141.
işte vazgeçilmez bir klişe.
marjinal kardeslerim durun, n'olur bizi bırakmayın bizler siz olmadan ne yaparız?
gitmek isteyenlere bi vasfını sorsam cevap veremez, ehonomi çoh gotu, dayyip paralari caldi okuyamadik diyecekler ama ulan binlerce suriyeli catir catir yasadisi yollardan falan olsa da gitti avrupa kitasina, iclerinde benim suriyeli arkadasim bile var, giderken burada bize kotu davraniyorsunuz demisti en son kendisinden haber aldigimda almanya'da bir kamptaymis...
gitmek isteyen gidiyor yani yegenlerim, belki suriyeli arkadasim sizin icin kotu bir ornek ama fatih isimli bir cocukluk arkadasim var amerika'da kanser uzerine arastirmalar yapiyor, kendisi umraniye cocuguydu, gokhan diye bi arkadasim daha var polonya'da calisiyor onun babasi ise insaatciydi.
buradan
demem o ki 2 arkadasim gitti ve bunlar gayet hayatini idame ettiriyor ama siz illa kuru gurultu yapcaksiniz degil mi? cunku vasfiniz, niteliginiz yok ve oralarin bos beles insan sevmedigini biliyorsunuz
bizim buralarda sey derler. agiz der ama mabad yemez.
marjinal kardeslerim durun, n'olur bizi bırakmayın bizler siz olmadan ne yaparız?
gitmek isteyenlere bi vasfını sorsam cevap veremez, ehonomi çoh gotu, dayyip paralari caldi okuyamadik diyecekler ama ulan binlerce suriyeli catir catir yasadisi yollardan falan olsa da gitti avrupa kitasina, iclerinde benim suriyeli arkadasim bile var, giderken burada bize kotu davraniyorsunuz demisti en son kendisinden haber aldigimda almanya'da bir kamptaymis...
gitmek isteyen gidiyor yani yegenlerim, belki suriyeli arkadasim sizin icin kotu bir ornek ama fatih isimli bir cocukluk arkadasim var amerika'da kanser uzerine arastirmalar yapiyor, kendisi umraniye cocuguydu, gokhan diye bi arkadasim daha var polonya'da calisiyor onun babasi ise insaatciydi.
buradan
demem o ki 2 arkadasim gitti ve bunlar gayet hayatini idame ettiriyor ama siz illa kuru gurultu yapcaksiniz degil mi? cunku vasfiniz, niteliginiz yok ve oralarin bos beles insan sevmedigini biliyorsunuz
bizim buralarda sey derler. agiz der ama mabad yemez.
devamını gör...
142.
bir gün bize de nasip olur mu dedirten başlık
devamını gör...
143.
1000 yıl ortaçağ skolastisizminde can verdi avrupalılar doğuya göçelim demedi. 1000yılın sonunda coğrafi keşiflerle aldılar hepsini getirdiler.
kavimler göçü, çin baskısı moğol baskısı göçü, anodolu yu, rumeli yi türkleştirme göçü, isçi göçü, beyin göçü... nedir bu milletin bitmez tükenmez göçebe hayatı oturup biraz bilim sanat apalım yeter yahu!
bazı şeyler hakkaten günü geldiğinde genlerle açıklanabilecek sanırım.
işin şakası bir yana ben göçmen oldum benim tavsiye edebileceğim bir şey hic değil. en kaba tarifiyle avrupa'nın suriyeli'si olmak bana göre değil. yaşayabilene, katlanabilene elbette saygım sonsuz. ama zorla türbana da soksalar ben burada öleceğim.
bu başlık her hortladığında üslubunun beni olduğu gibi rahatsız edenleri için söylemek isterim ki;
bırakınız gitsinler efendim.
kavimler göçü, çin baskısı moğol baskısı göçü, anodolu yu, rumeli yi türkleştirme göçü, isçi göçü, beyin göçü... nedir bu milletin bitmez tükenmez göçebe hayatı oturup biraz bilim sanat apalım yeter yahu!
bazı şeyler hakkaten günü geldiğinde genlerle açıklanabilecek sanırım.
işin şakası bir yana ben göçmen oldum benim tavsiye edebileceğim bir şey hic değil. en kaba tarifiyle avrupa'nın suriyeli'si olmak bana göre değil. yaşayabilene, katlanabilene elbette saygım sonsuz. ama zorla türbana da soksalar ben burada öleceğim.
bu başlık her hortladığında üslubunun beni olduğu gibi rahatsız edenleri için söylemek isterim ki;
bırakınız gitsinler efendim.
devamını gör...
144.
amin.
devamını gör...
145.
türkiye cennet gibi ama zebani dolu içi. zengin bir ailede doğsam böyle bir fikir aklımdan bile geçmezdi ama mezun olunca 3 bin liraya ev geçindirmek bu koşullarda biraz zor.
devamını gör...
146.
ben anlayamıyorum.
defolun gidincileri de anlamıyorum, gittik diye hava atanları da anlamıyorum. bu kişisel bir tercih meselesi. bir insanı hayatının tamamını tek bir ülkede geçirmiyor diye hain ilan etmek yanlış. gittiniz diye gitmeyenlere imkanı olsa gider gözüyle bakmak da yanlış.
mesela özlem türeci ve uğur şahin'in anne babaları vatan haini mi? vatan haini evlatlar mı yetiştirmişler? bu iki kişinin türkiye'ye sağladığı faydayı ülke içindeki kaç bilim adamı sağlayabildi? sizce aziz sancar amerika'ya gitmese nobel alabilir miydi? hain mi şimdi bu adam?
üniversitede nefes aldırılmayıp yıldırılan bilim insanlarının işlerini yapamadıkları için yapabilecekleri yere gitmeleri doğal değil mi? türkiye'de devlete girme imkanı olmayan torpilsiz bir mühendisin özel sektörde üç kuruşa kendini tüketmesi vatanseverlik mi oluyor? hadi bunları geçelim. asgari ücrete 12 saat çalışan bir vasıfsız işçi bir şekilde gidip aynı işi günde 8 saat yaparak türkiye'den çok daha yüksek bir hayat standardı yakalıyorsa bu kişiye gitti diye vatan haini deme cüretini bir insan nasıl kendinde buluyor hayret ediyorum. yani bu adam kalıp asgari ücrete sürünse vatan kurtulacak, öyle mi? yada giden mühendisler geri dönse türkiye'de öyle imkanlar bulacaklar ki acayip projeler icatlar falan yapacaklar. turkcell bile bir zamanlar dünyanın en iyi 20 teknoloji firması arasında olan bir şirket iken şu an yandaş yuvası. orada çalışanlar da badem bıyıklı geri zekalıların yönetiminde çalışmak zorunda. az itiraz edeni de işten atıyorlar zaten. şimdi böyle bir ortamda çalışan nitelikli kişi adam yerine koyulacağı bir ülkeye gidiyor diye sizce vatan haini oluyor ama kalıp badem bıyıklara kendini ezdirince vatan kurtuluyor, öyle mi?
gitmeyenler de çeşitli sebeplerle kalıyor olabilirler. yaşadığı yerden memnundur, iyi vakit geçiriyordur, ailesinden ayrılmak istemiyordur, işyeri sahibidir vb. ama ben vatanımı seviyorum o yüzden kalıyorum demek biraz kendini kandırmak gibi geliyor bana. bilmiyorum. belki böyle düşünenler eğer kendileri giderse türkiye'de ne değişecek, ne daha kötü olacak yazarlarsa iyi olur.
şimdi asıl vatan haininin kim olduğuna gelelim. bakın bakalım 10 sene önce bir memurun maaşı kaç dolarmış, bugün kaç dolara inmiş. asgari ücret sıralamasında avrupa'da kaçıncılıktan kaçıncılığa gerilemişiz. belki de vatan hainleri alım gücünü son birkaç yılda yarı yarıya azaltarak insanları sefalete mahkum edenler ve bunların destekçileridir, kimbilir.
defolun gidincileri de anlamıyorum, gittik diye hava atanları da anlamıyorum. bu kişisel bir tercih meselesi. bir insanı hayatının tamamını tek bir ülkede geçirmiyor diye hain ilan etmek yanlış. gittiniz diye gitmeyenlere imkanı olsa gider gözüyle bakmak da yanlış.
mesela özlem türeci ve uğur şahin'in anne babaları vatan haini mi? vatan haini evlatlar mı yetiştirmişler? bu iki kişinin türkiye'ye sağladığı faydayı ülke içindeki kaç bilim adamı sağlayabildi? sizce aziz sancar amerika'ya gitmese nobel alabilir miydi? hain mi şimdi bu adam?
üniversitede nefes aldırılmayıp yıldırılan bilim insanlarının işlerini yapamadıkları için yapabilecekleri yere gitmeleri doğal değil mi? türkiye'de devlete girme imkanı olmayan torpilsiz bir mühendisin özel sektörde üç kuruşa kendini tüketmesi vatanseverlik mi oluyor? hadi bunları geçelim. asgari ücrete 12 saat çalışan bir vasıfsız işçi bir şekilde gidip aynı işi günde 8 saat yaparak türkiye'den çok daha yüksek bir hayat standardı yakalıyorsa bu kişiye gitti diye vatan haini deme cüretini bir insan nasıl kendinde buluyor hayret ediyorum. yani bu adam kalıp asgari ücrete sürünse vatan kurtulacak, öyle mi? yada giden mühendisler geri dönse türkiye'de öyle imkanlar bulacaklar ki acayip projeler icatlar falan yapacaklar. turkcell bile bir zamanlar dünyanın en iyi 20 teknoloji firması arasında olan bir şirket iken şu an yandaş yuvası. orada çalışanlar da badem bıyıklı geri zekalıların yönetiminde çalışmak zorunda. az itiraz edeni de işten atıyorlar zaten. şimdi böyle bir ortamda çalışan nitelikli kişi adam yerine koyulacağı bir ülkeye gidiyor diye sizce vatan haini oluyor ama kalıp badem bıyıklara kendini ezdirince vatan kurtuluyor, öyle mi?
gitmeyenler de çeşitli sebeplerle kalıyor olabilirler. yaşadığı yerden memnundur, iyi vakit geçiriyordur, ailesinden ayrılmak istemiyordur, işyeri sahibidir vb. ama ben vatanımı seviyorum o yüzden kalıyorum demek biraz kendini kandırmak gibi geliyor bana. bilmiyorum. belki böyle düşünenler eğer kendileri giderse türkiye'de ne değişecek, ne daha kötü olacak yazarlarsa iyi olur.
şimdi asıl vatan haininin kim olduğuna gelelim. bakın bakalım 10 sene önce bir memurun maaşı kaç dolarmış, bugün kaç dolara inmiş. asgari ücret sıralamasında avrupa'da kaçıncılıktan kaçıncılığa gerilemişiz. belki de vatan hainleri alım gücünü son birkaç yılda yarı yarıya azaltarak insanları sefalete mahkum edenler ve bunların destekçileridir, kimbilir.
devamını gör...
147.
param olsa 5 dakika bile düşünmeden harekete geçeceğim eylem.
devamını gör...
148.
gideceğiniz en iyi ülke suriye ya da arabistan olacağı için pek bir şey değişmeyecektir. ortadoğu doğumlu bir insanı avrupa ne yapsın ki?
devamını gör...
149.
(bkz: muhafazakar)
dedesi ve babası ile aynı evde doğan türk vatandaşı binde birdir. ezici çoğunluğumuz ya rumeli topraklarından "defedilmiş" ya da osmanlıya ayakbağı olduğu için sürgüne yollanmış göçebelerin torunlarıyız.
devlet "officially" neyi politika haline getirir ise onu size "impose" etmeye çalışır. vatan ve millet kavramı gibi her dönem ekseriyetle vurgulanarak suni bir biçimde oluşturulmalıdır ki sosyal düzen sağlanabilsin. bir örnek vermek gerekirse, bu gün istanbul gibi bir kültür şehri andan menderes ile başlayarak talan edilmiş ve ucube bir ekümenopolis haline getirilmiş ise sebebi büyük ölçüde cumhuriyet dönemiyle ortaya çıkan bu "türk" "göçebe"lerin osmanlı mirasçısı olmamasından kaynaklanıyor.
cumhuriyet dönemi ile başlayarak hızla degişen demografi, üzerine çarpık sosyal ve ekonomik sistemi de ilave edince türkiye, ülkenin ve insanının içinden çıkamadığı bir açmaz ile milenyuma kadar kör topal ilerledi. ancak ülke nüfusunun yarısını oluşturan, devlet politikasının göz bebekleri "muhafazakar" taban, bir proje kapsamında (bkz: malezya modeli) iktidara gelmesi ile beraber büyük bir ikilem yaşadı. usa'nın (bkz: qe) politikası ile yelkenlerini doldurarak kendi burjuvazisini oluşturup ultra-zenginleşirken zaten çarpık temellendirilmemiş değerlerini muhafaza etmeyi başaramadı. bu ülkenin hesapta bir "irfanı" olarak aksettirilen "bir lokma bir hırka düsturu" kaçınılmaz olarak milyar dolarlık saraylar ve son model yatlara evrildi. ılımlı islam/usa ile işbirliği yapabilen islam hızla fakirleşen bu "yeni türkiye"yi devlet çıpasının olmadığı, rant ve vahşi batı ekonomisinin döndüğü bir yer haline getirdi. en önemlisi ise tarihinde eşi benzeri olmayan bir oligarşi altında zaten eser miktarda olan milli ve dini değerler bilinçli olarak aşındırıldı. bunlara henüz "azınlık" toplumların ayrılıkçı talepleri de -henüz yüksek sesle bağırmasalar da- eklenmeye başladı. kimse fakir, itibarsız ve adaletsiz bir ülkenin vatandaşı olmak istemez ki bu düşüncem başlığın altına uygun olabilir.
sonuç olarak toplumlar üzerlerinde uzlaştıkları soyut kavramlar - örn. devlet, bayrak - ile bir araya gelir. türk(iye) toplumunda -ki bildiğiniz üzere bu kavram da muallakta- bu toplumsal barıştan söz edebilmek mümkün değildir. bu nedenle özellikle şehirlerde genç iş gücünün fonksiyonsuz bir mekanizma dışında kendilerine çıkar yol araması kaçınılmazdır.
dedesi ve babası ile aynı evde doğan türk vatandaşı binde birdir. ezici çoğunluğumuz ya rumeli topraklarından "defedilmiş" ya da osmanlıya ayakbağı olduğu için sürgüne yollanmış göçebelerin torunlarıyız.
devlet "officially" neyi politika haline getirir ise onu size "impose" etmeye çalışır. vatan ve millet kavramı gibi her dönem ekseriyetle vurgulanarak suni bir biçimde oluşturulmalıdır ki sosyal düzen sağlanabilsin. bir örnek vermek gerekirse, bu gün istanbul gibi bir kültür şehri andan menderes ile başlayarak talan edilmiş ve ucube bir ekümenopolis haline getirilmiş ise sebebi büyük ölçüde cumhuriyet dönemiyle ortaya çıkan bu "türk" "göçebe"lerin osmanlı mirasçısı olmamasından kaynaklanıyor.
cumhuriyet dönemi ile başlayarak hızla degişen demografi, üzerine çarpık sosyal ve ekonomik sistemi de ilave edince türkiye, ülkenin ve insanının içinden çıkamadığı bir açmaz ile milenyuma kadar kör topal ilerledi. ancak ülke nüfusunun yarısını oluşturan, devlet politikasının göz bebekleri "muhafazakar" taban, bir proje kapsamında (bkz: malezya modeli) iktidara gelmesi ile beraber büyük bir ikilem yaşadı. usa'nın (bkz: qe) politikası ile yelkenlerini doldurarak kendi burjuvazisini oluşturup ultra-zenginleşirken zaten çarpık temellendirilmemiş değerlerini muhafaza etmeyi başaramadı. bu ülkenin hesapta bir "irfanı" olarak aksettirilen "bir lokma bir hırka düsturu" kaçınılmaz olarak milyar dolarlık saraylar ve son model yatlara evrildi. ılımlı islam/usa ile işbirliği yapabilen islam hızla fakirleşen bu "yeni türkiye"yi devlet çıpasının olmadığı, rant ve vahşi batı ekonomisinin döndüğü bir yer haline getirdi. en önemlisi ise tarihinde eşi benzeri olmayan bir oligarşi altında zaten eser miktarda olan milli ve dini değerler bilinçli olarak aşındırıldı. bunlara henüz "azınlık" toplumların ayrılıkçı talepleri de -henüz yüksek sesle bağırmasalar da- eklenmeye başladı. kimse fakir, itibarsız ve adaletsiz bir ülkenin vatandaşı olmak istemez ki bu düşüncem başlığın altına uygun olabilir.
sonuç olarak toplumlar üzerlerinde uzlaştıkları soyut kavramlar - örn. devlet, bayrak - ile bir araya gelir. türk(iye) toplumunda -ki bildiğiniz üzere bu kavram da muallakta- bu toplumsal barıştan söz edebilmek mümkün değildir. bu nedenle özellikle şehirlerde genç iş gücünün fonksiyonsuz bir mekanizma dışında kendilerine çıkar yol araması kaçınılmazdır.
devamını gör...
150.
üniversite biter bitmez gerçekleştireceğim, düşüncesi bile huzur veren eylemdir.
devamını gör...
151.
15 yıl çok uluslu şirketlerde avukatlık yaptım. az sayıda lisan bilen hukukçulardan olduğum için sürekli terfi aldım. uluslararası ticaret hukuku uzmanlık alanım. para biriktirdim kendi şirketimi kurup kafamdaki bütün çalışanların ortak olduğu, çocuklarının şirket kazançları ile okutulduğu bir yapıyı sonunda kurdum. bizim karşılıksız bursumuz ile okutulan çocukların dilerlerse farklı şirket alanlarında tatillerinde staj için gelip çalışmalarını sağladık. karlı bir şirket olduğu için giderek büyüdü işimiz. türkiye’de bir tekel olan cam alanında dünyanın en büyük üreticisi olan bir firmayı ortak yatırım yapmaya ikna ettik. incelediler şirketimizi ve kurduğumuz modele inanamadılar. ortak yatırım için protokol yapıp imzaladık. fabrika arazisini biz aldık, inşaata başladık bu arada bir kola firmasının bardaklarını yapmak için verdiğimiz teklif kabul edildi ve ülke çapında promosyonları için 250 konteyner sipariş aldık. bardakları zamanında teslim etmek adına taahhüt olarak arazimizi ipotek ettirerek kola firmasına teminat mektubu verdik. kola şişeleri üzerine promosyon etiketleri basıldı, siparişler üretildi ve konteynerler ülke gümrüğüne girdi. pazar akşamı ülkedeki tek üreticinin talebiyle çıkartılan bir tebliğ ile cam ithalatına özel yeni bir uygulama ve yönetmelik değişikliği duyuruldu, gümrüğe girmiş beyannamesi açılmış işlemler bu tür tebliğlerden muaf olmasına rağmen bize uygulanmadı, bu nedenle izin çıkmadığı için ürünlerin ithalatını yaparak teslim edemedik, gümrük idaresine ve ticaret bakanlığına bu saçma tebliğ nedeniyle dava açtık “devlete savaş açtınız” dediler ve yıllarca dava sonuçlanmadı, sürüyor halen.
bardakları kampanya sürecinde teslim edemediğimiz için kola firması teminat mektubumuzu tazmin ederek paraya çevirdi bunun üzerine banka derhal bedelin ödenmesini talep etti. bütün nakitimizi yurt dışından ithal ettiğimiz bardaklara yatırdığımızı bankaya anlatmaya çalışırken haciz başlattılar durdurma talepli dava açtık ve 15 temmuzu yaşadık.
uzatmıyorum, sonuçta yabancı yatırımcı 15 temmuzu gerekçe göstererek protokolü fesih etti ve bizler iflas ederek battık. hayallerimiz vardı soldu. 125 çalışan ortak olarak hala bu süreçte borçlandığımız paraları çalıştığımız işlerden kazandığımız paralarla ödemeye uğraşıyoruz. bu gidişle daha elli yıl ödesek bitecek gibi değil. sigortalı çalıştığımız işlerde maaşlarımıza haciz de var. bilmem anlatabildim mi.
bu kadar…
bardakları kampanya sürecinde teslim edemediğimiz için kola firması teminat mektubumuzu tazmin ederek paraya çevirdi bunun üzerine banka derhal bedelin ödenmesini talep etti. bütün nakitimizi yurt dışından ithal ettiğimiz bardaklara yatırdığımızı bankaya anlatmaya çalışırken haciz başlattılar durdurma talepli dava açtık ve 15 temmuzu yaşadık.
uzatmıyorum, sonuçta yabancı yatırımcı 15 temmuzu gerekçe göstererek protokolü fesih etti ve bizler iflas ederek battık. hayallerimiz vardı soldu. 125 çalışan ortak olarak hala bu süreçte borçlandığımız paraları çalıştığımız işlerden kazandığımız paralarla ödemeye uğraşıyoruz. bu gidişle daha elli yıl ödesek bitecek gibi değil. sigortalı çalıştığımız işlerde maaşlarımıza haciz de var. bilmem anlatabildim mi.
bu kadar…
devamını gör...
152.
bir gün yapmayı umduğum hayal.
devamını gör...
153.
ben atamızın her mirasını ve bu ülkeyi seviyorum. gitmek yerine ülkemizi iyi bir hale getirmek isterdik ben ve benim gibi düşünen tüm gençler olarak. fakat bizler diplomalı işsizlerken, dayısı olmadığından atanamayanlarken, intihar eden genç müzisyenlerken , daha niceleriyken ve sizler de sessizliğini bozmayan bozarsa da bu kör düzene alkış tutanlarken bizim bir şeylere gücümüz yetmiyor ve gitmek istiyoruz. sevmediğimizden değil bize sevecek hiçbir şey bırakmadığınızdan. ağacı sevsek kesiyorsunuz, müziği sevsek susturuyorsun bu ülkenin bütün renklerini soldurdunuz.
devamını gör...
154.
155.
gençlerimizin gelecek kaygısından dolayı kafalarında sürekli dolaşan düşüncedir.
devamını gör...
156.
sistem ne olursa olsun sıkıntı ne olursa olsun insan bayrağına, vatanına, toprağına,ecdadına sırt çevirmesi düşmandan kaçan korkağa benzer ,gittiği yerde de şikayeti bitmez.. oturduğun yerden şikayet etmek yerinde saymaktır. düşünmek zor geliyor ,üretmek zor geliyor insana
ülkem için vatanım için ne yapabilirim, kendi hayatımıda beğenmediğim bu sistemde nasıl iyileştirebilirimi düşüneceğinize gözünüz diğer ülkelere kaçmak bu gitmek yaşamak için hayal kurduğunuz ülkelerle iş yapabilir ,ticaret yapabilirsiniz ama ülkenize sırt çeviremezsiniz sırt çeviren buyursun gitsin ama türk kimliğinide bırakıp gitsin türklüğü taşıyıp layık olamadığın özüne atana eziyet etme!
ülkem için vatanım için ne yapabilirim, kendi hayatımıda beğenmediğim bu sistemde nasıl iyileştirebilirimi düşüneceğinize gözünüz diğer ülkelere kaçmak bu gitmek yaşamak için hayal kurduğunuz ülkelerle iş yapabilir ,ticaret yapabilirsiniz ama ülkenize sırt çeviremezsiniz sırt çeviren buyursun gitsin ama türk kimliğinide bırakıp gitsin türklüğü taşıyıp layık olamadığın özüne atana eziyet etme!
devamını gör...
157.
yaklaşık 14 yıl önce yaptığım eylem. hiç pişman değilim. savaşın göbeğinde de çalıştım, kremlinin karşısında da. birgünden bir güne lan acaba ülkeye geri mi dönsem diye sormadım kendime. artı ve eksilerini sıralayayım,
artılar
- tabii ki döviz maaş ilk sırada.
- yurt dışında yaşadığınız için elektronik vs gibi ürünlere türkiyedeki gibi astronomik rakamlar vermiyorsunuz
- bir zamandan sonra türkiyede yaşananlar da pek ilginizi çekmiyor. şahsım 12den sonra ses çıkartmayın mı demiş, özgürlükler mi sınırlandırılmış, bir zamana kadar çok canımı sıkıyordum, artık o kadar da koymuyor.
- izinler için türkiyeye gittiğinizde para harcarken pek düşünmüyorsun. restoranamı gittin, kafana göre yiyip içiyorsun, dilediğin gibi alışveriş yapabiliyorsun. döviz arttıkca alım gücün artıyor.
eksileri
- nerde olursan ol, kendi ülkendeki gibi özgür değilsin yazacaktım ama kendi ülkemizde de özgür değiliz.
- ırkçılık olan biryerde iseniz türkçe konuşmaya çekiniyorsunuz. sizin yabancı olduğunuzu anlamamaları için gerekmedikçe konuşmuyorsunuz.
- artık arkadaşın kalmıyor, kopuyorsun. ama paran olduğu için herzaman yanında seninle eğlenecek tipler var. çok arkadaşımın kalmamasının bir eksikliğini görmedim.
- aileni özlüyorsun. evliysen eşin çocuğun yanındaysa pek problem değil ama ayrıysan o sıkıntı. çok özlüyorsun.
özetlemek gerekirse, bence imkanı olan bireyler biran önce yurt dışına kapağı atmalı. artıları eksilerine göre çok fazla.
artılar
- tabii ki döviz maaş ilk sırada.
- yurt dışında yaşadığınız için elektronik vs gibi ürünlere türkiyedeki gibi astronomik rakamlar vermiyorsunuz
- bir zamandan sonra türkiyede yaşananlar da pek ilginizi çekmiyor. şahsım 12den sonra ses çıkartmayın mı demiş, özgürlükler mi sınırlandırılmış, bir zamana kadar çok canımı sıkıyordum, artık o kadar da koymuyor.
- izinler için türkiyeye gittiğinizde para harcarken pek düşünmüyorsun. restoranamı gittin, kafana göre yiyip içiyorsun, dilediğin gibi alışveriş yapabiliyorsun. döviz arttıkca alım gücün artıyor.
eksileri
- nerde olursan ol, kendi ülkendeki gibi özgür değilsin yazacaktım ama kendi ülkemizde de özgür değiliz.
- ırkçılık olan biryerde iseniz türkçe konuşmaya çekiniyorsunuz. sizin yabancı olduğunuzu anlamamaları için gerekmedikçe konuşmuyorsunuz.
- artık arkadaşın kalmıyor, kopuyorsun. ama paran olduğu için herzaman yanında seninle eğlenecek tipler var. çok arkadaşımın kalmamasının bir eksikliğini görmedim.
- aileni özlüyorsun. evliysen eşin çocuğun yanındaysa pek problem değil ama ayrıysan o sıkıntı. çok özlüyorsun.
özetlemek gerekirse, bence imkanı olan bireyler biran önce yurt dışına kapağı atmalı. artıları eksilerine göre çok fazla.
devamını gör...
158.
ben bunu gerceklestirdim. yaklasik 6 senelik bir ugrasin sonucunda. yazilimciyim, turkiye'de iyi bir uluslararasi sirketteydim. tum arkadaslarim yurt disina tasindi diyebilirim.
yurt disina tasinanlarin ortak ozelligi iyi bir kariyerlerinin olmasi. soyle yada boyle bu adam %0.1 lik kesime girmis. iyi bir kariyer yapmanin yolu bir donem kole olmak. bir donem kole oldugunuz icin adamlar sizi ulkelerine kabul ediyor, hemde %30-40 daha az para vererek. sizde bunu kabul etmek zorundasiniz aslinda, baska seceneginiz yok cunku. parayi tasindiktan 7 ay sonra duzelttim ama iyi bir kole oldugum icin. iyi bir kole olunca alternatifleriniz oluyor.
yani aranizdan yurt disina gidecek olanlar, bunalim-ofke-bosa calisma gibi duygulara ragmen cabalayanlar ve iyi bir kariyer insaa edebilenler. yonetici olsaniz farkli seyler bekleniyor, isci olsaniz farkli seyler bekleniyor ama beklenti her zaman %0.1'lik kesimden olmaniz, tum herseyinizi birakip gitmeniz.
akp'nin benden caldigi seyler bunlar iste. bir insanlari kutuplastirip hosgorusuz, dar goruslu bir toplum yaratti. kimseyle konusulmuyor, insan kendi ailesinden uzaklasiyor. ikincisi de ulkeyi yasanmaz bir hale getirip, yilin 170 gunu yagmur yagan bir yere beni hapsetti. vatandasi degilim, 2 aydan fazla ulkeden cikamiyorum, yan haklarim sinirli olabiliyor, en iyi kole ben olmama ragmen yasal sinirlar ortaya cikiyor.
iyi olmadi mi derseniz, evet iyi oldu bende dunya gorusumu gelistirmis oldum. ama donecek bir ulkenin olmamasi ve hep disarida olmak da insani dusunduruyor.
yurt disina tasinanlarin ortak ozelligi iyi bir kariyerlerinin olmasi. soyle yada boyle bu adam %0.1 lik kesime girmis. iyi bir kariyer yapmanin yolu bir donem kole olmak. bir donem kole oldugunuz icin adamlar sizi ulkelerine kabul ediyor, hemde %30-40 daha az para vererek. sizde bunu kabul etmek zorundasiniz aslinda, baska seceneginiz yok cunku. parayi tasindiktan 7 ay sonra duzelttim ama iyi bir kole oldugum icin. iyi bir kole olunca alternatifleriniz oluyor.
yani aranizdan yurt disina gidecek olanlar, bunalim-ofke-bosa calisma gibi duygulara ragmen cabalayanlar ve iyi bir kariyer insaa edebilenler. yonetici olsaniz farkli seyler bekleniyor, isci olsaniz farkli seyler bekleniyor ama beklenti her zaman %0.1'lik kesimden olmaniz, tum herseyinizi birakip gitmeniz.
akp'nin benden caldigi seyler bunlar iste. bir insanlari kutuplastirip hosgorusuz, dar goruslu bir toplum yaratti. kimseyle konusulmuyor, insan kendi ailesinden uzaklasiyor. ikincisi de ulkeyi yasanmaz bir hale getirip, yilin 170 gunu yagmur yagan bir yere beni hapsetti. vatandasi degilim, 2 aydan fazla ulkeden cikamiyorum, yan haklarim sinirli olabiliyor, en iyi kole ben olmama ragmen yasal sinirlar ortaya cikiyor.
iyi olmadi mi derseniz, evet iyi oldu bende dunya gorusumu gelistirmis oldum. ama donecek bir ulkenin olmamasi ve hep disarida olmak da insani dusunduruyor.
devamını gör...
159.
bütün çalışmalarımı bunun için yapıyorum. bazen motivasyonumu ve disiplinimi kaybediyorum ama iki gün geçmiyor saçma bir olayla sallanıyor ülke. kalk diyorum fikirleriniyazar kalk ve çalışmaya devam et. hak ettiğin yaşam bu değil
devamını gör...
160.
kuru kuruya hamasete, şoven milliyetçiliğe, kullanıla kullanıla artık anlamını yitirmiş, ezan, bayrak, vatan safsatasına sarılmadan, artık zamanı çoktan gelmiş olan eylem. vay bırakmayız, kaçmayız diye sallamadan, kendi gidemeyip, giden gitsin demeyerek, kuru vatanbizimciliğine bulaşmadan, gidene de sonuna kadar saygı duyup yolun açık olsun, darısı başımıza diyerek, yapılması artık zorunlu olan gidiş. doğdugun yer değil, doyduğun, ve mutlu olacağın yer önemlidir nihayetinde ve dünyaya bir daha gelinmeyeceği bilinerek. (kendisi için olmasa bile eş, çocuk ve sevdikler için özellikle) unutulmasın ki, hicbir insan anne babasını seçemediği gibi, doğdugu coğrafyayı da seçemiyor...
umutsuzluk değil, mecburiyet, bu güzel ülke, artık kim, ne kadar isterse istesin, maalesef düzelmeyecek...
umutsuzluk değil, mecburiyet, bu güzel ülke, artık kim, ne kadar isterse istesin, maalesef düzelmeyecek...
devamını gör...