#945837
her kadın feminist değil sayın yazar. sorunuz genelleme dolu. herkes beğenilmek ister; bazısı fiziğini kullanır bazısı yeteneğini bazısı zekasını.
devamını gör...

sözlük yönetimi bilmem şu kadar tanım yapana şöyle yapacağız böyle yapacağız dediğinden beri hala saçma sapan tanım kasmaya çalışanlar var. hadi ona alıştık.

şimdi de madalya sevdası başladı. madalya alabilmek için bir günde beş bin kelime de yazmazsın arkadaş. yazıyorlar ama. ulan ne mantığı var. aldın hadi. napcan onu ? sözlük kendi açısından bunu yararlı görebilir ama bence çok mantıksız. seviyorum burayı ama ergence hırslar çok saçma bir yere götürüyor. insanlar yarışmak istiyor , yarışsın. ama kaliteyi çok fazla düşürüyor bu durum. hele şu karma puanı falan. artık öyle boş beleş tanım doldurmaya çalışanlardan , şimdi de madalya almaya çalışanlardan gözlerim kanıyor. ilk çıktığı gün önceki iki üç yazıma bende istedim ama hemen soğudum bu durumdan.

banane diyip geçemem. burada bende varım sonuçta. kimse kimseye karışamaz gibi saçma bir savunma da olamaz çünkü herkesle paylaşılan şeyler bunlar. buraya yazılıyorsa herkesin ortak malıdır.
devamını gör...

başlangıçta sadece noldor halkı vardı. sonrasında geldi teleri halkı. onları hoş görü ile karşıladı noldor. gemiler yapıyordu teleri halkı, muazzam dev gemiler...

şehirler kurmalıydılar. limanlar inşa etmeliydiler. yardımlarına noldor halkı koştu. birlikte görkemli liman şehirleri kurdular...

dostlukları pekişti. akrabalığa dönüştü, finarfin ile earwen evlendi.

köprünün altından sular aktı. bir zaman geldi feanor, melkor'un peşine düştü. düşman amansızdı. her türlü yardıma ihtiyacı vardı noldor'un...

teleri halkından istediler o yardımı. feanor, teleri halkına seslendi, ortak geçmişlerinden akrabalıklarından bahsetti. güç birliği yapmazlarsa, melkor'un gazabının hepsinin üzerlerine çökeceğini anlattı. teleri halkının çoğunluğu etkilendi bu konuşmadan, ancak teleri halkının lideri olwe bu talebi geri çevirdi...

ilişkiler çatırdamaya başlamıştı. bir süre sonra feanor yeniden olwe'nin kapısını çaldı. orta dünya kıyılarına gidebilmek için ondan gemilerini istedi. olwe bu sefer de valar'ı bahane etti. ondan izinsiz hiç bir şey yapamayacaklarını söyledi.

feanor sinirlendi ve olwe'ye doğru kükredi; '' siz teleri halkı buraya geldiğiniz zamanlar hiç bir şeydiniz ve biz size yardım ettik. şimdi bizim yardım çağrımıza nasıl olur da hayır deme cüretini gösterirsiniz!.''

iki liderin arasında büyük bir gerilim yaşandı. olwe bu aşağılayıcı sözlere hiddetle tepki gösterdi. kılıçlar çekilmek üzereyken, maiyetlerindekilerin müdahalesi ile ortam sakinleşti. feanor teleri sarayını terk etti.

sinirli ve kırgındı. o gemilere ihtiyacı vardı. adamlarının yanına dönerken, yeni bir karar vermişti. bu ihaneti cezasız bırakmak istemiyordu. gemileri bir baskınla ele geçirip, orta dünya kıyılarına doğru yelken açacaktı.

ani bir baskınla limandaki teleri askerlerini şaşırttılar, feanor'un bu saldırısını beklemeyen teleri askerleri hazırlıksız yakalanmıştı.

feanor'un ardı sıra fingolfin yetişti. feanor'un aldığı karardan haberi yoktu. onu izlemişti sadece. böylece iki ordu birleşti, liman muhafızlarını darmadağın ettiler.

orta dünya tarihinde bir ilk gerçekleşti. iki elf toplumu birbirine kılıç çekti. ve ilk kez elfler birbirlerini öldürdü.

bu olay orta dünya tarihinde ''akraba kıyımı'' olarak adlandırıldı. noldor halkı bu büyük utançla yaşamak zorunda kaldı.

feanor - melkor mücalesinin ayrıntısı için (bkz: melkor)
devamını gör...

gül gibi bir sorunumuz daha olmuş. vatandaşı olmasan hakikaten eğlenceli ülke. yahu kadın, soyadı bu, adı üstünde. çocuk hangi adamın soyundan geliyorsa onun soyadını alacak elbette. baba değişince soyu da mı değişiyor.

--- alıntı ---

eşinden ayrılan ve çocuklarının velayeti kendisine verilen kadın, yeniden evlendi. kadın çocuğuna yeni eşinin soyadını vermek için mahkemeye gitti, dava kabul edildi. yargıtay "türk hukuk sisteminde böyle bir uygulama yok" diyerek kararı bozdu. yerel mahkeme kararında direnirse dava yargıtay genel kurulu'na gidecek.

--- alıntı ---

kaynak: www.memurlar.net/haber/9488...
devamını gör...

kulaklık.
lazım olur diye aldım.
onu da kızım aldı benden.
çok sevmem teknolojik alışveriş işini.
devamını gör...

bir dönem birinci ligde* iddialı ve sağlam olan, rıdvan dilmen'in de o kadrodan çıkıp fenerbahçe'ye transfer olduğu futbol kulübü, istanbul ilçesi.

hatta rıdvan bir röpörtajında, balık yemeyi "sarıyer" sayesinde adet edindiğini ve sevdiğini söylemiştir.
devamını gör...

yorgunluk. kendimi çok yorgun hissediyorum ve artık hiçbir şey yapmak istemiyorum.
devamını gör...

"etrafınıza şöyle bir göz gezdiriniz! gerçek hayat denilen şeyin ne olduğunu, nerede olduğunu bilmiyoruz bile! kitaplarımızı, hayallerimizi elimizden alsalar, öylece ortada kalakalacağız."
"ne kadar çok anladıysam, o kadar derinlere battım, sıkıştım kaldım."
-yeraltından notlar-

"böylesine güzel bir gökyüzünün altında,
bu kadar kötü insan nasıl yaşayabiliyor?"
-beyaz geceler-
devamını gör...

vergi ayıdır. yasakların bir süreliğine kalkmasının en büyük sebebidir.
devamını gör...

müziği hayatımda öyle bir noktaya konumlandırdım ki- beni gerçek müzik bağımlıları anlar- uzun zamandır kulaklığım olmadan dışarı çıkmıyordum. tesadüfen unuttum ve öyle çıkmış bulundum. gerçek dünyanın sesleri bana çok uzak geldi,. kuşlar böyle mi cıvıldıyor, ya şu iş makinesi böyle mi ses çıkarıyordu? derken buldum kendimi. gerçek dünyadan gitgide uzaklaşıyor olmak beni çok korkuttu sözlük. siz siz olun, arada bir doğanın ve insanlığın sesinden kendinizi mahrum bırakmayın, sonra sudan çıkmış balığa dönüyorsunuz.
devamını gör...

takipçi sayım kadar liram bile yok.
devamını gör...

okumayı yazmaktan daha çok seviyorum. yazarları tanımaya ve onları ete kemiğe bürümeye çalışıyorum.
yazarken kendime otosansür uyguluyorum, bu yüzden okumak benim için yazmaktan daha zevkli.
devamını gör...

nicki ile müsemma olan yeni yazar.
tanımları keyifli beğenerek okuyorum.
devamını gör...

türk edebiyatının ağır bedeller ödetilmiş, gamlı kadın yazarlarından. benim çok sevdiğim yazar. kitapları, yaşadığımız çağlar için acı bir fotoğraf gibidir.
1976 yılında, sadece 40 yaşındayken hayata veda etmiştir.
eşi; mümtaz soysal'dır.
keşke daha çok kalsaydı ve daha çok yazsaydı.

eserleri: yürümek, yenişehir'de bir öğle vakti, şafak, hoş geldin ölüm, tutkulu perçem, barış adlı çocuk, venüslü kadınların serüvenleri, bakmak, beş paralık roman, tante rosa, yıldırım bölge kadınlar koğuşu, türkiye'nin kalbi kabul günleri
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

aynı yolda yürümek isteyen insanların birbirlerine sunduğu meyve tabağı.

bir kere sahnede aldığım teklif. benim ex müzisyendi kendileri. ama ne müzisyen efsane ötesi. neysem reklamı bırakalım. 14 şubatta sahne aldılar bir cafede bende izleyici. bu baktım mikrafonu aldı. hayır almamalı çünkü o ara solist başkası. canı şarkı söylemek çekti herhalde dedim.

neyse janti bey güzel bir teklifle taçlandırdı konuşmasını. duygulandım len dur şimdi. rahmetli iyi adamdı hoş adamdıda azcuk sıkıntılıydı. tamam kabul çok sıkıntılıydı aman püff geçti gitti.

bizim memlekette evlilik ve evlilikle ilgili durumlar fazlaca abartılıyor.

ben bir kere ucuna kadar yaklaştım. nişan vs merasimleri oldu nikahta ayağımız takıldı. yani bana kalsa o merasimler de fazla ama aileler bir şekilde istiyor ve yapıyorsun. ama şimdi olsa yapmam.

yani benimkiler pek sadeydi kendi diktiğim bir elbise giymiş ve evde kendim bir şeyler hazırlamıştım. yiyecek içecek masa dizayn vs. o bile 'yuh bu ne ya?' şeklinde karşılanmıştı. insanlara göre çok sadeymiş. kendine vermediğin değerin göstergesiymiş falan filan.

çok ilginçtir ki aslında ben bizzat kendime değer verdiğim için bu işleri abartmıyorum. gereksiz stres, koşturmaca en önemlisi bir oğlak kadını olarak gereksiz ve fazla harcanan paralar. aman allahım param gitmesin yahu cebimde dursun benim çuvalda giyerim ben.

şaka bir yana. gösterişsiz sade bir halle olabilir hepsi. ve ayrıca evlilik teklifini illa erkek eder diye dayatma ve aynı dayatmayla gösteriş gösteriş gösterişler. yahu iki insan evlenecek bizim gözler kan revan. abicim hiç mi elle tutulur hayaliniz yok sizin. düğüne derneğe, en iyi mobilyalara gömeceğiniz paranızı o uğurda harcasanıza. hiç olmadı çatır çutur yiyin.

ben olsam gezerdim. alırdım benim adamı yanıma bir de karavan gez babam gez. la napacağım bir daha hiç yüzüne bakmayacağım elbiseye binleri harcayacağım. ben mesela nikahtan döndüm malum düz beyaz kendi halinde bir elbise dikmeyi planlıyordum. evet evet kendim dikecektim onu da. pintiyim abi ben siz bana bakmayın yine yapın ama abartmayın. ya da abarttın ya babane. sonra senelerce çektiğiniz kredileri ödemek için tırmalarsınız.

evlenme teklifini erkek mi eder kadın mı?
teklif beklemek gelmeyince ya da bekleneni karşılamayacına tribe girmek bana pek komik geliyor. yani ortak verilen bir karar değil mi neden bir teklif bekliyoruz. evlilikle ilgili yapılan her adımda böyle teklif bekleyecek miyiz? teklifsiz olursa gönülsüz mü duracağız? ya da benim aklıma geldi ilk evlenme fikri yani dedim ki abi bu adamla evlenilir. 'hadi gel evlenek' diyemeyecek miyim? kalıplar kalıplar yıkın da artık bunları.

derin konu aslında sabahlara kadar yazarım ama okuyan bulamam hah bunu bile okuyan bulursam öpüp başıma koyacağım. tabi tabi okuyanı. ilk yüz okuyana benden öpücük. *

çok gergin işler kardeşlerim uzak durun derim. gereksiz üzmeyin kendinizi ve birbirinizi amaç bir yola girmek. hayat boyu yürüyeceğin o yolda kendine bir arkadaş bulmak değil mi? kime ne ne giymişsin ne de oturmuşsun? düşüncesi bile yoruyor beni ama yine de siz bilirsiniz yapanlara saygım var. o da öyle seviyor napak. parası var harcıyor benim gibi pinti değil insan kişisi. neyse canım sıkıldı harcamayın şu paraları ulu orta üzüyorsunuz beni. *
devamını gör...

ne kadar doğru bilmiyorum ama okçulukta antrenörümden şöyle bir hikaye duymuştum. orta parmak hareketi ortaçağa dayanıyormuş. o dönem sürekli fransızlarla savaşan ingilizler bu işareti çok fazla kullanıyormuş. sebebi ise okçuluktaki en önemli parmağın orta parmak olması, ok atarken tüm ağırlığı ona vermeniz ve savaşta esir alındığınız takdirde bir daha ok atamamanız için orta parmağınızın kesilmesiymiş. hareketin asıl anlamı "hala hayattayım, beni esir alamadınız ve hala savaşıyorum." demekmiş.
devamını gör...

hamdolsun bugün de hacı dayılara benzediğimi öğrendiğim ibretlik tespitlere konu olan erkektir.*
devamını gör...

tcg kemal reis (f-247), türk araştırma gemisi oruç reis’i doğu akdeniz'de taciz eden yunan fırkateyni limnos’a haddini bildiren barbaros sınıfı bir fırkateyndir.
ağustos 2020’de gerçekleşen olayla ilgili ilk videoda arkadaki kırmızı beyazlı gemi oruç reis, önünde ise kemal reis var.
limnos oruç reis’e doğru manevra yapınca bunu gören kemal reis’in büyük bir hızla sağa dolu gittiğini görüyoruz.



ilerleyen dakikalarda ise limnos oruç reis’i taciz ettiğine bin pişman oluyor.
yunanlılar kendilerini mağdur göstermek için fake bir simülasyon videosu paylaşmışlar.



limnos kendi halinde denizde geziyormuş da, kemal reis ona “oğlum bak git” demiş de, limnos gitmeyince kemal reis önünü kesip dövmüş de…

zaferi, denizi kontrol altında tutan, ihtiyacı olan şeyi, ihtiyacı olduğu zaman, istediği yere ulaştırabilen ülke kazanır – atatürk.
devamını gör...

insan her şeyi unutuyor da, en ihtiyacı olduğu zaman yanında olmayanı, aklını kaybetse unutmuyor.

ece temelkuran
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim