nickaltına yazılınca mutlu olan yazar
valla kimse bana ben tanımlardan etkilenmiyorum, yazılmasını beklemiyorum ve istemiyorum demesin. herkes sevilmeyi ve taktir edilmeyi ister. şahsen benimkine yazılanları her mutsuz olduğumda açar okurum ama hemen biter az olduğundan orası ayrı bir mesele yinede yazıldığında da dünyalar benim oluyor.
devamını gör...
kadın ve erkeğin arkadaş olması
annesinden yeterli sevgiyi gören her erkek kadınlarla arkadaşlık kurabilir. bunun aksi durumda er kişi kişilik olarak annesine benzeyen her kadına kolayca bağlanabilir.
oğlan çocuklarının hayatlarında bazı travmatik anlar vardır: bazı insanların pipisi olmadığını öğrendiği an, annesinin sevgisi-güvenliği için babasıyla rekabet etmesi gerektiğine inandığı an, annesinin memelerinden o henüz hazır değilken koparıldığı an, annesinin şiddet gördüğü ve onun gücünün bunu durdurmaya yetmediği an ... gibi gibi
anneler genellikle sütten kesilince çocuğun memeyle bağını kopartıyor ve artık memeler mahrem bir nesne oluveriyor. bu durum ilerde çocuğun memelere karşı cinsel arzular beslemesine, her gördüğü kıvrımlı-yuvarlak şekli memelere benzetmeye kadar gidiyor. bazı afrika yerli kabilelerinde kadınlar memelerini örtmüyor. bu durum kabile içerisinde her hangi bir kargaşaya sebep olmuyor. çünkü erkekliğe geçiş ritüelleri var. bu ritüeller çocuğu anneden kopmaya mental olarak hazır hale getiriyor. bizdeki sünnet düğünleri ise çocuğa "travma" yaratıyor. niçin penisinden bir parça koparıldığını kimse ona açıklayamıyor. "erkek oldun" diyorlar çocuğa ama çocuk sonra öğreniyor ki bu toplumda "tam" bir erkek olmanın tek yolu evlenip çocuk doğurtmak.
cinsel kimlikler üzerine bilinçli bir toplumda ise böyle saçma inançlar yok. evlilik nasıl en son noktada "erkeklik" ve "kadınlık" ispatı oluyor ki? oluyor çünkü yasalara göre sadece erkek ile kadın evlilik yapabilir. işte bu durum sorgulayan toplumlarda "eşitsizlik" olarak görüldüğü için "eşcinsel evlilikler" meselesi ortaya atılıyor.
kadın ve erkek arkadaş olabilir ancak kimseye "kadın" ve "erkek" olduklarını ispatlamak zorunda olmadıklarının farkındaysa böle bir arkadaşlık mümkün. aksi halde bu çifte, arkadaşları sürekli "ya iyi geçiniyorsunuz evlensenize" diye baskı yapar. çünkü toplum buna hazırdır, toplumlar klişe sever.; kalıp sever; örüntüler sever.
komedi programlarına bakın, hepsi klişeler üzerine. tiplemeler klişe: yöresel tipler ve şiveler, aldatılan erkek/kadın, yalan söyleyen çocuklar/yetişkinler, sarhoş tipi, meslek gruplarına özgü klişe şakalar vs.
gerçekten bu toplum komik falan değil. klişelerle yaşıyoruz ve klişeleri seviyoruz. bu da bizim eleştirme ve sorgulama yeteneğimiz olmadığını gösterir. bu yüzden de zeka testinde türkiye'de yaşayan bu milletin ortalama iq puanı işaret dili öğrenmiş bir gorilden biraz fazla. daha cringe bir durum olamaz bu halk için.
oğlan çocuklarının hayatlarında bazı travmatik anlar vardır: bazı insanların pipisi olmadığını öğrendiği an, annesinin sevgisi-güvenliği için babasıyla rekabet etmesi gerektiğine inandığı an, annesinin memelerinden o henüz hazır değilken koparıldığı an, annesinin şiddet gördüğü ve onun gücünün bunu durdurmaya yetmediği an ... gibi gibi
anneler genellikle sütten kesilince çocuğun memeyle bağını kopartıyor ve artık memeler mahrem bir nesne oluveriyor. bu durum ilerde çocuğun memelere karşı cinsel arzular beslemesine, her gördüğü kıvrımlı-yuvarlak şekli memelere benzetmeye kadar gidiyor. bazı afrika yerli kabilelerinde kadınlar memelerini örtmüyor. bu durum kabile içerisinde her hangi bir kargaşaya sebep olmuyor. çünkü erkekliğe geçiş ritüelleri var. bu ritüeller çocuğu anneden kopmaya mental olarak hazır hale getiriyor. bizdeki sünnet düğünleri ise çocuğa "travma" yaratıyor. niçin penisinden bir parça koparıldığını kimse ona açıklayamıyor. "erkek oldun" diyorlar çocuğa ama çocuk sonra öğreniyor ki bu toplumda "tam" bir erkek olmanın tek yolu evlenip çocuk doğurtmak.
cinsel kimlikler üzerine bilinçli bir toplumda ise böyle saçma inançlar yok. evlilik nasıl en son noktada "erkeklik" ve "kadınlık" ispatı oluyor ki? oluyor çünkü yasalara göre sadece erkek ile kadın evlilik yapabilir. işte bu durum sorgulayan toplumlarda "eşitsizlik" olarak görüldüğü için "eşcinsel evlilikler" meselesi ortaya atılıyor.
kadın ve erkek arkadaş olabilir ancak kimseye "kadın" ve "erkek" olduklarını ispatlamak zorunda olmadıklarının farkındaysa böle bir arkadaşlık mümkün. aksi halde bu çifte, arkadaşları sürekli "ya iyi geçiniyorsunuz evlensenize" diye baskı yapar. çünkü toplum buna hazırdır, toplumlar klişe sever.; kalıp sever; örüntüler sever.
komedi programlarına bakın, hepsi klişeler üzerine. tiplemeler klişe: yöresel tipler ve şiveler, aldatılan erkek/kadın, yalan söyleyen çocuklar/yetişkinler, sarhoş tipi, meslek gruplarına özgü klişe şakalar vs.
gerçekten bu toplum komik falan değil. klişelerle yaşıyoruz ve klişeleri seviyoruz. bu da bizim eleştirme ve sorgulama yeteneğimiz olmadığını gösterir. bu yüzden de zeka testinde türkiye'de yaşayan bu milletin ortalama iq puanı işaret dili öğrenmiş bir gorilden biraz fazla. daha cringe bir durum olamaz bu halk için.
devamını gör...
türk olmayan herkes sınır dışı olmalı
geçici korunan statüsündeki suriye vatandaşlarıyla diğer mülteci ve ülkeye kaçak giriş yapanların deport edilmesi istemi.bu şekilde toptan,âni bir deport hukuka ,ahlâka ve insan haklarına aykırıdır.ırkçılık yapmak niyetiyle söylenmiyorsa lafzen ırkçılık içeren bir cümle değildir.keza modern hukuk devletlerinin mevzuatlarında ve hukuk terminolojilerinde bolca "xxx olmayanlar...." ibaresi bulunmaktadır.
türk kelimesinin anayasal tanımı için;
(bkz: anayasa'nın 66.maddesi)
1 yıl sonra gelen ek tanım : tanımla alakalı gelen bir kaç mesaj üzerine yazma gerekliliği hasıl oldu.
toplu ve ani deportlar söz konusu olduğunda, idare ve yetkililer ne kadar ihtimamla davranırsa davransın istenmeyen trajik olaylar vukuu bulabilmektedir. ancak aynı kalabalıkları ülkeye aniden ve kontrolsüz doldurmak da bir o kadar hukuk dışıdır. yurttaşın hakkını hukukunu hiçe saymaktır. salt ideolojik veya dini saiklerle, bilim ve hukuk dışı, adeta keyfim ve politik / dini duruşum öyle emretti ben de aldım dercesine ülkeye alınan bunca ilkel kalabalık, toplumun sinir uçlarına zaten dokunmaktadır. tez zamanda memleket, bu " sessiz istila" dan kurtarılmalıdır. ancak işini iyi bilen, ülkesini tarih ve uluslararası hukuk önünde mahcup etmeden bu işi yapabilecek iradelerle bu iş yapılmalıdır. sorun, iktidar sahiplerinin bile isteye düştüğü kepazeliğe düşülmeden halledilmedilir.
ermeni tehciriyle bu yazdıklarımı aynı kategoride değerlendirip kıyaslayan yazar arkadaşlara ise tavsiyem muhakeme yeteneklerini artırmaya çalışmaları olacaktır. sakin olun, komik duruma düşmeyin, bilmediğiniz mevzulara sazanın ağa atladığı gibi atlamayın. ermeni tehciri dönemsel okunması gereken, koşulları ve konjonktürü bambaşka bir mevzudur. uzunca yazmaya lüzum da yok, mahlasımdan bu konuda ne görüşte olduğum az çok bilinebilir.
gazi atatürk 'ün de dediği gibi: "dünya kamuoyu, ermeni ahalisinin tehciri hususunda almaya mecbur kaldığımız karar için bize karşı haklı bir ithamda bulunamaz”
türk kelimesinin anayasal tanımı için;
(bkz: anayasa'nın 66.maddesi)
1 yıl sonra gelen ek tanım : tanımla alakalı gelen bir kaç mesaj üzerine yazma gerekliliği hasıl oldu.
toplu ve ani deportlar söz konusu olduğunda, idare ve yetkililer ne kadar ihtimamla davranırsa davransın istenmeyen trajik olaylar vukuu bulabilmektedir. ancak aynı kalabalıkları ülkeye aniden ve kontrolsüz doldurmak da bir o kadar hukuk dışıdır. yurttaşın hakkını hukukunu hiçe saymaktır. salt ideolojik veya dini saiklerle, bilim ve hukuk dışı, adeta keyfim ve politik / dini duruşum öyle emretti ben de aldım dercesine ülkeye alınan bunca ilkel kalabalık, toplumun sinir uçlarına zaten dokunmaktadır. tez zamanda memleket, bu " sessiz istila" dan kurtarılmalıdır. ancak işini iyi bilen, ülkesini tarih ve uluslararası hukuk önünde mahcup etmeden bu işi yapabilecek iradelerle bu iş yapılmalıdır. sorun, iktidar sahiplerinin bile isteye düştüğü kepazeliğe düşülmeden halledilmedilir.
ermeni tehciriyle bu yazdıklarımı aynı kategoride değerlendirip kıyaslayan yazar arkadaşlara ise tavsiyem muhakeme yeteneklerini artırmaya çalışmaları olacaktır. sakin olun, komik duruma düşmeyin, bilmediğiniz mevzulara sazanın ağa atladığı gibi atlamayın. ermeni tehciri dönemsel okunması gereken, koşulları ve konjonktürü bambaşka bir mevzudur. uzunca yazmaya lüzum da yok, mahlasımdan bu konuda ne görüşte olduğum az çok bilinebilir.
gazi atatürk 'ün de dediği gibi: "dünya kamuoyu, ermeni ahalisinin tehciri hususunda almaya mecbur kaldığımız karar için bize karşı haklı bir ithamda bulunamaz”
devamını gör...
zeki insanların hapislerde çürümesi
walter bishop'ı yıllarca hapse tıkan massive dynamic, bize neler yapmaz.
devamını gör...
yazarların keşke yapmasaydım dediği şeyler
keşke hiç evlenmeseydim..
devamını gör...
sözlükte kalp kırmak
arada sırada olabilecek şeylerdir.
arkadaşlar bir toplulukta kavga, dövüş, küfür, kıyamet olabilir. önemli olan bunları en aza indirmek.
kaç bin kişi yazı yazıyor burada. kalp kırmalar normal. önemli olan kırdığın kalbi onarmaya çalışmak. neyse çok duygusal oldu.
arkadaşlar bir toplulukta kavga, dövüş, küfür, kıyamet olabilir. önemli olan bunları en aza indirmek.
kaç bin kişi yazı yazıyor burada. kalp kırmalar normal. önemli olan kırdığın kalbi onarmaya çalışmak. neyse çok duygusal oldu.
devamını gör...
the office
9 sezondan oluşan efsane sitcom dizisidir.
dizinin yapımcısı ve fikir babalarından olan ricky gervais'in baş rolünü üstlendiği ingiliz yapımı the office dizisinden uyarlanmıştır.
steve carell, rainn wilson, john krasinski, jenna fischer, b.j. novak dizide rol alırken dizinin yapımcılığını ricky gervais, stephen merchant ve greg daniels üstlenmiştir.
konusu dunder miffin adındaki bir kağıt şirketinin scranton şubesinde yaşananları anlatır.
birbirinden ilginç karakterlere sahip olan bu dizi hemen hemen her sitcom severin en sevdiği dizilerden birisidir. hatta yüzde doksanının en sevdiği dizidir.
sebebi ise karakterlerin kusursuz yaratılmamış olmasıdır. ben en azından bu olayını çok seviyorum. karakterler uyuz, yalaka ve gıcıktır. yani normal insanlardır. hepimiz gibiler.
michael scott tüm zamanların yaratılmış en iyi karakterlerinden birisidir. onu tarif edecek kelimeler yok. müthiş birisi.
dwight schrute. dünyanın en garip insanı. gülmekten ağlatan sahneleri oldu. yemin ederim şaka yapmıyorum. bu karakteri bir insan nasıl yazar anlamıyorum. muhteşem.
jim halpert. kendisini çok yakışıklı ve çok sempatik olduğu için sevmiyorum. kıskanıyorum herifi. çok cool.
pam beesly. yine en sevdiğim önemli karakterlerden birisidir.
ryan howard. kendisinden nefret ediyorum. bu yüzden başarılı bir kişi kendisi.
andy bernard. yine garip manyağın tekidir. severim kendisini.
dizinin en sevdiğim taraflarından birisi ise konuların çekinilmeden harcanılması. bölüm başlarında rahatlıkla bir bölüm çıkabilecek konuları harcıyorlar. nefis bir şey. çok komik kısımları harcamaktan çekinmiyorlar çünkü ellerinde bol bol konu var. yaratıcı bir ekip.
diğer tarafı ise dwight ile micheal scott arasındaki garip ilişki. bu iki uyuz insanı izlemek acayip bir şey.
yine başka kısmı dizide bulunan dostluk ilişkileri. birbirilerine garip şakalar yapıyorlar ama birbirlerini seviyorlar. birbirlerine bağlılar. jim ve dwight örneği.
diğer tarafı ise dizinin umurunda olmayan bir üslubu olması. her şeyle dalga geçebiliyorlar. umurlarında değil. her şeyle dalga geçiyorlar. sınır yok. bence mizah dediğimiz olay tam olarak böyle olmalı.
diğer güzel taraf ise samimi olması. seyirciye ofisin içindeymiş gibi hissettirmesi. 9 sezon boyunca oralarda dolaşan bir stajyer gibi hissettim kendimi. kameraya atılan bakışlar çok mutlu etti. zaten dizinin amacı da bu.
dizi 2005 ile 2013 yılları arasında yayınlanmıştır. altın küre ve emmy ödülüne sahiptir.
türkiye'de yayın hakları amazon primedadır. sadece the office için bile amazon prime üyesi olunur. bunu daha önce defalarca dedim yine diyorum. arada sırada açıyorum bir bölüm keyfim yerine geliyor.
toplam 201 bölümden oluşan harika bir dizi. hala fırsat bulamamış herkese şiddetle tavsiye ederim.
not: daha önce izleyip beğenmemiş olabilirsiniz tekrar şans verin. aynısını yaşadım çünkü.
ayrıca bitince depresyona girebilirsiniz. ben girdim çünkü oradan biliyorum.
dizinin yapımcısı ve fikir babalarından olan ricky gervais'in baş rolünü üstlendiği ingiliz yapımı the office dizisinden uyarlanmıştır.
steve carell, rainn wilson, john krasinski, jenna fischer, b.j. novak dizide rol alırken dizinin yapımcılığını ricky gervais, stephen merchant ve greg daniels üstlenmiştir.
konusu dunder miffin adındaki bir kağıt şirketinin scranton şubesinde yaşananları anlatır.
birbirinden ilginç karakterlere sahip olan bu dizi hemen hemen her sitcom severin en sevdiği dizilerden birisidir. hatta yüzde doksanının en sevdiği dizidir.
sebebi ise karakterlerin kusursuz yaratılmamış olmasıdır. ben en azından bu olayını çok seviyorum. karakterler uyuz, yalaka ve gıcıktır. yani normal insanlardır. hepimiz gibiler.
michael scott tüm zamanların yaratılmış en iyi karakterlerinden birisidir. onu tarif edecek kelimeler yok. müthiş birisi.
dwight schrute. dünyanın en garip insanı. gülmekten ağlatan sahneleri oldu. yemin ederim şaka yapmıyorum. bu karakteri bir insan nasıl yazar anlamıyorum. muhteşem.
jim halpert. kendisini çok yakışıklı ve çok sempatik olduğu için sevmiyorum. kıskanıyorum herifi. çok cool.
pam beesly. yine en sevdiğim önemli karakterlerden birisidir.
ryan howard. kendisinden nefret ediyorum. bu yüzden başarılı bir kişi kendisi.
andy bernard. yine garip manyağın tekidir. severim kendisini.
dizinin en sevdiğim taraflarından birisi ise konuların çekinilmeden harcanılması. bölüm başlarında rahatlıkla bir bölüm çıkabilecek konuları harcıyorlar. nefis bir şey. çok komik kısımları harcamaktan çekinmiyorlar çünkü ellerinde bol bol konu var. yaratıcı bir ekip.
diğer tarafı ise dwight ile micheal scott arasındaki garip ilişki. bu iki uyuz insanı izlemek acayip bir şey.
yine başka kısmı dizide bulunan dostluk ilişkileri. birbirilerine garip şakalar yapıyorlar ama birbirlerini seviyorlar. birbirlerine bağlılar. jim ve dwight örneği.
diğer tarafı ise dizinin umurunda olmayan bir üslubu olması. her şeyle dalga geçebiliyorlar. umurlarında değil. her şeyle dalga geçiyorlar. sınır yok. bence mizah dediğimiz olay tam olarak böyle olmalı.
diğer güzel taraf ise samimi olması. seyirciye ofisin içindeymiş gibi hissettirmesi. 9 sezon boyunca oralarda dolaşan bir stajyer gibi hissettim kendimi. kameraya atılan bakışlar çok mutlu etti. zaten dizinin amacı da bu.
dizi 2005 ile 2013 yılları arasında yayınlanmıştır. altın küre ve emmy ödülüne sahiptir.
türkiye'de yayın hakları amazon primedadır. sadece the office için bile amazon prime üyesi olunur. bunu daha önce defalarca dedim yine diyorum. arada sırada açıyorum bir bölüm keyfim yerine geliyor.
toplam 201 bölümden oluşan harika bir dizi. hala fırsat bulamamış herkese şiddetle tavsiye ederim.
not: daha önce izleyip beğenmemiş olabilirsiniz tekrar şans verin. aynısını yaşadım çünkü.
ayrıca bitince depresyona girebilirsiniz. ben girdim çünkü oradan biliyorum.
devamını gör...
ursula k. le guin
(bkz: mülksüzler)'in yazarı.
devamını gör...
aldatmak
kaybetmekten korkup kandırmaya çalışmaktır. fakat kandırmak kaybetmenin en büyük sebeplerinden biridir.
devamını gör...
2500 yıllık mumyaya tecavüz edilmesi
o saatte orda ne işi varmış denilesi mumyadır.
devamını gör...
hiç yapılmadığı için gurur duyulan şeyler
sigarayı dudağıma bile sürmedim. ne kadar sürdürebilirim bilmiyorum ama gururlandırıcı.
devamını gör...
iz bırakan kitap cümleleri
"islam, şam ın yeşil köşkünde, bağdat ın 1001 gece masallarını andıran hilafet saraylarında değildir.
islam, medine de kerpiçten yapılmış fakir ali (as) nin evinin olduğu muhittedir."
(fatıma fatıma dır.)
ali şeriati.
islam, medine de kerpiçten yapılmış fakir ali (as) nin evinin olduğu muhittedir."
(fatıma fatıma dır.)
ali şeriati.
devamını gör...
sen kimsin lan çıkışına verilebilecek en etkili yanıt
ben genelkurmay cumhur başkanı başbakanınızım.
buradan
buradan
devamını gör...
sizi neden işe alalım sorusu
duyulması en sinir bozucu, en rahatsız eden sorulardan biridir. sonuçta çalışan iş ilanını okumuş, bir şekilde uygun olduğuna inanmış ve başvurmuştur. iş görüşmesi sırasında da bu kişinin o pozisyona gerçekten uygun olup olmadığı zaten iyi bir insan kaynakları çalışanı tarafından rahatça anlaşılabilmeli, süreç o şekilde organize edilip o şekilde işlemeli.
işverenler ve insan kaynakları açısından baktığımızda ise bu soru sizinle ilgili birkaç farklı şey öğrenmek için sorulabilir. birincisi, sizi görüştükleri diğer adaylardan neyin ayırdığını bilmek isterler. başka bir deyişle, sizi özellikle diğer görüşülen kişilerden daha fazla işe alırlarsa ne kazanırlar, bunu anlamak isterler. aynı zamanda, bu soruyu zor durumlarla nasıl başa çıktığınızı görmek için de sorabilirler çünkü bu soru adayları şaşırtma potansiyeline sahiptir. bir iş için neden en iyi kişi olduğunuzu alçakgönüllü ve düşünceli bir şekilde açıklamak zor olabilir.
sorunun cevabını iyi bir şekilde vermek için görüşmeden önce muhakkak iş tanımını iyice araştırmanız, şirket hakkında minik bir çalışma yapmanız ve sonrasında tecrübelerinizi ve başarılarınızı bu ikisine bir şekilde bağlamanız gerekiyor. burada da biraz yaratıcılık biraz deneyim devreye giriyor. çok alakasız iki iş arasında bile bağlantı kurmak sizin elinizde, o yüzden iş görüşmelerinde 'bu alanda hiç çalışmadım, deneyimim yok' demek yerine bunu daha yapıcı bir şekilde açıklamak önemli. mesela, 'direkt olarak bu alanda çalışmamış olsam da şu iş/staj/eğitim tecrübemde bu alanla ortak olan şu işleri yaptım' tarzı açıklamalar size her zaman artı puan kazandırır.
kaynak
işverenler ve insan kaynakları açısından baktığımızda ise bu soru sizinle ilgili birkaç farklı şey öğrenmek için sorulabilir. birincisi, sizi görüştükleri diğer adaylardan neyin ayırdığını bilmek isterler. başka bir deyişle, sizi özellikle diğer görüşülen kişilerden daha fazla işe alırlarsa ne kazanırlar, bunu anlamak isterler. aynı zamanda, bu soruyu zor durumlarla nasıl başa çıktığınızı görmek için de sorabilirler çünkü bu soru adayları şaşırtma potansiyeline sahiptir. bir iş için neden en iyi kişi olduğunuzu alçakgönüllü ve düşünceli bir şekilde açıklamak zor olabilir.
sorunun cevabını iyi bir şekilde vermek için görüşmeden önce muhakkak iş tanımını iyice araştırmanız, şirket hakkında minik bir çalışma yapmanız ve sonrasında tecrübelerinizi ve başarılarınızı bu ikisine bir şekilde bağlamanız gerekiyor. burada da biraz yaratıcılık biraz deneyim devreye giriyor. çok alakasız iki iş arasında bile bağlantı kurmak sizin elinizde, o yüzden iş görüşmelerinde 'bu alanda hiç çalışmadım, deneyimim yok' demek yerine bunu daha yapıcı bir şekilde açıklamak önemli. mesela, 'direkt olarak bu alanda çalışmamış olsam da şu iş/staj/eğitim tecrübemde bu alanla ortak olan şu işleri yaptım' tarzı açıklamalar size her zaman artı puan kazandırır.
kaynak
devamını gör...
leyla erbil
ahmed arif'e suskun' u,
"bin yıl, bahar içre ömrünü sürsün,
seni doğuran ana." dizelerini,
"kendine iyi bak, bir daha hiçbir ana doğurmaz seni. bir daha hiçbir cihan bulamaz seni."
"insandan mahrum bir cehennem karanlığında, nasıl da bulduk birbirimizi..."
"ben ki 29 yaşındayım. ama binlerce yıldır seni arıyor, hasretini çekiyorum."
"yaz, sever misin, kızar mısın, küfür mü edersin, neylersen eyle ama bana yaz. beni yıkacağından falan korkma ve beni korkutma. bana yazmayacaksın da kimlere yazacaksın."
"gözlerinden, burnunun üst dudağına düşen fark edilmez gölgesinden öperim canım."
satırlarını yazdıran şair ve yazar. onunla tanışıklığım ahmed arif ve tezer özlü'nün kendisine yazdığı mektuplardan ibaret şimdilik. bugün ölüm yıl dönümüymüş. sadece, vefalı davranıp iki büyük ismin ölümsüzleşmesine katkıda bulunduğu için bile saygıyla anılması gereken kadın.
"bin yıl, bahar içre ömrünü sürsün,
seni doğuran ana." dizelerini,
"kendine iyi bak, bir daha hiçbir ana doğurmaz seni. bir daha hiçbir cihan bulamaz seni."
"insandan mahrum bir cehennem karanlığında, nasıl da bulduk birbirimizi..."
"ben ki 29 yaşındayım. ama binlerce yıldır seni arıyor, hasretini çekiyorum."
"yaz, sever misin, kızar mısın, küfür mü edersin, neylersen eyle ama bana yaz. beni yıkacağından falan korkma ve beni korkutma. bana yazmayacaksın da kimlere yazacaksın."
"gözlerinden, burnunun üst dudağına düşen fark edilmez gölgesinden öperim canım."
satırlarını yazdıran şair ve yazar. onunla tanışıklığım ahmed arif ve tezer özlü'nün kendisine yazdığı mektuplardan ibaret şimdilik. bugün ölüm yıl dönümüymüş. sadece, vefalı davranıp iki büyük ismin ölümsüzleşmesine katkıda bulunduğu için bile saygıyla anılması gereken kadın.
devamını gör...
gece modu kullanan sözlük yazarları
(bkz: gece modu kullanan sözlük yazarları)
(bkz: kafa sözlük’ü gece modunda kullanmak)
aramaya inansak çok iyi işler başaracağız aslında..
edit: başlık taşınmış. haydaa. benim tanım yazdığım başlık "sözlükte karanlık mod kullanan yazar" şeklinde idi.
(bkz: kafa sözlük’ü gece modunda kullanmak)
aramaya inansak çok iyi işler başaracağız aslında..
edit: başlık taşınmış. haydaa. benim tanım yazdığım başlık "sözlükte karanlık mod kullanan yazar" şeklinde idi.
devamını gör...
rte'nin 2021'i şahlanış senesine döndüreceğiz açıklaması
at şahlandığında sıkı tutunmazsanız attan düşersiniz. kolu kanadı olmayan bu halka 2021 şahlanış senesi olacak derseniz akıbetini ancak deliler bilmez. hadi bakalım dört nala. deh.
devamını gör...
28 temmuz 2021 türkiye orman yangınları
eş zamanlı çıkan ve ciğer yakan görüntülere sahip yangılardır. marmaris, mersin ve manavgat’taki yangınların kontrol altına almanın zor olduğu söyleniyor. helikopterle müdahale edilmeye çalışılan yerlerde de helikopterin bıraktığı su tazyikli olmadığı için su buharlaşıp çok bir işe yaramıyormuş. yazarken ellerim titriyor resmen. *
ekleme (30 temmuz, 11:35): toplam 71 yangından 57’si kontrol altına alınmış ama manavgat cayır cayır yanıyor hala, manavgat diye bir yer kalmadı kalmadı. bir sürü can yandı. * bir şeyler olsun artık lütfen.
ekleme (30 temmuz, 11:35): toplam 71 yangından 57’si kontrol altına alınmış ama manavgat cayır cayır yanıyor hala, manavgat diye bir yer kalmadı kalmadı. bir sürü can yandı. * bir şeyler olsun artık lütfen.
devamını gör...




