kürt faşistlerinin türk solcularını koyun gibi gütmesi
kardeşi için: (bkz: dincilerin sağcıları koyun gibi gütmesi)
devamını gör...
zartoşt
ırkçıların, ak trollerin korkulu rüyası. tam bir cehalet düşmanı biricik yazarımızdır. iyi ki varsın. ahuramazda'nın ışığıyla kal.
devamını gör...
son bakış
13 aralık 1980'de* daha 17 yaşındayken yaşı büyütülerek ankara ulucanlar ceza evinde asılarak idam edilen erdal eren'in anısına yazılmış bir şarkıdır. aysel gürel ve sezen aksu tarafından yazılmış, onno tunç tarafından bestelenmiştir.
şarkının hikayesi:
12 eylül 1980 darbesinin ardından 50 kişi idam edildi. idam edilenlerden biri de henüz 17 yaşında olan erdal eren’di.
orta doğu teknik üniversitesi öğrencisi sinan suner, 30 ocak 1980 tarihinde milliyetçi hareket parti'li bakan cengiz gökçek'in koruması süleyman ezendemir tarafından vurularak öldürüldü.
ilişkili haberler
rakamlarla 12 eylül darbesi
rakamlarla 12 eylül darbesi
12 eylül sürgünleri: 101'ler
12 eylül sürgünleri: 101'ler
ankara yapı meslek lisesi öğrencisi erdal eren, suner'in öldürülmesini protesto etmek için 2 şubat 1980 günü düzenlenen gösteride çıkan çatışmadan sonra gözaltına alınan 24 kişinin arasındaydı.
eren, çıkan çatışmada er zekeriya önge'yi öldürdüğü iddiasıyla tutuklandı. gözaltına alınmasından kısa bir süre sonra 19 mart 1980 günü hakkında idam kararı verildi.
13 aralık 1980’de ulucanlar cezaevi’nde idam edildiğinde henüz 17 yaşındaydı...
18 yaşından küçük olduğu araştırılmadı
eren'in avukatlarından ismail sami çakmak, geçen sene cumhuriyet gazetesi'ne verdiği röportajda idam kararıyla ilgili olarak şunları söyledi: "yargıtay üçüncü dairesi, kararı son derece yasal ve hukuka uygun gerekçelerle bozdu. bunlar otopsinin usul ve yasaya aykırı yapıldığı, ölenin vücudundan çıkan kurşunun erdal’ın tabancasından çıkıp çıkmadığının açıklığa kavuşturulmadığı, olay yerinde keşif yapılmadığı, tanıkların dinlenilmediği erdal’ın 18'inden küçük olup olmadığının araştırılmadığı, takdir hakkının kötüye kullanıldığı gibi gerekçelerdi. gerçek de buydu. ama başsavcılık hemen harekete geçti, bozma kararına itiraz etti. dosya gitti geldi, sonunda askeri yargıtay daireler kurulu idam kararını onayladı."
bir fotoğraftan 12 eylül şarkısı
eren’i idamından on altı saat önce ziyaret eden gazeteci savaş ay, eren'in son fotoğraflarını çekti. ve o fotoğraflar bir sezen aksu şarkısına, 'son bakış'a ilham oldu.
savaş ay, 'son bakış'ın hikayesini şöyle anlatıyor:
"erdal eren'i son anlarında çektiğim o fotoğrafları, milyonlarca kişi gibi sezen aksu da görmüş ve çok etkilenmiş. anlatırken, "öylesine masum, öylesine ölümden uzak, öylesine genç ki... hikayesini de okudum. ama beni esas vuran o 'son bakış' fotoğrafıydı savaş.
'ağıt gibi'
aysel gürel'e gösterdim o fotoğrafı. birlikte bir şeyler yazdık. onno'ya verdik besteledi (tunç). şarkıdan çok ağıta benzedi. yürekten kopup gelen, saf, duru, sahici..." dedi. ve işte o ağıtın sözleri.
"bir an duruşu gibi
ömrün gidişi gibi
veda ederken
aşk ateşi gibi söner iç çekişler
amman amman yandım aman
acı yüzler"
'o ağıt' daha sonra bir sezen aksu şarkısı 'son bakış' olarak karşımıza çıktı.
son bakış
bir söz bitişi gibi son buldu sevişler
bir yaz güneşi gibi eritir hep bu terkedişler
bir an duruşu gibi ömrün gidişi gibi
veda ederken aşk ateşi gibi söner iç çekişler
aman aman yandım aman
kurşun gibi izler
son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
aman aman acı yüzler
kurşun gibi izler
son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
aman aman…
erdal eren'in son mektubu:
sevgili annem, babam ve kardeşlerim;
sizlere bugüne kadar pek sağlıklı mektup yazamadım. ayrıca konuşma olanağımız ve görüşmemizde olmadı. zaten dışarıdayken de birbirimizi anlayacak şekilde konuşamadık. (bu konuda sizlere karşı büyük oranda hatalı davrandım. ancak bunu size karşı saygı duymadığım, bu nedenle böyle davrandığım şeklinde yorumlamamanızı dilerim) bu nedenle sizlere anlatacağım, konuşacağım çok şey var.
ancak olanak yok. düşüncelerimi bu mektupla anlatmaya çalışacağım. şu anda ne durumda olacağınızı tahmin ediyorum. ama çok açıklıkla söylüyorum ki benim moralim çok iyi ve ölümden de korkum yok. çok büyük bir ihtimalle bu işin ölümle sonuçlanacağını çok iyi biliyorum. buna rağmen korkuya, yılgınlığa, karamsarlığa kapılmıyorum ve devrimci olduğum, mücadeleye katıldığım için onur duyuyorum. böyle düşünmem, böyle davranmam,halka ve devrime olan inancımdan gelmektedir. ölümden korkmadığımı söylemem, yaşamak istemediğim, yaşamaktan bıktığım şeklinde anlaşılmamalı. elbette ki hayatta olmayı ve mücadele etmeyi arzularım. ancak karşıma ölüm çıkmışsa, bundan korkmamam, cesaretle karşılamam gerekir. biliyorsunuz ki bu ceza işlediğim iddia edilen suçtan verilmedi. asıl amaçlanan böyle bir olayla gözdağı vermek ve mücadeleyi engellemek hedefine dayalıdır. bu nedenle sizinde bildiğiniz gibi, kendi hukuk kurallarını çiğneyerek bu cezayı verdiler.
cezaevinde yapılan (neler olduğunu ayrıntılı bir biçimde öğrenirsiniz sanırım) insanlık dışı zulüm altında inletildik. o kadar aşağılık, o kadar canice şeyler gördüm ki, bugünlerde yaşamak bir işkence haline geldi. işte bu durumda ölüm korkulacak bir şey değil, şiddetle arzulanan bir olay, bir kurtuluş haline geldi. böyle bir durumda insanın intihar ederek yaşamına son vermesi içten bile değildir. ancak ben bu durumda irademi kullanarak, ne pahasına olursa olsun yaşamımı sürdürdüm. hem de ileride bir gün öldürüleceğimi bile bile. sizlere bunları anlatmamın nedeni yaşamaktan bıktığım yada meselenin önemini, ciddiyetini kavramadığım gibi yanlış bir düşünceye kapılmamanız içindir. bütün bu yapılanlar,başımdan geçenler, kinimi binlerce kez daha arttırdı ve mücadele azmimi körükledi. halka ve devrime olan inancımı yok edemedi. mücadeleyi sonuna kadar, en iyi bir şekilde yürütmek ve yükseltmekten başka amacım yoktur.
mesele benim açımdan kısaca böyle. ancak sizin açınızdan daha farklı, daha zor olduğunu biliyorum.
anne, baba ve evlat arasındaki sevgi çok güçlüdür, kolay kolay kaybolmaz. ve evlat acısının da sizin için ne derece etkili olacağını biliyorum. ama ne kadar zor da olsa bu tür duygusal yönleri bir kenara bırakmanızı istiyorum. şunu bilmenizi ve kabul etmenizi isterim ki, sizin binlerce evladınız var. bunlardan daha niceleri katledilecek, yaşamlarını yitirecek, ama yok olmayacaklar. mücadele devam edecek ve onlar mücadele alanlarında yaşayacaklar.
sizlerden istediğim bunu böyle bilmeniz, daha iyi kavramaya çaba göstermenizdir. zavallı ve çaresiz biriymiş gibi ardımdan ağlamanız beni yaralar. bu konuda ne kadar güçlü, ne kadar cesur olursanız, beni o kadar mutlu edersiniz.
hepinize özgür ve mutlu yaşam dilerim.
devrimci selamlar
oğlunuz erdal
kaynak: www.ntv.com.tr/turkiye/son-...
şarkının hikayesi:
12 eylül 1980 darbesinin ardından 50 kişi idam edildi. idam edilenlerden biri de henüz 17 yaşında olan erdal eren’di.
orta doğu teknik üniversitesi öğrencisi sinan suner, 30 ocak 1980 tarihinde milliyetçi hareket parti'li bakan cengiz gökçek'in koruması süleyman ezendemir tarafından vurularak öldürüldü.
ilişkili haberler
rakamlarla 12 eylül darbesi
rakamlarla 12 eylül darbesi
12 eylül sürgünleri: 101'ler
12 eylül sürgünleri: 101'ler
ankara yapı meslek lisesi öğrencisi erdal eren, suner'in öldürülmesini protesto etmek için 2 şubat 1980 günü düzenlenen gösteride çıkan çatışmadan sonra gözaltına alınan 24 kişinin arasındaydı.
eren, çıkan çatışmada er zekeriya önge'yi öldürdüğü iddiasıyla tutuklandı. gözaltına alınmasından kısa bir süre sonra 19 mart 1980 günü hakkında idam kararı verildi.
13 aralık 1980’de ulucanlar cezaevi’nde idam edildiğinde henüz 17 yaşındaydı...
18 yaşından küçük olduğu araştırılmadı
eren'in avukatlarından ismail sami çakmak, geçen sene cumhuriyet gazetesi'ne verdiği röportajda idam kararıyla ilgili olarak şunları söyledi: "yargıtay üçüncü dairesi, kararı son derece yasal ve hukuka uygun gerekçelerle bozdu. bunlar otopsinin usul ve yasaya aykırı yapıldığı, ölenin vücudundan çıkan kurşunun erdal’ın tabancasından çıkıp çıkmadığının açıklığa kavuşturulmadığı, olay yerinde keşif yapılmadığı, tanıkların dinlenilmediği erdal’ın 18'inden küçük olup olmadığının araştırılmadığı, takdir hakkının kötüye kullanıldığı gibi gerekçelerdi. gerçek de buydu. ama başsavcılık hemen harekete geçti, bozma kararına itiraz etti. dosya gitti geldi, sonunda askeri yargıtay daireler kurulu idam kararını onayladı."
bir fotoğraftan 12 eylül şarkısı
eren’i idamından on altı saat önce ziyaret eden gazeteci savaş ay, eren'in son fotoğraflarını çekti. ve o fotoğraflar bir sezen aksu şarkısına, 'son bakış'a ilham oldu.
savaş ay, 'son bakış'ın hikayesini şöyle anlatıyor:
"erdal eren'i son anlarında çektiğim o fotoğrafları, milyonlarca kişi gibi sezen aksu da görmüş ve çok etkilenmiş. anlatırken, "öylesine masum, öylesine ölümden uzak, öylesine genç ki... hikayesini de okudum. ama beni esas vuran o 'son bakış' fotoğrafıydı savaş.
'ağıt gibi'
aysel gürel'e gösterdim o fotoğrafı. birlikte bir şeyler yazdık. onno'ya verdik besteledi (tunç). şarkıdan çok ağıta benzedi. yürekten kopup gelen, saf, duru, sahici..." dedi. ve işte o ağıtın sözleri.
"bir an duruşu gibi
ömrün gidişi gibi
veda ederken
aşk ateşi gibi söner iç çekişler
amman amman yandım aman
acı yüzler"
'o ağıt' daha sonra bir sezen aksu şarkısı 'son bakış' olarak karşımıza çıktı.
son bakış
bir söz bitişi gibi son buldu sevişler
bir yaz güneşi gibi eritir hep bu terkedişler
bir an duruşu gibi ömrün gidişi gibi
veda ederken aşk ateşi gibi söner iç çekişler
aman aman yandım aman
kurşun gibi izler
son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
aman aman acı yüzler
kurşun gibi izler
son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
aman aman…
erdal eren'in son mektubu:
sevgili annem, babam ve kardeşlerim;
sizlere bugüne kadar pek sağlıklı mektup yazamadım. ayrıca konuşma olanağımız ve görüşmemizde olmadı. zaten dışarıdayken de birbirimizi anlayacak şekilde konuşamadık. (bu konuda sizlere karşı büyük oranda hatalı davrandım. ancak bunu size karşı saygı duymadığım, bu nedenle böyle davrandığım şeklinde yorumlamamanızı dilerim) bu nedenle sizlere anlatacağım, konuşacağım çok şey var.
ancak olanak yok. düşüncelerimi bu mektupla anlatmaya çalışacağım. şu anda ne durumda olacağınızı tahmin ediyorum. ama çok açıklıkla söylüyorum ki benim moralim çok iyi ve ölümden de korkum yok. çok büyük bir ihtimalle bu işin ölümle sonuçlanacağını çok iyi biliyorum. buna rağmen korkuya, yılgınlığa, karamsarlığa kapılmıyorum ve devrimci olduğum, mücadeleye katıldığım için onur duyuyorum. böyle düşünmem, böyle davranmam,halka ve devrime olan inancımdan gelmektedir. ölümden korkmadığımı söylemem, yaşamak istemediğim, yaşamaktan bıktığım şeklinde anlaşılmamalı. elbette ki hayatta olmayı ve mücadele etmeyi arzularım. ancak karşıma ölüm çıkmışsa, bundan korkmamam, cesaretle karşılamam gerekir. biliyorsunuz ki bu ceza işlediğim iddia edilen suçtan verilmedi. asıl amaçlanan böyle bir olayla gözdağı vermek ve mücadeleyi engellemek hedefine dayalıdır. bu nedenle sizinde bildiğiniz gibi, kendi hukuk kurallarını çiğneyerek bu cezayı verdiler.
cezaevinde yapılan (neler olduğunu ayrıntılı bir biçimde öğrenirsiniz sanırım) insanlık dışı zulüm altında inletildik. o kadar aşağılık, o kadar canice şeyler gördüm ki, bugünlerde yaşamak bir işkence haline geldi. işte bu durumda ölüm korkulacak bir şey değil, şiddetle arzulanan bir olay, bir kurtuluş haline geldi. böyle bir durumda insanın intihar ederek yaşamına son vermesi içten bile değildir. ancak ben bu durumda irademi kullanarak, ne pahasına olursa olsun yaşamımı sürdürdüm. hem de ileride bir gün öldürüleceğimi bile bile. sizlere bunları anlatmamın nedeni yaşamaktan bıktığım yada meselenin önemini, ciddiyetini kavramadığım gibi yanlış bir düşünceye kapılmamanız içindir. bütün bu yapılanlar,başımdan geçenler, kinimi binlerce kez daha arttırdı ve mücadele azmimi körükledi. halka ve devrime olan inancımı yok edemedi. mücadeleyi sonuna kadar, en iyi bir şekilde yürütmek ve yükseltmekten başka amacım yoktur.
mesele benim açımdan kısaca böyle. ancak sizin açınızdan daha farklı, daha zor olduğunu biliyorum.
anne, baba ve evlat arasındaki sevgi çok güçlüdür, kolay kolay kaybolmaz. ve evlat acısının da sizin için ne derece etkili olacağını biliyorum. ama ne kadar zor da olsa bu tür duygusal yönleri bir kenara bırakmanızı istiyorum. şunu bilmenizi ve kabul etmenizi isterim ki, sizin binlerce evladınız var. bunlardan daha niceleri katledilecek, yaşamlarını yitirecek, ama yok olmayacaklar. mücadele devam edecek ve onlar mücadele alanlarında yaşayacaklar.
sizlerden istediğim bunu böyle bilmeniz, daha iyi kavramaya çaba göstermenizdir. zavallı ve çaresiz biriymiş gibi ardımdan ağlamanız beni yaralar. bu konuda ne kadar güçlü, ne kadar cesur olursanız, beni o kadar mutlu edersiniz.
hepinize özgür ve mutlu yaşam dilerim.
devrimci selamlar
oğlunuz erdal
kaynak: www.ntv.com.tr/turkiye/son-...
devamını gör...
açtığın başlığa girilen entrylerin hepsini oylamak
başlığımın üstüne el örgüsü dantel bile koyuyorum. gelenleri elimde kolonya ile karşılıyorum beğenmediklerimin kafasına döküyorum kendisine gelsin diye.
devamını gör...
tesettür
nur suresi 31. ayet ile müslüman kadınlara yüklenilen sorumluluk. yani islami örtünmenin felsefesi.
kelime kökeni itibariyle, setr* kavramından türemiştir. hicab* kavramı ile karıştırılmamalıdır.
tesettürün 3 inceliği vardır.
birinci incelik; kadının bakışlarını sakınmasıdır. bilindiği gibi kadının bakışları erkeğe cesaret veren şeydir. eğer bakmak eylemi; cilve ve arzu uyandırmayacak şekilde olursa, bunda bir sakınca yoktur. yani sadece konuşan kişiyi dinleme, konuşurken karşı tarafla göz teması kurma vs vs gibi bir durum söz konusu ise; kadının erkeğe bakması haram değildir. bu şart, müslüman erkeği de kapsamaktadır.
ikinci incelik; ziynetini sakınmasıdır. ziynetten kastedilen şey, takı takmak değildir. ziynet, bazen giyilen kıyafettir. bazen, takılan takıdır. bazen, yapılan makyajdır. bazen, kadının ses tonudur*. bazen, giyilen topuklu ayakkabıdır*.
üçüncü incelik; örtünerek vücudun belirli yerleri hariç*, kadının vücudunu sakınmasıdır.
işin felsefi boyutuna gelecek olursak;
örtünme, islamdan önce de varolagelmiştir. iran da, hindistan da, yahudi toplumlarının büyük bir kısmında, çok ağır şartlar altında kadının örtünmesi istenmiştir*. islam ın tesettür anlayışı, kadını toplumdan soyutlamak değildir. eğer soyutlama söz konusu olsaydı; islamiyet gelmeden önce iran, hindistan, yahudi toplumlarında olduğu gibi hicab* söz konusu olurdu.
başka bir boyutta değerlendirilir ise; yaşlı kadınların*, tesettür şartlarının bazılarından muaf olması, islamda tesettür anlayışının, kadını kısıtlama amaçlı değil, bilakis kadını koruma amaçlı olduğunu ortaya koyar.
kelime kökeni itibariyle, setr* kavramından türemiştir. hicab* kavramı ile karıştırılmamalıdır.
tesettürün 3 inceliği vardır.
birinci incelik; kadının bakışlarını sakınmasıdır. bilindiği gibi kadının bakışları erkeğe cesaret veren şeydir. eğer bakmak eylemi; cilve ve arzu uyandırmayacak şekilde olursa, bunda bir sakınca yoktur. yani sadece konuşan kişiyi dinleme, konuşurken karşı tarafla göz teması kurma vs vs gibi bir durum söz konusu ise; kadının erkeğe bakması haram değildir. bu şart, müslüman erkeği de kapsamaktadır.
ikinci incelik; ziynetini sakınmasıdır. ziynetten kastedilen şey, takı takmak değildir. ziynet, bazen giyilen kıyafettir. bazen, takılan takıdır. bazen, yapılan makyajdır. bazen, kadının ses tonudur*. bazen, giyilen topuklu ayakkabıdır*.
üçüncü incelik; örtünerek vücudun belirli yerleri hariç*, kadının vücudunu sakınmasıdır.
işin felsefi boyutuna gelecek olursak;
örtünme, islamdan önce de varolagelmiştir. iran da, hindistan da, yahudi toplumlarının büyük bir kısmında, çok ağır şartlar altında kadının örtünmesi istenmiştir*. islam ın tesettür anlayışı, kadını toplumdan soyutlamak değildir. eğer soyutlama söz konusu olsaydı; islamiyet gelmeden önce iran, hindistan, yahudi toplumlarında olduğu gibi hicab* söz konusu olurdu.
başka bir boyutta değerlendirilir ise; yaşlı kadınların*, tesettür şartlarının bazılarından muaf olması, islamda tesettür anlayışının, kadını kısıtlama amaçlı değil, bilakis kadını koruma amaçlı olduğunu ortaya koyar.
devamını gör...
normal sözlük bayram harçlıklarının hesaplara yatırılması
kafa sözlüğü geçtim kimse bana harçlık vermedi....
iki yüz ateşleselerdi mutlu olurdum da neyse her şey para değildir.
iki yüz ateşleselerdi mutlu olurdum da neyse her şey para değildir.
devamını gör...
pat
satrançta bir sonuç halidir. kurallara uygun bir biçimde oynanmış oyunda sırası gelen tarafın hiçbir hamle yapamaması halinde, ne yenilmesi ne de kazanabilmesidir. bu durumda beraberlik olur.
devamını gör...
seviştiği yüzünden anlaşılan insan
saklayamaz. arkadaş ortamında anlaşılır. sırıtır çünkü.
edit : başlığın tüm hakları durumumuz yoktu sevisemedik'e devredilmesi için gerekli işlemler başlatılsın. *
edit : başlığın tüm hakları durumumuz yoktu sevisemedik'e devredilmesi için gerekli işlemler başlatılsın. *
devamını gör...
mesajınız var turuncusu
irkilmiyor değilim, acaba yanlış bir şey mi yaptım diye düşünüyorum.
devamını gör...
dinlenme tesisinde unutulma fobisi
bu korkuya sahiptim, ta ki unutulana kadar. bayağı bildiğin bensiz gittiler. sonra dinlenme tesisindeki insanlarla konuştum. şoförü ya da muavini aradılar. sağ olsunlar birisi beni motoruyla yetiştirdi. yani korkmayın, unutulursanız bekliyorlar sizi.
devamını gör...
leyleği öldürmek
yerdeki karıncadan tutun havada uçan kuşa kadar bazı insanların her şeye bir tahammülsüzlüğü var. hayvana isteyerek zarar veren, insana da zarar verir.
bazıları kendi yaşamlarının hayvanlardan daha değerli olduğunu düşünüyor. kendilerine yaşamı hak görüyorlar fakat neden bir başka canlıdan üstelik zararsız bir varlıktan daha çok yaşamaya hakkınız olsun ki? bir tarafta isteyerek bir başka canlıya zarar veren insanlar, bir tarafta ise kendi türünden bile olmayan bir diğer hayvana yardım edebilecek yüce gönüllülükte olan hayvanlar.. hangisi yaşamı hak ediyor?
bazıları kendi yaşamlarının hayvanlardan daha değerli olduğunu düşünüyor. kendilerine yaşamı hak görüyorlar fakat neden bir başka canlıdan üstelik zararsız bir varlıktan daha çok yaşamaya hakkınız olsun ki? bir tarafta isteyerek bir başka canlıya zarar veren insanlar, bir tarafta ise kendi türünden bile olmayan bir diğer hayvana yardım edebilecek yüce gönüllülükte olan hayvanlar.. hangisi yaşamı hak ediyor?
devamını gör...
yalnızlığın günde 15 dal sigara kadar zararlı olması
hem yalnızım hem sigara içiyorum. günde 30 dal sigara etkisi...
devamını gör...
kur'an-ı kerim
dininiz islam olmayabilir allaha da inanamıyor olabilirsiniz bu sizin iradenizdir iradeyi kula veren allahtır ve bundan ötürü size ancak saygı duyarız. ama sırf inanmadığınız için insanların kutsallarını alaya alma gibi bi hakkınız asla olamaz . bu çirkin dalga geçmeler kör kütük cahillik ve yobazlıktan başka bi şey değildir.
devamını gör...
yazarların uyumama sebepleri
ne olacak bu işler düşüncesidir.
devamını gör...
kafa dengi arkadaş bulmanın zorluğu
mazhar alanson'un da dediği gibi yalnızlık ömür boyu.
(bkz: anlaşılmanın dünyanın en zor şeyi olması)
(bkz: anlaşılmanın dünyanın en zor şeyi olması)
devamını gör...
düzenbaz
senaryosu çok tanıdık olan, hem de çok çok tanıdık olan film, göz kamaştırıcı oyuncu kadrosu, eğlenceli işleyişine rağmen açıkçası bende hayal kırıklığı yarattı. yine de, 70 'lerin modasını ve christian bale 'in şişman halini görebilmek (-ki kendisini the machinist filminde 45 kilo gördü bu gözler) için bile izlenebilir..
10 yıl gibi süreyle belediye başkanlığı yapan carmine polito, halkı tarafından çok sevilmektedir. çoğunlukla zencilerin yaşadığı new jersey 'de büyük icraatlerde bulunmuş, şehrin kalkınmasında büyük pay sahibi olmuştur. şehri daha da fazla kalkındırmak için büyük ve çılgın bir proje yapmak ister; bir kumarhane. daha doğrusu eski bir kumarhaneyi yeniden faaliyete sokmaktır amacı. tabi ki bunun için kaynağa, yani paraya ihtiyacı vardır. bunu da bir dostu aracılığıyla tanıştığı 'arap şeyhi' sayesinde başaracaktır. mafyanın akıl hocalığı yaptığı bu projeden de 'hakkını' alacaktır elbette başkan. ancak bir problem vardır, şeyhin abd vatandaşı olması gerekmektedir. bunun için de, saygın kongre üyelerinden yardım istenir. tabi ki kongre üyeleri de bu hizmetlerinden dolayı 'haklarını' alacaklardır.
sonra araya birileri girer, bu 'hizmetlerin' önü kesilir. fbi, yapılan bu hayırlı işlerin önünü kesmiş, kumpas kurmuş, devlet içinde devlet olmuştur. ama amaç güzeldir, hizmet, kalkınma, canlanma.. ama ah o, 'paralel yapı', pardon pardon fbi yok mu, virüs gibi işgal etmiştir heryeri.
10 yıl gibi süreyle belediye başkanlığı yapan carmine polito, halkı tarafından çok sevilmektedir. çoğunlukla zencilerin yaşadığı new jersey 'de büyük icraatlerde bulunmuş, şehrin kalkınmasında büyük pay sahibi olmuştur. şehri daha da fazla kalkındırmak için büyük ve çılgın bir proje yapmak ister; bir kumarhane. daha doğrusu eski bir kumarhaneyi yeniden faaliyete sokmaktır amacı. tabi ki bunun için kaynağa, yani paraya ihtiyacı vardır. bunu da bir dostu aracılığıyla tanıştığı 'arap şeyhi' sayesinde başaracaktır. mafyanın akıl hocalığı yaptığı bu projeden de 'hakkını' alacaktır elbette başkan. ancak bir problem vardır, şeyhin abd vatandaşı olması gerekmektedir. bunun için de, saygın kongre üyelerinden yardım istenir. tabi ki kongre üyeleri de bu hizmetlerinden dolayı 'haklarını' alacaklardır.
sonra araya birileri girer, bu 'hizmetlerin' önü kesilir. fbi, yapılan bu hayırlı işlerin önünü kesmiş, kumpas kurmuş, devlet içinde devlet olmuştur. ama amaç güzeldir, hizmet, kalkınma, canlanma.. ama ah o, 'paralel yapı', pardon pardon fbi yok mu, virüs gibi işgal etmiştir heryeri.
devamını gör...
oruçlu biri esnediği zaman ağzına leblebi fırlatan ateist
çok amaçsız bir başlık olmasına rağmen hayaliyle beni ziyadesiyle eğlendirmiştir. ciddi ciddi var mı bu durumu yaşatan insanlar?.
devamını gör...

