sizleri bilmiyorum ama bende herhangi bir değişiklik olmadı, hala cornetto'nun dibi kırılıp paket içinde kalınca işi gücü bırakıp onu çıkarmaya devam ediyorum.
devamını gör...
hepsi değil ama bazıları değişiyor elbette.
insan denemediği şeylerden hoşlanıp hoşlanmadığını bilmediğinden denedikçe başka başka zevklerin farkına varıyor.
devamını gör...
evet, değişiyor. sadece zevkler mi? o kadar şey değişiyor ki aynalar bile yalan söyler oluyor.
devamını gör...
bende olmayan şeydir. atari salonlarına gitmiyorum bir tek artık ama istemediğimden değil, atari salonu olmadığından çevremde. ankara ile de bağımız koptu artık; yoksa oradaki fantasyland'e giderdim.

çocukluktan beri korku filmi izlerim, 20'li yaşlarımın başlarından beri yabancı forumlarda yazarım. sadece iki örnek.

bu ilk sözlük deneyimim. ama burada yazmamı "zevklerimin değişmesi" kapsamında değerlendirmiyorum.

bu başlığı da sol frame'de görmek fena baydı. bakarsın ben yazınca bi daha gelmez; totem yaptım. hahahs.
devamını gör...
bu konu hakkında bir şeyler söyleyebilirim gibi geliyor. henüz 30 olalı birkaç gün oldu ancak bu değişim 30'un şafağında çat diye yaşanmıyor. çevremdeki arkadaşlarımın hepsi yaşadı bu değişimi. ben de yaşadım fakat bu değişim öyle sanıldığı gibi tek tür bir değişim değil. herkeste farklı sirayet ediyor yaşam tarzlarına ve yaşadıkları şeylerin vahametine göre.

20'lin yaşların başında tanıştığım çok yakın arkadaşım girdiği ortamın hep yıldızı olmuştu. bu adam kadar şeytan tüyü olan, hoş sohbet bir adam tanımadım. sevmemek imkansız herifi resmen. çok ince, çok kaliteli biri. her zaman iyi yaşamayı sevdi ve sınırlarını bilirdi. kendini dahi olarak görmezdi ancak öğrenmeyi çok severdi. bu ''charmer'' arkadaşın yanında hep güzel kadınları görürdük. severdi kadınları. ne yapıyorsa iyisini yapmak isterdi. kahve mi içiyor? en iyisini gidelim yerinde içelim derdi. tatil mi yapacağız? çeşme'ye gitmeyelim mykonos'a gidelim havuzlu partide dağıtalım derdi ve lafta değildi gerçekten yapardık bunları çünkü bu adam insanları daha yükseği istemeye sürükleyen bir adamdı. sonra 30'u geçti. aramızda 3-4 yaş fark vardı zaten benden çok daha önce geçti ve yaşadığı bir dizi şanssız adli durum sonrasında birden, ışık hızıyla evlenmeye karar verdi ve şu an bir çocuğu var. konuştuğu her insanda yüksek bir standart arayan, eğlenmeyi, gülmeyi çok seven bu adamın eşiyle aynı masada oturduğum zaman kadına saygı duyuyorum ancak bir türlü neden evlendiğini anlayamıyorum. neşe muskası olan bu adamın enerjisini çekiyor. her neyse arkadaşım büyük bir iş kurdu ve başarılı bir yaşantı elde etti. o güne kadar incecik, kaslı, yakışıklı olan bu çocuk göbekli, kız babası, enteresan bir adam haline geldi.

evlenmesinden bir gece önce balçovada bir evde toplandık. son bir kez kuralsız dağıtacaktık. o gece bir an geldi ve kimsenin cesaret edemediği soruyu sordum çünkü sorulmaz. kötü etki edebilir ve adam evlenmeye karar vermiş. olumsuz bir yorum yaparsan affedilmez bu düğün öncesi. fakat ben arkadaşlarım söz konusu olunca hep açık sözlü biri olmakla bilinirim ve alınmazlar bana. o yüzden sordum. ''neden?'' çünkü her ne kadar bulutların üzerinde olsa da ben anlamıştım kadına aşık olmadığını. başladıklarında olsa bile artık değildi. bizim 30 yaş ve civarı erkeklerin tipik bir düşünüş biçimi vardır. ''artık girdik bir kanala devam etmek zorundayız.'' aldığım cevap bu oldu. bana bocalamaktan yorulduğunu, premium yaşayamadığını artık zenginliği ıskaladığını kabul ettiğini, söz konusu kadınlarsa top class kadınların yüksek bir maddiyat beklediğini falan söyledi. kadın, para vesaire çok önemli değil burada, buna takılmayın. arkadaşım hayatta başarısız olduğunu hissettiği için radikal bir karar aldı ve hayattan beklentilerini bir anda aşağı çekti.

bunu anlıyorsunuz değil mi? vazgeçti artık. elindekiyle yetinmeyi öğrenmeye karar verdi. hayatta başarısız olduğunu, istediklerine ulaşamayacağını fark etti. artık tatil için mykonos'a gidelim demiyordu bana. ailesiyle gümüldür'de sakin bir tatil tercihiydi. gezmeyi, yeni ülkeler görmeyi çok severdi. biz bu adamla cebimizde 50 euro ile 2 ülke gezdik. resmen dilencilik yaparak. şimdi buraya davet ettiğimde masraflarını karşılayacağımı söylesem de ''yok abi ya bizden geçti o.'' gibi bir cevap veriyor. önceden gümbür gümbür müzikler dinlerdi misal. ev sahibim kapıya gelirdi biz bir araya geldiğimizde. şimdi sıla falan dinliyor.

bu keskin geçiş kaybetmişliktir arkadaşlar. 30 yaşından sonra zevkleri değiştiren şey kazanmak veya kaybetmektir.

tersi örnekler de var. başka bir arkadaşım. sürekli batırdı. gözü hep yüksekteydi. o kadar yükseğe oynadı ki bu kısa süre de olsa hapse girmesine sebep oldu genç yaşta evlendiğinin hemen ertesi. sevmediği bir kadınla tıpkı diğer arkadaşımın motivasyonuna benzer bir motivasyonla evlenmişti. ona da sordum ''neden?'' diye. bana çok serseri biri olduğunu bu kızın her şeyini tolere ettiğini ve başka birinin bunu yapmasının mümkün olmadığını söyledi. ona da yapma dedim o da yaptı. şimdi boşanmanın eşiğinde fakat bu adam o kadar erken kaybetti ki hayat enerjisini kazanacak zamanı vardı. şimdi 30'a yaklaşırken tekrar denemek istiyor. çünkü erken kaybetti bir hakkı daha kaldı. 30 olduğunda genelde bir hakkın daha olduğunu düşünmezsin. ''girdik bir kanala devam etmek zorundayız.'' dersin. bu adam istiyor. her gün hırsla textler yazıyor. altyapılar atıyor. stüdyo kuralım diyor. büyük oynamak istiyor hala.

bana gelince. 30 yaşına geldim. ben çok geç kazandım. batırmak? erken batırdım ancak çok ufak fuck up'lardı benimkiler bu adamlara nazaran. hiç hapse girmedim, hiç iflas etmedim. fakat hep yavaş yavaş yükselen bir ivmem oldu. hayatımın hiçbir evresinde kaybettiğimi hissetmedim. sadece kazanamıyordum. sonra birden bomba patladı ve hayalini kurduğum şeyler önüme düştü. bunlar için çok da çalıştım ancak şanslıydım da. bu bahsettiğim adamlar tutunmak için benden çok daha fazla çalışmıştır. olmayınca olmuyor ama benim oldu işte. şimdi zevklerimin değişmesini ve bir melankoliyi yaşamıyorum. 25 yaşında nasıl hırslıysam aynı şekilde hatta daha da hırslıyım. çok saldırgan bir şekilde hayat bana ne sunabiliyorsa onu almaya çalışıyorum. önceden çok fazla şey isterdim, şimdi hepsini istiyorum. çünkü kaybettiğimi hissetmedim hiç. eğer kaybettiğimi hissedersem sanıyorum ben de bu tür bir çöküntüye düşüp tekrar deneme şansım olmadığını hissederim. 30 yaşın en büyük sıkıntısı bu. o yüzden radikal bir değişimi beraberinde getiriyor.

hayatınızdan memnun değilseniz onu değiştirmek için saldırmanız gerek dostlar. zaman dolmadan. 30 yaş zamanın dolduğunu hissettiriyor insana. bu doğru olmasa da hissettiriyor işte. neye inanıyorsak o gerçeklik haline geldiği için doğru olmasa da kapana kısılmış hissediyoruz. şansınız varken tekrar deneyin. yoksa zevklerim değişti, ben böyle değildim, çok gülerdim, artık gülmüyorum diye hayıflanırsınız. sevdiğimin hayatı çok kısa.
devamını gör...
doğru. değişiyor... sadece 30'lu yaşlarla alakası yok ama. yaş ilerledikçe sürekli değişiyor.
devamını gör...
yaş 32 oldu ve cidden pek çok şey değişti hayatımda. bu değişiklikleri fark ettiğimde "vay be" demeden edemiyorum. erken yaşlanmak istemiyorum. ve 32 de çok bir yaş değil. ancak bazı değişiklikler yaşlandım mı? dedirtiyor.
devamını gör...
tecrübe ettiğim gerçek.

trakyalıyım, gençliğimin başında ne memleketime ne de müziğine bir ilgim alakam yoktu. şu anda arada canım köye gitmek istiyor, neşelenmek için trakya karşılama, oyun havası falan dinliyorum. dertlenince falan trakya/balkan türküsü dinleyerek içiyorum.
devamını gör...
40 yaşından sonra resetlenmeniz ile devam eder.
aynı kalanlar, sıkıcısınız bilesiniz.
devamını gör...
benim için en basiti bilgisayar oyunlarından zevk alamamak olarak katıldığım hede.
devamını gör...
pek çok kişinin yaşadığı durumdur. yaş almayla beraber (yaşlanmak değil) insanın hayata bakışı, edindiği tecrübeler ve sosyal çevresine bağlı olarak değişmeye başlar. haliyle bu zevk aldığı şeyleri de etkiler. daha önce keyif alınan pek çok şey geride bırakılır, bazıları değişime uğrar, bazıları tamamen geride kalır ve bazen de insan kendisini hayatta olmaz dediği şeyleri yaparken/yerken/dinlerken/ giderken bulur. üstelik kendinizi akışa bırakırsanız bu geçiş sürecinden çok keyif de alabilirsiniz ki daha bunun 40 ları ve 50 leri var derler.
devamını gör...
ınsanın kendi her geçen gün değişirken zevklerin aynı kalması saçma olmazmi. bazı çocukça şeyler yok olur bazıları ise kişinin kendi gelişimiyle daha kaliteli bir hal alır. bakış acısıyla yapmak istedikleriyle de yeni zevkler oluşur. her değişim gibi buda olması gerekendir.
devamını gör...
galiba bu herkese olan bir şey ya
devamını gör...
yaş farkı çok olan ilişkilerin yorumlarına yazılan "sevgiliniz yok diye üzülmeyin, belki daha doğmamıştır" söylemi kadar umut veren başlık.

az kaldı bakalım, zevklerimden memnunum ama yenilerine de ihtiyaç var gibi.
devamını gör...
ne yani 30 umdan sonra kulaklikla dolasamayacak miyim?
devamını gör...
bu 30 yasinda ne var arkadas. iple cekiyorum neler olacagini 18 yas efsanesi gibi. 18 yasimi iple cekmistim ilk is borc kitlenmesi olmustu. 30 yasinda yok yukselen burca uyacaksin, yok her sey farkli olcak falan. yaslaniyon hastaliklar ve enerji disinda ne farkli olabilir diye dusunmekteyim.
devamını gör...
frontal/ön beyin lobunuz 28-32 yaşına kadar gelişir... o yaşlarda tamamlanır.
artık delikanlı veya genç kız değil... yetişmiş bir kadın veya adam olursunuz.

eski dönemlerde 30 yaş altı insanları adam bile saymazlardı.
isa'nın 30 yaşında ortaya çıkması bile yüzdendir.

"ben" oldum... "ben buyum" dediğiniz yaştır artık.
devamını gör...
yoran durum..en baştan başlamak zor..
devamını gör...
değişen sadece zevkler olsa keşke :(
devamını gör...
100.
insan doğası gereği hayvanlar ve bitkiler gibi sürekli devridaim içinde yaşayan, doğaya ve koşullara adapte olan; farkını daha çok ve donanımlı gelişebilerek ortaya koymuş bir canlı.

insan her yaşında fizyolojik ve biyolojik değişiklikleri yaşarken süreci ve sınırları belirsiz bir sosyal gelişim de söz konusu. mesela bazı insanlar var hayat onu çok erken olgunlaştırırken bazı insanlar da ergen gelip ergen gidiyor.

şimdi diyeceksiniz la zevk bunun neresinde. insanın yaşama şekline ve dünyayı kavrayabilme yetilerine göre de zevkleri değişiyor. en basitinden edebiyat çocukluktan gelen bir zevk olabilse de yaşa göre okuduğunuz, okuduğunuzu anlamlandırabilmeniz değişiyor. mesela ben jane austen’in mansfield park’ını okurken gelin evi izlerken ya bak dediği ne kadar aslında bize uyuyor diye bir sorgulamaya giriyorsam (ki hava atmak için asla söylemiyorum zira benden çok çok daha edebi bilgisi ve dili kuvvetli insanlar var) bu ayrı bir boyut oluyor. çocukken de elbette kitaplardan birşeyler öğreniyorsunuz ancak yaş ilerleyince öğrendiğinis ve kurduğunuz bağlantılar daha soyutlaşıyor.

ya da viski. ilk içtiğimde asla sevebileceğim bir içki değilken diğer içtiklerinize göre bir zevk geliştiriyorsunuz. eskiden çok türkü dinlemezken şimdi daha değişken.

17’imden 20’lerime, 25’imden 28’ime hep ayrı ve değişen bir ben olmuş. hep ayrı şehirlerde olup okumak ve farklılıklara maruz kalmanın kendimde gördüğüm bir avantajı. ha hayat beni olgunlaştırmadı mesela, uzunca bir süre her isteğimi elde ettim. zamanla şükretmeyi, her isteğimin olamayacağını, önemli olan dümeni nereye çevirdiğimin olduğunu öğrendim. ve bu kadar derin düşünebiliyorsam maslow’un hiyerarşisine şükretmeyi öğrendim. neticede evini geçindirmeye çalışan insanın zevkleri düşünecek hali olmaycaktır. çünkü onu sorgulayana kadar değerlendirmesi gereken başka noktalar vardır. hepimiz de aslında bireye özel olan değişik yaşam noktalarının bizi getirdiği yerdeyiz. ondan herkesin zevki farklı, zevklerin değiştiği yıllar periyotlar farklı. kimi sürekli aynı yerde kalmıştır daha da geç değişir gibi gibi.

30’umda da eminim farklı bir yerde olacağım ama bu 30’larım olduğu için değil insan olduğum için olacak.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"30 yaşından sonra insanın zevklerinin değişmesi" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim