#televizyon dizileri
#popüler diziler
#final yapan diziler
2008-2013 yılları arası 5 sezon olarak izleyici ile buluşan dizidir. kanser olduğunu öğrenen bir lise kimya hocasının, eski bir öğrencisiyle uyuşturucu üretip satma ve ailesine ölmeden önce para bırakmaya çalışmasının hikayesini anlatmaktadır.
imdb: 9.5
imdb: 9.5
*emmy ödülleri (2014) - drama dizisinde en iyi erkek oyuncu [bryan cranston]
*bafta ödülleri (2014) - en iyi uluslararası dizi
*amerika döküm topluluğu, abd (2015) - oyuncu seçiminde üstün başarı - televizyon dizisi - drama
*pga ödülleri (2015) - en iyi epizodik televizyon yapımcısı, drama
*altın derbi ödülleri (2019) - on yılın en iyi dram dizisi
dizi toplam 155 ödüle sahiptir.
*bafta ödülleri (2014) - en iyi uluslararası dizi
*amerika döküm topluluğu, abd (2015) - oyuncu seçiminde üstün başarı - televizyon dizisi - drama
*pga ödülleri (2015) - en iyi epizodik televizyon yapımcısı, drama
*altın derbi ödülleri (2019) - on yılın en iyi dram dizisi
dizi toplam 155 ödüle sahiptir.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "sanagulbahcesivadetmedim" tarafından 10.11.2020 00:32 tarihinde açılmıştır.
41.
ölmeden önce izlemeniz gereken ilk 10 dizi arasındadır. kendi halinde bir kimya öğretmeninin zamanla değişimine tanıl olursunuz.efsane repliği tabii ki.
"ı am not in danger, skyler. ı am the danger. a guy opens his door and gets shot, and you think that of me? no! ı am the one who knocks!"
not:breaking bad hayranları skyler ın mahlasını bilir. şimdi yazıp çaylak halimle uyarı yemek istemem..
"ı am not in danger, skyler. ı am the danger. a guy opens his door and gets shot, and you think that of me? no! ı am the one who knocks!"
not:breaking bad hayranları skyler ın mahlasını bilir. şimdi yazıp çaylak halimle uyarı yemek istemem..
devamını gör...
42.
6 yıl aradan sonra 1 hafta gibi bir sürede tekrar izlediğim mükemmel dizi. better call saul'u izledikten sonra 2. kez izleyince ilk izlemede kaçırılan bir çok detayı yakalamak mümkün. araya 5 yıl gibi bir süre koyunca da tekrar izlerken hiç sıkmıyor.
keşke ölmeden o paraları çatır çatır yiyebilseydin ww reyiz.
keşke ölmeden o paraları çatır çatır yiyebilseydin ww reyiz.
devamını gör...
43.
yaratıcısı (bkz: vince gilligan) olan abd yapımı drama dizisidir.
dizinini konusunu vs bilmeyen kaldı mı bilmiyorum ama vikipedi ve imdb sayfaları burada.
dizi hakkında spoiler içermeyen birkaç bilgi vereyim.
dizi, toplam 5 sezon ve 62 bölümden oluşmaktadır. ilk sezon 7, son sezon 16 bölüm ve diğer sezonlar 13'er bölümdür.
breaking bad kelimesi abd'de kıyameti koparmak anlamına gelen bir deyimdir ve isim vince gilligan tarafından seçilmiştir. fakat bazı time dergisi editörlerine göre bu kelime "otoriteye karşı gelmek", "kanunu çiğnemek", "çılgına dönmek" anlamlarına gelmekte. yani walter karakterini ifade etmek için.
dizi, new mexico eyaletinin albuquerque eyaletinde çekilmiş.
breaking bad, tüm zamanların en başarılı tv dizilerinden biri olarak görülüyor. dizinin final bölümü abd'de en fazla seyredilen kablolu yayınlar arasındadır.
dizi, 16 emmy ödülü, 8 satellite ödülü, 2 altın küre ödülü, 2 peabody ödülü ödülü kazanmıştır. başrol oyuncusu (bkz: bryan cranston) 4 kez drama dalında en iyi aktör emmy ödülünü almıştır.
2013'te dizi, tüm zamanların en yüksek reyting alan dizisi unvanıyla (bkz: guinness dünya rekorları)'na girmiştir.
dizinini konusunu vs bilmeyen kaldı mı bilmiyorum ama vikipedi ve imdb sayfaları burada.
dizi hakkında spoiler içermeyen birkaç bilgi vereyim.
dizi, toplam 5 sezon ve 62 bölümden oluşmaktadır. ilk sezon 7, son sezon 16 bölüm ve diğer sezonlar 13'er bölümdür.
breaking bad kelimesi abd'de kıyameti koparmak anlamına gelen bir deyimdir ve isim vince gilligan tarafından seçilmiştir. fakat bazı time dergisi editörlerine göre bu kelime "otoriteye karşı gelmek", "kanunu çiğnemek", "çılgına dönmek" anlamlarına gelmekte. yani walter karakterini ifade etmek için.
dizi, new mexico eyaletinin albuquerque eyaletinde çekilmiş.
breaking bad, tüm zamanların en başarılı tv dizilerinden biri olarak görülüyor. dizinin final bölümü abd'de en fazla seyredilen kablolu yayınlar arasındadır.
dizi, 16 emmy ödülü, 8 satellite ödülü, 2 altın küre ödülü, 2 peabody ödülü ödülü kazanmıştır. başrol oyuncusu (bkz: bryan cranston) 4 kez drama dalında en iyi aktör emmy ödülünü almıştır.
2013'te dizi, tüm zamanların en yüksek reyting alan dizisi unvanıyla (bkz: guinness dünya rekorları)'na girmiştir.
devamını gör...
44.
"stay out of my territory."
resmen ikinci sezonun sonunda başlayan dizi yapmışlar ama olsun. aşırı güzelleşecek gibi.
ve jesse ve jane ship is loading... bu herif çok datlu bf olur.
edit: combo öldü, ağlıyorum. çok sevmiştim o elemanı. jane de göründüğü kadar masum değilmiş, jesse onun yanında çok hassas.
walt bencil pisliğin teki, jesse'yi parmağında oynatıyor. haftalar içinde ölücem diye çocuğa trajediler bırakıyor.
resmen ikinci sezonun sonunda başlayan dizi yapmışlar ama olsun. aşırı güzelleşecek gibi.
ve jesse ve jane ship is loading... bu herif çok datlu bf olur.
edit: combo öldü, ağlıyorum. çok sevmiştim o elemanı. jane de göründüğü kadar masum değilmiş, jesse onun yanında çok hassas.
walt bencil pisliğin teki, jesse'yi parmağında oynatıyor. haftalar içinde ölücem diye çocuğa trajediler bırakıyor.
devamını gör...
45.
walterr...(w.w) sevgilerle..
önce çiçek bırakıyorum anısına.

evet biliyorum çok geç oldu. uzun zamandır söylendi, yapma etme dendi. bu diziyi bu zamana kadar nasıl izlemezsin, ne kaçırdığını bilmezsin.. her defasında izlemeye niyet edip 6 sezonu görünce yok ben sıkılırım deyip kapattım. hiç öyle olmuyormuş ama diyenler haklıymış efsane bir dizi bu. bitmesin diye son beş bölümünü yarım yarım izliyorum.*( iyice kafayı yemeler..)
bende her izleyenler gibi yeri geldi skyler'e küfürler, jesse'yi tokatlamak istemeler tarzı inişler çıkışlar yaşadım. fakat karakterlerin değişimi ile dengeler hep alt üst oldu. mesela jessi yi hem dövdüm hem de sonlara doğru çok sevdim.
vee walter bu karakteri fazlaca anlatmak istiyorum. o kadar derin ve güzel işlenmiş ki bu adam ilmek ilmek... dönüşümü her ayrıntısıyla kadar yansıtılmış. onu anlamak, kızmak, hak vermek , yaptıklarına inanamak fakat potansiyeline hayran kalmak.
zaten dizinin sihirli sözcüğü potansiyel di.
kullanılamamış potansiyel, içindeki bu taşmışlığın farkında olmak insana acı verirmiş. içten içe eritirmiş insanı. walter'ın sigara içmemesine rağmen akciğer kanseri olması ironisi gibi. potansiyelini farkına varıp kullanamaması ve kanseri arasında bir bağlantı olmalı. olması gerektiği gibi kullanılmayan şey bazen sıkışmış ve despot haliyle selamlar seni. ona karşı üstün gelme çaban, kazanman, hayatın boyunca sahip olamadığına sahip olma gücünü farkına varman bazen kötüyle gelir. ve onu alt ettiğinde başardığını zannedersin ama ona dönüşürsün. kazanırsın hemde çok.. peki neyi? kazandıysan ne oldu?
walter gençken bu işlere karışmadan doğru bir şekilde kazansaydı mükemmel, saygın bir adam olacakken, herkesin korktuğu fakat o kulvarda saygın biri oldu. walter'in derdi kazanmak değildi. bir repliğinde dediği gibi, kendimi canlı hissediyorum. derdi onu meşgul edecek kadar enerjisini kullanmaktı. çünkü o bulunduğu durumdan çok daha fazlasıydı.
bu uzun uzun yazılmış yolundan sapan adamın hikayesini benden dinlemenin sıkıntısını yaşayanlara buraya kadar dayandığı için teşekkür ederim.* daha bitmedi bitse neler yapacağım..görün siz.
önce çiçek bırakıyorum anısına.

evet biliyorum çok geç oldu. uzun zamandır söylendi, yapma etme dendi. bu diziyi bu zamana kadar nasıl izlemezsin, ne kaçırdığını bilmezsin.. her defasında izlemeye niyet edip 6 sezonu görünce yok ben sıkılırım deyip kapattım. hiç öyle olmuyormuş ama diyenler haklıymış efsane bir dizi bu. bitmesin diye son beş bölümünü yarım yarım izliyorum.*( iyice kafayı yemeler..)
bende her izleyenler gibi yeri geldi skyler'e küfürler, jesse'yi tokatlamak istemeler tarzı inişler çıkışlar yaşadım. fakat karakterlerin değişimi ile dengeler hep alt üst oldu. mesela jessi yi hem dövdüm hem de sonlara doğru çok sevdim.
vee walter bu karakteri fazlaca anlatmak istiyorum. o kadar derin ve güzel işlenmiş ki bu adam ilmek ilmek... dönüşümü her ayrıntısıyla kadar yansıtılmış. onu anlamak, kızmak, hak vermek , yaptıklarına inanamak fakat potansiyeline hayran kalmak.
zaten dizinin sihirli sözcüğü potansiyel di.
kullanılamamış potansiyel, içindeki bu taşmışlığın farkında olmak insana acı verirmiş. içten içe eritirmiş insanı. walter'ın sigara içmemesine rağmen akciğer kanseri olması ironisi gibi. potansiyelini farkına varıp kullanamaması ve kanseri arasında bir bağlantı olmalı. olması gerektiği gibi kullanılmayan şey bazen sıkışmış ve despot haliyle selamlar seni. ona karşı üstün gelme çaban, kazanman, hayatın boyunca sahip olamadığına sahip olma gücünü farkına varman bazen kötüyle gelir. ve onu alt ettiğinde başardığını zannedersin ama ona dönüşürsün. kazanırsın hemde çok.. peki neyi? kazandıysan ne oldu?
walter gençken bu işlere karışmadan doğru bir şekilde kazansaydı mükemmel, saygın bir adam olacakken, herkesin korktuğu fakat o kulvarda saygın biri oldu. walter'in derdi kazanmak değildi. bir repliğinde dediği gibi, kendimi canlı hissediyorum. derdi onu meşgul edecek kadar enerjisini kullanmaktı. çünkü o bulunduğu durumdan çok daha fazlasıydı.
bu uzun uzun yazılmış yolundan sapan adamın hikayesini benden dinlemenin sıkıntısını yaşayanlara buraya kadar dayandığı için teşekkür ederim.* daha bitmedi bitse neler yapacağım..görün siz.
devamını gör...
46.
breaking bad, kısıtlı bütçe, az aksiyon ve bol diyalogla, ağır ama emin adımlarla ilerleyen, karakter gelişimi ve insan psikolojisi üzerine kurulu bir dramadır.
işleyiş olarak, insanların başlarına gelenlerle ne kadar değişebileceklerinden ve taşıdıkları potansiyellerden bahseder. ve diyebiliriz ki, breaking bad, aksiyonsuz diyalog ağırlıklı dizilerin en bol aksiyonlusudur.
uzun bölümler boyu gelişen aksiyonsuz olaylar bir aksiyon-sever için sıkıcı olabilir, ama drama sevenler için izlemesi gayet keyiflidir ve gelişerek tepe noktasına ulaşan olaylar, sonunda karakterlerle manyak bir kimyasal tepkimeye girerek patlar. ortaya dev bir re-aksiyon çıkar. bu aksiyon kısa sürse de dizinin izleyicilerini mest etmeye yeter de artar bile.
sabredip bir doz heisenberg aksiyonu almak, dakikalarca süren bir orgazmdan bile daha zevkli dakikalar yaşatır, buna emin olabilirsiniz.
ultra gerçekçi yapısı ve ince kara mizahı ile alışık olmayanlara başta "ne aksiyon var ne komedi, bu ne biçim dizi" dedirtebilir, ama yine diziden bir replikle cevap verirsek:
"ne tarz filmler izliyorsun bilmiyorum ama, gerçek dünyada bir güvenlik önlemi olarak 11 kişi öldürülmez."
dizi o kadar gerçekçi bir dizi ki, empati kurmayı denediğinizde ne kadar kıl olsanız da anlamayacağınız karakter yok.
breaking bad sıradışı bir dizi, çünkü iyi adamların dizisi değil. her zaman doğruyu yapmasa da yapmaya çalışan, idealize edilmiş, romantik karakterler yok. son derece realist bir bakış açısıyla inşa edilen bir hikaye. dizideki en masum karakter bir bebek ve 16 yaşındaki bir çocuk belki de.
ben şahsen bu dizi türkiye'de çekilseydi olacakları düşünemiyorum.
aslında az çok düşünüyorum da, korkup yarısında bırakıyorum. behzat ç.'de bile içki var diye yaptıkları yaygarayı düşündükçe...
merkezinde uyuşturucu imalatı olan bir dizi için çok acayip bir şey ama kesinlikle özendirmiyor insanı. hani "vay anasını, denemek lazım lan aslında" bile diyemiyorsunuz. o kadar tiksindiriyor. uyuşturucu işindekilerin hayatlarını anlatan bir yapım ancak bu kadar uzaklaştırabilir insanı uyuşturucudan. üstelik karakterleri de gayet sempati uyandırıcı olmasına rağmen yapıyor bunu.
bir karaktere sempati besleseniz de, yaptığı korkunç şeyleri görünce bu sempati uçup gidiyor. en azından bir sevgiye dönüşmüyor. böylece sigaradan bile soğutuyor hatta.
meth kullananların düştükleri o haller insanı korkutmaya yetiyor. böyle bir dizi için denge mükemmel sağlanmış. kesinlikle teşvik edici olmadan anlatıyor hikayesini. büyük başarı.
walter'ın kanser oluşu o kadar iyi yansıtılıyor ki, ilk sezon boyunca izlerken kendisini kansermiş gibi hissediyor insan psikolojik olarak. bir öksürük peyda oluyor falan. ayrıca acayip şekilde kimyaya da özendiriyor insanı lan. "bir şeylerle bir şeyleri karıştırayım da bir şeyler yapayım" diye çocuksu bir heyecana sokuyor. liseye dönüp sayısal seçme isteğini canlandırıyor.
uyarı: bundan sonrası dizi hakkında spoiler ihtiva etmektedir. yayınlanmış tüm bölümleri izlemediyseniz, uzak durmanızda fayda vardır.
- dizide kimse telefonları açmıyor. herkes birbirine sesli mesaj bırakıyor.
- walter'ın jipinin ön camı kaç kez kırıldı ben sayamadım.
- sahneye suyun altından ya da toprağın altından vs çekim yaparak başlamayı çok seviyorlar.
- oto yıkamacıdaki kaşını şeyettiğimin ibnesi neydi öyle lan. ismi bogdan. çok boktan bir karakterdi.
- skyler bir ..r.spu. gerçi yaptığı yanlışlar bini geçse de sonlarda artık yola geliyor, ne kadar zeki biri olduğunu da gösteriyor. hiçbir boktan memnun olmayan, sürekli beklentilerinin altında kalmışsınız gibi davranan biri. adam ne yapsa yaranamıyor buna. iyi olsa aynı tepki, sert olsa aynı tepki, takmasa aynı tepki. sürekli incinmiş ya da inanmayan, acıyan bakışlar. naapsın lan bu adam daha sana? nasıl davransın? adamın kanser olmasına şaşmamak gerek. mutsuzluk kaynağı resmen kadın. walter'ın katlandığı onca şeye değmiyor.
- hank bir reyiz. insanları idare etmesini bilen, ortamı neşelendiren, babacan, merhametli, dea ajanı. görev icabı tuco'yu öldürmek zorunda kaldığında bunalıma girmiştir. karşılaştığı patlamalar, kendi vurulması ve öldürmek zorunda kaldığı iki adam daha (tuco'nun kuzenleri) kendisini iyice depresyona sokmuş, bu şişko dombilinin kalıbının adamı olmadığını düşünmemize sebep olmuştur. ama her şeye rağmen sağlam ve güvenilir bir adamdır. zekidir. olaylar arasındaki bağlantıları iyi kurar. işin peşini bırakmaz. minerallere ilgi duyar. cheetos sever, fritos sevmez. kendisi de garajında bira üretir. alkolle arası iyidir, ama uyuşturucu üretenleri sevmez.
- jesse iyi kalpli bir varoş. ailesi ondan da varoş. babadan oğula nesil bunlar. jesse zaman zaman merhametli davransa da bir bağımlının güvenilmezliğine sahip. bir gram mal için herkesi her şeyi satabilir, her vaatte bulunabilir. her sözü verebilir. yoksunluk krizi esnasında g.tünü bile verebilir. sorumsuz. siz çok önemli bir teslimat için onu beklerken o çoktan bir köşede meth çekip sızmış olabilir. artık bağımlı olmasa bile karakterine yerleşmiş bir kez. atamıyor. iki yumruk yedi diye bir zamanlar omzunda ağladığı, kendisini rehabilitasyona yerleştiren, ailesinin ilgilenmediği gibi ilgilenen, çıkışta karşılayan walter'ı satıyor. üstelik geri zekalı. en parlak durumları bile bir anda 180 derece aleyhlerine çevirmeyi beceriyor. panikleyip çölün ortasındaki bütün içme sularını alev almış kıçı kırık bir jenaratörü söndürmek için kullanabiliyor. sonra karavanı parçalayıp kendilerini çölden çıkaracak bir robot yapmayı öneriyor. kabloyu bir element sanıyor. laftan sözden anlamıyor, dinlemiyor. safi zarar. sonra bütün bunları yüzüne söyleyince duygu sömürüsü yapmayı da çok iyi biliyor. insan elinde olmadan acıyor buna. bu ortamlar ona göre değil yani aslında. başarısız. elinde bir mesleği yok. kötü biri değil özünde, ama iyi yetiştirilmemiş biri. o yüzden burnuna kadar pisliğe batmış. ve dizinin başındaki bu (gbkz. jesse pinkman)'ın son bölümdeki jesse ile hiç alakası yok. şimdiye kadar hep malum olaydan önceki jesse'i anlattım. ama artık karakter dönüşümünü tamamladı, sağlam birine dönüştü.
zeki, cesur. duygusal, merhametli. elini kana bulamasıyla birlikte geçirdiği dönüşümü tamamladı. o liseli ergen tavırlarını bıraktı, adam oldu. adam olması için adam öldürmesi mi gerekiyordu, başka bir konu. ama katılaşmanın yollarından yalnızca biri sanırım bu da. 4. sezon finalinde walter ile el sıkışmak yerine şöyle bir sarılmalarını isterdim baba-oğul gibi. zira aralarındaki ilişkiyi daha iyi tarif edebilecek bir benzetme yok.
- gustavo fring! ne biçim adamdı lan bu. çözemedim bunu. tekin değil. iyi gibi, kibar gibi, kötü gibi, ibne gibi. bakımsız kalmış obama'ya benziyor zaten.
ne düşündüğü hissettiği belli olmuyor yüzünden. belli olan da rol çıkıyor. tedirgin oluyordum bu adamı gördükçe. sempati de besliyordum. bir sahnede "gustavo, gustavo reyiz! emret yakalım bu şehri reyiz!" dedirtirken, hemen ardından gelen sahnede "hakiki ..r.spu çocuğu..." dedirtebiliyor. aslında bu da diziyi kaliteli yapan unsur: bu dizide iyi adam yok!
ramiz dayı gibi adamdı bu aslında, ama bir yandan severken bir yandan da walt'a yaptıkları yüzünden uyuz oluyordum. bırak çalışsın lan adam işte ne bitmek bilmez kinin varmış. walt da iyice sümsükleşiyor zaten. iyileşme sürecine girdiğinden beri o "kaybedecek bir şeyi kalmamış, ölmek üzere olan adam" halinden eser kalmıyor. korkak loser kimya öğretmeni oluyor yine. haliyle hiçbir şey yapamıyor. gözü kara hareket edemiyor. ne söylerse söylesin ezik büzük tavırlar içerisinde. yalvarmaları falan çok itici. ne de olsa adam bir aile babası. gaddar bir suçlu değil. bazen zekice hamleler yapıp oyunun gidişatını tamamen değiştirse de genel olarak ezik tavırlar içinde ve bu çok doğal. ama adam çok bencil. ve sürekli yargılama, küçümseme içinde. bu da karşısındaki insanı yıldırıyor. ve walter white'ın hep böyle ezik kalacağını zannederseniz yanılırsınız. karakter üzerinde yaptığımız her yorum, analiz, ilerleyen bölümlerde değişmek zorunda kalmaktadır, çünkü karakter gelişimi hiç durmaz. bu okuduğunuz satırlar 3. sezondaki walter white'a ait olabilir, ama nasıl 1. sezondaki walt'tan çok farklıysa, 5. sezondaki walt da 3. sezondakinden çok daha gelişkin ve değişmiş olacaktır.
neyse. gustavo fring başta iyi adam rolleri, detaylı teşkilatı ve incelikli intikam alma şekliyle sempati toplasa da sonunda layığını buldu.
walter bir çocuğu zehirleyip, işi daha önce başka bir çocuğun öldürülüşünde şüpheli olan gus'ın üstüne atarak zekice bir hamleyle jesse'yi yanına çekti. manipülasyonun kralı denir buna. ne de olsa adam king. iki çocuğun da aynı aileden olması ise aile için ne talihsizlik. ayrıca ilk çocuk da sahiden gus'ın kontrolü dışında öldürüldü ise, gus işlemediği suçlar yüzünden, neredeyse tamamen boku bokuna gitmiş oluyor. gus'ın sonunu hazırlayan tek şey kendi inadı. walt'u öldürme konusunda bu kadar takıntılı olmasaydı tıkır tıkır yürürdü bütün işler. çok basit bir mesele yüzünden 2,5 sezonluk iş çıktı.
ölümüne neden olan patlamanın ardından fring'in gayet normal şekilde yürüyerek odadan çıkıp minik jestlerle kravatını düzeltmesi ve sonra parçalanmış yarısının gözükmesi her ne kadar etkileyici olsa da breaking bad'in gerçekçi yapısına ters kaçtı biraz. olacak iş değil yani. gerçi bu adamın işi tavukçuluk. tavuklar da kafaları kesildiğinde ilk bir an ölmüyorlar, kafasız halde koşturuyorlar panik içinde falan. zavallı tavukları öldürdüğü gibi öldü herif. bir an sıyrılmış derisinin altında kafatasını görünce "lan?!" dedim, "bu herif hakkaten terminatör mü?" o mermilerin üstüne yürüyüşü falan geldi aklıma. makine gibi kafatası çıkmış. bir salise için geçti aklımdan bu. sonra yere düştü de rahatladım. kendi kini yüzünden bütün organizasyonunu bok etti mal herif. onca zeka, teşkilat, gizlilik boşa gitti.
- gale'in ölümüne çok üzüldüm ben. walter aynı bölümde daha henüz bebek olan kızını severken o bebek walter'ın gözlüğünü burnunu falan tutuyordu minicik eliyle. gale de bir zamanlar öyle bir bebekti. onu seven anne babası vardı. çocuklarının böyle boku bokuna öldürüleceğini bilmiyorlardı. işte bu tarz şeyler karakterleri sevmemeniz için yeterli oluyor.
- jesse'nin ölen sevgilisi: iyiydi, hoştu, ..r.spuydu. izlerken hoş hatun diye düşünüyorsun ama bir ara ekranda beliren ayaklarını görünce korktum. kötü bir mutasyona maruz kalmış gibiyler.
bu kızcağızla da empati kurmak çok kolaydı. istediği sahiden de jesse'nin hakkı olan parayı alıp birlikte kaçmaktı. uyuşturucuyu bırakmayı da sahiden istiyordu. ama olaylar çok farklı gelişti. kendisinden çok babasına üzüldüm doğal olarak.
- ted beneke: tam bir ..r.spu çocuğu. karaktersiz, tıynetsiz. suratının ortasına sağlam bir yumruk gerek. walt yapamadı ama en azından skyler'ın yapmasını beklerdim. ama olmadı. kıllığına yakışır şekilde bayağı bir biçimde geberdi. (?) 5. sezonda gördük ki ölmekten beter olmuş. üzülmeden edemedim.
- mike ehrmantraut. bu adam bambaşka. gustavo fring'in sağ kolu olan yamuk kafalı kel. façayı çizdirmiş bir tipi vardır. işadamı görünümündeki gus'ın emirleriyle onun yeraltındaki işlerini yürüten, operasyonlarını yapan, ölü balık bakışlı adam. koşulsuz sadıktır. psikopat bir tipi vardır. eski devriye polisi ve özel dedektifidir. haliyle polisin bütün numaralarını bilir. cinayetlerin izlerini kapatmada üstüne yoktur. boş zamanlarında para karşılığı saul goodman'ın davalarını temizler, kanıtları yok eder. profesyonel çalışır. kiralık katildir, dinleme yapan casustur, iz süren dedektiftir. adam sorgulamayı, ikna taktiklerini, insan vücudundaki en çok acı veren yerleri gayet iyi bilir. eski kulağı kesiklerden kendisi. masa başı adamı değildir, işini ayakta halleder. pratiktir. emrinde kendi yetiştirdiği sağlam adamları vardır. bütün kiralık katilleri tanır. hepsi mike'dan çekinir. yaşlıcadır ama kondisyonu sağlamdır. teke tekte devrilmesi zordur, iki hareket çekip fırlatır atar adamı. karşısına dikilinesi bir tip değil pek. çevresel detayları lehine kullanmasını bilir. sakin ve soğukkanlıdır. adam öldürmekle hiçbir problemi yoktur. soğukkanlı bir zevkle yapar bunu. insanın yüzüne karşı büyük bir sevecenlikle gülümseyerek adam öldürebilir, insanı öldüreceği yere gayet masum yalanlarla çok doğal bir biçimde çekebilir. küçük bir de torunu var, arada görmeye gidiyor. ona karşı sevecen, sevgi dolu normal bir dede gibi. ama onu eve bıraktıktan sonra soğukkanlı bir katil. bütün bunlara rağmen robotsu, fantastik biri değil. gayet insani tepkileri var. walter'ın ve gus'ın hiç umulmadık, beklenmedik hamleleri karşısında birkaç saniyeliğine afalladığı olur ara sıra. hazin akıbetine ilerleyen paragraflarda ayrıca değineceğim...
- saul goodman: bu adam hukuk sihirbazı. en olmaz durumların içinden işi bir kalemine uydurarak çıkabiliyor. yasalardaki boşlukları çok iyi biliyor. bir gün hepimiz saul goodman gibi birine ihtiyaç duyabiliriz. palyaço gibi giyinen, s.klenmeyen biri. ama polis karşısında kendisini s.kletmeyi iyi beceriyor. diliyle insanı yeniyor. samoa üniversitesi mezunu.
- tuco salamanca: tam anlamıyla bela. dayanıklı, canavar ruhlu, saldırgan, şiddet delisi, ruh ve sinir hastası embesil maymun. bir zamanlar büyük babalardan olup da yaşlanınca meksika sınırındaki çöl ortası evinde tek başına oturup bütün gün altına sıçan amcası tio'dan kalan işleri devralmış güya, ama basit bir sokak serserisinden fazlası değil. ölümü de onlara yaraşır şekilde oldu. ama ölüsü de dirisi kadar bela herifin. arada bağırıp çağırsa da amcasını kendi yöntemleriyle seviyor, hatta arada öpüyor. özel yetenekleri: yumruklayarak adam öldürebilir, dilinde sigara söndürebilir.
- tio salamanca: bir sürü yeğeni olduğu için hector (amca) lakaplı, eski kartel üyesi. gençliğinde gustavo fring'in ekürisini öldürdüğü için gus ile düşmanlar. gustavo ne zaman tio'nun bir akrabasını öldürse huzurevine gidip karşısına geçiyor ve nasıl öldürdüğünü anlatarak ona eziyet ediyor. tio asla gus'un yüzüne bakmıyor/du. ta ki walter tarafından kendisine bir intimak fırsatı sunulana kadar. tio tekerlekli sandalyede oturan, konuşamayan, altına sıçan bunak numarası yapan, ama aklı gayet yerinde yaşlı bir çakal. konuşamadığı için yalnızca sandalyesine bağlı zille iletişim kuruyor. ding! ding! ding! ding! ding! ding! hep aklıma o zilin ne kadar güzel bir bomba anahtarı olabileceği geliyordu. 4. sezon finalinde aynısını izleyince elbette ki mest oldum.
- skinny pete, bagder, combo: jesse'nin keş arkadaşları. badger biraz salaktır. ama skinny pete iyi çocuktur. sağlamdır. bu ikisi kaç kez -hatta meth satmak için girdikleri terapi grubunda bile- kendilerini kaptırıl rehabilite olmuşlar, ama jesse tarafından akılları çelinip tekrar uyuşturucuya başlamışlardır. combo ise uzun olaylar zincirini başlatacak olan cinayete kurban giden şişman elemandır.
uyuşturucu işinde iyi karakter yok. walt da dahil. hiç öyle bizdeki gibi sempatik sevimli kötü adam yaratma çabasına girmemişler. gerçekçi kalmışlar. empati kurarak bir karaktere zaman zaman acısanız da, zekasından etkilenseniz de, bu bir sempatiye dönüşmüyor pek. çünkü hepsi zaman zaman çok zalim, vicdansız tiplere dönüşüyorlar. bildiğiniz şerefsiz pislikler. walt da zamanla onlardan biri oldu çıktı. biri birini öldürdüğü zaman zevkten dört köşe olsam da, hepsi kendi kirli çıkarları için iğrenç şekillerde öldürüyorlar ve bu insanda ister istemez bir tiksinti yaratıyor. bu da yeşeren bütün sempatiyi yok etmeye yetiyor.
yapımcıların az bütçeyle çok prim yapabilmek için her zaman en şaşırtıcı olanı düşünmek zorunda olduklarını, bu yüzden bir sahneyi tasarlarken oturup en şaşırtıcı olanı düşündükleri, bu sahnede karaktere ne tepki verdirsek insanlar çok şaşırır diye düşündüklerini söylediklerinden beri bende bir yadırgama oldu. ne zaman ki bunu izledim, dizi daha az şaşırtıcı bir hale geldi. gus'ın walter'a patlamasını beklerken kendi adamının kafasını durduk yere kesivermesindeki amaç falan ortaya çıktı: şaşırtma kaygısı. hikayenin kendisiyle ilgili bir şey değil yani. biz orada durmuş acaba gus walt'a ne yapacak diye beklerken, gus en umulmadık şeyi yaptı, hepimizin kafası karıştı. hiçbirimiz sebebini anlayamadık. gus'ın kafasından neler geçtiğini çözemedik. "ne acayip adam lan, vardır kendince bir sebebi" dedik. halbuki yokmuş. o sahnedeki tek amaç senaristlerin şaşırtıcı olma kaygısıymış. o yüzden şimdi diziyi izlerken insan ne beklemediğini düşünüp ne bekleyebileceğini anlayabiliyor maalesef.
neyse, yazarken kendim sıkıldım, yetsin bu kadar. olmaz olsun böyle ansiklopedik bilgi.
işleyiş olarak, insanların başlarına gelenlerle ne kadar değişebileceklerinden ve taşıdıkları potansiyellerden bahseder. ve diyebiliriz ki, breaking bad, aksiyonsuz diyalog ağırlıklı dizilerin en bol aksiyonlusudur.
uzun bölümler boyu gelişen aksiyonsuz olaylar bir aksiyon-sever için sıkıcı olabilir, ama drama sevenler için izlemesi gayet keyiflidir ve gelişerek tepe noktasına ulaşan olaylar, sonunda karakterlerle manyak bir kimyasal tepkimeye girerek patlar. ortaya dev bir re-aksiyon çıkar. bu aksiyon kısa sürse de dizinin izleyicilerini mest etmeye yeter de artar bile.
sabredip bir doz heisenberg aksiyonu almak, dakikalarca süren bir orgazmdan bile daha zevkli dakikalar yaşatır, buna emin olabilirsiniz.
ultra gerçekçi yapısı ve ince kara mizahı ile alışık olmayanlara başta "ne aksiyon var ne komedi, bu ne biçim dizi" dedirtebilir, ama yine diziden bir replikle cevap verirsek:
"ne tarz filmler izliyorsun bilmiyorum ama, gerçek dünyada bir güvenlik önlemi olarak 11 kişi öldürülmez."
dizi o kadar gerçekçi bir dizi ki, empati kurmayı denediğinizde ne kadar kıl olsanız da anlamayacağınız karakter yok.
breaking bad sıradışı bir dizi, çünkü iyi adamların dizisi değil. her zaman doğruyu yapmasa da yapmaya çalışan, idealize edilmiş, romantik karakterler yok. son derece realist bir bakış açısıyla inşa edilen bir hikaye. dizideki en masum karakter bir bebek ve 16 yaşındaki bir çocuk belki de.
ben şahsen bu dizi türkiye'de çekilseydi olacakları düşünemiyorum.
aslında az çok düşünüyorum da, korkup yarısında bırakıyorum. behzat ç.'de bile içki var diye yaptıkları yaygarayı düşündükçe...
merkezinde uyuşturucu imalatı olan bir dizi için çok acayip bir şey ama kesinlikle özendirmiyor insanı. hani "vay anasını, denemek lazım lan aslında" bile diyemiyorsunuz. o kadar tiksindiriyor. uyuşturucu işindekilerin hayatlarını anlatan bir yapım ancak bu kadar uzaklaştırabilir insanı uyuşturucudan. üstelik karakterleri de gayet sempati uyandırıcı olmasına rağmen yapıyor bunu.
bir karaktere sempati besleseniz de, yaptığı korkunç şeyleri görünce bu sempati uçup gidiyor. en azından bir sevgiye dönüşmüyor. böylece sigaradan bile soğutuyor hatta.
meth kullananların düştükleri o haller insanı korkutmaya yetiyor. böyle bir dizi için denge mükemmel sağlanmış. kesinlikle teşvik edici olmadan anlatıyor hikayesini. büyük başarı.
walter'ın kanser oluşu o kadar iyi yansıtılıyor ki, ilk sezon boyunca izlerken kendisini kansermiş gibi hissediyor insan psikolojik olarak. bir öksürük peyda oluyor falan. ayrıca acayip şekilde kimyaya da özendiriyor insanı lan. "bir şeylerle bir şeyleri karıştırayım da bir şeyler yapayım" diye çocuksu bir heyecana sokuyor. liseye dönüp sayısal seçme isteğini canlandırıyor.
uyarı: bundan sonrası dizi hakkında spoiler ihtiva etmektedir. yayınlanmış tüm bölümleri izlemediyseniz, uzak durmanızda fayda vardır.
- dizide kimse telefonları açmıyor. herkes birbirine sesli mesaj bırakıyor.
- walter'ın jipinin ön camı kaç kez kırıldı ben sayamadım.
- sahneye suyun altından ya da toprağın altından vs çekim yaparak başlamayı çok seviyorlar.
- oto yıkamacıdaki kaşını şeyettiğimin ibnesi neydi öyle lan. ismi bogdan. çok boktan bir karakterdi.
- skyler bir ..r.spu. gerçi yaptığı yanlışlar bini geçse de sonlarda artık yola geliyor, ne kadar zeki biri olduğunu da gösteriyor. hiçbir boktan memnun olmayan, sürekli beklentilerinin altında kalmışsınız gibi davranan biri. adam ne yapsa yaranamıyor buna. iyi olsa aynı tepki, sert olsa aynı tepki, takmasa aynı tepki. sürekli incinmiş ya da inanmayan, acıyan bakışlar. naapsın lan bu adam daha sana? nasıl davransın? adamın kanser olmasına şaşmamak gerek. mutsuzluk kaynağı resmen kadın. walter'ın katlandığı onca şeye değmiyor.
- hank bir reyiz. insanları idare etmesini bilen, ortamı neşelendiren, babacan, merhametli, dea ajanı. görev icabı tuco'yu öldürmek zorunda kaldığında bunalıma girmiştir. karşılaştığı patlamalar, kendi vurulması ve öldürmek zorunda kaldığı iki adam daha (tuco'nun kuzenleri) kendisini iyice depresyona sokmuş, bu şişko dombilinin kalıbının adamı olmadığını düşünmemize sebep olmuştur. ama her şeye rağmen sağlam ve güvenilir bir adamdır. zekidir. olaylar arasındaki bağlantıları iyi kurar. işin peşini bırakmaz. minerallere ilgi duyar. cheetos sever, fritos sevmez. kendisi de garajında bira üretir. alkolle arası iyidir, ama uyuşturucu üretenleri sevmez.
- jesse iyi kalpli bir varoş. ailesi ondan da varoş. babadan oğula nesil bunlar. jesse zaman zaman merhametli davransa da bir bağımlının güvenilmezliğine sahip. bir gram mal için herkesi her şeyi satabilir, her vaatte bulunabilir. her sözü verebilir. yoksunluk krizi esnasında g.tünü bile verebilir. sorumsuz. siz çok önemli bir teslimat için onu beklerken o çoktan bir köşede meth çekip sızmış olabilir. artık bağımlı olmasa bile karakterine yerleşmiş bir kez. atamıyor. iki yumruk yedi diye bir zamanlar omzunda ağladığı, kendisini rehabilitasyona yerleştiren, ailesinin ilgilenmediği gibi ilgilenen, çıkışta karşılayan walter'ı satıyor. üstelik geri zekalı. en parlak durumları bile bir anda 180 derece aleyhlerine çevirmeyi beceriyor. panikleyip çölün ortasındaki bütün içme sularını alev almış kıçı kırık bir jenaratörü söndürmek için kullanabiliyor. sonra karavanı parçalayıp kendilerini çölden çıkaracak bir robot yapmayı öneriyor. kabloyu bir element sanıyor. laftan sözden anlamıyor, dinlemiyor. safi zarar. sonra bütün bunları yüzüne söyleyince duygu sömürüsü yapmayı da çok iyi biliyor. insan elinde olmadan acıyor buna. bu ortamlar ona göre değil yani aslında. başarısız. elinde bir mesleği yok. kötü biri değil özünde, ama iyi yetiştirilmemiş biri. o yüzden burnuna kadar pisliğe batmış. ve dizinin başındaki bu (gbkz. jesse pinkman)'ın son bölümdeki jesse ile hiç alakası yok. şimdiye kadar hep malum olaydan önceki jesse'i anlattım. ama artık karakter dönüşümünü tamamladı, sağlam birine dönüştü.
zeki, cesur. duygusal, merhametli. elini kana bulamasıyla birlikte geçirdiği dönüşümü tamamladı. o liseli ergen tavırlarını bıraktı, adam oldu. adam olması için adam öldürmesi mi gerekiyordu, başka bir konu. ama katılaşmanın yollarından yalnızca biri sanırım bu da. 4. sezon finalinde walter ile el sıkışmak yerine şöyle bir sarılmalarını isterdim baba-oğul gibi. zira aralarındaki ilişkiyi daha iyi tarif edebilecek bir benzetme yok.
- gustavo fring! ne biçim adamdı lan bu. çözemedim bunu. tekin değil. iyi gibi, kibar gibi, kötü gibi, ibne gibi. bakımsız kalmış obama'ya benziyor zaten.
ne düşündüğü hissettiği belli olmuyor yüzünden. belli olan da rol çıkıyor. tedirgin oluyordum bu adamı gördükçe. sempati de besliyordum. bir sahnede "gustavo, gustavo reyiz! emret yakalım bu şehri reyiz!" dedirtirken, hemen ardından gelen sahnede "hakiki ..r.spu çocuğu..." dedirtebiliyor. aslında bu da diziyi kaliteli yapan unsur: bu dizide iyi adam yok!
ramiz dayı gibi adamdı bu aslında, ama bir yandan severken bir yandan da walt'a yaptıkları yüzünden uyuz oluyordum. bırak çalışsın lan adam işte ne bitmek bilmez kinin varmış. walt da iyice sümsükleşiyor zaten. iyileşme sürecine girdiğinden beri o "kaybedecek bir şeyi kalmamış, ölmek üzere olan adam" halinden eser kalmıyor. korkak loser kimya öğretmeni oluyor yine. haliyle hiçbir şey yapamıyor. gözü kara hareket edemiyor. ne söylerse söylesin ezik büzük tavırlar içerisinde. yalvarmaları falan çok itici. ne de olsa adam bir aile babası. gaddar bir suçlu değil. bazen zekice hamleler yapıp oyunun gidişatını tamamen değiştirse de genel olarak ezik tavırlar içinde ve bu çok doğal. ama adam çok bencil. ve sürekli yargılama, küçümseme içinde. bu da karşısındaki insanı yıldırıyor. ve walter white'ın hep böyle ezik kalacağını zannederseniz yanılırsınız. karakter üzerinde yaptığımız her yorum, analiz, ilerleyen bölümlerde değişmek zorunda kalmaktadır, çünkü karakter gelişimi hiç durmaz. bu okuduğunuz satırlar 3. sezondaki walter white'a ait olabilir, ama nasıl 1. sezondaki walt'tan çok farklıysa, 5. sezondaki walt da 3. sezondakinden çok daha gelişkin ve değişmiş olacaktır.
neyse. gustavo fring başta iyi adam rolleri, detaylı teşkilatı ve incelikli intikam alma şekliyle sempati toplasa da sonunda layığını buldu.
walter bir çocuğu zehirleyip, işi daha önce başka bir çocuğun öldürülüşünde şüpheli olan gus'ın üstüne atarak zekice bir hamleyle jesse'yi yanına çekti. manipülasyonun kralı denir buna. ne de olsa adam king. iki çocuğun da aynı aileden olması ise aile için ne talihsizlik. ayrıca ilk çocuk da sahiden gus'ın kontrolü dışında öldürüldü ise, gus işlemediği suçlar yüzünden, neredeyse tamamen boku bokuna gitmiş oluyor. gus'ın sonunu hazırlayan tek şey kendi inadı. walt'u öldürme konusunda bu kadar takıntılı olmasaydı tıkır tıkır yürürdü bütün işler. çok basit bir mesele yüzünden 2,5 sezonluk iş çıktı.
ölümüne neden olan patlamanın ardından fring'in gayet normal şekilde yürüyerek odadan çıkıp minik jestlerle kravatını düzeltmesi ve sonra parçalanmış yarısının gözükmesi her ne kadar etkileyici olsa da breaking bad'in gerçekçi yapısına ters kaçtı biraz. olacak iş değil yani. gerçi bu adamın işi tavukçuluk. tavuklar da kafaları kesildiğinde ilk bir an ölmüyorlar, kafasız halde koşturuyorlar panik içinde falan. zavallı tavukları öldürdüğü gibi öldü herif. bir an sıyrılmış derisinin altında kafatasını görünce "lan?!" dedim, "bu herif hakkaten terminatör mü?" o mermilerin üstüne yürüyüşü falan geldi aklıma. makine gibi kafatası çıkmış. bir salise için geçti aklımdan bu. sonra yere düştü de rahatladım. kendi kini yüzünden bütün organizasyonunu bok etti mal herif. onca zeka, teşkilat, gizlilik boşa gitti.
- gale'in ölümüne çok üzüldüm ben. walter aynı bölümde daha henüz bebek olan kızını severken o bebek walter'ın gözlüğünü burnunu falan tutuyordu minicik eliyle. gale de bir zamanlar öyle bir bebekti. onu seven anne babası vardı. çocuklarının böyle boku bokuna öldürüleceğini bilmiyorlardı. işte bu tarz şeyler karakterleri sevmemeniz için yeterli oluyor.
- jesse'nin ölen sevgilisi: iyiydi, hoştu, ..r.spuydu. izlerken hoş hatun diye düşünüyorsun ama bir ara ekranda beliren ayaklarını görünce korktum. kötü bir mutasyona maruz kalmış gibiyler.
bu kızcağızla da empati kurmak çok kolaydı. istediği sahiden de jesse'nin hakkı olan parayı alıp birlikte kaçmaktı. uyuşturucuyu bırakmayı da sahiden istiyordu. ama olaylar çok farklı gelişti. kendisinden çok babasına üzüldüm doğal olarak.
- ted beneke: tam bir ..r.spu çocuğu. karaktersiz, tıynetsiz. suratının ortasına sağlam bir yumruk gerek. walt yapamadı ama en azından skyler'ın yapmasını beklerdim. ama olmadı. kıllığına yakışır şekilde bayağı bir biçimde geberdi. (?) 5. sezonda gördük ki ölmekten beter olmuş. üzülmeden edemedim.
- mike ehrmantraut. bu adam bambaşka. gustavo fring'in sağ kolu olan yamuk kafalı kel. façayı çizdirmiş bir tipi vardır. işadamı görünümündeki gus'ın emirleriyle onun yeraltındaki işlerini yürüten, operasyonlarını yapan, ölü balık bakışlı adam. koşulsuz sadıktır. psikopat bir tipi vardır. eski devriye polisi ve özel dedektifidir. haliyle polisin bütün numaralarını bilir. cinayetlerin izlerini kapatmada üstüne yoktur. boş zamanlarında para karşılığı saul goodman'ın davalarını temizler, kanıtları yok eder. profesyonel çalışır. kiralık katildir, dinleme yapan casustur, iz süren dedektiftir. adam sorgulamayı, ikna taktiklerini, insan vücudundaki en çok acı veren yerleri gayet iyi bilir. eski kulağı kesiklerden kendisi. masa başı adamı değildir, işini ayakta halleder. pratiktir. emrinde kendi yetiştirdiği sağlam adamları vardır. bütün kiralık katilleri tanır. hepsi mike'dan çekinir. yaşlıcadır ama kondisyonu sağlamdır. teke tekte devrilmesi zordur, iki hareket çekip fırlatır atar adamı. karşısına dikilinesi bir tip değil pek. çevresel detayları lehine kullanmasını bilir. sakin ve soğukkanlıdır. adam öldürmekle hiçbir problemi yoktur. soğukkanlı bir zevkle yapar bunu. insanın yüzüne karşı büyük bir sevecenlikle gülümseyerek adam öldürebilir, insanı öldüreceği yere gayet masum yalanlarla çok doğal bir biçimde çekebilir. küçük bir de torunu var, arada görmeye gidiyor. ona karşı sevecen, sevgi dolu normal bir dede gibi. ama onu eve bıraktıktan sonra soğukkanlı bir katil. bütün bunlara rağmen robotsu, fantastik biri değil. gayet insani tepkileri var. walter'ın ve gus'ın hiç umulmadık, beklenmedik hamleleri karşısında birkaç saniyeliğine afalladığı olur ara sıra. hazin akıbetine ilerleyen paragraflarda ayrıca değineceğim...
- saul goodman: bu adam hukuk sihirbazı. en olmaz durumların içinden işi bir kalemine uydurarak çıkabiliyor. yasalardaki boşlukları çok iyi biliyor. bir gün hepimiz saul goodman gibi birine ihtiyaç duyabiliriz. palyaço gibi giyinen, s.klenmeyen biri. ama polis karşısında kendisini s.kletmeyi iyi beceriyor. diliyle insanı yeniyor. samoa üniversitesi mezunu.
- tuco salamanca: tam anlamıyla bela. dayanıklı, canavar ruhlu, saldırgan, şiddet delisi, ruh ve sinir hastası embesil maymun. bir zamanlar büyük babalardan olup da yaşlanınca meksika sınırındaki çöl ortası evinde tek başına oturup bütün gün altına sıçan amcası tio'dan kalan işleri devralmış güya, ama basit bir sokak serserisinden fazlası değil. ölümü de onlara yaraşır şekilde oldu. ama ölüsü de dirisi kadar bela herifin. arada bağırıp çağırsa da amcasını kendi yöntemleriyle seviyor, hatta arada öpüyor. özel yetenekleri: yumruklayarak adam öldürebilir, dilinde sigara söndürebilir.
- tio salamanca: bir sürü yeğeni olduğu için hector (amca) lakaplı, eski kartel üyesi. gençliğinde gustavo fring'in ekürisini öldürdüğü için gus ile düşmanlar. gustavo ne zaman tio'nun bir akrabasını öldürse huzurevine gidip karşısına geçiyor ve nasıl öldürdüğünü anlatarak ona eziyet ediyor. tio asla gus'un yüzüne bakmıyor/du. ta ki walter tarafından kendisine bir intimak fırsatı sunulana kadar. tio tekerlekli sandalyede oturan, konuşamayan, altına sıçan bunak numarası yapan, ama aklı gayet yerinde yaşlı bir çakal. konuşamadığı için yalnızca sandalyesine bağlı zille iletişim kuruyor. ding! ding! ding! ding! ding! ding! hep aklıma o zilin ne kadar güzel bir bomba anahtarı olabileceği geliyordu. 4. sezon finalinde aynısını izleyince elbette ki mest oldum.
- skinny pete, bagder, combo: jesse'nin keş arkadaşları. badger biraz salaktır. ama skinny pete iyi çocuktur. sağlamdır. bu ikisi kaç kez -hatta meth satmak için girdikleri terapi grubunda bile- kendilerini kaptırıl rehabilite olmuşlar, ama jesse tarafından akılları çelinip tekrar uyuşturucuya başlamışlardır. combo ise uzun olaylar zincirini başlatacak olan cinayete kurban giden şişman elemandır.
uyuşturucu işinde iyi karakter yok. walt da dahil. hiç öyle bizdeki gibi sempatik sevimli kötü adam yaratma çabasına girmemişler. gerçekçi kalmışlar. empati kurarak bir karaktere zaman zaman acısanız da, zekasından etkilenseniz de, bu bir sempatiye dönüşmüyor pek. çünkü hepsi zaman zaman çok zalim, vicdansız tiplere dönüşüyorlar. bildiğiniz şerefsiz pislikler. walt da zamanla onlardan biri oldu çıktı. biri birini öldürdüğü zaman zevkten dört köşe olsam da, hepsi kendi kirli çıkarları için iğrenç şekillerde öldürüyorlar ve bu insanda ister istemez bir tiksinti yaratıyor. bu da yeşeren bütün sempatiyi yok etmeye yetiyor.
yapımcıların az bütçeyle çok prim yapabilmek için her zaman en şaşırtıcı olanı düşünmek zorunda olduklarını, bu yüzden bir sahneyi tasarlarken oturup en şaşırtıcı olanı düşündükleri, bu sahnede karaktere ne tepki verdirsek insanlar çok şaşırır diye düşündüklerini söylediklerinden beri bende bir yadırgama oldu. ne zaman ki bunu izledim, dizi daha az şaşırtıcı bir hale geldi. gus'ın walter'a patlamasını beklerken kendi adamının kafasını durduk yere kesivermesindeki amaç falan ortaya çıktı: şaşırtma kaygısı. hikayenin kendisiyle ilgili bir şey değil yani. biz orada durmuş acaba gus walt'a ne yapacak diye beklerken, gus en umulmadık şeyi yaptı, hepimizin kafası karıştı. hiçbirimiz sebebini anlayamadık. gus'ın kafasından neler geçtiğini çözemedik. "ne acayip adam lan, vardır kendince bir sebebi" dedik. halbuki yokmuş. o sahnedeki tek amaç senaristlerin şaşırtıcı olma kaygısıymış. o yüzden şimdi diziyi izlerken insan ne beklemediğini düşünüp ne bekleyebileceğini anlayabiliyor maalesef.
neyse, yazarken kendim sıkıldım, yetsin bu kadar. olmaz olsun böyle ansiklopedik bilgi.
devamını gör...
47.
akademik ve bilimsel başarısını kendi hayatına yansıtamamış, üstelik çalışmalarını dızlatmış* bir kimyagerin hayatını konu alan uyuşturucu, dram ve klasik hayattan bir suçluya dönüşüm temalı dizidir.
devamını gör...
48.
herkes uyuşturucu odaklı bir dizi olarak algılar ama asla öyle değildir. insan psikolojisini, sistemin çarķlarını her bir karakter üzerinden harika bir şekilde işler. walter'ı izlerken sanki kendimi izliyormuşum gibi hissetmişimdir hep. o karakteri belki de en iyi anlayan benimdir. walter gibi olmamak için çabalıyorum ama sistem insanları buna sürüklüyor. unutmayın, her insan bir canavar ile yaşar ve onu serbest bırakmamak için savaşır. dizinin ana teması da budur.
devamını gör...
49.
uzun zaman önyargıyla yaklaştığım bugün ise birinci sezonunu bitirdiğim ve çok sevdiğim dizi. uzun zaman neden izlemediğimi soracak olursanız sanki aksiyon, kovalamaca, o bunu dövdü şu şuna kafa attı gibi bir dizi diye düşünmüştüm. sinema zevkine güvendiğim bir arkadaşım başından kalkmadan izleyince bana da bir göz atmak farz oldu.
efendim walter white çok zeki bir kimyager. herkesten farklı çalışan zehir gibi bir beyni var. gençliğindeki arkadaşları ondan daha az kapasiteye sahip olmasına rağmen ultra zengin olmuş. ekonomi dergilerinin kapaklarında boy gösteriyorlar. peki bizim walter ne mi yapmış, gitmiş lisede kimya öğretmeni olmuş. çünkü o hayatı hakkında çok düşünmeyen, ona biçilen rolleri yaşamaya alışmış bir insan. küçük maaşıyla kıt kanaat geçiniyor. karısı kredi kartının borcu geçmesin diye sinekten yağ çıkartıyor. hal böyleyken walter bir de üstüne bir gün ölümcül bir hastalığı olduğunu öğreniyor. buraya dikkat! walter ölüp gidecek belki kısa bir süre sonra ama ne mi yapıyor? ailesi o öldükten sonra rahat yaşasın diye yasa dışı işlere bulaşıyor. karakterine ters bir hayat yaşamaya başlıyor. sünepe walter adeta kafka'nın samsa böceği gibi bir dönüşüm geçiriyor. evet bu dizideki en büyük şey dönüşüm. belki yasak şeyler yapıyor ama kendini hiç olmadığı kadar iyi hissediyor. karakteri bambaşka bir hamura yoğruluyor. bunlar olurken o hâlâ ailesi için her şeyi yaptığını düşünüyor olabilir ama ben onun kendisini bulduğunu düşünüyorum. adeta bir dr. jeklly ile mr. hyde oluyor. karısı ve yakın çevresinin yanında başka illegal işlerinde başka bir insana dönüşüyor. ilk sezonu yutar gibi izletiyor. çok sevdim ama ikinci sezondan önce biraz ara vermem lazım. hemen bitmemeli bu dizi.
efendim walter white çok zeki bir kimyager. herkesten farklı çalışan zehir gibi bir beyni var. gençliğindeki arkadaşları ondan daha az kapasiteye sahip olmasına rağmen ultra zengin olmuş. ekonomi dergilerinin kapaklarında boy gösteriyorlar. peki bizim walter ne mi yapmış, gitmiş lisede kimya öğretmeni olmuş. çünkü o hayatı hakkında çok düşünmeyen, ona biçilen rolleri yaşamaya alışmış bir insan. küçük maaşıyla kıt kanaat geçiniyor. karısı kredi kartının borcu geçmesin diye sinekten yağ çıkartıyor. hal böyleyken walter bir de üstüne bir gün ölümcül bir hastalığı olduğunu öğreniyor. buraya dikkat! walter ölüp gidecek belki kısa bir süre sonra ama ne mi yapıyor? ailesi o öldükten sonra rahat yaşasın diye yasa dışı işlere bulaşıyor. karakterine ters bir hayat yaşamaya başlıyor. sünepe walter adeta kafka'nın samsa böceği gibi bir dönüşüm geçiriyor. evet bu dizideki en büyük şey dönüşüm. belki yasak şeyler yapıyor ama kendini hiç olmadığı kadar iyi hissediyor. karakteri bambaşka bir hamura yoğruluyor. bunlar olurken o hâlâ ailesi için her şeyi yaptığını düşünüyor olabilir ama ben onun kendisini bulduğunu düşünüyorum. adeta bir dr. jeklly ile mr. hyde oluyor. karısı ve yakın çevresinin yanında başka illegal işlerinde başka bir insana dönüşüyor. ilk sezonu yutar gibi izletiyor. çok sevdim ama ikinci sezondan önce biraz ara vermem lazım. hemen bitmemeli bu dizi.
devamını gör...
50.
skyler gerçekten çok itici bir karakterdi, özellikle de dizinin en başlarında. ww o zaman size çok daha masumane geliyordu. fakat sonra ww'in içinden resmen kanlı canlı bir canavar çıktı. tamamen insani duygularını kaybetti. bu tıpkı mephisto ile anlaşma yapan faust gibi oldu. ww'da aslında içindeki (ve içimizdeki) en büyük şeytan(ego) ile bir anlaşma yaptı (yani ona uydu veya kapıldı) itici, iğrenç bir herif oldu. gus desen sözde o da eski öldürülen arkadaşının intikamının peşindeydi ama heyhat. bir arkadaşı için kaç kişi öldü? düzinelerce olabilir. ve ayrıca onda da ayrı bir ego türü (bkz: hırs) mevcuttu. sonuç olarak tekrar söylüyorum skyler hâlâ o kadar temiz bir karakter değildi. ve peki bütün bunların sebebi ne biliyor musunuz? fakirlik, cehalet, açgözlü kevaşelik ve ciddi bir şekilde söylüyorum: kanaatsizlik. evleri vardı (kredi ile borçlarını ödüyorlardı), havuzlu bir ev, ikisinin de altında ayrı bir araba vardı ama bu açgözlü domuzlar doymak bilmedi. bakın o serebral palsi hastası çocukları var ya, o çocuk da şımarık, kafası basmayan bir çocuktu. size şu kadar söyleyeyim o çocuk bir mustang için g*tünü verirdi o kadar söylüyorum. umarım holly ileride o**spu olmaz.
mike'ı seviyorum (kabul o da kendi içinde çelişki barındırıyor) ama tek ve net bir tek iyi adam vardı o da jesse pinkman.
mike'ı seviyorum (kabul o da kendi içinde çelişki barındırıyor) ama tek ve net bir tek iyi adam vardı o da jesse pinkman.
devamını gör...
51.
ikinci sezonu izlemeye başladığımda başları biraz sıkıcı gelse de ilerledikçe insanı şoktan şoka sokan bir sezondu. mr. white ilk bölümde daha vicdanlı biriydi ya ne oldu canım adama. gözünü para bürüdü, tekelleşmek istemeler, daha çok satmak istemesi. bu işe başlarken sadece ailesi için başladı ama artık zevk almaya başladı. bir insan kendi bölgesini savunmak için başkasını tehdit eder mi? bizim pamuk kalpli kimya öğretmenimiz white bunu da yaptı. ölen adamları için olaya profesyonelce yaklaşması. ürpertti beni.
peki ya jessenin kız arkadaşı boğulurken ona müdahale etmemesi. jesseye aileden biri gibi bağlandığını düşündürttü bana. kızı da bir tehlike olarak gördü ve gözlerinin önünde boğularak ölmesine izin verdi. zaten kızı sürt üstü çevirmese kız ölmezdi.
hastalığı açısından çok sevinsem de kişilik olarak heisenberg daha da ön plana çıkacak gibi. üçüncü sezon bomba gibidir herhalde. daha neler olabilir diye düşünüyorum ama şaşırmaya devam edeceğiz gibi gözüküyor.
peki ya jessenin kız arkadaşı boğulurken ona müdahale etmemesi. jesseye aileden biri gibi bağlandığını düşündürttü bana. kızı da bir tehlike olarak gördü ve gözlerinin önünde boğularak ölmesine izin verdi. zaten kızı sürt üstü çevirmese kız ölmezdi.
hastalığı açısından çok sevinsem de kişilik olarak heisenberg daha da ön plana çıkacak gibi. üçüncü sezon bomba gibidir herhalde. daha neler olabilir diye düşünüyorum ama şaşırmaya devam edeceğiz gibi gözüküyor.
devamını gör...
52.
acayip iyi dizidir. çok iyi bir dizi. müthiş bir dizi.
görüşlerim çoğu insan gibi bu şekilde ancak tarihin en iyi dizisi görüşlerine katılmıyorum. hatta bir tık abartıyorlar. tamam dizi çok iyi ama tadını kaçırmayın. bb tayfa fazla sahipleniyor.
mesela better call saul dizisinde olduğu gibi karakterler çok ama çok başarılı işlenmiyor. karakterler iyi işleniyor ama better call saul bu konuda daha başarılı.
breaking bad teknik anlamda çok iyi. kamera kullanımı, sinematografi, atmosfer yaratma ve müzikler çok başarılı. sezonlar arasında veya bölümler arasında yumruğu vuracağı yeri çok iyi biliyor.
artı olarak yan karakterler inanılmaz. mesela saul karakterine dizi yapıldı. mike karakterine de yapılabilirdi. gus karakterine de yapılabilirdi. öyle karakterler var dizide.
sene 2022 daha fazla breaking bad övecek değiliz. daha önce başlayıp devam edememiş tayfa mutlaka vardır. tekrar şans versin. izlemeyen tayfa ise hemen izlesin.
görüşlerim çoğu insan gibi bu şekilde ancak tarihin en iyi dizisi görüşlerine katılmıyorum. hatta bir tık abartıyorlar. tamam dizi çok iyi ama tadını kaçırmayın. bb tayfa fazla sahipleniyor.
mesela better call saul dizisinde olduğu gibi karakterler çok ama çok başarılı işlenmiyor. karakterler iyi işleniyor ama better call saul bu konuda daha başarılı.
breaking bad teknik anlamda çok iyi. kamera kullanımı, sinematografi, atmosfer yaratma ve müzikler çok başarılı. sezonlar arasında veya bölümler arasında yumruğu vuracağı yeri çok iyi biliyor.
artı olarak yan karakterler inanılmaz. mesela saul karakterine dizi yapıldı. mike karakterine de yapılabilirdi. gus karakterine de yapılabilirdi. öyle karakterler var dizide.
sene 2022 daha fazla breaking bad övecek değiliz. daha önce başlayıp devam edememiş tayfa mutlaka vardır. tekrar şans versin. izlemeyen tayfa ise hemen izlesin.
devamını gör...
53.
dizi tarihinin en dizilerinden olabilir. karakter gelişimini harika bir şekilde yansıtıyor.
son sezonda skyler'a: "kendim için yaptım." demesi ise çok fazla anlam içerir. tüm dizi boyunca sürekli ailem için yapıyorum diyen bir adamın aslında kendine ne kadar fazla yalan söylediğini gösteriyor.
youtube de bir video altındaki yorum ise bence dizi için özet niteliğinde
heisenberg gibi yaşamak ister, walter white gibi ölürüz.
hayatımız birçok şey yapmak isteriz ancak birçoğunu gerçekleştiremeden bu dünyadan göçüp gideriz. yaşadığımız her anın tadını çıkarmaya bakalım.
son sezonda skyler'a: "kendim için yaptım." demesi ise çok fazla anlam içerir. tüm dizi boyunca sürekli ailem için yapıyorum diyen bir adamın aslında kendine ne kadar fazla yalan söylediğini gösteriyor.
youtube de bir video altındaki yorum ise bence dizi için özet niteliğinde
heisenberg gibi yaşamak ister, walter white gibi ölürüz.
devamını gör...
54.
edebiyatta "dostoyevski" ne ise dizi sektöründe "breaking bad" odur. yani bana deseniz ki tek bir kötü şey söyleyin; "bitmesi" dışında hiçbirşey söyleyemem.
oyunculuklar: 10/10
senaryo: 10/10
olay örgüsü: 10/10
allah'ın rahmeti gus fring abimin üstüne olsun inşallah
oyunculuklar: 10/10
senaryo: 10/10
olay örgüsü: 10/10
allah'ın rahmeti gus fring abimin üstüne olsun inşallah
devamını gör...
55.
aman allahım. üçüncü ve dördüncü sezon en iyisiydi. bizim walter white tanıdığımız o adam değil artık. içimi dökmeden önce üçüncü ve dördüncü sezonun su gibi aktığını söylemeliyim. evet otuza yakın bölüm var ama hemen bitiyor.
şimdi gelelim ultra zeki adamımız mr. white konusuna. evet abicim, başında bu işe ailen için girdin. seni destekledik, yürü be aslan parçası dedik. ama senin içinden bir canavar çıktı. artık adam öldürürken -ne kadar ölmeyi çoktan hak etmiş olsalar da- gözünü bile kırpmıyorsun. seni kızdıran, tehdit olarak gördüğün herkesi yok etmeyi kafana koymuşsun. sen aslında tam bir psiopatmışsın ama haberimiz yokmuş. ah hele o dördüncü sezonun son bölümünde o beyaz çiçeği gördüm ya, sana olan tüm samimi duygularım öldü. evet, sen benim güzel duygularımın da katilisin. belki çok para kazanacaksın ama insanlığını kaybedeceksin. umarım beşinci sezonda aile güzellemesinin arkasına saklanmayı bırakıp ne kadar rezil bir herife dönüştüğünü kabul edersin.
beşinci sezonda umarım daha kötü birini izlemeyiz. yüreğim kaldırmıyor artık.
şimdi gelelim ultra zeki adamımız mr. white konusuna. evet abicim, başında bu işe ailen için girdin. seni destekledik, yürü be aslan parçası dedik. ama senin içinden bir canavar çıktı. artık adam öldürürken -ne kadar ölmeyi çoktan hak etmiş olsalar da- gözünü bile kırpmıyorsun. seni kızdıran, tehdit olarak gördüğün herkesi yok etmeyi kafana koymuşsun. sen aslında tam bir psiopatmışsın ama haberimiz yokmuş. ah hele o dördüncü sezonun son bölümünde o beyaz çiçeği gördüm ya, sana olan tüm samimi duygularım öldü. evet, sen benim güzel duygularımın da katilisin. belki çok para kazanacaksın ama insanlığını kaybedeceksin. umarım beşinci sezonda aile güzellemesinin arkasına saklanmayı bırakıp ne kadar rezil bir herife dönüştüğünü kabul edersin.
beşinci sezonda umarım daha kötü birini izlemeyiz. yüreğim kaldırmıyor artık.
devamını gör...
56.
bitti iki gözümün çiçeği. hayatımda izlediğim en iyi ilk on dizi listeme girer. hatta ilk beşe de girebilir. ciğerimiz kalmadı bu sezonda.
walter karısının ısrarlarına dayanamayıp bu işlerden elini eteğini çektiğinde dedim ne olacak acaba bundan sonra. anaaa bir baktım bizim hank enişte merhum gale'in ustasına hediye ettiği kitabı buldu ve tam o anda kafasında bir şimşek çaktı. sen de az değilsin enişteee. bacanağın kadar olmasan da sen de çok zekisin, hakkını yiyemem. eyvah ortalık karışacak dedim ama çok akıllıca hareket etti.
son sezonda mike öldüğü için biraz içim sızladı. evet pisliğin teki ama biraz sevmiştim onu. w. w. yakalanma korkusu yüzünden ani hamleler yapıp boşuna harcadı adamı. listeyi kadından alıp o kadar insanı öldürtmesi de çok kötüydü. elleri kana bulanmıştı ama artık gırtlağına kadar kan içinde yüzüyordu.
jesse ise tam kaçacakken bazı şeyleri sonunda çözüp waltın peşine düştü. bu işlere bulaşıp bu kadar saf adam görmedim. walt sana değer vermeseydi hayatta bile kalamazdın ama sana da çok üzüldüm be jesse. benim kalbim de yumuşak ayıcık gibi mübarek herkese üzülüyor.
bu sezonun başrolünden bile beni daha çok üzen kaybı ise hank. ulan walt o adamları aramasan ne olurdu. hırsından jesseyi haklamak için çıktığın yolda aile aile diye bir yerlerini yırtarken ailenden birini öldürdün. tetiği çekmedin belki ama o seçimi çoktan yapmıştın. puu yazıklar olsun sana. ve sen cesur adam ajan schrader, ölürken bile başın dikti. gözlerinde bir gram korku yoktu. senin heykelini dikeceğiz.
ve sen walt. ne kadar bu işte kendini çok mutlu hissedip kendini bulduysan ve her şeyi kendin için yapmış olsan da, lanet bir kanserli olsan da, dünyanın en zeki suçlusu olsan da hak ettiğin şekilde öldün. yine de hakkını yiyemem. o bagajdaki düzenek harikaydı. öldün gittin bak, huzurlu huzurlu ailenle yaşasan ne olurdu. şimdi ailen parayı alacak belki ama asla eskisi gibi mutlu olamayacak. para aile olmayı, mutluluğu satın alabilir mi ha, alabilir mi? puu sana. alevler içinde uyu.
walter karısının ısrarlarına dayanamayıp bu işlerden elini eteğini çektiğinde dedim ne olacak acaba bundan sonra. anaaa bir baktım bizim hank enişte merhum gale'in ustasına hediye ettiği kitabı buldu ve tam o anda kafasında bir şimşek çaktı. sen de az değilsin enişteee. bacanağın kadar olmasan da sen de çok zekisin, hakkını yiyemem. eyvah ortalık karışacak dedim ama çok akıllıca hareket etti.
son sezonda mike öldüğü için biraz içim sızladı. evet pisliğin teki ama biraz sevmiştim onu. w. w. yakalanma korkusu yüzünden ani hamleler yapıp boşuna harcadı adamı. listeyi kadından alıp o kadar insanı öldürtmesi de çok kötüydü. elleri kana bulanmıştı ama artık gırtlağına kadar kan içinde yüzüyordu.
jesse ise tam kaçacakken bazı şeyleri sonunda çözüp waltın peşine düştü. bu işlere bulaşıp bu kadar saf adam görmedim. walt sana değer vermeseydi hayatta bile kalamazdın ama sana da çok üzüldüm be jesse. benim kalbim de yumuşak ayıcık gibi mübarek herkese üzülüyor.
bu sezonun başrolünden bile beni daha çok üzen kaybı ise hank. ulan walt o adamları aramasan ne olurdu. hırsından jesseyi haklamak için çıktığın yolda aile aile diye bir yerlerini yırtarken ailenden birini öldürdün. tetiği çekmedin belki ama o seçimi çoktan yapmıştın. puu yazıklar olsun sana. ve sen cesur adam ajan schrader, ölürken bile başın dikti. gözlerinde bir gram korku yoktu. senin heykelini dikeceğiz.
ve sen walt. ne kadar bu işte kendini çok mutlu hissedip kendini bulduysan ve her şeyi kendin için yapmış olsan da, lanet bir kanserli olsan da, dünyanın en zeki suçlusu olsan da hak ettiğin şekilde öldün. yine de hakkını yiyemem. o bagajdaki düzenek harikaydı. öldün gittin bak, huzurlu huzurlu ailenle yaşasan ne olurdu. şimdi ailen parayı alacak belki ama asla eskisi gibi mutlu olamayacak. para aile olmayı, mutluluğu satın alabilir mi ha, alabilir mi? puu sana. alevler içinde uyu.
devamını gör...
57.
bu dizi olaydan ziyade karakter gelimi ve evreni ile baş yapıttır. karakterlerin dönüşümü olayın kendisidir ve bu o kadar güzel aktarılır ki izleyiciyi gerçeklik duygusu tatmin eder. gerçekten böyle bir olay yaşansa senaryo aşağı yukarı bu şekilde gerçekleşirdi.
devamını gör...
58.
uzun süren ama sıkmadan izleten, efsanelerin arasında yerini çoktan almış dizi. ilk çıktığı zamanlar birinci sezonu izlemiştim yanlış hatırlamıyorsam. uzun süren dizilere çok sıcak bakmadığımdan erteleyip durmuştum; günümüze kısmetmiş.
bryan cranston ‘ı malcolm in the middle dizisinden tanıyorum. o zamanlar severek izlediğim bir diziydi. kendisi pek ekranlarda görünmese de set arkasında çok faal bir oyuncu. bu diziyle de oyunculuğuna hayranlığım bir kat daha arttı.
dizinin en sevdiğim tarafı yaratılan karakterler oldu. bu karakterlere cuk oturan oyuncu seçimleri de diziyi gerçekten yaşanmış izlenimiyle izlememizi sağlıyor. konusu itibariyle şahsiyet dizisini andırıyor. ana karakter olan walter’ın kanser olduğunu öğrenmesiyle bambaşka bir yola sapması anlatılıyor. şahsiyet dizisine benzetmemdeki neden şu: ikisinde de ana karakterin içinden şeytan mı çıktı, yoksa o şeytan gerçekten içinde miydi şüphe duymamız. çünkü walter, ailesine bağlı sakin ve efendi bir adam. kanser olduğunu öğrendikten sonra ‘kaybedecek neyim var ki?’ farkındalığına varıp ipini kopardığını düşünsek de aslında walter’ın içinde var olan hırs ortaya çıktı. zaten son sezonda eşiyle konuşmasında da bunu şu şekilde itiraf ediyor:
skyler: her şeyi bizim için yaptığını söyleme!
walter: hayır, her şeyi kendim için yaptım.
her ne kadar içindeki şeytanla boğuşsa da yine de hala değer verdiği insanlar var. bence asıl vicdansızlığı hakettiğini düşündüğü insanlara karşıydı.
diğer ana karakter ise aaron paul’un canlandırdığı jessie karakteri. her ne kadar torbacı olsa da uyuşturucu işine bulaşmış olsa da hep iyi olanı yapmaya çalıştı garibim. ama şartlar ve etrafındaki insanlar tarafından kolay manipüle edildi. aslında iyi bir insan ama yanlış seçimler yaptı. tam hayatını düzene sokmaya çalışırken mutlaka karşısına engel çıktı. özellikle zorla uyuşturucu yaptırıldığı bölümlerde içim acıdı(bu bölümler daha çok filminde yayımlandı). en büyük hatası ise 5 mio usd ile yeni bir hayat kurabilecekken ilkel güdüyle hareket edip geri dönmesi oldu. oyunculuğu harika. hiçbir sahnesinde irite olmadım. walter ile mükemmel bir ikili oldular.
bir de favorim olan mike karakteri var; jonathan banks canlandırıyor. oyuncunun severek izlediğim birçok dizisi oldu. onun da tek arzusu torununa biraz para bırakabilmekti. oynadığı karakter dizideki en sevdiğim karakterlerdendi.
yazacaklarım var ama kalanını el camino filmine yazacağım. diziyi izleyenler sinek bölümünü bilir. laboratuvara sinek girer ve walter ile sinek mücadelesi yaşanır. neredeyse bir bölüm sadece bu basit eylemle geçmesine rağmen bu bölümü dahi sıkılmadan izlersiniz. oyuncu makyajlarını da söylemeden edemeyeceğim. özellikle filmde jessie’nin yüzünü öyle bir hale getirmişler ki insanın haline ağlayası geliyor.
işin özü izlenecek dizidir. hala izlemediyseniz mutlaka şans verin. ama ilk 3/4 bölüm sabredin, sonrasında bırakamayacaksınız. iyi seyirler.
bryan cranston ‘ı malcolm in the middle dizisinden tanıyorum. o zamanlar severek izlediğim bir diziydi. kendisi pek ekranlarda görünmese de set arkasında çok faal bir oyuncu. bu diziyle de oyunculuğuna hayranlığım bir kat daha arttı.
dizinin en sevdiğim tarafı yaratılan karakterler oldu. bu karakterlere cuk oturan oyuncu seçimleri de diziyi gerçekten yaşanmış izlenimiyle izlememizi sağlıyor. konusu itibariyle şahsiyet dizisini andırıyor. ana karakter olan walter’ın kanser olduğunu öğrenmesiyle bambaşka bir yola sapması anlatılıyor. şahsiyet dizisine benzetmemdeki neden şu: ikisinde de ana karakterin içinden şeytan mı çıktı, yoksa o şeytan gerçekten içinde miydi şüphe duymamız. çünkü walter, ailesine bağlı sakin ve efendi bir adam. kanser olduğunu öğrendikten sonra ‘kaybedecek neyim var ki?’ farkındalığına varıp ipini kopardığını düşünsek de aslında walter’ın içinde var olan hırs ortaya çıktı. zaten son sezonda eşiyle konuşmasında da bunu şu şekilde itiraf ediyor:
skyler: her şeyi bizim için yaptığını söyleme!
walter: hayır, her şeyi kendim için yaptım.
her ne kadar içindeki şeytanla boğuşsa da yine de hala değer verdiği insanlar var. bence asıl vicdansızlığı hakettiğini düşündüğü insanlara karşıydı.
diğer ana karakter ise aaron paul’un canlandırdığı jessie karakteri. her ne kadar torbacı olsa da uyuşturucu işine bulaşmış olsa da hep iyi olanı yapmaya çalıştı garibim. ama şartlar ve etrafındaki insanlar tarafından kolay manipüle edildi. aslında iyi bir insan ama yanlış seçimler yaptı. tam hayatını düzene sokmaya çalışırken mutlaka karşısına engel çıktı. özellikle zorla uyuşturucu yaptırıldığı bölümlerde içim acıdı(bu bölümler daha çok filminde yayımlandı). en büyük hatası ise 5 mio usd ile yeni bir hayat kurabilecekken ilkel güdüyle hareket edip geri dönmesi oldu. oyunculuğu harika. hiçbir sahnesinde irite olmadım. walter ile mükemmel bir ikili oldular.
bir de favorim olan mike karakteri var; jonathan banks canlandırıyor. oyuncunun severek izlediğim birçok dizisi oldu. onun da tek arzusu torununa biraz para bırakabilmekti. oynadığı karakter dizideki en sevdiğim karakterlerdendi.
yazacaklarım var ama kalanını el camino filmine yazacağım. diziyi izleyenler sinek bölümünü bilir. laboratuvara sinek girer ve walter ile sinek mücadelesi yaşanır. neredeyse bir bölüm sadece bu basit eylemle geçmesine rağmen bu bölümü dahi sıkılmadan izlersiniz. oyuncu makyajlarını da söylemeden edemeyeceğim. özellikle filmde jessie’nin yüzünü öyle bir hale getirmişler ki insanın haline ağlayası geliyor.
işin özü izlenecek dizidir. hala izlemediyseniz mutlaka şans verin. ama ilk 3/4 bölüm sabredin, sonrasında bırakamayacaksınız. iyi seyirler.
devamını gör...
59.
uyarı: spoiler ile karışıktır.
bir adam düşünün dahi derecesinde bir zekaya sahip ama oyle boyle degil. kafasında 4 islerimin tillahını yapıyor. yetmiyor gray diye bir madde uretip sirketi kuruyor. ödüller falan aliyor. sonra kendini özel bir okulda ogretmenlik yaparken buluyor. beyni buna isyan ediyor çünkü hakettigi yer universite de profluk.
adamin yuzundeki her çizgi bir yaşanmışlık aga.bu hayata olan öfkesi yüzüne yansiyor.sevmedigi bir işi yapıyor. saygisiz öğrencilerin yaninda küçük düşüşu ve bu hayatta pısırık kalışının cezasini cekiyor.
ee adam kimyager. cigerler yavastan alarm veriyor. ailesini düşünüyor. morgage kredisini falan filan. napacak ne edecek. enistesi ile bir operasyona katılıyor. orada eski öğrencisi pinkman'ı görüyor ve artık saflık kalitesi %99 lara çıkaracak olan metafetamin
işine giriyorlar.
walter white bu işi seviyor. ne kadar zor gelse de. içinde hem meslegini yapıyor titizlikle hem de statü sahibi olup deli dehset para kazanıyor.
sonralarında meth satışında çeşitli adamlar giriyor çıkıyor. walter white zekasiyla her oyundan çıkıyor. ta ki finale kadar. hüüğ.
not: skyler kaşardır. walter adamdır.
bir adam düşünün dahi derecesinde bir zekaya sahip ama oyle boyle degil. kafasında 4 islerimin tillahını yapıyor. yetmiyor gray diye bir madde uretip sirketi kuruyor. ödüller falan aliyor. sonra kendini özel bir okulda ogretmenlik yaparken buluyor. beyni buna isyan ediyor çünkü hakettigi yer universite de profluk.
adamin yuzundeki her çizgi bir yaşanmışlık aga.bu hayata olan öfkesi yüzüne yansiyor.sevmedigi bir işi yapıyor. saygisiz öğrencilerin yaninda küçük düşüşu ve bu hayatta pısırık kalışının cezasini cekiyor.
ee adam kimyager. cigerler yavastan alarm veriyor. ailesini düşünüyor. morgage kredisini falan filan. napacak ne edecek. enistesi ile bir operasyona katılıyor. orada eski öğrencisi pinkman'ı görüyor ve artık saflık kalitesi %99 lara çıkaracak olan metafetamin
işine giriyorlar.
walter white bu işi seviyor. ne kadar zor gelse de. içinde hem meslegini yapıyor titizlikle hem de statü sahibi olup deli dehset para kazanıyor.
sonralarında meth satışında çeşitli adamlar giriyor çıkıyor. walter white zekasiyla her oyundan çıkıyor. ta ki finale kadar. hüüğ.
not: skyler kaşardır. walter adamdır.
devamını gör...
60.
bazı bölümlerinin nasıl bittiğini anlamadığınız, bazı bölümleri ise bitmek bilmeyen; kanser olduğunu öğrendikten sonra değişik işlere kalkışan "başarılı" ve "zeki" kimya hocasının kalkıştığı değişik deneyimleri konu alan dizidir.
kült diziler arasında yer alır. dizi kültürünü iyi anlamak ve bu kültürün nabzını tutabilmek için mutlaka izlenmesi gereken diziler arasında yer alır.
sevmeseniz de dişlerinizi sıkıp izleyip bitirmeli ve bunca insanın "neyi sevdiğini" anlamaya çalışmanız gerekebilir.
ı won!
kült diziler arasında yer alır. dizi kültürünü iyi anlamak ve bu kültürün nabzını tutabilmek için mutlaka izlenmesi gereken diziler arasında yer alır.
sevmeseniz de dişlerinizi sıkıp izleyip bitirmeli ve bunca insanın "neyi sevdiğini" anlamaya çalışmanız gerekebilir.
ı won!
devamını gör...