tayt giyen kadının arkasından uzun uzun bakan erkek
kadınların giyimiyle değil erkeklerin eğitimiyle alakalı bir durumdur.
devamını gör...
okuduğun kitaptan bir alıntı bırak
zeze: acılarım kaç gün sürecek portuga ?
portuga: en fazla 40 gün.
zeze: 40 gün sonra geçecek mi?
portuga: hayır, alışacaksın.
(bkz: şeker portakalı)
portuga: en fazla 40 gün.
zeze: 40 gün sonra geçecek mi?
portuga: hayır, alışacaksın.
(bkz: şeker portakalı)
devamını gör...
acaba sadece bana mı oluyor diye düşünülen şeyler
yüksek bir noktanın kenarına yaklaşınca manyağın biri beni aşağı atar mı korkusu...
devamını gör...
ah'lar ağacı
didem madak’ın bir ah üzerine bin söz söylediği şiirinden adını alan kitabı.
“sesimin tonunu emanet ettiğim ahlat ağacına” diyerek bu ağaca hediye etmiş.* şiirinde ahlat ağacını ah’ların ağacı olarak tanımlıyor. muhtemelen bu şiirin çıkış noktası da bu bağlantı.
kitabın metis yayınlarındaki son basımında kapak tasarımı semih sökmen’e ait. “iyi tasarımcı kitaba ruh üfleyen kişidir” diyen bu beyefendi metis yayınlarının kurucu ortağı imiş aynı zamanda. sonbaharda yere dökülen sarı yaprakları andıran bu tasarımı bence çok başarılı, sahiden kitapta okuduklarımın bir yansıması gibi geldi bana, çok beğendim:

kitabın ilk 33 sayfası kitaba ismini veren “ah’lar ağacı” şiirine ayrılmış. şahsımın çok sevdiği bu şiir hakkında haddimi aşarak birkaç kelam etmezsem eksik kalır. benim için bu şiir hiç şüphesiz içtenliğin şiiridir. yavan, abartılı, süslü tek bir dizesi yok. didem hanımın yaşadığı, hissettiği, isyan ettiği, içinde susturduğu, bastırdığı her şey bu şiire samimiyetle yerleşmiş. hatta belki içinden taşan ve taşamayan her şey oracıkta bir yerde duruyordu da didem hanım sadece üzerlerindeki örtüyü bize servis etmek üzere kaldırdı. yazdıkları öyle kendisinden.
bu şiirin en sevdiğim kısmı:
“iç ses, diye söylendim
çocukken şöyle dua ederdim tanrı’ya:
tanrım bana hiç erimeyen,
kırmızı bir bonbon şekeri yolla.
eski tül perdelerden gelinlik biçerdik
kardeşimle kendimize durmadan,
olmayan çayları,
olmayan fincanlardan içerdik.
olmayan kapıları açardık,
olmayan ziller çaldığında.
siyah papyonlu olurdu mutlaka
resim defterimizdeki damat.
yedi günde yarattığımız dünya
mutlu olurduk pastel koksa.”
kitapta ahlar ağacından başka sekiz şiir daha mevcut. didem hanımın ah ettiklerine tanık olmak adına okunmasını tavsiye ediyorum. bu tanıklık muhakkak bizim de göğsümüze bastırdığımız birçok duyguyu açığa çıkaracaktır.
edit: eser gökay'ın sesinden
“sesimin tonunu emanet ettiğim ahlat ağacına” diyerek bu ağaca hediye etmiş.* şiirinde ahlat ağacını ah’ların ağacı olarak tanımlıyor. muhtemelen bu şiirin çıkış noktası da bu bağlantı.
kitabın metis yayınlarındaki son basımında kapak tasarımı semih sökmen’e ait. “iyi tasarımcı kitaba ruh üfleyen kişidir” diyen bu beyefendi metis yayınlarının kurucu ortağı imiş aynı zamanda. sonbaharda yere dökülen sarı yaprakları andıran bu tasarımı bence çok başarılı, sahiden kitapta okuduklarımın bir yansıması gibi geldi bana, çok beğendim:

kitabın ilk 33 sayfası kitaba ismini veren “ah’lar ağacı” şiirine ayrılmış. şahsımın çok sevdiği bu şiir hakkında haddimi aşarak birkaç kelam etmezsem eksik kalır. benim için bu şiir hiç şüphesiz içtenliğin şiiridir. yavan, abartılı, süslü tek bir dizesi yok. didem hanımın yaşadığı, hissettiği, isyan ettiği, içinde susturduğu, bastırdığı her şey bu şiire samimiyetle yerleşmiş. hatta belki içinden taşan ve taşamayan her şey oracıkta bir yerde duruyordu da didem hanım sadece üzerlerindeki örtüyü bize servis etmek üzere kaldırdı. yazdıkları öyle kendisinden.
bu şiirin en sevdiğim kısmı:
“iç ses, diye söylendim
çocukken şöyle dua ederdim tanrı’ya:
tanrım bana hiç erimeyen,
kırmızı bir bonbon şekeri yolla.
eski tül perdelerden gelinlik biçerdik
kardeşimle kendimize durmadan,
olmayan çayları,
olmayan fincanlardan içerdik.
olmayan kapıları açardık,
olmayan ziller çaldığında.
siyah papyonlu olurdu mutlaka
resim defterimizdeki damat.
yedi günde yarattığımız dünya
mutlu olurduk pastel koksa.”
kitapta ahlar ağacından başka sekiz şiir daha mevcut. didem hanımın ah ettiklerine tanık olmak adına okunmasını tavsiye ediyorum. bu tanıklık muhakkak bizim de göğsümüze bastırdığımız birçok duyguyu açığa çıkaracaktır.
edit: eser gökay'ın sesinden
devamını gör...
canlılığın amacı
bence de üremek. genetik mirasın aktarılması. dolayısıyla genetiğin devam ettirilmesi en nihai amaç gibi duruyor. peki bunun anlamı ne? neden genlerimi devam ettirmeliyim? bu içgüdü nereden geliyor? ölümsüzlük içgüdüsü mü? sonuçta ben öleceğim, bu mutlak bir gerçek. ama genlerimin başka bir canlıda yaşayacak olması beni içten içe tatmin ediyor olabilir. ama yine de bu hiçbir şeyi anlamlı kılmıyor.
varoluşun anlamını bunlarda aradığımızda bir çıkış yolu bulamıyorum, bulamadım. en nihai amaç, en azından şimdilik benim için, tanrının varlığını anlamak gibi geliyor. tanrı, sadece kendini bilinir kılmak istedi. ama bunun anlamı ne? bilmiyorum. zaten kimse de bilememiş.
şimdilik bu kulvarda takılacağım. ileride ne olur, bilmiyorum.
varoluşun anlamını bunlarda aradığımızda bir çıkış yolu bulamıyorum, bulamadım. en nihai amaç, en azından şimdilik benim için, tanrının varlığını anlamak gibi geliyor. tanrı, sadece kendini bilinir kılmak istedi. ama bunun anlamı ne? bilmiyorum. zaten kimse de bilememiş.
şimdilik bu kulvarda takılacağım. ileride ne olur, bilmiyorum.
devamını gör...
görgüsüzce davranışlar
hayrına halka bedava dağıtılan şeyleri birden fazla almak.
devamını gör...
tanımadığınız bir şahsın aniden pardon bakar mısınız demesi
anketör, satıcılar, hayvanlara destek derneklerinde çalışanların sıklıkla kullandığı bir cümledir.
eğer acelem yoksa dinlerim.
eğer acelem yoksa dinlerim.
devamını gör...
ingiliz aksanını sevdiren insanlar
devamını gör...
istancool
2000'li yılların başında istanbul'a isminden dolayı yabancı dergilerde yapılan bir benzetme. new york times gibi, financial times gibi etkin yayın organları, ziyaret edilmesi gerekli şehirler listesinde istanbul'a üst sıralarda yer verirlerdi. bu sebeptendir ki beyoğlu sokaklarında türkçe'den başka diller de yankılanır oldu. tabi o dönemde her köşesinden konser, her köşesinden muhabbet fışkıran, istiklal caddesi'nin 24 saat boyunca akan rengarenk bir ırmak gibiydi. istanbullu olmak, bütün dünyada cool kabul ediliyordu.
devamını gör...
ayrılık acısı geçer mi sorunsalı
"acını yaşa
öfkeni de yaşa
ve seyret
kendini sakın bastırma
öyle suyun üstünde akan yaprağa bakar gibi bak
uzanıp onu almaya kalkışma
kendini suçlama , başkalarını da suçlama
olacak olandan kaçınamazsın
o yüzden hiç bastırma kendini
baskılama
çünkü insan , bastırdığı duygunun esiri olur."
demiş cahit zarifoğlu.
tam da bu yüzden, günlerce ağlayıp zırladıktan, yemeden içmeden kesilip sadece bir bardak kahveyle nasıl yaşadığınıza hayret ettiğiniz bir ya da birkaç aydan sonra hafifleyecek. sizi oyalayacak meşgalelerin artmasına ters orantılı olarak acınız azalarak bitecek. stalkları acıdan saymayın siz, zaten bir süre sonra "uzun zamandır bakmamışım." derken yakalayacaksınız kendinizi. işte tam o anda unuttuğunuzu da fark edeceksiniz. nihayet hayatınıza yeni biri dâhil olduğunda ise gülümseyerek hatırladığınız anılardan ibaret olacak hepsi, aşkınız da aşk acınız da...
öfkeni de yaşa
ve seyret
kendini sakın bastırma
öyle suyun üstünde akan yaprağa bakar gibi bak
uzanıp onu almaya kalkışma
kendini suçlama , başkalarını da suçlama
olacak olandan kaçınamazsın
o yüzden hiç bastırma kendini
baskılama
çünkü insan , bastırdığı duygunun esiri olur."
demiş cahit zarifoğlu.
tam da bu yüzden, günlerce ağlayıp zırladıktan, yemeden içmeden kesilip sadece bir bardak kahveyle nasıl yaşadığınıza hayret ettiğiniz bir ya da birkaç aydan sonra hafifleyecek. sizi oyalayacak meşgalelerin artmasına ters orantılı olarak acınız azalarak bitecek. stalkları acıdan saymayın siz, zaten bir süre sonra "uzun zamandır bakmamışım." derken yakalayacaksınız kendinizi. işte tam o anda unuttuğunuzu da fark edeceksiniz. nihayet hayatınıza yeni biri dâhil olduğunda ise gülümseyerek hatırladığınız anılardan ibaret olacak hepsi, aşkınız da aşk acınız da...
devamını gör...
instagram biosuna yazılan tuhaf tanımlamalar
cecelist.
21
kün fe yekün.
falanca üniversitesi falanca bölüm.
afilli bir söz.
şunun anası, bunun babası, evinin yiğidi, gözünün nuru. aptalca şeyler işte.
21
kün fe yekün.
falanca üniversitesi falanca bölüm.
afilli bir söz.
şunun anası, bunun babası, evinin yiğidi, gözünün nuru. aptalca şeyler işte.
devamını gör...
yazarların sürekli kendi profillerine bakmaları
kafa sözlük'ün narsisizm başkenti olduğunu gösteren durum. online butonuna basarak görüntülenebileceği üzere; herhangi bir anda çevrimiçi olan yazarların %48'i ilgili t anında kendi profillerini görüntülemektedir.
big brother is watching you.
big brother is watching you.
devamını gör...
delirmemek için yapılanlar
aşağı çeken,içten içe geren insanlardan uzaklaşmak.
çılgınlar gibi bisiklet sürmek ve onu sevmek.
çay içmek. (bkz: tavşankanı)
kitap okumak.
süpürge yapmak.
nevresim değiştirmek.
bir sporla ilgilenmek.
çılgınlar gibi bisiklet sürmek ve onu sevmek.
çay içmek. (bkz: tavşankanı)
kitap okumak.
süpürge yapmak.
nevresim değiştirmek.
bir sporla ilgilenmek.
devamını gör...
24 şubat 2021 fahrettin koca'nın özür dilemesi
lebalep konusu hakkında bir iki kelam edecek mi merak ediyorum.
az önce bundle da okuduğum haberdir yarın detaylı bir şekilde konuşacakmış kendisi.
az önce bundle da okuduğum haberdir yarın detaylı bir şekilde konuşacakmış kendisi.
devamını gör...
kurt gödel
matematik sistemlerin daima, sistem içinde kanıtlanması veya tersinin kanıtlanması mümkün olmayan cümlelerden oluştuğunu göstermiştir.
devamını gör...
isasenibekliyor.com
burger king'in (bkz: ateş seni çağırıyor) dan esinlenmişler herhalde.
devamını gör...
küfür etkisi yaratan ama küfür olmayan sözler
sana göre değil.
devamını gör...
hayat nasıl yaşanmalı sorunsalı
yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
nazım hikmet
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
nazım hikmet
devamını gör...
anın fotoğrafı
devamını gör...

