akbil dolum fişi. hep de 5 liralık doldurmuşum, çoğunu öğrenciyken aldık kitaplığın neylersin.

birine, sahip olunan kitaplardan armağan etmek isterken hep aynı gerilim, "ulan yine beş liralık akbil fişi çıkmasa bari."

- bi dk bi bakayım da içinde bişi kalmış olmasın.
+ hıhı tabi. sorun yok.

hıhı tabi tabi. kafanızdan "tabii yani kişisel bir şey, eski sevgiliden bir kağıt ya da kendi özelinde aldığı bir not bir şey çıkabilir, olabilir benim de vardır kişisel alana saygı duyan olgun düzgün bir bireyim ben" geçiyor. oysa beş liralık akbil dolum fişi arıyorum ben o kitapların arasında.
devamını gör...

doğru ve desteklediğim bildiridir. bu konuyu abd'nin diğer yaptığı yanlış işler ile bağdaştırmak abesle iştigaldir.

her toplumda her renkten her ırktan insan olabileceği gibi, her türlü cinsel yönelime sahip olan insanlarda vardır ve hep olacaklardır.

asıl hasta zihniyet bu insanları sapık ve sapkın gibi ifadelerle karalayanların ta kendileridir.

her türlü bilimsel açıklaması mevcut olmasına rağmen bu insanları ezmeye çalışan yaftalayan çevrelerin peşinden koşturanlar bu ülkenin karanlık yüzüdürler ve hep öyle kalacaklardır.
devamını gör...

hikayede paranormal dedektifimiz hellboy'un 1956'da bir seri cinayet vakasını araştırmak üzere meksika'ya gittiği ve beş ay boyunca ortadan kaybolduğu dönemde yaşadığı olayların bir kısmını okuyoruz. çizgi romanda bir yaşayan ölüler hikayesinden bekleyeceğiniz pek çok şey var; frankenstein, bir kurt adam, biraz vampir, bir miktar hayalet, bir kaç hortlak ve birazcık da iblis (hayır zombiler yok çok şükür). tüm bunlara ek olarak hellboy'un daha genç olduğu ve inanmayacaksınız ama kostümlü mostümlü amerikan güreşi yaptığı bir zamanı görmek de oldukça eğlenceli.

hellboy'un sevdiğim yönlerinden bir tanesi ise "süper" özellikleri olmasına rağmen bir süper kahraman hikayesi olmaktan çok uzak olması.




hikayenin sonunda hellboy kurtarmaya çalıştığı kişilerin hiç birini kurtaramıyor. kendi ruhunu bile... tek söyleyebildiği ise "denedim".




hellboy içiyor, kafes dövüşlerine katılıyor, hatalar yapıyor ve bazı durumlarda elinden bir şey gelmiyor. bu anti-kahraman yönleri -her ne kadar insan olamasa da- karakteri daha insansı kılıyor, empati kurabildiğimiz ve sevebileceğimiz bir "yaratık" yapıyor.

zaten mignola'nın özgün tarzına diyecek hiç bir şey yok. çizimler benim bayıldığım klasik hellboy tarzında. hardcover ve kuşe kağıtla güzel bir baskı da yapılmış. tek olumsuz yönü biraz kısa bir öykü olması.
devamını gör...

katil olmama sebeptir.

manyak mısın oğlum, ne işin var yedi ceddinin katilinin evinde? daha geçen bizimkiler ilaçlama yapmıştı. akıllanmadınız mı?

edit: yazım yanlışı.
devamını gör...

türkiye bayrağı altında yaşayan herkes türktür anayasaya da yazan kanun bu değil mi yanlış mı biliyorum ? türkiye bayrağı altında yaşıyorsan ana dilin türkçedir. almanya'da yada farklı bir ülkede yaşayan kürtler biz kürtçe yazıp okumak istiyoruz diyebiliyorlar mi ? zannetmiyorum dertleri türkiye çünkü. bütün kürt halkından bahsetmiyorum yanlış anlaşılmasın arada pislik çıkaranları kastediyorum.
devamını gör...

tam cb'ye yakışan açıklama.
günümüz gerçeği.
piyasada her şey var, her türlü kredi var, her türlü satış var, kabul edin ya da etmeyin hepsine ulaşan var.
herkes kredi ile alıyor ama alıyor.
bahsettiğim herkes, asgari ücret üstü gelir giren
2 maaşlı aileler için geçerli.
zamlar asabımızı bozuyor ama almak zorunda olduklarımızı alıyoruz, keyfi olanları en az 12 taksitle alıyoruz.
ya ben çok zenginim ya bu sözlükte sosyal durum negatif.
linç bekliyorum, takriben kaç gibi gelir?
devamını gör...

yazarından imzalı kitabım an itibariyle elime ulaştı... bir de üşenmemiş bana not yazmış ahh canım sen, bu sözlüğün kazandırdığı en yeni nesil dostumsun, haa bu arada hani yeni nesil internetten arkadaş ediniyor ama bana biraz ters gibi böyle şeyler ama internetten böyle arkadaş edinmeye can kurban. (bkz: köylü yazardan ironiler) iyiki varsın. yüreğinden dökülenleri okumak için çok heyecanlıyım...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sözlerde saklı bir büyü vardır. söz, bir insanın bir başkasını etkilemede başvurduğu en önemli çare, söylendiği kimsede ruhsal değişikliklere yol açma bakımından eşi bulunmaz bir araçtır.

sigmund freud - psikanaliz üzerine
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
mizahhhh hep bu mizah yüzünden
devamını gör...


“düşüncelerimin acısına bazen ben de dayanamıyorum doktor. öyle yoğun geliyorlar ki, bir aralık durmazsam, bu şiddete katlanamam.”
devamını gör...

ışid iki askerimizi diri diri yaktığında hükümetinin canı sıkılmasın diye kör, sağır, dilsiz taklidi yapan milyonların arkasından ağıt yakacağı insanlardır. ikiyüzlü bir milletiz.
devamını gör...

geçenlerde oldboy'u tekrar izlemek istiyorum ama cesaretim yok demiştim. #823198
2002 yapımı oldboy'u izlemeye hala cesaretim yok. @gannicus'la yaptığım bir sohbette amerikalısı da çıktı psilo demesi üzerine amerikan versiyonunu izleyem bari dedim.
aslında bir japon mangası olan filmi ilk olarak koreliler çekti. hayır daha doğrusu park chan-wook çekti, kendisi korelidir. intikam filmleri konusunda uzakdoğu bir efsanedir ve amerikalıların bunu kendilerine nasıl uyarladığını merak ettim.
iki aynı odayı düşünün, oda suit olsun... tepeden tırnağa aynı olan suit'lerden birine kırmızı gece lambası konulursa ne olur. pavyon olur.
hah amerikan yapımı aynen böyleydi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bundan sonrasını spoi takıntısı olanlar okumasın lütfen.

2002'de ki versiyonunda tutan, tutunamayan, bırakılan elleri görürürüz. woo-jin kızkardeşi ve aynı zamanda sevgilisi olan soo-ah'ın elini köprüdeyken bırakır mesela. oysaki yukarı çekse kurtarabilecektir. kendisi bunu ''kız kardeşinin isteğine saygı duyma'' olarak nitelese de aslında kız kardeşinin hamile olma ihtimaline karşı ''büyük bir yük''ten kurtulma gerçeğini göz ardı edecektir. yaşadığı suçluluk duygusuyla, oh de su'yu sorumlu tutması onu hayata bağlayacaktır. alacağı intikam ise bizleri dehşete düşürecektir.
yine aynı şekilde ohh de su çatıda kravatından elleriyle tuttuğu adamı dinleseydi belki de adam ölmeyecekti?.
aslında her şey bizim elimizde değil midir?
amerikan versiyonunda bunlardan hiç biri verilmemiş yau... çıldırdım yemin ederim.

kore verisyonun daki en önemli sahnelerden biri oh de su'nun kendi dilini kesme sahnesiydi.
bu bir tesadüf değildi ki. laios ve iokaste'nın oğlu olan thebes'in mitolojik kralı oedipus babasını öldürüp, annesiyle evlenmiştir. üstelik bilmeden...oedipus kendi gözünü kendi oyar.
filmin sahnelerdeki müzükleri sanki o sahneler için yazılmıştır. büyüleyicidir.

özellikle hapsedildiği yere gittiğindeki koridordaki karanlık kavga sahnesi, filmin kendisidir hocam. o sahne aydınlık olamaz!! olmamalıdır!! gözünüzü seveyim aksiyon filmi istesek john wick izleriz.
film sonu her izleyicinin kafasında soru işareti bırakmalıdır. 15 senelik çile sonunda bu çektiklerimden sonra mutlu olmalıyım diye mektup yazdığı hipnozcu aşüfte,
onu gerçekten hipnoz edip yaşadıklarını unutmasını sağlamış mıdır?
yoksa hipnoz olmuş deli numarası mı yapmaktadır?
peki olanları unuttuysa bundan sonra kızıyla sevgili olarak mı kalmıştır?
yoksa babası olarak mı yaşamıştır?
velhasıl kelam amerikan versiyonunu yazmaya niyetlendiğimiz bu yazı gene döndü dolaştı 2002 yapımına geldi..
benim halaa ikinci bir defa seyretmeye cesaretim yok... şu yazıları yazarken bile şiştim...



2002 yapımının müzükleri harika bu arada.
devamını gör...

incelik sahibi insan görünce, onu japonlar gibi eğilerek selamlamak istiyorum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

the do'nun çok sevdiğim parçasının da çalındığı, orijinal adıyla grave 2016 yılı bir fransız filmi. açıkçası filmi izlemeden önce gördüğüm yorumlardan dolayı daha sert bir film beklemiştim. beklediğim kadar olmadı hatta yamyamlığın okulun tamamında olduğunu düşünmüştüm, bu konuda da şaşırdım biraz. yamyamlık sahnelerinde, özellikle ilk sahnede tiksinme değil o sahnenin kamera arkasını, oyuncunun role nasıl girdiği gibi şeyleri daha çok düşündüm evet. keyifliydi.

--! spoiler !--

ilk sahnede annenin evet vejetaryensiniz ama neden bu kadar abartı tepki verdiğini filmin ortalarında anlamlandırdım. ablasının da yamyam olduğu çok belliydi. yalnız o nasıl bir okuldu öyle her yer leş. okul, ortam et yenilen sahnelerden daha tiksindiriciydi benim için. ayrıca vücudunun kaşındığı, kendini deli gibi sanki tahtaya tebeşirle bir şey çizersin gibi ses çıkar ya o ve saç kustuğu sahneler yamyamlıktan daha çok rahatsız etti beni. gay oda arkadaşıyla seviştiği sahnede kendini tutmaya çalışması, koklama ısırma dürtüsüyle yanıp tutuşurken verdiği mücadele ve en son kendi kolunu ısırması en beğendiğim sahneydi. anlamsız gibi duran maymunlarla ilgi konuşma sahnesinde hayvan hakları, onların da hisleri var diye savunan justine kızımız, ablasının parmağını iştahla kemirip suçu da köpeğin üstüne atarak ölmesine sebep oldu, evet... baştan et yese sanki böyle olmayacaktı bu kız diye düşündüm durdum açıkçası. ablasıyla girdiği savaş, birbirlerinde bıraktıkları izler, kanların içinden geçilen sekansta, görüş yerinde yüzlerinin birbirine karışması çok hoştu.
fakat sonunda bak annen de yamyamdı, vücudumun haline bak bu bizim ailenin laneti gibi tavır takınan baba ve böyle bitmesi hiç hoşuma gitmedi. daha çarpıcı bitebilirdi. ayrıca bunlar hiç mi ailecek bir tatile gitmemiş babanı hiç mi çıplak görmedin kızım sen??

--! spoiler !--
devamını gör...

mutlu bayramlar normal sözlük; her nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsan.

yıl boyu çikolata yediğim günlerin yemediklerime oranını hesapladığımda, aslında bana her gün bayram olduğunu görebiliyorum ama çaktırmayın, sonra deli diyorlar*.
devamını gör...

kulaktan dolma bilgilerle, ilmi ve bilimi reddeden, muhtemelen kendi düşüncesi bile olmayan bilgisiz insandır.

düzenleme:
aşı nedir?
içeriğinde ne vardır?
hangi aşamalardan geçip de satış için onay alır?
bu konuları iyi anlatan bir virolog var (bkz: semih tareen)

insan ömrünün bu kadar uzun olması, bebeklerin ölüm oranının artık eskisi gibi çok olmayışının, bir çok ölümcül salgının ve yaşattığı acıların bitiş sebebi aşıdır.
devamını gör...

asla ama asla kavuşmazsınız.
ne demişler, yanındakiyle yaşlanırsın aklındakiyle ölürsün.
devamını gör...

boşver, kavuşmak şart mı ?
bazı şeyler yokken güzel.
devamını gör...

aralarında seçim yapamadıgim için susuyorum dostlar.
devamını gör...

hakkında başlık açılmamış olmasına hayli şaşırdığım, çanakkale merkezde yer alan tarihi saat kulesidir. şimdi size bu güzide eseri, tabi ki kendi tarzımdan alışık olduğunuz gibi, bi'müzik * eşliğinde kısaca anlatacağım. haydi, yek duu see...

çanakkale saat kulesi; 1897 yılında, ıı.abdülhamit tarafından,dört katlı olarak inşa ettirilmiş, son kat olarak tasarlanan kadran katının üstüne, bir de kümbet kondurulmuş, böylece eserin mimari formu tamamlanmıştır.
kare olarak tasarlanan kule, yapısı ve tasarımı itibariyle dönemin mimari özelliklerini tam tekmil yansıtmaktadır.

birinci katında bir çeşme ve kitabesi yer alan kulenin son yani dördüncü katında saat kadranı bulunur. kadranda latin sayıları kullanılmıştır.

çeşme formunda, koyu yeşil renkle hazırlanan bölgeye kitabe kondurulmuş ve klasik osmanlı eserlerinden başlanıp, barok döneme kadar da başarıyla tasarlanagelen yaldızla süsleme işlemi uygulanmış, böylece eserin çekiciliği bir kat daha artırılmıştır.

eserin kitabesinde ise şöyle yazmaktadır:
bir şeyhin zülali himmeti,
eyledi reyyan mülk ve milleti,
berak allah hazreti abdülhamid
oldu her ferdin medarı himmeti,
ya ilahi sen bağışla milletine
iş maletti cihana nimeti
münteşir envar şadı serteser
herkesin artmakta mesudiyeti
ona karmişe hayır endişesinin
ola bi yıl ömrün her saati
bunda saat varsa rasat var hazıra var
çeşme yar ayna var kıl dikkati
bir de alat-ı savaikadan masum
eylemek üzere konuldu alatı
bunu süs etti cemal paşa gibi
bende-i gayrettir ki çok hizmeti
hazreti mevlana müyesser eylesin
nice imara o ali hasleti
hamaran ol zevkiya şükran eyleye
estikanın işte budur zimmeti
altı ten tenzilin eyleyüp tarihini
söyle yakın geldi eşref saati.

1313 ketebehü recep yaseri


kitabede; 1313 kısmı, her kitabede olduğu gibi kitabenin yazıldığı tarih ve yazıya geçireni bildirmektedir.

şimdi gelelim en sevdiğimiz kısma: eserin fotoğrafları:

ilk olarak kitabeden başlayım. sonra, sırasıyla, günümüzden, yapıldığı tarihe kadarki fotoğraflarını sıralayalım:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
burada çeşme ve kitabeden bir kesit görmekteyiz. *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

burada ise; eserin eski dönemde nasıl olduğu görülüyor. sanırım bir restorasyon sırasında, kule formunun kümbet kısmında yer alan aralıkları camla kaplanmış. fotoğraf, uzak çekim olduğu için tam olarak anlamlandıramadım.
bilgisi olan arkadaşımız bizi bu konuda aydınlatırsanız çok sevinirim.*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim