141.
şımarık velilere derdini anlatmaya çalışmak.
devamını gör...
142.
yoğun iş temposu, büyük paraların döndüğü yerde mide bulandıran sırtlanlar. herkesin çenesi, herkesin bir fikri var. zenginlerle muhatap olmak ayrı fecat. durmadan takım elbise giyip, eskitiyorum şu sıcaklarda. mesafeler yordu, iş yordu. insanlardan tiksindim.
sabahleyin 6'da uyanıp, kafamı toparlayıp evden 8.30'da çıkıp bu saatte geri dönüyorum. haftanın altı günü bazen yedi.
sabahleyin 6'da uyanıp, kafamı toparlayıp evden 8.30'da çıkıp bu saatte geri dönüyorum. haftanın altı günü bazen yedi.
devamını gör...
143.
karar verememek. dert dinlerim genelde. saçmalayanlar olur katlanırım. gerçekten tadını çıkardığım bir sohbetin ortasındayken aniden gelen müşteri bir şey sorar ve o an hemen geliyorum demem gerekir diğer müşteriye. içerdense yapmam gerekenleri düşünürüm. soru soranın problemini çözer gönderirim. sonrasında kararsızlık devreye girer. şimdi diğer müşteriye dönüp lafını bitirmesini mi bekleyeyim yoksa yarım kalan işlerimi mi halledeyim.
genelde yarım kalan işlerimi hallederken görürler beni ve bozulurlar. şu alınganlığa hiç katlanamıyorum mesela. tamam az önce iyi hoş konuşuyordukta, ben oturmaya gelmedim ki, sen geldin. ben devam etmek zorundayım. hemen kalkıp giderler sonrasında. gitme mi diyim, git ne halin varsa gör.
başka bir versiyonu da var bu darılmaların. numaramı isterler vermem, kalkar giderler. kahve içmeye gidelim derler, maalesef derim kalkar giderler. ben oraya çalışmaya geliyorum. alınganları tedavi etmeye değil. anlamayanlara uyuzum.
genelde yarım kalan işlerimi hallederken görürler beni ve bozulurlar. şu alınganlığa hiç katlanamıyorum mesela. tamam az önce iyi hoş konuşuyordukta, ben oturmaya gelmedim ki, sen geldin. ben devam etmek zorundayım. hemen kalkıp giderler sonrasında. gitme mi diyim, git ne halin varsa gör.
başka bir versiyonu da var bu darılmaların. numaramı isterler vermem, kalkar giderler. kahve içmeye gidelim derler, maalesef derim kalkar giderler. ben oraya çalışmaya geliyorum. alınganları tedavi etmeye değil. anlamayanlara uyuzum.
devamını gör...
144.
leb demeden leblebiyi anlayan insanlara hasret kaldım. cahille sohbeti de kesemiyorum. kessem para kazanamam. neyse ya.
devamını gör...
145.
kötü - daha kötü - en kötü arasındaki fark ortadan kalkıyor. her detay, eşit derecede risk unsuru haline geliyor. sonsuz bir felaket tellallığı ya da tam tersi aşırı bir duyarsızlık hali.
devamını gör...
146.
enfeksiyon kapma riski var
devamını gör...
147.
ölüyon direkt
devamını gör...
148.
belli olmayan sürpriz mesailer, şehir değiştirmeler. bir şey hakkında plan yapma isteğini öldürüyor.
devamını gör...
149.
yok. çok güzel. her şey daha da güzel olacak.
devamını gör...
150.
reçete kontrol ederken bir sürü sürü hastalık görüyorum. bazen ilaç dökümlerine bakıyorum. şu tarihte sağlıklarmış diyorum.
üzülüyorum.
üzülüyorum.
devamını gör...
151.
çimentepeli baba şükrü
devamını gör...
152.
sürekli evdeyim, iş yerim yok, kendime ait iş odam yok.
devamını gör...
153.
insan… artık yeter diye isyan edesim geliyor. daha ne kadar kötü olabilir diye sorarken iğrençliğin her şeklini görmek… midemi bulandırmaya yetiyor.
devamını gör...
154.
olmaması.
devamını gör...
155.
sabır bir su ise, siz büyük bir kazan olmak zorundasınızdır.
devamını gör...