler.
bu anlamda oldukça saygı duyarım. savcılar kalp siz ben ve bizler.
devamını gör...
umursanmamak
bir insanı bir bıçakla, silahla ya da sözlerinizle öldürebilirsiniz. bu, arkasında delil bırakma potansiyeli olan bir hamle olacaktır. ancak umursamamak, hiçleşmek, sonsuzluğa doğru gömmek arkasında iz bırakmadan gerçekleşen bir cinayet yöntemidir.
devamını gör...
yazılıma başlayacaklara tavsiyeler
baslamayin
devamını gör...
ücretli öğretmenlik
ücretli köleliktir. eğitim alanında yevmiye usulü çalıştırılan özverili insanlardır. ancak tek sorun devleti öğretmenleri ücretli çalıştırması, onlar asgari ücretin bile altında bir maaş ödemesi, özlük haklarını tanımaması değildir.
camianın içindeki bazı karakter yoksunu idareci ve öğretmenlerin “ ücretli öğretmenleri” ciddiye almamaları, üzülerek ve tırnak içinde söylüyorum ki “ adam yerine koymamaları” çok daha üzücüdür.
devletten kadro aldığı için ücretli öğretmenlere yukarıdan bakan bazı mamut ve dinozorların eğitim camiasının içinde hala yer alıyor olmaları sözlükteki öğretmen düşmanlarının da bazı konularda haklı görünmelerini sağlıyor.
bu konudaki son sözüm kadrolu, sözleşmeli, ücretli... ne olursa olsun “ meslektaşım kardeşim”dir.
camianın içindeki bazı karakter yoksunu idareci ve öğretmenlerin “ ücretli öğretmenleri” ciddiye almamaları, üzülerek ve tırnak içinde söylüyorum ki “ adam yerine koymamaları” çok daha üzücüdür.
devletten kadro aldığı için ücretli öğretmenlere yukarıdan bakan bazı mamut ve dinozorların eğitim camiasının içinde hala yer alıyor olmaları sözlükteki öğretmen düşmanlarının da bazı konularda haklı görünmelerini sağlıyor.
bu konudaki son sözüm kadrolu, sözleşmeli, ücretli... ne olursa olsun “ meslektaşım kardeşim”dir.
devamını gör...
sevgili edinme konusunda hiçbir şey yapmayan insan
hevesini yitirmiştir. yalanlardan bıkmış, mutsuzluktan yorulmuştur. yeni bir şeye başlamaya heveslense de olası kişiye bakıp vazgeçiyordur. sevme isteğimizin içine ettiniz. allah belanızı versin
devamını gör...
sabahattin ali
atatürk'e hakaret ve komünist olduğu gerekçesiyle yıllarca hapiste yatmış sonra bizzat mit tarafından öldürülmüş yazar, şair, aydın.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
yatakta sabahın olmasını bekliyorum..
devamını gör...
ölmeye verilen isimler
adres değiştirmek, defteri dürülmek, iki seksen uzanmak, imamın kayığına binmek, niyazi olmak da sayılabilir.
devamını gör...




