181.
içerik olarak bakarsak yazarın tasviri abartması. george r r martin bitirdi beni bu konuda. vadideki zambak okurken balzac a söverken bu adam aştı olayı. arkadaş bu kadar zırh, arma, sancak, kıyafet tasviri yapılır mı lan? bıktım lannister aslanından da tully karabalığından daaa tywin in zırhından daaa bitirdin lan beni...
devamını gör...
182.
yazım yanlışı yapılması.
devamını gör...
183.
uzun gereksiz betimlemeler...... duvarda ki. o küçücük oyuğuda bilmeyiverelim
devamını gör...
184.
çeviri hatası ve yazım yanlışlarıdır.
devamını gör...
185.
yuvarlak bitmesi, ve aptal ana karakter.
yani ne var bir şey saklamasan pat diye söylesen.
ya da ne var boyunduruğu altına girmeyip ben yaparım diyebilsen.
devamını gör...
186.
mutsuz sonla biten kitapları özellikle okuyorum seviyorum mutlu olsa bir anlamı olmaz evet ama mutsuz bitmesi de çok acı
devamını gör...
187.
yazım hatası. delirtiyor beni de lir ti yor.

çocuklar için olmadığı sürece klasiklerin kısaltılmasını da çok yanlış buluyorum; tam metin en iyisi. çıkarılan kısımlar gereksiz olsaydı yazar onu en başta yazmazdı zaten.

içerik olarak hiçbir şey söylemeden geçeceğim zira girersem içinden çıkamam.
devamını gör...
188.
abidik gubudik betimleme yapmaları, anlat geç.
devamını gör...
189.
yazım hatalarına hiç takılmıyorum garip bi şekilde çünkü kitabın bana yansıyan tarafıyla ilgileniyorum yazarın teknik mahareti ya da editörün titizliğiyle değil. ben içerik olarak ortalamayı edebiyatta görmekten çok ama çok tiksinen bi tipim. edebiyatı en yüksek sanat olarak algıladım hep. haliyle orada vasatlığın izini gördüğümde bile soğuyorum. kolaya kaçılmış cümleleri, benim bile ortalama bi zekaya sahip olmama rağmen üretebileceğim kurguları, tahmin edilebilir diyalogları görmek bunaltıyor beni.

bilgeliğin mistik bir tarafı olduğuna inanmışımdır hep; gözlerini kapadığında görünmez olan olan etten, kırık dökük bedenden çok ötede bir kök üzerinde şekillenir bilgenin resmi varlığı. bu onu niçe gibi, niçe'nin yapmaya çalıştığı şey gibi, o derece tipik bir yüceliğe mahkum eder. sıradanlığı sahte bir şekilde değil içsel olarak dışlar. ister istemez dışlar. gayri ihtiyarı ona düşmandır. ama sıradanlık edebiyatta sanki zorunluymuş gibi bir hal aldı. kalem tutuşturduk avamın eline. deha geri çekildi. oysa kalem de kılıç gibi onu tutacak olan eli kendisi seçer. kalem canlıdır. ruhu vardır. bir kısacık tahta parçasının içinden nasıl aksın bunca şey? allah sadece insana ruhunu üflememiştir; insanın eline bulaşan kalemde de o ruhun izi vardır. ışık bile mürekkeple yayılır. sesi ıslah edebilen tek şey yazıdır.

allah bazı insanlara cümleler hediye etti biliyoruz bunu. kıvrak bir akıl, daha derin bir sezme becerisi, akışkanlık verdi. ne hoş... bu özellikler avamda bulunmaz. biz ölümlüler bundan sadece nasipleniriz. bu kalem sahiplerinin kolaya kaçması beni boğuyor. çok yıpranıyorum vasatlıkla karşılaşınca. çünkü insanların çok küçük bir kısmının ilham gibi kendisi dışındaki bütün'le bile iletişime geçebileceği mistik gerilim anları vardır. biz bunu tecrübe edemeyiz. edebilenlerinse daha uzakta durması gerekir. daha önce yazdım, şöhret yazar ölmeden ona gelmemeli. şöhret delirtir. şöhret beladır. yazarın derdi olmalıdır. büyük büyük konuşmalıdır. zerdüşt olmalıdır. dağdan inmeli, bağırmalı, büyük fikirlerden bahsetmelidir. sessiz ve bilge olunmaz. bilge kışkırtmalıdır. azdırmalıdır. bi nehri üfleyerek durduramazsınız. ateşle tokalaşamazsınız. depremden zıplayarak kurtulamazsınız. bilge kaçınılmaz olmalıdır. bize bunu göstermelidir. delirtmelidir.

biz artık kolay kitaplar okuyoruz. bi akşamüstünü okuyoruz. ah bir pazar kahvaltısı... rahat. dertsiz. acı çekmemiş yazarlarımız var bizim. milyarder yazar... fonlanmış yazar... ödüllü yazar...

niçe? nerde niçe? nerde köyün delisi? kendisini bize dayatan adamlar nerde? bir iddiası olanlar nerde? kırbacıyla gelip, deli deli öfkelenen, yanıldığımızı bizi söyleyebilecek adamlar nerde? yok. gittiler onlar. dehasız bir çağ. sapkınlıklarla dolu, popülist, şöhret budalası, aşağılık, kolaycı. ter dökmeyenin, delirmeyenin, gırtlağı patlarcasına bağırıp sizi çıldırtmayanın mürekkebi kutsanmayacak. uydur uydur söyle. ödül al. şak şaklasınlar seni. bikaç röportaj ver, fular tak, kitap imzala...

senden geriye çok ama çok steril bir devasa kağıt yığını ve tiksinti kalsın sadece. niçe gibi bir ata sarılıp ağlama ama tamam? sakın gerçek olma. sahte ve güçlü. uzakta ve yalnız. yeni dünyanın yazarı henüz makyajını yapmamış bir palyaçodur. onu bir ucubeden ayıran tek şey henüz hanır olmamasıdır.

ben niçe gibi eline kalem aldığında kalemi kılıca dönüştürebilen adamları okumak istiyorum. kendini feda eden. büyük sistemler kuran, gerektiğinde kendini yıkan, bıkan, bezen, direnen, yavaşlayan, hızlanan, giden, gelen, seven, yücelten, lanetleyen, besleyen, cezalandıran, affeden. hayatın onlara verdiğinden nasiplenmek istiyorum. bana imza günlerinde ihi ihi sırıtan ve iki kitap daha fazla satmak için barış elçisi gibi boyunsuz bir tevazuyla yerlere kadar alçalan asalakların öğreteceği hiçbir şey yok.
devamını gör...
190.
mutsuz sonla bitmesi.
ciddi söylüyorum benim için bir kitapta en sinir bozucu durum ne yazım hatası ne de baskı hatasıdır.
mutsuz sondur benim kırmızı çizgim.
devamını gör...
191.
üslupta ki sığılık yani betimleme eksikliği.bazi yazarlar halk diliyle ve sanki siradan diyaloglar yaziyormuşçasina bi ifadeyle eserlerini kaleme aliyor.akicilik olmali ama kastettiğim kitabin birazda suslu cekici bi anlatimi olmali.
devamını gör...
192.
yazım yanlışları bütün dikkatimi dağıtıyor.
devamını gör...
193.
iyi başlayıp kötü bitmesi.
devamını gör...
194.
60 tane karakter olması. özellikle çeviri kitaplarda.
devamını gör...
195.
sevdiğim karakterin bile bile yapmaması gerektiği bir şeyi yapması.
devamını gör...
196.
kitap, beni o kadar sarmıştır ki kafamın içi kitabın her bir cümlesiyle dolu olur; ama öyle bir sonlanır ki o kitap beni, kafamdaki cümlelerle beklemediğim bir sonla darağacına götürür.
devamını gör...
197.
kitabın güzel gidip saçma sapan bir sonla bitmesi ve ya sonunun belli bir yere bağlanmadan geniş bir yelpazeyle açık bırakılması. ee şimdi noldu yani hissi bırakan kitaplar sinirimi bozuyor.
devamını gör...
198.
mutsuz sonlar .
biz zaten kendi dünyamızdan çıkıp güzel çekişmeli bazen heyecanlı bazen üzücü hikayeler romanlar okuyoruz ve bu da mutsuz bitiyor.
devamını gör...
199.
yazıların çok hafif yamuk basılmış olmasıdır. ''allah allah yamuk mu basmışlar? yok sanki düzgün gibi... yok ya yamuk baksana'' tarzı fikirlere kapılıp kitaptan bir satırı bile anlayamazsınız.
devamını gör...
200.
sadece sormak istiyorum bu konuda bir şey merak ediyorum.budala ,suç ve ceza yada ruscadan çeviri yapılmış bir çok kitapta böyle sorunları çok yaşıyorum sorun cevirinin yanlış yapılmasımi .
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"kitaplarda en sinir bozan durum" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim