kederdir belki.
devamını gör...
cografyasina gore degisecek mevzudur. kulturumuz; kulturumuzun getirisiyle edindigimiz ögretilerimiz, kaliplarimiz karakterimizi etkiler. dolayisiyla insan yasadigi alanin, bulundugu kulturun/cevrenin seklini alir. bu istemsizce gerceklesir hatta.

ogretilerin ve kaliplarin icerisinden cikmak gercekten zordur. mevcut potansiyelimiz izin verse dahi icinde bulunulan koşullarin da gozardi edilemeyecek kadar etkisi buyuktur.

iste "cografyasina gore degisir" soylemimle kastetmek istedigim tam olarak bu. bir seyleri gerceklestirmek icin sinirlari asmamiza yardim edecek ögelere de halihazirda sahip olmamiz gerekir. ornegin afganistan gibi bir ulkede yasayan biri ne yapabilir mesela? orada yasayan bir kadina "neden okumadin, hayatini neden degistirmedin" diye sormak bence birazcik mantik disi bir yaklasimdir. potansiyeli olsa dahi ona ogretilenler, icinde bulundugu konum hayatini degistirmeye olanak sunmayacaktir. cografya afganistan ve benzeri ulkelerde kaderdir kisaca.

ama tabii ki her turlu imkani elinde bulundurup yan gelip yatarak "cografya benim kaderim" diyen zat-ı muhremin bu soylemi gulunctur. cografyasi degil, tembelligi onun kaderidir.
devamını gör...
kader demek bir yaratıcının varlığını da kabul etmeyi beraberinde getirir.
değiştirilebilir kaderdir olsa olsa.

kenya' da doğup fransa' da plaza katta yaşamak, ekonomik açıdan bayrağı eline almak, kader denilen öğrenilmiş çaresizliği alt etmek de kişinin kendi elinde.

değiştirilebilen şeylere kader dememek gerekiyor galiba.
devamını gör...
coğrafya kader olsaydı google'ın ceo'su bir hint fakirinin oğlu olmazdı. adam 1 yıllık gelirini uçak parası yapıp oğlunu amerika'ya yollamış. sonuç bu.
(bkz: sundar pichai)
devamını gör...
kaderdir.

fransiz plazasinda yasiyor olman kenya'da dogdugun gercegini degistirmez.

bakin elon musk'a hic guney afrika'da dogmusa benziyor mu? ama guney afrikada dogdu. bu bir gercek.

cografya kaderdir. cinsiyetin kaderindir. anan baban kaderindir.
devamını gör...
genleriniz kaderinizdir.
devamını gör...
ortadoğuda yaşayan bizler için cevabı basittir ama bir norveçli de bunu diyebiliyorsa vardır bi bildiği;

twitter.com/flood_zamani/st...
devamını gör...
evet coğrafya kaderdir. kaderini değiştirmek ise bir uçak biletine bakar. lakin bırakıp gitmek de öyle kolay değildir.
buradan
devamını gör...
coğrafya kederdir. özellikle 2020 ve sonrası türkiye coğrafyası...
devamını gör...
şimdi bir ülke düşünün; yeraltı kaynakları yok, enerjisini dışarıdan ithal ediyor, tsunamiyi güneşten çok görmüş, dağlık bir adada yer alıyor ve gerçek anlamda deprem ülkesi. ekstra olarak da iki tane nükleer bomba düşmüş ama bu coğrafyadan bağımsız. neyse konumuza dönersek bu ülkenin 2019'da kişi başına düşen milli geliri 44.000 dolar civarındaymış.

başka bir ülkeye bakalım. üç tarafı denizlerle çevrili, kimse yüzme bilmiyor, kimse balık yemiyor. aynı anda dört mevsimi yaşanıyor, kimse tatile gidemiyor, kimse sebze-meyve yiyemiyor. jeopolitik konumuna bakıyoruz, iki kıtanın birleştiği yerde kimse doğuya gidemiyor, kimse batıya gidemiyor.

coğrafya kaderdir demek çok zavallı bir durum. "ben zaten kadere sıvadım başıma gelenleri ama yetmedi üst nesilleri de bu romantizme alet ettim" demekten başka bişey değil. mağduriyet o kadar tatlı bir zehir ki bütün sorumluluklardan sıyrılmanızı sağlıyor.
devamını gör...
bir insanı ailesi ve sosyal çevresi yetiştirir. bu nedenle nerelisin sorusuna hep baban nereli sorusu da eklenir.

sizi yetiştirenler nasıl yetiştiyse sizi de öyle yetiştirir. kitap okunmayan evde büyüyen çocuk kitap okuyan birini görmeden büyürse , büyüyünce okuma alışkanlığı olmaz.

okuma alışkanlığı olmayan genç , kendine anlatılan doğrularla büyür ve o doğrularla devam eder. doğru olup olmadığını merak etmez çünkü bunu merak etmesi için başka bir doğrunun olabilme ihtimalinin onun düşünce yapısının içinde barınıyor olması gerekir.

kitap okumadığı için sadece aile, akraba ve onlar gibilerden oluşan sosyal çevreden bilgi alan, onlar gibi düşünenlerin izlemesi için yayın yapan gazete dergi tv takibi yapan kişiler farklı bir şey duymaz.

coğrafya bu anlamda kaderdir çünkü kapalı topluma dışarıdan veri girişini zorlaştırır. internet çağında fiziki okul ve öğretmene ihtiyaç mı var deseniz de merak duygusu olmayan orada da aynı düşünce yapısını takip eder.

sosyal medya , arama motorları, e- ticaret siteleri siz neyi incelerseniz onun türevini size sunar. o daireden çıkamazsınız.

gelişmek için değişime açık olmak gerek. size çok saçma da gelse önce bir durup düşünmek sonra neden saçma olduğunu ortaya koyabilmek gerek.

x kişisi söylüyorsa ben onu dinlemem demek baştan bir başarısızlık hilayesi.
devamını gör...
doğduğunuz yer, kaderdir.
ama yaşadığınız ya da yaşayacağınız yeri siz belirleyebilirsiniz.
devamını gör...
bütün entarileri okudum, bir kişi bile dememiş ki düşünce tarihine bir bakalım. vakti zamanında insanlar bunların felsefesini yapmış zaten aziz romalılar. yani bu fikirlerin sahibi siz değilsiniz.
devamını gör...
öyle olmasa bu söz olmaz.
devamını gör...
tembel tayfanın sığınağı, sihirli söz.

evet, kaderdir. yat anasını satayım.
devamını gör...
bazen öyle bazen değil.
orda kalmakta ısrar edersen öyle
ama bi taraflarını kaldırıp harekete geçersen hayatını değiştirebilirsin.
birçok örneğide vardır.
devamını gör...
yo hayir kader olsa bilirdim.
devamını gör...
değil.


elon musk afrika'da doğdu, adamın afrikalı bir bireyle tek ortak noktası yok.
insan olmak dışında.
utanmasa ölümsüzlüğü bulacak.

coğrafya büyük bir etmen ama doğduğun yerde yaşamak zorunda da değilsindir..
devamını gör...
şöyle bir cevabı olabilir:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
100.
maalesef coğrafya bir açıdan kaderdir, bir açıdan değildir. ben bunu %50 - 50 bir orana bağlıyorum.

bir kere içine doğduğun millet ve ırk, dünyanın geri kalanının seni tanımlamasında genel bir çerçeve oluşturuyor. mesela türkler; maalesef içimizde yaşayan bir takım barbarlar ve sapıklardan kaynaklı, genel olarak “ gerici- farklılığı kabul etmeyen- barbar” bir topluluk olarak tanınıyor çünkü içimizde yaşayan böyle insanların maalesef yaptıkları her şey, tüm milletin kimliğine negatif anlamda “evrensel” sıfat takılmasına sebep oluyor.

akp’nin başta olduğu 21 yıl boyunca, zamanla bir tık dahi olsa zorla “ modern “ olarak elde ettiğimiz çerçeveyi iyice kaybettik özellikle istanbul’da düzenlenen bienaller, açılan sanat galerileri, düzenlenen konserler bize karşı olan ön yargıyı biraz kırmıştı fakat son 2-3 yılımız dünya basınında feci halde. insan haklarından yoksun, kadınların haklarının hiçe sayıldığı, farklılığın-sanatın ve ayrı çerçeveye ait her türlü kültürel oluşumun ban yediği bir ülke olarak görülüyoruz ve yabancı insanların türkiye ile ilgili ciddi kaygılar oluşturmasına sebebiyet veriyor bu durum.

4 gün sonra amerika’dan 2 tane sanatçıyı ağırlayacağım. ıstanbul’da 6 gün kalacaklar. ıstanbul gibi bir şehire gelirken dahi, tereddütler ve korkularla geliyorlar çünkü türkiye ile ilgili onlara anlatılanlardan kaynaklı negatif bir izlenime sahipler ama bunca yüklenen ön yargıya rağmen, bana güvenip buraya geliyorlar. buda ayrı alkışlanacak bir hareket.

bana güveniyor olmaları, diğer bütün olumsuzlukları bastırıyor şu an. eğer düzgün bir süreç geçirirsek, 2 kişi ön yargılardan arınmış olarak ülkesine geri dönecek ve gördükleri her şeyi olumlu ton ile anlatacaklar. vizyon kalıcı olarak böyle değişir işte. zaman ve çaba ile.

şimdi ; türkiye’de parası olan kesimin çocukları çok büyük şanslara sahipler çünkü ebeveynler çocuklarını bir noktada yurt dışı ekolüne dahil ediyor. bunu yapmak için genelde “ eğitim” kullanılıyor. lise ya da üniversite için çocuklar gönderiliyor ve oranın kültürüne dahil olup, hayatını kurtarıyor. bu noktada önemli olan 2 etmen var ; eğitim ve kültür düzeyi yüksek ebeveynler ( çünkü cocuklarının hayatlarını kurtarmak istiyorlar ve bunun yolunu planlayıp, cocukları gönderiyorlar) , düzenli sağlanan mali gelir. ( yani annenin babanın bu eğitim sürecine tüm gücüyle maddi bütçe sağlaması)

bu tarz insanlar için coğrafyanın kader olması durumu %20 hatta %30 skalasına iniyor çünkü yabancı bir ülkede hayatını bağımsız yaşayacak kadar bütçen varsa, kimse seni ezemiyor ve kabul edilmen bir tık daha kolay oluyor. uluslararası vatandaş olsan bile, kendi ülkendeki maddi ve manevi gücün seni orada koruyor çünkü nitelikli bir aileden geldiğin düşünülüyor. tek bir telefonla kalkıp cocugunun yanına gidebilen, cocugunun okul ücretlerini nakit yatıran ebeveynler için, cocuklarının orada sefil olma durumu yok. o çocuklar anca oralarda krallar gibi yaşıyorlar.

örneklendirmek gerekirse; bir sabancının, koç’un, eczacıbaşının ya da boyner ailesinin cocukları/torunları yurt dışında nasıl kötü bir şey yaşayabilir? ya da onlara nasıl kötü şeyler yaşatılabilinir? özel jetleriyle yanlarına uçacak, bir avukat ordusunu yanlarında götürecek hatta türk bürokrasisini bile işin içine dahil edecek soyadları ve paraları var.

üzgünüm ama realist ve kapitalist dünyada süreç böyle işliyor. bu sadece türkiye ile alakalı bir durum değil, hangi ülkenin vatandaşı olursan ol, zengin bir aileden geliyorsan kapılar senin için açık olabiliyor.

türkiye bazlı konuşacak olursak, 2 paragraf üstte yazdıklarım geçerli. kendinizi geliştirip ya siz çıkacaksınız bu ülkeden ya da zaten zamanında bunları ön görüp, sizi çıkarmış olan ebeveynleriniz olacak. 3. opsiyonda kendi isteğinizle burada kalıp, hatırı sayılır bir vizyon inşa edeceksiniz.

her şekilde kendinizi sıyırmanız gerekiyor işte. her şekilde..
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"coğrafya kader midir sorunsalı" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim