221.
çocukken bakış açısı değil hayran olunan kişiler vardır. dolayısıyla onların bakış açıları senin bakış açındır. büyüdükçe, yerini bakış acısına bırakanlardan sıyrılınır ve yeni bakış açıları keşfedilerek hayata bakmaya devam edilir.
devamını gör...
222.
yağmur yağdığında allah ağlıyor zannederdim...
devamını gör...
223.
tv de akşam vampirli mampirli korku filmleri izleyince , izlediğin şeylerin gece gelip seni ziyaret edeceğini düşünmek .
devamını gör...
224.
ilkokuldayken ibni sina, ibni rüşt, ibn haldun gibi başında ibn olan şahısları ibne sanıyordum. hatta konuya girerken "afedersiniz ama ibni sina şöyle şöyle demiş" diyordum. neyse ki biri uyardı da aydınlandım.
devamını gör...
225.
evdeki radyonun içinde insan olduğu sanmak!
devamını gör...
226.
zengin insanları zeki zannediyordum. hem zaten zenginliği de eve kinder surprise alabilmeyle ölçüyordum.

sonra zengin insanların genelinin zeki olmadığını, zeki insanların da zamanla zengin olamadığını ve hatta kinder surprise’in bile tadının ne kadar berbatlaştığını gördüm.

yıkılmadım ama italikleşmiş olabilirim.
devamını gör...
227.
büyüdükçe mutluluk artar, kaygılar çocukluğa aittir.*
devamını gör...
228.
kadınların müezzin olmasının önünde bir engel olduğunu düşünmezdim. ah tanrım, ilk o gün kırdın kalbimi. oysa ben ne çok prova yapmıştım. ne çok ezan okudum. sesim gür çıksın diye az mı bağırdım. küstüm.
devamını gör...
229.
insanlarin evlendiğinde eski sevgilileriyle olan anılarını unuttuklarını sanıyordum.
devamını gör...
230.
boşanan çiftlerden nefret ederdim. ne var sanki aynı evde yaşayın çocukları çok üzüyorlar, dertleri ne ki derdim içimden.
şimdi diyorum ki hacı o işler öyle değilmiş. şimdi boşanan insanları görünce üzülmüyorum. sağ salim boşananlara seviniyorum hatta
hayata 1 kere geliyor insan oğlu, taş çatlasın 80 sene yaşar, o da herşey yolunda giderse.
sorunlu bir eşe katlanmak için hayat çok kısa.
bakış açım çok değişti çok.
devamını gör...
231.
bugün hâlâ yanlış olduğunu düşünüyorsak içsel yolculuğumuzu başlatıp o çocuğu bulup özür dilememiz gerekli. o zamanlar öyle bakamasaydı o çocuk, bugün bu kişi olamazdık. ya da sadece oda kahvaltı kavramını odaya getirilen kahvaltı zanneden düz mantığıdır belki de yanlış bakışı.
devamını gör...
232.
kendini pokemon zannedip balkondan aşağı atlamak mesela;

(bkz: nerden baksan tutarsızlık nerden baksan ahmakça)
devamını gör...
233.
gazetelerin ve haberlerin yalan söylemek veya abartmak için bir sebebi yok.
annem, babam, öğretmenim haklıdır. sonuçta yetişkin insanlar, bilirler işin doğrusunu.
devamını gör...
234.
büyükler her şeyin en iyisini bilir.
yaramaz çocuklar gibi çirkin davranışları da yoktur.
keşke haklı olsaydın çocuk.
devamını gör...
235.
yürüyen merdiven son raddede ayağım takılıp düşsün diye tasarlandığı için son saniye zıplamam gerekmesi.

birkaç saniye önceden zıplamak da oluyormuş.
devamını gör...
236.
allah'ı gökyüzünde sanıyordum öyle miydi gerçekten.
devamını gör...
237.
ben, deniz kenarında yaşayan herkesin sarışın oldugunu düşünürdüm.
devamını gör...
238.
çocukken bakış açısına mı sahipmişiz?
devamını gör...
239.
bebeğin nasıl oluştuğunu bilmediğim için birileri sırf evlendi yüzük takıp , imza attı diye çocukları oluyor sanıyordum.
devamını gör...
240.
o zamanda sahip olduğumuz değil bize yanlış öğretilen şeyler;
dövme, piercing tarzını ve pastel renkli saçları da varsa da tamam. hemen uzak dur!
böyle olan kişilerin hepsini satanist sanıyordum (abimden) bu yüzden. kafası o kadar uçmuş ve cani. korkup kaçmak istiyordum. çünkü kedi kadar küçük şeyi yiyebilen o kadar küçük beni de yiyebilir gibiydi. (:

bir ara biraz uzun saçlı, kolları baya dövmeli yapılı ve uzun adama denk gelmiştim çarşıda bir markette. annemde beni 5 tl bozdurayım diye oraya yollamak istedi. karşı çıktım. adamı gösterip "görmüyor musun onu, beni (6-7) kaçırıp yiyebilir. öleyim mi istiyorsun hem de gündüz vakti?"
deyince annem ne diyeceğini bilememişti ben de adamın yanında bulunabilenlere bakıyordum. 'büyükler diye yenmeyeceklerinden eminler sanırım ama ben küçük olduğum için tehlikedeyim.' diye düşünmüştüm. annem "hepsi kötü değil. ayrıca seni yiyeceğini nereden çıkardın?"
"bilmem. abim buna benzer kedi yiyen gösterdi." dediğimde yetişmiştik ama ben elini sıkıca tutuyordum. arkasına saklanmaya çalışıyordum. küçüğüm diye adam bana bakıp gülümseyince "hem kedi yiyor hem de bana gülüyor." şeklinde mırıldanıp kızgınca bakmıştım. adam "ne dedin premses?" deyip gülünce kızgınca "kedi yiyorsun dedim. büyük hayvan yiyebilirken niye kedi yemek istedin ki? yoksa siz de bayram yok mu?" deyince adam kahkaha atmıştı. "kedi yemiyorum. büyük hayvanlardan yiyip doyuyorum ben de." deyince "yalan söylemek kötü bir şey. doğru söylüyor musun?" dedim inanmak isteyen şüpheli sesimle ama annem beni çekiyordu. işini o göremediğim yüksek tezgahtan halletti galiba.
"evet, hem kedi sevmem pek. kuzu, dana varken onu kim yer ki?"
"sana benzeyenler var onlar yiyor." deyince annemle konuşmaya başladılar biraz...

onların "sizden farklıyım." deme şekilleri bu. ama ben fiziksel farklılığa girmeden farklı olmayı daha çok seviyorum sanırım. gotik tarzını severim çekici ve hoş buluyorum ama giyim tarzı, saç rengi ve makyaj olarak. koyu renkler vs. ya bayılıyorum. bazen yarı gotik takılıyorum. umarım bazı çocuklar için yarı satanist sayılmıyorumdur. ><
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"çocukken sahip olunan yanlış bakış açıları" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim