zaman tüneli

çok severim..
bildiğin bonsai tribinde takılan sebze... küçük küçük orman kuruyorsun tabağa. çatalı daldırınca amazonları katletmiş gibi hissediyorsun. o görüntü bile başlı başına keyif.
devamını gör...

kendi evini yıldırımlarla vurmasın diye insanlar tarafından paratoner takılarak önlem alınan, bu çözüm karşısında çaresiz kalan sonsuz kudretli tanrının dağları yaratmış olması muazzam bir kanıttır.
hemen kelime-i şehadet getirip takkeyi takıp teravih namazına koşuyorum. ben evet diyorum sen de var mısın dinsiz kitapsız kâfir, allah'a şirk koşarken dalağı şişen dostum. hadi gelin de saf tutalım. yoksa ne kaybedersiniz olm?
devamını gör...

apo'nun ölmüş anası ve bacısını sözlüğün totemcileri öpsün de konudan bağımsız olarak bu zizek dallamasında tam 31'ci tipi yok mu ?
devamını gör...

bu tip iddialar genelde cehaletin fanteziyle birleştiği, çamur at izi kalsın mantığıyla üretilen ucuz sağcı dedikodularından öteye gitmez.
öncelikle şunu netleştirelim bu anlattığınız senaryo ne diyalektik materyalizme ne de hayatın olağan akışına sığar. bu iddiayı ortaya atanların zihin dünyası, belli ki siyasi bir tartışmada fikir üretemeyince bel altına sığınan bir acziyetin mahsulü.
devrimci ahlak dediğimiz şey, senin o bacı, avrat, cima üçgenine sıkışmış kirli zihninin çok ötesindedir. bizim literatürümüzde yoldaşlık, mülkiyet ilişkilerinin (kadın da dahil!) reddi üzerine kuruludur ancak bu reddediş, bir başkasının mahremini talan etmek değil, insanı metalaştıran her türlü bağdan özgürleşmektir. kapıya şapka asıp içeride iş pişiriyoruz demek, ancak burjuva yozlaşmışlığının ya da ucuz bir seks komedisinin senaryosu olabilir.
bak efendi, o kasket senin sandığın gibi bir meşguliyet tabelası değil, işçinin alın terinin ve barikatın onurudur. devrimci yoldaşlık hukukunu, kendi kirli aile yapınızdaki mülkiyet hırsıyla ya da bastırılmış cinsel fantezilerinizle karıştırmayın. bizim kapımızda şapka asılıysa, içeride ya memleketin kurtuluşu planlanıyordur ya da bir sonraki grevin bildirisi yazılıyordur.
bir devrimcinin sizin "cima" dediğiniz o tantanaya ayıracak vakti olsaydı, bu sömürü düzenini yıkmaya ömrünü adamazdı. o şapkayı kapıya asmak yerine önüne koy da, fikir üretemediğin yerde neden bel altına saldırdığını bir düşün. bu anlattığın masal, ancak senin gibi "anlatanın yalancısı" olanların vizyonuna sığar devrimcinin hayatında böyle ucuz bir tiyatroya yer yoktur.
devamını gör...

şimdi diyelim ki ben bi yerde oturuyorum ve ilerden bi tane karşı cins arz-ı endam eyleyerek geliyor. böyle anlarda ilk beden ölçüleri takılıyor gözüme. zaten anlıyoruz bence gelenin fiziğinden az çok güzelliğini.

sonra yaklaştıkta memelerine ordan da yüzüne doğru gidiyor bakışlarım. geçip gittiğinde de götüne bakıyorum. böyle önümden geçerken günebakan gibi kafam dönmese keşke ama o fiziğin ardındaki götü görme isteğime engel olamıyorum.

yok cafede çay bahçesinde karşıma oturduysa full yüzüne odaklanıyorum. aşağıda derin göğüs dekoltesi olsa da hep gözüne gözüne dikiyorum gözlerimi. hani bak ben burdayım gör beni, farket beni, oyana salla beni, bu yanna salla beni, al göğsün üstüne, yavrum yuvarla beni minvalinde dik dik bakıyorum.
devamını gör...

bu niye yasaklanmadı ya? canlı canlı uyuyan arkadaşını yemeye çalışanını gördüm. ölüyü, diriyi, bitkiyi, hayvanı ne bulursa yiyor. düşük bütçeli yamyama bak sen sorsan ataları dinozor. linçlememiz gerekirken her yerde her şekilde yemeye başladık. bi yerde domuza haksızlık edildi. kesinlikle yapıldı bu.
devamını gör...

aralarında alain badiou, angela davis ve slavoj zizek gibi isimlerin olduğu 33 feylesof, apo denilen teröristbaşı için umut hakkı çağrısı yaptı.
devamını gör...

kendisini tanımıyorum ama enerjisi çok hoş bir yazar.

dört paragrafı geçmediği sürece mutlaka okuyup, okuduğum gibi de anlamaya çalışıyorum.

iyiki yolu düşmüş buralara.
devamını gör...

afganistan içine sızdırılmış taliban hücreleri uyandırılarak pakistana saldırmaları sağlandı. önce hindistan bu işe memur edilerek işe gönderildi ama çabucak eline yüzüne bulaştırınca daha ucuza çalışan bir gurup bulundu. peki ama neden?
iran bu sıralar defteri dürülmek üzereyken birden pakistan neden gündeme geldi dersiniz? dikkat ederseniz çini yalnız bırakma operasyonu devam ediyor. bu defa da pakistan harcanmak, olmazsa yıpratılmak isteniyor. bizim daha önce pkk ile enerjimizi boşa harcadıkları gibi yıllar sürecek ve bitmeyecek bir mücadeleye sürüklenmek isteniyor.
satranç savaşı devam ediyor gibi,
devamını gör...

derdini anlatmaya gelen uygur türklerini çinli diye dövdü ya mhpliler, daha nolsun.

siz hiç doğu türkistan için bir işletmeye tebliğe giden, herhangi bir markayı boykota çağıran, yürüyüş yapan, vaazlarında bu konuya değinen cemaate hacıya hocaya denk geldiniz mi.
filistin için israil'i protesto edicem diye amerikan burgercisine koliyle fare bırakan, kuveyt kahvecisinin camını çerçevesini indirenler ezilen halk, masum çocuklar, din kardeşliği edebiyatı yaparken doğu türkistan için neden sessiz kaldı.

islamcılar dinde milliyetçilik yok, ırkın değil ümmetin sorulacak falan derken, hep arap milliyetçiliğine oynayıp türk düşmanlığı yaptı. bunu açıkça söylemeyip tatlı tatlı üfleyerek kafalara soktular. bizim halk da yuttu. o yüzden sigara çarşafını yaksan arapça yazıyor diye sana saldırır ama istiklal marşı yazan türkçe sayfayı yırtsan izlerler. din adı altında asimile oldu millet. üstelik filistin'in yere göğe koyamadıkları osmanlıya ihaneti tarihte dururken.
en güzel milliyetçi politika din aslında. araplar kendilerine çok iyi yol bulmuşlar.
devamını gör...

meme demeyen vurdurasdgdgsgahhah.......

yüzüne tabii ki. kalamıştan gelme ihtimaline karşı. çünkü bazı yüzler kalamıştan gelircesine bir tatlı huzur bırakır insanda.
devamını gör...

hiç avokado yemedim. alengirli şeyleri sevmiyorum. lümpen değilim diye düşünüyorum ama kimse de lümpen olduğunun farkında olmaz zaten.

bu kadar şeyi cevap niteliğinde olmasın diye yazdım. söylemek istediğim şey şu: o kadar şeyi taşa döksem, taş da çok lezzetli olur. bana kalbiniz kadar temiz bu sayfayı ayırdığınız için teşekkür ediyorum. ayrıca, şunu da söylemek istiyorum. avokadolu tost yiyen, ananaslı pizza da yer, ketçaplı pilav da yer.
devamını gör...

ilk işimiz tam olarak karşı cinste mi ondan emin olmak lazım.
devamını gör...

#3678956

bu eser beni çok sarıyor be..
devamını gör...

meme.. bu konuda çok netim ve taviz vermem...
devamını gör...

meyve dediğin tadı olur, tatlı olur ekşi olur bir tadı olur yani. bunun tadı yokki, salatalara katıp tuzluyorsun böyle meyve mi olur lan.
devamını gör...

kaşı gözü tabiki. allaaaaam ne tatlı çocukmuş demem lazım önce.

sonrası zaten hımmm ok ya da ay bu ne tipini diyerek şekilleniyor.
devamını gör...

öncelikle bölüm değil fakülte. bildiğin 4 katlı sonsuz koridorlu devasa bir bina. 4 yıllık bir program.

bana göre bölüm olarak devam etmeliydi. bir insanın akademik kariyerini annemden daha fazlasını bilmek üzerine inşa etmesi bana biraz zaman kaybı olarak geliyor. zorunlu din dersi diye bi gerçek var. bu derslere atanacak öğretmenlere de ihtiyaç olduğu düşünülerek açılmış olsa din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği diye de bi bölüm var. ilahiyat mezunları din işleri uzmanı ve müftü gibi şeyler oluyormuş. onu da şimdi başlığı görünce merak edip öğrendim. katma değeri yok. manevi değeri varsa da sadece mezunuyla sınırlı. çağ dışı demek için çok erken ama şu çağda yapılacak bi yatırım da değil. gerçekten bilemedim.
devamını gör...

japonun biri rize'de bir kahveye girmiş ve herkese kafa tutmuş:

- var mı aranızda delikanlı? varsa çıksın dışarı!
temel kapıya doğru yürümüş:
-çıkıyorum ulan, görelim bakalım erkekliğini...
birkaç dakika sonra temel ağzı burnu dağılmış bir vaziyette kahveye geri dönmüş. peşinden de japon kasılarak içeri girmiş . temel'i göstererek:

- ona toyokumi ustanın "katakori" tekniğiyle vurdum…
ertesi gün japon yine gelmiş. yine meydan okumuş. temel yine rest çekmiş. birkaç dakika sonra kapıda yine ağzı burnu dağılmış bir temel ve peşinden de japon kasılarak içeri girmiş. temel'i göstererek:

- ona kuyotomi ustanın "kihotomi" tekniğiyle vurdum...
ertesi gün aynı hikâye: dayak yemekten ayakta duramaz hale gelmiş temel ve her gün değişik stil kullanan japon:

- ona toyhama'nın "kimanto" tekniğiyle vurdum.

bu böylece bir hafta devam etmiş. sekizinci gün japon yine kahveye gelip, herkese kafa tutmuş. temel gene dışarı çıkmış. birkaç dakika sonra herkes suratı dağılmış bir temel beklerken bu defa japon her tarafı kanlar içinde kapıda belirmiş. temel de hemen arkasından girmiş içeriye, japon'u göstererek gülümsemiş:

- toyodanun kirkosillan furdum oğa!
devamını gör...

bana böyle tanımlarla, başlıklarla gelin işte, oh be şimdi nefes aldığımı hissediyorum.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim