41.
para ile satın alınabilen bir şeydir.
devamını gör...
42.
bu memlekette bu kelimeye verilecek en güzel cevap hıh'dır. hıh, evet hıh.
devamını gör...
43.
erdî ve içtimaî yapıda dirlik ve düzenliği, hakkaniyet ve eşitlik ilkelerine uygun yaşamayı sağlayan ahlâkî erdem.
adâlet, “davranış ve hükümde doğru olmak, hakka göre hüküm vermek, eşit olmak, eşit kılmak gibi mânalara gelen bir mastar-isimdir.
devamını gör...
44.
adalet herkesin kendi vicdanıdır.
devamını gör...
45.
ülkemizde güçlüyü koruyan güçsüzü ezen bir sistemdir.
devamını gör...
46.
çok ikircikli bir kavram. özellikle sosyal açıdan.
hukuki açıdan bir değerlendirme yapmayacağım bu metinde. zaten haddime de değil. insan ilişkilerindeki adalet, ahlak-adalet kavramları arasındaki ilişki belki biraz da sosyal adalete değinmeye çalışacağım. bunun için hukuk bilmeye gerek yok. sanırım. aslında olabilir yaa, bilemedim. yazarak çalışmayı seviyorum.
kişinin kendini "yargılaması" ile ilgili çok düşünüyorum, okuyorum, çalışıyorum bu ara. terapistim düşmüyor yakamdan sağ olsun. vardır bir bildiği. kendime aldığım notlar, bu konudaki bakış açımı büyük ölçüde etkilemiş kimi feylesoflarımın (evet benim, çünkü anladığım kadarlar) metinleri ve yeni okumalar ile baya bildiğin mesai harcıyorum. bilgileri güncellemek iyidir. tgg. ama dikkat etmeli, oturmuş kavramlarınız için tehlike çanlarını çalar. bazen sil baştana bile götürür, yapacak bir şey yok. aslında tabi ki hala yoldayım ancak hala adalet kavramını, kişinin ne kadar aksi için uğraşsa da kendine yorduğu bir noktadan uzakta tutamayacağını bu yüzden de kendi ahlak anlayışıyla bu durum arasında oluşan ve her yeni gündemle açılan makasın açtığı boşlukta duvardan duvara vurmaya devam edeceğini düşünmeye devam ediyorum. doğrularınız, sizi insan yapan bencilliğinizle bitmek bilmeyen bir çelişkiler yumağının merkezi yaparken sizi ne kadar sakin ve vakur olabilirsiniz ki... bir noktada öfkelenmeye başlıyorsunuz. belki de yetmiyor bu kadar mesai, artırmalıyım; kendi sil baştanımın çok uzağındayım. hala bu kadar kızgın olduğuma göre kendime.
evet oturmuş bir ahlaki yapınız varsa adaleti sadece "kendinize kadar" şekilde tanımlamazsınız. bağırır çağırırsınız adalet için, hak için, eşitlik için. samimiyetle, içinizden gelerek, taşarak, en yüksek tonunuzdan! ama adaleti çoğu zaman kendimize kadar yaşamıyor muyuz, yaşatmıyor muyuz sahiden de bizi de kapsayan durumlarda arkadaşlar? içimizden bencil bir canavar taşıp ele geçirmiyor mu adil olmak işimize gelmediğinde benliğimizi? durun kızmayın, anlatıyorum. kendinizi eleştirmekten hatta bunu sizi seven, gözeten insanları kızdıracak kadar kendinize vurarak yapmaktan korkmayan bir insan olmanız adil olmanın yemediği durumlarda kendi ahlak anlayışınızı çöpe atmanıza engel olmuyor, olmayabiliyor. sevdiğiniz insanlar zarar görmesin, üzülmesin diye sokaktan geçen herhangi biri için yapmadığınız, yapmayacağınız şeyleri yapabiliyorsunuz. herkese eşit davranmıyorsunuz. kendi annenizi dünyadaki diğer annelerden daha çok seviyorsunuz. en çok kendi babanız öldüğünde yanıyorsunuz. tamam bunlar tabi ki çok uç örnekler. sevgi, bağlılık, fedakarlık, acı çekmek... tüm bunlar adaletten, herkese eşit mesafede olmaktan çok daha başka parametreler de içeriyor ama tümevarmak da gerekiyor bir yandan yanılıyor muyum? en temel noktalardan başlamalısınız bir konuda düşün, yaşam stili belirlemek için. en uç gibi görünen en çarpıcı örneklerden. onları da en azından bir ölçüde kapsamazsa bir bütünlükten, bir “her ihtimalde” durumundan söz edemezsiniz.
ben, ben, ben. ama ben'e bile adil olamıyorsunuz. herkese aynı mesafede durmak, herkes için her durumda aynı şeyi yapacak ya da yapmayacak kadar adil olmak mümkün mü sahiden? soru bu. size benzemeyen insanlar için de adalet isteyebiliyor ve bunu gerçekten hissederek savunabiliyorken siz adaletsizliği temsil edebiliyorsunuz özel yaşantınızda. ahlak anlayışınızın sizi emsalsiz şekilde yargılayabileceğini bildiğiniz durumlarda bile insanlara ve ben'e haksızlık yapabiliyorsunuz şartlar sizi buna mecbur hissettirdiğinde. çilem doğan'ın savunma metnini okuyup "o bir katil, çünkü haklılık katli meşru kılmaz" derken kendinizi zorlamanız gerekebiliyor. lgbti+ haklarını savunurken, evinizi 6 ay boyunca gay bir arkadaşınıza açarken gelecekteki çocuğum umarım bir kuir olmaz diyebiliyorsunuz.
iyi bir insan olmak çok zor. ama iyi. öylesine iyi değil.
hukuki açıdan bir değerlendirme yapmayacağım bu metinde. zaten haddime de değil. insan ilişkilerindeki adalet, ahlak-adalet kavramları arasındaki ilişki belki biraz da sosyal adalete değinmeye çalışacağım. bunun için hukuk bilmeye gerek yok. sanırım. aslında olabilir yaa, bilemedim. yazarak çalışmayı seviyorum.
kişinin kendini "yargılaması" ile ilgili çok düşünüyorum, okuyorum, çalışıyorum bu ara. terapistim düşmüyor yakamdan sağ olsun. vardır bir bildiği. kendime aldığım notlar, bu konudaki bakış açımı büyük ölçüde etkilemiş kimi feylesoflarımın (evet benim, çünkü anladığım kadarlar) metinleri ve yeni okumalar ile baya bildiğin mesai harcıyorum. bilgileri güncellemek iyidir. tgg. ama dikkat etmeli, oturmuş kavramlarınız için tehlike çanlarını çalar. bazen sil baştana bile götürür, yapacak bir şey yok. aslında tabi ki hala yoldayım ancak hala adalet kavramını, kişinin ne kadar aksi için uğraşsa da kendine yorduğu bir noktadan uzakta tutamayacağını bu yüzden de kendi ahlak anlayışıyla bu durum arasında oluşan ve her yeni gündemle açılan makasın açtığı boşlukta duvardan duvara vurmaya devam edeceğini düşünmeye devam ediyorum. doğrularınız, sizi insan yapan bencilliğinizle bitmek bilmeyen bir çelişkiler yumağının merkezi yaparken sizi ne kadar sakin ve vakur olabilirsiniz ki... bir noktada öfkelenmeye başlıyorsunuz. belki de yetmiyor bu kadar mesai, artırmalıyım; kendi sil baştanımın çok uzağındayım. hala bu kadar kızgın olduğuma göre kendime.
evet oturmuş bir ahlaki yapınız varsa adaleti sadece "kendinize kadar" şekilde tanımlamazsınız. bağırır çağırırsınız adalet için, hak için, eşitlik için. samimiyetle, içinizden gelerek, taşarak, en yüksek tonunuzdan! ama adaleti çoğu zaman kendimize kadar yaşamıyor muyuz, yaşatmıyor muyuz sahiden de bizi de kapsayan durumlarda arkadaşlar? içimizden bencil bir canavar taşıp ele geçirmiyor mu adil olmak işimize gelmediğinde benliğimizi? durun kızmayın, anlatıyorum. kendinizi eleştirmekten hatta bunu sizi seven, gözeten insanları kızdıracak kadar kendinize vurarak yapmaktan korkmayan bir insan olmanız adil olmanın yemediği durumlarda kendi ahlak anlayışınızı çöpe atmanıza engel olmuyor, olmayabiliyor. sevdiğiniz insanlar zarar görmesin, üzülmesin diye sokaktan geçen herhangi biri için yapmadığınız, yapmayacağınız şeyleri yapabiliyorsunuz. herkese eşit davranmıyorsunuz. kendi annenizi dünyadaki diğer annelerden daha çok seviyorsunuz. en çok kendi babanız öldüğünde yanıyorsunuz. tamam bunlar tabi ki çok uç örnekler. sevgi, bağlılık, fedakarlık, acı çekmek... tüm bunlar adaletten, herkese eşit mesafede olmaktan çok daha başka parametreler de içeriyor ama tümevarmak da gerekiyor bir yandan yanılıyor muyum? en temel noktalardan başlamalısınız bir konuda düşün, yaşam stili belirlemek için. en uç gibi görünen en çarpıcı örneklerden. onları da en azından bir ölçüde kapsamazsa bir bütünlükten, bir “her ihtimalde” durumundan söz edemezsiniz.
ben, ben, ben. ama ben'e bile adil olamıyorsunuz. herkese aynı mesafede durmak, herkes için her durumda aynı şeyi yapacak ya da yapmayacak kadar adil olmak mümkün mü sahiden? soru bu. size benzemeyen insanlar için de adalet isteyebiliyor ve bunu gerçekten hissederek savunabiliyorken siz adaletsizliği temsil edebiliyorsunuz özel yaşantınızda. ahlak anlayışınızın sizi emsalsiz şekilde yargılayabileceğini bildiğiniz durumlarda bile insanlara ve ben'e haksızlık yapabiliyorsunuz şartlar sizi buna mecbur hissettirdiğinde. çilem doğan'ın savunma metnini okuyup "o bir katil, çünkü haklılık katli meşru kılmaz" derken kendinizi zorlamanız gerekebiliyor. lgbti+ haklarını savunurken, evinizi 6 ay boyunca gay bir arkadaşınıza açarken gelecekteki çocuğum umarım bir kuir olmaz diyebiliyorsunuz.
iyi bir insan olmak çok zor. ama iyi. öylesine iyi değil.
devamını gör...
47.
biraz tuz biraz şeker ve iyi olan her şey. fakat ülkemizde malzemeden kaçılmış olmalı ki göremiyoruz pek fazla. şaka bir yana adalet sosyal medyaya kalmış bir yerde ne gelir ki elden?
devamını gör...
48.
varlığına hem inandığım hem inanmadığım soyutta level atlamış kavram karmaşası.
devamını gör...
49.
insansız adalet olmaz
adaletsiz insan olur mu?
olur, olmaz olur mu!
ama, olmaz olsun
devamını gör...
50.
yalnızca onu ilan edenler içindir.
devamını gör...
51.
duvardaki adalet yazısına gülenler burada mı ?
devamını gör...
52.
insan uydurması bir kavramdır. maalesef, doğada adalet diye bir şey yok. devlet yok olunca, adalet denen şey de yok oluyor. işte o anda tek geçerli kanun doğa kanunları...
devamını gör...
53.
hayvanlar içgüdüsel davranır. onlar için yaşamak veya ölmek tercihli değildir. biz hayatta kalmayı seçeriz. hayatta kalmak için de birlikte hareket ederiz. bu da bir klan oluşturmamız sonucunu doğurur. adalet de işte klanın devamına hizmet eden davranışların değerinin teslim edilmesidir.
devamını gör...
54.
hiçbir zaman tam olmayan, tam olmayacak olandır. adaleti tam ve eksiksiz tesis etmek mümkün değildir.
ülkeleri adaletleri bakımından 10 puan üzerinden değerlendirirsek ülkem için verebileceğim en yüksek puan: 3/10
türkiye'nin bu puanla avrupa ortalamasının çok altında olduğunu düşünüyorum. belki yoksul, geri kalmış bir afrika ülkesi olsaydık kabullenmesi daha kolay olurdu. ama biz türkiye'yiz. bunu asla hak etmiyoruz.
ülkeleri adaletleri bakımından 10 puan üzerinden değerlendirirsek ülkem için verebileceğim en yüksek puan: 3/10
türkiye'nin bu puanla avrupa ortalamasının çok altında olduğunu düşünüyorum. belki yoksul, geri kalmış bir afrika ülkesi olsaydık kabullenmesi daha kolay olurdu. ama biz türkiye'yiz. bunu asla hak etmiyoruz.
devamını gör...
55.
etikle ve ahlak yasasıyla kol koladır. eğer verdiğim karar, her şartlarda ve her kişi için benzer olacaksa, kendim ve sevdiklerim de bu kararla gönül rahatlığıyla yargılanmaktan geri durmayacaksak adalet o zaman kendi adının hakkını verecektir.
devamını gör...
56.
insanda olmayan şey
devamını gör...
57.
adaletsizliği değiştiremezsiniz ama adaletsizlik karşısındaki duruşunuzu değiştirebilirsiniz.
devamını gör...
58.
hakkında ufak bir yazı kaleme aldığım başlıktır. sabırla okursanız sevinirim.
zamanın birinde yaz ayının ikisinde günün tam üçünde bize göre huzurun kalmadığı yöremizde, fısıltılar duyulmaya başlamıştı.
günler ilerledikçe fısıltılar artıyordu, sanki dağ, taş her taraf fısıldaşma ile doluyordu. yer yarılsında içine girsindi bu sesler. çığlıktan beterdi.
yeniden bir gemi yapmanın zamanı gelmişti. burayı terk etmedikçe fısıltılar tarafından boğulacağımızı düşünüyorduk. diğerlerini uyarmaya çalıştık ama fısıltılar çoktan yüreklerini bağlamıştı.
bir an önce gemiyi bitirmek tek isteğimizdi. şekli şemalı çok önemli değildi hatta gemiye benzemese de olurdu. yeter ki fısıltılara benzemesindi.
yoğun uğraşlar sonucu gemiyi tamamladık. ismini ruhun gemisi koyduk. son kez diğerlerini gemiye gelmeleri için ikna etmeye çalıştık. bunu yürekten istiyorduk.
orada kalmayı tercih ettiler.
biz ise çoktan harfleri toplamaya başlamıştık. ünlü ünsüz demeden, ayırt etmeden onları, tümünü almaya çalışıyorduk. kolay olmadı bu. her tarafı kapladıkları yetmezmiş gibi harfleri de etkileri altına almaktı amaçları. elimizden geldiğince gemimize topladık harfleri. rakamları almadık bıkmıştık artık küçük hesaplardan. sonra notaları topladık birer birer, sol anahtarını da ihmal etmedik, es işaretlerini de. notalar fısıltılardan sağırlaşmaya başlamışlardı artık hangi sesi çıkardıklarını bilemez haldelerdi. çok vaktimiz kalmamıştı. son olarak adaleti almaya karar verdik gemimize.
en çok zamanı da onu bulmaya çalışırken harcamıştık. adalet ortalarda görünmüyordu. fısıltılar tamamen örtmüştü üzerini. zorda olsa bulduk onu. bulduğumuzda hiç tanınmayacak haldeydi.
özenle topladığımız harfleri ve notaları ve işaretleri ve acınacak halde olan adaleti gemimizde tüm fısıltılardan arındırmaya çalıştık.
gemimiz suda değilde fısıltılar üzerinde yüzmeye çalışıyordu. balıklar bile fısıltı olmuştu.
günler belki de aylar boyunca ilerledik. artık sular üzerinde gittiğimizi fark eder olmuştuk.
temizlenmeye ve özüne dönmeye başlayan harfler sayesinde, tüm varlığını unutmuş olan ,adalet, var oluş amacını hatırlamaya çalışıyordu. gemideki herkes gibi o da çok gayretliydi.
ancak, adaletimiz tamamen temizlendiğinde kendimize yeni bir yaşam kurmaya cesaret edebilirdik. işimiz zordu ama bu yolun sonu aydınlıktı ve güzel günler bekliyordu bizi bunu hissedebiliyorduk.
zamanın birinde yaz ayının ikisinde günün tam üçünde bize göre huzurun kalmadığı yöremizde, fısıltılar duyulmaya başlamıştı.
günler ilerledikçe fısıltılar artıyordu, sanki dağ, taş her taraf fısıldaşma ile doluyordu. yer yarılsında içine girsindi bu sesler. çığlıktan beterdi.
yeniden bir gemi yapmanın zamanı gelmişti. burayı terk etmedikçe fısıltılar tarafından boğulacağımızı düşünüyorduk. diğerlerini uyarmaya çalıştık ama fısıltılar çoktan yüreklerini bağlamıştı.
bir an önce gemiyi bitirmek tek isteğimizdi. şekli şemalı çok önemli değildi hatta gemiye benzemese de olurdu. yeter ki fısıltılara benzemesindi.
yoğun uğraşlar sonucu gemiyi tamamladık. ismini ruhun gemisi koyduk. son kez diğerlerini gemiye gelmeleri için ikna etmeye çalıştık. bunu yürekten istiyorduk.
orada kalmayı tercih ettiler.
biz ise çoktan harfleri toplamaya başlamıştık. ünlü ünsüz demeden, ayırt etmeden onları, tümünü almaya çalışıyorduk. kolay olmadı bu. her tarafı kapladıkları yetmezmiş gibi harfleri de etkileri altına almaktı amaçları. elimizden geldiğince gemimize topladık harfleri. rakamları almadık bıkmıştık artık küçük hesaplardan. sonra notaları topladık birer birer, sol anahtarını da ihmal etmedik, es işaretlerini de. notalar fısıltılardan sağırlaşmaya başlamışlardı artık hangi sesi çıkardıklarını bilemez haldelerdi. çok vaktimiz kalmamıştı. son olarak adaleti almaya karar verdik gemimize.
en çok zamanı da onu bulmaya çalışırken harcamıştık. adalet ortalarda görünmüyordu. fısıltılar tamamen örtmüştü üzerini. zorda olsa bulduk onu. bulduğumuzda hiç tanınmayacak haldeydi.
özenle topladığımız harfleri ve notaları ve işaretleri ve acınacak halde olan adaleti gemimizde tüm fısıltılardan arındırmaya çalıştık.
gemimiz suda değilde fısıltılar üzerinde yüzmeye çalışıyordu. balıklar bile fısıltı olmuştu.
günler belki de aylar boyunca ilerledik. artık sular üzerinde gittiğimizi fark eder olmuştuk.
temizlenmeye ve özüne dönmeye başlayan harfler sayesinde, tüm varlığını unutmuş olan ,adalet, var oluş amacını hatırlamaya çalışıyordu. gemideki herkes gibi o da çok gayretliydi.
ancak, adaletimiz tamamen temizlendiğinde kendimize yeni bir yaşam kurmaya cesaret edebilirdik. işimiz zordu ama bu yolun sonu aydınlıktı ve güzel günler bekliyordu bizi bunu hissedebiliyorduk.
devamını gör...
59.
abd de yaşanmış bir olayı anımsattı.
amerika ' da 15 yaşındaki bir çocuk marketten ekmek çalarken yakalandı. kaçmaya çalışırken bir de raf kırmış.
çocuk tutuklanmış ve mahkemeye çıkartılmış.
kararı vermeden önce hakim çocuğu da duymak ister.
hakim: ′′ neden çaldın? ′′ ′′
çocuk: ′′ ekmeğe ihtiyacım vardı. ′′
hakim: ′′çalmak yerine ekmek alamadınız mı? ′′ ′
oğlan: ′′satın alacak param yoktu ".
hakim: ′′ailenden para isteyebilirdin ′′
oğlan: ′′evde sadece annem var. annem hasta ve işsiz. sırf bunun için biraz ekmek ve peynir çaldım. ' '
hakim: ′′sen küçüksün, normalde işin de yok′′
oğlan: ′′ yıkama üzerinde çalıştım. bir hafta önce anneme hizmet etmek için izin aldım ve bu yüzden kovuldum. ′′
hakim: ′′ yardım isteyecek yeriniz ,kimseniz yok muydu? ′′
oğlan: ′′ her gün evden çıktığımda herhangi bir iş icin eleman arayan en az elli adresle iletişime geçiyorum ama başarısız. sonunda hırsızlık yapmaya karar verdim. ′'çocugun ifadesinin ardından hakim kararını açıkladı:"çalmak, özellikle ekmek çalmak çok utanç verici bir suçtur. ve işte hepimiz bu suçtan sorumluyuz. bu odadaki herkes ve ben de bu suçtan sorumluyum.
o zaman tüm mahkeme katılımcıları 10. $ ile ′′ ceza ′′ alacak.
siz her biriniz 10 $ gönderene kadar kimse mahkeme salonundan ayrılmayacak
hakim de 10 $'ını verdikten sonra aç çocuğu polise teslim eden markete de 1,000 $ para cezası verdi
kararı duyduktan sonra çocuk gözyaşlarını tutamadı ve ikinci karar okunurken hakimi görünce heyecanlandı.
hakim gözyaşlarını saklamaya çalışarak salonu terk etti. hakimin son sözleri bunlardi:
-"bir kişi ekmek çalarken yakalanırsa, o cemaatin, toplumun, devletin tüm insanları utanmalıdır".
amerika ' da 15 yaşındaki bir çocuk marketten ekmek çalarken yakalandı. kaçmaya çalışırken bir de raf kırmış.
çocuk tutuklanmış ve mahkemeye çıkartılmış.
kararı vermeden önce hakim çocuğu da duymak ister.
hakim: ′′ neden çaldın? ′′ ′′
çocuk: ′′ ekmeğe ihtiyacım vardı. ′′
hakim: ′′çalmak yerine ekmek alamadınız mı? ′′ ′
oğlan: ′′satın alacak param yoktu ".
hakim: ′′ailenden para isteyebilirdin ′′
oğlan: ′′evde sadece annem var. annem hasta ve işsiz. sırf bunun için biraz ekmek ve peynir çaldım. ' '
hakim: ′′sen küçüksün, normalde işin de yok′′
oğlan: ′′ yıkama üzerinde çalıştım. bir hafta önce anneme hizmet etmek için izin aldım ve bu yüzden kovuldum. ′′
hakim: ′′ yardım isteyecek yeriniz ,kimseniz yok muydu? ′′
oğlan: ′′ her gün evden çıktığımda herhangi bir iş icin eleman arayan en az elli adresle iletişime geçiyorum ama başarısız. sonunda hırsızlık yapmaya karar verdim. ′'çocugun ifadesinin ardından hakim kararını açıkladı:"çalmak, özellikle ekmek çalmak çok utanç verici bir suçtur. ve işte hepimiz bu suçtan sorumluyuz. bu odadaki herkes ve ben de bu suçtan sorumluyum.
o zaman tüm mahkeme katılımcıları 10. $ ile ′′ ceza ′′ alacak.
siz her biriniz 10 $ gönderene kadar kimse mahkeme salonundan ayrılmayacak
hakim de 10 $'ını verdikten sonra aç çocuğu polise teslim eden markete de 1,000 $ para cezası verdi
kararı duyduktan sonra çocuk gözyaşlarını tutamadı ve ikinci karar okunurken hakimi görünce heyecanlandı.
hakim gözyaşlarını saklamaya çalışarak salonu terk etti. hakimin son sözleri bunlardi:
-"bir kişi ekmek çalarken yakalanırsa, o cemaatin, toplumun, devletin tüm insanları utanmalıdır".

devamını gör...
60.
saray adıdır
devamını gör...
"adalet" ile benzer başlıklar
ilahi adalet
42