181.
yaşanması gereken ile yaşanan arasında fark vardır. yorumların çoğu "şöyle yaparlar böyle yaparlar, böyle emir verilmiş" gibi saçma sözlerle dolu. çok basit bir örnek vererek açıklanabilir. bir babanın her hangi bir dönüm tarlası olduğunu varsayalım. bunu 2 çocuk arasında paylaştırmak istiyor; çocuklarından biri kadın biri erkek. bu tarla yarıya bölünür ve bir yarısı kadına bir yarısı erkeğe verilir. kadın kendisi için harcayabilir, çocuğuna vermeyebilir böyle bir hakkı vardır, lakin erkek almış olduğu tarlanın ya da malın 1/3'lük kısmını eşine, 1/3'lük diğer kısmını ise çocuklarına vermek zorundadır, bununla yükümlüdür. geriye kalan 1/3'lük dilimi ise evi geçindirmek için kullanmalıdır. bir kadın bütün malını kendine harcayabiliyorken, erkekler malının tamamını paylaşmak zorundadır. bu örnek bile kadının önemini anlamak açısından kafi'dir. bugün ülke yetişkinleri'nin (yani 18 yaş üstü bütün bireyleri kast ediyorum) büyük kısmı kitap okumak nedir bilmediği için, inanmadığı ya da inandığı birşeyi yanlış bilme olasılığı çok yüksektir. lütfen kitap okuyunuz, kastım illa din kitabı değil herhangi bir kitap. ufkunuzu açacaktır emin olun, araştırma isteği kazandıracaktır.
devamını gör...
182.
hangi kadın? hangi yer?
devamını gör...
183.
(bkz: 404 not found)
devamını gör...
184.
mahkemelerde iki kadının şahitliğine zor inanılıyordu. iki kadın toplanınca 1 erkek ediyordu.

al sana değer...
devamını gör...
185.
arkadaşlar islam'da kadının yeri çok özeldir. islam'la yaşadığımız haksızlık farklı şeyler. en basit örnek vereyim size erkekler kadınlara çalışmayın diyorlar işte haram şu bu diyorlar ama hz. hatice'nin iş kadını olduğunu unutmayalım eğer kötü bir şey olsaydı peygamberimiz eşini eve kapatırdı. unutmayalım ki bugün erkeklerin bize haram diye dayattığı hiçbir şeyi peygamber efendimiz islam çerçevesi içinde yapmamış. bunları karıştırmamak gerek. erkekler yüzünden kadınlarımız da islam'da ki yerini sorgular oldu. mazallah sakıncalı şeyler.
devamını gör...
186.
yorum yapacak olursam, merkez noktadır. kadın ve erkeğin bir ev oluşturduğunu düşünürsek. kadını, evin temeli, kolonları ve kirişlerine benzetebiliriz. erkek çatıyı ve duvarları oluştururken, kadın evin yükünü taşıyan ve sağlamlığına yüksek etkisi olan , o zarar gördüğünde evi deprem görmüş gibi sarsacak/yıkacak temeli ve kolon, kirişleri oluşturur.
devamını gör...
187.
islam'da kadının yeri modern dünyada olduğundan daha insanidir. hz. peygamber (s.a.s) hayatı buna en güzel örnektir. bir hanımını incitmemiş kızıyla kurduğu saygı ve sevgi dolu ilişkisi şu an modern geçinen çoğu babayla kızı arasında yoktur. cahiliye adetleri ile örülü bir toplumda kadının mal gibi alınıp satıldığı zamanda soyu kızından devam etmiştir. hz fatıma'yı (r.a) hz ayşe (r.a) herkesin ortasında taltif etmiş diğer müslümanlara da kadınlara iyi muamele etmelerini tavsiye etmiştir. kocasının dayağı sonucunda kolu kırılan bir kadın sahabeden boşanmasını istemiş ve boşatmıştır.
sabret dememiş kocandır yapar dememiş bunlar islami değil tamamen kültürel olgulardır. islamcıların kendilerine yontarak anlatmış olduklarına bakılarak yapılacak yorumlar sığ kalır.

iki şahitlik meselesi de tamamiyle kadının tabiatıyla alakalı bu ayeti kerime üzerine çok düşündüm ülkenin de içinde sürüklendiği woke ( politik doğruculuk ) kültürü gördükten sonra bunun ne kadar doğru bir hüküm olduğuna kanaat ettim. feministlere bakın içinde normal olan yok denecek kadar az ruh sağlığı bozuk ,ayrımcılık talep eden salt erkek düşmanlığı üzerine bina edilmiş bir ideolojiye sahipler. ilişki kurdukları adamlardan intikam almak için taciz tecavüz kartını insafsızca kullananlar var. kürtajı cinayet olarak görmüyorlar. ama pitbull gibi canavara ama onlar ''can'' toplamayın diyorlar. insanlığa zararlı ne varsa savunup faydalı ve güzel olanların karşısında duruyorlar. twitterda sokak köpeklerinin insanlara saldırdığı haberlerin altında çocuklarınızı sokaklardan toplayın diyenlere iyi bakın mor halkalı istanbul sözleşmesi savunucusu ve çocuk düşmanı mizantrop tipler. müge anlı esra erol tarzı rezil programlarda tüm aile mahremiyeti gözler önüne serilenler de size bir fikir vermeli. okumuşu ayrı cahili ayrı kadınlar duygularıyla hareket ediyor meselelere realist yaklaşamıyor . insanı yaratan allah en doğrusunu da o biliyor.
devamını gör...
188.
kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü bir topluma bunu yasaklayarak gelen bir peygamber düşünelim . cennet annelerin ayaklarının altındadır buyuran bir peygamber düşünelim . islâm’ın gelmesiyle birlikte kadının konumunda önemli değişiklikler olmuştur. dinimiz, zina ve fuhuş için önleyici tedbirler alması yanında ; her müslümanın kanının, malının, namusunun mukaddes ve dokunulmaz olduğunu ilan ederek öncelikle kadınlara sâhip çıkmıştır. artık kadın iffetsizliğe zorlanmayacak , onun iffetine gölge düşürücü sözler bile söylenmeyecekti. yeni dinin ölçülerine göre, insan olarak yaratılıp bir takım hak ve sorumluluklarla muhatap kılınmaları bakımından kadın ile erkek arasında bir ayırım yoktur. insan yegâne üstünlüğü, allah’a olan kulluk şuuru ile elde eder.


erkek veya kadın, mü’min olarak kim sâlih amel işlerse ona mutlaka güzel bir hayat yaşatırız. mükâfatlarını elbette yapmakta olduklarının en güzeli ile veririz.
(en-nahl 16/97)

ey insanlar! doğrusu biz sizi bir kadınla bir erkekten yarattık. birbirinizle tanışmanız için sizleri kavim ve kabilelere ayırdık. muhakkak ki allah katında en değerli olanınız o’ndan en çok ittika edeninizdir...
(el-hucurât 49/13)

allah’ın sizi birbirinizden üstün kıldığı şeyleri hasretle arzu etmeyin. erkeklerin de kazandıklarından nasipleri vardır. kadınların da kazandıklarından nasipleri vardır. allah’tan lütfunu isteyin. şüphesiz allah her şeyi bilmektedir.
(en-nisâ 4/32)


hadisler : kadınlarınızı döven o kimseler, sizin hayırlınız değildir .

allahım! yetim ve kadının hakkını zayi etmekten herkesi şiddetle sakındırıyorum.

dünya geçici bir faydadan ibarettir. onun fayda sağlayan en hayırlı varlığı sâliha kadındır.
devamını gör...
189.
cariye denilen kölelerdir. eşyadır, ikişer üçer alınabilir. kapatılmış, neredeyse insan olduğunu unutturacak kadar örtülmüştür. özgür değildir, kendine ait de değildir.
devamını gör...
190.
"gerici yobaz anlayış, kadına merhametsiz, anlayışsız bir tavırla yaklaştı. onu fötr şapkalı, keçi sakallı adamın kucağına itti. fötr şapkalı adam ise; kadına saygılı davrandığını iddia edip; kadını ruhsuz, görselliğinin ve bedeninin ön planda olduğu vitrin mankenine dönüştürdü.

müslüman kadın ne tam manada batılı kadının bilincine ulaşabildi, ne de islamın emrettiği şekilde, haklarına kavuşabildi. gericiliğin ve sömürgenin işbirliği, kadını öyle bir hale getirdi ki; kadını deve kuşuna çevirdi. ne kuş olup uçabildi, ne de deve olup sorumluluk alabildi."


ali şeriati böyle tanımlıyor islam toplumundaki kadını.

konuyu açan arkadaşın #158111 nolu tanımda değindiği, kur'an temelli iddialarını okudum. ancak kaçırılan bir durum var ki; islami literatürde kur'an metodolojisinden uzak bir yaklaşım ile ayet yorumlama işine girişilmiş. biraz uzun bir tanım olacaktır. dilim döndüğünce açıklamaya çalışacağım bütün ayetleri.


bakara 227. eğer (yemin edenler yeminlerinden dönmeyip kadınlarını) boşamaya karar verirlerse (ayrılırlar). biliniz ki, allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.


bu ayette vurgulanan emir; boşanmanın islamda var olmasıdır. yani birey boşanmak istediği zaman islami ahkama uygun biçimde boşanması gereklidir.


bakara 228. boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hâli (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. eğer allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helâl olmaz. kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. kadınların, yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.


bu ayette birinci talak kastediliyor. yani boşanmaya karar veren erkeğin, 3 ay bekleme sonrası ikinci talağı verebileceği durum için şartlar belirlenmiş. boşanmaya karar veren erkeğin, ilk üç aylık dönemde kadının hamile olma ihtimaline karşı, çocuğun soyunun belli olması için üç ay gibi bir sürenin geçmesi gerekiyor. hem erkeğin çocuğa karşı sorumluluk beslemesi için bu sürenin beklenmesi şartı konulmuş.


bakara 229. (dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (evlilikte) tarafların allah’ın belirlediği ölçüleri koruyamama endişeleri dışında kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şeyi geri almanız, sizin için helâl olmaz. eğer onlar allah’ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz, o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur. bunlar allah’ın koyduğu sınırlardır. sakın bunları aşmayın.
allah’ın koyduğu sınırları kim aşarsa, onlar zalimlerin ta kendileridir.


bu ayette ikinci talak kastediliyor. üç aylık bir süre geçmesine rağmen, erkek boşanma fikrinde kararlı ise; ikinci talak atılıyor. eğer bu fikrinden vazgeçerse kadın ile tekrardan evlenmesinde diğer erkeklerden daha öncelikli olduğu vurgulanmıştır. ayrıca kadının boşanma meselesi de bu ayette söz konusu edilmiştir. yani kadının boşanmak gibi bir düşüncesi var ise; nikah akdinin kesildiği mehri geri verme şartı ile, kadının boşanması da mümkün kılınmıştır. konuyu açan arkadaşın iddiasını çürüten ayet; bu ayettir.


bakara 230. eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa, kadın, onun dışında bir başka kocayla nikâhlanmadıkça ona helâl olmaz. (bu koca da) onu boşadığı takdirde, onlar (kadın ile ilk kocası) allah’ın koyduğu
ölçüleri gözetebileceklerine inanıyorlarsa tekrar birbirlerine dönüp evlenmelerinde bir günah yoktur. işte bunlar allah’ın, anlayan bir toplum için açıkladığı ölçüleridir.


bu ayet hülle ayetidir. bu ayetin hükmü ise; eğer erkek boşanmaya kararlı ise, iki talak verdikten sonra; üçüncü talağı da attı ise; pişman olup karısına geri dönüp, evlenmek istediği vakit; karısının başka bir adamla evlenip, evlendiği adamın eski karısını boşamasını beklemelidir. bu ayet boşanma konusunda ısrarcı olan müslüman erkeğe, boşanması karşılığında bir ceza hükmündedir aslında.


bakara 231. kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. haklarına tecavüz edip zarar vermek için onları tutmayın. bunu kim yaparsa kendine zulmetmiş olur. sakın allah’ın âyetlerini eğlenceye almayın. allah’ın üzerinizdeki nimetini, size öğüt vermek için indirdiği kitab’ı ve hikmeti hatırlayın. allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki allah her şeyi hakkıyla bilendir.


bu ayet; yukarıdaki üç ayetin gereğini yerine getirmiş karı koca için allah ın hükmünün vurgusudur. yani hükmün allah’ın istediği gibi; eşler arasındaki uygulanmasına atfedilmiştir.


bakara 232. kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle anlaştıkları takdirde, eşleriyle (yeniden) evlenmelerine engel olmayın. bununla içinizden allah’a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilmektedir. bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. allah bilir, siz bilmezsiniz.


bu ayette ise: boşanma şartlarını yerine getirmiş olan eşler arasında; hüküm veren hakimin veya kadının velisinin, allah’ın koyduğu sınırları çiğnemeden hüküm vermesi vurgulanmıştır. yani eşine geri dönmek isteyen erkeğe* , zorluk çıkarılması haram kılınmıştır. bu ayetin muhattabı olan müslüman erkeği kapsar.



bakara 187. oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. allah, (ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. artık eşlerinize yaklaşın ve allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. sonra da akşama kadar orucu tam tutun. bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. bunlar, allah’ın koyduğu sınırlardır. bu sınırlara yaklaşmayın. allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar.


bu ayetin nüzul sebebi; ramazan ayında oruç tutan müslümanların gece karanlığından sabah aydınlığına kadar olan sürede, eşleri ile münasebetlerinde onlara bir yasak olmadığının vurgusudur. nitekim bazı sahabeler ramazan ayı boyunca eşlerinden uzak duruyorlardı. bu konu hakkında ayet inince böyle bir durumun allah’ın emrine ters olduğu vurgusu yapılmıştır. allah ın ayette vurguladığı gibi; erkeği kadına, kadını erkeğe örtü kılması bu ayetin muhattabının sadece erkekler olmadığının kanıtıdır. yani konuyu açan yazar arkadaşımızın yansıttığı gibi, bu ayet eril bir ayet değildir erkek nasıl ki kadına örtü ise, kadında erkeğe örtüdür. itikaf meselesine gelince; bilindiği gibi orucun son on gününde müslüman erkekler her türlü temizlenme için on gün boyunca her türlü nefsani şeyden kendini uzak tutardı. itilaf erkeğe farz olmadığı gibi, kadına da farz değildir.


bakara - 282
ey âmenû olanlar! birbirinize belirli bir süreye kadar borç verdiğiniz zaman onu yazın (senet yapın). aranızda bir kâtip onu adaletle yazsın. ve kâtip, allah'ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan çekinmesin, aynı şekilde yazsın. izerinde hak bulunan (borçlu) da yazdırsın. ve rabbi olan allah'a karşı takva sahibi olsun (ve emirlerinden sakınsın) ve ondan bir şey eksiltmesin. fakat, eğer üzerinde hak olan (borçlu) olan kişi, sefih (aklı ermeyen) veya zayıf (küçük, güçsüz) ise veya kendisi onu (söyleyip) yazdıramayacak bir durumda ise o taktirde velisi onu adaletle yazdırsın. ve erkeklerinizden iki kişiyi şahit tutun. fakat eğer iki erkek bulunamıyorsa, o zaman şahitlerden razı olacağınız bir erkek ve iki kadını (şahit) tutun ki ikisinden biri unutursa o taktirde, diğeri ona hatırlatır. şahitler çağrıldıkları zaman (şahitlikten) kaçınmasınlar. borç büyük olsun, küçük olsun vadesine kadar onu yazmaktan usanmayın. işte bu, allah'ın katında en adil ve şahitlik için en sağlam, şüphe etmemeniz için en yakın olandır. ancak aranızda devretmeye hazır olan peşin bir ticaret (alım-satım) ise, o zaman bunu yazmamanızdan dolayı sizin üzerinize bir günah yoktur. alım-satım yaptığınız zaman da şahit tutun. kâtibe (yazıcıya) ve şahitlere bir zarar verilmesin. eğer bunu yaparsanız (bir zarar verirseniz) bundan sonra o mutlaka sizin için bir fısk olur. allah'a karşı takva sahibi olun. allah size öğretiyor. ve allah, her şeyi en iyi bilendir.


bu ayette kadının yarım şahitliği konusu söz konusudur. yarım şahitliğin nedeni; kadının yarım insan sayılmasına değil, bilakis kadının ürkekliğinden kaynaklanan bir durumdur. kadının tehdit edilmesi erkeğe göre daha kolay olduğu için kadına yarım sorumluluk verilmiştir.


bakara-223
kadınlar sizin ekeneğinizdir(tarlanızdır); ekeneğinize hangi taraftan isterseniz oradan varın. kendiniz için de önceden hazırlık yapın. allah’tan sakının ve bilin ki o’na kavuşacaksınız. müminleri müjdele.


islam da cinsel birleşmenin dahi usulü söz konusudur. bu usül ayette kapalı bir şekilde izah edilmiştir. ikincisi; kadının ekenek olarak tabir edilmesi kadının doğurganlığına atıftır. bir aşağılamadan ziyade, bir durum tespiti söz konusudur.


nisâ-3
yetimlerin hakkına riayet edemeyeceğinizden korkarsanız, beğendiğiniz kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın. haksızlık etmekten korkarsanız tek kadın veya mülkiyetinizde bulunan câriye ile yetinin; bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.



bu ayet çok tartışılan bir konuya değinmiştir. erkeğe dört kadını hak gören allah, kadını bir erkeğe neden mahkum(!) etmiştir? haşa allah adaletsiz midir?

bu ayetin hikmeti; erkek, dört kadın ile evli olsa da, dört kadından aynı anda çocuğu olması konusunda bir şüphe oluşmaz. yani çocukların babası konusunda şüphe yoktur. ancak kadın birden fazla erkek ile evli olursa erkeğin soyunun bozulacağı aşikardır. nitekim yukarıdaki ayetlerde değinilen talak atmak için üç ay bekleme * süresinin hikmeti de bu yüzdendir. eğer çocuk olma ihtimali var ise; nesebin bozulmaması esas alınmıştır.



nisâ-34
allah’ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılmasına bağlı olarak ve mallarından harcama yapmaları sebebiyle erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudurlar. sâliha kadınlar allah’a itaatkârdırlar. allah’ın korumasına uygun olarak, kimsenin görmediği durumlarda da kendilerini korurlar. (evlilik hukukuna) baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve onları dövün. eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü allah yücedir, büyüktür.



bu ayet çok ilginç bir ayettir. bilindiği gibi adalet eşitlik demek değil, bilakis herkese gücü yettiğince sorumluluk yüklemeyi gerektirir. örneğin; erkeğe cihad farz iken, kadına farz değildir. şimdi biri çıkıp dese ki; "allah erkeğe haksızlık ediyor. erkek savaş meydanında ölümü göze almış iken, kadın neden geri planda evinde oturuyor bu adalet değildir.!" ya da; "allah neden kadına geçim ile ilgili bir sorumluluk yüklememiştir. bu erkeğe haksızlık değil midir?!" yukarıda da değindiğim gibi allah'ın adaleti eşitlik üzerine değil, gücü yetene verilen sorumluluk gereği değişkenlik gösterir.
devamını gör...
191.
peygamberin hiçbir hanımını incitmediği doğru değil. eşlerinden hz. hafsa*, peygamberi kendi yatağında bir cariyeyle* basınca hafsa hakarete uğradığını düşünmüştür. peygamber bir daha yapmayacağına dair hafsa'ya yemin edip bu olayı kimseye anlatmamasını söyler fakat hafsa gidip hz. ayşe'ye anlatır. peygamber evi terkeder. boşanma dedikoduları çıkar.bunun üzerine talak suresinin ilk 5 ayeti iner.

yine başka bir hadisede hz. ayşe bir gece evden çıkan peygamber'i takip eder. peygamber takip edildiğini anlar ve ayşe'yi yakalayınca göğsüne sertçe vurur ve ayşe'nin de canı yanmıştır. ayrıca ifk hadisesinde hz. ayşe hakkında dedikodular çıkınca hz. ali peygamber'e "boşa gitsin, sana kadın mı yok" demiştir. bu fiziki bir şiddet olmasa da psikolojik şiddettir. hz. ayşe bu olayı hiçbir zaman unutmamış ve hayatının geri kalanında hz. ali'ye düşman olmuştu. cemel vakası ve takip eden iç savaşların sebeplerinden biri de budur.

kadınların mal gibi alınıp satılması islam'dan sonra sona ermediği gibi cariyelik kurumu olarak yasal bir boyuta kavuştu. hz. muhammet'in sayısından emin olamadığımız kadar cariyesi vardı. bunların bir kısmı parayla alındı. cariyelik dışında 4 kadına kadar evlilik mümkündür islam'da.

kız çocuklarının diri diri gömülmesi cahiliye döneminin karikatürize edilmesinden başka bir şey değil. böyle bir şeyin gelenek olabilmesi için yaygın biçimde uygulanıyor olması lazım. böyle bir şey yok. kaldı ki kadınları gelenek diye öldürmek en ilkel toplumlarda bile gözlenmez çünkü kadınlarını öldüren bir toplum, iki nesil sonra yok olur.

zina ve fuhuş için alınan önlem yukarıdaki paragrafta bahsettiğim gibi cariyelik kurumunun yasallaştırılmasıdır. hür kadınların canları ve malları önceden de güvence altındaydı. yeni dinin ölçülerine göre kadın ile erkek arasında bir ayırım yoktur ifadesi yanlış. hukuken iki cinsin eşit olmadığı, erkeğin kadına üstün olduğu açıktır. nisa 34 erkeklerin derece olarak kadınlardan üstünlüğünü tasdik etmektedir. şeriatla da pekiştirilmiştir. yine aynı ayette kadınların gerekirse dövülebileceği açıkça yazmaktadır. fıkıhta zaten tartışma dövme hakkının olup olmaması değil, dövmenin derecesidir. genel kabul, kadının ağzını yüzünü dağıtmadan dövmektir!

hz. hatice'den örnek verenler anakronizm yaptıklarını unutmasın çünkü kendisi islam öncesi dönemde ticaret yapan varlıklı biriydi. bahsedildiği gibi cahiliye dönemi arabistanında kadının hiçbir hakkı olmasaydı şüphesiz kendisi böyle güçlü ve varlıklı olamazdı.
devamını gör...
192.
islamı bilmem benide ilgilendirmez fakat olursa birgün eşim herhalde sol yanım olurdu
devamını gör...
193.
yoktur
devamını gör...
194.
islam'da insanın yeri neresi ise, kadının yeri de orasıdır.
devamını gör...
195.
yok kanka, vermemişler ona yer, ayakta kalmış.
devamını gör...
196.
islam da kadın ikinci sınıftır erkekler daima üstün tutulmuştur. aksini iddia edenler fazla uzağa gitmesin çevresine ya da türkiye'de yaşanan olaylara baksın ne demek istediğimi anlar.
devamını gör...
197.
bazı ahmaklar, yani gerçekten cahil ve geri zekalı bazı insanlar islamı tanımadıkları ve kur-an okumadıkları için bu soruya iğrenç yanıtlar veriyorlar. günümüz sözde müslümanları kadınlara pek önem vermiyor diye sanki o önemi islam yahut kur-an vermiyormuş gibi yorum yapıyorlar. kadının islam ve kur-an için ne kadar önemli ve değerli olduğu son derece aşikardır. bilhassa türk müslümanlar için öyledir. yarı çıplak gezemiyor, erkeklerle gönül eğlendiremiyor diye değersiz olduklarını sanıyorsunuz. nasılsa muhalefet olduğunuz için bütün bu iğrenç yanıtlarınızın hiçbir hükmü yok! islam'a ve kur-an'a dil uzatanlar, bizlerin onlardan daha bahtiyar ve özgür oluşumuzu kıskanıyorlar efenim. kıskançlıklarında boğulsunlar. rica ediyorum evvela araştırın! cahil kalmayasınız inşallah, vesselam...
devamını gör...
198.
yoktur.
devamını gör...
199.
yukarıdaki yazar (bkz: @ahmak alim) (bkz: #1857557 kadın konusunda temize çekmek için islamiyeti bayağı bir sağa sola çekiştirmiş. seks kölesi konusunda ne tür bir demogoji yapacak diye merakla okumaya başlamışken nisa 34'teki kadını dövme konusunda islam'a yepyeni bir yorum getirdi. aldatan kadını sopalayabilirsiniz diyormuş kuran. ve binlerce alim(!) 1400 yıldır bunu anlayamamış ahmak alim yada gittiği caminin imamı keşfetmiş. helal be.
bu muhteşem buluştan ötürü kendisine "helal olsun" derken seks kölesi, cariye konusuna ne gibi bir kılıf bulacağını merakla beklemekteyiz.
devamını gör...
200.
başımızın üstüdür.

genelde islamda kadının yerine laf atan, müslümanlara bok atan tipler; karısını aldatan, metres tutan, rakı içmeyi uzaya gitmek sanan, karısıyla duygusal bağları değil hayvani bağları olan tipler oluyor. evet.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"islam’da kadının yeri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim