rutkay aziz
devamını gör...
keşke
her duyduğumda bana şu güzel sözü hatırlatan bir kelimedir.
"-keşke nedir olric?
+hatalarımız efendimiz.
-çok mu hata yaptık?
+keşke diyecek kadar efendimiz."
oğuz atay
"-keşke nedir olric?
+hatalarımız efendimiz.
-çok mu hata yaptık?
+keşke diyecek kadar efendimiz."
oğuz atay
devamını gör...
takip listem
1500 karma puanı toplayıp sözlük mağazasından alınacak takipçileri gör özelliği ile sizin takip ettiklerinizin yanı sıra sizi takip edenleri de görebilirsiniz.
devamını gör...
duyulunca mutlu eden sözler
iyi ki varsın. *
devamını gör...
yalnızlık
"yalnızlık insanın çevresinde insan olmaması demek değildir. insan kendisinin önemsediği şeyleri başkalarına ulaştıramadığı ya da başkalarının olanaksız bulduğu bazı görüşlere sahip olduğu zaman kendisini yalnız hisseder." der carl gustav jung. aslında burda farklı olmaktan doğan yalnızlıktan bahseder jung. aldoux huxley'in cesur yeni dünya adlı kitabındaki "eğer farklıysan yalnızlığa mahkûmsun" sözüyle oldukça paraleldir bu görüş. tam bu noktada düşünülmesi gereken soru şu: yalnızlık tercih mi zorunluluk mu? aslında ikisi de.
hala toplumda süregelen bir anlayışla yalnızlığı seven insanlar çekingen, asosyal ya da utangaç olarak nitelendirilmekte. tüm bunlara bağlı olabileceği gibi aslında bu durum bir tercih de olabilir. içe dönük insanlarda olduğu gibi. yukarıda sözünü de paylaştığım carl gustav jung tarafından ortaya atıldı içedönük-dışadönük tabiri. ona göre içedönük insanlar entelektüel fikirlerle ilgilenir ama bu dış dünyadan ziyade fikirlerden oluşan iç dünyaya yöneliktir. derin düşünür, sorgular ama gerçekleri kabul etmede zorlanır. kendisi ile baş başa kalabilmek dünyanın en tatlı şeyidir aslında onun için. o yüzden evde vakit geçirmekten, bir manzarayı oturup izlerken saatlerce düşünmekten sıkılmayıp aksine zevk alırlar. onlar için en güzel arkadas yine kendileridir. yalnızlık onlar için kutsaldır ve vazgeçilemez. işte bu noktada önemli olan bu durumu kabullenmek oluyor sanırım. kendimde yalnız kalma ihtiyacını görmeye başladıkça acaba bende mi bir sorun var diye çokça düşündüm. kalabalık arkadaş sohbetleri yerine odamın kapısını kapatıp kitaplarla baş başa kalma kalma fikri öyle güzeldi ki. tarkovski'nin çok beğendiğim bir sözü var "kendinizi, kendinizle zaman geçirmeyi yalnızlık saymayacağınız şekilde yetiştirin". sanırım bu söz benim için her şeyin özetiydi. insanların yalnız kalmaktan neden bu kadar çok korktuğunu hiç anlamadım sanırım. sonra fark ettim ki insanlar kendileri ile kalamıyor. çünkü kendilerini başkaları ile tamamlıyorlar. ama kendini sevemeyen başkalarını da gerçekten sevemez ki.
kendimizle vakit geçirmeyi sevmeyi, iç sesimizi dinlemeliyiz diye düşünüyorum. aslında aradığımız mutluluğu da o zaman bulacağız belki de. kendimizi dinlendiğimiz, hep bize uygun olmayan şeylerin peşinde olduğumuz için mutsuzuz belki de. bazen kitap sayfalarında kaybolmak, bazen filmle yolculuğa çıkmak, bir kadeh doldurup zamanda geriye akmak bazen kendimizi bulmak. kendimizle kalmaktan, içimizdeki sesle konuşmaktan korkmamalıyız. "yalnızlığı sevmeyen özgürlüğü de sevmez. kişi ancak yalnız olduğunda özgürdür çünkü. " der schopenhauer. sizi bir şeylerden alıkoyan her şeyden kurtulmak. kendi benliğimizin istediğini bilebilmek. artık çağımız tekdüze insanlar yaratıyor. aynı şeyleri seven, aynı şeyleri yapan, aynı şeyleri eleştiren. işte böyle bir durumda farklılık hissetmek, normal durumu eleştirmek bir zaman sonra kişiyi yalnızlığa itecektir. ve yine anlaşılan bir nokta daha var ki o da aynı şeyleri yapan insanların da aslında kendini yalnız hissettiği. araştırmalar da yalnızlık hissetme oranının gittikçe arttığını gösteriyor.
yalnızlık edebiyat ve sanat dünyasında oldukça öne çıkarılır. hatta picasso büyük bir yalnızlık olmadan, ciddi bir eser verilemez der. yalnızlığın yaratıcılığı artırdığı da çokça kabul görülür. kendinle kalabilmek, dış dünyadan kendi içine dönebilmek güzel bir eser için etkili midir bu da üzerine düşünülmesi gereken bir nokta diye düşünüyorum.
hala toplumda süregelen bir anlayışla yalnızlığı seven insanlar çekingen, asosyal ya da utangaç olarak nitelendirilmekte. tüm bunlara bağlı olabileceği gibi aslında bu durum bir tercih de olabilir. içe dönük insanlarda olduğu gibi. yukarıda sözünü de paylaştığım carl gustav jung tarafından ortaya atıldı içedönük-dışadönük tabiri. ona göre içedönük insanlar entelektüel fikirlerle ilgilenir ama bu dış dünyadan ziyade fikirlerden oluşan iç dünyaya yöneliktir. derin düşünür, sorgular ama gerçekleri kabul etmede zorlanır. kendisi ile baş başa kalabilmek dünyanın en tatlı şeyidir aslında onun için. o yüzden evde vakit geçirmekten, bir manzarayı oturup izlerken saatlerce düşünmekten sıkılmayıp aksine zevk alırlar. onlar için en güzel arkadas yine kendileridir. yalnızlık onlar için kutsaldır ve vazgeçilemez. işte bu noktada önemli olan bu durumu kabullenmek oluyor sanırım. kendimde yalnız kalma ihtiyacını görmeye başladıkça acaba bende mi bir sorun var diye çokça düşündüm. kalabalık arkadaş sohbetleri yerine odamın kapısını kapatıp kitaplarla baş başa kalma kalma fikri öyle güzeldi ki. tarkovski'nin çok beğendiğim bir sözü var "kendinizi, kendinizle zaman geçirmeyi yalnızlık saymayacağınız şekilde yetiştirin". sanırım bu söz benim için her şeyin özetiydi. insanların yalnız kalmaktan neden bu kadar çok korktuğunu hiç anlamadım sanırım. sonra fark ettim ki insanlar kendileri ile kalamıyor. çünkü kendilerini başkaları ile tamamlıyorlar. ama kendini sevemeyen başkalarını da gerçekten sevemez ki.
kendimizle vakit geçirmeyi sevmeyi, iç sesimizi dinlemeliyiz diye düşünüyorum. aslında aradığımız mutluluğu da o zaman bulacağız belki de. kendimizi dinlendiğimiz, hep bize uygun olmayan şeylerin peşinde olduğumuz için mutsuzuz belki de. bazen kitap sayfalarında kaybolmak, bazen filmle yolculuğa çıkmak, bir kadeh doldurup zamanda geriye akmak bazen kendimizi bulmak. kendimizle kalmaktan, içimizdeki sesle konuşmaktan korkmamalıyız. "yalnızlığı sevmeyen özgürlüğü de sevmez. kişi ancak yalnız olduğunda özgürdür çünkü. " der schopenhauer. sizi bir şeylerden alıkoyan her şeyden kurtulmak. kendi benliğimizin istediğini bilebilmek. artık çağımız tekdüze insanlar yaratıyor. aynı şeyleri seven, aynı şeyleri yapan, aynı şeyleri eleştiren. işte böyle bir durumda farklılık hissetmek, normal durumu eleştirmek bir zaman sonra kişiyi yalnızlığa itecektir. ve yine anlaşılan bir nokta daha var ki o da aynı şeyleri yapan insanların da aslında kendini yalnız hissettiği. araştırmalar da yalnızlık hissetme oranının gittikçe arttığını gösteriyor.
yalnızlık edebiyat ve sanat dünyasında oldukça öne çıkarılır. hatta picasso büyük bir yalnızlık olmadan, ciddi bir eser verilemez der. yalnızlığın yaratıcılığı artırdığı da çokça kabul görülür. kendinle kalabilmek, dış dünyadan kendi içine dönebilmek güzel bir eser için etkili midir bu da üzerine düşünülmesi gereken bir nokta diye düşünüyorum.
devamını gör...
spontane radyo yayını
çok kimseler bilmez ama aniden alınan kararlar, hesapsızca atılan adımlar, her daim sürprizli sonlara gebedir. kalemi kuvvetli iki yazarın, hitabetinin de kuvvetli olacağı kesin.
spontane radyo yayınının uzun ömürlü olmasını dilerim
canlı yayın yaptığınız için macbook' sahibi olmadığınızı fark ettik, bütün sözlük ahalisi anlık üzgün * )
spontane radyo yayınının uzun ömürlü olmasını dilerim
canlı yayın yaptığınız için macbook' sahibi olmadığınızı fark ettik, bütün sözlük ahalisi anlık üzgün * )
devamını gör...
blue öyster cult
devamını gör...
pame radyo yayını
hep yakınlarımızda olan sesler, hep çok yakın şarkılar.
yaşasın komşuluk, zito ellada zito tourkia!
yaşasın komşuluk, zito ellada zito tourkia!
devamını gör...
seri artı oy veren yazarın amacı
bir başlık altında kaç girdi hoşunuza gidiyor? başlıktan başlığa değişiyor ama benim genelde 20 entryden 1-2 tanesi. hoşuma giden bir entry'ye denk gelme olasılığım 1/20, 1/10.
artıladığım yazarın profiline girip geçmişine bakmak, daha kaliteli girdilere ve başlıklara ulaşmanın olasılığını arttırıyor. bu sırada da hoşuma gidenleri artılayınca seri artı olmuş oluyor.
girdiği çoğu entry hoşuma giderse de takip'e basıyorum.
edit: aynı şey beni artılayan yazarlar için de geçerli
artıladığım yazarın profiline girip geçmişine bakmak, daha kaliteli girdilere ve başlıklara ulaşmanın olasılığını arttırıyor. bu sırada da hoşuma gidenleri artılayınca seri artı olmuş oluyor.
girdiği çoğu entry hoşuma giderse de takip'e basıyorum.
edit: aynı şey beni artılayan yazarlar için de geçerli
devamını gör...
yağmura en çok yakışan şey
ağlamak.
kimse de anlamaz.
yağmur insanı kalabalıklardan saklar.
kimse de anlamaz.
yağmur insanı kalabalıklardan saklar.
devamını gör...
şimdi değil ise ne zaman düşüncesi
ertelemeye değecek kadar uzun bir ömrümüz yok. her an terk-i diyar edebiliriz. uğruna ter döktüğümüz günleri hiç göremeden hem de. en güzel denilen yaşlara varamadan mesela. işte bu yüzden her türlü şeye koşturmaya çalışıyorum. şimdiden sonrası yok çünkü. hiç gelmeyecek. son bu saniye. yapabildiklerim kadarı kâr kalacak yanıma. sonrası yok. neye güvenip erteleyeceğim? söylesenize bana da şimdi değilse ne zaman?
devamını gör...
normal sözlük istatistiklerinin dibe çakılması
63 defa yazıldı, bir de ben yazayım ne olacak. esmiyor!
canım sıcaktan yemek yemek bile istemiyor, nasıl yazayım. bu bile dediğim şey önemli bir ayrıntı benim hayatımda, ona göre. telefonu elimde bile tutasım yok. panda gibi yuvarlana yuvarlana akşamı etmeye çalışıyorum kendi adıma.
diğerleri çalışıyordur, tatildedir, gezmededir vs. yazın okullar bile kapanıyor, sözlük yaz okulu gibi şu an.
neyse daha fazla yazamayacağım, bunun gibi şeyler işte.
canım sıcaktan yemek yemek bile istemiyor, nasıl yazayım. bu bile dediğim şey önemli bir ayrıntı benim hayatımda, ona göre. telefonu elimde bile tutasım yok. panda gibi yuvarlana yuvarlana akşamı etmeye çalışıyorum kendi adıma.
diğerleri çalışıyordur, tatildedir, gezmededir vs. yazın okullar bile kapanıyor, sözlük yaz okulu gibi şu an.
neyse daha fazla yazamayacağım, bunun gibi şeyler işte.
devamını gör...
çaya şeker atmadan içen kişi
tad bulmak isteyen kişidir.
devamını gör...
çatıdan ip sarkıtıp girdiği evde karısını öldüren eş
ip kopsaydı da yere yapışsaydı dediğim canavar kişi. kadın evinde bile güvende değil. yazıklar olsun.
devamını gör...
hdp binasına 6 kurşun sıkan şüphelinin rahat tavırları
maalesef ödüllendirileceğini bildiğindendir.
devamını gör...
pulsus paradoksus
inspiryumda sistolik basınçtaki azalmanın 10mm hg'dan fazla olmasına verilen isimdir.
nabız olarak anılmasına rağmen bulgusu tansiyon ölçümü ile saptanır.
buna neden olabilecek hastalıklar arasında resktriktif kardiyomiyopati,konstriktif perikardit,plevral efüzyon yer alır.
nabız olarak anılmasına rağmen bulgusu tansiyon ölçümü ile saptanır.
buna neden olabilecek hastalıklar arasında resktriktif kardiyomiyopati,konstriktif perikardit,plevral efüzyon yer alır.
devamını gör...
vasıfsız olup aşırı ilgi ve alaka beklemek
birine ilgi ve alaka göstermek için o kişide aradığınız kriterler zeka, kültür ve vasıfsa ortada bir sorun var demektir. bir insan iyi kalpli olduğu müddetçe hayatta hiçbir şeyi başaramamış olsa dahi o ilgiyi hakeder ve bekler
devamını gör...
file çorap
derler ki; çook eski savaş dönemlerinde fransa'da üretilen çoraplar için iplik yetersizliğinden dolayı bir nevi malzemeden çalınarak, mecburiyetten üretilmiş olan, zamanla da moda haline gelen bir çoraptır bu file çorap. yokluktan doğan ve yanlışlıkla ünlü olandır kendileri.
yırtık pırtık pantolonları moda diye giyiyoruz ya, heh ondan işte.
yırtık pırtık pantolonları moda diye giyiyoruz ya, heh ondan işte.
devamını gör...

