squid game
son zamanlarda izlediğim en iyi işlerden birisi. hatta büyük ihtimalle en iyisi.
koreliler gelse al şu bilmem kaç won parayı bizim diziyi öv dese ancak bu kadar övebilirim. harika lan harika.
şimdi ben bir insan olarak bir şeyler izlemeyi ve tüketmeyi çok severim. çerezlik dizilerde izlerim, entelektüel abilerin yarım saat üzerine düşündüğü filmlerde izlerim.
bir kaç diziyi aynı anda izlerken kardeşimi bir dizi izlerken gördüm. sokağa çıktım kaç saat sonra geri geldim hala aynı diziyi izliyor. çocuk bir günde diziyi bitirdi ve abi ne olur izle çok iyi dedi. lan velet dedim yürü git birkaç diziyi aynı anda takip ediyorum sonra izlerim dedim. yok dedi ne olur izle dedi dayanamadım bir bölüm açtım ve sonrası aktı gitti. ne izledim lan ben dedim. çok sürükleyici çok müthiş bir iş olmuş.
dizinin yönetmenini veya oyuncularını burada yazmayacağım. genelde yazarım ama bu sefer yazmayacağım yazan arkadaşlar olmuşlar bir an önce diziyi övmek istiyorum.
şimdi dizinin konusu acun ılıcalı tarzı bir abinin fakir ve borcu olan insanları bir yere toplayıp oyun oynatması. bütün fakirleri ve geçim sıkıntısı yaşayan insanları bir araya getirip oyun oynatıyor. onlara bir şans veriyor.
dizi başlıyor ilk 15 dakika klasik bir kore işi gibi ilerliyor. mahalleler, geçim sıkıntısı yaşayan insanlar tanıtılıyor. kore'nin içinde bulunduğu durumu rahat şekilde anlıyorsunuz. artık her şey tamam konuyu size yedirdikten sonra dizi başlıyor. bu insanların kaybedecek bir şeylerinin kalmayışı sizi oyuna inandırıyor.
izlerken çok fena keyif aldım bunun sebebi korelilerin, türk milletine benzemeleri. her anlamda bize benziyorlar. fakirlik anlamında bile bize benziyorlar.
dizide bol bol her insanın anlayacağı göndermeler yapılıyor. toplumsal sorunlar, kapitalist sistem falan derken bildiğimiz şeyler deyip kahroluyorsunuz ve izlemeye devam ediyorsunuz.
dizide kullanılan mekanlar, kostümler, müzikler, oyuncular hepsi mükemmel. özellikle mekanlar ve kostümler çok hoşuma gitti. yaratılan dünya çok başarılı ve merak ettirici.
dizi her seyirciye hitap etmeyecektir. mesela takıntılı insanlar varlar onlar bu diziyi sevmeyecekler. dizide bir sürü mantık dışı hareket ve olay oluyor ama bunları takmayan biriyseniz çok eğlenceli hale geliyor. ben takmıyorum şahsen. dedektif gibi bir şeyler izlerken mantıksızlık aramaya çalışanlardan değilim.
spoiler olan kısımlara geçmeden önce şunu söyleyeceğim. kesinlikle izlenmesi gereken harika bir dizi. ilk bölümü açın izleyin sonra gerisi gelecek.
dizinin bazı bölümleri dizinin gelişimi için mesajlar veriyordu bazı bölümleri ise dram içeriyordu. bazı bölümler haliyle dünyayı tanıtırken bazı bölümler yeter bu kadar tanıdığın artık kan vakti diyordu ve gerilim ile kanın bol olduğu bölümler izliyorduk. 6. bölüm ise tam anlamıyla içinde bulunduğumuz acımasız dünyayla ilgili tespitler ve gözlemlerden oluşuyordu. insan denen canlının zor durumlarda nasıl tepkiler verdiğini, kötü yaşamların insanlara neler yaptırdığı gibi konular müthiş gözlemlenmiş ve seyirciye aktarılmış.
oyunun en iyi niyetli ve en saf karakterli kişisi pakistanlı ali maalesef saflığı yüzünden kazanacağı oyunu kaybediyor. yaşaması için bir sebep kalmamış kız dostumuz kendini feda ediyor ve ölüyor. kalbi temiz olarak tanıdığımız dizinin başrol oyuncusu abimiz ise yaşlı bir amcayı kandırıyor. müthiş bir bölümdü ağladım ağladım durmadan ağladım.
dizinin son bölümü ve son sahneleri bence olmamıştı. küfür edeceğim şimdi. ulan adamlar hayvani bir organizasyon kurmuşlar. leblebi gibi adam öldürüyorlar. bin uçağa defol git. gerizekalı herif ne yapacaksın kocaman sistemi sen mi çökerteceksin. saf abim benim.
yaşlı amca kısmında ise harbiden acayip ters köşe oldum. bence yaşlı amca küçükken zor bir çocukluk geçirmiş ve oynayamadığı oyunları oynamak istemiş. kendisinin dediği gibi oyunları oynamak izlemekten daha keyifli.
ayrıca yukarıda bahsetmiştim pek böyle şeylere takılmam. mantıksızları görmem falan diyorum ama polis çocuğun şarjı nasıl bitmiyor ya. nasıl bitmiyor. iphone bide. o şarjın bitmemesi imkansız yahu. ulan bir sahneye telefonu şarj ettiği kısım falan ekleseydiniz. neyse izlediğim en iyi dizilerden biriydi. şimdilik. final kısmı devam edecekmiş gibi bitti. netflix bu dizinin ekmeğini çatır çutur yer. dizinin tadı kaçana kadar çekerler. yetmez aynı evrende geçen başka dizi çekerler.
koreliler gelse al şu bilmem kaç won parayı bizim diziyi öv dese ancak bu kadar övebilirim. harika lan harika.
şimdi ben bir insan olarak bir şeyler izlemeyi ve tüketmeyi çok severim. çerezlik dizilerde izlerim, entelektüel abilerin yarım saat üzerine düşündüğü filmlerde izlerim.
bir kaç diziyi aynı anda izlerken kardeşimi bir dizi izlerken gördüm. sokağa çıktım kaç saat sonra geri geldim hala aynı diziyi izliyor. çocuk bir günde diziyi bitirdi ve abi ne olur izle çok iyi dedi. lan velet dedim yürü git birkaç diziyi aynı anda takip ediyorum sonra izlerim dedim. yok dedi ne olur izle dedi dayanamadım bir bölüm açtım ve sonrası aktı gitti. ne izledim lan ben dedim. çok sürükleyici çok müthiş bir iş olmuş.
dizinin yönetmenini veya oyuncularını burada yazmayacağım. genelde yazarım ama bu sefer yazmayacağım yazan arkadaşlar olmuşlar bir an önce diziyi övmek istiyorum.
şimdi dizinin konusu acun ılıcalı tarzı bir abinin fakir ve borcu olan insanları bir yere toplayıp oyun oynatması. bütün fakirleri ve geçim sıkıntısı yaşayan insanları bir araya getirip oyun oynatıyor. onlara bir şans veriyor.
dizi başlıyor ilk 15 dakika klasik bir kore işi gibi ilerliyor. mahalleler, geçim sıkıntısı yaşayan insanlar tanıtılıyor. kore'nin içinde bulunduğu durumu rahat şekilde anlıyorsunuz. artık her şey tamam konuyu size yedirdikten sonra dizi başlıyor. bu insanların kaybedecek bir şeylerinin kalmayışı sizi oyuna inandırıyor.
izlerken çok fena keyif aldım bunun sebebi korelilerin, türk milletine benzemeleri. her anlamda bize benziyorlar. fakirlik anlamında bile bize benziyorlar.
dizide bol bol her insanın anlayacağı göndermeler yapılıyor. toplumsal sorunlar, kapitalist sistem falan derken bildiğimiz şeyler deyip kahroluyorsunuz ve izlemeye devam ediyorsunuz.
dizide kullanılan mekanlar, kostümler, müzikler, oyuncular hepsi mükemmel. özellikle mekanlar ve kostümler çok hoşuma gitti. yaratılan dünya çok başarılı ve merak ettirici.
dizi her seyirciye hitap etmeyecektir. mesela takıntılı insanlar varlar onlar bu diziyi sevmeyecekler. dizide bir sürü mantık dışı hareket ve olay oluyor ama bunları takmayan biriyseniz çok eğlenceli hale geliyor. ben takmıyorum şahsen. dedektif gibi bir şeyler izlerken mantıksızlık aramaya çalışanlardan değilim.
spoiler olan kısımlara geçmeden önce şunu söyleyeceğim. kesinlikle izlenmesi gereken harika bir dizi. ilk bölümü açın izleyin sonra gerisi gelecek.
dizinin bazı bölümleri dizinin gelişimi için mesajlar veriyordu bazı bölümleri ise dram içeriyordu. bazı bölümler haliyle dünyayı tanıtırken bazı bölümler yeter bu kadar tanıdığın artık kan vakti diyordu ve gerilim ile kanın bol olduğu bölümler izliyorduk. 6. bölüm ise tam anlamıyla içinde bulunduğumuz acımasız dünyayla ilgili tespitler ve gözlemlerden oluşuyordu. insan denen canlının zor durumlarda nasıl tepkiler verdiğini, kötü yaşamların insanlara neler yaptırdığı gibi konular müthiş gözlemlenmiş ve seyirciye aktarılmış.
oyunun en iyi niyetli ve en saf karakterli kişisi pakistanlı ali maalesef saflığı yüzünden kazanacağı oyunu kaybediyor. yaşaması için bir sebep kalmamış kız dostumuz kendini feda ediyor ve ölüyor. kalbi temiz olarak tanıdığımız dizinin başrol oyuncusu abimiz ise yaşlı bir amcayı kandırıyor. müthiş bir bölümdü ağladım ağladım durmadan ağladım.
dizinin son bölümü ve son sahneleri bence olmamıştı. küfür edeceğim şimdi. ulan adamlar hayvani bir organizasyon kurmuşlar. leblebi gibi adam öldürüyorlar. bin uçağa defol git. gerizekalı herif ne yapacaksın kocaman sistemi sen mi çökerteceksin. saf abim benim.
yaşlı amca kısmında ise harbiden acayip ters köşe oldum. bence yaşlı amca küçükken zor bir çocukluk geçirmiş ve oynayamadığı oyunları oynamak istemiş. kendisinin dediği gibi oyunları oynamak izlemekten daha keyifli.
ayrıca yukarıda bahsetmiştim pek böyle şeylere takılmam. mantıksızları görmem falan diyorum ama polis çocuğun şarjı nasıl bitmiyor ya. nasıl bitmiyor. iphone bide. o şarjın bitmemesi imkansız yahu. ulan bir sahneye telefonu şarj ettiği kısım falan ekleseydiniz. neyse izlediğim en iyi dizilerden biriydi. şimdilik. final kısmı devam edecekmiş gibi bitti. netflix bu dizinin ekmeğini çatır çutur yer. dizinin tadı kaçana kadar çekerler. yetmez aynı evrende geçen başka dizi çekerler.
devamını gör...
tıp fakültesinde okumak
benim hayalimdi ve hayalimi yaşıyorum. bazen deli ediyor bazen tekrar hayran bırakıyor ama beni hep mutlu ediyor. heyacan veriyor, umut veriyor. heleki lab dersleri için hasteneden önlükle geçince o yüzünüzde oluşan ifade paha biçilmez. ve aileniz benim oğlum/kızım doktor olacak gururu size bütün yorgunluğunuzu unutturuyor. hayali hekim olmak olan yoldaşlarım başkanısının acısı sizin elleriniz dinderecek, o eller size dua edecek. yılmayın,koşun. çok güzel be
devamını gör...
ankara savaşı
osmanlıların yönetim anlayışını temelinden değiştirmiş türk tarihinde yapılan önemli savaşlardan biridir. savaşın sonrası kadar savaşa giden süreç de ilgi çekicidir. yıldırım bayezid cesurdur ancak savaş sanatı konusunda timur öndedir. aralarındaki rekabet yıldırımın esareti ile son bulmuştur.

savaş öncesi mektuplaşmadan bir örnek

esir düşen yıldırımın resmedilmesi

savaş öncesi mektuplaşmadan bir örnek

esir düşen yıldırımın resmedilmesi
devamını gör...
uzun yeleli kedi çocuk
benim yine takık olduğum ve bütün kitaplarını okuduğum pek sevgili ve kafası biraz farklı çalışan* israilli yazar etgar keret’in can çocuktan çıkan kitabı. bu sefer çevirmen koltuğunda ise keret'in bütün kitaplarını türkçeleştiren avi pardo yerine öbürküler, benim adım feridun, olduğu kadar güzeldik gibi kitapları ile tanıdığımız yazar mahir ünsal eriş’i görüyoruz.
bu kitaba çocuk kitabı demek ne kadar doğru bilmiyorum çünkü aslında sanki daha çok ebeveynler, özellikle de uzun yeleli kediçocuk babaları için yazılmış gibi geldi bana*.
oğlu ile daha fazla zaman geçirmeye çalışan iyi niyetli ama çok yoğun bir iş adamı olan babamız bir gün gelen telefon araması sonucunda oğlunu hayvanat bahçesinde tek başına bırakarak gider. oğlan çocuğumuz mutsuz görünen hayvanların bulunduğu kafesler arasında birkaç tur ve iki sosisliden sonra kendisini oldukça yorgun hisseder ama bütün banklar mutlu aileler tarafından işgal edilmiştir. sonunda kapısı açık, oldukça sakin ve huzurlu görünen boş bir kafes bulduğunda, önündeki boş levhaya uzun yeleli kediçocuk yazar ve içeri girip biraz uzanır. uyandığında ise tam olarak gökyüzünde süzülen dev bir uçan gemidedir!

şimdiye kadar kırk fil, yedi kaplan ve yarı kör bir balinayı hayvanat bahçelerinden kaçırıp özgürleştiren habakuk, uzun yeleli kediçocuğu gördüğünde onun mutsuz göründüğünü ve özgürleştirilmesi gerektiğini anlamıştır. aynı zamanda hayvanların neleri sevdikleri, neleri yapmaktan hoşlanmadıkları gibi bilgilerle dolu detaylı defterler de tutmaktadır ancak çok nadir bir tür olan uzun yeleli kediçocuklarla ilgili hiçbir bilgiye sahip değildir.
bu yüzden uzun yeleli kediçocuğumuz habakuk’a bildiği her şeyi anlatır.

aviel basil tarafından resimlenen bu tatlış hikaye güzel bir babalar günü hediyesi olabilir. eh uzun yeleli bir kediçocuk yetiştiriyorsanız bir ebeveyn rehberine kimse hayır demez sanırım*.
bu kitaba çocuk kitabı demek ne kadar doğru bilmiyorum çünkü aslında sanki daha çok ebeveynler, özellikle de uzun yeleli kediçocuk babaları için yazılmış gibi geldi bana*.
oğlu ile daha fazla zaman geçirmeye çalışan iyi niyetli ama çok yoğun bir iş adamı olan babamız bir gün gelen telefon araması sonucunda oğlunu hayvanat bahçesinde tek başına bırakarak gider. oğlan çocuğumuz mutsuz görünen hayvanların bulunduğu kafesler arasında birkaç tur ve iki sosisliden sonra kendisini oldukça yorgun hisseder ama bütün banklar mutlu aileler tarafından işgal edilmiştir. sonunda kapısı açık, oldukça sakin ve huzurlu görünen boş bir kafes bulduğunda, önündeki boş levhaya uzun yeleli kediçocuk yazar ve içeri girip biraz uzanır. uyandığında ise tam olarak gökyüzünde süzülen dev bir uçan gemidedir!

şimdiye kadar kırk fil, yedi kaplan ve yarı kör bir balinayı hayvanat bahçelerinden kaçırıp özgürleştiren habakuk, uzun yeleli kediçocuğu gördüğünde onun mutsuz göründüğünü ve özgürleştirilmesi gerektiğini anlamıştır. aynı zamanda hayvanların neleri sevdikleri, neleri yapmaktan hoşlanmadıkları gibi bilgilerle dolu detaylı defterler de tutmaktadır ancak çok nadir bir tür olan uzun yeleli kediçocuklarla ilgili hiçbir bilgiye sahip değildir.
bu yüzden uzun yeleli kediçocuğumuz habakuk’a bildiği her şeyi anlatır.

aviel basil tarafından resimlenen bu tatlış hikaye güzel bir babalar günü hediyesi olabilir. eh uzun yeleli bir kediçocuk yetiştiriyorsanız bir ebeveyn rehberine kimse hayır demez sanırım*.
devamını gör...
bahçeli'nin yurt bulamayan öğrencilere terörist demesi
tam hali "devlet bahçeli'nin, yurt bulamayıp da dışarda kalan öğrencilere 'terörist' demesi" olacaktı lakin yine bir karakter sınırına takıldım.
bahçeli: "yurt diyerek banklarda yatmak da neyin nesidir? bu reziller terör örgütü bağlantılıdır. bunlar genç veya öğrenci değil, ajan provokatörlerdir. kopuklar, kaçaklar, çapulcular öğrenci falan değil düpedüz şehir eşkıyasıdır."
büyük ortaktan sonra küçük ortak da öğrencileri "terörist" ilan etmiş. bu güruha göre kendileri gibi düşünmeyen ve karşıt görüşteki herkes, çıkarlarına karşı gelebilecek olanlar dahi terörist. sayın bahçeli, tarih sizi çok kötü anacak ve bunu gayet iyi biliyorsunuz. menfaat ve çıkarlarınızı ülkenin ve ülke insanının önünde tutuyorsunuz.
tanım : emekli olup torun sevmesi gerekecek yaşta olup da menfaat ve çıkarları gereği akp'nin yanında yer alarak adeta bir "yedek lastik" görevi gören parti genel başkanının trajikomik söylemi.
kaynak 1
kaynak 2
bahçeli: "yurt diyerek banklarda yatmak da neyin nesidir? bu reziller terör örgütü bağlantılıdır. bunlar genç veya öğrenci değil, ajan provokatörlerdir. kopuklar, kaçaklar, çapulcular öğrenci falan değil düpedüz şehir eşkıyasıdır."
büyük ortaktan sonra küçük ortak da öğrencileri "terörist" ilan etmiş. bu güruha göre kendileri gibi düşünmeyen ve karşıt görüşteki herkes, çıkarlarına karşı gelebilecek olanlar dahi terörist. sayın bahçeli, tarih sizi çok kötü anacak ve bunu gayet iyi biliyorsunuz. menfaat ve çıkarlarınızı ülkenin ve ülke insanının önünde tutuyorsunuz.
tanım : emekli olup torun sevmesi gerekecek yaşta olup da menfaat ve çıkarları gereği akp'nin yanında yer alarak adeta bir "yedek lastik" görevi gören parti genel başkanının trajikomik söylemi.
kaynak 1
kaynak 2
devamını gör...
selectra
kendisi mükemmel bir antidepresandir, yan etkisi neredeyse hiç yok ayrıca. yalnız duzenli kullanımda etki ediyor ama.
ayrıca selectra öyle kafayı güzel falan yapan ilaçlardan da değildir, düzenli kullanımda insanı binevi hissizleştirir, kafanız rahat olur.*
ayrıca selectra öyle kafayı güzel falan yapan ilaçlardan da değildir, düzenli kullanımda insanı binevi hissizleştirir, kafanız rahat olur.*
devamını gör...
jeff bezos'un amazon ceo'luğunu bırakması
bazen bir son yeni bir baslangici olusturur. jeff bezos'ta benim gibi dusunenlerden...oncelikle bu abimizin ceo'luktan azad olmasi amazon'dan elini ayagini cektigi anlamina gelmesin, cunku amazon'da ciddi bir hisseye sahip dolayisiyla hala sirket icerisinde soz sahibi. peki neden birakti? cunku gozunu tipki elon musk gibi uzay ve uzay turizmine cevirdi/mis. bu amacla spacex'e rakip bizzat kendisinin kurdugu sirketi (bkz: blue origin) bile bulunmakta. amaci bu sirkete daha cok zaman ayirip, uzay turizmine acılmak. elon musk'la bu alanda ortaklasa isler bile yapacagi soyleniyor ama bakalim...
daha fazla bilgi icin
daha fazla bilgi icin
devamını gör...
itiraf ediyorum o şarkıyı ben de dinledim
sayın kuzguncuktaki vişne ukdesi;
başlık formata uygun mu bilmiyorum. genelde cümle türü başlıklar da açmadığımdan, hatam varsa affola.
hepimizin bazı minnak,ufak sırları olabiliyor böyle. dışarda hayli entel görünürken kahtalı mıçı dinleyenemiz vardır; kimileri de dışardan ibo dinler deriz ama mozart da dinleyebilir mesela. hatta bazı filozoflarımız gizli gizli ismail yk’dan , allah senin belanı versin şarkısını bile dinleyebilirler*.
burada önyargıları yıkıp, bir nevi grup terapisi eşliğinde kendimizle ve alışkanlıklarımızla yüzleşiyoruz. itiraf edip, rahatlıyoruz*.
ben başlıyorum. ismail yk’dan ‘bombabomba.com’. itiraf ettim rahatladım.
başlık formata uygun mu bilmiyorum. genelde cümle türü başlıklar da açmadığımdan, hatam varsa affola.
hepimizin bazı minnak,ufak sırları olabiliyor böyle. dışarda hayli entel görünürken kahtalı mıçı dinleyenemiz vardır; kimileri de dışardan ibo dinler deriz ama mozart da dinleyebilir mesela. hatta bazı filozoflarımız gizli gizli ismail yk’dan , allah senin belanı versin şarkısını bile dinleyebilirler*.
burada önyargıları yıkıp, bir nevi grup terapisi eşliğinde kendimizle ve alışkanlıklarımızla yüzleşiyoruz. itiraf edip, rahatlıyoruz*.
ben başlıyorum. ismail yk’dan ‘bombabomba.com’. itiraf ettim rahatladım.
devamını gör...
dizi tarihinin en zeki karakteri
sherlock holmes yazanı dövüyorlar mı?
devamını gör...
memento mori
rivayet odur ki; roma imparatoru marcus aurelius, savaştan zaferle çıkıp halk arasında zafer turu atarken kulağına bu cümleyi fısıldasın diye bir kölesini görevlendirmişti.
"memento mori, respice postte! hominem te esse memento." / " ölümü unutma. arkana bak! sadece bir insan olduğunu hatırla."
başka bir rivayetle devam eder hikaye; aynı köle bir yandan da imparatorun başının üzerinde ölümü simgeleyen bir defne çelengi tutar.
sanatın da özellikle orta çağ resminin de ana temalarından biridir bu. insanı son bir dansa götüren iskelet figürü ölümün kaçınılmaz olduğunu, tarafsız olduğunu, eşitlikçi olduğunu betimler. burada “danse macabre” / "ölüm dansı" kavramı devreye giriyor. kompozisyonlarda, ölümün dans ederken dahi, yani her zaman ve her yerde gelip bizi bulabileceğine ithafen, kraldan çocuğa, köleden efendiye kadar her kesimden insan, koluna girmiş bir iskelet ile birlikte betimlenir.


rönesans'a geldiğimizde, ölümün hatırlatılması ya da unutulmaması diyelim, daha çok natürmortlarda zemin buluyor. bu tür resimlere vanitas diyoruz, yani memento moriyi, hayatın faniliğini yüzümüze vuran kuru kafa dışında kum saati, kılıç, sürahi/bardak, mum, çalgı ve haritalardan kompoze edilmiş natürmortlar. bu nesnelerin seçilmelerinin şöyle bir nedeni var; zenginlik de, zevk de fani, aslolan ölümün kendisidir.
vanitas, latince bir kelime, ‘kibir’ anlamındaki "vanity" sözcüğünden türetilmiş.


kaynak
kaynak
"memento mori, respice postte! hominem te esse memento." / " ölümü unutma. arkana bak! sadece bir insan olduğunu hatırla."
başka bir rivayetle devam eder hikaye; aynı köle bir yandan da imparatorun başının üzerinde ölümü simgeleyen bir defne çelengi tutar.
sanatın da özellikle orta çağ resminin de ana temalarından biridir bu. insanı son bir dansa götüren iskelet figürü ölümün kaçınılmaz olduğunu, tarafsız olduğunu, eşitlikçi olduğunu betimler. burada “danse macabre” / "ölüm dansı" kavramı devreye giriyor. kompozisyonlarda, ölümün dans ederken dahi, yani her zaman ve her yerde gelip bizi bulabileceğine ithafen, kraldan çocuğa, köleden efendiye kadar her kesimden insan, koluna girmiş bir iskelet ile birlikte betimlenir.


rönesans'a geldiğimizde, ölümün hatırlatılması ya da unutulmaması diyelim, daha çok natürmortlarda zemin buluyor. bu tür resimlere vanitas diyoruz, yani memento moriyi, hayatın faniliğini yüzümüze vuran kuru kafa dışında kum saati, kılıç, sürahi/bardak, mum, çalgı ve haritalardan kompoze edilmiş natürmortlar. bu nesnelerin seçilmelerinin şöyle bir nedeni var; zenginlik de, zevk de fani, aslolan ölümün kendisidir.
vanitas, latince bir kelime, ‘kibir’ anlamındaki "vanity" sözcüğünden türetilmiş.


kaynak
kaynak
devamını gör...
chp'li öğrencilerinin notlarını kıran lise öğretmeni
hainlik bu ülkede diz boyu.
hani insan hakları? hani kişinin bireysel ifade özgürlüğü?
işte bu ülkeden bu yüzden git gide nefret ediyorum kimse kusura bakmasın.laik bir ülkeden, resmen şeriata dönüş yapıyoruz.
atatürk’ün kurduğu bütün sistem, osmanlı çöküş dönemine dönüştürülüyor.
ah ah böyle insanların kafasına nutuk kitabını fırlatmak istiyorum.
hani insan hakları? hani kişinin bireysel ifade özgürlüğü?
işte bu ülkeden bu yüzden git gide nefret ediyorum kimse kusura bakmasın.laik bir ülkeden, resmen şeriata dönüş yapıyoruz.
atatürk’ün kurduğu bütün sistem, osmanlı çöküş dönemine dönüştürülüyor.
ah ah böyle insanların kafasına nutuk kitabını fırlatmak istiyorum.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin söyleşisi
"benim bir akrabam olamaz, böyle bir şey mümkün değil".
- yoldaş benjamin franklin.
- yoldaş benjamin franklin.
devamını gör...
sevgiliyi kısıtlamak
(bkz: şiddet)
devamını gör...
şeyma subaşı
her ne kadar paraya ulaşma yolu hiç doğru olmasa da hayallerimi yaşıyor. ayrıca merak ettiğim bir şey var. bu kadın eğitimsiz, mesleği yok, zengin bir aileden gelmiyor, fiziği güzel ama kendisi* ortalama biri. o zengin sevgilileri istese ondan 100 kat daha güzel ve donanımlı biriyle beraber olur. bu kadında ne bulduklarını çok merak ediyorum.
devamını gör...
30 mart 2021 dolar kuru
bilgisayar alma hayalimden 1 adım daha uzaklaştıran kur.
ne olacak bu işlerin sonu diye endişelenmiyor değiliz. bilgisayardan bahsetmiyorum tabii ki...
ne olacak bu işlerin sonu diye endişelenmiyor değiliz. bilgisayardan bahsetmiyorum tabii ki...
devamını gör...
kadının adı yok
"kadının adı yok" filmi de olan bir kitaptır efendim. türkiye'nin ilk feminist kadın yazarı duygu asena tarafından yazılmıştır. 1987 de yayınlanmış 1988 de yasaklanmıştır. sonrasında atıf yılmaz tarafından filmi çekilmiştir.
devamını gör...
chandler bing
friends dizisinin sevilen sempatik karakteri. kendisi çok komik ve yakışıklıdır. sitcom severler onu bir ayrı sever.
devamını gör...
çocukken izlenen çizgi filmler
scooby doo
jetgiller
pokemon
taş devri
digimon
garfield
temel reis
müfettiş gadget
şirinler
kaptan mağara adamı
road runner
heidi
bugs bunny
tazmanya canavarı
he man
mickey mouse
hızlı gonzales
atom karınca
ayı yogi
casper
ağaç kakan woody
afacan dennis
ninja kaplumbağalar
red kit
pembe panter
hayalet avcıları
richie rich
donald duck
tom ve jerry
jetgiller
pokemon
taş devri
digimon
garfield
temel reis
müfettiş gadget
şirinler
kaptan mağara adamı
road runner
heidi
bugs bunny
tazmanya canavarı
he man
mickey mouse
hızlı gonzales
atom karınca
ayı yogi
casper
ağaç kakan woody
afacan dennis
ninja kaplumbağalar
red kit
pembe panter
hayalet avcıları
richie rich
donald duck
tom ve jerry
devamını gör...
yazılı olmayan kurallar
dün tanıştığınız kişiye 10 yıllık ahbap muamelesi yapılmaz.
devamını gör...
hayat kalitesini yükselten alışkanlıklar
sosyal medya hesaplarını kapatmak.
devamını gör...