121.
herkes bunu diline dolamış ama doğru düzgün gerçekleştiren daha görmedim.
sistem bizi memleketimizden ayıramaz. gidenler eşi ile gitmediyse ya da orada bir aileye sahip değilse geri dönüp gelecektir.
ne olursa olsun gitmeyelim. yoksa yabancılar savaşla alamadıkları vatanımızı paralarıyla lanet iktidar hükümeti sebebiyle ele geçirecektir. bu vatan bizim. vatanın ne demek olduğunu kendimize hatırlatalım.
sistem bizi memleketimizden ayıramaz. gidenler eşi ile gitmediyse ya da orada bir aileye sahip değilse geri dönüp gelecektir.
ne olursa olsun gitmeyelim. yoksa yabancılar savaşla alamadıkları vatanımızı paralarıyla lanet iktidar hükümeti sebebiyle ele geçirecektir. bu vatan bizim. vatanın ne demek olduğunu kendimize hatırlatalım.
devamını gör...
122.
123.
şu an imkanım olsa bir kere bile düşünmeden giderim
devamını gör...
124.
her gün biraz daha artan isteğim.
devamını gör...
125.
ya şu gitmek isteyenler defolup gitsede, bir rahatlasak. gidin kardeş. aynen taşı toprağı altın , havasi medeniyet kokuyor aynen. super super, gidin ya! çek gitt artık!
devamını gör...
126.
kalıp mücadele etme, mücadele etmek isteyenlerle bir araya gelme seçeneği karşısında çok sönük kalan bir seçenektir.
o zaman suriyelilere kızmayacaksınız.
o zaman suriyelilere kızmayacaksınız.
devamını gör...
127.
önümde birkaç seçenek var.
meksika, kolombiya, arnavutluk, karadağ, bir ihtimal abd.
meksika ağır basıyor.
bakalım ekim kasım gibi gibi terk-i diyar eyleyeceğim.
arada sallarım gittiğim yerden, bıraları çoq kötü yeğenim, düzenimiz olmasaydı türkiye çoq eyiydi diye.
ama söz gidersem evimin bir odasını türkiye'den tatile gelecek kişilere ücretsiz vereceğim.
meksika, kolombiya, arnavutluk, karadağ, bir ihtimal abd.
meksika ağır basıyor.
bakalım ekim kasım gibi gibi terk-i diyar eyleyeceğim.
arada sallarım gittiğim yerden, bıraları çoq kötü yeğenim, düzenimiz olmasaydı türkiye çoq eyiydi diye.
ama söz gidersem evimin bir odasını türkiye'den tatile gelecek kişilere ücretsiz vereceğim.
devamını gör...
128.
yallah arabistana ya da heyyo avrupa ben geliyorum tarzında geniş yelpazesi bulunan gerçekleştirilesi eylem.
devamını gör...
129.
haklı olarak boka dönmüş ülkede kalmayıp gitmek isteyenlere "git yürü kapı orda" diyenlere itina ile "ekonomik imkanım yok. olsa bir hafta içinde basıp gideceğim zaten" deyiniz. sesleri ancak öyle kesiliyor.
devamını gör...
130.
her gencin olamayacak hayali. bir gün gerçekten istiyorum.
devamını gör...
131.
işte vazgeçilmez bir klişe.
marjinal kardeslerim durun, n'olur bizi bırakmayın bizler siz olmadan ne yaparız?
gitmek isteyenlere bi vasfını sorsam cevap veremez, ehonomi çoh gotu, dayyip paralari caldi okuyamadik diyecekler ama ulan binlerce suriyeli catir catir yasadisi yollardan falan olsa da gitti avrupa kitasina, iclerinde benim suriyeli arkadasim bile var, giderken burada bize kotu davraniyorsunuz demisti en son kendisinden haber aldigimda almanya'da bir kamptaymis...
gitmek isteyen gidiyor yani yegenlerim, belki suriyeli arkadasim sizin icin kotu bir ornek ama fatih isimli bir cocukluk arkadasim var amerika'da kanser uzerine arastirmalar yapiyor, kendisi umraniye cocuguydu, gokhan diye bi arkadasim daha var polonya'da calisiyor onun babasi ise insaatciydi.
buradan
demem o ki 2 arkadasim gitti ve bunlar gayet hayatini idame ettiriyor ama siz illa kuru gurultu yapcaksiniz degil mi? cunku vasfiniz, niteliginiz yok ve oralarin bos beles insan sevmedigini biliyorsunuz
bizim buralarda sey derler. agiz der ama mabad yemez.
marjinal kardeslerim durun, n'olur bizi bırakmayın bizler siz olmadan ne yaparız?
gitmek isteyenlere bi vasfını sorsam cevap veremez, ehonomi çoh gotu, dayyip paralari caldi okuyamadik diyecekler ama ulan binlerce suriyeli catir catir yasadisi yollardan falan olsa da gitti avrupa kitasina, iclerinde benim suriyeli arkadasim bile var, giderken burada bize kotu davraniyorsunuz demisti en son kendisinden haber aldigimda almanya'da bir kamptaymis...
gitmek isteyen gidiyor yani yegenlerim, belki suriyeli arkadasim sizin icin kotu bir ornek ama fatih isimli bir cocukluk arkadasim var amerika'da kanser uzerine arastirmalar yapiyor, kendisi umraniye cocuguydu, gokhan diye bi arkadasim daha var polonya'da calisiyor onun babasi ise insaatciydi.
buradan
demem o ki 2 arkadasim gitti ve bunlar gayet hayatini idame ettiriyor ama siz illa kuru gurultu yapcaksiniz degil mi? cunku vasfiniz, niteliginiz yok ve oralarin bos beles insan sevmedigini biliyorsunuz
bizim buralarda sey derler. agiz der ama mabad yemez.
devamını gör...
132.
bir gün bize de nasip olur mu dedirten başlık
devamını gör...
133.
1000 yıl ortaçağ skolastisizminde can verdi avrupalılar doğuya göçelim demedi. 1000yılın sonunda coğrafi keşiflerle aldılar hepsini getirdiler.
kavimler göçü, çin baskısı moğol baskısı göçü, anodolu yu, rumeli yi türkleştirme göçü, isçi göçü, beyin göçü... nedir bu milletin bitmez tükenmez göçebe hayatı oturup biraz bilim sanat apalım yeter yahu!
bazı şeyler hakkaten günü geldiğinde genlerle açıklanabilecek sanırım.
işin şakası bir yana ben göçmen oldum benim tavsiye edebileceğim bir şey hic değil. en kaba tarifiyle avrupa'nın suriyeli'si olmak bana göre değil. yaşayabilene, katlanabilene elbette saygım sonsuz. ama zorla türbana da soksalar ben burada öleceğim.
bu başlık her hortladığında üslubunun beni olduğu gibi rahatsız edenleri için söylemek isterim ki;
bırakınız gitsinler efendim.
kavimler göçü, çin baskısı moğol baskısı göçü, anodolu yu, rumeli yi türkleştirme göçü, isçi göçü, beyin göçü... nedir bu milletin bitmez tükenmez göçebe hayatı oturup biraz bilim sanat apalım yeter yahu!
bazı şeyler hakkaten günü geldiğinde genlerle açıklanabilecek sanırım.
işin şakası bir yana ben göçmen oldum benim tavsiye edebileceğim bir şey hic değil. en kaba tarifiyle avrupa'nın suriyeli'si olmak bana göre değil. yaşayabilene, katlanabilene elbette saygım sonsuz. ama zorla türbana da soksalar ben burada öleceğim.
bu başlık her hortladığında üslubunun beni olduğu gibi rahatsız edenleri için söylemek isterim ki;
bırakınız gitsinler efendim.
devamını gör...
134.
amin.
devamını gör...
135.
türkiye cennet gibi ama zebani dolu içi. zengin bir ailede doğsam böyle bir fikir aklımdan bile geçmezdi ama mezun olunca 3 bin liraya ev geçindirmek bu koşullarda biraz zor.
devamını gör...
136.
ben anlayamıyorum.
defolun gidincileri de anlamıyorum, gittik diye hava atanları da anlamıyorum. bu kişisel bir tercih meselesi. bir insanı hayatının tamamını tek bir ülkede geçirmiyor diye hain ilan etmek yanlış. gittiniz diye gitmeyenlere imkanı olsa gider gözüyle bakmak da yanlış.
mesela özlem türeci ve uğur şahin'in anne babaları vatan haini mi? vatan haini evlatlar mı yetiştirmişler? bu iki kişinin türkiye'ye sağladığı faydayı ülke içindeki kaç bilim adamı sağlayabildi? sizce aziz sancar amerika'ya gitmese nobel alabilir miydi? hain mi şimdi bu adam?
üniversitede nefes aldırılmayıp yıldırılan bilim insanlarının işlerini yapamadıkları için yapabilecekleri yere gitmeleri doğal değil mi? türkiye'de devlete girme imkanı olmayan torpilsiz bir mühendisin özel sektörde üç kuruşa kendini tüketmesi vatanseverlik mi oluyor? hadi bunları geçelim. asgari ücrete 12 saat çalışan bir vasıfsız işçi bir şekilde gidip aynı işi günde 8 saat yaparak türkiye'den çok daha yüksek bir hayat standardı yakalıyorsa bu kişiye gitti diye vatan haini deme cüretini bir insan nasıl kendinde buluyor hayret ediyorum. yani bu adam kalıp asgari ücrete sürünse vatan kurtulacak, öyle mi? yada giden mühendisler geri dönse türkiye'de öyle imkanlar bulacaklar ki acayip projeler icatlar falan yapacaklar. turkcell bile bir zamanlar dünyanın en iyi 20 teknoloji firması arasında olan bir şirket iken şu an yandaş yuvası. orada çalışanlar da badem bıyıklı geri zekalıların yönetiminde çalışmak zorunda. az itiraz edeni de işten atıyorlar zaten. şimdi böyle bir ortamda çalışan nitelikli kişi adam yerine koyulacağı bir ülkeye gidiyor diye sizce vatan haini oluyor ama kalıp badem bıyıklara kendini ezdirince vatan kurtuluyor, öyle mi?
gitmeyenler de çeşitli sebeplerle kalıyor olabilirler. yaşadığı yerden memnundur, iyi vakit geçiriyordur, ailesinden ayrılmak istemiyordur, işyeri sahibidir vb. ama ben vatanımı seviyorum o yüzden kalıyorum demek biraz kendini kandırmak gibi geliyor bana. bilmiyorum. belki böyle düşünenler eğer kendileri giderse türkiye'de ne değişecek, ne daha kötü olacak yazarlarsa iyi olur.
şimdi asıl vatan haininin kim olduğuna gelelim. bakın bakalım 10 sene önce bir memurun maaşı kaç dolarmış, bugün kaç dolara inmiş. asgari ücret sıralamasında avrupa'da kaçıncılıktan kaçıncılığa gerilemişiz. belki de vatan hainleri alım gücünü son birkaç yılda yarı yarıya azaltarak insanları sefalete mahkum edenler ve bunların destekçileridir, kimbilir.
defolun gidincileri de anlamıyorum, gittik diye hava atanları da anlamıyorum. bu kişisel bir tercih meselesi. bir insanı hayatının tamamını tek bir ülkede geçirmiyor diye hain ilan etmek yanlış. gittiniz diye gitmeyenlere imkanı olsa gider gözüyle bakmak da yanlış.
mesela özlem türeci ve uğur şahin'in anne babaları vatan haini mi? vatan haini evlatlar mı yetiştirmişler? bu iki kişinin türkiye'ye sağladığı faydayı ülke içindeki kaç bilim adamı sağlayabildi? sizce aziz sancar amerika'ya gitmese nobel alabilir miydi? hain mi şimdi bu adam?
üniversitede nefes aldırılmayıp yıldırılan bilim insanlarının işlerini yapamadıkları için yapabilecekleri yere gitmeleri doğal değil mi? türkiye'de devlete girme imkanı olmayan torpilsiz bir mühendisin özel sektörde üç kuruşa kendini tüketmesi vatanseverlik mi oluyor? hadi bunları geçelim. asgari ücrete 12 saat çalışan bir vasıfsız işçi bir şekilde gidip aynı işi günde 8 saat yaparak türkiye'den çok daha yüksek bir hayat standardı yakalıyorsa bu kişiye gitti diye vatan haini deme cüretini bir insan nasıl kendinde buluyor hayret ediyorum. yani bu adam kalıp asgari ücrete sürünse vatan kurtulacak, öyle mi? yada giden mühendisler geri dönse türkiye'de öyle imkanlar bulacaklar ki acayip projeler icatlar falan yapacaklar. turkcell bile bir zamanlar dünyanın en iyi 20 teknoloji firması arasında olan bir şirket iken şu an yandaş yuvası. orada çalışanlar da badem bıyıklı geri zekalıların yönetiminde çalışmak zorunda. az itiraz edeni de işten atıyorlar zaten. şimdi böyle bir ortamda çalışan nitelikli kişi adam yerine koyulacağı bir ülkeye gidiyor diye sizce vatan haini oluyor ama kalıp badem bıyıklara kendini ezdirince vatan kurtuluyor, öyle mi?
gitmeyenler de çeşitli sebeplerle kalıyor olabilirler. yaşadığı yerden memnundur, iyi vakit geçiriyordur, ailesinden ayrılmak istemiyordur, işyeri sahibidir vb. ama ben vatanımı seviyorum o yüzden kalıyorum demek biraz kendini kandırmak gibi geliyor bana. bilmiyorum. belki böyle düşünenler eğer kendileri giderse türkiye'de ne değişecek, ne daha kötü olacak yazarlarsa iyi olur.
şimdi asıl vatan haininin kim olduğuna gelelim. bakın bakalım 10 sene önce bir memurun maaşı kaç dolarmış, bugün kaç dolara inmiş. asgari ücret sıralamasında avrupa'da kaçıncılıktan kaçıncılığa gerilemişiz. belki de vatan hainleri alım gücünü son birkaç yılda yarı yarıya azaltarak insanları sefalete mahkum edenler ve bunların destekçileridir, kimbilir.
devamını gör...
137.
param olsa 5 dakika bile düşünmeden harekete geçeceğim eylem.
devamını gör...
138.
gideceğiniz en iyi ülke suriye ya da arabistan olacağı için pek bir şey değişmeyecektir. ortadoğu doğumlu bir insanı avrupa ne yapsın ki?
devamını gör...
139.
(bkz: muhafazakar)
dedesi ve babası ile aynı evde doğan türk vatandaşı binde birdir. ezici çoğunluğumuz ya rumeli topraklarından "defedilmiş" ya da osmanlıya ayakbağı olduğu için sürgüne yollanmış göçebelerin torunlarıyız.
devlet "officially" neyi politika haline getirir ise onu size "impose" etmeye çalışır. vatan ve millet kavramı gibi her dönem ekseriyetle vurgulanarak suni bir biçimde oluşturulmalıdır ki sosyal düzen sağlanabilsin. bir örnek vermek gerekirse, bu gün istanbul gibi bir kültür şehri andan menderes ile başlayarak talan edilmiş ve ucube bir ekümenopolis haline getirilmiş ise sebebi büyük ölçüde cumhuriyet dönemiyle ortaya çıkan bu "türk" "göçebe"lerin osmanlı mirasçısı olmamasından kaynaklanıyor.
cumhuriyet dönemi ile başlayarak hızla degişen demografi, üzerine çarpık sosyal ve ekonomik sistemi de ilave edince türkiye, ülkenin ve insanının içinden çıkamadığı bir açmaz ile milenyuma kadar kör topal ilerledi. ancak ülke nüfusunun yarısını oluşturan, devlet politikasının göz bebekleri "muhafazakar" taban, bir proje kapsamında (bkz: malezya modeli) iktidara gelmesi ile beraber büyük bir ikilem yaşadı. usa'nın (bkz: qe) politikası ile yelkenlerini doldurarak kendi burjuvazisini oluşturup ultra-zenginleşirken zaten çarpık temellendirilmemiş değerlerini muhafaza etmeyi başaramadı. bu ülkenin hesapta bir "irfanı" olarak aksettirilen "bir lokma bir hırka düsturu" kaçınılmaz olarak milyar dolarlık saraylar ve son model yatlara evrildi. ılımlı islam/usa ile işbirliği yapabilen islam hızla fakirleşen bu "yeni türkiye"yi devlet çıpasının olmadığı, rant ve vahşi batı ekonomisinin döndüğü bir yer haline getirdi. en önemlisi ise tarihinde eşi benzeri olmayan bir oligarşi altında zaten eser miktarda olan milli ve dini değerler bilinçli olarak aşındırıldı. bunlara henüz "azınlık" toplumların ayrılıkçı talepleri de -henüz yüksek sesle bağırmasalar da- eklenmeye başladı. kimse fakir, itibarsız ve adaletsiz bir ülkenin vatandaşı olmak istemez ki bu düşüncem başlığın altına uygun olabilir.
sonuç olarak toplumlar üzerlerinde uzlaştıkları soyut kavramlar - örn. devlet, bayrak - ile bir araya gelir. türk(iye) toplumunda -ki bildiğiniz üzere bu kavram da muallakta- bu toplumsal barıştan söz edebilmek mümkün değildir. bu nedenle özellikle şehirlerde genç iş gücünün fonksiyonsuz bir mekanizma dışında kendilerine çıkar yol araması kaçınılmazdır.
dedesi ve babası ile aynı evde doğan türk vatandaşı binde birdir. ezici çoğunluğumuz ya rumeli topraklarından "defedilmiş" ya da osmanlıya ayakbağı olduğu için sürgüne yollanmış göçebelerin torunlarıyız.
devlet "officially" neyi politika haline getirir ise onu size "impose" etmeye çalışır. vatan ve millet kavramı gibi her dönem ekseriyetle vurgulanarak suni bir biçimde oluşturulmalıdır ki sosyal düzen sağlanabilsin. bir örnek vermek gerekirse, bu gün istanbul gibi bir kültür şehri andan menderes ile başlayarak talan edilmiş ve ucube bir ekümenopolis haline getirilmiş ise sebebi büyük ölçüde cumhuriyet dönemiyle ortaya çıkan bu "türk" "göçebe"lerin osmanlı mirasçısı olmamasından kaynaklanıyor.
cumhuriyet dönemi ile başlayarak hızla degişen demografi, üzerine çarpık sosyal ve ekonomik sistemi de ilave edince türkiye, ülkenin ve insanının içinden çıkamadığı bir açmaz ile milenyuma kadar kör topal ilerledi. ancak ülke nüfusunun yarısını oluşturan, devlet politikasının göz bebekleri "muhafazakar" taban, bir proje kapsamında (bkz: malezya modeli) iktidara gelmesi ile beraber büyük bir ikilem yaşadı. usa'nın (bkz: qe) politikası ile yelkenlerini doldurarak kendi burjuvazisini oluşturup ultra-zenginleşirken zaten çarpık temellendirilmemiş değerlerini muhafaza etmeyi başaramadı. bu ülkenin hesapta bir "irfanı" olarak aksettirilen "bir lokma bir hırka düsturu" kaçınılmaz olarak milyar dolarlık saraylar ve son model yatlara evrildi. ılımlı islam/usa ile işbirliği yapabilen islam hızla fakirleşen bu "yeni türkiye"yi devlet çıpasının olmadığı, rant ve vahşi batı ekonomisinin döndüğü bir yer haline getirdi. en önemlisi ise tarihinde eşi benzeri olmayan bir oligarşi altında zaten eser miktarda olan milli ve dini değerler bilinçli olarak aşındırıldı. bunlara henüz "azınlık" toplumların ayrılıkçı talepleri de -henüz yüksek sesle bağırmasalar da- eklenmeye başladı. kimse fakir, itibarsız ve adaletsiz bir ülkenin vatandaşı olmak istemez ki bu düşüncem başlığın altına uygun olabilir.
sonuç olarak toplumlar üzerlerinde uzlaştıkları soyut kavramlar - örn. devlet, bayrak - ile bir araya gelir. türk(iye) toplumunda -ki bildiğiniz üzere bu kavram da muallakta- bu toplumsal barıştan söz edebilmek mümkün değildir. bu nedenle özellikle şehirlerde genç iş gücünün fonksiyonsuz bir mekanizma dışında kendilerine çıkar yol araması kaçınılmazdır.
devamını gör...
140.
üniversite biter bitmez gerçekleştireceğim, düşüncesi bile huzur veren eylemdir.
devamını gör...
