101.
kadın ismi.
devamını gör...
102.
bazı insanlar olur ya hani kuran asarlar duvara ama bir kere bile açmazlar, okumazlar. şu anda sanki türkiye bu aile ve "türkiye cumhuriyeti anayasası" kitabını almış duvara asmış gibi.
devamını gör...
103.
104.
sözlük anlamı "herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk" olan kelime. radi fiş'in ben de halimce bedreddinem adlı kitabında şöyle bir cümle geçer: "adalet ve hakkaniyet, gece yarısı gibi karanlık kafaların bile anlayabileceği kavramlardır." ayrıca adalet, insanlığın en çok özlemini çektiği kavramlardan biridir. hatta bu yüzden cennet ve cehennem gibi kavramlara sıkı sıkıya tutunmuştur. ama en çok özlemini çektiği kavramlardan biri olmasına rağmen, adalet, insanlığın en uzak olduğu kavramlardan da biridir.
devamını gör...
105.
hak hukukla bir alakası olması gerekiyor ama sanırsam yok.
devamını gör...
106.
107.
karaköy kerhanesinde en rağbet edilen fahişedir. adalet hanımın müşterisi boldur.
devamını gör...
108.
robert böyle kitaplar okur ve hep televizyon seyreder.
devamını gör...
109.
her mahalleye bir karakol koysan bile adaleti sağlayamazsın. adaleti insanların gönlüne yerleştireceksin. insanların gönlünde adalet kalmamış. adalet gidince o beldeden huzur da bereket de, insani duygular da gidiyor.
örnek: istanbul.
eskiden istanbul'un bir saygınlığı vardı. şimdi istanbul denince akla hemen dolandırılma, hırsızlık, gasp, güvenilmez insanlar, güvenilmez ilçeler, güvenilmez bir topluluk akla geliyor.
herkes birbirini düdükleme derdinde. her nedense herkes de düdüklemekten ve düdüklenmekten mutlu gibi. tıpkı bir tren katarı gibi herkes birinin kıçına yapışmış ama yapışanın da kıçı emniyette değil. ona da başka biri yapışmış. yazık ki trenin bütün yükünü de gariplerin olduğu vagon çekiyor.
gariplere, mazlumlara açıkça zulmedilen, haksızların, arsızların, ahlaksızların kıymet gördüğü bir ülkede adaletten söz edilebilir mi?
ülke acil olarak gönüllerde adaleti tesis edecek bir sisteme geçiş yapmalıdır. ahlaksızlıkların affedilmediği ve insanların birbirine güvendiği bir sistem tesis etmeye çalışmamız gerekir. güven çarkını zorlayanı sistemden atacak bir disipline ihtiyaç var.
bir insan ekmek alırken bile "acaba dolandırılıyor muyum" diye hisse kapılır mı? kapılıyorsun işte.
toplumsal güvene, adalete zarar veren herşey ama herşey toplumdan derhal temizlenmelidir.
bunun için ilk başlanılacak yer de adaletin dağıtıldığını düşündüğümüz adalet sistemidir.
adalet sistemi adalet dağktmaktan çoktan uzaklaşmış ve dolandırıcıların, üçkağıtçıların elinde oyuncak olmuştur. burada sadece bir kesimi suçlamak doğru da değildir. evet bu ülkeyi yıllardır yöneten erdoğan ve ekibidir. adaleti tesis edememişlerdir insanlara yeterince güven vermemektedirler ancak; diğer tarafta da adaletin falan olduğu, düşünüldüğü söylenemez. hakimlere, savcılara, avukatlara, barolara bakın, ekserisi (neredeyse % 90) sol görüşlü kişilerdir. (mesela istanbul 1 no'lu solcu baronun 66 bin avukatı var iken; 2 no'lu baronun 3000 avukatı vardır.) bunlar da bulundukları yeri s.çıp batırmışlardır. iktidar ve muhalefet el birliği ile bulundukları yerleri s.çıp batırmıştır.
bu ülkede adaletten bahsetmek istiyorsak, başkalarının batırdıkları ile değil, kendi batırdıklarımız ile ilgilenmeliyiz. onları düzeltmeye çalışmalıyız. ben inanıyorum ki; herkes aynı anda " ben değişirsem dünya değişir" diye düşünse gerçekten dünya değişecek, güzelleşecektir.
örnek: istanbul.
eskiden istanbul'un bir saygınlığı vardı. şimdi istanbul denince akla hemen dolandırılma, hırsızlık, gasp, güvenilmez insanlar, güvenilmez ilçeler, güvenilmez bir topluluk akla geliyor.
herkes birbirini düdükleme derdinde. her nedense herkes de düdüklemekten ve düdüklenmekten mutlu gibi. tıpkı bir tren katarı gibi herkes birinin kıçına yapışmış ama yapışanın da kıçı emniyette değil. ona da başka biri yapışmış. yazık ki trenin bütün yükünü de gariplerin olduğu vagon çekiyor.
gariplere, mazlumlara açıkça zulmedilen, haksızların, arsızların, ahlaksızların kıymet gördüğü bir ülkede adaletten söz edilebilir mi?
ülke acil olarak gönüllerde adaleti tesis edecek bir sisteme geçiş yapmalıdır. ahlaksızlıkların affedilmediği ve insanların birbirine güvendiği bir sistem tesis etmeye çalışmamız gerekir. güven çarkını zorlayanı sistemden atacak bir disipline ihtiyaç var.
bir insan ekmek alırken bile "acaba dolandırılıyor muyum" diye hisse kapılır mı? kapılıyorsun işte.
toplumsal güvene, adalete zarar veren herşey ama herşey toplumdan derhal temizlenmelidir.
bunun için ilk başlanılacak yer de adaletin dağıtıldığını düşündüğümüz adalet sistemidir.
adalet sistemi adalet dağktmaktan çoktan uzaklaşmış ve dolandırıcıların, üçkağıtçıların elinde oyuncak olmuştur. burada sadece bir kesimi suçlamak doğru da değildir. evet bu ülkeyi yıllardır yöneten erdoğan ve ekibidir. adaleti tesis edememişlerdir insanlara yeterince güven vermemektedirler ancak; diğer tarafta da adaletin falan olduğu, düşünüldüğü söylenemez. hakimlere, savcılara, avukatlara, barolara bakın, ekserisi (neredeyse % 90) sol görüşlü kişilerdir. (mesela istanbul 1 no'lu solcu baronun 66 bin avukatı var iken; 2 no'lu baronun 3000 avukatı vardır.) bunlar da bulundukları yeri s.çıp batırmışlardır. iktidar ve muhalefet el birliği ile bulundukları yerleri s.çıp batırmıştır.
bu ülkede adaletten bahsetmek istiyorsak, başkalarının batırdıkları ile değil, kendi batırdıklarımız ile ilgilenmeliyiz. onları düzeltmeye çalışmalıyız. ben inanıyorum ki; herkes aynı anda " ben değişirsem dünya değişir" diye düşünse gerçekten dünya değişecek, güzelleşecektir.
devamını gör...
110.
adalet ruhun temelidir.
devamını gör...
111.
alın size adalet.
devamını gör...
112.
adalet, hak, hukuk, gakguk naraları atmakla gelmez. kişisel olarak kendi menfaatin olduğu bir olgu ya da olayda, aleyhine dahi olsa hakkı söyleyebiliyorsan ve savunabiliyorsan adalet gelir.
devamını gör...
113.
bu topraklarda bir kadın ismi
devamını gör...
114.
yok ki.
devamını gör...
115.
göreceli kavramlardan biridir ve bence yoktur.
devamını gör...
116.
eski uygarlıklarda toplum 3 birim tarafından yönetilirdi; filozoflar, siyasiler, hukukçular. meşhur dere modeline baktığımız zaman bu üç birim derenin aynı yerinden su içiyordu. gel zaman git zaman işler biraz değişmeye başladı siyasi derenin başına geçti, filozofu olduğu yerde kaldı, hukukçu en aşağıya geçti. yani siyasinin içtiği su filozofun suyunu bulandırdı en pis suyu ise hukukçu içti.
yıllar geçti ama yerler hala değişmedi çok üzücü..
yıllar geçti ama yerler hala değişmedi çok üzücü..
devamını gör...
117.
mulkun temelidir. evet.
devamını gör...
118.
babaannemin adi. evet.
devamını gör...
119.
son olaylar gösterdi ki, adaletin olmadığı yerde anarşi başlar. insanlar aşırı büyük bir olay olmasa da 15-18 yaşındaki çocukların sanal alemde yaptığı drama vari sapkın olaylar için kendi adaletini kendince yöntemlerle sağlamaya başlıyor. bu olay ülkede yaşanan diğer olaylara kıyasla daha az önemsiz olduğu için şimdilik 3-5 hesap dışında pek bi hareket yok. daha büyük bir olay olursa ne olacak?
devamını gör...
120.
safi eşitlik savunan insanlara bile uygulanması gereken.
devamını gör...
"adalet" ile benzer başlıklar
ilahi adalet
42