cismin mesafenin bir bölümünü sıçrayarak geçtiğini söyleyen teori. teoriyi öncelikle hişam bin hakem(v.795) kullanmış fakat günümüze gelen haliyle mu'tezile kelâmcılarından olan nazzâm(v. 845) tarafından geliştirilmiştir.

şöyle ki nazzâm, nesnelerin bölünmeyen parçalar(yani atomlar)dan oluştuğu düşüncesini reddetmiştir. o, nesnelerin zihnen bölünebileceğini söylemiştir. böylelikle kelâmcıların çoğunun benimsediği bir nesnenin bir yerdeki bulunuşunun önceki bir bulunuşu ile öncelenmemesi düşüncesini de reddetmiştir. nazzam'a göre, bir cisim zihnen sonsuza kadar bölünebilmekteyse, bu durumda var sayılacak herhangi bir mesafe de sonlu olmayacaktır. o zaman hareketi açıklamak da imkânsızlaşacaktır.

nazzâm'a göre bunu aşmak için mesafenin bir bölümünü cisim sıçrayarak geçmelidir. çünkü cisim hareket sırasında sonsuza kadar bölünebilecek olan parçaları katedemez. o zaman hareket eden şey de mesafenin bir bölümünü sıçrayarak kateder. örneğin iki fare düşünelim. bu fareler kedi yiyen fare olsunlar.* engellerle dolu kısa bir yol var. bu fareler ikisi de bu engelleri aşarak yolu geçip kediye ulaşacaklar. tamam böyle bir örnek vahşet dolu olacak. hadi tamam peynire ulaşacaklar. sonra bir fare engelleri düz bir şekilde geçmek yerine, farklı bir şekilde, mesela üçgen şeklinde hareket ediyor. böylelikle engelleri de kolay aşıyor olsun. diğer fare ise engelleri düz bir şekilde geçsin. hangisi peynire ilk varan olacaktır? tabi ilk fare yani üçgen bir biçimde hareket eden fare, kendine bir taktik belirlemiştir ve buna göre hareket etmiştir. diğeri düz bir şekilde engelleri aşmaya çalışmıştır. buna göre ilk fare çabuk varmıştır. yani ilk fare, bazı engelleri sıçrayarak peynire ulaşmıştır.

kelâmcıların çoğu, bir cisim, ikinci yere gitmeden üçüncüye varamaz diyerek tafra görüşüne karşı çıkmışlardır.
devamını gör...

bu ülkede kadınların tek sorunu kadeh kaldıramamakmış öğrendik. onu da rakı sofrasındaki aydın sanatçı, solcu teyzelerimiz ve amcalarımız günah çıkardıktan sonra kaldırabiliyor çok şükür.

bu ülkenin çok ciddi anlamda kadına yönelik şiddet sorunu var. bunu kabul edelim ve hicbir kadını ötekileştirmeden, artik kimse bu sorunu kariyerine, siyasetine, ürününe reklam malzemesi etmeden ciddi ciddi masaya yatıralım.
devamını gör...

gazetecinin "öldürdüm" dese hiçbir şey olmayacağı gerçeği...
devamını gör...

2002 yılında gösterime girmiş roman polanski filmidir.

film yahudi soykırımı sırasında yahudi bir piyanistin hayatta kalma mücadelesin anlatıyor.
öncelikle izlerken tüylerim diken diken oldu ve çok etkilendim. insan denen canlının bu kadar iğrenç olması canımı çok yaktı.
filmde her şey abartılmadan gerçek bir şekilde anlatılmış. müzikler çok güzel kullanılmış bazı sahnelerde gerilim müzikleri gerçekten hayran bıraktı.
dönemin atmosferi çok güzel yansıtılmış bazı sahnelerde "nasıl çektiniz lan bu sahneyi" deyip durdum.
filmin alt metni çok başarılı ve seyirciye çok güzel aktarılıyor.

ayrıca gerçek bir hikaye gerçek bir piyanistin başından geçenleri izliyoruz.
kesinlikle herkesin izlemesi dersler çıkarması gereken son derece başarılı bir film.
not: bazı sahneler gerçekten insanın canını çok yakıyor ve midesini bulandırıyor film artı 18 ona göre.


filmde anlatılmak istenen mevzu esasen insan. ayrımcılığın saçma bir hareket olması savaşların gereksiz ve vahim olması anlatılıyor. bir yahudi piyano çalabiliyor. bir alman nazi subayı iyi kalpli olabiliyor.
savaşın ortasında kalmış bir yahudi sürekli bir koşuşturma halinde bir sürü olay yaşıyor ama sürekli yaşamaya çalışıyor umutla devam ediyor. hastalanıyor aç kalıyor ama ölmüyor.
insanlar birbirlerini savaşta öldürüyor milletler değişiyor ama zulüm hep aynı kalıyor sürekli yahudi piyanist zulüm görüyor.
filmin bir sahnesinde yere düşen yemeği yiyen bir adam vardı gerçekten o kadar kötü hissettim ki kendimi tarifi yok. yahudi soykırımı bir çok filmde kitapta anlatılmıştır ama bence en gerçeği bu filmdi.
bence insanlığımızın kıymetini bilmemiz için kesinlikle izlenmesi gereken bir film.
mesela bir sahnede karakterimiz küvete giriyor ve duş alıyor işte orada seyirci bir an olsun huzurlu hissediyor. karakterimiz yemek yiyor mutlu oluyorum film boyunca sürekli özgürlüğe kavuşmasının hayalini kuruyor seyirci.
son sahnede alman subayla piyanist arasında olan olaylar gerçekten tebessüm ettirdi güzel bir sahneydi.
bir başka dikkat edilmesi gereken sahne ise piyanistin sokakta ölü taklidi yapmasıydı.


hiç bir canlı bir diğer canlıyı yok etmemeli buna hakkı yok olmamalı.
izleyip üzerine bol bol düşünülmesi gereken büyük bir eser. tavsiye edilir.

resimag.com/p1/00e3e7a10e26.jpeg
devamını gör...

ortaya çıkışı bir nevi yeni olan, etiyle kemiğiyle siyah bir tavuk ırkı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ırk, endonezya'da görülür, oldukça nadirdir. hakkında çok az şey bilinmektedir. renginin siyah olmasının sebebi zamanında asya'da da yayılmış olan bir çeşit gen mutasyonu. ayam endonezya dilinde tavuk demektir, cemani ise tavuğun çıkış yaptığı köyün ismidir. mistik güçleri olduğuna inanılan ırk, yıllardır dini ritüellerde de kullanılmakta. yiyenler de var elbette ama birçok yerde kullanımı uygun görülmüyor. hindistan'daki inek aşkıyla yarışır. yumurtası siyah değildir.

etini yiyenler şanslı sayılıyor ve servete boğulacakları düşünülüyor. değişik. *
devamını gör...

"antibiyotikler ve saatler, ne kadar dakiktirler,

içmesem olmaz."
devamını gör...

modern zaman görgüsüzlüğü.
devamını gör...

18. yüzyılda bir finans kurumu kuran mayer amschel rothschild'in, 5 oğlunu avrupa'nın farklı şehirlerinde görevlendirmesiyle tarih sahnesine çıkan aile. soyadları almancada "kırmızı kalkan" anlamına geliyormuş.

5 oğul farklı bölgelerde çalıştığından, herhangi birinin bulunduğu yerde var olan mali bir sıkıntı diğerlerini etkilemiyormuş. bu nedenle servetleri hiçbir zaman zarar görmemiş. evlilikleri de hep aile içinde gerçekleştiğinden servetleri dışarıya da çıkmamış hiçbir zaman. ancak tabi bir süre sonra bu gelenek bir kenara bırakılmış. yine de evlilikler her zaman zengin ailelerden kız alıp verme şeklinde gerçekleşmiş.

çok zengin olmalarına önemli bir neden olarak şu durum gösterilir: önce 2 ülke arasında çıkacak bir savaşı körüklerler. ardından kardeşlerden biri, ülkelerden birine, diğer kardeş de diğer ülkeye finansal destek sağlar. böylece ülkeler birbirine girdiğinde parayı kazanan her zaman bu aile olur.

bir başka iddia da bitcoin'in bu ailenin başının altından çıktığıdır. yani günün sonunda kazanan yine rothschild ailesidir.

bir de her zaman dillendirilen komplo teorilerine göre aile, rockefeller ailesi ile beraber illuminati adlı örgüte üyedir ve dünyanın maddi gücünün büyük bir kısmını elinde bulunduran sayılı ailelerdendir.

***

osmanlı da bu aileden nasibini almış:
link
devamını gör...

özgüven sahibi olmak değildir itici olan, aşırı büyümüş bir ego, kendini beğenmişlik, ukala ve saygısız tavırlardır. yoksa özgüven faydalıdır, iyidir, severiz.
devamını gör...

bir kaç cümleyle değil ama belki bir görsel ile anlatabilirim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

özür dilerim..
devamını gör...

sultan 2. mahmud döneminde yençeri ocağı lağvedildikten sonra hayata geçirilmiş, şimdiki "genelkurmay başkanlığı"'na karşılık gelen kurumun başındaki kişiye verilmiş olan isim. 1908 yılında harbiye nezareti hayata geçene kadar varlığını devam ettirmiştir.
serasker, protokol sıralamasında sadrazam ve şeyhulislam'dan sonra üçüncü sırada geliyordu.

bilinen ilk serasker rusçuklu ağa hüseyin paşadır.
devamını gör...

nedense ellere önem veriyorum ya. kendi elime de, yok şu nemlendirici yok şu yağ yok şu oje... uğraşır dururum. güzel ellere bayılıyorum. ben ne kadar uğraşsam da istediğim gibi olmuyor.*
edit: ve iltifatlarımı asla esirgemem. bazı insanlar buna alınıyor ama.*
devamını gör...

bermuda sahillerinde, elimde martini bardağımla bir şezlongda uzanmışım. kafamda koca bir hasır şapka, bacak bacak üstüne atmış keyif yapıyorum. hafif, tatlı bir rüzgâr eserken gözlerimi kapatıyorum.

tam o esnada koca bir gürültüyle bir grup çocuk yanımdan koşarak geçiyor ve beni ıslatıyor. güneşten sıcacık olmuş bedenime değen su damlaları anında buharlaşırken bir anlığına ürperiyorum.

ürperiyorum çünkü 2 metre ötemde türk bir aile var, çocuklar da onlarınmış. gürültülerinden, haylazlıklarından anında kafam şişiyor. "burada da mı buldunuz lan beni!" diye, hiç de kibar olmayan bir biçimde söylenerek kalkıp oradan uzaklaşıyorum.

hayalimde bile rahat yok. yazıklar olsun size!
devamını gör...

keşke neden çıktıklarını da eleştirel ve güzel bir dille açıklasalar hem yanlışımı görmüş olurdum. ben şahsen çok çok rahatsız olmadığım sürece çıkmam. herkesin fikri kendine sonuçta.
devamını gör...

sözlüğümüz fonlayan kgb olduğundan sözlük içinde komünizm geçerlidir, sözlüğümüzde herkes birinci nesil olacak kimse kimseye benden önce geldin diye yer vermeyecektir! sonuçta herkesten aynı akbil ücreti alınmakta.
devamını gör...

kutsala saygı duyulmayacaksa hiçbir şeye saygı duyulması mümkün değildir. sayın yazarın gerekçesinden yola çıkarsak insanlara neden saygı duyuyoruz mesela? kime göre neye göre? o bireyin çünkü bir değeri, bir hayatı, bir anlamı, karşılığı ve aklıma gelmeyen çok daha fazlası var. bunlar olmazsa insanlara da saygı göstermezdik belki. kutsal olan şey de insanlar tarafından bir değer atfedilmiş, yüce bir konuma koyulmuş şeyler demektir. insana saygı duyup da insanın yüce atfettiği şeye neden saygı göstermiyorsun? saçmalık değildir, saçmalık ağır da bir ifadedir ayrıca.
devamını gör...

"beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. iyi işleri olan sinek kaydı tıraşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık... sabahın altı buçuğunda bir çalar saatin sesine uyanıp yataktan fırla, giyin, zorla bir şeyler atıştır, sıç, işe, diş fırçala, saç tara. başka birine büyük paralar kazandırmak ve sana tanınan fırsat için müteşekkir olmak için berbat bir trafiğin içine dal. nasıl razı olunur böyle bir yaşama?"

(bkz: charles bukowski)
devamını gör...

binde bir başıma gelen olay.genellikle mesaj atan taraf benim.tabi bu görüldü özelliği beni üzüyor.
devamını gör...

içinde ''doktor'' kelimesi geçen şarklıları paylaştığımız başlıktır.

bedirhan gökçe- doktor bey.


devamını gör...

mihman: misafir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim