141.
kadınlara tavsiye: bi psikopat ruh hastasının size musallat olacağını, peşinizi bırakmayacağını veyahut canınıza kast edeceğini düşündüğünüzde twittera girip bütün bakanlara mention atın ve şey deyin mesela: "senin ben ağzını yüzünü s**ey*m **k." en azından size içerideyken ulaşamazlar.

"ülkede öldürülmemek için, katilimizin suça azmettirilmemesi için caydırıcı cezaların olması gerek . kadınlar olarak biz neden cezaevine girmek zorundayız ki?" diye sorabilirsiniz, gayet mantıklı da. ne yazık ki sizi koruyacak bi sistem yok. keşke ama yok. gerçekten üzgünüm.
devamını gör...
142.
kadınların bu ülkede yaşama şansları yok. şevval sam'ın dediği gibi herkes dövüşmeyi öğrensin. orman kanunlarına göre yaşayacağız artık.
devamını gör...
143.
bizim hayatımızı doğrudan etkileyen bu anlaşmaya bizim adımıza yine erkekler karar verdi ve hayır dedi...kırgınlık , üzüntü , sinir , ve duygusal yorgunluk ne varsa yaşıyorum..
istanbulsözleşmesiyaşatır..
devamını gör...
144.
tecavüze ve cinayete kapımız açıktır demenin başka bir yoludur. kadını bir insan yerine koyup onu korumak yerine, iğrenç bir zihniyetle kadının yaşama hakkı elinden alınmıştır. bu kadına duyulan nasıl bir kin nasıl bir öfkedir ki böyle bir sözleşme reddedilmiştir. yıllardır kadına çektirilen eziyetler yetmedi mi artık? kadın onu yapamaz, kadın bunu yapamaz. bırakın artık kadınları ya, bırakın artık gerçekten çok sıktınız. bırakın da biz de daha doğduğumuz anda sahip olduğumuz haklarımız için savaş vermeden yaşayalım. kadın önce insandır. ve tüm bunlar insan haklarına aykırıdır.
devamını gör...
145.
hiçbir şey yasadışı değildi çünkü artık yasa yoktu.g. orwell
devamını gör...
146.
isminde istanbul olan sözleşmeden ayrılmak nereden bakarsan bak saçma değil ayıptır. bu sözleşme istanbulda gerçekleştirilmiş bir toplantıdan sonra uygulanmaya koyulmuş ama üzerinde ismi olan ülke sözleşmeden çıkmış bunun mantığı nedir? politik veya siyasi yoruma bile gerek yok. mesela helsinki yada viyana sözleşmesi olsa batılı devletler türkiyenin işine karışıyor filan diye itiraz ederdiniz ama sözleşme istanbul ise en üstünde bizim imzamızın olması ve batıya bir norm olarak bir sözleşme hediye ederdik arada da mesela almanyaya istanbul sözleşmesini uygulamıyor diye baskı filan yapa...neyse bunlar akıllı bir devlette olabilecek şeyler...
devamını gör...
147.
bu ülkede siyasetin artık değişmesi lazım. belli başlı kırmızı çizgiler oluşturup koca koca koltuklarda bunlar üzerinden pazarlık yapıyorlar. her şey oy için. alınan bu yanlış karar da politiktir. tıpkı kadın cinayetleri gibi.

olaya başka bir yerden bakayım. neden bu karar bu kadar kritik? çünkü pek çok ruh hastası bu kararı "bir onay mekanizması" olarak görecek. hükümet buradaki ayrımı halka anlatamayacak.

peki ya bu ne demek?
-daha çok cinsel taciz.
-daha çok cinayet.
-daha çok nefret söylemi.

birde merak ediyorum bizim aile yapımız, örf ve adetlerimiz nelerdir?
devamını gör...
148.
tbmm'nin taraf olduğu sözleşmeden cumhurbaşkanı ayrılmış. cumhurbaşkanının basiretsiz kararlarının sorumluluğunu bakanların istifa ederek ödemesi gibi bir şey bu.
devamını gör...
149.
istanbul sözleşmesine karşı olmak dinci retoriğin söylemlerine sahip çıkarak olmamalıydı aynı zamanda taraf olmak ise sözde feminist kürtçülerin dümen suyunu takip ederek yapılmamalıydı. iki kutuplu siyasete alıştırılan güzel ve canım ülkemde mutlak doğruyu işaret edenler hep tu kaka ilan edildiği için duyulmuyor sesimiz.
devamını gör...
150.
şaşırtmadı.
devamını gör...
151.
öncelikle uluslararası anlaşmalar cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle iptal edilemez. anayasa denetimi için danıştay gerekli müdahaleyi yapacaktır.

bu şekilde bir durumda lozan antlaşması bile kararname ile iptal edilebilir. ucu bucağı yok. zaten bu şekilde olursa son kalan yabancı yatırımcılar da kaçar gider.

önümüzdeki kongresinde biz milli görüşçüyüz diyebilmek, belki o taraflardan %2-3 oy gelir diye bu manevrayı yapıyor. halkımızın neredeyse %70i tarafından desteklenen bir sözleşmeyi, %10luk radikal tarikatçılar için kaldırmaya çalışmak ancak gündem değiştirme çabası olur.

ülkede ağır bir ekonomik kriz var, düşme hattındaki takımın teknik direktör değiştirmesi gibi merkez bankası başkanı değiştiriyor.

ek olarak umuyorum sözleşmeye destek vermeyen bu kesim istanbul sözleşmesini okur ve anlar.

#istanbulsozlesmesiyasatir

ek:bilgilendirme ve düzeltme için müdafi'ye çok teşekkürler.
devamını gör...
152.
teker teker tanımları okuyor ve ne kadar islâmcı filan varsa engelliyorum . bu başlıkların öncelikle gündem oluşturma ve toplumsal tepkiyi diri tutma gibi işlevleri oluyor . ikincil olarak da kimin ne olduğunu görme imkânı sağlıyorlar .
devamını gör...
153.
keşke yanılsaydım.
kafasozluk.com/b/istanbul-s...
devamını gör...
154.
istanbul sözleşmesi sadece kadınlar için değil ancak toplumsal cinsiyet kavramıyla tüm cinsel kimlik tanımlamalarını kapsayan ilk belge olma özelliğini taşıyor. türkiye'de cinsel şiddette maruz kalan kişi sayısı bakımından kadınlar ilk sırayı almakla birlikte şiddete maruz kalma oranı en yüksek olan lgbtq+ bireyler. türkiye'de lgbtq+ bireylerin haklarını koruyan hiç bir yasa bulunmamakta.
bana göre kadına şiddet başta olmak üzere cinsel şiddet ve ayrımcılık konularında eleştirilen hükümet istanbul sözleşmesinden çıkma kararını toplumsal cinsiyet kavramı üzerinden yapılacak ahlak söylemlerine indirgeyecektir. toplumdaki mevcut heteroseksist ve homofobik yaklaşımı körükleyecek ve istanbul sözleşmesini savunanları lut kavmiyle özdeşleştirerek muhafazakarların oylarını toplama amacındadır.
bu sayede hem kadına karşı şiddet ve ayrımcılık tartışmasından kurtulacak, hem lgbtq+ tartışmasıyla toplumu kendi lehine polarize etme şansını yakalayacak.
önümüzdeki haftalarda taraftar gazeteler boy boy lgbtq+ bireyler aleyhinde haberler yaparken, onlar biz size demiştik diyecekler. toplumsal ayrıştırma oy kaybeden partilerin oyun kitabında ilk sıralarda yer alır. kolay oy kapma stratejilerinin yağlı ballı ekmeğidir. hal böyle olunca türkiye'nin istanbul sözleşmesinden çıkması şaşırtıcı değildir.
üç beş oy uğruna kadın, erkek ve non binary herkes bedel ödeyecek.
devamını gör...
155.
korkunç bir şey. daha korkunç olanıysa "bu kadar insan ağladığına göre bizimki doğru yapmış" diyen insanların var oluşu. kimsenin, hiçbir kız kardeşimin canının yanmasını istemem fakat 'karma' diye bir şey var, bugün mizahını yaptığınız şey yarın en büyük acınız olabilir.
devamını gör...
156.
bir kadın olarak yazıyorum ve sizinde bir kadın olarak okumanızı istiyorum. şu an bu ülke öldürülmeden başka bir ülkeye göç etmek isteyenlerle dolu ama beyin göçünü engellemeye çalışıyorsunuz . toplumun aile yapısının bozulması kimsenin umrunda değil. umurlarında olan tek şey yaşayabilmek. toplumun aile yapısının bozulması sizin için boşanmaların artması olabilir ama benim için değil. boşanmayı kötü bir şey olarak görmüyorum .asıl kötü olan bir annenin çocuğunun yanında dövülmesi ,hakaret edilmesi ve öldürülmesidir. bunlar sizin toplumunuz aile yapısını bozmuyorsa ama istanbul sözleşmesi bozuyorsa aile yapınızın gözden geçirilmesi gerek.
devamını gör...
157.
hala canımızı kanunlarla, sözleşmelerle korumaya çalışıyoruz. yazık... hala bizim can güvenliğimizi koruyan sözleşmeye bizim adımıza onlar karar veriyor. yazık ki ne yazık.
acınası durumdayız. her geçen gün daha da acınası oluyoruz. yaşanılan bu durumu tanımlamak ise bize düşmez. şiddet gören, öldürülen her kadın tanımlıyor zaten. vahşet, kötülüğün sonu, kan dondurucu olaylar...
devamını gör...
158.
bir sabah uyandım artık hayatımın değeri yoktu.
devamını gör...
159.
koskoca türkiye adına karar veren kişinin, kadınları, çocukları bile bile ölüme sürüklemesidir.
devamını gör...
160.
2008’den günümüze kadar hayatlarını kaybetmiş kadınların isimlerinin yazdığı ve maalesef sürekli güncellenen anıt sayaca bakıyorum. matrix filminde ekranda akan yeşil rakamlar değil bunlar. her isim yiten bir can. 2008’de 66, 2009’da 125, 2010’da 203, 2011’de 129, 2012’de 145, 2013’de 231, 2014’te 290, 2015’te 293, 2016’da 289, 2017’de 350, 2018’de 405, 2019’da 421, 2020’de 409, 2021’de ise (an itibariyle ben bunu yazarken) sadece seksen günde 82 kadın, toplamda ise 3438 kadın öldürülmüş. 3438 insan! (2021’deki gidişat böyle devam ederse yıl sonunda takribi 350 kadın öldürülmüş olacak) bir stadyum dolusu insan... sanırsın savaştayız. listeye sadece medyaya yansıyanlar, haber olanlar girmiş. tacize uğrayanlar, dayak yiyenler ve istismar edilen çocuklar bu sayaçta yok. bu gidişatın yükselen trendin ne kadar dehşet derecede olduğunu anlamak için türev integral bilmene gerek yok. biraz vicdanın olsa yeter.
www.anitsayac.com/?year=2021

toplumumuz maalesef bu hale, sistemli bir şekilde, 19 yıldır baştaki iktidar tarafından peyderpey getirildi. gönül isterdi ki, ülkesinde kadın vatandaşlarının da canını korumakla yükümlü olan devlet, spesifik bir sözleşmeye bağlı olmaksızın, yapması gerekeni yapsa. bizzat kendisinin imzaladığı ve kanun hükmünde yaptırımı olan bir sözleşmeyi uygulasa.


türkiye, istanbul sözleşmesi'nin ilk imzacı devletlerinden olup 24 kasım 2011'de türkiye büyük millet meclisi'nde 247 vekilden 246’sının kabul oyu, 1 vekilin çekimser oy vermesi ile sözleşmeyi uygun bulan 6251 sayılı kanunu "onaylayarak", parlamentosundan geçiren ilk ülke.

dışişleri bakanlığı yaptığı açıklamada, avrupa konseyi dönem başkanlığının türkiye'de olduğu sırada imzalanan sözleşmede "kadına karşı şiddet alanında ilk uluslararası belge olan söz konusu sözleşmenin müzakere sürecinde ülkemiz tarafından öncü rol oynanmıştır." ifadesine yer verildi. recep tayyip erdoğan tarafından tbmm'ye yollanan tasarının gerekçesinde de sözleşmenin hazırlanması ve sonuçlandırılmasında türkiye'nin "öncü rol" oynadığına dikkat çekildi.


insanların dilinde tüy bitti sözleşmeyi uygulayın diye, ama kalkıp gecenin bir yarısı yangından mal kaçırır gibi sözleşmeyi iptal etmek, ne kadar zavallıca. vatandaşını, kadını, çocuğu, sokaktaki hayvanı, doğasını, ağacını toprağını koruyamayan bir ülke çöker.

acil bir durumda önce kadınlar ve çocuklar kurtarılır hesapta. oysa gemi batıyor, önce terk eden kaptan. ilk aşıyı erkenden olan da kaptan. çünkü aynı gemide değiliz aslında. isminde adalet ve kalkınma olan bir partinin yönettiği ülkede adaletin a’sı yok. kalkınmadan kasıt ise üç beş yandaş şirketin milyar dolarları biraz daha cukkalaması son yirmi yılda ülke yüz yıl geriye gitti resmen. yapımda ve yönetimde emeği geçenleri eşek arıları soksun. kadını erkeğiyle topyekün mücadele edip kurtuluş savaşı’nı kazanmış, yeni bir devlet kurmuş, medeni kanunlar yapmış, kadını padişahın kulu kölesi olmaktan kurtarıp kanunlar önünde eşit ve hür bir yurttaş yapmış, seçme ve seçilme hakkı vermiş bir cumhuriyetin son yirmi yılına bakınca gel de isyan etme. siyasal islam kanserdir.

aynı iktidarın 19 yıldır yönettiği bir ülkede kadın cinayetleri bu kadar dehşet seviyede yükselmişse; sistematik bir şekilde siyasetçiler vasıtasıyla kadınlara karşı nefret dili ve ayrıştırıcı söylemler toplumu kutuplaştıracak bir şekilde artmışsa, verilen cezalar caydırıcı değilse ve hatta onca kanıta rağmen suçu işleyenler ellerini kollarını sallayarak herkesin gözü önünde serbest bırakılıyorsa, elbette kadın cinayetleri politiktir.

üç beş oy hesabı uğruna istanbul sözleşmesi’nden ayrılan ve insanların aklıyla dalga geçerek "akp'den önce kadının adı yoktu" diyenler, kadın ve aileden sorumlu devlet bakanlığından kadın ibaresini çıkaranlar sizsiniz.

(bkz: kadın ve aileden sorumlu devlet bakanları)

dillerinden örf adet türk aile yapısı ve dini düşürmeyenler, tarikat yurtlarında çocukların tecavüze uğramasına ses çıkarmıyor, görmezden geliyor. konuşulmasın istiyor. hatta tecavüzcü vakfı ödüllendiriyor, plaket veriyor. ahlaki yozlaşma almış başını gitmiş. türk kelimesini yasaklayanlar, türk demekten çekinenler, türkiyeli diyenler, işine gelince türk aile yapısı diyor utanmadan, riyakârlık diz boyu. istanbul sözleşmesi’nin türk aile yapısına uygun olmadığı bahanesiyle iptal edilmesi riyakârlığın ve yalanın daniskasıdır. hangi türk aile yapısı? istenilen türk aile yapısı nedir? çocuğunu internetten pazarlayan sapık baba mı? eski karısını işkenceyle öldüren adam mı? çocuk yaşta okula gitmesi gerekirken başgöz edilip zorla evledirilen kız çocukları mı? eski türkler’de kadınlar değer görür, erkeklerle ülke yönetir, savaşlara katılırdı. biraz tarih okusanız atalarınızı tanıyacaksınız. ama araplaşmayı seçtiniz. siyasal islam’ı benimsediniz.

internetteki yorumlara şöyle bir bakıyorum, bir çok insan okumamış bile sözleşmeyi. bilmiyor maddelerini. bilgileri yok ama fikirleri var. takip ettiğim bir youtube kanalında duydum, yeni akit paçavrasında yazan hüseyin öztürk isimli bir yazarımsı insanımsı şöyle demiş misal: “ben istanbul sözleşmesi’ni okumadım. sözleşmeyi destekleyenlere baktım, sözleşmenin karşısında olanlara baktım, onun için sözleşmeye karşı çıkmaya karar verdim.” işte yeni türkiye’deki cehaleti çok güzel özetleyen sözler. maddelerini okumadığı, bilmediği şeye karşı çıkmak. iptal edilmesini savunmak. maalesef bu zihniyettekiler ülkeyi yönetiyor, yalanlarıyla büyük kitleleri yönlendiriyor. bilgileri yok, fikirleri yok, vicdanları da yok.

istanbul sözleşmesi’ni lgbt tayfasının yaptırttığını sanan milli ve dini hassasiyetleri tavan yapmış delikanlılar. kandırılıyorsunuz. size yalan söylüyorlar. sözleşmede yer alan “cinsel yönelimleri nedeniyle insanlar ayrımcılığa uğrayamaz” ibaresi sözleşmeyi lgbt’ci yapmaz. istanbul sözleşmesini savunmak bir insanı, bir erkeği meriç yapmaz, lgbt’ci yapmaz, totoş yapmaz. 90’lı yıllarda tv’de ailecek huysuz virjin’i izlerdik. ben, annem, babam, dedem, babaannem. kahkahalarla. komikti çünkü. hiçbirimiz sonradan kafamıza sarı peruk geçirip castara castara castara cass diye dans edip lgbt’ci trans ya da totoş olmadık. rahmetli dedem ve babaannem beş vakit namazını kılmaya devam etti. milli dini hassasiyetleri yüksek olanlardan, aynı hassasiyeti çocuklar yurtlarda tecavüze uğrarken da göstermelerini beklerdik. istanbul sözleşmesini lgbt de destekliyor diye, sen de lgbt ya da totoş olmazsın. sırf bu yüzden olmazsın. velev ki bir gün totoş olursan, bu başka bir sebeptendir. belki kız arkadaşın, karın, kız kardeşin yok. o yüzden bu karar seni bağlamıyor sanıyorsun. ama unutma, her erkeğin bir annesi vardır. o sayaçta annenin ninenin isminin kurbanların yanında yazmasını istemezsin. daha iki hafta önce 92 yaşındaki bir kadın, yaşlı bir nine, tecavüze uğrayarak hunharca öldürüldü. yeni türkiye maalesef böyle bir bataklık. bu haberler, bütün bu olanlar, midenizi bulandırmıyor mu?

cb iletişim sözcüsü fahrettin altun, joe biden’ın türkiye’nin istanbul sözleşmesi’nden ayrılacağına istinaden yaptığı açıklamaya yalanlarla dolu bir cevap yazmış. özetle diyor ki, kadınları ve haklarını korumaya devam edeceğiz.


…
as known, türkiye was the first signatory to the ıstanbul convention by demonstrating a strong commitment to protect women’s status in society and fight any violence against women. the ıstanbul convention, originally intended to promote women’s rights, was hijacked by a group of people attempting to normalize homosexuality – which is incompatible with türkiye’s social and family values. hence the decision to withdraw.
…
the decision to withdraw from the ıstanbul convention by no means denotes that the state of the republic of türkiye “compromises the protection of women.” türkiye will not give up on its fight against domestic violence by quitting the convention.
…
ın relation to the issue, president erdoğan strongly emphasizes that türkiye will continue protecting the safety and the rights of all women and underlines that fighting domestic violence with the principle of zero tolerance will remain on top of the government’s agenda.


yazının tamamı:
www.iletisim.gov.tr/english...

ülkeyi yöneten bu zihniyet, sistematik ve düzenli bir şekilde yalan söylüyor. en üzücü olan ise, bu karara destek veren kadınlar. akp’li kadın milletvekilleri, bazı yandaş kadın gazeteciler. bu yalanlara ortak olmaları akla kabataş yalanını getiriyor.

kendi politik gündemleriyle örtüştüğü için bir zamanlar akp’ye destek vermiş, ama kürt açılımı yüzünden, ama diğer sebeplerden, yetmez ama evetçi kadınlar, ülkenin gidişatında, bugünlere gelmemizde onların da payları var. benim de böyle tanıdıklarım oldu. fikirlerimizin hiç örtüşmediği. akademisyen. beyaz yakalı. kariyerli. feminist ama atatürk’ün kadınlara seçme ve seçilme hakkı verdiğini görmezden gelen. atatürk’ün ismini ağzına almayan. cadılar bayramı’nı ekseriyetle kutlayan ama cumhuriyet bayramı’nı kutlamayan. sırf işid’le savaştı diye ypg’li pkk’lı kadın militanları kahramanlaştırıp, kobane tweet’leri atan. ama zafer bayramı’nı kutlamayan. kara fatma’nın adını anmayan. yeni türkiyeli. ülkenin gidişatından, kadınlara yönelik bu şiddetten bir parça onlar da sorumlu. bu zihniyete bir zamanlar onay verdikleri için.

serap eser’in adını hatırlayan var mı? 8 kasım 2009’da küçükçekmece’de iett otobüsündeyken pkk’lı teröristlerin otobüse attığı molotof kokteyli yüzünden ağır yaralaranak 17 yaşında hayatını kaybeden lise öğrencisi sarap eser’i? onu da hatırlayın istedim. yaşasaydı 29 yaşında olacaktı.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"20 mart 2021 türkiye'nin istanbul sözleşmesi'nden ayrılması" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim