161.
bu ara tutunamayanlar'ı okuyorum. çok beklettim modası geçti sanıyorum ki artık. okuması sırası benim.
devamını gör...
162.
bu hayata ancak 42 yıl tutunabilmiş türk yazar...
devamını gör...
163.
büyük bir yorgunluk duyuyorum: yılların yorgunluğu. okuyamıyorum, düşünemiyorum.
devamını gör...
164.
yine masa başındayım, yine vakit öldürüyorum. bunu hak ettim diyorum. oysa biraz daha evde dursam belki bir kitap daha okuyabilirdim. en son ne zaman bir şeyler okudum bilmiyorum.
ve evet oğuzcuğum atay. ben bu hayatta her şeyde seni suçluyorum. hiç okumasam diyorum bazen seni. hiçbir zaman senin yazdığın gibi muhteşem kitaplar yazamayacağım ve hiçbir zaman daha ölmedim sevinmeyin deyip ölemeyeceğim.
oysa ben bir kumarbazım ve hayatım üzerine oynadım en büyük bahsimi. beni hayatta tutan ne varsa aslında aynı zamanda hayattan da kopardı bu sayede. artık selimin ışığı ile turgutun özbenliği birbirine karıştı anlıyor musun? artık bir albayımız yok, hem ergenekoncu hem fetöcüymüş hem de iktidarın adamıymış. hikmet de zaten hiç ben olamadı. zaten kimse ben olamaz... bazen ben bile ben değilim.
hayat içinse hiçbir şey iyiye gitmiyor, hiçbir zaman. her zaman bir acı buluyorum kendime. hiçbir şeyden vazgeçemeyeceğim ve çürüyeceğim bir hayat kuruyorum sonra kendime. belki de çoktan çürüdüm kim bilir.
oğuzcuğum atay. şimdi seni okumaya o kadar çok ihtiyacım var ki. hiç tanımadığım bir kitapçıdan boyumdan büyük kitaplar almak istiyorum. sonra arabaya atmak ve yola çıkmak. ama biliyorsun ben bu hikayede turgut özben olamam. belki kötü bir selim ışık replikası olurum. o zaman da özbenliğinin peşine düşecek bir turgut bulamam. hem biliyorum ki gerçek hayatta, çoğu yolculuklar birkaç adımdan uzun sürmez de insan vazgeçer.
ve evet oğuzcuğum atay. ben bu hayatta her şeyde seni suçluyorum. hiç okumasam diyorum bazen seni. hiçbir zaman senin yazdığın gibi muhteşem kitaplar yazamayacağım ve hiçbir zaman daha ölmedim sevinmeyin deyip ölemeyeceğim.
oysa ben bir kumarbazım ve hayatım üzerine oynadım en büyük bahsimi. beni hayatta tutan ne varsa aslında aynı zamanda hayattan da kopardı bu sayede. artık selimin ışığı ile turgutun özbenliği birbirine karıştı anlıyor musun? artık bir albayımız yok, hem ergenekoncu hem fetöcüymüş hem de iktidarın adamıymış. hikmet de zaten hiç ben olamadı. zaten kimse ben olamaz... bazen ben bile ben değilim.
hayat içinse hiçbir şey iyiye gitmiyor, hiçbir zaman. her zaman bir acı buluyorum kendime. hiçbir şeyden vazgeçemeyeceğim ve çürüyeceğim bir hayat kuruyorum sonra kendime. belki de çoktan çürüdüm kim bilir.
oğuzcuğum atay. şimdi seni okumaya o kadar çok ihtiyacım var ki. hiç tanımadığım bir kitapçıdan boyumdan büyük kitaplar almak istiyorum. sonra arabaya atmak ve yola çıkmak. ama biliyorsun ben bu hikayede turgut özben olamam. belki kötü bir selim ışık replikası olurum. o zaman da özbenliğinin peşine düşecek bir turgut bulamam. hem biliyorum ki gerçek hayatta, çoğu yolculuklar birkaç adımdan uzun sürmez de insan vazgeçer.
devamını gör...
165.
tutunamayanlar, korkuyu beklerken, bir bilim adamının romanı gibi romanlarıyla tanınan, yaşamında anlaşılmayan bir yazar.
devamını gör...
166.
bana atay kitaplarını okurken şunu öğretti insanların zihinlerinin berrak olmasının bilgi seviyesi ile alakalı olmadığını çok bilenin her zaman kendi adında yanılmadığını gösterdi her zihnin kendine ait yanları var evet ve bu adamın zihni belli ki karışık değil kaos içerisinde onda kağıda yazmak diye bir şey yok onda çaresizlik var artık ben bu işin içinden çıkamıyorum var. şunu söyleyebilirim ki oğuz atay ne kadar popülist kültürün istilası altında olduğundan onu eleştirel bakılmıyor ama şunu dicem kitap okuyan insanlar ya bu adamı bir numara yapar yada ilk beşe dahi koymaz çünkü bu adam bir kaos ve ona yakın olmak için o çaresizliğe düşmüş olmanız gerek bu ise kültürle bilgiyle olmaz bağzı odalar içinde eşya olmasada dağınıktır
devamını gör...
167.
devamını gör...
168.
yeni bir dünya var, anlıyor musun?
her şeyi geride bırakmak gerekiyor.
bir sabah kalkacaksın, arkana bakmadan.*
her şeyi geride bırakmak gerekiyor.
bir sabah kalkacaksın, arkana bakmadan.*
devamını gör...
169.
çok şey vardı anlatılacak
o yüzden sustum.
birini söylesem diğeri yarım kalacaktı.
sen duydun mu sustuklarımı *
o yüzden sustum.
birini söylesem diğeri yarım kalacaktı.
sen duydun mu sustuklarımı *
devamını gör...
170.
yazar.
devamını gör...
171.
bütünüyle unutulmaya kimsenin gücü yetmiyor.
bir duvarda iki satır yazı,
bir albümde soluk bir resim,
bir hafızada silik bir hayal olarak kalıyor istemese de.
bütünüyle unutulmak gibi
acıklı bir oyuna
kimsenin yüreği dayanmıyor *
bir duvarda iki satır yazı,
bir albümde soluk bir resim,
bir hafızada silik bir hayal olarak kalıyor istemese de.
bütünüyle unutulmak gibi
acıklı bir oyuna
kimsenin yüreği dayanmıyor *
devamını gör...
172.
sevgili insanlık.
bir çocuk masumiyetiyle, bir kez daha "elma" diyorum,
ne olur çık ortaya artık*
bir çocuk masumiyetiyle, bir kez daha "elma" diyorum,
ne olur çık ortaya artık*
devamını gör...
173.
iki ekmek aldım eve gidiyorum.
oğuz atay
evet efendim aynen öyle. kendisinin söylemediği her şeyi kendisi söylemiş gibi gösterilen, mezarında tam tur dönen, kemikleri sızım sızım sızlayan yazar. herkes bir şey uyduruyor kafasından ve etkileşim sevdası için altına oğuz atay yazıyor. bir zamanlar can yücel'in orhun kitabeleri kadar şiiri olması gibi. utanmasalar japonca yazıp altına can yücel yazacaklardı. rahat bırakın şu adamı be.
oğuz atay
evet efendim aynen öyle. kendisinin söylemediği her şeyi kendisi söylemiş gibi gösterilen, mezarında tam tur dönen, kemikleri sızım sızım sızlayan yazar. herkes bir şey uyduruyor kafasından ve etkileşim sevdası için altına oğuz atay yazıyor. bir zamanlar can yücel'in orhun kitabeleri kadar şiiri olması gibi. utanmasalar japonca yazıp altına can yücel yazacaklardı. rahat bırakın şu adamı be.
devamını gör...
174.
eğer bir gün uğrarsan sol göğsümün altındaki kente,
hüzünlü bir sesle,
buralar bir zamanlar hep benimdi
diyeceksin kendine*
hüzünlü bir sesle,
buralar bir zamanlar hep benimdi
diyeceksin kendine*
devamını gör...
175.
"albayım albayım" diye gezinen boş kişiler nedeniyle eskisi kadar sevemiyorum oğuz atay'ı. hype yapılacak yazar değildi ama yaptılar.
devamını gör...
176.
kendisinin dostoyevski ile kurduğu bağ gibi bağlı olduğum yazar. eserlerinde kendi ruhumu okurum sanki. hayatı, iç sıkıntıları hep içimi burkmuştur. ve hep derim ki, "bir oğuzcum atay bir ben hiç anlaşılmadık."
devamını gör...
177.
adamı hiç etti bu ergenler tutturmuşlar bir tutunamayanlar sorsan başka kitabını bilmez tutunamayanları sorsan içindeki dili anlamaz, bir kere dili ağırdır ve türkçenin ulysses'ı sayılır; sosyal mecralarda sağdan soldan söz bulup sağ alt köşeye ~oğuz atay yazarak kendilerini arşa çıkarıyor
sanki o kitabı gerçekten okumuş olsa dünyayı değiştirecekmiş gibi.
sanki o kitabı gerçekten okumuş olsa dünyayı değiştirecekmiş gibi.
devamını gör...
178.

"seni artık dostoyevski bile kurtaramaz."
tutunamayanlar
ölürse tenler ölür, canlar ölesi değil.
(bkz: yunus emre)
devamını gör...
179.
oğuzcuğum atay sadece tutunamayanlar'dan ibaret değil sevgili sözlük. eserlerini ve kendisini daha iyi anlamak isteyenler yıldız ecevit'in iletişim yayınlarından 2005 yılında çıkan oğuz atay biyografisi ben buradayım'ı ve oğuz atay'ın kendi el yazılarına da yer verilen yine iletişim yayınlarından çıkmış günlük eserini temin edip okuyabilirler.
devamını gör...
180.
selamlar arada bir nefes alsaydınız keşke aleykümselamlar
devamını gör...