punk rock'ın alt türlerinden bir tanesi.
şöyle ki, proto-punk olarak adlandırdığımız gerek stooges, gerek patti smith'in o nadide sound kısmını kaybetmeden üzerine biraz rockabilly eklenmiş gibi duran, klipleri ve şarkı sözleri genelde korku teması üzerinde yoğunlaşan, kült korku filmlerinden o filmlere ilham kaynağı olan öykülere ve hatta şehir efsanelerini işler.

gerek misfits, gerek ramones'un bir dönemi, frankenstein drag queens from planet 13 bu horror punk kısmını ortaya çıkaran ve devam etttirenşeylerden biridir.

bu arada, benim de bir horror punk projesi var kafamda, ama türk-islam kültürüyle bezeli olacak, al karısı, cinler, yecüc mecüc falan böyle saçma sapan, tuhaf şarkı sözleri ve klipleriyle turkish horror punk deneyeceğim. bu ülkede böyle absürt ve saçma bir şey tutar ne yazık ki.
devamını gör...

çalışır, kitap okur.
çalışır, şarkı dinler.
çalışır, kendi haline düşünür kedisini sever( varsa).
çalışır, video falan izler.
çalışır, çalışır, çalışır...
he melankoli zamanındaysa, şarkılar dinler olmayan aşkın ızdırabını çeker.
devamını gör...

kadir çöpdemir radyocu iken ki hali.
adam ekrana bir çıktı, herkes şok.
acaba tüm güzel sesli erkekler, aslında birer kadir çöpdemir mi?
allah bir yerden fazla verince, diğer yerlerden alıyor mu?
bir tür adalet.
devamını gör...

birkaç gün önce simay tuğçe aşko babay diyerek kafa iznine çıkmış, daha fazla dayanamayıp bugün tüm haşmetiyle tekrar online listesinde parıl parıl parlamaya başlamış biricik canımın içi moderatörümüz. az daha gelmeseydi onun da arkasından tülay geri dön diye ağlamaya başlayacaktım. ozamannnnn, hoş geldin melek sefalar getirdin*
devamını gör...

içkili ortamda gecenin keyfini kaçıran , ağzıyla içmeyi beceremeyen ve saçma sapan hareketler yapmaya başlayan birinin olduğu masa.
devamını gör...

evlenmişsin madem nerdedir davetiyem?
boşa mı gidecek şimdi düğün hediyem
ah domestic bilmem ki sana ne diyem*
bu kırgınlıkla geçmez tek bir saniyem

edit: kaşkolnikov'un yazdığını sonradan gördüm. aynı şeyi yazmışız. aşık çatışması oldu jdjd
devamını gör...

okulun son haftası dersler boş diye tüm sınıf oturup "ihtiyarlara yer yok" filmini izlememiz. "ne izliyorsunuz?" diye soran hocaya "ihtiyarlara yer yok" diyince "terbiyesizler" diye bağırıp kapıyı çarpıp gitmesi.
devamını gör...

çiçeklerin her türlüsüne bayılan bir yazar olarak kendi açımdan açıklamaya çalışacağım. kokuları, görünüşleri, renkleri bana huzur veriyor. bir parçam gibi hissediyorum çiçekleri. doğa ile kurduğum ilişkiden de kaynaklı olabilir bu. benliğimden gelen bir sevgi. çocukluğumdan beri de böyleydi. iş olsun diye çiçek sepeti'nden yollanan, kütüğe saplanmış sonraki gün solan çiçekleri sevmiyorum tabi ki.
devamını gör...

osmanlı döneminde, kapalı çarşı biçiminde tasarlanan, mücevher gibi değerli eşyaların, baharat, kumaş gibi döneminde değerli sayılan pahalı ürünlerin satıldığı, bir çeşit ticaret merkezi. farsça kökenli bir kelimedir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yeryüzünde illa ki bir şeye, bir yere, inanca hatta kimseye -aşk diyorlar bir de buna- ait olmanın normal sayıldığı düzende garip karşılanacak şeydir.

oysa özgür olan insan ruhu doğası gereği sadece tek bir şeye, bir kimseye, kalıba, düzene ait olamaz. ve olmamalıdır da…
devamını gör...

putkırıcılık. bir kültürün, kendi dini motif ve sembollerine saldırısıdır. bir kültürün bir başka kültürü silmeye çalışması (amerika'nın keşfi) veya dönemi geçen bir etkinin izlerinin silinmesi (hükümdar değişimi) bu terimi kapsamaz.

(bkz: bizans ikonoklazmı)

bu fikri savunanlara ikonoklast, bu fikre karşı çıkanlara ise ikonolater, ikonodül, ikonofil gibi isimler verilir. bizans sanatında tanrı ve kutsal aile yüceltilir. bunun sonucunda tanrı, isa, meryem, havariler gibi simgelerin tasvirleri yapılmıştı. fakat insan tasvirini, dine karşıt gören islam fikirleri dolayısıyla 730 yılında imparator iii.leo, kutsal ailenin ve azizlerin resmedilmesini yasaklamıştı. 843 yılına kadar süren bu döneme ikonoklastik dönem denmektedir.

*tarihler farklı kaynaklarda değişmektedir. kaynak: gerçekten bilmeniz gereken 50 sanat fikri, susie hodge
devamını gör...

çocukluğumda sık sık başvurduğum eylemdi. yine bir yaramazlık sonucu baba tarafından nasihatlar eşliğinde azarlandığım zaman istemsizce başımı eğip yerdeki halının desenlerini incelerdim. her seferinde de “vay be halının deseni ne de güzelmiş” derdim. eminim birçoğumuzun başına gelmiştir.
devamını gör...

sevgili sınıf arkadaşım fiona,

yine başladı yüz yüze eğitim hayatımız.görüyorum yaz tatili ve uzaktan eğitim dönemi senin için güzel geçmemiş. insani ve bencil bir davranış sergileyerek önce senin yaşadıklarını sormayarak kendi yaşadıklarımı anlatarak başlayacağım yazıma. aslında bunu kompozisyon ödevi olarak yazmıştım. biliyorsun öğretmen yazın ne yaptığımızı yazmamızı isterdi hep.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

annemlerin köyüne gitmiştik. arkadaşlarımla derede fazla yüzdük diye sanırım derenin debisi taştı. her yeri bir sel aldı. köyün ileri gelen sakallıları bizim suçlu olmadığımızı asıl suçlunun münafık zındıklar olduğunu söyledi.hatta 99 depremi dedikleri bir şey var onunda bu zındıklar yüzünden olduğunu söylediler.kimisi canını kimisi malını kurtarmaya çalıştığı için söylenenlere pek kulak asmadı köy ahalisi. kurtarma operasyonları falan derken köy yaşanılmaz bir duruma geldi. biz de babamların köyüne gitmeye karar verdik. babamların köyü de o kadar sıcaktı ki herkes cehennem gibi diyordu. cehennemin nasıl bir yer olduğunu nasıl biliyorlar anlayamıyorum biz niye bilmiyoruz diyebiliyorum sadece. sanırım "dante" ya da "beatrice" ile akrabalıkları var. aksi durumda zebanilerle bir bağları olduğunu düşüneceğim. cennet sanırım bu kadar sıcak bir yer değil.neyse diyorum. kısacası anlamadığım ve bilmediğim şeyleri konuşuyorlar hep. ben bu düşünceleri çözümlemeye çalışırken burnuma yanık kokusu geldi. bizim köyün çevresindeki ormanlar yanmaya başladı. öyle bir hızla büyüdü ki yangın köyü de kül etti. daha sonra öğrendik ki yangını bizim 10 yaşında iki arkadaşımız çıkarmış. ilginç. bu arada sen iki defa test yaptırdın mı bak artık okula da almayacaklar diyor annem aşı olmazsak ya da test yaptırmazsak. böyle karışık şeyler oldu benim yaz tatilimde. şimdi geleyim senin yazdıklarına.

bu yazına cevap verirken çok sevdiğim yazılara ve önerilere sahip bir abimden yardım alacağımı bilmeni istiyorum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

değerli nickaltı yazarım,

"sen hayırdır kızım" demek istiyorum. gördüğüm kadarıyla duygusal depremler yaşamışsın. bunların sonucunda oluşan tsunamilerin etkisiyle tüm hayallerin sular altında kalmış gibi görünüyor. sen en iyisi bu suların geri çekilmesini bekle ve zararın büyüklüğünü ölç. fakat bunları yaparken üzülme çünkü bu tarz şeylere üzülmek için hiç vaktin yok. bilindiği üzere yolun yarısını geçmiş bulunuyorsun cahit sıtkı tarancı'nın yazdığı gibi. zaman öyle acımasız ki senin duygularını ve yaşadıklarını önemsemez ve seni beklemez. arkasına bakmadan ilerlemeye devam eder. geçmişe dönüp bakmaya çalışırsan ya da olup bitenleri yorumlamak için duraksarsan koşuda tavşandan fark yemiş tosbağa gibi kalakalırsın zamanın peşinde. sen o tavşanı yakalayabileceğini düşünüyorsan eğer hikayede ki gibi sana bir gerçekliği hatırlatmak isterim. "hayat hikayelerdeki gibi değildir her zaman mutlu son ile bitmez." aslında mutlu son kavramı da göreceli bir kavram ya neyse çokta karıştırmamak lazım kek harcı misali.


aslında küslük dönemleri kendini bulmanı sağlar yaşın kaç olursa olsun. ruhun kendini tekrardan şarj eder bu durgunluk dönemlerinde. unutma depresyonun en güzel yanı çok harika bir şekilde dinlenebilmendir. bu sözü harry abimiz söylemiştir. ilgilenenler için
when harry met sally... ( 1989) buradan

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

oğlunun durumuna çok üzüldüm. umarım şimdi daha iyidir. sağlık durumu ile ilgili iletilerini de ilgi ile takip ediyorum bilgine sunulur.

esen kalın efendim.
devamını gör...

meseleye direkt moderasyon saçmalıkları olarak bakmak ne derece doğru bilmiyorum.

bizzat daha dün benim de başıma geldi.içinde hiçbir biçimde küfür, hakaret olmayıp, sadece ironik bir gönderme olan entrym silindi .

bu tür yerlerde mevzu kişilerin inisiyatifine bırakılırsa, bu tür durumların yaşanması kaçınılmaz olur . öyle ki , benim espriyle karışık ironi yaptığım entyr yi acaba nasıl anladı veya yorumladı silen arkadaş.

öyle ya, onu silmesi için, yaptığı yorum sonunda ulaşılan bir sonuç olması gerek .

bunu ben, bu şekilde düşünerek yazdım, karşı taraf hiç alakasız bir yorumdan ulaştığı sonuca binaen sildi . ne olacak şimdi ? olan bizim iyiniyetli entrye oldu .

onun için derim ki ,
kurallar sana göre, bana göre, ona göre olmaz , herkese göre, evrensel bir nitelik barındırmalı içinde.

bu da , oturup konuyla ilgili kafa yorup , zaman harcayıp, farklı kişilerin, farklı çevrelerin de fikirlerini alıp, çoğunluğun sonuçları esas alınarak oluşturulmalı, ben yaptım oldu ya getirilmemelidir.

evet, sözlükler özgür olmalı, herkes dilediğince fikrini ifade edebilmeli .
ama kurallar da olmalı, zira biz gibi medeniyeti biraz geriden takip eden toplumlarda fazla özgürlük, naz yapmanın aşık uyandırması gibi bazen karşıdakini usandırabilecek duruma gelebilir, yani biz toplum olarak özgürlük kavramını bazen fazlaca abartıyor, sonsuz , sınırsız hak veya haklar olarak yorumluyor , bu sebeple ortaya hoş olmayan görüntülerin çıkmasına sebep olabiliyoruz.

burada en çok bahsedilen konu , küfür konusu, edelim mi , etmeyelim mi ?
etmeyin kardeşim, ha yok illa edecekseniz de işin içine cinsel uzuvlarınızı sokacağınıza, aklınızı, fikrinizi, yaratıcı yönünüzü sokun .

moderasyon yönünden bakılırsa da,
hemen silmeyin kardeşim, önce bir anlamaya çalışın, bu adam bunu farklı amaçla da söylemiş olabilir mi empatisini yapın kendi içinizde.
ha yok, illa da silmeye kararlıysanız, yazan kişiyle iletişime geçin, durumla ılgili bilgi verin , onun da bir fikrini alın.
ışi ben yaptım oldu'ya getirmeyin .

bunlar olursa, karşılıklı iyi niyet , hoşgörü olursa insan durur orda , yoksa surekli kavga gürültü sürtüşmenin içinde neden bulunsun ki , hayat zaten zor , bugünlerde daha da zor , hiç olmazsa buralarda biraz daha hoşgörülü olup , zor olan hayatı, bir nebze olsun keyifli hale getirmek pekala bizim elimizde ...
devamını gör...

black sabbath'dan ilham alarak başlamış, pek çok alt akımı bulunan müzik türü. grind-core ve türevleri ile her daim kavgalılardır.

ana teması melankolidir. düşük ritimler ve şarkı sözleri ile insanı mutsuzluğa sürüklemesiyle ünlüdür. aşağıya bir kaç örnek bırakmak isterim.

empyrium, my dying bride, katatonia , anathema, ataraxie,doom:vs, mourning beloveth, draconian, sun o))), saturnus, shape of despair , novembre, lacrimas profundere, kimaera, eria d'or, end of green, daylight dies, swallow the sun, antimatter, ophis,forest of shadows, remembrance, agalloch,estatic fear,uaral, tears of mankind, rapture, hanging garden, novembers doom.

başlık açıldıkça güncellenecektir. in doom we trust!
devamını gör...

ortada olan buz gibi bir gerçek.

bize küçüklüğümüzden beri sürekli olarak çalışmanın ve azmin önemini vurguluyorlar. çalışmak ve alın teri ile bir ürün ortaya koyabilmek oldukça kutsal bir iş bu hususta söyleyebileceğim bir sözüm yok. hele ki haksız kazanç ve muhtaç kişiler üzerinden nemalanan vicdansız insanları gördükçe bu emekçi kişilerin dünyayı güzelleştirdiğine inanıyorum.

lakin bu hikayede anlatılmak istenen hikaye daha doğrusu ana fikir çok başka. 'moral story' diye yıllarca anlatılan bu hikayeler aslında belli başlı konuları ıskalıyor. mesela karınca ve ağustos böceği fablı da bunlardan birisidir.

fablda işsiz güçsüz, boş gezenin boş kalfası olarak resmedilen ağustos böceğini görüyoruz. sürekli saz çalıp türkü söylüyor, kendine bir iş bulamamış ve ona buna laf atıyor. buraya kadar her şey normal.

öte yandan karınca arkadaşı görüyoruz. azimli, ileriye yatırım yapan, açıkgöz... ve daha sayabileceğimiz bilumum özellikleri var karıncanın. hatta kutsal kitaplarda bile emektar ve bilge bir canlı olduğu vurgulanır.

hikayede karınca sürekli ağustos böceğine kızıyor. devamlı "neden iş güç edinip kendine gıda zulası yapmıyorsun? bak kış gelecek zor durumda kalacaksın." diye tavsiyelerde bulunuyor. ağustos böceği ise "amaan karınca kardeş ben sizin gibi amelelik yapmak için dünyaya gelmedim." diyerek güya dalga geçiyor. hikayenin sonunda ise hepimizin bildiği üzere kış gelip çatıyor ve ağustos böceğe bir parça ekmek kırıntısına muhtaç hale gelip karınca kardeşin kapısını çalıyor. karınca adeta zafer kazanmış antonius gibi gevrek kahkahalar atarak "yaa ağustos böceği kardeş çok rahat konuşuyordun." diyor ve aklını kullansaydın nasihati vererek kapıdan def ediyor.

sevgili dostlar, yazarlar ve romalılar hikaye baştan aşağıya yanlış. yani en azından bir yere kadar doğru fakat genele bakarsak yanlış.

öncelikle ağustos böcekleri yıllarca yer altında koza halinde yaşayıp dünyada 4 hafta yaşarlar. kainat ona maksimum 4 hafta ömür biçmiştir. dolayısıyla ağustos böcekleri yaşamının en güzel yıllarını, bu 4 haftaya sığdırmak zorundadır. yalnızca 4 hafta...

çocukluğu, ilk gençliği, gençliği, orta yaşlığı, yaşlılığı ve ölümü...

yalnızca dört hafta...

düşünsenize dört hafta ömrünüz olduğunu? bu sadece bir mevsim demektir. ağustos böcekleri yalnızca yazın yaşarlar ve kışı görmeleri mümkün değildir. bu kısacık ömründe sevdikleriyle bir ömür geçirecek.

bir şeyler öğrenişi, bir tokat yiyişi, bir yeri öpüşü, sonra yerden kalkışı, bir şeyi başarışı, birine aşık oluşu, birini sevişi, dünyayı her koşulda tiye alışı ve yarınlar yokmuş gibi keyfini alarak yaşayışı bu 4 hafta içerisinde olup bitecektir.

peki siz bu kadar kısa bir ömürle, kışın gelmeyeceğini biliyor olsanız, modern bir köle gibi çalışır mıydınız?

öte yandan bahçelerimizde gördüğümüz sıradan karıncaların ömrü ise 15 yılı bulabiliyor. 15 yıl he? 15 koca kış demek bu. şimdi başlasan anca zulalarsın darıyı, buğdayı evine...

burada bize verilen mesaj bu olmamalıydı. tıpkı ne zaman doğduğumuzu anımsayamamamız gibi, öleceğimiz zamanı da bilemiyoruz. bu acziyete sahip olduğumuz için yarınlara çıkacağımız garantiymiş gibi dünya malına çok fazla tamah ediyoruz. gözümüzün önündeki güzellikleri kaçırıyoruz böyle hep. tabii ki demiyorum ki sürekli gezelim eğlenelim, sek sek sekelim, bade süzelim... her şeyi dolu dolu yaşayıp, bir yandan kendimizi geliştirmeli ve heybemize tecrübeler katmalıyız. bu ince dengeyi sağlamaktır önemli olan, hırs yapmak ya da gamsız olmak değil.
devamını gör...

heyt ulen!!! radyo madyo açmışız dost düşman çatlatır olmuşuz. hızlı giden bazı atlar da düşmüş elenmiş. aya da gidiyoruz, 2021 yeni başlıyor galiba.

ilik gibi sözlük yemin ediyorum.

iko artık bi nazar boncuğu şart gibi.

playlist de yılan yemin ediyorum. emmi vayhhavslar filan.
devamını gör...

sözlük yazarları neden oy kullanırken cimri davranıyor ?
devamını gör...

serçeler, doğanın neşesi, minicik kalplerdir.
bir günleri de olmasın mı diye düşünülmüş.
bu gün bulunmuş.
bugün ve bu günün bilinci ile yaşadığımız her günde,
sokakta bile her an karşımıza çıkabilip, tatlı ötüşü ile içimizi açan serçelerin, yaşam alanlarına özen gösterelim.
ağaçlar onların olsun, onlar şakısın, biz dinleyelim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

m.bianet.org/bianet/yasam/1...
devamını gör...

bu yapıldı kardeş. biraz daha yaratıcı olmanı öneririm.

t: bir yazar hezeyanı.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim