zaman tüneli

kızıl tehlike
devamını gör...

bir diş doktorunun havuzu saate 100 litre doluyor göz doktorunun saate 200 litre gibi bir şey mi .
devamını gör...

çok geçmiş olsun.
devamını gör...

malûm, her randevuya aynı doktoru denk getiremiyorum. her gittiğimde hikâyeyi baştan anlatmamı istiyorlar.
işte anlatıyorum şöyle oldu böyle oldu diye.
hemen ilk sözleri " çok şanslıymıșsın, nasıl ölmedin?" benzerinde bir şey oluyor.

sonra raporumu, ilaçlarımı yazdırıyorum. bu sefer de " bak her an ölüm tehliken var" diyorlar.

yav doktor 7 senedir aynı şeyleri duyuyorum, sonra boşver diyorum ve devam.*
devamını gör...

karanlıkta duyular keskinleşir, dopamin salgılanır falan… yani ben aslında keyif yapmıyorum, bu bir bilimsel deney...
bak güzel kardeşim dedim kendime, “bu ses dalgaları var ya… bunlar beynine çarpıp seni entelektüel yapıyor.” o sırada belki üçüncü parçadayım ve entelektüellikten anladığım şey ise boş duvara bakıp anlamlı anlamlı kafa sallamak.
sonra bir müzik yükseldi yükseldi… ben de yükseldim tabii. dedim ki: “evreka.. işte bu! şu an evrende yalnız değilim. ben, caz ve… şey… buzdolabının hafif uğultusu..” üçümüz sanki bir ekip olmuşuz. ama en çok ben konuşuyorum. belki de tek..
gecenin sonunda vardığım bilimsel sonuçlar şaşırtıcı ama kayda değer. şunu anladım ki, ışık kapalıyken caz dinlemek, insanı ya çok derin yapıyor ya da oturduğu sandalyeyle duygusal bağ kurduruyor. ben ikinciyi seçmişim. sandalyeye sarılıp “sen beni anlıyorsun” dedim… sandalye de sağ olsun, hiç itiraz etmedi.
devamını gör...

basınçlı sıcak suyu kahve tanecikleri arasından geçirme tekniğiyle kahve yapmaya yarayan aygıt.

bunu "nolacak yav" diyerek deterjanla bir kere yıkama gafletinde bulundum. birkaç hafta sonra conta ve filtresini çıkarıp içine baktığımda suyun yükseldiği baca içinde kalın bir kahve kalıntısı tabakası gördüm. esasında buraların çok ince kahve yağı tabakasıyla kaplı olması gerekir yani gözle görülür bir tabaka beklememek lazım. deterjan, alet muhtemelen pek de iyi durulanmamış olduğu için sonraki kahve yapma işlemlerinde burada tortu birikmesine neden olmuş, üstelik deterjan içerikli tortu. o sıcaklıkta ve süreki su akışıyla orada ne kadar kimyasal kalır soru işareti ama kahve tadının içine ettiği kesindi.

sıcak nemli bezle temizleyip suyla iyice duruladıktan sonra kendine geldi.
devamını gör...

temelde bir cinayet romanı gibi görünse de asıl mesele çok daha derin. hatta öyle ki, dostoyevski bunu herkes anlayabilsin diye oldukça açık anlattığı için yer yer o kadar da derin değilmiş hissi bile verebiliyor. en azından benim bir yanım böyle düşünüyor ama buna rağmen, kitabın insanın zihninde başlattığı o düşünce akışı çok tatmin edici. o yüzden hâlâ en sevdiklerimden biri.
konuya gelirsek; raskolnikov’un aklı ile vicdanı arasında kalışı anlatılıyor. tabii ki süreç akılla başlıyor. zaten çoğu insanda olduğu gibi. bir şeyi yapmak isteriz, sonra ona uygun gerekçeyi üretiriz. içgüdüsel eğilimlerimizi mantıklı bir hikayeye çeviririz. çok az kişi bu döngüyü kırabilir.
raskolnikov da kıramıyor. kendince oldukça mantıklı bir sebep buluyor.
burada klasik bir yanılgı var; ben olsam yapmazdım. büyük ihtimalle yapmazdın, evet ama bu döngünün dışında olduğun anlamına gelmez. sadece senin bilinçaltın başka türlü çalışıyordur. o kadar.
raskolnikov da kendini napolyon gibi figürlerle kıyaslayarak bir yere konumlandırıyor. büyük insanların, büyük işler için küçük insanları feda edebileceğine inanıyor. tefeci kadını öldürmeyi de bu yüzden meşrulaştırıyor. klasik bir zihinsel aklama süreci. teoride her şey kusursuz.
sonra gerçeklik devreye giriyor.
planı düşündüğü kadar kusursuz değil. kontrol onda değil ve bir anda iki cinayet işlemiş biri haline geliyor. o noktadan sonra da çöküş başlıyor.
genelde bu hikaye vicdan aklı yendi diye yorumlanır ama ben burada biraz farklı düşünüyorum.
bana göre raskolnikov çok da güçlü bir karakter değil. zaten baştan kendini olduğundan büyük görmesi bunun ilk işareti. cinayetten sonra yaşadığı o psikolojik buhran da bunu iyice netleştiriyor.
evet, pişmanlık insani bir şey ama daha güçlü bir karakter, bu durumla farklı başa çıkabilirdi. olan oldu deyip gerçekten o üstün insan fikrinin arkasını doldurabilirdi. en azından teoride kurduğu şeyi pratiğe taşıyabilirdi.
burada teslimiyet bana çok bilinçli bir erdem gibi gelmiyor. daha çok duygularını yönetememenin bir sonucu gibi.
bu, bazıları için onu daha insani yapar. benim için ise biraz zayıf.
sonya karakteri de burada önemli. onun merhameti ve kabullenişi, raskolnikov’u ciddi şekilde etkiliyor. ama yine de bu, içsel bir güçten çok dışsal bir etki gibi duruyor.
dostoyevski istese buradan bambaşka bir karakter de çıkarabilirdi ama belli ki amacı bu değildi. o yüzden daha kırılgan, daha uç bir karakter yazmış. ikinci cinayet de bu yüzden var zaten; vicdan yükünü artırmak için.
biraz taraflı bir anlatım, evet ama etkili.
sonuç olarak, suç ve ceza bana şunu hatırlatıyor; insan zihni inanılmaz güçlü ama aynı zamanda inanılmaz kırılgan. raskolnikov’un yaptığı şey de, çöktüğü nokta da, aslında bu dengenin bir sonucu.

“bir insanı öldürmedim, bir prensibi öldürdüm… ama ileri gidemedim.”
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

4-5 yaşlarında anneyi sadece oyuncaklara bakacağını söyleyerek oyuncakçı dükkanına sokmak ve beğendiğin oyuncağı gösterip yalvarmak, sözünü geçiremeyince de olduğun yerde ağlayarak tepinmek...

anneler bu tuzağa sadece bir kere düşer.

fakat marketlerde de tuzaklar vardı.
büyük migroslardaki oyuncak reyonları ister istemez benim adımlarımın yöneldiği ilk adresti. orada da en pahalısını istiyordum ki herhalde annem almıyordu. annemin montunu tutup çekiştirdiğimi hatırlıyorum.
ürünler artık kasadan geçerken anlıyordum ki istediğim olmayacak. bir kaç sefer de oyuncak reyonundan kaptıgım oyuncağı son anda kasada ortaya çıkarmayı ve annemin inadını kırmayı denedim onda da başarılı olamadım...

nedense aklımda hep hüsranlarım var.
aldığımız oyuncaklara dair hiçbir şey kalmamış aklımda.
aklımda kalanlar hep alamadıklarım ve o an yaşadığım derin üzüntü.

sonra bu çocuk nasıl depresyona girmesin ki?
devamını gör...

cok zor.
ben 20 ila 30 yas arası yasadım. cehennemdi.
bir de 2020-2023 arası yasadım. o da cehennemdi.

eskiden ben daha tatlıyım ben daha sekerim yarısı olurdu.
artık ben daha sapıgım
ben daha tehlikeliyim
ben seni hasta ederim
gibi yarıslar var.

bir taraf kara da diger taraf beyaz degil.
iki taraf da esit derecede merhametli yer yer iki taraf da esit derecede yanlıs yer yer iki taraf da cok gaddar.

bana hep sen ne ayaksın diyorlar.
ben bi ayak degilim.
kendimce her nerdeysem huzurlu ve saglıklı ve gorece dogru bi cıkıs yolu arıyorum sadece sistem izin verdigi olcude.
ha sistem izin vermeden kılımı da kıpırdatamam. onu da biliyorum.
o bize kendince secenekler sunuyor. biz onlarla bi seyler yapmaya calısıyoruz.
ama secenekleri o belirliyor.
devamını gör...

sanki kıtlıkta kalmış gibi davranan kişidir. önceliği asla paylaşmak değil, olabildiğince çok almak üzerinedir. bu tavır yalnızca görgü eksikliği değil, aynı zamanda belirgin bir bencillik göstergesidir.
üstelik bu davranışın fiziksel sonuçları da göz ardı edilemez. genellikle hızlı yiyen ve porsiyon kontrolü yapamayan bu kişi, farkında olmadan vücuduna zarar verecektir. gözü o kadar açtır ki, midesinin doyduğu sinyallerini algılamakta zorlanır. bu da tabii zamanla aşırı yemeye ve kilo problemlerine yol açabilir. yani bu kişi hem sosyal açıdan rahatsız edici hem de sağlık açısından riskli bir tutum sergiler.
devamını gör...

kargo beklediğim her an benden bir bok olmaz. kapitalizmin ezdiği hayatlara üzül, bir yandan da o çarka dişli ol.
devamını gör...

bakalım prens selman bu açıklama karşısında ne yapacak sen memleketini böyle bir deliye emanet edersen birileri seni prens yaparsa böyle olur işte.
“günün birinde kıçımı öpeceği suudi arabistan veliaht prensi muhammed bin selman’ın aklının ucundan bile geçmezdi. gerçekten geçmezdi.
şimdi bana iyi davranmak zorunda.
bana iyi davransa iyi eder.
o beni sanırım diğer abd başkanlarıyla karıştırdı.
selman, kıçımı öpmeye devam etmeli.”


trump'tan prens selman hakkında skandal sözler: g.tümü öpeceğini...

buradan
devamını gör...

(bkz: makarnacı)
devamını gör...

domates kurusu, taze domateslerin su oranının büyük ölçüde azaltılmasıyla elde edilen, besin değeri yoğun bir gıdadır. kurutma işlemi sırasında domatesteki su uçarken, lif, mineral ve özellikle likopen gibi antioksidan bileşenler daha konsantre hale geliyor. uygun koşullarda kurutulmuş ve saklanmış domates, uzun süre bozulmadan tüketilebilir ve mevsim dışı kullanım için sağlıklı bir alternatif olarak kullanılabilir.
ben domatesi genel olarak çok severim, ancak mevsimi dışında tüketmemeye çalışıyorum. o nedenle domates kurusu adeta imdadıma yetişiyor. özellikle kahvaltılarda farklı bir lezzet aradığımda, domates kurusunu kekik ve zeytinyağıyla tatlandırıp tüketmeyi çok seviyorum. hem pratik hem de yoğun aromasıyla sofraya ayrı bir keyif katıyor.
devamını gör...

ölümcül bir hata yapmıştır.* erkeklerin neredeyse iki katı konuşma kabiliyetine sahip olan birine sus denmez, ne kadar ayıp. akıllı kadınlar, zaten erkeklerin dinleme eşiğinin çok kısa olduğunu bildiğinden, en önemli şeyleri baştan söylerler, devamında söylenme moduna geçerler.o moda geçtiklerini anladığınızda siz de dinlemezsiniz olur biter. boşuna dememişler: "erkekler sır saklar… çünkü çoğunu zaten duymamıştır."* benim en iyi sırdaşım eşimdir mesela.*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

özel sektörde, özellikle de küçük bir işletmede çalışmak.
devamını gör...

şu sıralar arap yarımadasında popüler olan bir neşe bulma edimiymiş ahahaaha

x.com/i/status/203709186613...
devamını gör...

dar zamanlarda kurtarıcım olan, pratikliğiyle hayatımı kolaylaştıran bir tarif kıymalı makarna... hem doyurucu hem de lezzetli olmasıyla mutfakta uzun vakit geçirmek istemediğim anlarda ilk tercihlerimden biri oluyor. domatesin hafif ekşiliği, maydanozun ferahlığı ve kıymanın o doyurucu tadı bir araya gelince gerçekten ortaya nefis bir uyum çıkıyor bence.
üstelik herkesin damak zevkine göre uyarlanabiliyor. çocuklar genelde üzerine sarımsaklı yoğurt eklenmiş halini daha çok seviyor. bense sade halini tercih ediyorum. böylece malzemelerin kendi aromasını daha net alabiliyorum.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim