yazar: george orwell
yayım yılı: 1949
george orwell kitabı 1947 yılında yazmaya başladığında hasta ve yalnızdır. birçok zorluklarla yazdığı kitabı 1948 yılında tamamlar ve 48'i ters çevirip kitabın adını 1984 olarak belirler.
kitapta 3. dünya savaşı sonrasında dünya yeni bir şekle bürünür; okyanusya, avrasya ve doğu asya.
okyanusya'da mutlak hakimiyet büyük birader'dedir ve insanlar bu diktatör yönetim tarafından manipüle edilir. manipülasyonlara ve kontrol edilmelere karşı ayaklanma winston smith tarafından gerçekleşir.
''düşünün. çünkü henüz yasaklanmadı.''
yayım yılı: 1949
george orwell kitabı 1947 yılında yazmaya başladığında hasta ve yalnızdır. birçok zorluklarla yazdığı kitabı 1948 yılında tamamlar ve 48'i ters çevirip kitabın adını 1984 olarak belirler.
kitapta 3. dünya savaşı sonrasında dünya yeni bir şekle bürünür; okyanusya, avrasya ve doğu asya.
okyanusya'da mutlak hakimiyet büyük birader'dedir ve insanlar bu diktatör yönetim tarafından manipüle edilir. manipülasyonlara ve kontrol edilmelere karşı ayaklanma winston smith tarafından gerçekleşir.
''düşünün. çünkü henüz yasaklanmadı.''
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "gloria" tarafından 07.11.2020 19:35 tarihinde açılmıştır.
101.
genel anlamda saf bir şekilde uyuyan ve kolayca kandırılan insanların her şeyin farkına varabilmesi için yani uyanabilmesi için alarm niteliğinde bir kitaptır.
devamını gör...
102.
kitap hakkında yeterince bilgi verilmiş ben üzerine çok bir şey ekleyemem ama şunu söyleyebilirim: kitap okunduktan sonra hissedilen şey böyle asfaltın içinde yeşermiş bir çiçek görürsünüz sonra her zaman umut vardır dersiniz ya öyle işte
devamını gör...
103.
kitap 1948 senesinde bitirilmiş ve george orwell'ın beyanıyla son iki rakamın yer değiştirmesiyle kitabın ismi olmuştur. kitaba göre 3 devlet vardır; avrasya, okyanusya ve doğuasya. bu üç devlet sürekli birbirleriyle savaş halindedir. 3 devletin de güçleri birbirlerine denk olduğu için bu savaşların asla bir galibi olmaz. halk her zaman devletin dediğini yapar. büyük ağabey ne derse odur. çünkü halk dışarıda neler yaşandığında bir haberdir. halk iki tabakadır, devlet memuru olanlar ve ayak takımı olanlar. ayak takımı olanlar memurlar kadar denetlenmez. her yerde ahlak polisleri ve düşünce polisleri vardır. distopik olan bu roman aslında bana o kadar da distopik gelmemektedir. çünkü kitapta olan bir çok şey bu zamanda da mevcuttur. bu kitabı okuduğumda aklıma bir tek ülke geldi. belki sizinde gelmiştir bilmiyorum ama kitaptaki her şey bana kuzey kore'yi hatırlatıyor. büyük ağabey de kim jong-un oluyor. tabii sizin nasıl düşündüğünüzü bilemem. ama kitapta geçen sözler gerçekten de muhteşem, her cümlenin bir anlamı var;
"savaş barıştır"
"cehalet bilgeliktir"
"kölelik özgürlüktür "
"düşünün. çünkü henüz yasaklanmadı"
"savaş barıştır"
"cehalet bilgeliktir"
"kölelik özgürlüktür "
"düşünün. çünkü henüz yasaklanmadı"
devamını gör...
104.
george orwell'un 1949 yılında yayınlanan distopik romanı "1984", bugün bile edebi değerinden ve etkisinden hiçbir şey kaybetmeyen bir başyapıttır. roman, totaliter bir devletin yarattığı korkunç bir geleceği anlatır. bu korkunç gelecekte, insanlar devlet tarafından kontrol edilir ve özgürlükleri ellerinden alınmıştır. kitap, okuyucularına düşünme, sorgulama ve özgürlük hakkında derin bir düşünce deneyimi sunar.
romanın kahramanı winston smith, hayatını yöneten parti'nin egemenliği altındaki bir dünyada yaşayan bir adamdır. winston, kendi düşünceleri ve hisleriyle uyuşmayan şeyleri düşünmekte ve hissetmektedir. parti, tüm düşünceleri ve hisleri kontrol etmek için "büyük birader" adlı bir lider tarafından yönetilmektedir. parti, insanların düşünce ve davranışlarını kontrol etmek için devasa bir propagandaya dayalı bir sistem geliştirmiştir.
winston, hayatındaki bu kontrol ve manipülasyona karşı çıkmaya karar verir. ancak, çabaları çabucak başarısız olur ve yakalanır. ondan sonra, parti'nin acımasız işkenceleri altında, düşüncelerini kontrol etmek için kullanılan "büyük birader"in gerçek doğasını ve hükümetin gerçek niyetlerini öğrenir.
romanın en çarpıcı yanlarından biri, bu totaliter düzenin insanların özgürlükleri üzerindeki etkisini anlatan ayrıntılı betimlemeleridir. okuyucular, winston'un yaşadığı korkunç dünyanın tam olarak nasıl işlediğini ve insanların nasıl kontrol edildiğini görebilirler. bu dünya, insanların özgürlüklerinin ellerinden alındığı, düşüncelerinin manipüle edildiği ve sözlü ifade özgürlüğünün ortadan kaldırıldığı bir dünyadır.
1984'ün en büyük gücü, distopyanın kendisine korkunç bir gerçekçilikle yaklaşmasıdır. okuyucular, bu korkunç dünyanın olası bir gelecekte gerçekleşebileceği gerçeğiyle yüzleşirler. romanın yazıldığı dönemde, 2. dünya savaşı sonrası dönemde soğuk savaşın başlaması nedeniyle, orwell bu korkunç dünyanın gerçekleşebileceği konusunda oldukça endişeliydi.
orwell, 1984'te insanların özgürlüklerinin nasıl ortadan kaldırılabileceği konusunda önemli bir mesaj vermek istemiştir.
romanın kahramanı winston smith, hayatını yöneten parti'nin egemenliği altındaki bir dünyada yaşayan bir adamdır. winston, kendi düşünceleri ve hisleriyle uyuşmayan şeyleri düşünmekte ve hissetmektedir. parti, tüm düşünceleri ve hisleri kontrol etmek için "büyük birader" adlı bir lider tarafından yönetilmektedir. parti, insanların düşünce ve davranışlarını kontrol etmek için devasa bir propagandaya dayalı bir sistem geliştirmiştir.
winston, hayatındaki bu kontrol ve manipülasyona karşı çıkmaya karar verir. ancak, çabaları çabucak başarısız olur ve yakalanır. ondan sonra, parti'nin acımasız işkenceleri altında, düşüncelerini kontrol etmek için kullanılan "büyük birader"in gerçek doğasını ve hükümetin gerçek niyetlerini öğrenir.
romanın en çarpıcı yanlarından biri, bu totaliter düzenin insanların özgürlükleri üzerindeki etkisini anlatan ayrıntılı betimlemeleridir. okuyucular, winston'un yaşadığı korkunç dünyanın tam olarak nasıl işlediğini ve insanların nasıl kontrol edildiğini görebilirler. bu dünya, insanların özgürlüklerinin ellerinden alındığı, düşüncelerinin manipüle edildiği ve sözlü ifade özgürlüğünün ortadan kaldırıldığı bir dünyadır.
1984'ün en büyük gücü, distopyanın kendisine korkunç bir gerçekçilikle yaklaşmasıdır. okuyucular, bu korkunç dünyanın olası bir gelecekte gerçekleşebileceği gerçeğiyle yüzleşirler. romanın yazıldığı dönemde, 2. dünya savaşı sonrası dönemde soğuk savaşın başlaması nedeniyle, orwell bu korkunç dünyanın gerçekleşebileceği konusunda oldukça endişeliydi.
orwell, 1984'te insanların özgürlüklerinin nasıl ortadan kaldırılabileceği konusunda önemli bir mesaj vermek istemiştir.
devamını gör...
105.
ilk zamanlar okuduğumda zorlansamda sonrası şu gibi aktı yazarın dili ilk başta ağır gelebilir ama pes etmeyin çünkü gerçekten harika bir kitap başucu kitabim bir oturuşta okuyabileceginiz bir kitap fakat sindirebileceginiz bir kitap diyemem distopik bir eser ilk okuduğum distopik eserdi ama hala tadı damağında harikaydı.
devamını gör...
106.
1.2 kere okudum ben ne okudum diye düşündüm hepsinde
yetmedi
tiyatrosuna gittim
ben ne izledim dedim onda da.
değişik bir eser. güzel ama
yetmedi
tiyatrosuna gittim
ben ne izledim dedim onda da.
değişik bir eser. güzel ama
devamını gör...
107.
bkz: george orwell) )günümüz otoriter rejimlerini anlatan bir kitap. george orwell'ın diğer kitaplarını da okumanızı tavsiye ederim. dili amin malouf gibi beni etkisine alır. nice nehirleri nice boğazları hiç yormadan geçirir ve kurgunun gizindeki gerçekle yüzleştirir.
futbol ve müzik grubu girilmiş entry olarak.
lakin 1984 denildiğinde eminim dünyadaki çoğu insanın aklına kitap gelir, o yüzden buraya yazmak istedim.
futbol ve müzik grubu girilmiş entry olarak.
lakin 1984 denildiğinde eminim dünyadaki çoğu insanın aklına kitap gelir, o yüzden buraya yazmak istedim.
devamını gör...
108.
okuyun okutturun diyeceğim kitaplardan. kayıt silme olayı sanki günümüzün siyasilerinin yaptığı türden. herkes ne kadar okursa o kadar anlıyor. aslında hiç olmamış bir olayı kahramanlık gibi yazıp süper bir manipulasyonla gerçeğe çevirebileceğin gibi tüm geçmişi her yerden silip kaldırarak var olan gerçekliği de silebilecegini anlatıyor. akılları zorlayan bir kitap. kitaplar yazılar tarihe tanıklık eden her şey yok ediliyor. asla kimseye güvenemeyeceğini ve karşıt görüşe sahip yaşamanın ne denli ağır olduğunu gösteriyor. dönen bir çarkta anti olmak çok zor. mesela eskiden durum daha vahimdi bu düzen bizi daha iyi hale getirdi diyorlar. bunu herkese empoze ediyorlar. geçmişe tanıklık etmiş birilerini arıyorsun bulunca konuşmaktan korkuyor konuşmuyor. konuşsa hayır yalan söylüyor diyerek suçlanacak delilik ile itham edilecek. eskisinden bile kötü halde olan yaşam koşulları ve yoksul düzen malesef ki insana daha iyi durumdalarmış hayaliyle satılabiliyor.
devamını gör...
109.
1984'de geçmişi yeniden yazabilmek için kanıtların sürekli olarak yok edilmesi fikri ne kadar da gereksizmiş. halbuki bugün internet var ve kanıtlar her an herkesin ulaşabileceği yerde duruyor ve hiçbir şey de olmuyor. ben 17-25 tapelerini dinleyebiliyorum hala. asıl distopya bu.
devamını gör...
110.
totaliter ve baskıcı rejimlere eleştiri niteliğinde yazılmış distopik kitaptır. teknolojinin gelişiminin bu totaliter rejimlerin önünü açacağını ön gören george orwell komünizmin son safhasının nasıl olacağını anlatmaya çalışmıştır.
kitaptaki evren öyle bir evrendir ki insanlar bırakın söyledikleri düşüncelerinden dolayı suçlu ilan edilmeyi söylemedikleri hislerinden dolayı bile suçlu olabilirler. büyük birader bu totaliter rejimin en üstündeki varlık olarak tasvir edilir. büyük birader'i sevmeden ölebilmek özgürlüktür. çünkü herkes büyük birader'i sevmelidir.
otoriteye itaat bireylere konfor alanı sağlar. kitapta geçen “özgürlük köleliktir.” cümlesi bunun bir özetidir. bu cümlenin tam tersi de kitaba göre geçerlidir. “kölelik özgürlüktür.” köle olursan bir konfor alanın olur yani.
çok beğendim, döneminin ötesinde bir kitaptır ve abartıldığı kadar güzeldir.
kitaptaki evren öyle bir evrendir ki insanlar bırakın söyledikleri düşüncelerinden dolayı suçlu ilan edilmeyi söylemedikleri hislerinden dolayı bile suçlu olabilirler. büyük birader bu totaliter rejimin en üstündeki varlık olarak tasvir edilir. büyük birader'i sevmeden ölebilmek özgürlüktür. çünkü herkes büyük birader'i sevmelidir.
otoriteye itaat bireylere konfor alanı sağlar. kitapta geçen “özgürlük köleliktir.” cümlesi bunun bir özetidir. bu cümlenin tam tersi de kitaba göre geçerlidir. “kölelik özgürlüktür.” köle olursan bir konfor alanın olur yani.
çok beğendim, döneminin ötesinde bir kitaptır ve abartıldığı kadar güzeldir.
devamını gör...
111.
anlattığı ile ve de anlatım tarzı ile beni derinden etkileyen, tüm sosyal medyadan -sözlük hariç- uzak durmama neden olan roman. hele hele her şeyin başlangıcının ne olduğunu öğrendiğimiz yeri unutamıyorum.
devamını gör...
112.
george orwell'in gelecek nesillere uyarı niteliğindeki eseri. distopik bir dünya sunan kitap, üç devlete ayrılmış bir dünya düzeninde karşılıyor bizi. insanların beyni yıkanmış, zihinleri köreltilmiş, adeta kuklalar toplumu gibi bir yapıya bürünmüş. hükümet büyük birader adı altında halkı yönetiyor, bütün verileri kendi çıkarları doğrultusunda manipüle ediyor. düşünmek, yasak; duygular, yasak; insan gibi yaşamak, yasak. mantık, düşünme, araştırma, sorgulamadan aciz; savaş ve yalan yanlış bilgiler ve zorlamalarla yaratılmış cahil bir toplum.
günümüzde buna ne kadar uzağız, her birimiz kitle içinde bireyselliğini yitirmiş, asimile olmuş, popüler olan ne varsa onunla ilgilenen, bir gün küfür edip iki gün sonra övgüler yağdırabilen bir toplumuz. çok değil yakın zamanda herkes barbie olmuştu...
günümüzde buna ne kadar uzağız, her birimiz kitle içinde bireyselliğini yitirmiş, asimile olmuş, popüler olan ne varsa onunla ilgilenen, bir gün küfür edip iki gün sonra övgüler yağdırabilen bir toplumuz. çok değil yakın zamanda herkes barbie olmuştu...
devamını gör...
113.
george orwell'in "1984" adlı eseri totaliter bir distopya içinde geçer. kitap, bireyin özgürlüğünün ve düşünce özgürlüğünün baskı altında olduğu bir geleceği tasvir eder. ana karakter winston smith, devletin kontrolü altındaki okyanus ülkesinde yaşamaktadır ve devletin sürekli gözetim altında olduğu bir ortamda bireyin düşünce ve eylemlerini kontrol etme çabasına karşı gelir.kitap, propaganda, sansür, tarih yeniden yazma ve sürekli savaş gibi temaları işleyerek totaliter bir rejimin nasıl işlediğini gösterir. "büyük birader" adlı lider, devletin mutlak kontrolünü simgeler. ifade özgürlüğünün olmaması ve halkın gerçekleri sorgulayamaması, kitabın temel konularındandır.ayrıca, çift düşünce kavramı da önemlidir; insanların kendi düşüncelerini bile sorgulamadan, devletin dayattığı görüşlere uygun şekilde düşünmeleri beklenir. kitap, güç ve kontrol arzusunun insan doğasına nasıl müdahale ettiğini eleştirir.
tercihen önce "hayvan çiftliği" akabinde "1984" okunabilir. okuyunuz okutturunuz, başlarda sıkılabilirsiniz ama sıkılmamayı deneyin akıyor sonrası.
tercihen önce "hayvan çiftliği" akabinde "1984" okunabilir. okuyunuz okutturunuz, başlarda sıkılabilirsiniz ama sıkılmamayı deneyin akıyor sonrası.
devamını gör...
114.
düşünmek, aşık olmak, şehvetle seks yapmak... bunlar büyük birader distopyasında yasak. biri devamlı insanları gözetliyor. ama büyük biraderin insanları sürekli gözetlemesinin nedeni, kurallara uyup uymadıklarını takip etmek değil kesinlikle. insanları sürekli gözetlemesinin nedeni, korkularını öğrenmek. düşün, aşık ol, sev... büyük biradere zarar vermediğin sürece istediğin kadar bunları yapabilirsin. insanların ne düşüneceğini, ne hissedeceğini kontrol etmek imkansız çünkü. büyük birader bunları görmezden gelecektir. eyleme geçmemiş hiçbir düşünce bir anlam ifade etmiyor çünkü. sisteme karşı gelmek için harekete geçmek istedin. işte o zaman ümüğüne basıyorlar. seni vazgeçirmelerini sağlamak çok zamanlarını almayacak. çünkü seni sürekli izlediler. seni korkularından tanıyorlar. korkularını biliyorlar. ve seni dizginlemek için, aşağılık bir şekilde korkularını sana karşı kullanıyorlar. korku deyip geçme. hayatta, harekete geçmenizi engelleyen en güçlü duygudur korku.
devamını gör...
115.
üniversitede okurken ulan yazar amma sallamış dedirten, ama yıllar sonra tekrar okuduğunda ulan adam nede haklıymış sonucuna vardıran o mükemmel yapıt. orwel siyasi dünyanın kahinidir o kadar.
devamını gör...
116.
aslında çok da uzakları değil günümüzdeki hayat çerçevemizi anlatan, birçok farklı türdeki esere de esin kaynağı olmuş, okurken gerginlik, sinir, hayatını sorgulama gibi evrelere neden olan kitap.
devamını gör...
117.
george orwell’e ait, 1949 tarihinde yayınlanan politik kurgu roman. kurgusu 1984 yılına ve distopik bir dünyaya ait. değişik dönemlerde ingiltere, abd ve rusya’da (stalin dönemi) yasaklanmış bir eser.
üçüncü dünya savaşı sonrası üçe bölünmüş bir dünya; okyanusya, avrasya ve doğu asya.
düşüncenin, kıyafetin tek tip olduğu, korkular, yasaklar, işkencelerle mümkün kılınan şartsız itaat ile hüküm sürebilen bir otokrasi ülkesi olan okyanusya kurgulanmakta 1984 te.
okyanusya diktatörü büyük birader (big brother), sistemin devamlılığı için dört bakanlık ön görmüştür; savaştan sorumlu barış bakanlığı, her türlü bilinçsel çarpıklıkları, yalanları yöneten, tarihi bile silen gerçek bakanlığı, yoksulluğu besleyen, güçlendiren varlık bakanlığı ve işkenceler için de sevgi bakanlığı.
evlerin içlerinde dahi yer alan tele ekranlar ile herkesin gözlendiği, en ufak bir eleştiri, muhalefet, itiraz, isyan durumunun vatana ihanet sayıldığı, “big brother is watching you (büyük birader seni gözetliyor)” algısıyla yürütülen bir biliçaltı operasyonunun hüküm sürdüğü okyanusya.
insanların yüksek sesle “savaş barıştır, özgürlük köleliktir, cahillik güçtür” sloganına zorlandığı, kişisel soruşturma için slogan esnasında samimi olunmadığına ilişkin bir ihbarın yeterli olduğu…
sakıncalı kelimelerin sözlükten çıkarılması gibi muhalif olabilecek dilin gücünü azaltmaya yönelik akıl almaz çalışmaların süregeldiği…
çelişik iki düşüncenin zihinde aynı anda tutulmasının ikisinin de kabulü anlamına gelmesi dolayısıyla suç teşkil ettiği bir okyanusya.
sadece proleter işçi sınıfı için iktidar partisi kontrolü ile ve üreme amaçlı evliliklere izin verilmekte iken parti görevleri dolayısıyla irtibat kurmaları ve hatta yan yana gelmeleri dahi yasak olan, yaşadıkları aşkı gizlemek zorunda kalan winston smith ve julia’nın, sisteme isyanları ile ümitlendiğimiz bir distopya şaheseri.
üçüncü dünya savaşı sonrası üçe bölünmüş bir dünya; okyanusya, avrasya ve doğu asya.
düşüncenin, kıyafetin tek tip olduğu, korkular, yasaklar, işkencelerle mümkün kılınan şartsız itaat ile hüküm sürebilen bir otokrasi ülkesi olan okyanusya kurgulanmakta 1984 te.
okyanusya diktatörü büyük birader (big brother), sistemin devamlılığı için dört bakanlık ön görmüştür; savaştan sorumlu barış bakanlığı, her türlü bilinçsel çarpıklıkları, yalanları yöneten, tarihi bile silen gerçek bakanlığı, yoksulluğu besleyen, güçlendiren varlık bakanlığı ve işkenceler için de sevgi bakanlığı.
evlerin içlerinde dahi yer alan tele ekranlar ile herkesin gözlendiği, en ufak bir eleştiri, muhalefet, itiraz, isyan durumunun vatana ihanet sayıldığı, “big brother is watching you (büyük birader seni gözetliyor)” algısıyla yürütülen bir biliçaltı operasyonunun hüküm sürdüğü okyanusya.
insanların yüksek sesle “savaş barıştır, özgürlük köleliktir, cahillik güçtür” sloganına zorlandığı, kişisel soruşturma için slogan esnasında samimi olunmadığına ilişkin bir ihbarın yeterli olduğu…
sakıncalı kelimelerin sözlükten çıkarılması gibi muhalif olabilecek dilin gücünü azaltmaya yönelik akıl almaz çalışmaların süregeldiği…
çelişik iki düşüncenin zihinde aynı anda tutulmasının ikisinin de kabulü anlamına gelmesi dolayısıyla suç teşkil ettiği bir okyanusya.
sadece proleter işçi sınıfı için iktidar partisi kontrolü ile ve üreme amaçlı evliliklere izin verilmekte iken parti görevleri dolayısıyla irtibat kurmaları ve hatta yan yana gelmeleri dahi yasak olan, yaşadıkları aşkı gizlemek zorunda kalan winston smith ve julia’nın, sisteme isyanları ile ümitlendiğimiz bir distopya şaheseri.
devamını gör...
118.
kitabı okuyanlar içinde yaşadığımız şu dönemin kitapta yazılanlarla pek de farklı olmadığını anlamışlardır. bazı yazarlar bunun sovyet rusya'ya bir eleştiri olarak düşünmelerini anlamakla beraber, esasında tüm totaliter rejimlere yönelik bir eleştiri olduğunu gözden kaçırmamak gerekir.
kaç senedir yaşadıklarımızı bir düşünelim.
zamanında bulgaristan'tan göçmek zorunda kalan soydaşlarımıza ağıza alınmayacak galiz şeyler söyleyerek gelmemelerini isteyen kişiyi alkışlayan kitle, aynı kişi şimdi de "afgan, paki, suriyeli, afrikalı ne kadar millet varsa hepsine kapımız açık" diyor yine alkışlıyorlar.
yirmi yıl birlikte yiyip içip türlü türlü ortaklıklar yapıp, sonunda bu kişi dönüp de "bunlar haşhaşî, bunlar terörist!" deyince topluca "evet terörist" deyip yuhalıyorlar.
yıllarca birbirilerine cono kavgalarında bile denmeyecek şeyleri diyenler, son kertede müttefik olup herkese "vatan haini" deyiveriyor. alayımız birden vatan haini oluyor, onlarsa can ciğer kuzu sarması.
birgün "ak" dedikleri iyi, etesi gün "kara" dedikleri iyi, sonraki gün ise "ne ak, ne de kara var kim uydurdu bunları hangi vatan haini? tek bir renk var o da yeşil." diyorlar. bunlar yine şak şak şak alkış kıyamet.
içlerinden hiçbiri "üstündeki takım elbise kara, içindeki gömlek de ak" demiyor. karşı taraftan ne duyarlarsa can-ı gönülden inanarak yalan söylüyorlar.
bu ülke için endişe duyup, insanlara bir şeyler anlatarak değişeceklerini sanan insanları anlıyorum. yine de bu beyhude çabaları için çok üzülüyorum. ben de çok uğraştım ama bu insanların idrak edeceği falan yok. çünkü bu yalana gönüllü inaniyorlar. insanımız zaten zeka seviyesi olarak pek de parlak değildi. üstüne de sistematik bir çalışma yapıldı daha da iflah olmazlar.
bazı şeyleri çoktan kaybettiğimizi kabul etmek gerek.
gazi mustafa kemal atatürk'ün "türk milleti çalışkandır, türk milleti zekidir." sözü temennî gibi bir şey olmuş durumda. gerçeği gözlerine de soksak anlamıyor, anlamak istemiyorlar.
kaç senedir yaşadıklarımızı bir düşünelim.
zamanında bulgaristan'tan göçmek zorunda kalan soydaşlarımıza ağıza alınmayacak galiz şeyler söyleyerek gelmemelerini isteyen kişiyi alkışlayan kitle, aynı kişi şimdi de "afgan, paki, suriyeli, afrikalı ne kadar millet varsa hepsine kapımız açık" diyor yine alkışlıyorlar.
yirmi yıl birlikte yiyip içip türlü türlü ortaklıklar yapıp, sonunda bu kişi dönüp de "bunlar haşhaşî, bunlar terörist!" deyince topluca "evet terörist" deyip yuhalıyorlar.
yıllarca birbirilerine cono kavgalarında bile denmeyecek şeyleri diyenler, son kertede müttefik olup herkese "vatan haini" deyiveriyor. alayımız birden vatan haini oluyor, onlarsa can ciğer kuzu sarması.
birgün "ak" dedikleri iyi, etesi gün "kara" dedikleri iyi, sonraki gün ise "ne ak, ne de kara var kim uydurdu bunları hangi vatan haini? tek bir renk var o da yeşil." diyorlar. bunlar yine şak şak şak alkış kıyamet.
içlerinden hiçbiri "üstündeki takım elbise kara, içindeki gömlek de ak" demiyor. karşı taraftan ne duyarlarsa can-ı gönülden inanarak yalan söylüyorlar.
bu ülke için endişe duyup, insanlara bir şeyler anlatarak değişeceklerini sanan insanları anlıyorum. yine de bu beyhude çabaları için çok üzülüyorum. ben de çok uğraştım ama bu insanların idrak edeceği falan yok. çünkü bu yalana gönüllü inaniyorlar. insanımız zaten zeka seviyesi olarak pek de parlak değildi. üstüne de sistematik bir çalışma yapıldı daha da iflah olmazlar.
bazı şeyleri çoktan kaybettiğimizi kabul etmek gerek.
gazi mustafa kemal atatürk'ün "türk milleti çalışkandır, türk milleti zekidir." sözü temennî gibi bir şey olmuş durumda. gerçeği gözlerine de soksak anlamıyor, anlamak istemiyorlar.
devamını gör...
119.
ankara'da 90'ların başında aldığım ve parçalanana kadar bende duran refik özdek tercümesinin üzerine bir tercüme okumadığım kitap. peygamber olmayan ama kitap sahibi adam george orwell.
devamını gör...
120.
bir george orwell kitabı.
yıllar önce başlamıştım ama 5 sayfa okumuştum sadece. geçen hafta tekrar başladım, 58 sayfa okuyabilmişim bu sefer. mutlaka okunması gereken bir kitap olduğunu biliyorum ama sanki çok ağır ilerliyor, o yüzden devam edemiyorum. 5 gündür okumuyorum, umarım yine önceki gibi ara vermem. özür dilerim george orwell :( okuduktan sonra yine entry girerim muhtemelen.
biri beni gaza getirirse sevinirim, yoksa yıl sonuna kalacak :(
yıllar önce başlamıştım ama 5 sayfa okumuştum sadece. geçen hafta tekrar başladım, 58 sayfa okuyabilmişim bu sefer. mutlaka okunması gereken bir kitap olduğunu biliyorum ama sanki çok ağır ilerliyor, o yüzden devam edemiyorum. 5 gündür okumuyorum, umarım yine önceki gibi ara vermem. özür dilerim george orwell :( okuduktan sonra yine entry girerim muhtemelen.
biri beni gaza getirirse sevinirim, yoksa yıl sonuna kalacak :(
devamını gör...