zaman tüneli
normal sözlük loncaları
akşam bana gelsene, loncalarızcılar?
devamını gör...
şans

"uğur / uğursuzluk" (görsel: r. özcan - 2009)
bazen “şans” dediğimiz şey, yalnızca o anın ışığında parladığı için bize doğruymuş gibi gelir. tıpkı uğur böceğinin kırmızısının ilk bakışta umut vermesi gibi ama altında bir yansıma vardır ve o yansıma, görünenle gerçeğin her zaman aynı şey olmadığını sessizce hatırlatır. kolay açılan kapıyı “kısmet” sanırız, hızlı ilerleyen süreci çoğunlukla “hayırlı” diye etiketleriz. oysa seneca’nın da söylediği gibi: “şans, hazırlıkla fırsatın buluştuğu yerdir.” yani şans çoğu zaman gökten düşen bir hediye değil; insanın emekle, sabırla ve doğru zamanlamayla ördüğü bir zemindir.
işin zor tarafı şu: bize iyi gelen her sonuç, iyi bir yola işaret etmediği gibi kısa vadede bizi rahatlatan bir karar, uzun vadede içimizi daraltan bir rotaya dönüşebilir. benzer şekilde, insan “kazanıyorum” diye sevindiği anda, aslında değerlerinden ufak ufak vazgeçtiğini fark etmeyebilir bile. bu yüzden bazen şans; tam da bizi cezbeden, hızlandıran ve dikkatimizi dağıtan bir rüzgara dönüşüverir. o rüzgar bizi hızlıca ileri taşır ama nereye gittiğimizi arada bir durup sorgulamazsak kendimizi bambaşka bir yerde bulabiliriz.
diğer yandan “şanssızlık” diye iç geçirdiğimiz gecikmeler de vardır ki bunlar da aslında görünmez birer korumadır. kaçırılan otobüs, iptal olan görüşme, bozulup duran plan… o an moral bozar, gurur kırar, hevesi söndürür ve insan içinden “neden bunlar hep beni buluyor?” diye isyan eder. ama sonra bir gün, o gecikmenin seni daha büyük bir yanlıştan geri çektiğini anlayıverirsin. yani bazı durumlar, anlamını olayın başında ya da ortasında değil, olayın sonrasında bulur.
özetle; şans ile şanssızlık arasındaki çizgi, çoğu zaman olayda değil bizim ona yüklediğimiz anlamdadır. bugün “kayıp” dediğin şey yarın yönünü netleştirir; bugün “engel” dediğin şey yarın sınırını korur. asıl mesele, dışarıdaki ihtimallerin çokluğu değil, içimizdeki duruşun sağlamlığıdır. nitekim charles r. swindoll’un da dediği gibi: “hayat, %10 başına gelenler, %90 onlara verdiğin tepkidir.”
yani bazen kaderi değiştiremeyiz ama anlamı değiştirebiliriz; o anlam değişince “şans” sandığımız şeyin rengi de değişiverir.
devamını gör...
genç nüfusun yüzde 68'inin türkiye'den gitmek istemesi
o bir istektir sadece. metin altı islamcılar ve kürtçüler arasında kendilerine ve gelecek nesillerine güvenli bir gelecek görememekten kaynaklanıyor.
hadi gittin yurt dışına diyelim. bizim suriyelilere baktığımız gibi sana da öyle bakacaklar. kendi insanlari varken sana hemen iş verecekler mi sanıyorsun? hadi onu da verdiler diyelim senin orada hayat kurman bir nesil sürecek. ekmeğini en iyi ihtimalle senin çocuğun yiyecek ya da onun çocuğu. senin ömrün koşarak geçecek.
yanında arkadaşların olmayacak ailen olmayacak. argo bir şaka yapabileceğin aynı dili konuştuğun insanlar olmayacak.
eldeki en iyi ihtimal zaten var olan vatanınıza sahip çıkmaktan geçiyor. futbolla ilgiliyseniz taraftar kulüplerinde örgütlenin, siyasete ilgiliyseniz en yakın milliyetçi partide ama vazgeçmeyin. gidecek başka yerimiz yok çünkü.
şahsen avusturya'ya gitme imkanım olsa da yatağımın başında beni izleyenler var. vicdanima dokunuyor gidemiyorum.
hadi gittin yurt dışına diyelim. bizim suriyelilere baktığımız gibi sana da öyle bakacaklar. kendi insanlari varken sana hemen iş verecekler mi sanıyorsun? hadi onu da verdiler diyelim senin orada hayat kurman bir nesil sürecek. ekmeğini en iyi ihtimalle senin çocuğun yiyecek ya da onun çocuğu. senin ömrün koşarak geçecek.
yanında arkadaşların olmayacak ailen olmayacak. argo bir şaka yapabileceğin aynı dili konuştuğun insanlar olmayacak.
eldeki en iyi ihtimal zaten var olan vatanınıza sahip çıkmaktan geçiyor. futbolla ilgiliyseniz taraftar kulüplerinde örgütlenin, siyasete ilgiliyseniz en yakın milliyetçi partide ama vazgeçmeyin. gidecek başka yerimiz yok çünkü.
şahsen avusturya'ya gitme imkanım olsa da yatağımın başında beni izleyenler var. vicdanima dokunuyor gidemiyorum.
devamını gör...
dağ
dağların rengarenk olanları vardır ve bu dağlar, ayetlerde şöyle haber verilmiştir:
fatır suresi, 27. ayet:
"görmedin mi allah gökten bir su indirdi? onunla renkleri çeşit çeşit meyveler çıkardık. dağlarda da beyaz, kırmızı, farklı renklerde yollar (çizgiler) ve simsiyah taşlar vardır."
bugün peru'da ve çeşitli yerlerde tam da bu tanıma uyan dağlar keşfedildi:
www.miracles-of-quran.com/m...
fatır suresi, 27. ayet:
"görmedin mi allah gökten bir su indirdi? onunla renkleri çeşit çeşit meyveler çıkardık. dağlarda da beyaz, kırmızı, farklı renklerde yollar (çizgiler) ve simsiyah taşlar vardır."
bugün peru'da ve çeşitli yerlerde tam da bu tanıma uyan dağlar keşfedildi:
www.miracles-of-quran.com/m...
devamını gör...
genç nüfusun yüzde 68'inin türkiye'den gitmek istemesi
ne hikmettir hep bizi kıskanan ülkelere gitmek istiyorlar!
bunu sadece akp'ye bağlamak da mezhençilik, taassubçuluk. bu yüz - yüzelli yıllık mevzu.
bunu sadece akp'ye bağlamak da mezhençilik, taassubçuluk. bu yüz - yüzelli yıllık mevzu.
devamını gör...
yeni iş bulmadan işten istifa etmek
zaten piyasanız varsa istifa etmeniz bir şeyi değiştirmez anında iş size gelir. siz çalışırken iş size gelmiyorsa zaten istifa etmeyin.
devamını gör...
the roommate
bir christian e. christiansen filmidir.

filmin senaryosunu sonny mallhi yazmıştır. filmde minka kelly, leighton meester, cam gigandet, aly michalka, danneel ackles, billy zane, nina dobrev ve kat graham rol almıştır.
üniversiteye kaybolan ve hemen yurt odasına yerleşen sara tarz sahibi, yetenekli ve güzel bir genç kadındır. oda arkadaşı rebecca ile tanıştığı anda rebecca tuhaf bir şekilde anında çok samimi olur ve sara'ya olan hayranlığını açıkça belli eder.
iki oda arkadaşı arasında bir arkadaşlık gelişse de sara hem kendine bir erkek arkadaş edinir hem yarı zamanlı çalışmaya başlar hem de kampüs içinde git gide popüler biri olmaya başlar.
buna karşın rebecca yalnızdır. kimse ile arkadaş olmaz ve zamanını yurt odasında bunalımdan bunalıma girerek geçirmeyi tercih eder.
rebecca zaman içinde sara'yı başka insanlardan kıskanmaya, olduğundan daha tuhaf davranmaya ve beklenmedik bir şekilde tehlikeli olmaya başlar.
benzerlerini çok defa izlediğimiz, beklenmedik hiçbir olay içermeyen, gidişatı en başından belli olan ve vasatı aşamayan bir filmdir.

filmin senaryosunu sonny mallhi yazmıştır. filmde minka kelly, leighton meester, cam gigandet, aly michalka, danneel ackles, billy zane, nina dobrev ve kat graham rol almıştır.
üniversiteye kaybolan ve hemen yurt odasına yerleşen sara tarz sahibi, yetenekli ve güzel bir genç kadındır. oda arkadaşı rebecca ile tanıştığı anda rebecca tuhaf bir şekilde anında çok samimi olur ve sara'ya olan hayranlığını açıkça belli eder.
iki oda arkadaşı arasında bir arkadaşlık gelişse de sara hem kendine bir erkek arkadaş edinir hem yarı zamanlı çalışmaya başlar hem de kampüs içinde git gide popüler biri olmaya başlar.
buna karşın rebecca yalnızdır. kimse ile arkadaş olmaz ve zamanını yurt odasında bunalımdan bunalıma girerek geçirmeyi tercih eder.
rebecca zaman içinde sara'yı başka insanlardan kıskanmaya, olduğundan daha tuhaf davranmaya ve beklenmedik bir şekilde tehlikeli olmaya başlar.
benzerlerini çok defa izlediğimiz, beklenmedik hiçbir olay içermeyen, gidişatı en başından belli olan ve vasatı aşamayan bir filmdir.
devamını gör...
yeni iş bulmadan işten istifa etmek
artık çalışmayacak ve hayatını yaşayacaktır.
devamını gör...
betelgeuse
patlarsa gündüz bile çıplak gözle görülebilecek süpernova oluşturacak imiş.
devamını gör...
günaydın sözlük
günnaayydddıığğğnn....
çok uykum var.. fonda kendim ettim kendim buldum çalıyor... uykusuzluğu da uykuyu da rezil uykuları da ayrı seviyorum hepsi benim bebeklerim gibi yaa.. ne bileyim her şey ok ve güzelse sabah erken kalkacağımı dert etmem, uyumam da gerekirse.. ama işte sonra çilesi bitmiyor.. bunları niye anlatıyorum sabah sabah hiiçbir fikrim yok...
ne kadar çok uykum var onu hayal dünyanıza bırakıyorum..
sonracıma.. bulutlar çok güzel, bazı sabahlar çok güzel, gökyüzünden o renk değişimini yakalamayı sevdiğim sabahlar mesela..
bu sabahların bir anlamı gerçekten var diye çınlıyor kulağımda sesler, gün doğumunun güzelliğini gördükçe..
teşekkürler tanrım ben de seni çok seviyorum..
anlaşıldığımızı, sevildiğimizi, duyulduğumuzu, görüldüğümüzü hissettiğiniz bir gün olsun...
bakalım bugün bizi hangi maceralar bekliyor..
hazırım..
öptüm, bye.
çok uykum var.. fonda kendim ettim kendim buldum çalıyor... uykusuzluğu da uykuyu da rezil uykuları da ayrı seviyorum hepsi benim bebeklerim gibi yaa.. ne bileyim her şey ok ve güzelse sabah erken kalkacağımı dert etmem, uyumam da gerekirse.. ama işte sonra çilesi bitmiyor.. bunları niye anlatıyorum sabah sabah hiiçbir fikrim yok...
ne kadar çok uykum var onu hayal dünyanıza bırakıyorum..
sonracıma.. bulutlar çok güzel, bazı sabahlar çok güzel, gökyüzünden o renk değişimini yakalamayı sevdiğim sabahlar mesela..
bu sabahların bir anlamı gerçekten var diye çınlıyor kulağımda sesler, gün doğumunun güzelliğini gördükçe..
teşekkürler tanrım ben de seni çok seviyorum..
anlaşıldığımızı, sevildiğimizi, duyulduğumuzu, görüldüğümüzü hissettiğiniz bir gün olsun...
bakalım bugün bizi hangi maceralar bekliyor..
hazırım..
öptüm, bye.
devamını gör...
nereli olmak isterdin sorusu
doğrusunu isterseniz -oralı yada buralı kimi insan davranışlarını gördükçe- bazen, kendi adıma, bu dünyalı olduğumdan bile kuşku duyuyorum..
(bu yüzden 'saylonlu' diyeceğim. kim bilir belkide sorun bende.. bilmiyorum.)
(bu yüzden 'saylonlu' diyeceğim. kim bilir belkide sorun bende.. bilmiyorum.)
devamını gör...
hayata dair iç burkan detaylar
bir arabanın çarptığı kuş.
devamını gör...
genç nüfusun yüzde 68'inin türkiye'den gitmek istemesi
gitmek isteyenlerin genel durumuna bakıyorum;
%60'ı yabancı bir ülkede yaşamanın ne demek olduğunu bilseydi ve ellerindeki donanımın/gösterdikleri emeğin çöpten farkı olmadığını idrak etseydi burada dizlerini kırıp çalışırlardı..
herkes memuriyet istiyor çünkü bunun "yatmak" anlamına geldiğini düşünüyor ama memurları da yatmakla suçluyorsa dürüstlük bunun neresinde? her konuda suistimal yapanlardan tek farklarının, henüz bunu yapacak güçlerinin olmaması onları dürüst ve mağdur mu yapar?
yarısı da zaten internet fenomeni olmak, kripto zengini olmak, profesyonel kumar sitesini üç maç bilerek "yolmak" derdinde..
%8'lik kısım var ki, onların gerekçelerine saygı duyuyorum ama şöyle de bir şey var; gitmek istemeyen %32'lik bir kısım var ki, bunların da tamamı torpilli, şu bu olamaz.. bunlar da herkesle benzer sıkıntıları çeken ama yaşadığı hayatı avantaja çevirmek için gece gündüz çalışan tipler..
%60'ı yabancı bir ülkede yaşamanın ne demek olduğunu bilseydi ve ellerindeki donanımın/gösterdikleri emeğin çöpten farkı olmadığını idrak etseydi burada dizlerini kırıp çalışırlardı..
herkes memuriyet istiyor çünkü bunun "yatmak" anlamına geldiğini düşünüyor ama memurları da yatmakla suçluyorsa dürüstlük bunun neresinde? her konuda suistimal yapanlardan tek farklarının, henüz bunu yapacak güçlerinin olmaması onları dürüst ve mağdur mu yapar?
yarısı da zaten internet fenomeni olmak, kripto zengini olmak, profesyonel kumar sitesini üç maç bilerek "yolmak" derdinde..
%8'lik kısım var ki, onların gerekçelerine saygı duyuyorum ama şöyle de bir şey var; gitmek istemeyen %32'lik bir kısım var ki, bunların da tamamı torpilli, şu bu olamaz.. bunlar da herkesle benzer sıkıntıları çeken ama yaşadığı hayatı avantaja çevirmek için gece gündüz çalışan tipler..
devamını gör...
nereli olmak isterdin sorusu
burada iyiyiz.
devamını gör...
sen çok iyi bir insansın amadaki iyiden kasıt
tipim değilsin.
devamını gör...
insanın bilemeyeceği şeyler
yarın ne kazanacağını.
devamını gör...
günaydın sözlük
mutlu olduğumuz bir gün olsun dileklerimizle, herkese günaydın.
devamını gör...
nereli olmak isterdin sorusu
normal sözlüklü olmak
devamını gör...
normal sözlük loncaları
bir de:
- etiketçiler
- tespitçiler
- dedikoducular
- peşin hükümcüler
- ön yargı dağıtıcılar
vs.
var, onlar unutulmuş sanırım.
- etiketçiler
- tespitçiler
- dedikoducular
- peşin hükümcüler
- ön yargı dağıtıcılar
vs.
var, onlar unutulmuş sanırım.
devamını gör...
