zaman tüneli

dünya kupasına katılacağımız maç.

kosovayı yenemiyorsan da bi zahmet gitme.
devamını gör...

" eğer ağlamaya da gücüm kalmasaydı herhâlde ölürdüm. "

syf; 82

1907/ 1954 yılları arasında yaşayan ve zor bir hayat mücadelesi veren meksikalı ressam frida kahlo'nun aforizmalarının yer aldığı 128 sayfalık eser; türkçe baskısının 2020 yılında yapıldığı bilinmektedir.

frida kahlo'nun hayatındaki kırılma noktalarını hepimiz az çok biliriz, yaşadığı kaza, diego rivera ile olan evliliği, aldatılması, anne olmak isterken her seferinde bebeğini daha doğmadan kaybetmesi, bir süre yatağa mahkum yaşaması, hayata dair inancının sarsılması, o kazadan sonra geçirdiği fiziksel ve ruhsal dönüşüm, tüm bu olanlar onun yazdıklarını şekillendirmiş, aforizmalarına da yansımıştır, okurken de fark ediliyor keza.

asıl mesleği yazarlık olmadığı için edebî açıdan büyük beklentilere girmek belki mümkün olmayabilir ama bu yine onun kendine özgü bir dilinin olduğu gerçeğini değiştirmiyor elbette.

bu kitaptaki yazdıklarına baktığımızda ise onun karakterini etkileyen trajik silsileler de kendini hatırlatıyor, yaşadığı kazânın onu çok etkilediği, onun ruhundan bir şeyleri alıp götürdüğü de hissediliyor, diego rivera tarafından aldatılmış olduğu hissini de veriyor bazı satırlarda, onu artık sevmemeye başladığını hissettiriyor kimi sözünde.

bazı aforizmalarında siyasi kişiliğini yansıtan sözleri de yer alıyor ayrıca.

her şeye rağmen umudunu yitirmemeye çalıştığını hissettirir iken aynı zamanda kalbinin ne kadar kırılmış olduğunu, hayal kırıklıklarını, anne olamamanın acısını, aşkı ve ayrılığı, yalnızlığı, acı çekmeyi, resim ve sanata olan aşkını kendine özgü bir üslup ile yansıtıyor frida kahlo bizlere.

okurken seçtiğim bazı cümleleri bırakarak burada bir son veriyorum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


beni anlamadın demeyeceğim.
beni anladın. zaten en dayanılmaz acı buydu. sen, beni anladın. anladığın hâlde canımı yaktın diego...

benim acı çeken bir yüreğim var diego.
seni sevmeye başladığım o günden beri,
acı çeken bir yüreğim var.

kendi tenimden daha çok seviyorum seni.


hiçbir şey sabit değildir.
her şey değişir, her şey hareket eder,
her şey uçar gider ve yok olur.

başıma gelen en iyi şey, acı çekmeye alışmaya başlamam.

ve yaşam, sanki hiçbir şey olmamış gibi yeniden başlar.


insan, sürekli hem kendi düşüncesini hem de başkalarının düşüncelerini derinleştirmenin yollarını aramalı.
bu, yaşamı anlamanın anahtarıdır.


yaşamım boyunca senin mevcudiyetini unutmayacağım.

her şeyden vazgeçebileceğim,
her şeyi unutabileceğim eşiği gördüm.


kim ne derse desin, görüntü düşünceden önce yer alıyor.

insan, acılarında yalnızdır.

bütün yaşam seninle birlikte,
bense ona sahip olamayacağım.

ama acı çeken yüreği var ise bir bedenin, daha hızlı çürüyor o beden.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

naçizane eyyorlamamı yapmak isterim sözlük, müsadenle..
şimdi bence mesele çoğunlukla zaman değil, algıdır. yani kişi karşısındakini olduğu gibi görmek yerine, görmek istediği gibi yorumlar. eksik yerleri kendisi tamamlar, boşlukları kendi iç dünyasıyla doldurur filan.

burada asıl konu erkekler değil, kadının kendini ne kadar tanıdığıdır. kendi zaaflarını, zayıf yönlerini, hangi duygulara kolay kapıldığını bilen birisi karşısındakini olduğundan farklı bir yere koyma ihtimalini azaltır. aksi halde, gerçek bir insanla değil, zihinde büyütülmüş bir karakterle ilişki kurulur.

aslında çoğu zaman yaşanan şey karşıdaki kişiye değil, onun üzerine yansıtılan hayale aşık olunmasıdır. o hayal ki geçmişten, eksiklerden, arzulanandan beslenir. fakat gerçek, bir noktada kendini gösterdiğinde hayal dağılır. ardından gelen cümle de hazır tabii “yanlış zaman yanlış insan..”

oysa zaman çoğu zaman gayet yerindedir. sorun, kişinin kendi içindeki projeksiyonu gerçek sanmasıdır. doğru insanı kaçırmak değil, doğruyu yanlış yerden okumaktır yaşanan. bu yüzden mesele doğru insanı bulmaktan önce, onu doğru algılayabilecek berraklığa ulaşmaktır.
eyyorladım, istiklal marşı, kapanış..
devamını gör...

6 veya 7 yaş. modele bak anadoludan esintiler.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

o dönemdeki güzel hatıraların hatrı öylesine büyük ve eşsizdir ki, yetişkinlikte mahrum kalınan ilginin ve sevginin üzerini bir çırpıda silip bütün hesabı tek kalemde kapatabilir.
devamını gör...

#3938744 bu muazzam eseri nickaltını ziyaret edenler de dinlesin diye buraya not düşmek istedim.
25. saniyedeki geçiş bi büyük açtırır.
devamını gör...

(bkz: mundar)
devamını gör...

#3938723

sayesinde anlamış oldum, eksik olmasın. *
devamını gör...

beni hâlâ çok delirtiyor. üstteki yazarın ulaştığı bilgeliğe ulaşamadım. hatta bugün bunun üzerine çok düşündüm.
bir şeyi beklerken o şeyin iyi olma olasılığı olsa da olabilecek en kötü şeyi düşünüp ona dertlenmekten başka bir şey yapamıyor insan.

belki olay asla düşündüğümüz kadar kötü olmayacak ama korkuyorsun ve her haltı düşünüyorsun. insan sabredemiyor, bazı anlarda vakit geçmiyor bir an önce öğrenmek istiyorsun. zaten üzülüyorsun bari diyorsun ki durum netleşsin ona göre hareket edelim.
umut falan umrunda olmuyor en kötü ihtimale odaklanıp ona göre çözüm üretmeye başladın bile kafanda çünkü.
belirsizlik çok zor.
devamını gör...

hiç sevmem ama sabırlı biriyimdir. ne demişler çözümü göremiyorum, yarın ne olacak bilmiyorum ama kesinlikle yaradanıma güveniyorum. ona güvenebilirsen seni hiçbir şey yenemez buna emin ol ama lafla sadece kendini kandırırsın avuçların kan doluyken bile güvenebiliyor musun? önce ona bakılır sonra yol gösterilir. bunlar tamamen benim şahsi hissiyatımdır kimseyi de bağlamaz.
devamını gör...

doğru insan hep yanınızda kalır, esas algı kaybı doğru olmayan insanı doğru sanmaktır.
devamını gör...

bu durum bence gerçekten kelimelerle değil daha çok ortak bir zeminde konuşabilmekle ilgili.. benzer sosyo-ekonomik koşullardan geçmiş, benzer eğitim süreçlerinden süzülmüş ya da hayatın benzer yerlerinden sınanmış insanların birbirini daha az çabayla anlayabilmesi biraz da bu yüzden bence. çünkü o insanların dünyayı okuma biçimleri, kırıldıkları yerler, önemsedikleri detaylar çoğu zaman örtüşüyor.

iş yerinde aynı yaşlarda olduğum, aynı fakülteden mezun bir arkadaşım var misal. konuşurken fark ediyorum ki, bazı şeyleri uzun uzun anlatmamıza gerek kalmıyor. neyi neden önemsediğimizi, hangi durumda nasıl hissedeceğimizi az çok tahmin edebiliyoruz. hatta işin ilginç tarafı, müzik zevklerimiz bile neredeyse aynı. bu da sanki sadece düşüncelerimizin değil, ruh halimizin de benzer frekansta çalıştığını hissettiriyor.

hayata bakışımız, hassasiyetlerimiz, tepkilerimiz birbirine yakın olunca iletişim de daha akışkan hale geliyor. bir cümleyi yarım bıraksan bile karşı taraf tamamlayabiliyor. belki de aynı dili konuşmak böyle bir şeydir. yani aynı kelimeleri kullanmaktan çok, aynı yerlerden anlamak..
devamını gör...

iyi erkek ne yapar?
yazar. arar. ilgilenir. net olur.
sonuç?
“çok iyi biri ya ama elektrik alamadım.”
kötü erkek ne yapar?
iki gün kaybolur, üçüncü gün “napıyosun” yazar.
sonuç?
“ben bunu niye bu kadar düşünüyorum ya"
iyi erkek sürpriz yapar. kötü erkek ortadan kaybolur. kadın: sürprizi unutur, kaybolanı stalklar.
iyi erkek güven verir. kötü erkek merak.
kalp, güveni sıkıcı bulur, merakı aşk sanır.
iyi erkekle ilişki: huzur, düzen, sakinlik.
kötü erkekle ilişki: fbı ajanlığı arti psikolojik gerilim.
iyi erkek: “ben buradayım.”
kötü erkek: “bakalım neredeyim.”
kadın adeta navigasyon gibi peşinde.
en iyisi de şu: iyi erkek “çok iyi ama" diye elenir,
kötü erkek “aslında öyle biri değil" diye savunulur.
sonuçta:
iyi erkek çiçek alır, vazoya konur.
kötü erkek diken olur, elde tutulur.
diyeceklerim bu kadar.
devamını gör...

(bkz: ah le yar)

voca.ro/1hBFlf2crAdc
devamını gör...

merakımdan baktım ve artık haberim olduğu için 26.4'ü indiriyorum sistemi.

tşk.
devamını gör...

eskiden beni tedirgin ederdi. ben her şeyin net olmasını isterdim. yolum belli olsun, sonuçlar garanti olsun falan… ama zamanla belirsizliğin aslında hayatın bana bıraktığı bir boşluk, bir ihtimal alanı olduğunu farkettim. henüz yazılmamış bir hikayenin içindeymişim gibi..

artık belirsizliğe biraz daha farklı bakıyorum. içinde bence korku kadar umut da taşıyor. çünkü her şey kesin olsaydı, sürpriz diye bir şey olmazdı. yeni bir başlangıcın, güzel bir karşılaşmanın ya da hiç beklemediğim bir mutluluğun ihtimali de olmazdı diye düşünüyorum.

şimdilerde belirsizliği tamamen çözmem gereken bir problem gibi görmüyorum. daha çok, içinde iyi şeylerin de saklı olabileceği bir alan gibi bence. bu düşünce bana garip bir şekilde huzur veriyor. çünkü biliyorum ki belirsizlik varsa, umut da var demektir.
devamını gör...

hiç almadığım uyarıdır. elbette kimse tarafından engellenmediğim için değil.
devamını gör...

orbes dergisi her yıl dünya zenginlerinin, kurgusal karakterlerin, şarkıcıların, hollywood yıldızlarının vs. en zengininden başlayıp sıralama yaptığı bir liste çıkarıyor ortaya.

2025 milyarder listesinde, birinci sırada kim var sizce? tabiki elon musk. neyse, konumuz bu değil. ben kurgusal karakterlerin yalandan olma miraslarina değineceğim. işte sıkıntıdan böyle bir araştırma ile geldim size.

twilight hakkında az bilinenlere falan filan değineceğim.

forbes, en son 2012 yılına kadar kurgusal karakterlerin miraslarını sıralamış. yani bu yüzden en güncel bilgiler 2012 yılana ait. baya bir araştırdım, baktım ama 2012'den ilerisi yok maalesef. bu başlıkta yazmanın sebebi tabiki filmde yer alan yardımsever, sıcakkanlı, sevecen, anlayışlı, karizmatik babamız carlisle cullen. bu adam resmen para saçıyor. zaten filmde ve kitapta da buna çokça değinmişler. 2006, 2007, 2008, 2010, 2011'de carlisle birinci sırada, 2012'de ise üçüncü sırada en zengin kurgusal karakterler sıralamasına giriyor.

peki bu servetin, paranın suyu nereden geliyor? listelerde top 1'lerde olacak kadar ne yapıyor bu adam. filmde onu doktor olarak görüyoruz ama bu mesleği carlisle hobi olarak yapıyor. ki bunu da twilight new moon'da bella'nın doğum gününde, casper'in kanına susayıp ortalığı aleve verdiği zaman söylemişti. izleyen varsa hatırlar. carlisle'nin asıl mesleği stok marketi işleriyle ilgileniyorlar. yani hisse senedi piyasası.

mesela bir ürün çıkaracaklar bu ürün ne olsun, kalem olsun. bu kalemi ilk başta 50 tl'den satışına başlıyor ve şirketi kurduğu diğer çalışanlarına da yatırımdan pay vereceği için satılan ürünlerin bir kismini kendisine diğer kalanını da şirket çalışanlarına veriyorlar. peki bu ürünün ne kadar kâr yapacağını, nasıl bir kazanç getireceğini, ürünün piyasadaki değerini, dağıtım oranını, tutup, tutmayacağını, zartını zurtunu nasıl anlayacaklar benim biricik sevgili alice'imm sayesinde. alice'nin geleceği görme yetisi sayesinde ürünün onlara ne kadar kazandıracağını, ne kadar ürün sattiracagini, her şeyi görüp bildiği için işe başlamadan önce bu özelliği sayesinde alice'den yardım alıyorlar ve alice onay verirse işi yapıyorlar.

bu arada tabiki para politikasıyla, faiz oranlarıyla, enflasyonla, ürünün gelecekteki değeri ve bugünkü değeriyle de kafa patlatmamış oluyorlar. çünkü alice ablamiz heeerrr şeyi görüyor. insanların düşünceleri, davranışları geleceğin değişmesine sebep oluyor biliyorsunuz. filmde bunu alis söylemişti. buna göre ürünün durdurulmasını da piyasaya sürülmesini de bu şekilde engellemiş oluyor. yani hiçbir şekilde risk almamış oluyorlar. tamamen olacak bir iş için hizmet veriyorlar. işte böyle bir güç...

volturi'den bile zengin olmalarına şaşırdım ben doğrusu. çünkü filmde en ihtişamlı, sanatla ve bilimle iç içe tamamen bir orduyla yaşayan ve saltanat kurmuş bir devlet bunlar. ama carlisle, volturi'den de zengin çıktı. volturi ise emlak krallığı yapıyor. hatta bella, vampire dönüştükten sonra volturi'nin başında olan adam aro bella'ya şöyle bir
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel kolye hediye ediyor. bu kolye ise kraliyet ailesi'nin kolyesi olduğu söyleniyor. ama dediğim gibi carlisle ondan daha zengin çünkü alice'leri varr.
devamını gör...

maç 90. dakikaya kadar kosova'nın 2-1 üstünlüğüyle devam eder... uzatmaların ikinci dakikasında tahminime göre orkun gol atar. maç bu sefer iki devreden 15 dakikalık uzatmalara gider.

uzatmaların ilk devresi kosova gol bulur 3-2 öne geçer...
bizimkiler uzatmaların ikinci devresinde çok fazla pozisyon verir kosova gol kaçırır... derken bu sefer kaan ayhan sahneye çıkar kafa golüyle maç 3-3 olur.

maç penaltılara gider. penaltılarda kim alır orasını bilemem ama bence kosova gibi geliyor bana...
demin maç bütün detaylarıyla bana geldi arkadaşlar...
penaltıları izleyemem deyip çıktım rüyadan. kalbim çok strese girdi hemen uyandım.
bazen bana malum olur biliyorsunuz. ve malum olunca da mutlaka gerçekleşir.
devamını gör...

bir de bayıl istersen feriha ya. *
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim