101.
umarım yapmak zorunda kalmam fakat gidişat malesef buna zorluyor. üzülüyorum ülkem için.
devamını gör...
102.
kolpaçino sabri abinin, hüseyin'e söylediği gibi cevap vermek istiyorum, ulan bu ter kokunuzla hangi ülke alır sizi.
devamını gör...
103.
son zamanlarda artık ben de düşünüyorum, hiçbir yer büyüdüğün ülke gibi olamaz, sevdiklerimden ayrılamam derdim. sonra düşününce benim zaten ait hissettiğim bir kültür yoktu. ben her yere uyum sağlayacak international bir yavşaktım.
peki nasıl yavşak oldum biraz bahsedeyim.
önceden siyasi bir çizgim vardı diyebilirim, en önemlisi hayatımda bir çerçeve vardı fakat şimdi ise nereye gittiği belli olmayan biri oldum çıktım böyle olmasının sebebi zamanla hayatımın merkezine oturan bir felsefe sanıyordum; yeni fark ettim ki öyle değilmiş.
ben sadece bu ülkede sürekli tartışmaya girmekten veya birçok kişi lgbtq+ savunuculuğu yapmak isterken ''onlar da bunu seçmedi doğuştan olan bir şey'' gibi söylemler işitiyorum. en aydını böyle düşünüyor... yahu kardeşim tercih edilen bir şey olsa ne olacak, öldürecek misiniz??? öte yandan lut kavmine bağlayanlar... çocuklarınız özenir diye mi korkuyorsunuz?
niye korkuyorsunuz? o çok savunduğunuz ahlak düzeniniz onları koruyamayacak mı?
çıkış noktamıza gelelim ‘’keskin çizgilerim yok artık’’ dedik bunun başlıca sebepleri
insanlarla hepinizin bildiği; başlığı sürekli açılan konularda tartışmaktan yorulmuş olup, kendimi de bu bataklıktan sıyırmak için her şeyden vazgeçmeye karar verip ve yine keskin çizgileri olmayan sanat anlayışının serin sularında huzuru buldum. ne sağım, ne solum belli oldu. anarşist miydim? anarşizmi kabul etmeyecek kadar anarşistim belki de. imla kurallarına uymaya çalışan tatlı su anarşisti xddd
bu ülkenin ne kadınlarıyla ne erkekleriyle anlaşabildiğimi fark ettim çünkü ne kadar okurlarsa okusunlar ne kadar gezmiş olurlarsa olsun ben yargılamam derlerse desinler en azından benim şu ana kadar tanıştığım herkes gizliden çirkin yargılara sahipti.
bu sebeple herkesi mevlana gibi kucaklayıp huzura ereceğimi sandım… hayır, kesinlikle öyle bir huzur yok; mantıklı fikirlerin el ele verdiği bir noktada göte göt demeyi ve bunu dedin diye de seni kesmeye çalışmadıkları bir yerde var olacak olmanın umuduyla yaşıyorum artık.
peki nasıl yavşak oldum biraz bahsedeyim.
önceden siyasi bir çizgim vardı diyebilirim, en önemlisi hayatımda bir çerçeve vardı fakat şimdi ise nereye gittiği belli olmayan biri oldum çıktım böyle olmasının sebebi zamanla hayatımın merkezine oturan bir felsefe sanıyordum; yeni fark ettim ki öyle değilmiş.
ben sadece bu ülkede sürekli tartışmaya girmekten veya birçok kişi lgbtq+ savunuculuğu yapmak isterken ''onlar da bunu seçmedi doğuştan olan bir şey'' gibi söylemler işitiyorum. en aydını böyle düşünüyor... yahu kardeşim tercih edilen bir şey olsa ne olacak, öldürecek misiniz??? öte yandan lut kavmine bağlayanlar... çocuklarınız özenir diye mi korkuyorsunuz?
niye korkuyorsunuz? o çok savunduğunuz ahlak düzeniniz onları koruyamayacak mı?
çıkış noktamıza gelelim ‘’keskin çizgilerim yok artık’’ dedik bunun başlıca sebepleri
insanlarla hepinizin bildiği; başlığı sürekli açılan konularda tartışmaktan yorulmuş olup, kendimi de bu bataklıktan sıyırmak için her şeyden vazgeçmeye karar verip ve yine keskin çizgileri olmayan sanat anlayışının serin sularında huzuru buldum. ne sağım, ne solum belli oldu. anarşist miydim? anarşizmi kabul etmeyecek kadar anarşistim belki de. imla kurallarına uymaya çalışan tatlı su anarşisti xddd
bu ülkenin ne kadınlarıyla ne erkekleriyle anlaşabildiğimi fark ettim çünkü ne kadar okurlarsa okusunlar ne kadar gezmiş olurlarsa olsun ben yargılamam derlerse desinler en azından benim şu ana kadar tanıştığım herkes gizliden çirkin yargılara sahipti.
bu sebeple herkesi mevlana gibi kucaklayıp huzura ereceğimi sandım… hayır, kesinlikle öyle bir huzur yok; mantıklı fikirlerin el ele verdiği bir noktada göte göt demeyi ve bunu dedin diye de seni kesmeye çalışmadıkları bir yerde var olacak olmanın umuduyla yaşıyorum artık.
devamını gör...
104.
her ne kadar ülkeme hizmet etme fikrimden vazgeçmesem de, mutlaka yapacağım eylemdir.
benim sebebim epey farklı: türkiye'nin ekonomisi, giderek kötüye giden hayat şartları, iş bulma ihtimalinin giderek yok derecesine gelme vs. değil. hani derler ya bazıları: "ne olursa olsun ben buradayım, havası, suyu, insanı bir farklı buranın. ben de onu seviyorum" diye, ha o bende hiç yok işte.
geleneklerin çoğuna genelde karşıyım zaten, onu geç şimdiden. ama ben buranın insanıyla anlaşamıyorum abi, n'apayım bana göre değil demek ki. binalar, şehirler, yollar falan zaten iğrenç. bu ülkede kalmak için hiçbir estetik sebep yok. doğası suyu da ehh işte, ekstrem bir şey olmasa da idare eder. gerçi şuan var olanın da içine ettiler ama, her neyse...
avustralya'ya gidip sıcaktan pişmek, okyanus dalgarıyla sörf yapıp, oranın sıcakkanlı gençleriyle kaynaşmak istiyorum. bunlar da türkiye'de olmuyor maalesef. öyle işte...
benim sebebim epey farklı: türkiye'nin ekonomisi, giderek kötüye giden hayat şartları, iş bulma ihtimalinin giderek yok derecesine gelme vs. değil. hani derler ya bazıları: "ne olursa olsun ben buradayım, havası, suyu, insanı bir farklı buranın. ben de onu seviyorum" diye, ha o bende hiç yok işte.
geleneklerin çoğuna genelde karşıyım zaten, onu geç şimdiden. ama ben buranın insanıyla anlaşamıyorum abi, n'apayım bana göre değil demek ki. binalar, şehirler, yollar falan zaten iğrenç. bu ülkede kalmak için hiçbir estetik sebep yok. doğası suyu da ehh işte, ekstrem bir şey olmasa da idare eder. gerçi şuan var olanın da içine ettiler ama, her neyse...
avustralya'ya gidip sıcaktan pişmek, okyanus dalgarıyla sörf yapıp, oranın sıcakkanlı gençleriyle kaynaşmak istiyorum. bunlar da türkiye'de olmuyor maalesef. öyle işte...
devamını gör...
105.
bütün tuhaf hikayeler böyle kusursuz motivasyonla başlar
devamını gör...
106.
güle güle.
devamını gör...
107.
devamını gör...
108.
bende gideyim diyorumda şu konyalı gibi sınırda kalırım diye korkuyorum.
devamını gör...
109.
birçok arkadaşım gitti; amerika ya, kanada ya, ingiltere ye... çocukları ile, çalışma izni alarak gittiler.
görüştüğümüz kadarı ile memnunlar hayatlarından. bir çoğu çocuklarının geleceğini düşünerek gitti, daha iyi bir eğitim alsın diye, ülkemizde maalesef bir gelecek göremedikleri için.
kendilerince haklılar, mana bulamıyorum. ben ise gitmeyi bir kere düşündüm hatta gitmek üzereydim kanada ya. çalıştığım işten memnun değildim ama daha iyi bir işe geçtiğim için kaldım. aslında gitmek istiyor muydum; hayır... mecburiyetten gidecektim, neyse...
bu saatten sonra gitmek gibi bir düşüncemde yok artık, bir yaştan sonra ailemi, arkadaşlarımı vs bırakıp gitmek yepyeni bir düzene ayak uydurmak zor geliyor.
gidenlerin umut ettikleri ülkelerine geri dönmeleri ümidi ile...
görüştüğümüz kadarı ile memnunlar hayatlarından. bir çoğu çocuklarının geleceğini düşünerek gitti, daha iyi bir eğitim alsın diye, ülkemizde maalesef bir gelecek göremedikleri için.
kendilerince haklılar, mana bulamıyorum. ben ise gitmeyi bir kere düşündüm hatta gitmek üzereydim kanada ya. çalıştığım işten memnun değildim ama daha iyi bir işe geçtiğim için kaldım. aslında gitmek istiyor muydum; hayır... mecburiyetten gidecektim, neyse...
bu saatten sonra gitmek gibi bir düşüncemde yok artık, bir yaştan sonra ailemi, arkadaşlarımı vs bırakıp gitmek yepyeni bir düzene ayak uydurmak zor geliyor.
gidenlerin umut ettikleri ülkelerine geri dönmeleri ümidi ile...
devamını gör...
110.
bunu ne kadar istediğimi bilemesiniz. gerçekten adaletin ve sosyal adaletin sağlanamadığı bir ülkede yaşamak insana sanki kendine ihanet ediyormuşcasına ızdırab veriyor.
devamını gör...
111.
milliyetçi görüşüne gönül vermiş insanları kızdırmak istemem ama. bilsinler ki kaçtığımız şey toprak değil , sistem.
devamını gör...
112.
ülkemi her ne kadar sevsem de yaşam kalitesi açısında berbat olduğunu düşünüyorum ayrıca eğitim sistemi de çok kötü buda burda kalmak için hiç bir sebebim olmadığını gösterir inşallah isteyen herkes bir gün gitme fırsatını elde eder.
devamını gör...
113.
doktora için yapacağım eylem. medeni bir ülkeye gidip özgür insanlarla beraber yaşayacağım. gülmeyi bilen, konuşmayı bilen, kendini bilen insanlarla iletişim kuracağım. medeni kadınlarla doya doya şarap içeceğim, gezeceğim, eğleneceğim. muhteşem kiliseler, katedraller, saraylar, sokaklar, kütüphaneler gezeceğim. abuzittin'in inançlarından, geleneklerinden, yaşam tarzından uzakta mutlu ve huzurlu yaşayacağım.
devamını gör...
114.
ülkemi havasını suyunu ne kadar sevsemde ben at gözlükleri takmadığım sürece bu ülkede bana yer yok ben sorgulamak, yaşamak, araştırmak istiyorum ama buna olanak veren bir ülke yok karşımda.
devamını gör...
115.
bir yandan istiyorum, bir yandan istemiyorum. kendi ülkemde de öteki konumundayım, gittiğim ülkede de öteki konumunda olacağım. yaşam şartları kıyaslandığında ikinci seçenekte öteki olmak daha mantıklı geliyor, but ummm aile.
devamını gör...
116.
allah nasip ederse kasım gibi .
devamını gör...
117.
defolup gitmek mi, üzülerek gitmek mi karar veremediğim eylem.
doğduğu ülke insanın ailesidir, yuvasıdır nasıl aileni atsan atamıyor satsan satamıyorsan, ülkeni de acısıyla tatlısıyla kabullenirsin.
şartlar insanı gitmeye sürüklüyorsa kimseyi suçlayamayız, biz de isterdik ülkemizde kalmak ailemizle sevdiklerimizle yaşamak. insanın vatanından kopması zordur ama bugün ben dahil pek çok gencin hayali gitmek oldu. bir zaman sonra karnının doyduğu yer vatanın oluyor. ben insan gibi yaşayabilmek, saygı görmek, korkmadan özgürce kendimi ifade edebilmek, hakkımız olan şeylerin bizler için lüks olmamasını istiyorum. bilgisayar almayı falan geçtim artık, et ya et insanın en önemli protein kaynağı neden bizim için lüks halde et alıp yemek?
canımız sıkılınca çıkıp bisiklet sürebileceğimiz bir bisiklet yolumuz onu geçtim nefes alabileceğimiz yeşil bir alanımız yok. bana en çok dokunan şey ülkenin sonradan bu hale gelmesi. eskiden doktor öğretmen memur beyaz yakalı ne olursan ol bir işe girdikten sonra ev ve araba alınabiliyormuş, şimdi bakıyorum da gençler olarak karada balık gibi çırpınıyoruz sanki, hiçbir şeyin hayalini kuramıyoruz, bilgisayar alabilmek bile imkansıza yakın hale geldi.
sahi biz bu duruma nasıl ve ne vakit geldik? benim babam 1985 yılında geldiği istanbul'da sadece garson olarak çalışırken bir sürü gezmiş tozmuş, bilmediği bir şehirde hem kendine bakmış hem de ailesine para göndermiş. şimdi bir insanın garson olarak ev tutması bile imkansız halde...
keşke bu kadar gelecek ve yaşam kaygısına düşmeseydik anın tadını çıkartabilecek imkanlarımız olsaydı, mezun olunca nasıl bir yol çizeceğimizi birinci sınıftan dert edinmeseydik. bu illet gelecek kaygısı sırtımıza kambur olmasaydı. bir şekilde çalışmaya başlayınca hak ettiğimiz hayatı yaşayabilseydik. başka ülkelerden yaşamak son şansımız olmasaydı.
gitmek istiyor muyum? emin değilim ama böyle devam ederse ben de kendime bir yol bulmaya çalışacağım, kalmak istiyor muyum? bir şeylerin düzeleceğini bilsem her şeyden çok.
peki kalana mı zor gidene mi? her iki tarafa da zor, bir yandan kendi ülkende bile insan yerine koyulmuyorsun bir yandan da gidersin bilmediğin bambaşka bir kültüre adapte olmaya çalışacaksın...
benim her şeye rağmen son bir umudum son bir beklentim var eğer gerçekleşirse, buralarda bir yerlerde olacağım...
gurbet
doğduğu ülke insanın ailesidir, yuvasıdır nasıl aileni atsan atamıyor satsan satamıyorsan, ülkeni de acısıyla tatlısıyla kabullenirsin.
şartlar insanı gitmeye sürüklüyorsa kimseyi suçlayamayız, biz de isterdik ülkemizde kalmak ailemizle sevdiklerimizle yaşamak. insanın vatanından kopması zordur ama bugün ben dahil pek çok gencin hayali gitmek oldu. bir zaman sonra karnının doyduğu yer vatanın oluyor. ben insan gibi yaşayabilmek, saygı görmek, korkmadan özgürce kendimi ifade edebilmek, hakkımız olan şeylerin bizler için lüks olmamasını istiyorum. bilgisayar almayı falan geçtim artık, et ya et insanın en önemli protein kaynağı neden bizim için lüks halde et alıp yemek?
canımız sıkılınca çıkıp bisiklet sürebileceğimiz bir bisiklet yolumuz onu geçtim nefes alabileceğimiz yeşil bir alanımız yok. bana en çok dokunan şey ülkenin sonradan bu hale gelmesi. eskiden doktor öğretmen memur beyaz yakalı ne olursan ol bir işe girdikten sonra ev ve araba alınabiliyormuş, şimdi bakıyorum da gençler olarak karada balık gibi çırpınıyoruz sanki, hiçbir şeyin hayalini kuramıyoruz, bilgisayar alabilmek bile imkansıza yakın hale geldi.
sahi biz bu duruma nasıl ve ne vakit geldik? benim babam 1985 yılında geldiği istanbul'da sadece garson olarak çalışırken bir sürü gezmiş tozmuş, bilmediği bir şehirde hem kendine bakmış hem de ailesine para göndermiş. şimdi bir insanın garson olarak ev tutması bile imkansız halde...
keşke bu kadar gelecek ve yaşam kaygısına düşmeseydik anın tadını çıkartabilecek imkanlarımız olsaydı, mezun olunca nasıl bir yol çizeceğimizi birinci sınıftan dert edinmeseydik. bu illet gelecek kaygısı sırtımıza kambur olmasaydı. bir şekilde çalışmaya başlayınca hak ettiğimiz hayatı yaşayabilseydik. başka ülkelerden yaşamak son şansımız olmasaydı.
gitmek istiyor muyum? emin değilim ama böyle devam ederse ben de kendime bir yol bulmaya çalışacağım, kalmak istiyor muyum? bir şeylerin düzeleceğini bilsem her şeyden çok.
peki kalana mı zor gidene mi? her iki tarafa da zor, bir yandan kendi ülkende bile insan yerine koyulmuyorsun bir yandan da gidersin bilmediğin bambaşka bir kültüre adapte olmaya çalışacaksın...
benim her şeye rağmen son bir umudum son bir beklentim var eğer gerçekleşirse, buralarda bir yerlerde olacağım...
gurbet
devamını gör...
118.
artik def olup gitmek mi yoksa s.. olup gitmek mi bu saatten sonra farketmiyor, ill fırsatta tası tarağı toplayıp ayaklarım kaba etlerime vura vura kaçacağım.
devamını gör...
119.
umarım diyorum ve kalbim kırık bir şekilde bu başlıktan uzaklaşıyorum.
devamını gör...
120.
yapılası en mantıklı şey olurdu diğer taraftan kabul edilseydik. sevmiyorsan gitçi arkadaşlara ithafen; gidemiyoruz arkadaş! en son bir proje ile çıkmaya çalıştım terörist yerine kondum... ki herhangi bir kaydım kuydum yok. gayet işinde gücünde bir insanım dümdüz.
devamını gör...