olmalıdır evet, yok feminizm yok beden özgürlüğü geçiniz efenim bunları. ben de feministim, ben de maskülistim. ama kişisel bakım şart. öz saygı gereği. ama kimse de çıkıp diyemez ki şunu yapmıyorsun bakımsızsın. bakım denen şeyi kapitalizm öyle büyüttü öyle büyüttü ki kıçını yıkamaktan aciz olanlar gelip millete bakımsız diyebiliyorlar. no make up diyenlerdenim çoğu zaman için, hiç yapmam değil yaparım. ama o maddeleri hayvanlara enjekte ettiklerini duyduğumdan beri daha da almadım malzeme. sanırım bundan sonra da almayacağım.

bakım dediğimiz şey esasen temiz olmaktır.
devamını gör...

sonu ölümle biten masal görünümlü kâbustur.
devamını gör...

uzun bir aradan sonra bu akşam 22:00 itibariyle kabinde olacağım. sanırım artık birçok kişi konsepti / içeriği biliyor ama kısa da olsa tekrar bilgilendirme yapmak isterim. şöyle ki;

bu akşam da yine 90 -105 dakikalık bir live set çalacağız ve son yayında olduğu gibi bu akşamki yayın da polonya ve ukrayna menşeili iki tane dijital / global radyo / platformda canlı olarak çalacak.

yaptığım anlaşma gereği 22:30-23:30 arasındaki 1 saatlik zaman dilimi ortak yayın olacak olup; progressive house / oldies reworked janrasında; ilk yarım saatlik zaman diliminde ise türkçe 90'lar miksleyeceğiz naçizane.

şimdiden dinleyecek olanlara keyifli akşamlar dilerim.

kullanılacak ekipmanlar :
technics sl 1210 mk2 turntable * 2
pioneer djm 600 mixer
ableton live & mixmeister software
devamını gör...

birbirinden güzel şarkılarının, kendimce birinci sırasındaki bandista şarkısıdır.
devamını gör...

düğünde az biraz içim geçmişti. evet evet hemde ses sisteminin dibinde.
devamını gör...

ikonik bir yiğit özgür karikatürüdür:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bütün kirleri temizleyebilen kirli güç.
devamını gör...

her insan çözülmeyi bekleyen bir bulmacadır. kimi çok karışık görünür, kimisi ise dümdüzdür. ne tür bir bulmaca olduğumu bilmiyorum ama kendi bulmacamı çözmeye çalışıyorum. "nasıl hissediyorum, ne beni mutlu etti, neden bu şekilde davrandım?" gibi sorular soruyorum kendime. düşünüyorum, çözmeye çalışıyorum. bazen düşündüğüm şeyleri bile düşünüyorum. bu delilik değil efenim. aksine harika bir şey.
bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar. diyor stefan zweig. ben de kendimi anlamaya çalışıyorum, kendi çapımda. ama tahmin edeceğiniz üzere tıkandığım zamanlar oluyor.

bugünlerde tıkandığım konuyu paylaşayım sizlerle.
hiçbir zaman ilgi odağı olmayı sevmemişimdir. ışıkların benim üzerimde
olmasındansa karanlıkta kalmayı tercih ederim. kalabalıklarda köşeler hep benimdir mesela. en ücra köşeler, kimsenin bakmadığı yerler.. kimse görmesin beni istedim hep. ama farkedilmek tek arzumdu.. görünmez olmak istedim ama varlığım hissedilsin.

öz güven eksikliğim yok, hatta yaşıtlarıma göre fazla özgüvenli olduğumu söylerler. insanlar böyle dediği için de inanasım gelmiyor ama onlardan çok ben kendimi biliyorum. öz güvenli olduğumu onlar söylemese bile biliyorum. peki nedir bu başrol olmaktan kaçış derseniz çok üzülerek size verecek bir cevabımın olmadığını söyleyeyim.
öz güvenim bu kadar yerindeyken parmakların beni göstermesi beni neden bu kadar rahatsız ediyor? ve bu görünmezlik oyununda her şeye rağmen neden farkedilmek istiyorum? tıkandım işte gördün mü? ama pes etmek yok, kendimi tamamen çözdüğümde ve anladığımda* dünyanın en özgür insanı ben olacağım. tıpkı kuşlar gibi...
not: bu bir iç dökme seansıdır.*
devamını gör...

şaka maka bir tanesinede sözlük semalarında rastlanılan kadındır.
devamını gör...

ben sana değer verdim
sen beni hayatından çıkardın
apar topar valizlerini topladın
sen bir verdin, benden iki katını aldın
gerçekleri bir anda yüzüme çarptın

artılarıyla eksileriyle bir sağlama
hay senin hapsettiğin çemberin çapına
dik dik indirdin doğru saldıklarını
360 derece döneceksin bunu hatırla.

en iyisi bir matematikçi yazsın.*
devamını gör...

o yüzden kendi terliğim dışında terlik kullanmıyorum.
herkes kendi terliğini kullansın.
ben terliklerim olmadan bir hiçim.
bazen onları ayağıma sabitlesem diye düşünmüyor değilim.
devamını gör...

origami sanatında turna kuşunun öneminin nedeni olan hikaye. oldukça hüzünlü.
devamını gör...

beni terbiyesiz beniii! ben nasıl olurda buraya yazmam hain miyim ben utanmaz mıyım? özür diliyorum felsefenin en güzel hali yazarımdan. okumaktan ağrılara gark etmiş, yazmaktan parmak fıtığı diye bir hastalığın isim babası olmuş güzel insan, kıymeti bilinesi yazar.*
devamını gör...

günaydın sözlük.

en sevdiğim istanbul var şu an.
hava kapalı ve serin.

devamını gör...

arkadaşlar arkadaşlar, bakın bakın size ne anlatacam.

mitolojik yaratık.

mar, yılan manasına gelir, an eki ise çoğuldur. şahmaran, inceltilerek şahmeran olarak okunur. yılanların şahı demektir.

adanalı olduğumdan, pek fazla şahmeran hikayesi dinledim. çocukken, şahmeran'ın kanının bir hamamın duvarında durduğu, ne yapılırsa yapılsın bir türlü temizlenemediği rivayetini duyduğumda, normal bir çocuk gibi, pek etkilenmiştim.

şahmeran, çok eski bir hikaye. dolayısıyla birçok farklı anlatımı mevcut. lokman hekim'le dahi anlatılan hikayeler var. iran'a kadar gidiyor olay. bazı araştırmacılar, bu hikayenin kökeni için iran'a bakılması gerektiğini savunur.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
tarsus, şahmeran anıtı. r: binnaz demirel.

en genelgeçer haliyle bir hikayesini yazalım...

şahmeran, tarsus'da yer altında yılanlarla birlikte mutlu mesut yaşayan bir üstü insan altı yılandır. yılanların kralı, şahıdır. halk tarafından varlığı bilinir, yeri bilinmez.

fukara bir çocuk olan camsab, ormanda arkadaşlarıyla gezerken, bal dolu kuyuya denk gelirler, camsab kuyuya iner ve yukarıdaki arkadaşlarına bal verir, bal bitince arkadaşları camsab'ı yukarı çekmeden onu bırakıp giderler. kuyudan çıkamayan camsab, derinlere doğru devam eder ve kuyunun sonu, şahmeran'ın olduğu yer altına çıkar. camsab'la şahmeran burada karşılaşırlar.

şahmeran camsab'a iyi davranır. bir süre sonra camsab, evine gitmek ister. yolu gösterir şahmeran fakat bir şartla. yerini kimseye söylememesini tembihler.

o dönem, tarsus hükümdarı bir hastalığa yakalanır. hekimler naçar kalır. hükümdarın en yakın adamı, şahmeran'ın etinin kendisine iyi geleceğini söyler. şahmeran'ı gören biri varsa, sırtı pul pul yılan derisi gibi olacaktır. tüm halk, teker teker hamama çağrılır...

en son camsab kalır, mecbur hamama gider, bakarlar ki, sırtı yılan derisi gibi pul pul. zorla yerini öğrenirler, hükümdarın veziri sihirli kelimelerle şahmeran'ı deliğinden çıkarır. şahmeran yakalanır.

şahmeran, camsab'ın mecbur kaldığından yerini söylediğini anlar. şifa vermesi adına öldürüleceğini bilir. camsab'a der ki; "etimi suya atıp kaynatın. ilk yudumu vezir alsın, ikincisini padişah, üçüncüyü sen iç."

ilk suyu içen vezir, oracıkta ölür. padişah iyileşir. camsab ise, zekalanır, vezir olur.

* * *

şahmeran'ın, şahmeran hamamı'nda öldürüldüğü düşünülür. şu an o hamam halen aktif. fakat yıkılıp yeniden yapılmış, eski bir roma hamamının temelleri üstüne yapıldığı söylencesi de var. tabii ki efsaneye konu olan şahmeran'ın kanı, ne duvarda var ne de göbekte.

ve tarsus yöresi halkının, şahmeran hikayesini bilen insanların -yaşlıların- söylediği bir şey vardır;

yılanlar, şahmeran'ın öldüğünü halen bilmez. öğrendiklerinde şahmeran'ın öcünü almaya gelecekler. tarsus, yılanların altında kalacak.

güzel hikaye her açıdan...

ayrıca, 1993 yapımı, zülfü livaneli'nin senaryosunu yazıp yönettiği, türkan şoray'ın oynadığı bir şahmeran film var. hikayeyi sevdiğim için izlemiştim eski yıllarda.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

erkek olursa arda kız olursa melis..ama tabi ilk öncelik hakkı 9 ay karnında taşıyıp doğuran kişiye ait.tek taraflı bir karar olamaz.
devamını gör...

araziler satılmış, berat bile almış. istanbul ister ölsün ister kalsın kimin umrunda? yeter ki siyasal islamcılar para yesin.
devamını gör...

bebeklerde benlik duygusunun gelişimini incelemek psikologlar ve araştırmacılar için zordur. bebeklerin kendini tanımasını test etmek için kullanılan stratejilerden biri, ayna tekniğini kullanmaktır.

bu teknikte anne veya baba, bebeğin burnunu göze çarpan renkteki bir boya ile boyar. gözlemci, bebeğin burnuna ne sıklıkla dokunduğunu görmek için onu izler. bu izleme, bebeğin önüne ayna koymadan önce gerçekleşir. daha sonra bebek aynanın karşısına yerleştirilir, burnuna değme sayısının artıp artmadığını görmek için çocuk gözlemlenir. burun temasının artması, bebeğin aynadaki benliğinin farkında olduğunu, ancak bir şeylerin doğru olmadığını (burnundaki boya) anladığını gösterir.

araştırmacılar, bebeklerin 1 yaşından önce kendilerini aynada tanımadıkları sonucuna ulaşmıştır. kendini tanıma işaretleri 15 ila 18 ay arasında görülmeye başlanır (bazı kaynaklarda 12-18 ay olarak verilmiş). benliğimizle ilk nasıl tanışmıştık acaba? yabancı onlarca yüzün arasında kendi yüzümüzü ilk gördüğümüzdeki tepkimiz ne olmuştu? şaşkınlık, korku, sebepsiz mutluluk.. bunlardan hangisiydi, ve şu an kendimizi aynada gördüğümüzde neler hissediyoruz? pek mühim sorular doğrusu. ilk soruyu hatırlamıyoruz, diğerini ise cevaplayacak cesaretimiz var mı acaba?

devamını gör...

malum bazı provakatif yazarlar tarafından açılan bilimum başlıklar bütünü. (bkz: eli şeyinde gezen kafa sözlük yazarları)
devamını gör...

benim gibi tuval resimleriyle uğraşan biri işin bir cennetir. en az yarım saatimi burada geçirmekteyim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim