kuran okuduğunu sanıp aslında sadece arapça ezberlemiş olan kişi beyanı. tahminim bu yönde, zira anlayarak okusa bunu bilirdi:
"ey iman edenler! allah için hakkı ayakta tutun, adaletle şahitlik eden kimseler olun. herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. adaletli olun; bu, takvâya daha uygundur. allah’tan korkun. şüphesiz allah yaptıklarınızdan haberdardır." *

hayretle bakıyorum böyle insanlara gerçekten. allah verdiği aklı kullanmayı herkese nasip etsin...
devamını gör...

sanal bir önemdir.
ırk ve din kavramı sağ partilerin en büyük enstrümanlarıdır. (gerçek) solun ise elinde sadece emek vardır. mantıklı insanların oluşturduğu toplumlarda insanların en büyük derdi hayatını kazanmak olur. böyle toplumlarda toplumun çoğunluğunu oluşturan çalışan kesimin ihtiyaçlarına sol partiler cevap verir. azınlıkta kalan sermaye sahibi kesimler de sağ partileri destekler. böyle düşündüğümüzde sürekli olarak sol partilerin iktidara gelmesi gerekir. oysa ki ülkemizde ve dünyanın pek çok ülkesinde sağ partiler söz sahibi olabilmektedir. bunun nedeni sağ partilerin elinde ırk ve din gibi sanal enstrümanların olmasıdır. gerçek sorunlarının önüne bu sanal sorunları koyan çalışan kesim de sağ partileri desteklediği için gerçek sorunları bir türlü çözülemez ve bu böyle sürüp gider. bazen düşünüyorum da insan türü aslında pek de zeki bir tür değil.
devamını gör...

şayet gelecek dönemde de online eğitim ile devam edilirse, üniversiteler için söylüyorum bunu, çok büyük bir teorik ve pratik açık çıkacak ortaya. biz de tüm umudumuzu kaybedip psikolojik çöküşün dibini ekmekle sıyıracağız. umudum bitti tükendi, evden mezun olacağı(z)m bu gidişle.. (en iyisi çeyiz hazırlığı yapmak)
devamını gör...

en sevilen yazdığı için çok stres oldum hangi birini seçeyim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
frederic edwin church - aurora borealis (1865)
ayrıca (bkz: en sevilen tablolar)
devamını gör...

birkaç gün giremedim birileri beni çok fena üzdü ama özlemişim tekrar geldim, eskisi gibi tanımları yapıştırmaya başlarım.
devamını gör...

başrollerini tarık akan ve müjde ar’ın paylaştığı, senaryosunu sadık şendil ve suphi tekniker’in yazdığı, nahit ataman’ın yönettiği 1976 yapımı türk filmi.


“- hayatta idealiniz var mı?
- idealim yok, televizyonun taksidi bitsin inşallah onu da alıcaz.”
devamını gör...

urfa'ya , mardin'e güneydoğu ya deniz getireceğiz.
rahmetli erbakan da rahmetli demirel de bu sözleri söylemişlerdir, söyleme sebebi gap projesi aslında , ama halk milleti kandırıyorlar diye dalga geçerdi.
devamını gör...

kıçtan fitille alınır. yakalanınca “şakalaşıyorduk” denir.
devamını gör...

bekara karı boşamak kolay tabi sallayın.
devamını gör...

acilen gündem olması gereken talep başlığı.

elbette ki sığınmacılar ve kaçak göçmenler bütün olarak büyük bir sorun teşkil ediyor ancak bunların arasında afganların yeri ve yaratacağı tehlike bambaşka.

dünyanın en gelişmiş ülkelerinde, gün ortasında halka açık yerlerde ve toplu halde, kadınlara saldırıp tecavüz etmeye çalışan bir yaratık türünden bahsediyoruz.

tehlike çok büyük.
devamını gör...

borussia dortmund taraftarlarının ustası olduğu konudur.

ayrıca yazımı karıştırılan kelimelerden biridir.
devamını gör...

mavi liman şiirini öyle güzel bestelemiştir ki , insanın kemiklerine kadar nüfuz eder .
devamını gör...

[her papatya, bir gün solar. aynısefalar gibi...]
müzik benim ilacım, şarkılar benim zehrim ve ben intihar eden bir notayım.
kendi isteğimle kendimi, kendi düşüncelerime esir bıraktım ve inanın bana artık bundan kurtulamıyorum.
ne yapmam gerekiyor? kurtuluş yolu hangi cadde üzerinde? bilmiyorum.
*
ayaklarım yalnızca ileri doğru giden bir ibre gibiydi..
soğuk hava yakıyordu ellerimi, buzdan ateşleriyle. en son durdum. durdum yolun ortasında. şehrin gürültülü sesi kulaklarımı sağır edercesine şiddetliydi.
hiçbir amacı olmayan hâlimle, utanmadan dolaşıyordum bu sokakları. yavaşça etrafa baktım ve deniz tam karşımdaydı.
'gökyüzü denize aynaydı ve deniz gökyüzünün yansımasıydı'
*
keşke yalnızca bir karınca olsaydım.
küçükken ezdiğim o karıncalardan herhangi biri olsaydım ve ezilseydim bir ayakkabının altında.
önümü bile görmeden ilerliyordum... korna sesleri gökteki çığlıkla orkestra kurmuştu ve yağmur bir piyanoydu. piyano...
ağaçlar bu orkestraya eşlik edercesine dans ediyordu ve kurumuş yapraklar esen rüzgarla birlikte uçuşuyordu havada.
kuşlar solistti bu sanat cümbüşünde. kelebekler renk renkti.. umudu bağırıyorlardı sessizliğin dilinde.
*
hayatın tek sorununun iki oyuncak eksik olduğu zamanlar vardı.
koltuğun altında yaşadığına inandığım oyuncanlar ülkesinden söz etmek istiyorum sizlere...
geleceğin en azından geçmişe göre daha tasasız olduğu ve anlamların henüz anlam bulmadığı zamanlar.
çocukluk.
en büyük yalan neydi?
mesela kalemimin ucunu açmayı bir türlü beceremezdim,
kayboldu demek yalandan sayılır mı?
gerçeklerin çarptığı yıkılan bir duvardan ibaretim şimdi.
değişim, kozasından çıkan kelebeğin kanatları mı?
düşünceler benim stresim.
*
tek hücreli odaların olduğu bir hapishanede, bütün suçluların müebbet yediği doyumsuz düşünceler...
*
tarihi geçmiş bir yemeğin bozuk tadı gibidir gelecek.
*
gelecek; çocukken çarptığınız tümseklerin büyürken hissettiğiniz travmasından ibaret.
*
bana, huzurun merhemini verir misiniz?
iltihaplı kalbimin içine sürmek istiyorum...
devamını gör...

karalama defteri: içi tüm acılara şahitlik etmiş ,tüm mutlulukları yaşamıştır . kişinin kendisidir aslında.
devamını gör...

demet akalın
devamını gör...

çocuk yapın. kesin çözüm; uyumuyor ve uyutmuyor.
devamını gör...

7 yıldır şov yaptığımı anlamamışım. sözlük sayesinde şimdi anladım.
büyüksün sözlük.!

insanın tahakküme karşı verdiği savaşların en zoru kendi iç dünyasıyla olanıdır.
bunu kimsenin başına kakmadan yapabilmek güç ister, irade terbiyesi ister, ruhsal kudret ister.

birileri bu içsel savaşa karar vermişken ve bunu yasamsallastirmak için bir disiplin yakalamışken buna şov demek modern ve medeni küçük adamın dilidir.
'dinle küçük adam' sen ilkel atalarının yolundan saptın, titre ve kendine gel. sen sadece ve sadece bir toplayıcı olabilirsin. çünkü çocuğun oynamak için tavşanı, yemek için ise elmayı seçer.
kendine gel küçük adam.

yapamadığını da yermekten vazgeç.



'mideniz hayvan mezarlığıdır'
devamını gör...

türkiye feminist mücadelesinin en önemli uğraklarından birisi kabul edilen pazartesi dergisinin kurucularından olan ve de uzun süre derginin yayın yönetmenliğini yapmış feminist yazar.

türkiye feminist mücadelesine emeği katkısı elbette büyüktür kendisinin.
feminist dergi, pazartesi dergisi, özgür politika, yeni yaşam gazetesi, radikal, kaosgl gibi yayınlarda yazmıştır.
ayrıca halen çatlak zemin, 5 harfliler, sendika.org, artı gerçek vb. yerlerde yazmaktadır.

bir yazar, editör ya da muhabir olmasının yanında feminist politikaya yaptığı katkılarla yer etmiştir zihnimizde.
kendisini 1980'den bugüne feminist olarak tanımlayan ayşe düzkan'ın feminist politika ile tanışması türkiye feminist hareketinin ilk zamanlarına ve kadın çevresi yayıncılığa kadar dayanır.
1988'de türkiye'de feminist mücadelemizin ilk kıvılcımlarından olan dayağa karşı mücadele yürüyüşünün ve cinsel tacize karşı mor iğne kampanyasının da emektarlarından, örgütleyicilerindendir.

çalar saat, erkekliğin kitabında yazmaz bu ve behiç aşçı kitabı adlı üç de kitabı vardır.
ayrıca çevirileri de az değildir.
ben onun çevirdikleri arasında en çok erkek doğrama cemiyeti manifestosu'nu severim.
(bkz: valerie solanas).
esasen kitap 1967'de yayınlanmış radikal feminist bir manifestodur, fakat tatlı bir edebi metin olarak ele alarak çok severim ben kitabı.

ayşe düzkan diyordum, kendisi khk ile kapatılan özgür gündem gazetesinin nöbetçi genel yayın yönetmenliğini yapmış olduğundan 1 buçuk yıl kadar da hapis yatmıştır. 2018 yılındaki bu elim hadiseden bu yana aramızdadır.

son olarak sevdiğim bir kaç yazısını da bırakıp entrymi sonlandırayım.

çirkinlik hakkı
yanında olmak yan yana durmak
feminizm ve sömürgecilik
%99 için feminizm manifestosu üzerine

dip not: twitter'da bu gece beni takip ettiği için çocuk gibi mutlu olduğum yazar kişisi. *
devamını gör...

şahsen ben tıpatıp aynı olabileceklerini düşünmüyorum. ikisi de farklı kavramlar. kırgınlık ve kızgınlık gibi. diyelim ki bir kaza geçirdik ve kolumuz kırıldı. kolumuzun kırıldığı için hissettiğimiz acı ile sevdiğimiz birini kaybettiğimizde yaşadığımız acı aynı değil. fiziksel acı gelip geçici ama duygusal acı kalıcı olabiliyor. bazen ortak yönleri olabiliyor. bununla ilgili şöyle bir şey okumuştum. '' elinizi yakarsanız, bir süre sonra iyileşmeye başlar. ancak kabuğunu kopartıp durursanız yara kendini tekrarlar. duygusal olarak da insanlar yıkıcı ilişkilere ve durumlara maruz kaldıkça kendini tekrarlayan yaralar açık kalacaktır.''
devamını gör...

aklıma ne gelirse yazıyorum bodoslama, başka türlü nasıl zevk alabilirim ki burdan? zaten tanımlarımın beğeni sayısından anlayabilirsiniz. en önemli sırrı da açıklıyorum hadi gene iyisiniz köftehorlar! burada düşünüp yazarken beynim başka abuk sabuk anksiyetik başıboş düşüncelerden uzak duruyor. daha ne olsun üstüne bir de para mı versinler alüminyum! (bkz: sısısısı)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim