zaman tüneli
normal sözlük yazarlarının benzetildiği ünlüler
devamını gör...
bir fav attık diye diyalog kurmazsak sevinirim
"önce bi;
- vukuatlı nüfus kayıt örneği
- adli sicil kaydı
- ikametgah
- 3 adet vesikalık fotoğraf
- kan grubu belgesi
- uyuşturucu test sonuçlarını
gönder bakalım" şeklinde devam edeceğini düşündüğüm cümle.
- vukuatlı nüfus kayıt örneği
- adli sicil kaydı
- ikametgah
- 3 adet vesikalık fotoğraf
- kan grubu belgesi
- uyuşturucu test sonuçlarını
gönder bakalım" şeklinde devam edeceğini düşündüğüm cümle.
devamını gör...
hpv aşısı
olmadığım aşıdır. erkeklere yapılıyor mu emin de değilim. evlenmezsem muhtemelen bakir göçeceğim için boşuna aşı maşı uğraşamam.
devamını gör...
sözlük yazarlarının b planı
bir "a" planı yapmak
devamını gör...
bir fav attık diye diyalog kurmazsak sevinirim
sadece bir beğeni yaptıktan sonra sürekli mesaj yazmaya başlayan (teşekkür etme amaçlı değil) , tanışmaya çalışan, mesajlarıyla meşgul eden, tanımadığı halde seri oylayan yazarlara karşı yapılan bir uyarı. böyleleri yüzünden yeni gördüğüm yazarların tanımlarını bir izlenim edinene kadar beğenmez oldum.
devamını gör...
bulaşık yıkarken hayatı sorgulamak
akşam yemeğinden sonra mutfağa girdim. masada hala domates kabukları, tencerede makarnanın “bir tabak daha çıkar” diye tutunmuş son kalıntıları… hayatımın bu noktasında büyük kararlar almaya niyetli değildim, tek hedefim bulaşıkları yıkayıp kaçmaktı. ama insanın kaderi bazen süngerle karşılaşır.
suyu açtım. ılık... içimden “ılık su gibisin hayat” diye bir cümle geçti, neden bilmiyorum. süngeri elime aldım, deterjanı sıktım. köpükler çıktı. köpükler her zaman umutlu görünür, kısa ömürlü ama hevesli... ilk tabağı yıkarken zihnim de otomatik moda geçti. düşünmüyordum, daha doğrusu her şeyi düşünüyordum ama hiçbirine odaklanmıyordum. tam da aydınlanmaların sevdiği o belirsiz hâl.
çatalı yıkarken fark ettim: çatal dediğin şey hep arada kalıyor. ne kaşık gibi kapsayıcı ne bıçak gibi net. hayatta da böyle insanlar var. her masada varlar ama kimse onları seçmiyor. “ben biraz çatalım galiba” diye düşündüm. bu düşünceyle birlikte bir tabak daha devrildi, ama kırılmadı. hayat da öyle değil mi..? kırılacağını sandığın şeyler bazen sadece ses çıkarıyor.
sonra bardaklar geldi. bardaklar tehlikelidir. hem şeffaf hem kırılgan. onları yıkarken hep daha dikkatliyim. çünkü bardak kırılırsa suç hep senindir, “bardağın yapısı” diye bir savunma kabul edilmez. tam bu sırada beynimden bir şimşek çaktı: hayatta da en çok şeffaf olanlar kırılıyor. içini gösterenler. “demek ki çözüm daha opak olmak” dedim kendi kendime. biraz mat, biraz bulanık. ınstagram filtresi gibi...
tam bu derin düşüncelerle yüzleşirken tencereyle göz göze geldik. dibinde yanmış bir sos, kararmış bir geçmiş gibi bana bakıyordu. “beni hemen yıkamazsan geçmez” der gibiydi. işte o an aydınlandım. meğer hayat da böyleymiş. beklettikçe zorlaşıyor, üzerine su tutmak yetmiyor, biraz kazımak gerekiyor. kaçtığın şey, sonunda daha sert dönüyor. “yüzleşeceksin!” dedim tencereye. o da bana cevap vermedi tabii, ama içimden bir ted konuşması geçti.
tam her şeyi çözdüğümü, evrenin sırlarını mutfak tezgahında çözdüğümü sanırken musluğu kapattım. ellerim buruşmuş, zihnim berrak. bir an durdum. “demek ki aydınlanma böyle bir şey” diye düşündüm. “insan bulaşık yıkarken bile kendini bulabiliyor.”
o sırada arkamdan bir ses geldi:
“bulaşıkları niye elde yıkıyorsun?”
döndüm. kızım kapıda duruyordu, elinde tablet. tablette bulaşık makinesinin kullanım kılavuzu açıktı.
“makine bozuk değildi ki” dedi.
o an anladım. aydınlanma falan yoktu. ben sadece yanlış tuşa basmıştım.
suyu açtım. ılık... içimden “ılık su gibisin hayat” diye bir cümle geçti, neden bilmiyorum. süngeri elime aldım, deterjanı sıktım. köpükler çıktı. köpükler her zaman umutlu görünür, kısa ömürlü ama hevesli... ilk tabağı yıkarken zihnim de otomatik moda geçti. düşünmüyordum, daha doğrusu her şeyi düşünüyordum ama hiçbirine odaklanmıyordum. tam da aydınlanmaların sevdiği o belirsiz hâl.
çatalı yıkarken fark ettim: çatal dediğin şey hep arada kalıyor. ne kaşık gibi kapsayıcı ne bıçak gibi net. hayatta da böyle insanlar var. her masada varlar ama kimse onları seçmiyor. “ben biraz çatalım galiba” diye düşündüm. bu düşünceyle birlikte bir tabak daha devrildi, ama kırılmadı. hayat da öyle değil mi..? kırılacağını sandığın şeyler bazen sadece ses çıkarıyor.
sonra bardaklar geldi. bardaklar tehlikelidir. hem şeffaf hem kırılgan. onları yıkarken hep daha dikkatliyim. çünkü bardak kırılırsa suç hep senindir, “bardağın yapısı” diye bir savunma kabul edilmez. tam bu sırada beynimden bir şimşek çaktı: hayatta da en çok şeffaf olanlar kırılıyor. içini gösterenler. “demek ki çözüm daha opak olmak” dedim kendi kendime. biraz mat, biraz bulanık. ınstagram filtresi gibi...
tam bu derin düşüncelerle yüzleşirken tencereyle göz göze geldik. dibinde yanmış bir sos, kararmış bir geçmiş gibi bana bakıyordu. “beni hemen yıkamazsan geçmez” der gibiydi. işte o an aydınlandım. meğer hayat da böyleymiş. beklettikçe zorlaşıyor, üzerine su tutmak yetmiyor, biraz kazımak gerekiyor. kaçtığın şey, sonunda daha sert dönüyor. “yüzleşeceksin!” dedim tencereye. o da bana cevap vermedi tabii, ama içimden bir ted konuşması geçti.
tam her şeyi çözdüğümü, evrenin sırlarını mutfak tezgahında çözdüğümü sanırken musluğu kapattım. ellerim buruşmuş, zihnim berrak. bir an durdum. “demek ki aydınlanma böyle bir şey” diye düşündüm. “insan bulaşık yıkarken bile kendini bulabiliyor.”
o sırada arkamdan bir ses geldi:
“bulaşıkları niye elde yıkıyorsun?”
döndüm. kızım kapıda duruyordu, elinde tablet. tablette bulaşık makinesinin kullanım kılavuzu açıktı.
“makine bozuk değildi ki” dedi.
o an anladım. aydınlanma falan yoktu. ben sadece yanlış tuşa basmıştım.
devamını gör...
düşük zeka göstergesi
uzunu yalamak. sözlükte de var böyleleri.(-ler derken mecazen. tüm aktroll hesaplar bir iki sivilceli ergene ait)
devamını gör...
bir fav attık diye diyalog kurmazsak sevinirim
(bkz: beni tanıdılar siz kaçın)
bu diyalog kurmaya çalışan kişi benim işte. bakıyorum bazen 3 5 entryimi beğenmiş birisi hemen damlıyorum mesaj kutusuna. bugün entrylerime çok az beğeniyo gelmesinin sebebi biraz da bu baktığında.
bu diyalog kurmaya çalışan kişi benim işte. bakıyorum bazen 3 5 entryimi beğenmiş birisi hemen damlıyorum mesaj kutusuna. bugün entrylerime çok az beğeniyo gelmesinin sebebi biraz da bu baktığında.
devamını gör...
sözlük yazarlarının b planı
haberlere çıkıp trump'ın babam olduğunu ispatlamaya çalışacağım.
devamını gör...
birleşmiş milletler
çalışanlarına çok güzel maaş veren kurum*
devamını gör...
bir fav attık diye diyalog kurmazsak sevinirim
herkes seks olmuş fuat abi
devamını gör...
sözlük yazarlarının b planı
tercihen c planlarını daha çok seviyorum ama b planlarının da çok iyilerini gördüğüm için haklarını yiyemem
devamını gör...
birleşmiş milletler
birleşip gelsinler, bizi şu trump i/lle/tinden kurtarsınlar.
kendine hayrı olmayan kurum, kuruluş, temelini atan abd olmasına karşın, bu fikri dünya tarihinde ortaya atan ilk bilim insanı farabi'dir.
kendine hayrı olmayan kurum, kuruluş, temelini atan abd olmasına karşın, bu fikri dünya tarihinde ortaya atan ilk bilim insanı farabi'dir.
devamını gör...
sözlük yazarlarının b planı
içinizde, a planının tutmasından çok b planının vakti bir an önce gelse keşke umudu ile yanıp tutuşanlar görüyorum.
etmeyin.
ya da edin; etmeyen noo'olsun.
etmeyin.
ya da edin; etmeyen noo'olsun.
devamını gör...
sözlük yazarlarının b planı
iyi bir a planı
devamını gör...
bir fav attık diye diyalog kurmazsak sevinirim
devamını gör...
sözlük yazarlarının b planı
onlyfans benim de aklıma gelmedi değil.
b planım evlenmek. umarım a planıma maddi manevi gücüm yeter.
b planım evlenmek. umarım a planıma maddi manevi gücüm yeter.
devamını gör...


