21.
realist akımın oldukça etkili ama hiç bilinmemiş düşünürlerinden birisinin hikayesi..
taşra bir yerden büyükşehirlerden birinde felsefe okumuş bir genç köyüne geri döner. köyün ilk okuyan delikanlılardan biri olan bu gencin babası haliyle göğsü kabarıktır. oğlu döndüğü gün onun şerefine akraba ve komşuları vs davet ederek bir yemek organizasyonu yapar. herkes hep birlikte geniş yer sofrasına otururlar. herkes meraklı tabi nedir bu felsefe, nedir bu üniversite derken, merakına karşı en zayıf amcalarımızdan biri sorar:
- evladım kaç yıldır gittin büyükşehirlere okumaya nedir bu felsefe? ne öğretmen olacaksın ne mühendis ne de doktor. hele anlat nedir bu?
+ bizim oğlan bir süre düşünür ve sonra sofradaki 'bulgur pilavı üstü et yemeği' ni işaret ederek, şimdi şöyle düşün amcam; gördüğün üzere bu bulgur pilavının üzerinde et var. işte burada felsefik olarak olaya bakarsan bu et, bulgur pilavının altındadır üstünde değildir diyebilirsin. bu durum senin felsefik görüşüne göre doğrudur.
- bizim amca başını tekrar sofraya geri çevirir ve yemeğine devam eder bir süre; o zaman yeğenim sen altındaki eti ye, biz üstündekini yemeğe devam edelim der.
taşra bir yerden büyükşehirlerden birinde felsefe okumuş bir genç köyüne geri döner. köyün ilk okuyan delikanlılardan biri olan bu gencin babası haliyle göğsü kabarıktır. oğlu döndüğü gün onun şerefine akraba ve komşuları vs davet ederek bir yemek organizasyonu yapar. herkes hep birlikte geniş yer sofrasına otururlar. herkes meraklı tabi nedir bu felsefe, nedir bu üniversite derken, merakına karşı en zayıf amcalarımızdan biri sorar:
- evladım kaç yıldır gittin büyükşehirlere okumaya nedir bu felsefe? ne öğretmen olacaksın ne mühendis ne de doktor. hele anlat nedir bu?
+ bizim oğlan bir süre düşünür ve sonra sofradaki 'bulgur pilavı üstü et yemeği' ni işaret ederek, şimdi şöyle düşün amcam; gördüğün üzere bu bulgur pilavının üzerinde et var. işte burada felsefik olarak olaya bakarsan bu et, bulgur pilavının altındadır üstünde değildir diyebilirsin. bu durum senin felsefik görüşüne göre doğrudur.
- bizim amca başını tekrar sofraya geri çevirir ve yemeğine devam eder bir süre; o zaman yeğenim sen altındaki eti ye, biz üstündekini yemeğe devam edelim der.
devamını gör...
22.
''ne değildir?''
devamını gör...
23.
"düşünüyorum öyleyse varım." demiş descartes
(*
"zaten bilgi diye övündüğümüz, aslında bizi gerçek bilgisizliğin avantajlarından yoksun bırakan "bir şeyler biliyorum" kibri değil de nedir? bilgi çoğu kez cehaletin olumlanmasıdır; cehaletse bilginin olumsuzlanması anlamına gelir." (b: henry david thoreau)
(*
"özgürlük de varoluştur, ancak nesnel değildir ne kanıtlanabilir ne de büsbütün geçersiz kılınabilir." (b: karl jaspers)
(*
"bu dünyaya yenilmeye gelmişiz. evet, insan bu dünyaya yenilmeye gelmiştir. kazandım dediği bütün yarış ve maratonları, zafer ve savaşları aslında kaybetmiştir. hatta daha yarış başlamadan ilan edilmiş bir kaybediştir bu. ey insan! her defasında kaybettin ve kaybetmeyi hala mı öğrenemedin. diyen bir hayata karşı her geçen gün kendimizi biraz daha ufalayarak, hayatın karşısında hissetmeden ufalanarak devam ediyoruz kaybedeceğimiz yarışmalara. öldüğünde yanında hiç bir şey götüremeyecek olan insanların kendini zengin görmesi, “aldım”, “kazandım”, “bunları hepsi benim” demesi bir kaybetmişlik değil de nedir.. uzun yıllar yaşamış bir insan aslında neyi kazanmıştır..." (b: yunus emre )
(*
"zaten bilgi diye övündüğümüz, aslında bizi gerçek bilgisizliğin avantajlarından yoksun bırakan "bir şeyler biliyorum" kibri değil de nedir? bilgi çoğu kez cehaletin olumlanmasıdır; cehaletse bilginin olumsuzlanması anlamına gelir." (b: henry david thoreau)
(*
"özgürlük de varoluştur, ancak nesnel değildir ne kanıtlanabilir ne de büsbütün geçersiz kılınabilir." (b: karl jaspers)
(*
"bu dünyaya yenilmeye gelmişiz. evet, insan bu dünyaya yenilmeye gelmiştir. kazandım dediği bütün yarış ve maratonları, zafer ve savaşları aslında kaybetmiştir. hatta daha yarış başlamadan ilan edilmiş bir kaybediştir bu. ey insan! her defasında kaybettin ve kaybetmeyi hala mı öğrenemedin. diyen bir hayata karşı her geçen gün kendimizi biraz daha ufalayarak, hayatın karşısında hissetmeden ufalanarak devam ediyoruz kaybedeceğimiz yarışmalara. öldüğünde yanında hiç bir şey götüremeyecek olan insanların kendini zengin görmesi, “aldım”, “kazandım”, “bunları hepsi benim” demesi bir kaybetmişlik değil de nedir.. uzun yıllar yaşamış bir insan aslında neyi kazanmıştır..." (b: yunus emre )
devamını gör...
24.
beyin fırtınası yaptırır,hiç kullanmadığınız yerleri keşfetmenizi sağlar.
devamını gör...
25.
"hayatımda bir türlü içini dolduramadığım, anlam veremediğim bir boşluk var" cümlesindeki boşluktur.
devamını gör...
26.
türkiye halkı olarak yaşamımızın hiç bir alanına sokmadığımız bilimdir. şimdi felsefeye bilim dediğim için linç yiyeceğimi biliyorum. fakat konuştuğumu bilerek söylüyorum.
sanırım ingilizce'den, matematik dersine kadar her alanda dünyanın en berbat lise müfredatına sahibiz. ve bu müfredattan bile genel sınavlarda sıfır çeken mallasştırılmış 300 bin genç var elimizde. ve her geçen yıl sayıları artmakta bu gençlerin. gençlere 2 satır bile fazla öğretmek için yaşamından ödün veren öğretmenlerimizi tenzih ederek söylüyorum ki, bu gençleri yetiştiren sığır ski gibi nice eğitimciye sahibiz. dediklerim hakkında hiç bir fikri olmayan da bir hükümete sahibiz. bakanlık ancak taşeron firmalara dahiyane ihaleler yaratmak peşinde koşuyor. asgari ücretin altında bir kölelik sistemiyle öğretmen çalıştırıyor. öğretmeninin asgari ücretle çalıştığını bilen genç neden yıllarca fakültelerde ömür çürütsün ki? torbacılık yapsa hayatı daha az riskli olur. limon satsa daha çok itibar görür daha fazla kazanır.
bizim lise felsefe müfredatı laf olsun müfredatıdır. bir kaç ilk çağ filozofu, en yüzeyselinden rönesans falan filan. haftada bir saat okulda okutuluyor mu? okutuluyor işte.
oysa yaşam içinde somut soyut her şeyin bir diyalektik bütünlük ve karmaşanın içinde olduğunu insanlarımıza öğretmek çok mu zor? aile hayatından, iş ve eğitim hayatına kadar her şeyi yönetmenin müspet ve menfii yolları diyalektik baz alınarak anlatılamaz mı?
yukarıda son dönemdeki rezil hallerimizin felsefesini yapmaya çalıştım. aranızdan bazıları ''ne felsefe yapıyor bu herif'' diyebilir diye vurgulamak istedim. allahım ''felsefe yapmak'' başka hangi dilde aşağılama cümlesidir? sanmıyorum başka böyle bir kültür yahut kültürsüzlük olduğunu. ''edebiyat yapma bana şimdi'' diyenleriniz varsa burada bitiriyorum giriyi.
sanırım ingilizce'den, matematik dersine kadar her alanda dünyanın en berbat lise müfredatına sahibiz. ve bu müfredattan bile genel sınavlarda sıfır çeken mallasştırılmış 300 bin genç var elimizde. ve her geçen yıl sayıları artmakta bu gençlerin. gençlere 2 satır bile fazla öğretmek için yaşamından ödün veren öğretmenlerimizi tenzih ederek söylüyorum ki, bu gençleri yetiştiren sığır ski gibi nice eğitimciye sahibiz. dediklerim hakkında hiç bir fikri olmayan da bir hükümete sahibiz. bakanlık ancak taşeron firmalara dahiyane ihaleler yaratmak peşinde koşuyor. asgari ücretin altında bir kölelik sistemiyle öğretmen çalıştırıyor. öğretmeninin asgari ücretle çalıştığını bilen genç neden yıllarca fakültelerde ömür çürütsün ki? torbacılık yapsa hayatı daha az riskli olur. limon satsa daha çok itibar görür daha fazla kazanır.
bizim lise felsefe müfredatı laf olsun müfredatıdır. bir kaç ilk çağ filozofu, en yüzeyselinden rönesans falan filan. haftada bir saat okulda okutuluyor mu? okutuluyor işte.
oysa yaşam içinde somut soyut her şeyin bir diyalektik bütünlük ve karmaşanın içinde olduğunu insanlarımıza öğretmek çok mu zor? aile hayatından, iş ve eğitim hayatına kadar her şeyi yönetmenin müspet ve menfii yolları diyalektik baz alınarak anlatılamaz mı?
yukarıda son dönemdeki rezil hallerimizin felsefesini yapmaya çalıştım. aranızdan bazıları ''ne felsefe yapıyor bu herif'' diyebilir diye vurgulamak istedim. allahım ''felsefe yapmak'' başka hangi dilde aşağılama cümlesidir? sanmıyorum başka böyle bir kültür yahut kültürsüzlük olduğunu. ''edebiyat yapma bana şimdi'' diyenleriniz varsa burada bitiriyorum giriyi.
devamını gör...
27.
şüpheden doğan düşünce.
devamını gör...
28.
felsefe bir insan olma çabasıdır. yani insanın sahip olduğu zihinsel yetilerin kuvveden fiile geçmesi demektir. dolayısıyla felsefe ile kitleler ilgilenmez, çok az insan ilgilenir.
devamını gör...
29.
kız tavlamaya yarayan entelektüel etkinlik. başka bir faydasını görmedim. gördüysem de ilgilenmedim.
devamını gör...
30.
cevapsızlıktır. şüpheciliktir. endişedir. her şeye, herkese karşı bir korkudur.
sen cevabı aramaya çalışırken, cevap sürekli değişir. bir matematik problemi değildir bu, tek bir doğrusu olsun.
birden kalkıp kendini sokaklara atarsın. yürüsün... dolaştığın düşünceler selinin sonu hep başladığın yerde biter ama sen eski sen değilsindir artık.
kafayı yememek için her şeyin anlamsız olduğunu kabul etmek gerekir.
sen cevabı aramaya çalışırken, cevap sürekli değişir. bir matematik problemi değildir bu, tek bir doğrusu olsun.
birden kalkıp kendini sokaklara atarsın. yürüsün... dolaştığın düşünceler selinin sonu hep başladığın yerde biter ama sen eski sen değilsindir artık.
kafayı yememek için her şeyin anlamsız olduğunu kabul etmek gerekir.
devamını gör...
31.
devamını gör...
32.
düşünme eylemini aktif bir şekilde kullanan sorgulama sanatıdır. insanoğlunun arayıp, cevap bulamadığı konular hakkında düşünceler ortaya koyar. felsefe bize hemen her şeyi kabullenmeden önce sorgulamayı, kişinin kendi benliğine bağlı olarak aklında, zihninde ve yüreğinde cevap bulmayı amaçlayan bir sanattır. günlük hayatımızda da fark etmeden de felsefeyi aktif bir şekilde kullanırız. “ben niye üniversite okuyacağım? nasıl çalışmalıyım? neden çalışmalıyım?” gibi sorular sorarak felsefe eylemini gerçekleştirmiş oluruz.
devamını gör...
33.
etimolojisi yunanca, philosophia, "bilgelik sevgisi" demek olan sözcük. sevmek ve bilmek, felsefe ile bir araya gelmektedir. maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi'nde en üstte yer alır, bu yüzden ilk olarak gelişmiş toplumlarda/bireylerde yapılmıştır ve yapılmaktadır.
devamını gör...
34.
"cogito, ergo sum." / "düşünüyorum öyleyse varım." diyen descartes :
"iyi kitaplar okumak, geçmiş yüzyılların en iyi insanlarıyla sohbet etmek gibidir." sözünün doğruluğu felsefe ile kanıtlanmıştır.
öncelikle kişinin kendisini ve hayata bakış açısını bambaşka şekilde sorgulatan, aslında çok basit olduğunu; yüzyıllar öncesindeki kişilerin bile aynı problemleri yaşadığı, onlarla konuşur gibi olayları yaklaşımı öğreten ve devamlı geliştirme çabasındaki bir kavramdır.
ve bu bakış açısı 10 yıldan fazladır kendimi sorgulamaya, bir odun misali yontmaya yaradı... gittiği yere kadar, devam...
"iyi kitaplar okumak, geçmiş yüzyılların en iyi insanlarıyla sohbet etmek gibidir." sözünün doğruluğu felsefe ile kanıtlanmıştır.
öncelikle kişinin kendisini ve hayata bakış açısını bambaşka şekilde sorgulatan, aslında çok basit olduğunu; yüzyıllar öncesindeki kişilerin bile aynı problemleri yaşadığı, onlarla konuşur gibi olayları yaklaşımı öğreten ve devamlı geliştirme çabasındaki bir kavramdır.
ve bu bakış açısı 10 yıldan fazladır kendimi sorgulamaya, bir odun misali yontmaya yaradı... gittiği yere kadar, devam...
devamını gör...
35.
insanın kendine yakışanı düşünmesi olarak tanımlanabilecek sistematik düşünme bütününe verilen isimdir.
devamını gör...
36.
lise yıllarından hatırladığım bir ders olmaktan öteye gidememiş kavram
devamını gör...
37.
insanın kendini bulmasını sağlayan bir oluşum gibi gözükse de bence daha çok kaybettiriyor.ama yine de kendimi kaybetmekten alamıyorum.
devamını gör...
38.
heyecanlandırır. içine çeker. baş döndürür. zaten insan hep merak etmiştir, bilgiye ulaşma tutkusudur onu yaşatan ve öldüren. yaşarken 'neden yaşıyorum'un cevabını arar, artık yaşamı merak etmediğinde 'ölüm nedir'i bulmak ister. sürekli bir kaçma kovalama... hepimiz bundan ibaret değil miyiz zaten? bir koca soru işareti...
devamını gör...
39.
tüm bilimlerin özünü oluşturan bir alandır.
devamını gör...
40.
halk dilinde konuyu anlamadığını ama fark ettirmeyeyim çalışıldığında, karşı tarafın sözlerine cevap verilemediğinde “felsefe yapma birader” diye cümle içinde kullanılan terimdir.
devamını gör...