son izlenen dizi
11.22.63 adlı dizi . bence gerçekten çok güzel ilerliyo . bana çok sevdiğim biri tarafından önerildiği ve gerçekten merak ettiğim için izlemeye başlamıştım ve bende kesinlikle öneririm.
devamını gör...
akp'ye beddua edip intihar eden genç
dehşete düşüren kısmı da intiharların normalleşmeye başlaması algı olarak. bu son notunu bırakan kardeş de sanki çok normal bir şey yapıyormuş gibi yazmış adeta, benim dimağım kurudu artık!
devamını gör...
250 bin dolara t.c. vatandaşlığı verilmesi
keşke kendi vatandaşlığımızı devretme hakkımız olsaydı...
devamını gör...
normal sözlük'ün yararları
can sıkıntısına iyi gelmesi. kendi düşüncelerini özgürce ifade edebilmek. başka insanların fikirlerini okuyup yeni bakış açısı kazanabilmek. düşünmediğim bir konuyla ilgili düşünmek.
devamını gör...
burhan altıntop replikleri
ben de üniversite ohudum..
ben de nişantaşı çocuğuyum..
beni niye aranıza almıyoonuzzz..
ben de nişantaşı çocuğuyum..
beni niye aranıza almıyoonuzzz..
devamını gör...
19 nisan 2021 gri pasaportla almanya'ya giden işçi röportajı
türkiye kurulduğundan beri bu kadar itibar kaybı yaşamadı. adamlar devletin verdiği özel pasaportla ülkeden kaçıyor üstelik devlet eliyle. devlet insan kaçakçılığı yapıyor bildiğin. gözüm çıksaydı da bu ülkeyi şu şekilde rezil rüsva halde görmeseydim.
devamını gör...
hasta kişilerin sağlıklı kişilerin hes kodunu kullanması
sahtekarlığın bu kadarına da.. akla zarar..
devamını gör...
yazarları iğrendiren hareketler
eliyle ağzı perdelemeden kürdanla uluorta diş karıştırma.
devamını gör...
multi branding
türkçesi çoklu marka stratejisi, aynı şirket altında aynı alanda farklı markalar kisvesi altında pazarlama yaklaşımı olarak tanımlanır. çoklu marka stratejisinin ana fikri, rekabeti sınırlamak veya yerine göre sona erdirmek ve firmanın pazar payını artırmaktır. asıl amaç müşteri hep benim ürünlerimi alsın, başka firma ürünlerini tercih etmesindir.
genelde çok büyük şirketler, aynı anda pazarda farklı markalar ile çoklu marka stratejisi uygularlar. buna en güzel verilebilecek örnek facebook'tur. mark zuckerberg ilk önce facebook'u kurmuş, daha sonra instagram, whatsapp, messenger ve bizim ülkede kullanılmayan bir çok uygulamayı kendi bünyesine almıştır. burada dikkat edilecek olan husus facebook ile instagram, messenger ve whatsapp gibi birbirine rakip ürünlerin aynı çatı altında olabilmesidir.
türkiye'de de verilebilecek en güzel örnek arçelik ve bekodur. her ikisi de bildiğiniz gibi koç holding bünyesinde olan firmalardır.
her strateji gibi bu stratejininde kendine göre avantaj ve dezavantajları vardır.
avantajları:
1- ana markaya o kadar güvenmişsinizdir ki, ana firma yeni bir marka yarattığı zaman gözü kapalı o markaya yönelirsiniz. (açıkçası bu bende çok oluyor, firmaya güvenmişsem kaçarı yok).
2- aslında bu biraz ilk madde ile alakalı, yeni markalar denemek isteyen müşteriler ana firmanın bir ürününden diğer ürününe kolayca geçebilir.
3- marketlerin raflarında çoklu marka ürünleriniz daha fazla yer kapladığı için diğer firmalara karşı bir adım önde olursunuz. (örnek olarak unilever ürünleri temizlik ürünleri satılan rafların yarıdan fazlasını kaplıyor).
4- bazen müşteriler aldığı markanın bir çoklu marka olduğunu bilmeden alabilirler, bu durumda kazanan gene üretici olarak siz olursunuz.
dezavantajları:
1- çoklu markanız varsa, her markayı bağımsız ve güçlü tutmanız gerekir, eğer başarısızlıktan dolayı bir markayı kapatırsanız bu tüketicinin gözünde sizin adınıza kötü bir puan olacaktır (kaçan müşteri zor geri gelir).
2- yeni bir ürün çıkartırsanız ve bu diğer ürününüzü sollayıp geçerse bu durumda firma olarak daha düşük performanslı ürüne daha fazla zaman ayırıp, pazarlamaya devam etmelimiyiz, bu markaya yatırım yapmaya değer mi diye kendi kendinizi sorgular hale geleceksinizdir.
3- piyasayı çok markaya boğarsanız, tüketici sizi tamamen bırakıp, başka firmaların ürünlerine yönelebilir.
-
genelde çok büyük şirketler, aynı anda pazarda farklı markalar ile çoklu marka stratejisi uygularlar. buna en güzel verilebilecek örnek facebook'tur. mark zuckerberg ilk önce facebook'u kurmuş, daha sonra instagram, whatsapp, messenger ve bizim ülkede kullanılmayan bir çok uygulamayı kendi bünyesine almıştır. burada dikkat edilecek olan husus facebook ile instagram, messenger ve whatsapp gibi birbirine rakip ürünlerin aynı çatı altında olabilmesidir.
türkiye'de de verilebilecek en güzel örnek arçelik ve bekodur. her ikisi de bildiğiniz gibi koç holding bünyesinde olan firmalardır.
her strateji gibi bu stratejininde kendine göre avantaj ve dezavantajları vardır.
avantajları:
1- ana markaya o kadar güvenmişsinizdir ki, ana firma yeni bir marka yarattığı zaman gözü kapalı o markaya yönelirsiniz. (açıkçası bu bende çok oluyor, firmaya güvenmişsem kaçarı yok).
2- aslında bu biraz ilk madde ile alakalı, yeni markalar denemek isteyen müşteriler ana firmanın bir ürününden diğer ürününe kolayca geçebilir.
3- marketlerin raflarında çoklu marka ürünleriniz daha fazla yer kapladığı için diğer firmalara karşı bir adım önde olursunuz. (örnek olarak unilever ürünleri temizlik ürünleri satılan rafların yarıdan fazlasını kaplıyor).
4- bazen müşteriler aldığı markanın bir çoklu marka olduğunu bilmeden alabilirler, bu durumda kazanan gene üretici olarak siz olursunuz.
dezavantajları:
1- çoklu markanız varsa, her markayı bağımsız ve güçlü tutmanız gerekir, eğer başarısızlıktan dolayı bir markayı kapatırsanız bu tüketicinin gözünde sizin adınıza kötü bir puan olacaktır (kaçan müşteri zor geri gelir).
2- yeni bir ürün çıkartırsanız ve bu diğer ürününüzü sollayıp geçerse bu durumda firma olarak daha düşük performanslı ürüne daha fazla zaman ayırıp, pazarlamaya devam etmelimiyiz, bu markaya yatırım yapmaya değer mi diye kendi kendinizi sorgular hale geleceksinizdir.
3- piyasayı çok markaya boğarsanız, tüketici sizi tamamen bırakıp, başka firmaların ürünlerine yönelebilir.
-
devamını gör...
fransız mutfağı
mutfağa olan akımları, yaklaşımları, teknikleri ve bol yıldızlı şefleriyle mutfağın sanata dönüştüğü bir kültür. ekler, krem karamel, elmalı tart, profiterol, sufle, makaron gibi her ülkede yapılan tatlılar fransız mutfağından gelmedir.
devamını gör...
kazakların yarım kol olması
ben bu başlığı neden giysi olan kazak değil de kazak milleti'nin yarım kollu olması diye anladım ki.
devamını gör...
dünyanın en samimiyetsiz cümlesi
takma ya geçer
devamını gör...
normal sözlük ocak devrimi
yazar-çaylak ilişkisi askerdeki alt-üst devre olayı gibi olacağından, çaylakları ötekileştirmeden, aşamalı olarak sözlüğe kazandıracağını düşündüğüm sözlük hamlesi. bu rozet ve karma puanı da işin çokomelli kısmı olmuş bana göre. interaktif bir mecranın daha da zenginleşmesi güzel. yoldaş ve ekibi çalışıyor gerçekten.
devamını gör...
bir kadın düşmanı
reşat nuri güntekin'in, kadınlara düşman olan homongolos lakaplı ziya ile onu kendisine aşık etme konusunda kararlı olan sara adlı hanım kızı anlattığı romanı.
olaylar hiç de sara'nın umduğu şekilde gelişmeyecektir. güntekin'in birçok romanı gibi, bunu da okumanız tavsiye edilir.
olaylar hiç de sara'nın umduğu şekilde gelişmeyecektir. güntekin'in birçok romanı gibi, bunu da okumanız tavsiye edilir.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
yenilen pehlivan güreşe doymazmış
illiyetileziyet uslu durmazmış
iki maniye yolcudur abbas
bu saatten sonra bağlasan durmaz
illiyetileziyet uslu durmazmış
iki maniye yolcudur abbas
bu saatten sonra bağlasan durmaz
devamını gör...
piyanist (yazar)
safsata bunlar hep safsata, aman yav, azerim bülbülüm, fakir ama gururluyum... sevdiğim yazardır.*
devamını gör...
kafa sözlük
ne zaman kaydolduğumu hatırlamadığım oluşum.
evrenin kendi kendine oluşturduğu espritüel bir ilkesi vardır. `zaman` isimli insan uydurması olguyu bize farklı koşullarda farklı şekillerde deneyimletir. sözümona her canlının `zaman` isimli bu olguyu algılayışı, küçük bir detaya bağlı olarak değişir. hani bilirsiniz çokça kez zikrettiğimiz `kelebeğin ömrü` metaforu vardır... bunun söylenme sebebi öylesine değildir. bir kelebeğin dünyamızı algılayış biçimi farklıdır. bizim için geçen bir saniye, kelebek için bir hafta yaşanmış kadar dolu dolu olabilir. gözlerinizi açıp kapadığınız anda, milyarlarca canlı doğar-büyür-yaşlanır ve ölür. bu maalesef canlıların ölmek için doğmasının bir sonucudur.
bu sebeple ne kadar vakit harcamış olsam, ne kadar anı hatırlamış olsam da, güzel ve dolu dolu geçirdiğim vaktin hesabını yapmayı sevmiyorum. kafa sözlük benim için güzel bir vakit harcama, kafa dağıtma mekanı oldu. bir takım fikirlerim vardı `dünyanın kaderini kendi hesap makinemle titizlikle hesaplayacağım ve planlar kuracağım üs inşa etmek` gibi... fakat ne yazık ki kalem pille çalışan hesap makinemin miyadı dolmuş durumda ve sanırım yeni bir pil almaya üşeniyorum.
dürüst olmak gerekirse bu `dünyayı değiştirme` arzum, yeterli vaktimin olmayışı ve artık sözlükte bulunma amacımın farklı bir hale bürünmesinden dolayı yarım kalmak zorunda. ne yapalım buraya kadarmış diyor ve yolumuza devam ediyoruz herhalde, öyle değil mi?
veda konuşması yapmayı pek sevmem. bu entryi de doğaçlama yazıyorum ve daha samimi, daha bilinç akışına tabi olmasını istediğim için baştan tekrar okuyup düzenleme yapmayacağım. merak etmeyin, sadece bir şeyler yazmayı bırakıyorum burada. belli olmaz arada sırada kendi yazdıklarımı okuyarak `heh! heh! ne saçmalamışım burada acabaa` diyerek utanma seansları yaparım. sizi bilmem ama ben kendi günlüğünü okuduğunda, gördüğü `ergenlik şapşallığı` karşısında eliyle gözünü kapatıp muzipçe yanakları kızaran bir insanım. yazdıklarıma bakıp geçmişten bu yana neler düşümüşüm diye döner bakarım. entrylerimiz bizim zaman kapsülümüz gibidir dostlarım. geçmişinizi, geçmişte yazıya aktardığınız kalan düşüncelerinizi sevin.
velhasıl kelam hanımlar beyler, sizlerle yazmak bir şerefti. bu güzel yolculuğumuzu burada sonlandırıyoruz!
-abi dükkanı 15 dk sonra kapatacağız. (adam sandalyeleri ters çevirip masaların üzerine koyar)
+tmm kardeşim bi sigara içelim kalkıcaz. sen hesabı getiredur.
-eyvallah.
heheh haydi kalın sağlıcakla.
mebus paltosu
gecenin şarkısı
evrenin kendi kendine oluşturduğu espritüel bir ilkesi vardır. `zaman` isimli insan uydurması olguyu bize farklı koşullarda farklı şekillerde deneyimletir. sözümona her canlının `zaman` isimli bu olguyu algılayışı, küçük bir detaya bağlı olarak değişir. hani bilirsiniz çokça kez zikrettiğimiz `kelebeğin ömrü` metaforu vardır... bunun söylenme sebebi öylesine değildir. bir kelebeğin dünyamızı algılayış biçimi farklıdır. bizim için geçen bir saniye, kelebek için bir hafta yaşanmış kadar dolu dolu olabilir. gözlerinizi açıp kapadığınız anda, milyarlarca canlı doğar-büyür-yaşlanır ve ölür. bu maalesef canlıların ölmek için doğmasının bir sonucudur.
bu sebeple ne kadar vakit harcamış olsam, ne kadar anı hatırlamış olsam da, güzel ve dolu dolu geçirdiğim vaktin hesabını yapmayı sevmiyorum. kafa sözlük benim için güzel bir vakit harcama, kafa dağıtma mekanı oldu. bir takım fikirlerim vardı `dünyanın kaderini kendi hesap makinemle titizlikle hesaplayacağım ve planlar kuracağım üs inşa etmek` gibi... fakat ne yazık ki kalem pille çalışan hesap makinemin miyadı dolmuş durumda ve sanırım yeni bir pil almaya üşeniyorum.
dürüst olmak gerekirse bu `dünyayı değiştirme` arzum, yeterli vaktimin olmayışı ve artık sözlükte bulunma amacımın farklı bir hale bürünmesinden dolayı yarım kalmak zorunda. ne yapalım buraya kadarmış diyor ve yolumuza devam ediyoruz herhalde, öyle değil mi?
veda konuşması yapmayı pek sevmem. bu entryi de doğaçlama yazıyorum ve daha samimi, daha bilinç akışına tabi olmasını istediğim için baştan tekrar okuyup düzenleme yapmayacağım. merak etmeyin, sadece bir şeyler yazmayı bırakıyorum burada. belli olmaz arada sırada kendi yazdıklarımı okuyarak `heh! heh! ne saçmalamışım burada acabaa` diyerek utanma seansları yaparım. sizi bilmem ama ben kendi günlüğünü okuduğunda, gördüğü `ergenlik şapşallığı` karşısında eliyle gözünü kapatıp muzipçe yanakları kızaran bir insanım. yazdıklarıma bakıp geçmişten bu yana neler düşümüşüm diye döner bakarım. entrylerimiz bizim zaman kapsülümüz gibidir dostlarım. geçmişinizi, geçmişte yazıya aktardığınız kalan düşüncelerinizi sevin.
velhasıl kelam hanımlar beyler, sizlerle yazmak bir şerefti. bu güzel yolculuğumuzu burada sonlandırıyoruz!
-abi dükkanı 15 dk sonra kapatacağız. (adam sandalyeleri ters çevirip masaların üzerine koyar)
+tmm kardeşim bi sigara içelim kalkıcaz. sen hesabı getiredur.
-eyvallah.
heheh haydi kalın sağlıcakla.
mebus paltosu
gecenin şarkısı
devamını gör...
öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler
geçmişte parisli mahkumlar eğer bir fahişeyle evlenirlerse özgürlüklerine kavuşup louisiana’ya taşınma fırsatına sahip oluyorlarmış.
devamını gör...

