181.
normal huyu mu var ki dedirten başlık.
neyse, az önce başıma geleni söyleyeyim bâri: çamaşırı "tam" onun istediği gibi asmassak kurumayacağını düşünüyor.
hava akımı gelip sırf o gömlek yamuk asılmış diye geri mi dönecek kurutmadan? garip kadınsın vesselam.
neyse, az önce başıma geleni söyleyeyim bâri: çamaşırı "tam" onun istediği gibi asmassak kurumayacağını düşünüyor.
hava akımı gelip sırf o gömlek yamuk asılmış diye geri mi dönecek kurutmadan? garip kadınsın vesselam.
devamını gör...
182.
ezan okunur okunmaz evdeki herkese "namaz kıldın mı?" diye sorması. bu sırada kendisi de namaz kalmamış henüz ama sormaktan mutlu mu oluyor nedir anlamadım.
devamını gör...
183.
sürekli yemek yapması. daha garibi sürekli otlu yemek yapması. kahvaltıdan hemen sonra başlar yemek yapmaya. bunu garipsemiyorum. ama 2 kişi için sürekli olarak yemek yapmak garip geliyor. +anne yemekte ne var
- ıspanak yemeği, bilmem ne otu kavurması, bilmem ne otu salatası, bamya yemeği vs....
ve sadece 2 kişiler
- ıspanak yemeği, bilmem ne otu kavurması, bilmem ne otu salatası, bamya yemeği vs....
ve sadece 2 kişiler
devamını gör...
184.
seslenip efendim diyince asla cevap vermemek en garip huyu canım annemin.
devamını gör...
185.
ameliyat olduğu zaman misafirler gelmişti. yattığı yerde dönemiyordu bile. beni yanına çağırıp demişti ki buzdolabının üstünde yeni aldığım tepsi var, çayları onla getir. şaşırmıştım.
devamını gör...
186.
sürekli birilerine yemek yedirme isteği.
devamını gör...
187.
benimkinin en garip huyu, kilo verdiğimi bilmesine, artık "m" beden giydiğimi sevinçle kendisine söylememe rağmen, bana "3xl" tişörtler alması ve hiç tarzım olmadığını bildiği halde bana dallı güllü boncuklu babaanne kazakları almasıdır. dayanamayıp neden böyle şeyler yaptığını sorduğumda ise "olsun giyersin bir ara, evde giy sen de." dedi. ben onun sözünü dinliyor muyum? asla, ben onları giymiyorum ama artık böyle şeyler hediye ettiğinde "neden" diye sormuyorum, sadece teşekkür ediyorum ve onları kayınvalideme hediye ediyorum çünkü tam onun tarzı ve bayılarak giyiyor. bazı insanlarla* konuşarak anlaşamıyorsun ve işte benim gibi kendi kendine bir çözüm yolu bulup olayın üstünü kapatıveriyorsun...bu arada, eşime de bana takılmalık malzeme çıkmış oluyor. "hayaller nike spor tişörtü, hayatlar babaanne kazağı" diyor.*
devamını gör...
188.
çocuklarına hem kızıp hem de kızdığın için kendine kızmak üzülmek. *
devamını gör...
189.
benim annemle kavga etmemin temel nedeni:
asla kendi yapacağı şeyden geri kalmaması. çocukluğumdan beri kişisel alanlarıma girilmesinden, hayatımın kurcalanmasından hoşlanmam. inatla odama giren, eşyalarımı karıştıran, telefon konuşmalarımı dinleyen hatta dozunu kaçırıp bana gelen faturaları bile açan bir annem var.
bununla kesinlikle övünmüyorum ama defalarca uyarmama rağmen aynı tavırı sürdürdüğü için( odama girmek, eşyalarımla oynamak, telefon konuşmalarımı dinlemek vb) , avaz avaz bağırarak kavga ettiğim günleri biliyorum. 28 yaşındayım ve anca daha yeni yeni bu tavırlarını törpüleyebildim. düşünün ne kadar uzun süre savaş verdim ama yine de tamamen vazgeçmedi. en azından eskisi kadar abartılı hareket etmiyor.
arkadaşlar ebeveyn olmak cok değerli bir şey ama sağlıklı ebeveyn olmak değerli. psikolojik açıdan bu şekilde hareket eden , cocugunun kişisel hayatına sürekli müdahale eden ve bunu çocuğunun izni yokken, zorla yapan ebeveynler benim için ebeveynlik konusunda eksiktir. iyi insan olmak ayrıdır, doğurduğun çocuğa saygı duymak ayrı. ikincisi noksan olduğunda, dünyalarıda versen çocuğuna boş.
allahtan dünya tatlısı bir babam varda, frenliyor annemi. babalar, kız çocukları için gerçekten çok değerlidir. inanın öyle.
asla kendi yapacağı şeyden geri kalmaması. çocukluğumdan beri kişisel alanlarıma girilmesinden, hayatımın kurcalanmasından hoşlanmam. inatla odama giren, eşyalarımı karıştıran, telefon konuşmalarımı dinleyen hatta dozunu kaçırıp bana gelen faturaları bile açan bir annem var.
bununla kesinlikle övünmüyorum ama defalarca uyarmama rağmen aynı tavırı sürdürdüğü için( odama girmek, eşyalarımla oynamak, telefon konuşmalarımı dinlemek vb) , avaz avaz bağırarak kavga ettiğim günleri biliyorum. 28 yaşındayım ve anca daha yeni yeni bu tavırlarını törpüleyebildim. düşünün ne kadar uzun süre savaş verdim ama yine de tamamen vazgeçmedi. en azından eskisi kadar abartılı hareket etmiyor.
arkadaşlar ebeveyn olmak cok değerli bir şey ama sağlıklı ebeveyn olmak değerli. psikolojik açıdan bu şekilde hareket eden , cocugunun kişisel hayatına sürekli müdahale eden ve bunu çocuğunun izni yokken, zorla yapan ebeveynler benim için ebeveynlik konusunda eksiktir. iyi insan olmak ayrıdır, doğurduğun çocuğa saygı duymak ayrı. ikincisi noksan olduğunda, dünyalarıda versen çocuğuna boş.
allahtan dünya tatlısı bir babam varda, frenliyor annemi. babalar, kız çocukları için gerçekten çok değerlidir. inanın öyle.
devamını gör...
190.
kâhin olmaları...
devamını gör...
191.
terlik fırlatma konusunda bir snipera taş çıkartması. nasıl attıyorsun öyle?
devamını gör...
192.
devamını gör...
193.
her anne evlat arasında bu diyaloğun yaşındığına eminim ama kanıtlayamam.
-nerdeydin bu saate kadar, cevap ver!
- anne..
-sus! bana cevap verme
-nerdeydin bu saate kadar, cevap ver!
- anne..
-sus! bana cevap verme
devamını gör...
194.
eski sevgilimi ben unuttum bu kadin unutmuyo. ve giciklik yapmak icin mi bilmiyorum istedigimi ve begendigimi asla begenmez. ama israrla adini bile duymak istemedigim herifi seninki sunu paylasmis seninki seni ozlemis diye anlatip duruyo gulerek. yazik diyip kafama farkli dusunceler sokmaya calisiyo. huzurevi arastirmanin zamani geldi heralde
devamını gör...
195.
lokasyon verememek.
neredesin diyorum otobüsteyim diyor. hayır anne neredesin diyorum yoldayım işte kuzum diyor. anne diyorum konum olarak neredesin, heeee bilmiyorum ki diyor.
neredesin diyorum otobüsteyim diyor. hayır anne neredesin diyorum yoldayım işte kuzum diyor. anne diyorum konum olarak neredesin, heeee bilmiyorum ki diyor.
devamını gör...
196.
sizin defalarca arayıp, baktığınız ve asla orada varolmayan nesneleri sanki elleriyle koymuş gibi bulmaları ve üretmeleri. evet üretiyorlar çünkü orada yoktu bakmıştım... annelerin özel güçleri var bize açıklamıyorlar bence.
devamını gör...
197.
o kadar çok ki hangi birini yazayım. ilk aklıma gelenleri yazayım ;
- sevmediğim yemeği zorla ağzıma tıkmaya çalışırken, ben yemeyeceğim diye inat ettikçe ölümü gör demesi. tabii bu lafı duyduktan sonra sıkıysa yeme.
- büyük bir hevesle çok beğenerek aldığım kıyafeti beğenmemesi ve asla üzerimde görmek istememesi. sanki aldığım her şeyi ona beğendirmek zorundaymışım gibi davranır.
- gecenin geç saatlerinde kahkaha atmamdan hiç hoşlanmaz. bu konuda biraz geri kafalı, sanki ne olacaksa. ben de inandına gece yarılarında daha çok kahkaha atarım.
- aşırı komiğime giden bir olaya gülmekten yerlere yattığım zaman çok bozuluyor. ne var bunda bu kadar gülecek der. kendisinin komiğine gitmediği bir şeye gülmemden hiç hoşlanmaz.
- sevmediğim yemeği zorla ağzıma tıkmaya çalışırken, ben yemeyeceğim diye inat ettikçe ölümü gör demesi. tabii bu lafı duyduktan sonra sıkıysa yeme.
- büyük bir hevesle çok beğenerek aldığım kıyafeti beğenmemesi ve asla üzerimde görmek istememesi. sanki aldığım her şeyi ona beğendirmek zorundaymışım gibi davranır.
- gecenin geç saatlerinde kahkaha atmamdan hiç hoşlanmaz. bu konuda biraz geri kafalı, sanki ne olacaksa. ben de inandına gece yarılarında daha çok kahkaha atarım.
- aşırı komiğime giden bir olaya gülmekten yerlere yattığım zaman çok bozuluyor. ne var bunda bu kadar gülecek der. kendisinin komiğine gitmediği bir şeye gülmemden hiç hoşlanmaz.
devamını gör...
198.
geleceği görmek.
devamını gör...
199.
evde bir şeyi yerinde bulamayıp yerini sorduğunuzda ısrarla "orada" demesi, orada olmamasına rağmen "orada" demesi, orada yokken anneniz geldiğinde o şeyin aniden belirmesi ve ortaya çıkması.
sonra şu çaresiz sesleniş "şimdi baktım yoktu ama"
sonra şu çaresiz sesleniş "şimdi baktım yoktu ama"
devamını gör...
200.
boşanıp, evinden ve çocuklarından ayrılmak zorunda kaldıktan sonra 7/24 kesintisiz ağlamak gibi insanüstü bir huy edinmişti. o günden sonra onu sadece 4 veya 5 kere görmüşümdür. sürekli ağlıyordu. yolda yürürken, otururken, yemek yerken. acaba hiç ağlamadığı bir zaman var mıdır diye merak etmişimdir hep. herhalde uyurken de ağlamıyordur diye düşünürken bir hafta yanında kalmıştım ve beraber uyumuştuk, uyurken de ağlıyordu lan. inanması zor biliyorum ama gözlerimle görüp, kulaklarımda duydum, göz yaşlarıyla ıslandım, tadına bile baktım göz yaşlarının. başka birisi anlatsa ben de inanmazdım. böyle bir ağlama azmi görülmüş, duyulmuş şey değil, ne bir filmde, ne bir kitapta, ne de normal hayatımda rast gelmedim. sadece onda. boşanmadan önce de aşırı uçta melankolik bir kadındı rahmetli. daha 2-3 yaşındayken bile aşırı melankolisini hissediyordum, başkalarının aksine. başına gelen o felaketten sonra da herkes gördü. çünkü insanların aksine ben bana gösterilmek istenenlerin ötesini de hissedebilen bir insan oldum hep. genetik olarakta miras olarak bana melankolisini bıraktı işte. dibi olmayan bir melankoli, herkesin katlanamayacağı cinsten. ama benim onun aksine başka hissel derinliklerim de olduğu için, coşkulu bir yapıya sahip olmak gibi, o şekilde kurtarıyorum. eğer sadece onun gibi melankoliye sahip olsaydım ben de onun gibi kesintisiz ağlardım. aslında güzel de olurdu. iyi zaman geçerdi.
devamını gör...