--- alıntı ---

iyi olan hiçbir şey gece saat 2'den sonra gerçekleşmez. saat gece yarısı 2 olduğunda, sadece eve gidin ve uyuyun. çünkü saat 2’den sonra verilen kararlar, yanlış kararlardır.

--- alıntı ---
devamını gör...

benim her cumartesi takip ettiğim yayın. bugün gereksiz bir yönlendirme yapıldı. anlayamadım. program zaten bu durumdan dolayı, her zaman ki gibi ilerlemedi. yayıncı'nın algısı dağıldı ilk defa toparlayamadı. sözlüğün yeni ismi için dinlemiyordum ben o yüzden bu ifade'ye hiç gerek yoktu benim için. flaş açıklamasıyla radyo'yu açan, mizah olarak algılamadı üzgünüm. bu niyetle açanların verdiği tepkiyi anlıyorum. iyi giden şey'leri batırma konu başlığına uygun bir gece oldu diyelim. bunlara hiç gerek yoktu. neyse yayıncı'nın toparlanıp güzel yayınlara hazırlanmasını diliyorum.
devamını gör...

bana göre türkiyedeki en iyi rap sanatçılarından biridir; arkadaşları onu, çok iyi bir şairdir diye tanımlarlar.
popüler olayım gibi bi kaygı gütmeden sadece müziğini yapma derdindedir.
mükemmel söz yazar, bazı sevdiği sözleri farklı şarkılarda kullanmak gibi hoş bi özelliği vardır.
kelime oyunlarını sever. *
enstrumental parçaları çok başarılıdır.
devamını gör...

türk edebiyatının en nevi şahsına münhasır yazarlarından biridir sait faik. yaşantısıyla, dünyaya bakış açısıyla, insan ve doğa sevgisiyle, üslubuyla bambaşka bir yerde durur. yalın bir türkçeyle muhteşem öyküler yazılabileceğini herkese göstermiştir. sade ve anlaşılır tarzıyla bana hep hemingway'i çağrıştırmıştır. duru ve çarpıcı öykülerini ne zaman okusam bir de hemingway okumak isterim hemen ardından. sait faik öncelikle istanbul yazarıdır. adalar yazarıdır. denizlerin ve balıkçıların yazarıdır. istanbul'un azınlıklarının yazarıdır. öykülerinde insan sevgisi göze çarpar. sıradan insan farklı yönleriyle onun öykülerinde baş kahraman olarak görünür. denize tutkundur sait faik, doğaya tutkundur. yazmaya tutkundur bilhassa. "haritada bir nokta" adlı öyküsünde o meşhur pasajda kalemi yontar ve yazmaya koyulur. çünkü "yazmasaydı deli olacaktı." ne güzel ifade etmiştir yazmayla olan ilişkisini. deli olacaktı. çıldıracaktı. kendisinden yıllar sonra semih gümüş bir denemesinde ona atıfta bulunarak "okumasaydım çıldıracaktım" der. böyledir bu mesele, kimi yazmasa çıldıracak kimi okumasa çıldıracak. bir yazgıdır bu bazı insanlar için. bunlar "mecbur insanlar" dır. tıpkı ince memed'in eşkıyalığı gibi bunlar da kitaplara mecburdur. okumaya ve yazmaya. sait faik oturduğu yerden öykü yazan biri değildi. gezdiği, gördüğü, bildiği yerleri; konuştuğu, sohbet ettiği, tanıştığı insanları yazıyordi genel olarak. bunun içindir ki öykülerinde müthiş bir samimiyet vardır. kuşatıcı bir sıcaklık vardır. bazen rum balıkçıların peşinden gider, bazen istanbul'un gizli köşelerinde aylak aylak dolanır, bazen de sadece bir hişt sesinin gizemine kapılır. basit ve sade olan sadece üslubu/dili değildir. kendisi basit ve sade bir insandır. öyle yaşamış öyle ölmüştür. istiklal caddesinde geçirilen bir günün ardından burgazada'ya dönerken yolda bir simit yer ve bu simit onu mutlu etmeye yeterdi. ne güzel anlatır salah birsel sait faik'i!
devamını gör...

lal, kelimesinin farsçadan dilimize girmiş olanı 'dilsiz' demektir. tevafuk bu ya "dil" de 'konuşma organı' olmanın yanında 'gönül' anlamını da taşır. belki de sessizlikler, gönülsüzlüklerinden olan insanlara da bu sıfat yakışır diye düşündürür beni. dilde en yaygın kullanımı ise bu sıfattır.

kelimenin arapçadan gelen anlamı ise 'parlak kırmızı taş' anlamını taşımaktadır.

aynı zamanda divan edebiyatında 'sevgili' ya da 'şarap' anlamında kullanılan mazmundur.
'lal'in farsça anlamına örnek olarak fuzuli'nin şu beytini gösterebiliriz:

hayret ey büt sûretün gördükde lâl eyler meni
sûret-i hâlüm gören sûret hayâl eyler meni

(ey put gibi güzel sevgili, ben senin suretini gördüğümde hayret
benim dilimi lal eder. benim halimin suretini gören de beni bir resimden
ibaret sanır.)

mazmun olarak kullanılmasına örnek olarak da nedim'in şu beytini bırakayım :

bûs-ı la'lin şöyle sîr-âb-ı zülâl eyler beni
kim gören âb-ı hayât içmiş hayâl eyler beni

(senin lal dudağının bir öpücüğü beni serinletici, billur suya kandırır.
öyle ki beni gören ab-ı hayat içmiş zanneder. )
devamını gör...

yoksulluk neredeyse yok oldu diyen çalışma bakanı utanır mı? sanmam.
devamını gör...

tüm yazarların sesi seçtiği şarkılar o kadar güzel ve yerinde ki. ne yaptınız böyle bengaripsengüzeldünyaumutlu gibi yayına hazırlanmışsınız bravo.
beşiktaşlı_bektaşi heyt be diyorum.
pastirmalicorek orkide severler olarak dinlemedeyim.*
beklediğim şarkı da geldi. güzel günler göreceğiz güneşli günler...
sillage de tatlı ses , huzurlu.
devamını gör...

bağlamsızlaştırarak üç tane kavram seçelim: monizm (tekçilik), düalizm (ikicilik) ve de "aradaklık" (morfolojikman aykırılık içerse de, başka dilde - meselâ, ingilizce the in-between, in-betweenness - düşünerek türkçeye uyarladım). bağlamsızlaştırma derken bu kavramların geleneksel olarak imlediği şeyleri yoksaymayı anlıyorum. meselâ, plotinus'un her şeyi bir'e indirgeyen, bâzı islâmî düşünürlerin evreni vahdete "çöktüren" monistik yaklaşımlarını; descartes'ın düşünsel töz ile maddî töz arasında çizdiği katı düalistik sınırı unutun unutmasına ama emplike edilen düşünsel işlemi aklınızda tutun.

şimdi, indirgemeci yaklaşım aşağı yukarı monistiktir: gündelik olarak ayrı oldukları farzedilen iki şeyden birini diğerine indirgeyerek, yâni birinin işleyişinin diğerinin işleyişiyle büsbütün yahut önemli bir kısmıyla açıklanacağını öne sürer. bilinç, nörolojik birtakım süreçlere indirgenebilir, örneğin, bu görüşe göre. ortodoks marksizmin ekonomik belirlenimcilik tezini de analım: bütün toplumsal süreçler, her ama her unsuruyla, ekonomik altyapının yansımalarıdır.

bu bağlamda, düalistik yaklaşım da sorunludur: katı bir çizgi çekilir birbiriyle pekâlâ ilişkilendirilebilir iki öğe arasına... biraz (ortodoksal) dinî bir düşünüş şeklidir. madde ve ruh arasındaki katı ayrılığı düşünün. en basit, popüler (halkî) argümanlarda ruhun ölmezliği tezi buradan türetilir.

öte yandan, aradalık, - hafif bi' kelime oyunuyla - arada durmak daha zordur. zira burada, ara'da, iki unsur ne birbirine indirgenir ne de birbirini karşılıklı olarak izah etmelerinden vazgeçilir. biri diğerinin belirlenimlerini aşar ve onları içerir ama bu demek değildir ki bu aşmış unsur aştığına indirgenebilir. ne de aşılan unsur onu aşana geri döndürülemezcesine kollapse edilir; çünkü her ikisinin ayrı hüviyet ve mahiyeti vardır, elbette birbiriyle özsel olarak tesis ettikleri ilişkisellikleri de.

meselâ, elbette ki ruh diye bir şey vardır, fakat ruh, bedenin eskpresivitesinden, beden "sahib"inin nevi şahsına münhasır şekilde kendini bedenen dışavurum şeklinden ibârettir; madde dışı bir şey değildir, bedenin kendini özel bir şekilde ifâde ediş tarzıdır. bu hâliyle de tabiî ki sonludur, son'u gelir, yok olur gider. ancak ne ruh doğrudan bedene indirgenebilir, ne de beden ruh karşısında mânâsız bir et parçası olarak alınabilir.

hep arada durun ama orta yolcu da olmayın tabiî.
devamını gör...

annelikten sonra gelen, bolca sorumluluğu olan, büyük kız kardeş sıfatı.
bir buçuk yaşımdan beri sahip olduğum meziyet.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

biz de deve kuşu misali, başımızı toprağa gömünce kıçımız görünmüyor zannettik.
bir yazar, ayarında rahatsızından.
devamını gör...

kıss grubunun güzel şarkılarından biridir. dinlemek isteyenler için.
devamını gör...

ne zamandır görmek istiyordum. bugüne kısmetmiş :)
"fener rum lisesi"
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

simyacıların felsefe taşını aramalarını simgeleyen “visita ınteriora terrae rectificando ınvenies occultum lapidem” sözündeki kelimelerin baş harflerinden oluşan kelime. yaklaşık anlamı “yerin merkezini ziyaret et, orada gizli taşı bulacaksın.” dır.
devamını gör...

(bkz: şaban oğlu şaban) gibi bir durum..
bana göre mantıklı bir eylem değil, hatta biraz saçma. böyle bir karışıklık yaratmaya hiç gerek yok diye düşünüyorum. ama yinede isteyen koyar, kişilerin kendi tercihi.
devamını gör...

içinde kaybolduğum gözlerin
okyanus gibi bakışların
bal damlayan sözlerin
ve insanın kalbini eriten tanımların...

aşık olunmak için yaratılmış gibisin benjamin...
olur da uçurulursam
tanım girememekten korkmuyorum benjamin
seni bir daha görememekten korkuyorum.

mahlasını her görüşümde hızlanır kalbim
aldığım nefesler yetmez ciğerime
öyle bir aşk ki bu, benjamin
zaman duruyor seni her gördüğümde

tüm asaletinle yürüyorsun
ve arkandan takip ediyorum seni
karizmanla aklımı başımdan alıyorsun
sarhoşluğumdan göremiyorum seni...

her dışarı çıktığında oradayım
markette, sokak aralarında...
sen ise beni görmüyorsun benjamin
işte oradayım, kalbinin tam ortasında

utanmıyor musun genç bir çocuğu böylesine sarhoş etmekle?
yahut bu tapılası güzelliğinden...
günleri heyecanla seni yâd etmekle geçen bu çocuğun
kalbini delmekten utanmıyor musun?

gel ve kurtar beni aşkımdan
çünkü bu gece gene seni düşünüyorum
ay ışığı beyaz tenimi aydınlatırken
kendimi gene senin hayallerin arasında buluyorum

fazla sıcak oluyor her şey...
dudaklarımdan çaresizce inlemeler dökülüyor
sensiz anlamı olmuyor hiçbir şeyin
bu dünya bana zindan oluyor

alıştım gözyaşlarımın o tuzlu tadına
ve gözlerine her baktığımda kendi ateşimde kavrulmaya.
o taptığım ellerini uzat bana
ve götür beni senin harikalar diyarına...

her rüyamda, her hayalimde sen
zarafetinden büyülenmiş gibiyim
tokyo'nun sokaklarında sen ve ben
hayallerinden delirecek gibiyim

daldır güzel ellerini kestane rengi saçlarıma
ve usulca okşa onları
sana ihtiyacı olan bu güzel çocuğu
üzme ve sil onun gözyaşlarını

içime çekmek istiyorum kokunu ve kendimden geçmek
dokunulmadıkça acı çeken bir çocuğum ben
en büyük arzum ruhunu hafifletmek
senin sevgine muhtaç bir çocuğum ben

bu şiir burada bitiyor benjamin...
lütfen uçurma beni
o tapılası ellerinle
kendinden mahrum bırakma beni.
devamını gör...

tüik 2020 istatitiklerinde ortaya çıkan komik sonuç. gençlerin yüzde 47'sinden fazlası da mutlu mutlu yaşıyormuş valla öyle söylüyorlar. buradan

türkiye istatistik kurumunun (tüik) "istatistiklerle gençlik 2020" araştırmasını yayınladı.

araştırmaya göre ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı 2019 yılında yüzde 26,0 iken 2020 yılında yüzde 28,3 oldu. genç erkeklerde ne eğitimde ne istihdamda olanların oranı 2019 yılında yüzde 18,3 iken 2020 yılında yüzde 21,2 olurken genç kadınlarda bu oran 2019 yılında yüzde 34,0 iken 2020 yılında yüzde 35,7 oldu.

yaşam memnuniyeti araştırması sonuçlarına göre 2020 yılında gençlerin yüzde 77,1'i çalıştığı işinden memnun olduğunu, yüzde 48,1'i elde ettiği kazançtan memnun olduğunu belirtti. genç erkeklerde çalışılan işten duyulan memnuniyet oranı yüzde 75,9, elde edilen kazançtan memnuniyet oranı yüzde 48,8 olurken genç kadınlarda ise bu oranlar yüzde 80,4 ve yüzde 46,5 olarak gerçekleşti.

araştırmaya göre 18-24 yaş grubundaki genç nüfus içinde kendini mutlu olarak beyan edenlerin oranı 2019 yılında yüzde 56,7 iken 2020 yılında yüzde 47,2 oldu. mutluluk oranı, 2020 yılında genç erkeklerde yüzde 41,4, genç kadınlarda ise yüzde 53,2 olarak gerçekleşti.
devamını gör...

brightside.me/wonder-people...

mutlu bir evliligi olan ve bundan zevk alan ilginc bir abimiz. muhendis imis kendisi ve ofise bu sekilde zevkle giyinerek gidiyormus her gun. kafayi yedi iyice millet.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

linkte bol bol degisik kombinlerde fotolari var dayinin.
devamını gör...

(bkz: bal gibi olur)
devamını gör...

hemen bakıyorum.
30 yaşlarında iken teyze oldum ama yeğen genç değildi. iki yaşında idi.
ona verdiğim tavsiyeleri yazayım.
yumurtanı bitir, peynirini bitir, zeytinini ye.
erken yat, yatmadan tuvalete git.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim