zaman tüneli
kedime saygım var davranışları
dün gece lokum ile fındık ın yastıkta yatma kavgası evet benim yastığımda.
kavgayı fındık hanım kazandı. ama tüm gece lokum hanımın yargılayıcı bakışları üstümdeydi.
kavgayı fındık hanım kazandı. ama tüm gece lokum hanımın yargılayıcı bakışları üstümdeydi.
devamını gör...
clarkent
kavga mı var??
lütfen olsun çünkü
lütfen olsun çünkü
devamını gör...
kedime saygım var davranışları
bütün hayvanlar gibi kedimiz de saygıyı hak eder, mesela kapının önünde miyavlıyorsa bu isteğine saygı gösterip kapıyı açın.
devamını gör...
son beş yılda zengin sayısında inanılmaz artış
her gün evden işe giderken 12 kilometrelik yolda 30 civarında mercedes görüyorum. bütün yüksek arabalar 50-60 rahat vardır. dönüşte bir bu kadar daha..
bedava dağıtılmış gibi..
eskiden böyle değildi hakikaten.
bedava dağıtılmış gibi..
eskiden böyle değildi hakikaten.
devamını gör...
tahammül edilemeyen insan özellikleri
gerçekten aptal diyebileceğim, benim bakış açımda, kendimi referans alarak değerlendirdiğimde aptal sıfatını yakıştırdığım insanlara tahammülüm yok. şu an birinin ebesinden başlamak istiyorum güzellik yapmaya... tam aptallık gibi değil de kendisinin kapasitesinin farkında olmayan.. hani anlamadım demekten uzak.. cin olmadan adam çarpmaya kalkan mesela.. gelmiş bana iş buyuruyor.. gerizekalı diye arkasından sövdürmesi olarak ekliyorum..
yani anlamıyorsan anlamıyorum de.. ben anlayamadım siz bir ilgilenir misiniz de.. yok efendim.. kendisi bir iş koşturuyor biz de sanki onun emir eri yani.. delirdim.. deliriyorum.. biraz daha delireceğim..
yani anlamıyorsan anlamıyorum de.. ben anlayamadım siz bir ilgilenir misiniz de.. yok efendim.. kendisi bir iş koşturuyor biz de sanki onun emir eri yani.. delirdim.. deliriyorum.. biraz daha delireceğim..
devamını gör...
son beş yılda zengin sayısında inanılmaz artış
parası olan insan çok abi ülkede, bazı şirketler yönetici kadrolarını türkiye'de açmıyorlar. türkiye'de maaşlar avro bazında çok yüksek olduğu için. bunlar daha maaşlı çalışan, doğru yere dayamış bunun mislinin mislini yiyenler ayrı. böyle bir grup var.
habire "ot festivalinde sıra olan kriz ülkesi", "telefon biten kriz ülkesi", "lüks araba yetişmeyen kriz ülkesi" manşetleri bundan.
sanki bu fakir- zengin orantısızlığı krizin kendisi değilmiş gibi, zenginleri gösterip "bak kriz yok" diyorlar, millet de hak veriyor. o hak verenler yüzünden de hak hukuk alınamıyor.
habire "ot festivalinde sıra olan kriz ülkesi", "telefon biten kriz ülkesi", "lüks araba yetişmeyen kriz ülkesi" manşetleri bundan.
sanki bu fakir- zengin orantısızlığı krizin kendisi değilmiş gibi, zenginleri gösterip "bak kriz yok" diyorlar, millet de hak veriyor. o hak verenler yüzünden de hak hukuk alınamıyor.
devamını gör...
niteliksiz edebiyat
okumaktan soğudum iki dakikada üstteki fotoğrafları görünce. ne bunlar ya!.. "doğal görüneceğim, kalıplara sığamam ben" diye diye, bir sanat dalını daha ayağa düşürdünüz.
devamını gör...
odaklanmakta güçlük çekmek
kendimde keşfettiğim şey şudur ki odaklanmak istersem bunu hala yapabiliyorum- işte eppur sen yetişkinsin ve kimse seni bir şeye zorlamayacak bunu mecbur sen yapacaksın gibisinden düşünüyorum içimden.
zaten dizi film izlemek eskiden de zordu benim için. baslarken kendimi 5 dk daha dayan diyerek ikna ederim hep. kitap okurken de bi 50 sayfayı geçmem gerekirdi.
ne diycektim ya
zaten dizi film izlemek eskiden de zordu benim için. baslarken kendimi 5 dk daha dayan diyerek ikna ederim hep. kitap okurken de bi 50 sayfayı geçmem gerekirdi.
ne diycektim ya
devamını gör...
sene 2026 olup hala dişçi diyen kesim
dişçidir çünkü. hekim olmayan dişçi mi var?
devamını gör...
niteliksiz edebiyat
güncel yazında sıkça rastladığımız, fakat ortalama okurun ilk görüşte tanıyamadığı çöp edebiyat türüdür.
okumaya büyük değer atfedip “okumuyorsa gönül verme” romantizmini savunan insanların, bu topraklarda öncelikle kabullenmesi gereken şey, her şeyin hem niteliklisi hem niteliksizi olduğudur. asıl öncelik, doğrudan okumaya veya okuyana odaklanmak değil, niteliksizi nitelikliden ayırt edebilme yetisini kazanmak ve bu yetiye sahip insanlara değer atfetmektir diye düşünüyorum. doğru düşünmüyor da olabilirim. bir iki saat sonra tam aksini de savunabilirim.

her okuyanın nitelikli şeyler okumadığını ve her kitabın da kıymetli olmadığını gösterebilmek için birkaç uç örnek vereceğim. maalesef hepsi gerçektir. edebi metnin "niteliksiz" olarak nitelendirilebilmesi için böyle uç örneklere de gerek yok tabii. fakat birkaç saat sonra gerek olduğunu da düşünebileceğimden şu an bunları paylaşmakta beis görmedim.






okumaya büyük değer atfedip “okumuyorsa gönül verme” romantizmini savunan insanların, bu topraklarda öncelikle kabullenmesi gereken şey, her şeyin hem niteliklisi hem niteliksizi olduğudur. asıl öncelik, doğrudan okumaya veya okuyana odaklanmak değil, niteliksizi nitelikliden ayırt edebilme yetisini kazanmak ve bu yetiye sahip insanlara değer atfetmektir diye düşünüyorum. doğru düşünmüyor da olabilirim. bir iki saat sonra tam aksini de savunabilirim.

her okuyanın nitelikli şeyler okumadığını ve her kitabın da kıymetli olmadığını gösterebilmek için birkaç uç örnek vereceğim. maalesef hepsi gerçektir. edebi metnin "niteliksiz" olarak nitelendirilebilmesi için böyle uç örneklere de gerek yok tabii. fakat birkaç saat sonra gerek olduğunu da düşünebileceğimden şu an bunları paylaşmakta beis görmedim.






devamını gör...
odaklanmakta güçlük çekmek
aklıma bir sürü felaket senaryosu geliyor.
sosyal medya dikkat dağınıklığı yarattı.
aşılarla birlikle ruhsal ve bedensel rahatsızlıklar arttı.
yaş faktörü bile artık pembe yalanlar kısmında.
tembelliğe ve deliliğe vurduğumuz bu süreçte 'emek vermek' yerini 'odaklanmakta güçlük çekmeye' bıraktı.
sözlükte yazmak bile corona dan sonra hayatıma girmeye başladı. telefonla geçirilen süre, ömründe ziyan. basit bir kaybolma yöntemi. yapay zeka ise beyin küçültme projesi..
insan hayatı üzerinde ciddi oynamalar yapıldı.. işte benim felaket senaryom yoksa ben akıllı bir insandım. ****
yeter artık odaklan!!!
sosyal medya dikkat dağınıklığı yarattı.
aşılarla birlikle ruhsal ve bedensel rahatsızlıklar arttı.
yaş faktörü bile artık pembe yalanlar kısmında.
tembelliğe ve deliliğe vurduğumuz bu süreçte 'emek vermek' yerini 'odaklanmakta güçlük çekmeye' bıraktı.
sözlükte yazmak bile corona dan sonra hayatıma girmeye başladı. telefonla geçirilen süre, ömründe ziyan. basit bir kaybolma yöntemi. yapay zeka ise beyin küçültme projesi..
insan hayatı üzerinde ciddi oynamalar yapıldı.. işte benim felaket senaryom yoksa ben akıllı bir insandım. ****
yeter artık odaklan!!!
devamını gör...
köpek annesi
akillara erdal komurcu'nun annesini getirmistir.
devamını gör...
gluten kelimesinin bilinmediği zamanlar
millet "ekmek bana dokunuyor", "makarna sevmem" deyip biraz az yiyerek hayatına devam ediyordu.
şimdi dava oldu dava, hepsi tıp okumuş gibi, insan kurtarır gibi uzun uzun anlatıyorlar.
kolpa işlerin dava edilmediği yıllarmış o yıllar.
şimdi dava oldu dava, hepsi tıp okumuş gibi, insan kurtarır gibi uzun uzun anlatıyorlar.
kolpa işlerin dava edilmediği yıllarmış o yıllar.
devamını gör...
bir gecede fakir kaldık
sen malsın emine. sen iflah olmazsın. sen, sen,....
geçen kızımın beni nasıl fakirleştirdiğini anlatmıştım. kendisi şu sırada hasta ve okula gidemiyor. boyama, güreş, dans gibi etkinliklerden de bir süre sonra sıkıldı ve o malum soru geldi, anne çiftçi oyununu oynayabilir miyim? bu çocuk artık kaç yaşına geldi bir daha paralarımı çarçur etmez zaten diyerek eline verdim. o sıra sinek ilacı aniden kafasına sıkılmış da düştüğü yerde çarpık bir şekilde ölen sivrisinek gibi uyuyakalmışım. zaten yamuk uyuduğum için her yerim acıyor. bir de kızımın kucağına koymuştum kafamı, bacakları acıyınca da beni iteklemiş. aaaay boynum. uyandım ve her şey normaldi. telefonla oyun oynanmıyordu. iyi dedim kendi kendine bırakmış. oyuncaklarıyla bir şeyler yapıyor. efendim yaklaşık 1 2 saat sonra şu domatesleri hasat edeyim diye oyuna bir girdim ve aman tanrım o da ne? 1 liram bile yok. ülkeyi soyan bir akpli gibi her şeyimi satmış. yargılanacaksınız!
şimdi o kadar parayı tekrar kazanacağım. ben fabrika açacaktım birikimlerimle ya. kalkınacaktık. insanlara aş verecektim. görüyorsunuz, muasır medeniyetler seviyesine çıkmama engel oluyorlar. bunlar iç minnak!
geçen kızımın beni nasıl fakirleştirdiğini anlatmıştım. kendisi şu sırada hasta ve okula gidemiyor. boyama, güreş, dans gibi etkinliklerden de bir süre sonra sıkıldı ve o malum soru geldi, anne çiftçi oyununu oynayabilir miyim? bu çocuk artık kaç yaşına geldi bir daha paralarımı çarçur etmez zaten diyerek eline verdim. o sıra sinek ilacı aniden kafasına sıkılmış da düştüğü yerde çarpık bir şekilde ölen sivrisinek gibi uyuyakalmışım. zaten yamuk uyuduğum için her yerim acıyor. bir de kızımın kucağına koymuştum kafamı, bacakları acıyınca da beni iteklemiş. aaaay boynum. uyandım ve her şey normaldi. telefonla oyun oynanmıyordu. iyi dedim kendi kendine bırakmış. oyuncaklarıyla bir şeyler yapıyor. efendim yaklaşık 1 2 saat sonra şu domatesleri hasat edeyim diye oyuna bir girdim ve aman tanrım o da ne? 1 liram bile yok. ülkeyi soyan bir akpli gibi her şeyimi satmış. yargılanacaksınız!
şimdi o kadar parayı tekrar kazanacağım. ben fabrika açacaktım birikimlerimle ya. kalkınacaktık. insanlara aş verecektim. görüyorsunuz, muasır medeniyetler seviyesine çıkmama engel oluyorlar. bunlar iç minnak!
devamını gör...
clarkent
kraldır, reisdir. bi bardak tokuşturmuşluğumuz yoktur ama elbet bir gün
devamını gör...
kendime saygım var davranışları
"şu kıyafetin üstüne bu olmuş mu!", "o oda o renge boyanır mı!" gibi, 1.5 gram gördüğüyle laf atmaya çalışan tipler çıkıyor.
işte bu tiplere "beğenmeyenin anına koyayım" demek, kendime saygım var davranışıdır.
işte bu tiplere "beğenmeyenin anına koyayım" demek, kendime saygım var davranışıdır.
devamını gör...



