zaman tüneli
bahşiş kime verilir sorunsalı
seks emekçisine
devamını gör...
19 şubat 2026 şkendiya samsunspor maçı
konferans ligi eleme maçı. rakip kuzey makedonya takımıymış.
samsunspor 5. dakikada ndiaye ile penaltı kaçırdı. herif topu doğrudan dışarı attı. bir köşe seçip yerden vurmak bu kadar zor mu. böyle başladıysak hayır bekleme, başakşehir'in üniversite kulübüne elenmesi gibi bunlar da elenir herhalde adını bilmediğimiz takıma.
samsunspor 5. dakikada ndiaye ile penaltı kaçırdı. herif topu doğrudan dışarı attı. bir köşe seçip yerden vurmak bu kadar zor mu. böyle başladıysak hayır bekleme, başakşehir'in üniversite kulübüne elenmesi gibi bunlar da elenir herhalde adını bilmediğimiz takıma.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
yapabilen istemiyor, isteyen yapamıyor, bilen yapmıyor, yapan bilmiyor..
devamını gör...
bu sene de tek eğlence fenerbahçe
şu buhranlı günlerde bizleri güldürüyorsun ya fenebahçem hakkın ödenmez
olsun siz de cennette şampiyonsunuz fjfjf
olsun siz de cennette şampiyonsunuz fjfjf
devamını gör...
çalıştıkça borcun artması
bir insanın işi gücü var ve borcu artıyorsa, o kişi salaktır. olayın ekonomi prensibleriyle alakası yoktur.
şirket muhasebesine gelince borçlar ve alacaklar tablosu yapılır. orneğin sipariş ettiğin mal borçtur. üretip sattığın mal alacaktır. fiilen hiç borçlu olmasan bile, satış hacmin arttıkça borçluluğun giderek artar.
alacak kalemide borçla beraber artıyorsa sorun yok.
şirket muhasebesine gelince borçlar ve alacaklar tablosu yapılır. orneğin sipariş ettiğin mal borçtur. üretip sattığın mal alacaktır. fiilen hiç borçlu olmasan bile, satış hacmin arttıkça borçluluğun giderek artar.
alacak kalemide borçla beraber artıyorsa sorun yok.
devamını gör...
denton welch
tam adı maurice denton welch olsa da kitaplarını denton welch adıyla yayımlamayı tercih eden çin doğumlu ingiliz yazar ve ressam olarak bilinir; 1915/ 1948 yılları arasında yaşamış ve geçirdiği kaza sonrası yaşadığı sağlık sorunları sonucu 33 yaşında hayatını kaybetmiştir.
türkçe'ye çevrilen kitapları
bulutun içinden bir ses
gençlik hazları

içimdeki acılardan bir tanesi,
bütün öteki acıları ele geçirmeye başladı.
türkçe'ye çevrilen kitapları
bulutun içinden bir ses
gençlik hazları

içimdeki acılardan bir tanesi,
bütün öteki acıları ele geçirmeye başladı.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
ramazan pidesi
bugün onun için sıraya girdim. yaa pide, sen dünyanın en güzel hamurusun.
bir pide 60 lira olur mu yav. kahrolsun ekonomi.
bir pide 60 lira olur mu yav. kahrolsun ekonomi.
devamını gör...
narkoz etkisinde söylenen sözler
narkoz etkisinde bazıları kendini açar, bazıları filozof olur… ben mi..? ben sadece inlerim, biraz off çeker, oy anam derim o kadar.
demek ki narkoz bile “bu kadın zaten yeterince konuşuyor, sussun artık” diyor.
demek ki narkoz bile “bu kadın zaten yeterince konuşuyor, sussun artık” diyor.
devamını gör...
şampiyonlar ligi müziği
sevgili fenerliler hizmeti ayağınıza getirdim
artık siz de evde kendi şampiyonlar ligi müziğinizi yapabilirsiniz
alışkınsınız zaten kendiniz çalıp kendiniz oynamaya dkfkfj
buradan:
artık siz de evde kendi şampiyonlar ligi müziğinizi yapabilirsiniz
alışkınsınız zaten kendiniz çalıp kendiniz oynamaya dkfkfj
buradan:
devamını gör...
ona bir şarkı bırak
kendime bırakıyorum. bu gece buna içiyorum.
ey aşk!
ey aşk!
devamını gör...
vitor pereira
ya toppik kullanıyordu ve de saçını boyuyordu ya da herif 3 senede bildiğin çökmüş ya.
devamını gör...
into the night
2021'in sonlarında, standart bir haftalık tatilde keşfettiğim, belçika yapımı netflix dizisi.

öylesine netflix aboneliği almıştım, dedim bari bir şeyler izleyeyim. sıfır beklenti, sıfır reklam, tamamen tesadüfle bu diziye denk gelip izlemeye başlamıştım. müptelası olup çıktım ya bir gecede. şansıma da 2. sezon o sırada daha yeni gelmişti. ilk sezon zaten birkaç saat içinde aktı gitti derken, bir de 2. sezonu bitirerek bir gecede dizinin tamamını bitirmiştim. öyle bir sürükleyicilikten bahsediyorum. bitirdikten sonra çok garip bir boşluğa düşmüştüm yalan yok. çünkü 2. sezon inanılmaz bir yerde bitti. insanın ağzını açık bıraktı gerçekten. keşke devamı gelseydi dediğim nadir yabancı yapımlardandır into the night ama maalesef iptal edilmiş.
ortada muazzam bir sinematografi başarısı var. özellikle uçak içi sahneler, gecenin karanlığında geçen sahnelerin o ürpertici sessizliği, atmosferi falan aşırı iyi korunabilmiş. özellikle zaten dizinin uçak içi sahneleri ateş ediyor ateş. dikkat ediyorum, diziyi hep bu konuda topa tutmuşlar. neymiş efendim, gerçek uçaklarla zerre alakası yokmuş muş vs vs. ulan dangalak. bu dizi senin uçak fetişini azdırmak için mi çekildi sence? ortada görsel bir sanat var bir kere. saygı göstermeniz gereken yerde, habire bok atıp duruyorsunuz. neyse.


uçak kalkış iniş sahnelerinden tutun, kopitin eşsiz görselliğine kadar hemen hemen her şeye aşırı özen gösterilmiş. yani sinematografik tatminlik kesinlikle amacına ulaşmış. keza gece karanlığının verdiği o ıssızlığı muazzam bir şekilde yansıtabilmiş dizi.


dizinin konusuna gelirsek de, güneşte kozmik bir bozulma meydana geliyor. meydana gelen bu bozulma, güneşin manyetik yapısını tamamen bozarak tamamen elverişsiz hale getiriyor. böylelikle de güneş ışığı, yeryüzünde neye çarparsa çarpsın, çarptığı şeyi bir bir öldürüyor. buna insanlar da dahil. bunun farkına varan kıdemlı bir askeri personel olan terenzio karakteri, kendini tamamen güvenceye almak için havaalanından bir uçak kaçırıyor. kokpiti tamamen rehin alıp kokpittekilere ''sürekli batıya uçun'' emri veriyor. ilk başta tabi uçaktakiler ''noluyo laa'' deseler de, sonradan bu garip doğa olayını doğrulayıp terenzio ile iş birliği içerisine giriyorlar. sonra dizi tamamen ''hayatta kalma'' müceadelesine dönüyor. diziyi sürükleyici yapan şey de tam olarak bu. ne kadar muazzam bir konu. düşünsenize, güneş yüzünden ölmemek için uçağı sürekli karanlığa doğru uçuruyorsunuz. dizinin ismi de zaten bundan geliyor, ''karanlıklara doğru'' yaani, ''into the night''

sahneleri, oluşturulan bu eşsiz atmosferi övdük, biraz da dizinin kurgusunu övelim. dizinin kurgusu çok ama çok başarılı. zaten karakterler tek başına muazzam kaleme alınmışken, bir de bu karakterlere oldukça iyi bir kurguyla can vermek de bir tek into the night gibi bir diziye yakışırdı zaten. dizinin bölümlerinin başlarında, oluşturulan bu karakterlerin kişisel hayatlarından, bu doğa olayını yaşamadan önceki hayatlarından kesitler gösterilerek aşırı iyi bir kurgu başarısı yakalanmış. ve açıkça söyleyeyim, bu kurgu tekniğini şu ana kadar hiç bir dizide görmedim. evet bu tarz kesitleri hep görüyoruz dizilerde, ama istisnasız her bölüm başlarında değil. her bir bölümün hikayesi, her bir karakter üzerine yapılmış. can alıcı nokta da bu zaten.
senaryosu hakkında fazla bir şey söylemek istemiyorum. maalesef bu tarafta bayağı sıkıntılar var. zaman zaman aşırı inişli çıkışlı deneyimler yaşatabiliyor. dizide bir çok bilimsel mantık hataları mevcutken, bu hataları manipüle edebilecek adımlar da maalesef atılmamış dizide. bir de zaman zaman fizik kurallarını %500 çiğneyen, asla ve asla anlamlandırılamayan sahneler ve olaylar da mevcut. misal teröristin uçağın arkasından silahla atteş edip, uçağın sağ camını patlatması gibi bir örnek verebilirim.
dizinin müzikleri de oldukça başarılı. hatta bir yabancı diziye göre gereğinden fazla başarılı. açıkça söyleyeyim, yabancı dizilerin müzikalite konusunda yerin dibinde olduğunu çok çok uzun zaman önce farketmiştim. hatta konusu ne olursa olsun, en tırt türk tv dizinin bile müziklerinin belli bir kalitenin üzerinde olduığunu biliyorum. o sebeple müzikleri konusunda da son derece tatmin edebilen bir dizi into night. özellikle elektronik müziğe yoğunlaşılmış. derin 808'ler (sub basslar), egzantrik dance davulları, bu davulları destekleyen cılız hat'ler, aşırı iyi şekilde kullanılan synthesizer falan filan, yok yok gerçekten. ayrıca bu müziklere sahnelere oldukça güzel yedirebilmişler. karakter temalı müzikler zaten dizide mevcutta, bir de bölüme ve sadece o ana özel müzikler var ki, işte o en sevdiğim benim. hepsi de cuk diye oturmuşlar gerçekten. özellikle ilk sezonun sonunda,
uzunca bir mücadelenin ardından sığınak buldukları
sahnede çalan müzik;
gerçekten sahneyle uyumunu tarif edemem sizlere.
keşke devam etseydi. dizinin 2. sezonu 1. sezonun tadını birebir elbette veremiyor ama, yine de gelişen olaylar insanı merak ettirmeye yetiyor da artıyor bile. özellikle 2. sezon öyle bir yerde bitti ki, tadı damağımda kaldı resmen. ve maalesef yarım kalan bir hikayeye sahip into the night. birçok olay havada kaldı. her neyse yapacak bir şey yok artık.
gerek sinematografik olarak, gerek konu ve hikaye olarak, gerek de eşsiz kurgusu sebebiyle sonuna kadar izlenmeyi hakeden bir dizi into the night senaryodaki mantık hataları ve uçak içi sahnelerde bir dizi topa tutulan hatalar ve mantıksızlıklar bir kenara konmalı, ve gerçekten ''sinema'' gözüyle izlenmeli. gerçek zevki o zaman alırsınız.
bonus:

öylesine netflix aboneliği almıştım, dedim bari bir şeyler izleyeyim. sıfır beklenti, sıfır reklam, tamamen tesadüfle bu diziye denk gelip izlemeye başlamıştım. müptelası olup çıktım ya bir gecede. şansıma da 2. sezon o sırada daha yeni gelmişti. ilk sezon zaten birkaç saat içinde aktı gitti derken, bir de 2. sezonu bitirerek bir gecede dizinin tamamını bitirmiştim. öyle bir sürükleyicilikten bahsediyorum. bitirdikten sonra çok garip bir boşluğa düşmüştüm yalan yok. çünkü 2. sezon inanılmaz bir yerde bitti. insanın ağzını açık bıraktı gerçekten. keşke devamı gelseydi dediğim nadir yabancı yapımlardandır into the night ama maalesef iptal edilmiş.
ortada muazzam bir sinematografi başarısı var. özellikle uçak içi sahneler, gecenin karanlığında geçen sahnelerin o ürpertici sessizliği, atmosferi falan aşırı iyi korunabilmiş. özellikle zaten dizinin uçak içi sahneleri ateş ediyor ateş. dikkat ediyorum, diziyi hep bu konuda topa tutmuşlar. neymiş efendim, gerçek uçaklarla zerre alakası yokmuş muş vs vs. ulan dangalak. bu dizi senin uçak fetişini azdırmak için mi çekildi sence? ortada görsel bir sanat var bir kere. saygı göstermeniz gereken yerde, habire bok atıp duruyorsunuz. neyse.


uçak kalkış iniş sahnelerinden tutun, kopitin eşsiz görselliğine kadar hemen hemen her şeye aşırı özen gösterilmiş. yani sinematografik tatminlik kesinlikle amacına ulaşmış. keza gece karanlığının verdiği o ıssızlığı muazzam bir şekilde yansıtabilmiş dizi.


dizinin konusuna gelirsek de, güneşte kozmik bir bozulma meydana geliyor. meydana gelen bu bozulma, güneşin manyetik yapısını tamamen bozarak tamamen elverişsiz hale getiriyor. böylelikle de güneş ışığı, yeryüzünde neye çarparsa çarpsın, çarptığı şeyi bir bir öldürüyor. buna insanlar da dahil. bunun farkına varan kıdemlı bir askeri personel olan terenzio karakteri, kendini tamamen güvenceye almak için havaalanından bir uçak kaçırıyor. kokpiti tamamen rehin alıp kokpittekilere ''sürekli batıya uçun'' emri veriyor. ilk başta tabi uçaktakiler ''noluyo laa'' deseler de, sonradan bu garip doğa olayını doğrulayıp terenzio ile iş birliği içerisine giriyorlar. sonra dizi tamamen ''hayatta kalma'' müceadelesine dönüyor. diziyi sürükleyici yapan şey de tam olarak bu. ne kadar muazzam bir konu. düşünsenize, güneş yüzünden ölmemek için uçağı sürekli karanlığa doğru uçuruyorsunuz. dizinin ismi de zaten bundan geliyor, ''karanlıklara doğru'' yaani, ''into the night''

sahneleri, oluşturulan bu eşsiz atmosferi övdük, biraz da dizinin kurgusunu övelim. dizinin kurgusu çok ama çok başarılı. zaten karakterler tek başına muazzam kaleme alınmışken, bir de bu karakterlere oldukça iyi bir kurguyla can vermek de bir tek into the night gibi bir diziye yakışırdı zaten. dizinin bölümlerinin başlarında, oluşturulan bu karakterlerin kişisel hayatlarından, bu doğa olayını yaşamadan önceki hayatlarından kesitler gösterilerek aşırı iyi bir kurgu başarısı yakalanmış. ve açıkça söyleyeyim, bu kurgu tekniğini şu ana kadar hiç bir dizide görmedim. evet bu tarz kesitleri hep görüyoruz dizilerde, ama istisnasız her bölüm başlarında değil. her bir bölümün hikayesi, her bir karakter üzerine yapılmış. can alıcı nokta da bu zaten.
senaryosu hakkında fazla bir şey söylemek istemiyorum. maalesef bu tarafta bayağı sıkıntılar var. zaman zaman aşırı inişli çıkışlı deneyimler yaşatabiliyor. dizide bir çok bilimsel mantık hataları mevcutken, bu hataları manipüle edebilecek adımlar da maalesef atılmamış dizide. bir de zaman zaman fizik kurallarını %500 çiğneyen, asla ve asla anlamlandırılamayan sahneler ve olaylar da mevcut. misal teröristin uçağın arkasından silahla atteş edip, uçağın sağ camını patlatması gibi bir örnek verebilirim.
dizinin müzikleri de oldukça başarılı. hatta bir yabancı diziye göre gereğinden fazla başarılı. açıkça söyleyeyim, yabancı dizilerin müzikalite konusunda yerin dibinde olduğunu çok çok uzun zaman önce farketmiştim. hatta konusu ne olursa olsun, en tırt türk tv dizinin bile müziklerinin belli bir kalitenin üzerinde olduığunu biliyorum. o sebeple müzikleri konusunda da son derece tatmin edebilen bir dizi into night. özellikle elektronik müziğe yoğunlaşılmış. derin 808'ler (sub basslar), egzantrik dance davulları, bu davulları destekleyen cılız hat'ler, aşırı iyi şekilde kullanılan synthesizer falan filan, yok yok gerçekten. ayrıca bu müziklere sahnelere oldukça güzel yedirebilmişler. karakter temalı müzikler zaten dizide mevcutta, bir de bölüme ve sadece o ana özel müzikler var ki, işte o en sevdiğim benim. hepsi de cuk diye oturmuşlar gerçekten. özellikle ilk sezonun sonunda,
uzunca bir mücadelenin ardından sığınak buldukları
sahnede çalan müzik;
gerçekten sahneyle uyumunu tarif edemem sizlere.
keşke devam etseydi. dizinin 2. sezonu 1. sezonun tadını birebir elbette veremiyor ama, yine de gelişen olaylar insanı merak ettirmeye yetiyor da artıyor bile. özellikle 2. sezon öyle bir yerde bitti ki, tadı damağımda kaldı resmen. ve maalesef yarım kalan bir hikayeye sahip into the night. birçok olay havada kaldı. her neyse yapacak bir şey yok artık.
gerek sinematografik olarak, gerek konu ve hikaye olarak, gerek de eşsiz kurgusu sebebiyle sonuna kadar izlenmeyi hakeden bir dizi into the night senaryodaki mantık hataları ve uçak içi sahnelerde bir dizi topa tutulan hatalar ve mantıksızlıklar bir kenara konmalı, ve gerçekten ''sinema'' gözüyle izlenmeli. gerçek zevki o zaman alırsınız.
bonus:
devamını gör...
çalıştıkça borcun artması
çalışıyorsun, kazanıyorsun, borç yine büyüyor. emeğin değeri sana değil, faize gidiyor. sistemin tekerleği dönüyor, sen hep başa.. çok can sıkıcı bir durum ama günümüz şartları insanları maalesef bu duruma itiyor.
devamını gör...
vitor pereira
eski takımlarına karşı oynadığı 15 maçın 11'ini kazanmış 4'ünde berabere kalmış. şimdi socrates dergi'den öğrendim.
çok enteresan bir istatistik. tebrikler.
çok enteresan bir istatistik. tebrikler.
devamını gör...
ona bir şarkı bırak
her kimsen sen, bu versiyon daha testisli. bunu dinle.
devamını gör...
narkoz etkisinde söylenen sözler
ben konusuyordum. doktor yorma kendini demişti gülerek. olur demiştim. gerisini hatırlamıyorum. ama bülbül gibi şakıyordum sanki. ağzım yamula yamula. senede toplasan 300 kelime ağzımdan çıkar çıkmaz. ama narkoz işi tehlikeli.
devamını gör...
insan
şüphelenen hayvandır
devamını gör...
ona bir şarkı bırak
buyursunlar
#3881311
#3881311
devamını gör...
insan
insan insan dedikleri
insan nedir şimdi bildim
can, can deyü söylerlerdi
ben can nedir şimdi bildim
(bkz: insan insan)
insan nedir şimdi bildim
can, can deyü söylerlerdi
ben can nedir şimdi bildim
(bkz: insan insan)
devamını gör...