yazar: george orwell
yayım yılı: 1949
george orwell kitabı 1947 yılında yazmaya başladığında hasta ve yalnızdır. birçok zorluklarla yazdığı kitabı 1948 yılında tamamlar ve 48'i ters çevirip kitabın adını 1984 olarak belirler.
kitapta 3. dünya savaşı sonrasında dünya yeni bir şekle bürünür; okyanusya, avrasya ve doğu asya.
okyanusya'da mutlak hakimiyet büyük birader'dedir ve insanlar bu diktatör yönetim tarafından manipüle edilir. manipülasyonlara ve kontrol edilmelere karşı ayaklanma winston smith tarafından gerçekleşir.
''düşünün. çünkü henüz yasaklanmadı.''
yayım yılı: 1949
george orwell kitabı 1947 yılında yazmaya başladığında hasta ve yalnızdır. birçok zorluklarla yazdığı kitabı 1948 yılında tamamlar ve 48'i ters çevirip kitabın adını 1984 olarak belirler.
kitapta 3. dünya savaşı sonrasında dünya yeni bir şekle bürünür; okyanusya, avrasya ve doğu asya.
okyanusya'da mutlak hakimiyet büyük birader'dedir ve insanlar bu diktatör yönetim tarafından manipüle edilir. manipülasyonlara ve kontrol edilmelere karşı ayaklanma winston smith tarafından gerçekleşir.
''düşünün. çünkü henüz yasaklanmadı.''
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "gloria" tarafından 07.11.2020 19:35 tarihinde açılmıştır.
81.
okuyanların çoğunda ''ulan adam bizi anlatıyor yahu!!??'' izlenimi uyandıran, george orwell'ınn yazdığı kült eserlerden birisi. filmi de mevcuttur ancak kitap baz alınarak çekilen çoğu filmde olduğu gibi eksiklikler çok fazladır.
devamını gör...
82.
haala okumakta olduğum kitap bitmek üzere ama bitsin istemiyorum. öyle bir kitap düşünün ki çağımızı anlatan geçmişten gelen bir yazar ileri görüşlülüğü o kadar açık ki zaman makinesi var mı yok mu diye sorgulatıyor bu yazar bize. kitaptan bahsetmek gerekirse spolier vermek istemiyorum ama vermeden anlatmaya çalışacağım..
politikayı iliklerinizde hissediyorsunuz , her hareketinizde suçlu sayılabileceğiniz bir ülkede yaşıyorsunuz ve tek bir dikdatör var *big brother !!*
rahat düşünme özgürlüğünüz yok her şekilde kısıtlanıyorsunuz . düşünce polisi var mesela düşündüğünüzü, her hangi bir şey hakkında bile düşündüğünüzü görse sizi buharlaştıran bir düşünce polisi..
insanoğlu düşünceyi kontrol edemez ama ediyormuş gibi korku salabilir insan ilişkilerini kontrol altına alıp kimsenin big brotheri övemek ve saygı göstermek dışında başka bir düşüncesi olamaz yoksa pufff buharlaştırılır ..
politik hiç bir şey konuşamaz düşünemez ve yazamazsınız .. yazmak günlük dahi olsa yasaktır . ve yazarımız böyle diktatör bir devletin içinde içindekileri dökmek amaçlı gizlice bir defter alır ve her günü korkuyla yazmaya başlar ..
politikayı iliklerinizde hissediyorsunuz , her hareketinizde suçlu sayılabileceğiniz bir ülkede yaşıyorsunuz ve tek bir dikdatör var *big brother !!*
rahat düşünme özgürlüğünüz yok her şekilde kısıtlanıyorsunuz . düşünce polisi var mesela düşündüğünüzü, her hangi bir şey hakkında bile düşündüğünüzü görse sizi buharlaştıran bir düşünce polisi..
insanoğlu düşünceyi kontrol edemez ama ediyormuş gibi korku salabilir insan ilişkilerini kontrol altına alıp kimsenin big brotheri övemek ve saygı göstermek dışında başka bir düşüncesi olamaz yoksa pufff buharlaştırılır ..
politik hiç bir şey konuşamaz düşünemez ve yazamazsınız .. yazmak günlük dahi olsa yasaktır . ve yazarımız böyle diktatör bir devletin içinde içindekileri dökmek amaçlı gizlice bir defter alır ve her günü korkuyla yazmaya başlar ..
devamını gör...
83.
kitap alternatif bir gelecekte insanların yönetenler ve yönetilenler olmak üzere kalın çizgilerle ikiye ayrıldığı bir zamanda geçiyor.
insanlarla duygusal temas, özel herhangi bir yumuşak duyguyu tetikleyecek katalizörlerin olmadığı, robot gibi sabah kalkılıp gün boyunca hükümetin propaganda yağmuru altında çalıştıktan sonra belli bir saatte eve girilip yatıldığı ve sabah her şeyin baştan başladığı bir dünya. bu kuralların dışına çıkma hatasını gösterenlerin çocuk casusların ihbarı ile bile işkence dolu bir sonun beklediği, medyanın geçmişi bugüne göre sürekli değiştirdiği, insanların rahat düşünebilmesini engellemek için konuşulan yaygın dilin bilerek kötürüm bırakıldığı bir gelecek.
dediklerimin benzerlerinin çoğunun örneklerini sinemada ya da başka kitaplarda geçtiğini görmüş veya okumuş olabilirsiniz. ama george orwell'ın 1984'ü 1949'da yazdığını düşünürseniz ileri görüşçülüğü konusunda hakkını yemeyeceğinizi düşünüyorum.
kitap içinde ağır siyasi eleştirileri bilimkurgu ile harmanlayarak veriyor. günümüzde olanları bu kurgu dünyasının penceresinden görmek istiyorsanız mutlaka okumanızı öneririm.
ek bilgi; orwell bir röportajında 1984 kitabı ile ilgili olarak, tatsız gerçeklerle yüzleşme konusunda tecrübeli ve kabiliyetli olduğuna değinerek kitapta yaşananların gerçekleşmesinin hiç de hayal ürünü olmadığını üzerine bastırarak söylüyor.
insanlarla duygusal temas, özel herhangi bir yumuşak duyguyu tetikleyecek katalizörlerin olmadığı, robot gibi sabah kalkılıp gün boyunca hükümetin propaganda yağmuru altında çalıştıktan sonra belli bir saatte eve girilip yatıldığı ve sabah her şeyin baştan başladığı bir dünya. bu kuralların dışına çıkma hatasını gösterenlerin çocuk casusların ihbarı ile bile işkence dolu bir sonun beklediği, medyanın geçmişi bugüne göre sürekli değiştirdiği, insanların rahat düşünebilmesini engellemek için konuşulan yaygın dilin bilerek kötürüm bırakıldığı bir gelecek.
dediklerimin benzerlerinin çoğunun örneklerini sinemada ya da başka kitaplarda geçtiğini görmüş veya okumuş olabilirsiniz. ama george orwell'ın 1984'ü 1949'da yazdığını düşünürseniz ileri görüşçülüğü konusunda hakkını yemeyeceğinizi düşünüyorum.
kitap içinde ağır siyasi eleştirileri bilimkurgu ile harmanlayarak veriyor. günümüzde olanları bu kurgu dünyasının penceresinden görmek istiyorsanız mutlaka okumanızı öneririm.
ek bilgi; orwell bir röportajında 1984 kitabı ile ilgili olarak, tatsız gerçeklerle yüzleşme konusunda tecrübeli ve kabiliyetli olduğuna değinerek kitapta yaşananların gerçekleşmesinin hiç de hayal ürünü olmadığını üzerine bastırarak söylüyor.
devamını gör...
84.
aslında biraz farklı bakış açısı ile çok fazla şeyler görülecek bir eserdir. ben şahsi olarak şöyle buradan bir yorumda bulundum. bir dünyayı hatta bir düşünceyi hatta bir toplumun sosyolojisini ele alan eserdir. kitle psikolojisi, histeri kavramını iyi okuyanların bu eserden farklı bir zevk alacağına inanıyorum.
devamını gör...
85.
"topos" yer demek. "ou" değil demek. yani: olmayan yer. distopya: olmayan kötümser yer. kitabın alameti farikası bu kabusu gerçeğin tohumundan bir "öngörü" gibi "kehanet" gibi ortaya koyması. teknik olarak da şahane olduğu için ötekilerden öne çıkar. aklı başında bir insanın 1984'ü okurken bunalıp canı sıkılır, bugünle bağlarını kurarken midesi bulanır, üzülür, isyan eder, açıp açıp kapatır, sıkıla sıkıla biteremez. "ay çok zevkliydi, keyifle okudum." diyen arkadaşlara insaf ya hu diyorum. zira orwell da okusanız aptallığınız eksilmeyebiliyor. (kitaptaki ustalığı takdir eden okur hazzını tenzih ederim.)
devamını gör...
86.
siyasetin insan üzerinde baskısından kaynaklanan ve insanı mağdur durumuna düşürmeyi amaçlayan, sistemin içindeki etrafı sorgulayan bir adamın, eksik yaşamı anlatılıyor. siyasetin nasıl süslendiği, cahilin nasıl yücelendirildiği, aşkın bile işkence sonucu nasıl satılabileceği, george orwell tarafından yazılan kitaptır.
devamını gör...
87.
kesinlikle okunması gereken bir kitap.
kitaptaki ülkeler, aslında yok, hayal mahsulü ülkeler. ancak sanki şu an kuzey kore başta olmak üzere böyle ülkeler gerçekte var.
kitapta anlatılan, dün düşmanınız olan ülke bugün dostunuz olması, bununla ilgili bilgilerin tüm kitaplardan çıkartılması; sansür mekanizmasını çok güzel açıklamış; kitap okumanın, piknik yapmanın, aile olmanın yasaklandığı bir dünya; ve sizi her daim izleyen kameralar; lânetleme sahnesi çok ilginç, herkes o saatte kamera karşısında toplu kötü sözler sarf ediyorlar; bu stalin rusyasında insanların, stalini elleri patlayana kadar 2 saat yani 120 dakika aralıksız alkışlaması gibi; düşünsenize 120 dakika durmadan alkışlamak; alkışlamayı bırakanlar göz altına alınıyor ve en iyi ihtimalle sibiryaya sürgüne gidiyor.
big brother seni izliyor, kavramını da yazar literatürde kazandırdı.
kitaptaki ülkeler, aslında yok, hayal mahsulü ülkeler. ancak sanki şu an kuzey kore başta olmak üzere böyle ülkeler gerçekte var.
kitapta anlatılan, dün düşmanınız olan ülke bugün dostunuz olması, bununla ilgili bilgilerin tüm kitaplardan çıkartılması; sansür mekanizmasını çok güzel açıklamış; kitap okumanın, piknik yapmanın, aile olmanın yasaklandığı bir dünya; ve sizi her daim izleyen kameralar; lânetleme sahnesi çok ilginç, herkes o saatte kamera karşısında toplu kötü sözler sarf ediyorlar; bu stalin rusyasında insanların, stalini elleri patlayana kadar 2 saat yani 120 dakika aralıksız alkışlaması gibi; düşünsenize 120 dakika durmadan alkışlamak; alkışlamayı bırakanlar göz altına alınıyor ve en iyi ihtimalle sibiryaya sürgüne gidiyor.
big brother seni izliyor, kavramını da yazar literatürde kazandırdı.
devamını gör...
88.
çoğu kitap bize milletlerin yozlaşmasını gösterdi. ama eğer insanlığın nasıl yozlaşacağını merak ediyorsanız bu kitap size istediğinizi verebilir. insanların kendi doğalarına nasıl yabancılaşacağını gösteren bir kitap.
devamını gör...
89.
george orwel ingiliz ajanı bir yazardır. ispanya iç savaşında neler yaptığını anlatan hikayeler ve belgeler vardır. bu kitabı da ajanlık halini anlatan, bunun yanında gelecekten ütopik kesitler sunan farklı bir fantezinin gerçekleşmesi isteğidir.
devamını gör...
90.
sağcılar için sosyalizm, solcular içinse kapitalizm eleştirisi sanılan kitaptır. kitapsa başlı başına her türden erk ve otorite kavramlarının bir eleştirisidir. dönemsel olarak da farklı kutupsal sistemlerin kara propaganda aracı olarak çokça pompalanmıştır. toplumsal hiyerarşik düzenlerde birey olma ya da olamama olgusuna değinir, öyle ki içgüdülerin bile kontrol altında tutulmak istendiği kurgusal bu düzeni anlatan bu kitap, günümüz şartlarında bir distopya olmaktan çıkmıştır kanımca. bir başucu eseri olmamakla beraber okunasıdır.
devamını gör...
91.
13-14 yaşlarında okuduğumda yaşadığım karamsarlık politikaya, sisteme bakışımı şekillendirmişti.
tam ergenlikte okumamak daha iyi olurdu, hormonlar zaten sapıtmış üstüne distopya içine dalıp boğulmamaya çalışıyorsun.
filmini izlediğimde kalan imgeler, 2013'te malum olaylar sırasında hep gözümün önüne geldi.
etkisi ömre yayılan bir başyapıt.
tam ergenlikte okumamak daha iyi olurdu, hormonlar zaten sapıtmış üstüne distopya içine dalıp boğulmamaya çalışıyorsun.
filmini izlediğimde kalan imgeler, 2013'te malum olaylar sırasında hep gözümün önüne geldi.
etkisi ömre yayılan bir başyapıt.
devamını gör...
92.
george orwellı bu kitabıyla tanıdım iyi ki okudum iyi ki tanıdım.harika bir eser konusuyla,olay örgüsüyle,anlatım biçimiyle mükemmel öteis bir kitap herkesin okuması gereken içinden çıkaracagımız çok ders olan bir kitap..
devamını gör...
93.
aslında yönetim dengelerini çözmüş bir yapıttır. her durumda yukarıda ki altındakini düşünmez. sadece durumu kabullenip hayatına aynı düzende devam etmesini ister günümüzde olanda bir nevi budur. derin etkileri olan bir kitaptır.
devamını gör...
94.
george orwell tarafında 1949 yılında yayınlanan 1984 adlı eserinden 1956 yılında ilk kez
sinemaya uyarlanmıştır. film, totaliter ve baskıcı bir iktidarın yönettiği, hiyerarşik bir sınıf
sisteminin uygulandığı okyanusya adlı ülkede geçmektedir. tüm dünyada üç süper güç
vardır, bulardan biri okyanusya’dır ve bu güçler sürekli savaş halindedir. devlet içerisinde
toplumun tüm katmanlarında devlet cihazı zuhur eder ve vatandaşını izler. ayrıca her yerde
muhbirler ve düşünce polisleri görev yapmaktadır. devleti parti yönetir ve iktidarın sloganı
iktidarın sloganı “geçmişi kontrol eden geleceği kontrol eder. bugünü kontrol eden geçmişi
de kontrol eder” şeklindedir. varlığı kesin olmayan bir muhalif yeraltı örgütü vardır ve lideri
emmanuel goldstein’dır. ancak ne kendisini ne de büyük biraderi gerçekten hayatta olup
olmadığı dahi belirsizdir. vatandaşlardan biri sadakatsizlikte bulunduğunda sistematik
işkencelere maruz kalarak cezalandırılarak tekrar eğitilir. din yasaktır. eğlence, cinsellik gibi
meşgaleler verimi düşürdüğü için yasaktır.
romanın baş kahramanı olan winston smith doğruluk bakanlığında çalışmaktadır. görevi
iktidarın beklentileri doğrultusunda geçmiş verileri ve kelimeleri değiştirmektir. winston,
julia adlı bir kadınla tanışır. aralarında bir ilişki başlar. her tarafta muhbirler ve takip
sistemleri olduğu için ilişkilerini gizlice yaşarlar. winston’ın bir antika dükkanının bir
odasını gizli kameralar olmadığını düşünerek kiralar ve orada julia ile buluşur. ancak bu
antika dükkanı sahibi aslında düşünce polisidir. winston ve julia tutuklanır. işkenceye maruz
kalan sevgililer birbirlerini dahi suçlarlar ve hafızalarında eski düşüncelerine dair ne varsa
hepsi yetkililerce silinir. sonuç olarak ülkelerine ve partiye uygun bir vatandaşa
dönüştürülürler.
eser, soğuk savaşın kutuplarının belirginleştiği ve demir perdenin gücünü daha çok
hissettirdiği bir dönemde yazılmıştır. zamyatin’in biz adlı eserinden yadsınamaz
esinlenmeler içeren 1984, farklı ideolojilerdeki devletlerin kendi kendilerine yarattıkları
gözleriyle görmedikleri bir düşman üzerinden bireyleri sindirip kontrol altında tuttukları bir
distopyayı betimlemektedir. george orwell’in anlatımındaki tasvirler ve teknolojiler ve her
en kadar o dönem için zamanın çok ötesinden bir hayal ürünü idiyse de; şu an için hepsinin
ve daha fazlasının var olduğunu bilmek dahi totaliter rejim altında özgürlüklerimizin, birey
olarak maddi ve manevi bütünlüğümüzün ne kadar kırılgan bir sistem içerisinde dengede
kalmaya çalıştığını gözler önüne sermektedir.
günümüz dünyasında var olan ve gelecekte var olacak teknolojiler ve sosyal gelişmeler insan
doğasına uyumlu olarak evrimleşmediği takdirde insanı kendine yabancılaştıracağı
düşünülmektedir. ayrıca devlet cihazının bir araç olarak gayesinin bireyi baskılamak
olmadığı aksine bireyi özgürleştirmeyi olduğu, temel hak ve özgürlüklerini başkalarına karşı
koruduğu hatırlandığı müddetçe distopik bir gelecekten uzaklaşarak ütopyaya yaklaşabiliriz.
sinemaya uyarlanmıştır. film, totaliter ve baskıcı bir iktidarın yönettiği, hiyerarşik bir sınıf
sisteminin uygulandığı okyanusya adlı ülkede geçmektedir. tüm dünyada üç süper güç
vardır, bulardan biri okyanusya’dır ve bu güçler sürekli savaş halindedir. devlet içerisinde
toplumun tüm katmanlarında devlet cihazı zuhur eder ve vatandaşını izler. ayrıca her yerde
muhbirler ve düşünce polisleri görev yapmaktadır. devleti parti yönetir ve iktidarın sloganı
iktidarın sloganı “geçmişi kontrol eden geleceği kontrol eder. bugünü kontrol eden geçmişi
de kontrol eder” şeklindedir. varlığı kesin olmayan bir muhalif yeraltı örgütü vardır ve lideri
emmanuel goldstein’dır. ancak ne kendisini ne de büyük biraderi gerçekten hayatta olup
olmadığı dahi belirsizdir. vatandaşlardan biri sadakatsizlikte bulunduğunda sistematik
işkencelere maruz kalarak cezalandırılarak tekrar eğitilir. din yasaktır. eğlence, cinsellik gibi
meşgaleler verimi düşürdüğü için yasaktır.
romanın baş kahramanı olan winston smith doğruluk bakanlığında çalışmaktadır. görevi
iktidarın beklentileri doğrultusunda geçmiş verileri ve kelimeleri değiştirmektir. winston,
julia adlı bir kadınla tanışır. aralarında bir ilişki başlar. her tarafta muhbirler ve takip
sistemleri olduğu için ilişkilerini gizlice yaşarlar. winston’ın bir antika dükkanının bir
odasını gizli kameralar olmadığını düşünerek kiralar ve orada julia ile buluşur. ancak bu
antika dükkanı sahibi aslında düşünce polisidir. winston ve julia tutuklanır. işkenceye maruz
kalan sevgililer birbirlerini dahi suçlarlar ve hafızalarında eski düşüncelerine dair ne varsa
hepsi yetkililerce silinir. sonuç olarak ülkelerine ve partiye uygun bir vatandaşa
dönüştürülürler.
eser, soğuk savaşın kutuplarının belirginleştiği ve demir perdenin gücünü daha çok
hissettirdiği bir dönemde yazılmıştır. zamyatin’in biz adlı eserinden yadsınamaz
esinlenmeler içeren 1984, farklı ideolojilerdeki devletlerin kendi kendilerine yarattıkları
gözleriyle görmedikleri bir düşman üzerinden bireyleri sindirip kontrol altında tuttukları bir
distopyayı betimlemektedir. george orwell’in anlatımındaki tasvirler ve teknolojiler ve her
en kadar o dönem için zamanın çok ötesinden bir hayal ürünü idiyse de; şu an için hepsinin
ve daha fazlasının var olduğunu bilmek dahi totaliter rejim altında özgürlüklerimizin, birey
olarak maddi ve manevi bütünlüğümüzün ne kadar kırılgan bir sistem içerisinde dengede
kalmaya çalıştığını gözler önüne sermektedir.
günümüz dünyasında var olan ve gelecekte var olacak teknolojiler ve sosyal gelişmeler insan
doğasına uyumlu olarak evrimleşmediği takdirde insanı kendine yabancılaştıracağı
düşünülmektedir. ayrıca devlet cihazının bir araç olarak gayesinin bireyi baskılamak
olmadığı aksine bireyi özgürleştirmeyi olduğu, temel hak ve özgürlüklerini başkalarına karşı
koruduğu hatırlandığı müddetçe distopik bir gelecekten uzaklaşarak ütopyaya yaklaşabiliriz.
devamını gör...
95.
okuduğumda günümüzden esinti diyemem pek çok kesit gördüğüm hissettiğim kitap, sarsıcı distopik evren ve sarsıcı sözler. harika kitap filmi de var ama kitap elbette daha iyi.bunu okuduktan sonra cesur yeni dünya da okunmalı mutlaka...
devamını gör...
96.
gerorge orwell sağlam bir sistem olduktan sonra yöneticinin kim olduğunun önemli olmadığını gösteriyor.
kitapta anlatılan ülkenin lideri büyük birader adlı kişinin bir şahıs değil aslında bir sistemin görünen yüzü olduğunu gösteriyor bize.
aynı şekikde bu kitap insanların düşünebilme kabiliyetlerinin kelime haznelerinin genişliğiyle orantılı olduğunuda anlatıyor. misal olarak bir dildeki diktatör kelimesini ve bu anlama gelen tüm kelimeleri ortadan kaldırsanız zamanla insalar diktatörlükle ilgili hiçbir şey düşünmezler çünkü böyle bir kavram artık onlar için yoktur dolayısıyla baskıcı bir yönetim hiç var olmamış ve var olmayacak birşeydir...
bu ve benzeri düşüncelerin güzel bir şekilde anlatıldığı harika bir kitap.
kitapta anlatılan ülkenin lideri büyük birader adlı kişinin bir şahıs değil aslında bir sistemin görünen yüzü olduğunu gösteriyor bize.
aynı şekikde bu kitap insanların düşünebilme kabiliyetlerinin kelime haznelerinin genişliğiyle orantılı olduğunuda anlatıyor. misal olarak bir dildeki diktatör kelimesini ve bu anlama gelen tüm kelimeleri ortadan kaldırsanız zamanla insalar diktatörlükle ilgili hiçbir şey düşünmezler çünkü böyle bir kavram artık onlar için yoktur dolayısıyla baskıcı bir yönetim hiç var olmamış ve var olmayacak birşeydir...
bu ve benzeri düşüncelerin güzel bir şekilde anlatıldığı harika bir kitap.
devamını gör...
97.
şu sıralar tedirginlikle okuduğum kitap. iyi bir yayınevinden almama rağmen, çevirisinin daha iyi olabileceğini düşündüğüm bir metin. imkan varken olanak demeye hiç gerek yok bence.
devamını gör...
98.
21. yy'nin ilk yarısında alenen gerçek olan kaotik eserdir. trafik memurları dronelerle insanlara tuzak kurup emniyet kemeri taktık mı, maske giydik mi gibi özel hayatımızı gözlemlemekteler. çocuklar avrupada ailelerini aşı vurulmadı diye devlete ihbar etmekteler.
devamını gör...
99.
anlatıldığı yıldan 40 yıl önce yazılmış distopik roman.
hikaye üçüncü dünya savaşı sonucu dünyanın okyanusya, avrasya ve doğu asya olarak üçe bölünmesiyle okyanusya’da geçmektedir. burada kurulan bakanlıklar ve gelişen olaylar.
kitapta anlatılan bir çok şeyin günümüzde gerçekleşmiş olması kitabı yeniden günde olmasına ve gündemde kalmasına sebep olmakta.
"bireyselliğin yok edildiği, zihnin kontrol altına alındığı, insanların makineleşmiş kitlelere dönüştürüldüğü totaliter bir düzen"
günümüzde hala devam eden makineleşme ve duyguların yok olması gelecekte de muhtemel bir durum.
hikaye üçüncü dünya savaşı sonucu dünyanın okyanusya, avrasya ve doğu asya olarak üçe bölünmesiyle okyanusya’da geçmektedir. burada kurulan bakanlıklar ve gelişen olaylar.
kitapta anlatılan bir çok şeyin günümüzde gerçekleşmiş olması kitabı yeniden günde olmasına ve gündemde kalmasına sebep olmakta.
"bireyselliğin yok edildiği, zihnin kontrol altına alındığı, insanların makineleşmiş kitlelere dönüştürüldüğü totaliter bir düzen"
günümüzde hala devam eden makineleşme ve duyguların yok olması gelecekte de muhtemel bir durum.
devamını gör...
100.
bazen okurken yoruldugum bir kitapti,ama şunu diyebilirim ;yonetimin hiç değişmediği ve dunyada ezici çoğunluğun dunyaya hakimiyeti,baskaldiranlarin bir sekilde yok edilmeye çalışildigi bir hayat,ama bu acimaasizligin icinde yeseren bir sevgi,insanlarin duygularina ,düşüncelerine hur iradesine yapilan baskı,guzel kitaptı.
devamını gör...