bir tweet görseli bırak
ilgili tweet ispanya'dan turkiye'ye orman yanginlarini sondurmek icin gonderilmis personel tarafindan atildi. tercumesi de şu sekildeymis; "madem ki kardeş olarak geldik dünyaya, önde veya arkada değil; gidelim el ele, yan yana" william shakespeare...
kotu giden her seye ragmen guzel insanlarin varligi insanin umudunu yesertiyor be sozluk. iyi ki varlar, hep var olsunlar...
kotu giden her seye ragmen guzel insanlarin varligi insanin umudunu yesertiyor be sozluk. iyi ki varlar, hep var olsunlar...
devamını gör...
tartolet
özel bir hamurla hazırlanan, içine krema ve çeşitli meyveler eklenerek servis edilen yiyecektir.
devamını gör...
iskenderiye feneri
mö 280'de ıı.* ptolemaios tarafından, liman girişindeki pharos adası üzerine yapılmıştır. 110 metre yüksekliğindeki bu fener üç katlı ve her katta hafifçe içeri doğru meyilli yükselen duvarları varmış. bina planında en alt kat kare, orta kat altıgen, üst kat silindirik biçimdeymiş. geniş, sarmal biçimde bir merdivenle katlarda ulaşım sağlanır ve üst kattaki fenerin ateşi geceleri sürekli açık tutulurmuş. ortaçağda araplar bu ateş yakılan yere küçük bir ibadet bölümü yapmışlar.
ms 955 yılında fırtınalar ve depremlerden dolayı gövdesi büyük hasar görmüş. 12. yüzyıl içinde fenerin ayakta olduğu biliniyormuş. sonraki yıllarda depremler nedeniyle kalan kısımları da yıkılmış. 1477 yılında taşları kale inşa etmek için kullanılmış. 1994'te faros adası etrafında yapılan su altı araştırmalarında ıı. ptolemaios'a ait olduğu düşünülen dev bir firavun heykeli bulunmuş.
yabancı kaynaklarda lighthouse of alexandria ve pharos* of alexandria olarak geçer. çeşitli çizimleri mevcut, bu isimlerle aratarak inceleyebilirsiniz.
ms 955 yılında fırtınalar ve depremlerden dolayı gövdesi büyük hasar görmüş. 12. yüzyıl içinde fenerin ayakta olduğu biliniyormuş. sonraki yıllarda depremler nedeniyle kalan kısımları da yıkılmış. 1477 yılında taşları kale inşa etmek için kullanılmış. 1994'te faros adası etrafında yapılan su altı araştırmalarında ıı. ptolemaios'a ait olduğu düşünülen dev bir firavun heykeli bulunmuş.
yabancı kaynaklarda lighthouse of alexandria ve pharos* of alexandria olarak geçer. çeşitli çizimleri mevcut, bu isimlerle aratarak inceleyebilirsiniz.
devamını gör...
bir sözlük yazarına aşık olmak
anonim ortamların, insanları, meraka ve gözde büyütmeye yöneltebilen ortamlar olmasıyla alakalı bir olay olduğunu düşünüyorum. merak dediğin şey hayranlığa giden yollardan biri. hormonlar arşa çıkar bu merak edilene ulaşma isteğiyle. hele bir de duygusal açlığın varsa tutulursun.
sozluk ortamlarinda takilip da sosyal medyaya eskisi gibi bakmadığını belirten kişilerin yazılarını okumuşluğum var. sebebi gizemin bagimlilik yapici etkisi, bir ekranın icinde binlerce insan konusuyor ve cogu da birbirini tanimiyor. bu enteresan bir olay degil mi?
işin ucunda bir çuval patates de bulabilirsin.
sozluk ortamlarinda takilip da sosyal medyaya eskisi gibi bakmadığını belirten kişilerin yazılarını okumuşluğum var. sebebi gizemin bagimlilik yapici etkisi, bir ekranın icinde binlerce insan konusuyor ve cogu da birbirini tanimiyor. bu enteresan bir olay degil mi?
işin ucunda bir çuval patates de bulabilirsin.
devamını gör...
anneliğin kutsallaştırılması
herkesin kutsalı olmayabilir.
kutsalımdır. benim yarı tanrı’mdır. allah biliyor. allah’a sarılamadığım gibi ona da sarılamıyorum. allahtan şefkat beklediğim gibi onun da şefkatini arıyorum bu âlemde olmasa da. ve bazen ben de tanrılığa soyunuyorum onu yeniden yaratabilmek için. buna da allah şahit.
kutsalımdır. benim yarı tanrı’mdır. allah biliyor. allah’a sarılamadığım gibi ona da sarılamıyorum. allahtan şefkat beklediğim gibi onun da şefkatini arıyorum bu âlemde olmasa da. ve bazen ben de tanrılığa soyunuyorum onu yeniden yaratabilmek için. buna da allah şahit.
devamını gör...
sezenler olmuş
yeni türkü'nün 2012 yılında çıkardığı şimdi ve sonra albümünden çok iyi bir parça.
"türkü olmuşsun, umudummuşsun."
"türkü olmuşsun, umudummuşsun."
devamını gör...
taçsız kral
rahmetli metin oktay'ın lakabı ve aynı zamanda da izmir'den çıkıp istanbul'a gelen başarılı bir futbolcunun hikayesinin anlatıldığı ve kendisinin oynayıp kendi hayat hikayesinden kesitlerin anlatıldığı 1965 yapımı atıf yılmaz imzalı filmin adı.
senaryosunu diğer bir usta olan safa önal tarafından senaryosu kaleme alınan film, futbolun unutulmaz efsane isimlerinden metin oktay'ın kendi hayatını oynadığı bir biyografik yapım. diğer rollerde gönül yazar, ajda pekkan, erol taş gibi oyuncuların da yer aldığı film, efsane futbolcunun izmir'den galatasaray'da gol krallığına ve italya' ya uzanan yolculuğundan bir yeşilçam melodramı ortaya çıkarıyor.
senaryosunu diğer bir usta olan safa önal tarafından senaryosu kaleme alınan film, futbolun unutulmaz efsane isimlerinden metin oktay'ın kendi hayatını oynadığı bir biyografik yapım. diğer rollerde gönül yazar, ajda pekkan, erol taş gibi oyuncuların da yer aldığı film, efsane futbolcunun izmir'den galatasaray'da gol krallığına ve italya' ya uzanan yolculuğundan bir yeşilçam melodramı ortaya çıkarıyor.
devamını gör...
the walking dead
daha 2.sezonunu yeni bitirebildiğim uzun metrajlı bir dizidir. gerilim, aksiyon ve korku dolu sahneleriyle âdeta insanın heyecanını doruk noktasına ulaştırıyor.
açıkçası bazı yerlerde duygusallaştığım da oldu diyebilirim. ne yazık ki, ölüm kimin başına gelecek, ne zaman gelecek bilinmez. sevdiklerimizin değerini bir kez daha anladığımız ve onlarla geçen bir saniyenin bile ne kadar önemli olduğunu hissettiğimiz bir dizidir.
dizinin konusu ise; dünya genelinde insanların beynin bir kısmında hastalık olarak ortaya çıkan ve tüm dünyayı etkisi altına alarak, herkesi ölüm- kalım savaşına sürükleyen ve aynı zamanda aynı adla çizgi romandan uyarlanan bir gerilim - aksiyon dizisidir. sadece insanların zombilerle savaşından ibaret olmayan, yer yer duygusal sahnelerle de yüzümüzü düşüren ve sevdiklerinin de hayata karşı nasıl bir amaç içinde kalacakları anlatılır.
eğer gerçekten böyle bir durum bizim yaşadığımız dünyada da meydana gelirse, birçok ölümün olacağı kaçınılmaz.
ilk başlarda zombileri öldürmek ne kadar korkutucu olsa da, dizi ilerledikçe karakterler bununla yüzleşmeye alışıyorlar ve öldürdükçe de insani duyguları - merhametleri, yardımseverlikleri, hoşgörüleri - azalıyor. bunu izledikçe görebilirsiniz.
son olarak dizide geçen insanlığımızı ve hayatımızı sorgulatacak replikleri sizin için bırakıyorum.
eski hayatımız yok olmuş olabilir. ama insanlığımızı kaybetmek, bizim seçimimizdir.
her zaman umut vardır. belki sende yok, belki burada yok ama birilerinde, bir yerde mutlaka var.
insanlar değişir, kurallar da...
keşke her şeyin sonu iyi olacak diyebilseydim sana… olmayacak. ama şu anı iyi kılabiliriz.
açıkçası bazı yerlerde duygusallaştığım da oldu diyebilirim. ne yazık ki, ölüm kimin başına gelecek, ne zaman gelecek bilinmez. sevdiklerimizin değerini bir kez daha anladığımız ve onlarla geçen bir saniyenin bile ne kadar önemli olduğunu hissettiğimiz bir dizidir.
dizinin konusu ise; dünya genelinde insanların beynin bir kısmında hastalık olarak ortaya çıkan ve tüm dünyayı etkisi altına alarak, herkesi ölüm- kalım savaşına sürükleyen ve aynı zamanda aynı adla çizgi romandan uyarlanan bir gerilim - aksiyon dizisidir. sadece insanların zombilerle savaşından ibaret olmayan, yer yer duygusal sahnelerle de yüzümüzü düşüren ve sevdiklerinin de hayata karşı nasıl bir amaç içinde kalacakları anlatılır.
eğer gerçekten böyle bir durum bizim yaşadığımız dünyada da meydana gelirse, birçok ölümün olacağı kaçınılmaz.
ilk başlarda zombileri öldürmek ne kadar korkutucu olsa da, dizi ilerledikçe karakterler bununla yüzleşmeye alışıyorlar ve öldürdükçe de insani duyguları - merhametleri, yardımseverlikleri, hoşgörüleri - azalıyor. bunu izledikçe görebilirsiniz.
son olarak dizide geçen insanlığımızı ve hayatımızı sorgulatacak replikleri sizin için bırakıyorum.
eski hayatımız yok olmuş olabilir. ama insanlığımızı kaybetmek, bizim seçimimizdir.
her zaman umut vardır. belki sende yok, belki burada yok ama birilerinde, bir yerde mutlaka var.
insanlar değişir, kurallar da...
keşke her şeyin sonu iyi olacak diyebilseydim sana… olmayacak. ama şu anı iyi kılabiliriz.
devamını gör...
meksika mutfağı
eğer ülserden muzdaripseniz, yaklaşmanızı pek tavsiye etmeceğim mutfak. acılı ve baharatlı lezzetleri ile tanınır.
devamını gör...
kadına şiddete hayır da erkeğe evet mi sorunsalı
her şey, herkes için geçerli tabii ki. ama ülkede kadına şiddet oldukça fazla olduğu için ve çoğunluğu da ceza almadığı için ona dikkat çekmeye çalışıyor insanlar. bir kadının döverek öldürdüğü bir erkek görmedim hiç. ha ama evet bir erkeğin döverek öldürdüğü erkek vardır. şiddetin her türlüsü kötüdür. asla hiçbir şey için çözüm değildir.
devamını gör...
ekmeğin 2.5 tl olması
2,5 lira olmasa da yakında küçüle küçüle hap şeklinde satılacak.
devamını gör...
sevgiliyle ayrı müzik zevklerine sahip olmak
farklılıklar ilişkiye çeşitlilik kazandırsa da ortak noktada buluşmak bana her zaman daha çekici gelmiştir. çok müzik dinleyen ve dinlediği müzikten keyif alan biri olduğum için sevgilimle ortak bir müzik zevkine sahip olmak benim için önemli.
dinlediğim şarkıları çoğu zaman duygularımı ifade etmekte bir araç olarak görüyorum. ortak zevklere sahip olduğum biriyle aynı şarkıyı dinlerken benzer duyguları paylaştığımızı bilmek anlaşıldığımı hissettiriyor bu yüzden. seviyorum bu hissi.
dinlediğim şarkıları çoğu zaman duygularımı ifade etmekte bir araç olarak görüyorum. ortak zevklere sahip olduğum biriyle aynı şarkıyı dinlerken benzer duyguları paylaştığımızı bilmek anlaşıldığımı hissettiriyor bu yüzden. seviyorum bu hissi.
devamını gör...
bim sözlük olsa alınabilecek nickler
devamını gör...
november (fim)
2017 estonya yapımı rainer sarnet'e ait siyah beyaz ve gotik tarzda çekilmiş fantastik/korku filmi.
film eston yazar andrus kivirahk’ın aynı adlı romanından uyarlanmış.
film veba, yoksulluk, pagan inancı ve hıristiyanlığın henüz yayılmaya başladığı avrupa 'da geçiyor. yani benim tahminim o yönde. masalsı görüntülere ve insanı zorlayan metaforik, şiirsel bir dile sahip . estonya mitolojisinde de yer alan krattlar çok enteresan mesela.
benim gibi meraklısı olmayan biri için bile izlemeye değer güzel film.
film eston yazar andrus kivirahk’ın aynı adlı romanından uyarlanmış.
film veba, yoksulluk, pagan inancı ve hıristiyanlığın henüz yayılmaya başladığı avrupa 'da geçiyor. yani benim tahminim o yönde. masalsı görüntülere ve insanı zorlayan metaforik, şiirsel bir dile sahip . estonya mitolojisinde de yer alan krattlar çok enteresan mesela.
benim gibi meraklısı olmayan biri için bile izlemeye değer güzel film.
devamını gör...
tırtılın başkalaşım geçirerek kelebek olup uçması
kesinlikle. lakin tüm tırtıllar kelebeğe dönüşemez;
yalnızca hayal kurma, biyologların imaginary call dediği, genlerine sahip olan tırtıllar ölüme direnerek dönüşüm geçirmeye başlarlar. biraz daha başa sararsak, bu süreç kabataslak şöyle açıklanabilir:
tırtıllar, yaşamlarının sonuna doğru yaklaşırken gördükleri her şeyi yemeye başlarlar. ben tırtılların bu özelliğini, "diyete girmeden önce son kuralsız yemeğini" yiyen insanlara benzetiyorum. belki de tırtıllar da, hayatın tadına son kez, esaslı bir biçimde bakmak için böyle yapıyorlardır. kim bilir?
etrafındaki her şeyi yemesinin bir sonucu olarak, tırtılın minik bedeni artık kocamandır ve hareket edememeye başlar. bu noktada tırtıl, yaşamının sonuna geldiğini hissettiğinden bir dalda baş aşağı olacak biçimde kendisini aşağı sarkıtır.
hayalci hücre genlerine sahip olmayan tırtıllar ne yazık ki başkalaşım gerçekleştiremez ve ölür.
hayalci hücrelere sahip olan tırtıllar ise, inanılmaz bir mucize ve ölüme karşı bir direniş ile, dönüşüm geçirmeye başlarlar. bu hücreler tırtılın kendi, ana hücrelerinden tamamen farklıdır ve farklı frekansta titreşim yaparlar. tırtılın kendi benliğindeki öz hücreleri ise, bu "hayalci hücreleri" düşman sanıp, saldırmaya başlar. hayalci hücreler direnmeye başladıkları andan itibaren, çoğalarak büyürler. aslında bu noktada da insanlar ile benzer çok yanımız var. biz de mücadele ettikçe daha da güçleniyoruz. mesela: #1143045
hayalci hücreler, hayallerine karşı inançları (?) sayesinde dönüşüme devam ederler ve 15 günlük gerçekten mucizevi bir süreç başlar. bu sürecin sonunda ölmek üzere olan tırtıl, artık yeni bir beden ile yeni bir canlıya dönüşmüştür. artık kelebektir.
bana bu olay biraz da sophokles'ın şu sözünü anımsatıyor:
"doğabilir, uğurlu ve iyi sonuçlar; en felaketli olaylardan."
yalnızca hayal kurma, biyologların imaginary call dediği, genlerine sahip olan tırtıllar ölüme direnerek dönüşüm geçirmeye başlarlar. biraz daha başa sararsak, bu süreç kabataslak şöyle açıklanabilir:
tırtıllar, yaşamlarının sonuna doğru yaklaşırken gördükleri her şeyi yemeye başlarlar. ben tırtılların bu özelliğini, "diyete girmeden önce son kuralsız yemeğini" yiyen insanlara benzetiyorum. belki de tırtıllar da, hayatın tadına son kez, esaslı bir biçimde bakmak için böyle yapıyorlardır. kim bilir?
etrafındaki her şeyi yemesinin bir sonucu olarak, tırtılın minik bedeni artık kocamandır ve hareket edememeye başlar. bu noktada tırtıl, yaşamının sonuna geldiğini hissettiğinden bir dalda baş aşağı olacak biçimde kendisini aşağı sarkıtır.
hayalci hücre genlerine sahip olmayan tırtıllar ne yazık ki başkalaşım gerçekleştiremez ve ölür.
hayalci hücrelere sahip olan tırtıllar ise, inanılmaz bir mucize ve ölüme karşı bir direniş ile, dönüşüm geçirmeye başlarlar. bu hücreler tırtılın kendi, ana hücrelerinden tamamen farklıdır ve farklı frekansta titreşim yaparlar. tırtılın kendi benliğindeki öz hücreleri ise, bu "hayalci hücreleri" düşman sanıp, saldırmaya başlar. hayalci hücreler direnmeye başladıkları andan itibaren, çoğalarak büyürler. aslında bu noktada da insanlar ile benzer çok yanımız var. biz de mücadele ettikçe daha da güçleniyoruz. mesela: #1143045
hayalci hücreler, hayallerine karşı inançları (?) sayesinde dönüşüme devam ederler ve 15 günlük gerçekten mucizevi bir süreç başlar. bu sürecin sonunda ölmek üzere olan tırtıl, artık yeni bir beden ile yeni bir canlıya dönüşmüştür. artık kelebektir.
bana bu olay biraz da sophokles'ın şu sözünü anımsatıyor:
"doğabilir, uğurlu ve iyi sonuçlar; en felaketli olaylardan."
devamını gör...
sözlüğün en sevilen yazarı
en sevdiğim yok ama sevdiklerim var. isim isim yazmama gerek yok sonuçta kalp kalbe karşıdır diye düşünüyorum.
devamını gör...



