zaman tüneli

insanoğlu çiğ süt emmiş sözü herhalde 1000 seneliktir. ne bırakmayanlar gördü bu gözler.
ama en ufak menfaati veya egosu zarar görünce hemen en yakın kapıyı aradı o gözler.

ya biz yanlış yetiştirildik, ya da bu geleceğe uygun değiliz. zaman her şeye ilaç demişlerdi, biz öyle öğrenmiştik meğer her güzel şeyin katiliymiş. tabi bunları düşünürken, söylerken kimsenin umurunda olmamak ve o sahte mutluları izlemekle yetiniyoruz.

hesap var elbet. tek tutunduğumuz dal o galiba. onu da ancak canımızı teslim edince öğreneceğiz.
devamını gör...

her pazar taksim'e gittiğim için, üstelik bunu bir de süslenip püslenip en özenli halimle yaptığım içim annem bir sevgilim var zannediyor. anne, bir sevgilim olsa haftada bir mi buluşurum? neyse...

bugün yine bir pazar adeti olarak taksimdeyim. her zamanki kafemde. pazar günü olduğu için oldukça kalabalıktı ve biraz geç gitmemden mütevellit, içeride yer bulamadım. üşüyeceğimi bilmeme rağmen dışarıda bir masaya çöreklendim.

kahve almak üzere içeriye gittiğimde daha önce denemediğim bir kahve almaya karar verdim. barista sorduğu birkaç sorunun ardından bana pek çok seçenek sundu. ben de bir zamanlar çok aradığım "lavantalı dondurma" nın etkisiyle, "lavantalı kahve nasıl olur acaba?" diye düşünerek lavantalı kahveyi seçtim. aman allahım! bu nasıl kötü bir tat? sanki içeceği ağzımla değil de burnumla içiyormuşum gibiydi. hem tadı hem de kokusu burnuma kadar geldi, hissettim. kahvenin bütün tadını baskılamakla beraber içinde hoş bir tat da bırakmamış.

her neyse. buna rağmen 1,5 saat orada vakit geçirdim. kafeye gelmeden önce hakikat kırtasiye'ye uğramış ve biten malzemelerimi tammalamıştım. 300 gramlık kağıt almayı unutmuşum. fark edince "belki yetişirim" umudu ile alel acele yerimden kalktım ama yetişemedim. çünkü zaten kapanmasına 27 dakika vardı ve ben sirkeci'ye indiğimde 2 dakika kalmıştı. buna biraz üzüldüm. hatta moralimi bozdu. ama sonra dedim ki: "nasılsa elimdeki kağıt tümüyle bitmiş değil. onu da haftaya alırız, ne yapalım?"

sonrasııı, işte eve geldim. aldığım boyaları denemek için biraz resim yaptım. çok hoşuma gitti. verniklemediğim resimleri vernikledim. bu esnada da 4-5 tane psikoloji videosu dinledim. ilk video hariç diğerlerini ben açmadım. kendileri otomatik oynatmada açıldı. son 2 videonun oldukça canımı yaktığını söyleyebilirim. biraz nefesimi tutarak hatta zaman zaman yutkunamayarak, huzurum kaçmış bir şekilde dinledim.

sonra odada gün sonu temizliği yaptım. fırçaları yıkadım ve peteğin üstüne koydum. kurumasını bekleyip yerine yerleştirdim. " atılacak bir şey var mı?" diye düşünüp çöplerden kurtuldum. bugün kullandığım çantayı boşalttım. yeni aldığım boyaları yerleştirdiğim ve boya dolabını düzenledim. halihazırda var olan kalemliğimi attım. haftaya yenisini almayı düşünüyorum. biraz ksu ile konuştum. dimka'dan dolayı çok yorgun. :( ama ne yapabilirizki? bir hiç.

ve işte en sonunda cilt bakımını yaptım ve yataktayım. cildim serumları emsin diye beklerken böyle bir yazı yazmaya karar verdim. ( siparişlediğim fırçaların gelmesini 4 gözle bekliyorum. denemek için sabırsızlıkla bekliyorum. - ki zaten tersini söylesem abes olurdu. çünkü kişiliğim düşünüldüğünde sabır mefhumundan bi'haber bir kişiyim. -

iyi keçiler! ;)
devamını gör...

halkımız iki yüzlü. her türlü fiziksel zorbalığı her an, her dakika, sen hariç (çünkü sen ne kutlu bir insansın) herkes yapıyor sonra da "ya napeleon taktığın şeye bak allaaşkına" oluyor. kompleks bizzat küçük bir ferdi olduğun topluluğun ortalamasına olan mikro katkın yüzünden senin de mesul olduğun bir konu genelde.

fransa halkını buradan (konya) çok ciddi şekilde ayıplıyorum.
devamını gör...

sen hiç bir dogoyu devirip onu alfalıktan düşürdün mü yeğen? ben düşürdüm. saldırmaya geldi bana ve napolyon kompleksimle burun burunayken geri bastırdım hayvana. sayamayacağım sayıdaki köpek sürüsünün arasından sağ çıktım dogoyu yem ettim onlara. eve gelince naptım lan ben dedim ama tehlike anında şivava ortalığın damına kormuş tecrübe ile sabittir. hiç abartı yok yaşanmış bir hikayedir.
devamını gör...

paranın böyle bir iddiası yok zaten.. bu, parasız insana dair bir avuntu. yoksa para saadete engel de değil.. ( para olayın tamamen dışında ama derdini kimseye anlatamıyor iyi mi.. :)
devamını gör...

egonun sevgiye sızma şekli. psikoloji buna "narsistik incinme" diyor.
devamını gör...

hocam bi daha tekrarlar mısınız
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

güven kırıcı bir olay. ilişkiye başlıyoz neşeyle. seni asla bırakmayacağım diyorlar hemen. beni gülme tutuyor. "yav he he ahahaha" diyorum içimden. oysa eskiden verilen sözler gibi sözler olsaydı, rahat hissederdik. kovsak bile gitmezdi o kişi. "lan defol git artık usandım senden" desek bile bizimle kalırdı. başkasını bulsak, gelip bir köşede yaşardı kilerde (parazit filmi gibi). o dönemler söz namustu. kanla mühürlenirdi sözler. şimdi sallıyorlar anca.
devamını gör...

bende olduğunu düşündüğüm komplekstir.
var.
eminim.
devamını gör...

tamamına erdirin inş. hepsini okumaya kalksam bir ton son yazıcam zihnimde şimdik yorgunum belki bir ara okur hepinizin yarım kalmış öykülerine alternatif sonlar yazarım ama unutacam bu yazdığımı da ve öyküleriniz yine yarım kalacak.
devamını gör...

şu kompleks çok lanet bişey yav.! düşünsene napolyon'sun.. (hayır hayır klinik napolyonlarından değil) doğrudan bizzat napoleon bonaparte'ın kendisisin. avrupanın içinden geçmiş, dünyayı titreten adamsın.. ve boyunu dert edinip kompleks duyuyorsun.. ne kadar tuhaf değil mi.. (sanki 20 cm daha uzun olsan venüs'ü mü fethedeceksin be adam...)
devamını gör...

ayak gurmelerinin, güzel ayakları tadımlayıp kritize etmesi olayı.
devamını gör...

2 tane sevgilim vardi, ikisi de birbirinden cok farkli ve eril yapidaydilar tek ortak ozellikleri cem adrian sevmeleriydi. ılki sarhosken daha once erkek erkege yasadiklari iliskiyi anlatmisti, ikincisini de beni bi erkekle aldatirken yakaladım hic cart curt ugrasmayin cem adrian dinleyen seven erkekten uzak durun
devamını gör...

#3514907

bu entry'de de az önce belirttiğim gibi; çaya batırılmış püskevitim konuma ulaşamadan infilak etti...
böyle bir tat kaçması, böyle bir; şuncacık zevkimiz bile yarım kalıyor hissi... üzgünüm.
devamını gör...

bugün de 7. oldu benim beyler. dün 5 olmuştu, bugün de 5'te kalırım diye düşünürken yediledim dayanamayıp.
yarın 4'ü aşmamaya çalışacağım. diyet önerisi olana açığım. bir ara ne güzel hava soğukken günde 3'ü aşmıyordum. güneşi görür görmez en az 5. kendimi frenlemezsem yaza 10 olacağım yine. canım çıktı ya şu an. en sonuncu filmdeki kadına ağladım. çok yıprattılar onu.
devamını gör...

an itibariyle olmasa da bir beş-on dakika önce püskeviti batırdım çaya, tam ağıza doğru yolculuğu başlatmıştım ki; kopup düştü ve ben alçıda olan kolumla refleks haliyle tutmaya çalıştım. şu an püskevitin ıslanıp ayrılan tarafı yerde, benim ise sağ kol kemiğimin oluşan bağları yeniden kopmuş bir şekilde oturuyoruz arkadaşlar. ağrı kademeli olarak düşmezse rota şişli etfal.
devamını gör...

o püskevittir püskevit..! bisküvi olsa duramazsın..
devamını gör...


doğduğum kusurdu yaşantım hata
ben isyan ederim böyle hayata
kimim var gelip de elimden tutan
ya rab unuttun mu mahsun kulunu

perişan yaşarım şu yeryüzünde
bütün arzularım kaldı gözümde
şimdi çaresizlik var sözlerimde
ya rab unuttun mu mahsun kulunu



müslüm gürses
devamını gör...

rast gele bir anda denk geldiğim, "bazılarıyla konuşmanız bittiyse aynı şehirde bile karşılaşamazsınız" sözü bana bazı insanlar için aynı mahallefe bile denk gelmediğimi anımsattı. düşündüdsr8
devamını gör...

bensenobiz arkadaş, emeğine çabana sağlık, ve ancak belirtmeliyim ki:
bir ötekini okumadan "okuyan için hiç bir şey ifade etmeyecek" bir kitap, olsa olsa bir ötekinin devamıdır ve bağımsız, yeni bir kitap sayılmamalıdır. ki gerçek de böyleyse, öteki kitap da eksik sayılmalıdır. (bu durum olamaz mı: olabilir; ancak yapıt tek sayılmalı iki cilt olarak basıldığı belirtilmelidir.)
yazarlar, üçleme vb. şekilde de, ancak her biri aynı zamanda bağımsız kitaplarla anlatmak istediklerini yazabilirler. ama bu durumda dahi, kitapların her biri, okur açısından "bir şey ifade edebilen" bağımsız yapıtlar olur.
murakami, okuduğum yazarlardan değil. bu yüzden kitaplar konusunda kişisel düşüncelerimi yazamıyorum. başlığa konu saptamaların haklı olup olmadığına ancak diğer murakami okurları karar verebilir.
("şiddetle ve şiddetle" önereceğimiz kitaplar için, seçeceğimiz tanıtım dilinde -bağışlayın beni ama- kanımca daha dikkatli olmalıyız.)
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim